11117
üzülerek söylüyorum ki iki yüzlüdür. üzerine atılı vasata tahammül etmeyen, başarısız bulduğunu gönderen, gerektiğinde yönetim değiştiren gibi özellikleri ise artık övünülecek bir şey olmaktan çıkmıştır. nitekim bunlar zannımca gerçek değil, bir hayal ürünü veyahut abartıdır.
galatasaray taraftarının üzerine atılı sıfatlarının övünülecek bir şeymiş gibi gösterilmesinin yegane sebebi hocamız okan buruk'un 5. senesine girerken hemen her zorluktan alnının akıyla çıkmış olmasıdır.
bugün galatasaray kadrosundaki türk milli futbolcuların uğurcan ve kaan ayhan hariç hepsi okan buruk sayesinde milli takımdadır. artık genç olarak nitelendiremeyeceğimiz birçok oyuncu da okan buruk sayesinde mevcut seviyelerine ulaşmış ve potansiyellerinin büyük bir kısmını sahaya koymuştur.
keçiören'den gelen barış alper'i şampiyonlar ligi futbolcusu yapan kişi okan buruk'tur. gelişerek gelen kerem aktürkoğlu'nu modern bir arif erdem yapan da okan buruk'tur. futbolcunun da başka teknik direktörlerle birlikte performansı malumdur.
sacha boey kendisi sayesinde bayern münih futbolcusu olmuştur. yunus akgün'ü tırnaklarıyla kazıdığı yolda arkasından destekleyen de okan buruk'tur. 1. lig ve süper lig arasında asansör olmuş abdülkerim bardakçı'yı ülke tarihinin en büyük stoperlerinden birisi haline okan buruk getirmiştir.
championship'ten gelen sara'yı brezilya milli takımına gönderen kişi okan buruk'tur. victor nelsson okan buruk'la birlikte prime seviyesine ulaşmıştır. ortalama bir bundesliga kanatı olan sallai'nin oyununa boyut katıp liverpool tarafından talep görmesini sağlayan kişi başlıca okan buruk'tur.
yukarıda ismi geçen futbolcuların performansına, çabasına ve azmine saygım sonsuzdur. keza sayılan futbolcular 4 sene üst üste şampiyon olunan dönemin paydaşı oldukları her an kadronun mühim futbolcularından olmuştur. ancak tıpkı kendilerinin de sıkça belirttiği üzere bu orkestranın şefi okan buruk'tur.
bunların yanında galatasaray'dan ayrıldığı gibi futbol dünyasından silinen ve bir çırpıda sayılabilecek zaha, ziyech, tete, sergio, dubois gibi oyuncular da yine okan buruk tarafından kadroda bulundukları dönemde arkalarında bekleyen ve kendisinden çok daha iyi performans gösteren yukarıda birçoğunun adı sayılı genç oyuncular tarafından kulübeye itilmiştir.
bu futbolcuların ve daha da fazlasının kulübe transfer oluşunda okan buruk'un dahli ve sorumluluğu nedir bilmiyorum. kulüp içerisinden birisi olmadığınız sürece de kimsenin net olarak bilebileceğini sanmıyorum. dahli varsa da yoksa da, bazısı bile bile lades olan transferler haricinde, transferde hayal edilen ya da talep edilen kadar yüksek başarı oranı yakalamanın imkansız olduğu da bence azıcık aklı başında herkesin malumudur.
futbolda bir insanın başına gelebilecek en kötü şeyin yüz eskimesi olduğuna inanıyorum. şu anda kadroda bulunan birçok değerli futbolcu teknik direktörümüz sayesinde bu seviyede değilmişcesine, arkalarına alınan genç ve/veya potansiyel vaat eden oyuncuların oynatılmaması ya da gelecekte oynatılmayacağı varsayımı sebebiyle teknik direktörümüz fütursuzca eleştirilmektedir.
"hoca asla eleştirilemez" gibi bir noktada değilim. ancak bir kişiyi eleştiriden muaf tutma hakkım olsa hocayı tutardım. sosyal medyanın bütün dünyaya getirdiği bir akıl tutulması günümüzün acı bir gerçeği. bu gerçek de belki de en çok futbol komünitesini etkiliyor. bazı gerçekler sanki henüz birkaç sene önce hepimizin gözleri önünde yaşanmamışcasına çarpıtılıyor.
şahsi hayatımda sosyal medya ve sözlük kullanımını iş yoğunluğundan ötürü bayağı bir azalttım. saçma sapan birçok fikre çok şükür maruz kalmıyorum. takım, teknik ve idari ekip bu tarz saçmalıklara ne kadar maruz kalıyor emin değilim. ancak ne kadar maruz kaldıklarından bağımsız olarak etki altında kalmadıkları bariz ki bu takım 4 sene üst üste şu futbol ikliminde şampiyon oldu.
iş hayatımda 10-15 kişilik, galatasaray'ın yaklaşık yirmide biri kadar ekonomiyi yöneten bir ekibin parçasıyım. bu bana yer yer takımla ve hocayla empati kurabilmemi sağlıyor. bu empatinin sonucunda da çok da zorlanmadan takımın ruh halini aşağı yukarı anlayabiliyorum.
hiç bir takımın paydaşı olmamış, hiç yönetmemiş veya hiç yönetilmemiş insanların bu kadar kalabalık ekiplerde bulunmanın ne demek olduğunu bilmeden birbirinden tamamen farklı, ortalama bir insana göre çok çok zengin ve yüksek ego sahibi insanların nasıl yönetileceğine dair akıl vermesini ise gülünç buluyorum.
