• 11101
    çok üzülerek söylüyorum; ihaneti engelleyememiştir. gücü yetmemiştir. galatasarayın başındaki hain zatı etkisizleştiremedik, yeterince büyük yangın oluşturamadık ve elimizdeki beşlemeyi bizden çalmasına izin verdik.

    galatasaray taraftarı farklıdır yea mastürbasyonunu yapıp sosyal medyada skor kovalamaya devam edebiliriz. hain bir rantçıyı engelleyemedik.
  • 11102
    artık ismaila sarrmış, leaoymuş, ahmetmiş mehmetmiş bu akşam uçağa biniyor dense bile gündemine almaması gereken taraftar grubu. aylardır bir döngünün içinde hapsolmuş gibi her hafta 3-4 isim üzerinden gündem dönüyor. atılan oltaya aylardır takılmaktan bıkmadık mı?

    adam gözümüzün içine baka baka sezonu, şampiyonluğu, bugünümüzü, geleceğimizi satıyor bu herkes için çok net değil mi?

    artık gündem olması gereken tek bir konu var. stadda sokakta sosyal medyada her yerde artık galatasaraylıların konuşması gereken tek konu.

    #dursunözbekistifa

    bu taraftar, bu galatasaray hainlerinin altından o koltukları bugün çekip almazsa yarın her şey için çok geç olacak.
  • 11104
    fener'in nefes alışverişinden bile korkar hale gelen taraftardır.
    yok leao fener'e gider, yok aziz çıldırır, yok şampiyonlar liginde iyi oynarlar, yok mükemmeller, şöyle böyle...
    18 yıllık aranın ardından cl'ye gidebildiler. bugün legia varşova'nın bile daha fazla popülaritesi vardır o arenada.
    aziz yıldırım 20 küsür başkanlığı süresince galatasaray şampiyonlukları görmekten daha fazla ne yaptı? yıldız mı indirir?
    indirsin abi ama şampiyon olamıyorlar.
    bugün fb, danimarka'nın 7.'siyle oynamayı biliyor ama madrid, münih, psg veya ne bileyim 5 büyük ligin kalburüstü takımlarıyla oynamasını bilmiyor. en son münih'le hazırlık maçı yaptıklarında 6 yemişlerdi.
    lyon'un genç kadrosuna bile az kalsın yeniliyorlardı.
    kante, muriqi, lukaku, talisca, semedo, skriniar, ake, ederson gibi yabancı futbolcuların hepsi 30+ yaşlarında. sizce bu takım iki zorlu kulvarı götürebilir mi? kadrolarında farkını ortaya koyabilen birkaç topçu var ama uzun maratonda pert olma ihtimalleri çok yüksek.
    biz ise daha tecrübeliyiz. daha geçen sene son 16 yaptık. ligde 4 sene üst üste şampiyon olduk. tüm dünya, bizim stadın atmosferini konuşuyor. salah, van dijk, kane gibi oyuncular galatasaray dendiğinde ürküyor abi.
    hal böyleyken allah aşkınıza biraz kendinize gelin. tamam, rakibi küçümsemeyelim ama real madrid seviyesine de getirmeyelim ya.
  • 11105
    artık şunu anlaması gereken taraftardır; ne tff, ne aziz yıldırım, ne de bir başkası, bu kulübün en büyük prangası ortaya herhangi bir akıl, planlama ve strateji koyamayan kendi başkanı ve yönetimidir, en büyük rakibi bunlardır, bunlar biraz kulübü ve galatasaray'ın menfaatini düşünseler arkasındaki büyük kitlenin oluşturacağı sinerji ile hayal bile edilemeyecek noktalara erişme potansiyeli hayli yüksek ama batıya açılan pencere dediğimiz o zihniyetin en büyük defosu da bu, doğru düzgün başkan ve yönetici çıkaramaması...
    zaten galatasaray'ın büyüklüğünün en büyük kısmı da buradan geliyor, destekten ziyade köstek olan yönetimlerine rağmen şampiyon olabilmesi...
  • 11106
    galatasaray’ı tutan insanlar topluluğu.

