• 10877
    galatasaray, benim için bir takım olmakla sınırlı değil. hayatımın tüm planlarını, ona endeksli şekilde yapıyorum. beyoğlu'nda yürürken anlamsız bir anda aklıma gelmesiyle yüzümü güldürüyor, vapurda bir "senden başka" dinlemenin anlamı bambaşka, bir gece yolculuğunda ansızın aklıma gelip gözlerimi doldurması saçma ve de emsalsiz, her anımda bu kulübe aidiyet hissediyorum.

    ancak sırf galatasaray forması var diye selam verdiğim tanımadığım insanların vefasız olma ihtimalleri çok üzücü. ki bu taraftarın büyük bölümü vefa duygusunu kaybetti. bizi var eden, bizi güçlü kılan "aile" olma kültürü, yerini eleştiri kültürü isimli safsataya bıraktı.

    ahkam kesmek haddime değil ama benim için galatasaray, geçen sezonki kadıköy deplasmanında gol atan torreira'nın mauro icardi'ye koşarak sarılmasıdır. kendisinden çok kardeşi gibi sevdiği adam için o gol atmış olmasıdır.

    galatasaray; fatih terim, gheorghe hagi, fernando muslera, hasan şaş, wesley sneijder, okan buruk, mauro icardi ve niceleridir.

    fatih terim'e son sezonunda neler söylendi, "takım niye oynamıyor hoca" diye tempolar tutuldu tribünde, hasan şaş ıslıklandı, wesley sneijder bir bavulla memleketine döndü, fernando muslera ıslıklandı yahu. muslera ıslıklamak ne demek mesela? o an yaşadığım hayal kırıklığını kelimelere dökemem, ki ben çok muslera'cı birisi de değilim ama aklım almıyor bu durumu hala. adamın yaşadığını tahayyül dahi edemiyorum. bu sezon nando kalede olsa kötü mü olurdu mesela? o ıslıklayanlar, ne kattılar bu kulübe, hiç. peki muslera?

    şimdi sıra icardi'ye geldi. sebep ne peki? yok. gençlerbirliği ve alanyaspor maçlarında gol atmasa liderin 4 puan gerisindeydin. ama zor zamanında yanında olana el uzatmak gibi bir durum kalmadı. etkileşimin kaynağı başka çünkü. icardi'nin bugün açıklama yapmasına sebep olanlar, ileride icardi editleri yapıp etkileşimlerini yine alacaklar. bunların lafıyla hareket edenlere ise diyecek söz yok. yazık.
  • 10879
    2023-2024-2025 yıllarını bir kenara yazmak lazım. galatasaray taraftarı kulübüne maddi-manevi muazzam bir destek verdi; karşılığını da üç sene üst üste şampiyonlukla ve kimsenin rüyasında bile göremeyeceği yıldızları sahada izleyerek aldı. bu süreçte yönetimin ve futbolcuların katkısı elbette büyük, ancak en büyük katkıyı veren galatasaray taraftarıdır. üç yıldır hem ligde hem de avrupa’da takım kapalı gişe oynuyor. bu, ne 99-2000 döneminde böyleydi, ne 11-12’de, ne de 14-15’te.

    galatasaray taraftarı olmak zordur. psikolojik olarak insanı yıpratan birçok faktör vardır. durmadan mental ve fiziksel saldırıya maruz kalmak, sosyal hayatında sevdiği takım hakkında zerre alakası olmayan konularla suçlanmak gerçek bir sinir harbidir.

    galatasaray taraftarının artık şunu anlaması gerekiyor: galatasaray’a yapılan saldırılara, galatasaray’a karşı kurulan haksız suçlamalara ve galatasaray’ın hakkının bariz yenmesine karşılık verecek bir galatasaray yönetimi maalesef yoktur. sadece mevcut yönetimi suçlamak da yanlıştır. yazılı basına, mafya ağzıyla konuşan bir federasyon başkanına, suç işlemesine rağmen ceza almayan belli başlı isimlere karşı 77 yaşındaki dursun özbek’in tek başına mücadele etmesi mümkün değildir. ünal aysal dışında son 25-30 yılda galatasaray’ın hakkını somut anlamda koruma cesareti gösteren tek bir kişi çıkmıştır: o da erden timur’dur. erden timur, galatasaray’ın hakkını koruyor diye şirketi hakkında inceleme başlattıranları bilmeyen de yoktur.

    dursun özbek 77 yaşındadır ve tek başına bu mücadeleyi verme ihtimali zayıf bile değildir; yoktur. bu dakikadan sonra galatasaray taraftarının toplumsal bir mücadeleye girmesi gerekiyor. “galatasaraylılığıyla bilinen ve kulüp içinde söz sahibi olunca galatasaray’a karşı saldırılara göğüs gerecek isimler var” diye düşünenler rüya görmesin. galatasaraylı olan, galatasaray’da imza yetkisi olmadan da galatasaray’a yapılan saldırılara “dur” demesini bilmelidir. galatasaraylı, galatasaray’ı severken karşılık beklemez; yumruğunu masaya vurur, ortalığı dağıtır. galatasaray’ın şerefi de, namusu da, ismi de galatasaray taraftarına emanettir ve galatasaray’a karşı başlatılan bu savaşa artık galatasaray taraftarı cevap verecektir. ben şahsım adına bu savaşta bir adım bile geri atmayacağım.