galatasaray taraftarının üzerine atılı sıfatlarının övünülecek bir şeymiş gibi gösterilmesinin yegane sebebi hocamız okan buruk'un 5. senesine girerken hemen her zorluktan alnının akıyla çıkmış olmasıdır.
bugün galatasaray kadrosundaki türk milli futbolcuların uğurcan ve kaan ayhan hariç hepsi okan buruk sayesinde milli takımdadır. artık genç olarak nitelendiremeyeceğimiz birçok oyuncu da okan buruk sayesinde mevcut seviyelerine ulaşmış ve potansiyellerinin büyük bir kısmını sahaya koymuştur.
keçiören'den gelen barış alper'i şampiyonlar ligi futbolcusu yapan kişi okan buruk'tur. gelişerek gelen kerem aktürkoğlu'nu modern bir arif erdem yapan da okan buruk'tur. futbolcunun da başka teknik direktörlerle birlikte performansı malumdur.
sacha boey kendisi sayesinde bayern münih futbolcusu olmuştur. yunus akgün'ü tırnaklarıyla kazıdığı yolda arkasından destekleyen de okan buruk'tur. 1. lig ve süper lig arasında asansör olmuş abdülkerim bardakçı'yı ülke tarihinin en büyük stoperlerinden birisi haline okan buruk getirmiştir.
championship'ten gelen sara'yı brezilya milli takımına gönderen kişi okan buruk'tur. victor nelsson okan buruk'la birlikte prime seviyesine ulaşmıştır. ortalama bir bundesliga kanatı olan sallai'nin oyununa boyut katıp liverpool tarafından talep görmesini sağlayan kişi başlıca okan buruk'tur.
yukarıda ismi geçen futbolcuların performansına, çabasına ve azmine saygım sonsuzdur. keza sayılan futbolcular 4 sene üst üste şampiyon olunan dönemin paydaşı oldukları her an kadronun mühim futbolcularından olmuştur. ancak tıpkı kendilerinin de sıkça belirttiği üzere bu orkestranın şefi okan buruk'tur.
bunların yanında galatasaray'dan ayrıldığı gibi futbol dünyasından silinen ve bir çırpıda sayılabilecek zaha, ziyech, tete, sergio, dubois gibi oyuncular da yine okan buruk tarafından kadroda bulundukları dönemde arkalarında bekleyen ve kendisinden çok daha iyi performans gösteren yukarıda birçoğunun adı sayılı genç oyuncular tarafından kulübeye itilmiştir.
bu futbolcuların ve daha da fazlasının kulübe transfer oluşunda okan buruk'un dahli ve sorumluluğu nedir bilmiyorum. kulüp içerisinden birisi olmadığınız sürece de kimsenin net olarak bilebileceğini sanmıyorum. dahli varsa da yoksa da, bazısı bile bile lades olan transferler haricinde, transferde hayal edilen ya da talep edilen kadar yüksek başarı oranı yakalamanın imkansız olduğu da bence azıcık aklı başında herkesin malumudur.
futbolda bir insanın başına gelebilecek en kötü şeyin yüz eskimesi olduğuna inanıyorum. şu anda kadroda bulunan birçok değerli futbolcu teknik direktörümüz sayesinde bu seviyede değilmişcesine, arkalarına alınan genç ve/veya potansiyel vaat eden oyuncuların oynatılmaması ya da gelecekte oynatılmayacağı varsayımı sebebiyle teknik direktörümüz fütursuzca eleştirilmektedir.
"hoca asla eleştirilemez" gibi bir noktada değilim. ancak bir kişiyi eleştiriden muaf tutma hakkım olsa hocayı tutardım. sosyal medyanın bütün dünyaya getirdiği bir akıl tutulması günümüzün acı bir gerçeği. bu gerçek de belki de en çok futbol komünitesini etkiliyor. bazı gerçekler sanki henüz birkaç sene önce hepimizin gözleri önünde yaşanmamışcasına çarpıtılıyor.
şahsi hayatımda sosyal medya ve sözlük kullanımını iş yoğunluğundan ötürü bayağı bir azalttım. saçma sapan birçok fikre çok şükür maruz kalmıyorum. takım, teknik ve idari ekip bu tarz saçmalıklara ne kadar maruz kalıyor emin değilim. ancak ne kadar maruz kaldıklarından bağımsız olarak etki altında kalmadıkları bariz ki bu takım 4 sene üst üste şu futbol ikliminde şampiyon oldu.
iş hayatımda 10-15 kişilik, galatasaray'ın yaklaşık yirmide biri kadar ekonomiyi yöneten bir ekibin parçasıyım. bu bana yer yer takımla ve hocayla empati kurabilmemi sağlıyor. bu empatinin sonucunda da çok da zorlanmadan takımın ruh halini aşağı yukarı anlayabiliyorum.
hiç bir takımın paydaşı olmamış, hiç yönetmemiş veya hiç yönetilmemiş insanların bu kadar kalabalık ekiplerde bulunmanın ne demek olduğunu bilmeden birbirinden tamamen farklı, ortalama bir insana göre çok çok zengin ve yüksek ego sahibi insanların nasıl yönetileceğine dair akıl vermesini ise gülünç buluyorum.