    ve idrak etmiş olduk ki; piyasada söylendiği gibi “galatasaray taraftarı başarısızlığa tahammül etmez hemen indirir, gönderir” şeklindeki medya yaygarasının ne kadar boş olduğunu.. zira rakiplerin kendi cenahlarını konsolide etmek için ürettikleri bu argümanları zevkle sahiplenmiş olduğumuzu..

    göz göre göre gelecek yıkımın önünü alacak hiç bir etkimiz yok.

    hala yönetim tarafından mamalanan ahlaksız galatasaray muhabirlerinin haberlerini tartışıyoruz.

    hala bu ahlaksızların uydurduğu ya da bunlara servis edilen isimlerle günlerimizi harcıyoruz.

    ya galatasaray hakkında haber yapan bu tipleri takip etmeme iradesi gösterip, yönetimin manipülasyon yapacağı araçları boşa çıkaracağız ya da uyutulup duracağız.
  • 11107
    allah sabır versin dediğim taraftardır. bence bu sene yavaştan futbola ara verelim. gemi resmen buz dağına çarpmaya doğru gidiyor ve ne taraftar ne de genel kurulda yer alan akil insanları bu duruma müdahale edebiliyor. takım bir başkan tarafından bilerek, isteyerek zayıflatılarak, güçsüzleştirilerek, kurtlar sofrasına gönderiliyor ve biz sadece izliyoruz! bu takıma orta saha şart diyoruz ve bizi ciddiye alan bile yok! eee nerede kaldı galatasaray taraftarının o gücü?? basın mensuplarının çoğu ise yalancı ve taraftarın aklıyla alay ediyorlar. herkese şimdiden geçmiş olsun, delirmenin lüzumu yok, görünen köy kılavuz da istemiyor….cumartesi göztepe maçında o stadı öyle bir inleteceksin ki istersen 5-0 yenil kimsenin umrunda olmayacak, işte o zaman taraftarın gücü anlaşılır. yoksa, hadi geçin lütfen.
  • 11113
    ultraslan'ın kendini lağvetmesinin ardından 29 ağustos 2026 galatasaray göztepe maçında tiyatro izleyen bir kalabalık haline gelmiş.

    bunun nedeni ultraslan'ın mükemmel bir oluşum olması vs. değil de taraftarı organize edecek bir grup kalmadı sanırım.

    umarım ben yanılmışımdır ve sadece bu maça özgü bir olaydı bu. ama kesinlikle son yıllarda izlediğim en kötü galatasaray tribünlerinden biriydi. her tribünden farklı bir ses çıkmasından dolayı davul sesi ve uğultu dışında hiçbir tezahürat duyulmuyordu.
  • 11114
    -bir futbolcu ekran karartır ve taraftar haklı olarak tepki gösterir. sonra biri çıkar "o bize çok şey kattı, eleştirmeyelim!" der. taraftar kabullenir ve yumuşar. e tabi o sırada futbolcu da istediği zammı alır ve olay kapanır. işin sonunda taraftar sırf galatasaray'ın iyiliği için oyuncuyu alkışlar ve buzlar eritilir.

    -o futbolcunun taktiğini uygulayan nice futbolcular da istediğini alır ve taraftar yine desteklemeye devam eder.
    -1000 lira bile verilmeyecek kalitedeki ürünlere 10 katı fiyat çekilir ve taraftar sırf galatasaray'ın iyiliği için alır.
    -bilet fiyatları arşa çıkarken, taraftar galatasaray'ın iyiliği felsefesini tekrardan ön plana koyar ve akın akın koşar.
    -uçak+konaklama+maç biletinin en fazla 600-700 euro tutacağı yerde, kulüp 3 katını ister ve galatasaray'ın iyiliği için bu parayı verecek binlerce kişi çıkar.
    -yönetim, taraftarı sürekli enayi yerine konar. transfer yaparız derler yapmazlar, galatasaray'ın haklarını savunacağız derler savunmazlar, güçlü duracağız derler duramazlar...
    işin sonunda lig başlar ve galatasaray taraftarı yine ve yeniden galatasaray'ın iyiliği felsefesine bürünür.