    son söz: galatasaray taraftarı artık galatasaray’a açılan savaşı kişisel algılamalıdır. tükürüğümüzde boğacağımız adamların ağzını toplumsal mücadeleyle kapatmalıyız. koca galatasaray kulübünde kavganın ortasına tek başına giren kişi 77 yaşındaki dursun özbek’tir. hakkını aramaya gittiği yerde küçük düşürüldü. demek ki artık sıra galatasaray taraftarındadır. hatta ve hatta, 80 yaşına merdiven dayamış bir galatasaraylıyı bile galatasaray taraftarı korumalıdır. eleştirip köşede sinir harbi geçirmek yerine, mücadelenin içinde olmalıyız.
  • 10880
    (bkz: 13 aralık 2025 antalyaspor galatasaray maçı)

    öyle kırılgan yapısı var ki, o kadar histerik bir durumda ki ufak bir kısmımızı ayırıyorum gerisinin durumu hiç iyi değil. bu kadar histerikli olmak iyi bir şey değil, manyak olursunuz diyeyim.

    fenerliler 11 senedir şampiyon yaklaşık 70 haftadır lider olamıyor, bu kadar kırılgan değiller. beyler bayanlar biraz kendinize gelmeye ne dersiniz? üç senedir şampiyon olan takıma ve hocaya biraz güvenseniz mi?

    dünya üzerinde 3-0 iken 3-1 oldu diye evhamlanan kaç taraftar grubu vardır? ilgili maçta skor 3-3 olsa 6-3 kazanırdık, o kadar rahat izledim ki.
  • 10882
    maçların ikinci yarılarında oyunları gereğinden fazla rakiplere bırakan bir takım izlediği için haklı olarak sinirlenebilen taraftardır. bugün şansımıza rakip antalyaspor'du da sorun yaşanmadı. son oynanan samsun, monaco, hatta birkaç hafta önceki 10 kişi kalmış gençlerbirliği'ne karşı dahi 2. yarılarda sizce de oyunu fazlasıyla bırakmıyor muyuz rakiplere, takımca gerekli direnci neden gösteremiyoruz da rakipler elini kolunu sallaya sallaya kalemizde bitebiliyor? bunlar önemli ve düzeltilmesi gereken zaaflar bence...
    (bkz: 13 aralık 2025 antalyaspor galatasaray maçı)
  • 10883
    ya yatıp kalkıp şöyle bir takıma sahip olduğu için dua etmeli, tadını çıkarmayı bilmesi gereken taraftar.

    yine bir video izledim pamuk gibi oldum. dünyanın en iyi forveti bizde, hayır 1 de değil 2 tane standart üstü forvetimiz var. takımda takımdaşlık desen on numara, dünyanın en iyi santraforu, takımın zor günler geçiren kaptanını şereflendirip taraftarın önüne gönderiyor, üçlü çektiriyor moral veriyor.

    amk hani forvetler bencil olurdu. bak ikisine de usta çırak gibi nasıl saygılılar birbirine. adam 100m luk futbolcu, nasıl egosuz gidip diğer forvetin egosunu okşuyor, elinden tutup kaldırıyor.

    evet biraz romantik olmuş olabilir yazdıklarım ama cidden işte böyle de bir his takımı bu galatasaray. bana ne kadar da rasyonel davranmaya çalışsam bi yerden sonra böyle hissettiriyor.

    işin kötüsü şu güzel tabloyu bozmak için yapılmayan kalmadı. he tabi taraftar da biraz haklı icardi de kendine çok bakmadı, ben ki delicesine seven adam bile yeri geldi dedim ki bize bari seni savunacak done ver dedim ama ne günün sonunda 90dk it gibi koşan basan, son damlasına kadar ter döktüğü maçta bile ego yapmayıp diğer forvetine saygı duyan bir adam saha içerisinde problem etmeyip destek olurken, benim burda eleştirmem bile yersiz kalıyor.

    bizim takım bildiğimizden bile daha iyi bir takım, ekip. helal olsun hepsine teker teker.

    zaten camiaca başımızda karabulutlar var. çok fazla şey üst üste geliyor. sakatlıklar, tüm takımların düşmanca tavırları, basiretsiz yönetim, alenen düşmanlık yapan ülke futbol federasyonu falan filan.

    ama gün sonunda beni hiçbir şey şu takımın mutlu olması, mutlu görünmesi kadar sevindirmiyor.