    -ultraslan adlı oluşumun sözde reisleri karaborsadan tutun, her türlü düzenbazlıklarla hayatına devam ederken, masum taraftarlarımız yine ve yeniden ayakta uyutuldu.
    -taraftar kendi etinden sütünden kısıp, galatasaray'a para verirken, galatasaray içindeki şahıslar lüks lokantada yediği suyun faturasını bile galatasaray'a keser.

    kısacası taraftar "galatasaray'ın iyiliği için..." tarzı cümlelere boyun eğmeyi sürdürürse, yarın öbür gün bundan güç alıp kulübü satmaya varacak kadar ileri gidecek yiyiciler çıkacak.
    alışveriş yapmayalım, maça gitmeyelim demiyorum, zaten 4 yıllık bir başarıdan sonra bunu deme haddim de, yüzüm de yok ama bu başarıda pay sahibi olmayanları tabir-i caizse itin bir yerine sokmadıkça, bu taraftar şampiyon olduğu zaman bile kan ağlar. zaten bu vurdumduymazlık sürerse, birkaç yıl sonra başarı kelimesini bile unuturuz.

    o yüzden taraftarın artık bu moddan çıkıp, tepkisini istedikleri gerçekleşene kadar sürdürmesi gerekiyor. bir futbolcu ekran karartıp istediğini alıyorsa, taraftar da tepkisini zamana yaymayı bilip, istediğini koparmalı.
    hadi maç başladı, geçmiş geçmişte kaldı dersek, şekil a'da görüldüğü gibi aynı hataları yıllarca tekrarlarlar. işin sonunda bizler müşteri, onlar hakiki taraftar çıkar!
  • 11115
    herkesten önce kendisi oyuncu yemeyi bırakmalıdır. lesley ve bitshiabu'yu maaliyetleri üzerinden gömmeyi bırakıp artık bu çocuklara destek olmalıdır. neyini gördünüz de 25 30 etmez diyorsunuz? ümit akdağ'a 10 verse suç yabancı stopere 28 verse suç. yönetim hatalı yönetim kötü eyvallah da onların rezaleti. bu çocukların değil. salın oyuncularımızı artık yahu. çıksınlar oynasınlar görelim neymiş. eder mi etmez mi ona göre günün sonunda iyiydi kötüydü deriz.
  • 11116
    galatasaraylılar genelde inançlı bireylerdir. zafer kazanınca sevincini kendi içinde kutlar, üzüntüsünü kendi içinde yaşar, sıkıntılarının sebebini doğru yerde arar. ne istediğini bilir. kimseye bulaşmaz, vergisini verir, yere çöp atmaz, yemeğini suyunu paylaşır. eşi dostu başka takımlıysa ve evinde maç izliyorsa onları üzmez. eşi dostu fenerliyse gururunu, onurunu kırmaz. her daim uzlaşmacı ve süper insan topluluğundandır. yaradana güvenir, ondan adalet diler, kolay kolay yolundan çıkmaz.

    galatasaraylılar sabırlıdır. ligden düşme potasında olsa dahi bir zaman sonra her şeyin düzeleceğine inanır ve güvenir. söylenenin aksine takım kötü giderken desteğini komple kesmez. en azından içindeki galatasaray ateşi her daim yanar. galatasaraylı olan, galatasaraylılık yolundan hiçbir zaman çıkmaz.

    geldik 2026'ya.

    4 sene üst üste şampiyon olduk. öyle bir dönem yaşıyoruz ki yıllardır söylediğimiz besteyi, eğer bir daha şampiyon olursak artık söyleyemeyeceğiz. daha 2 sene önce kenan doğulu'nun "rütbeni bileceksin" şarkısıyla paylaşım yaparken 4 sarı yıldızı yan yana diziyorduk. şimdi 5 yıldızın üzerindeki çıkıntıya çentiği koyduk.

    galatasaray taraftarı olmak zordur ama dünyanın en keyifli ve en güzel makamıdır. kulübü para babaları yönetmez. tribünde maça gelen insanların çok büyük bölümü gerçekten galatasaraylıdır. bizden olmayan ya da olmayacak bir avuç serserisi tabii ki vardır ancak onlar azınlıktır. kuzeyinden güneyine, doğusundan batısına tüm stadın %97'sinin kalbi galatasaray ile çarpar.

    galatasaraylı olmanın mükafatını da galatasaraylılar alır.

    1- hasan şaş'a doyamayanlar barış alper yılmaz ile ödüllendirildi. tekrar damgasını vuracaktır.

    2- taffarel'e doyamayanlar mondragon'la, ardından muslera ile ödüllendirildi.

    3- turgay şeren'i göremeyenler için uğurcan çakır gönderilmiştir.

    4- bülent korkmaz'ı biraz olsun yeniden hissetmek için abdülkerim bardakcı gelmiştir.

    5- melo rüyası bitti derken yıllar sonra torreira gökten inmiştir.

    6- hagi'nin lezzetini biraz olsun yeniden tattırabilmek için sneijder gelmiştir.

    7- drogba'yı göremeyenler için belki daha iyisi, daha genci victor osimhen gelmiştir.

    8- fatih terim yaşlandı, hırpalandı, "biz bu efsaneyi bir daha nereden bulacağız?" derken okan buruk ortaya çıkmıştır.

    9- 4 sene üst üste şampiyonluk masalını göremeyenler için tarih bir kez daha tekerrür etmiştir.

    mutluluk en çok galatasaraylılara yakışır. ne sevincinde ne üzüntüsünde ortalığı yıkar, ne de başkalarına zarar verir.

    güzel insan olmanın karşılığını bu sene de almaları en büyük temennim.

    olan oldu, transfer dönemi kapandı. bu sefer tek oyuncuyla ses getirdik: leao.

    ben bu arkadaştan fazlasıyla ümitliyim. 15-16 sene önce, sanki daha dün gibi, taç çizgisinin üzerinden fırtına gibi geçen bir abdul kader keita'mız vardı. ben o lezzete doyamadım. hep içimde ukte kaldı.

    belki de bu sene, yıllar önce yarım kalan ve bizim lehimize esen o fırtınayı yeniden tecrübe edeceğiz. muhtemelen kimse leao'ya bu açıdan bakmamıştır ama benim beklentim tam olarak budur.

    artık bir sonraki transfer dönemine ve yapılanların neticesini alana kadar galatasaray için tekrar birlik olma ve şampiyonluğu kimseye bırakmama zamanıdır.

    5 sene üst üste şampiyon olacağız.

    avrupa'nın kralı olacağız.

    ama bu sefer rakiplerimiz çok ama çok daha güçlü.

    bazılarıyla hesaplaşma, geleceğede yeni bir beste bırakma zamanıdır. galatasaray'a maddi ve manevi desteğimizi bugünden itibaren artırmalı, tarihin en güçlü galatasaray'ının yanında bir beton, bir demir, bir tuğla gibi durmalıyız.

    başarırsak birlikte kutlarız.

    başaramazsak günün sonunda hesabını sorarız.

    ama o güne kadar omuz omuza.

    çünkü bu hikayenin bize öğrettiği bir şey varsa o da şudur:

    galatasaraylı olmanın mükafatını eninde sonunda yine galatasaraylılar alır.
  • 11117
    üzülerek söylüyorum ki iki yüzlüdür. üzerine atılı vasata tahammül etmeyen, başarısız bulduğunu gönderen, gerektiğinde yönetim değiştiren gibi özellikleri ise artık övünülecek bir şey olmaktan çıkmıştır. nitekim bunlar zannımca gerçek değil, bir hayal ürünü veyahut abartıdır.

    galatasaray taraftarının üzerine atılı sıfatlarının övünülecek bir şeymiş gibi gösterilmesinin yegane sebebi hocamız okan buruk'un 5. senesine girerken hemen her zorluktan alnının akıyla çıkmış olmasıdır.

    bugün galatasaray kadrosundaki türk milli futbolcuların uğurcan ve kaan ayhan hariç hepsi okan buruk sayesinde milli takımdadır. artık genç olarak nitelendiremeyeceğimiz birçok oyuncu da okan buruk sayesinde mevcut seviyelerine ulaşmış ve potansiyellerinin büyük bir kısmını sahaya koymuştur.

    keçiören'den gelen barış alper'i şampiyonlar ligi futbolcusu yapan kişi okan buruk'tur. gelişerek gelen kerem aktürkoğlu'nu modern bir arif erdem yapan da okan buruk'tur. futbolcunun da başka teknik direktörlerle birlikte performansı malumdur.

    sacha boey kendisi sayesinde bayern münih futbolcusu olmuştur. yunus akgün'ü tırnaklarıyla kazıdığı yolda arkasından destekleyen de okan buruk'tur. 1. lig ve süper lig arasında asansör olmuş abdülkerim bardakçı'yı ülke tarihinin en büyük stoperlerinden birisi haline okan buruk getirmiştir.

    championship'ten gelen sara'yı brezilya milli takımına gönderen kişi okan buruk'tur. victor nelsson okan buruk'la birlikte prime seviyesine ulaşmıştır. ortalama bir bundesliga kanatı olan sallai'nin oyununa boyut katıp liverpool tarafından talep görmesini sağlayan kişi başlıca okan buruk'tur.

    yukarıda ismi geçen futbolcuların performansına, çabasına ve azmine saygım sonsuzdur. keza sayılan futbolcular 4 sene üst üste şampiyon olunan dönemin paydaşı oldukları her an kadronun mühim futbolcularından olmuştur. ancak tıpkı kendilerinin de sıkça belirttiği üzere bu orkestranın şefi okan buruk'tur.

    bunların yanında galatasaray'dan ayrıldığı gibi futbol dünyasından silinen ve bir çırpıda sayılabilecek zaha, ziyech, tete, sergio, dubois gibi oyuncular da yine okan buruk tarafından kadroda bulundukları dönemde arkalarında bekleyen ve kendisinden çok daha iyi performans gösteren yukarıda birçoğunun adı sayılı genç oyuncular tarafından kulübeye itilmiştir.

    bu futbolcuların ve daha da fazlasının kulübe transfer oluşunda okan buruk'un dahli ve sorumluluğu nedir bilmiyorum. kulüp içerisinden birisi olmadığınız sürece de kimsenin net olarak bilebileceğini sanmıyorum. dahli varsa da yoksa da, bazısı bile bile lades olan transferler haricinde, transferde hayal edilen ya da talep edilen kadar yüksek başarı oranı yakalamanın imkansız olduğu da bence azıcık aklı başında herkesin malumudur.

    futbolda bir insanın başına gelebilecek en kötü şeyin yüz eskimesi olduğuna inanıyorum. şu anda kadroda bulunan birçok değerli futbolcu teknik direktörümüz sayesinde bu seviyede değilmişcesine, arkalarına alınan genç ve/veya potansiyel vaat eden oyuncuların oynatılmaması ya da gelecekte oynatılmayacağı varsayımı sebebiyle teknik direktörümüz fütursuzca eleştirilmektedir.

    "hoca asla eleştirilemez" gibi bir noktada değilim. ancak bir kişiyi eleştiriden muaf tutma hakkım olsa hocayı tutardım. sosyal medyanın bütün dünyaya getirdiği bir akıl tutulması günümüzün acı bir gerçeği. bu gerçek de belki de en çok futbol komünitesini etkiliyor. bazı gerçekler sanki henüz birkaç sene önce hepimizin gözleri önünde yaşanmamışcasına çarpıtılıyor.

    şahsi hayatımda sosyal medya ve sözlük kullanımını iş yoğunluğundan ötürü bayağı bir azalttım. saçma sapan birçok fikre çok şükür maruz kalmıyorum. takım, teknik ve idari ekip bu tarz saçmalıklara ne kadar maruz kalıyor emin değilim. ancak ne kadar maruz kaldıklarından bağımsız olarak etki altında kalmadıkları bariz ki bu takım 4 sene üst üste şu futbol ikliminde şampiyon oldu.

    iş hayatımda 10-15 kişilik, galatasaray'ın yaklaşık yirmide biri kadar ekonomiyi yöneten bir ekibin parçasıyım. bu bana yer yer takımla ve hocayla empati kurabilmemi sağlıyor. bu empatinin sonucunda da çok da zorlanmadan takımın ruh halini aşağı yukarı anlayabiliyorum.

    hiç bir takımın paydaşı olmamış, hiç yönetmemiş veya hiç yönetilmemiş insanların bu kadar kalabalık ekiplerde bulunmanın ne demek olduğunu bilmeden birbirinden tamamen farklı, ortalama bir insana göre çok çok zengin ve yüksek ego sahibi insanların nasıl yönetileceğine dair akıl vermesini ise gülünç buluyorum.
  • 11118
    herkesin kendi taraftarlık şekli farklı olabilir ancak içinden bir kısmı acayip bir biçimde başımı ağrıtan topluluktur. kimse bana "artık kabuğumuzu kırmamız lazım. tek derdimiz bu" falan da demesin. o işler öyle sağda solda yangınlar çıkararak olmuyor.

    ben de herkes gibi transfer dönemlerinin doğru yönetilmediğinin farkındayım. evet biliyorum, orta saha lazımdı; alınmadı. hatta hocanın profil değişimine ihtiyacı var diye de yazdım burada ama bu da yapılmadı. fakat, bunların yapılmaması benim galatasaray'a sırtımı dönmemi gerektirecek, "bunu, şunu yapmıyorsanız maç izlemem, stada gitmem, forma almam" dedirtecek şeyler değil. benim taraftarlık anlayışımda bunlar yok.

    sakinliğinden sapmaması, protestosunu olması gerektiği zamanda dozunda yapması gereken galatasaray taraftarının bir bölümünün mayıslar hariç hemen hemen her dönem en çılgın mutsuzlukları yaşaması, sinir krizleri geçirmesi olacak şey değil. özellikle de şu son 4 yıllık periyotta. ayrıca, futbol takımında yerlerine birileri alınmıyor diye geçtiğimiz 4 sezonun en az 2 sezonunda istikrarlı bir şekilde oynayanlara yakışıksız lakaplar takmak, 4 sezondur takımın bel kemiği olmuş futbolculara demedik şeyler bırakmamak, onların katkısı neredeyse hiç yokmuş gibi davranmak ne futbol seyirciliği ne de taraftarlıktır; düpedüz bakar körlüktür, kıymet bilmemektir. bunlara karşı kurulan dil de eleştiri değil, aşağılamadır.

    hoca ve teknik ekip tarafı ise apayrı bir konu. bu güruha göre hocanın taktik bilgisi olmamasının yanında, transfer dönemlerinde eldekilerin yerine adam aldırmadığı düşünülüp bir de oyuncu kayırmacılığı yaptığı sonucuna varılıyor. sonra, oradan çıkılıp transferde istediği oyuncular üzerinden futbolcudan anlamadığı kanaatine ulaşılıyor. yahu bülent korkmaz, 97'de şampiyonlar ligi'nde dortmund'a da 2000'de uefa yarı finalinde leeds'e karşı da top ıskalıyordu. tamam, kızıyorduk. hatta bir ara yerine adam da bakılsın istedik. ancak, sonunda yine formayı o kapıyordu. hal böyle olunca, ne her maç önünde bülent'e "yine hata yapar mı" diye önyargıyla yaklaştık, ne de hoca için "takımdan papazları kesemiyor" diye teoriler uydurduk.

    şimdi o dönemin başka olduğunu söyleyeceksiniz. doğru, o zaman bir adet hıncal uluç, beş tane de muhabir vardı. bugün itibarıyla ise bunlardan onlarca, belki yüzlerce var. klavye başında ise binlercesi. maalesef, bu kadar çok olmalarının getirdiği sonuç ise aşırıcılık, yalancılık ve seviyesizlik oluyor. ne yazık ki bunlar da içinde bulunduğumuz dönemde kolay etkileşim kazanmanın yolları arasında yer alıyor.

    futbolun diğer sporlara göre daha kolay seyredilebilir ve yorumlanabilir olmasının getirisiyle herkesin bir görüş bildirmesini normal karşılıyorum. dijital medyanın da sağladığı özgürlükle birlikte hemen herkes yorumcu, duyumcu, muhabir olabiliyor. algoritmaların önümüze getirdikleri sayesinde de hemen hepsine bir şekilde ulaşabiliyoruz. ancak oralardaki fikirlerin sağlamasını yapmak, haberlerin doğruluğunu teyit etmek; bunlara itibar edip, etmemek, etkileşim kazandırıp, kazandırmamak insanın kendi elinde.

    öte taraftan, insanlara hak da vermek istiyorum; belki benim bir şeye kızdığım, üzüldüğüm ya da sinirlendiğim durumlarda hissettiklerimin 10-20 kat fazlasını yaşıyorlardır. belki de bu duygularını oralardaki aşırı yorumcuları dinleyerek, muhabirlere inanarak atmak istiyorlardır. ama bunun hiçbir faydası yok. bir canlı yayının chat'ine sinirden kendini kaybedercesine yazmak, nefret dolu superchatler atmak*, bir videonun altına deli dolu bir yorum bırakmak, garip garip hesapların, kişilerin gönderilerini alıntılamak, galatasaray adına bir çözüm değil. bunların hepsi duygularınızın, görüşlerinizin ilerleyen süreçlerde o kişiler ve türevleri tarafından daha çok manipüle edilmesi sonucunu doğuruyor.

    aslında bir yerde siz de biliyorsunuz ki görüşünüzün onlar için gram önemi yok. büyük bir çoğunluğunun derdi galatasaray değil; hatta içlerinden bazıları galatasaraylı bile değil. tek istedikleri twitter'dan, youtube'dan para kaldırmak. on cümleden fazlasını kuramayan; kuruyorsa da onları vasat altı dizi veya filmlerden alıntılayan; futbol görüşünü düzgün bir zemine oturtamayan, maç izlerken tweet atmaktan, reels kaydırmaktan izlediğini anlayamayan; yaptığı haberleri teyit etmeden paylaşan; sadece yüksek sesle konuştuğu için dinlenmesi gerektiğini düşünen insanlardan da medet umulmaması lazımken, hemen hemen hepsi taraftar nezdinde rağbet görüyor. bütün bunların sonucunda ne yazık ki futbol ortamının seviyesi düşüyor. doğru, gerçek veya olması gereken dolaşımdan çıkarken, spekülasyon ve manipülasyon zihinlere yerleşiyor. en basit haberlere, takımın sezon içindeki normal bir form düşüklüğüne veya futbolcu sakatlığına verilen tepkilerden de bunu anlayabiliyoruz.

    keşke biraz dopamin reseptörlerinizi dizginleyip bunları azaltabilseniz. ancak bu konuda pek umudum yok. birileri kıt bilgisiyle köşeli köşeli konuşup üzerinizden para kazanmaya devam ettikçe, bu entry'nin başında bahsettiğim güruh da bu takıma yeri geldiğinde rezil muamelesi yapacak, hocasını yerecek, atletik performans ekibini yetersizlikle suçlayacak. tam bir kısır döngü. zaten an itibarıyla, geçtiğimiz yıllarda da olduğu gibi şu transfer döneminde yine cepheler kapıldı. ilk tökezleme bekleniyor.

    neyse ki bunlardan kendini soyutlayabilmiş bir hoca takımın başında da işimize bakıyoruz. onun sayesinde de hep beraber 4 sezondur sevinebiliyoruz. biz de galatasaray taraftarı olarak keşke sevinç zamanında olduğu gibi destek zamanı da halatı hep beraber, bir bütün olarak tutabilsek; o zaman her şeyden daha da çok keyif alacağız.
  • 11120
    galatasaray takımını bir bütün halinde değerlendirmek yerine parçalara fazla kafa yoran taraftar. bu nedenle de her maç 180 derece farklı yorumlar çıkıyor ortaya. torreira bir maç dünyanın en iyisi ilan ediliyor diğer maç yerden yere vuruluyor. sara bir maç gol kaçırdı diye eleştiriliyor diğer maç çıkıp frikikten atıyor. mesela ikinci defa şutu direkten döndü, bir şutunu da kaleci kurtarmıştı çok iyi şuttu o da. bunlar göz önünde tutulmuyor, sonra yavaş vurduğu bir pozisyon sonrası tüm ergenler "dölsüz"* falan yazıyor. yani bir oyuncu bir maç en iyiyken diğer maç kötü olabilir mi? olay başka gençler. olay takımın bir bütün olması. okan hoca totale bakıyor, takıma bakıyor, sezona bakıyor.

    yani siz 10 maç galatasarayı çok beğeniyorsunuz da bir maç takım top oynamıyor okan hoca değil falan diyorsunuz ya, bu futbolcu özelinde yazdıklarımın takıma vurulmuş hali. yani arada kötü maçlar oluyor ama sonuçta totale bakınca galatasaray şampiyon oluyor, başarılı oluyor. oyuncular da öyle işte; bir maç çok eleştirilen sallai seni kurtarıyor, diğer maç sara, başka maç davinson harika oynuyor, başka maç çıkıyor jakobs öyle savunma yapıyor ki rakibin o kanadını siliyor. sonra sane çıkıyor maç alıyor, uğurcan çıkıyor seni ipten alıyor... osimhen, barış, leao, batrakov, yunus vs hepsi yeri geliyor takımın en iyisi oluyor, yeri geliyor en eleştirilen isim oluyor. ama sonuçta totale bakınca makine işliyor, takım işini yapıyor. o nedenle her oyuncuya her maç sabırsızca eleştirilerde bulunmak mantıksız. sezon geneline ve totaldeki katkıya göre değerlendirmek lazım. diğer türlüsü komik oluyor, bir maç messi olan diğer maç maldonado olamayacağına göre...
  • 11121
    maçı ağırlıkla oyuncu, teknik adam vs üzerinden yorumlayan taraftar. oğlum dalga mı geçiyorsunuz kafanız mı iyi neyin peşindesiniz? maçı senden almış rakibe vermiş bir adet hakem çetesi varken önüne geleni boklamak neyin nesidir? bu topluluğun tek işe yaradığı yer sosyal medyada yangın çıkarmak ve farkındalık yaratmak, bunu yapacaksınız. büyük organizasyon yapılmalı uefanın bütün medya hesapları üzerine.
  • 11125
    daha eylül ayında, takım ligde liderken, şampiyonlar ligi çeyrek finalistinin stadında maç kaybettiği için tüm takımın ve teknik ekibin içinden geçen taraftar. maçı kaybedecek bir oyun da oynanmadı, anlarda kaybettik maçı. sane bir daha oynamasın berat luş oynasın diyeni mi yok, barış alper defolsun gitsin diyeni mi yok.

    daha eylül ayındayız bakın. bu oyuncular bizim oyuncularımız. bu oyuncuları "defolsun gitsin" diyerek kaybetmek en kolayı. galatasaray bu oyunculara kasasından maaş ödemeye devam edecek ve bunlar kötü niyetli oyuncular değiller. amaçları 4 senedir yaptıkları gibi galatasaray'ı şampiyon yapmak, sahada fayda sağlamak. bu oyunculara hakaretler ederek, onları aşağılayarak şampiyon falan olunamaz. okan buruk'un en iyi yaptığı şey, tüm bu faydalı oyunculara gereken değeri ve önemi vermek. okan buruk sizin gibi "at çöpe" kafasında olsaydı, galatasaray da başarılı olamazdı. bu yüzden ben leroy sane'nin bu sezon atacağı gollerine ve asistlerine de talibim, barış alper'in rakiplerine çıkartacağı kırmızı kartlara da talibim. ben bunların hiçbirini çöpe falan atamam. okan buruk da atmayacak, oyuncular formsuzsa form tutturmaya çalışacaktır. herkes kendine gelsin ve ne istediğinin farkına varsın. yaşınız büyükse büyük gibi davranınız, yaşınız küçükse de büyüklerinizi örnek alınız.
App Store'dan indirin Google Play'den alın