    herkes herşeyiyle galatasaraya saldırıyorken, biz de taraftar olarak iyice stres oluşturuyoruz sanki takım üzerinde. biraz desteklesek fena olmayacak gibi.

    tamam rasyonel olalım, bazı şeyleri sineye çekmeyelim tabiki ama biraz da haddimizi bilsek mi?

    adamlar zaten öyle bir algı ile işlediler ki, 75m a osimheni aldık diye bize real madrid misyonu yüklediler. neymiş efendim son 24e kalmazsak dünyanın sonu olurmuş gibi ödeyemezmişiz gibi. son 24e kalamamak başarısızlığın da ötesinde dünyanın sonuymuş gibi.

    hele bir de süper lig önemsiz dediler, avrupada başarılı olmak boynumuzun borcuymuş gibi öylesine baskıya aldılar ki, şu an herhangi bir avrupa maçından sonra sıkıntılı bir durumda tüm taraftar olarak günah keçisi arar olduk.

    tabiki galatasarayın hedefi hep avrupa olmalı, ama bu diğer yavşak ekiplerin bize biçtiği rolle değil, bizi soktuğu kalıpla değil kendi vizyonumuz neticesinde olmalı. böyle olmalı ki haddimizi bilerek oynamalıyız.

    ne zaman ki bizi haddimiz dışına iten, kibire sürükleyen durumlara tavırlara girersek o zaman sıçıyoruz bu çok net. geçen sene young boyslara yenilmemiz bu yüzdendi hep. bu sene de hangi maçı alırız dediysek rahat geçer dediysek puan bırakmamız da bu yüzden.

    bu diğer takımların bize yaptığı en büyük kötülük zaten bu haddimizi bilmemizden kopartıp, bak galatasaray lig üstü takım avrupada başarılı olmak mecburiyetinde yaklaşımıyla bizi strese, darboğaza sokup yenilince de bak gördün mü avrupa orası tabi türk ligi değil diye birbirimize kırdırmak.

    taraftar da tabi moralsiz başlıyor kimi yiyeyim diye.

    bizim başkalarının ağzıyla algısıyla yiyecek tek bir topçumuz yok. umarım taraftarca biraz sakinleşir ve sağlıklı düşünebiliriz. yoksa bugün galatasaray avrupa takımı algısının mimarlarını, temellerini sarsacak büyüyü bozacak hareketleri daha da fazla yapacağız gibi bu gidişle.

    https://x.com/...924043940778324?s=46
  • 10884
    son dönemde yapmak için yapılan eleştirileri çok fazla ortaya koymakta olan taraftar grubu. eleştiri kültürü iyidir ve ileriye götürür. sanki maçlar eleştiri yapılmak için izleniyor izlenimi oluşmaya başladı bende. açıkçası sözlük içerisinde daha iyi gözlemlere dayalı sağlam eleştirileri görmek beklentisindeyim. en ince noktadan vurmaya çalışmak bize yakışmıyor. umarım twitter ortamlarına ayak uydurmayı bırakıp bir an evvel sarsılıp kendimize geliriz.
  • 10885
    son yıllarda yaşananları ve son haftalarda olanları oturup düşününce şunu anladım: galatasaray taraftarı, siyasi görüşü ne olursa olsun, ahlaklı ve adil bir yapıya sahip.

    kendimden örnek vereyim:zamanında şike sürecinde, yakın fenerbahçeli arkadaşlarım ortamlarda üzülmesin diye bu konuları açmazdım bile. açıldığında da “fenerbahçelisiniz siz, bireysel adamların hatalarını niye üzerinize alıp üzülüyorsunuz?” derdim.

    bugün gördüm ki ortada hiçbir şey yokken bile bunun tam tersini yapıp insanları suçladıklarını, hakaret ettiklerini, iftira attıklarını görüyorum. fenerbahçeli gazetecilerin, siyasetçilerin, yorumcuların takındığı tavır, nasıl bir ahlak sorunu yaşadıklarını gözler önüne serdi. hepsinden tiksiniyorum.

    ama şunu da anladım ki gerçekten çok yalnızız. galatasaray taraftarına helal olsun. yönetim bizi yalnız bıraktı, siyasiler bizi yalnız bıraktı, sevdiğimiz, sözü geçen sanatçılar bizi yalnız bıraktı ( 1-2 kişi hariç tabiki).

    her şey iyiyken stada gelip poz vermek, resimler paylaşmak, prim yapmak hoştu, şimdi hiçbiri galatasaray’ı savunamıyor, savunmaya acizler. ya siyasi iklimden çekiniyorlar ya da işlerinden olmaktan korkuyorlar. fenerli arkadaşları sabah akşam galatasaray’a iftiralar atarken hemde.

    evet arkadaşlar, bizler yalnızız. demokrasiden gün geçtikçe daha da uzaklaşılan, haklılığın bir anlamının kalmadığı bir zamana dönüşmüş bir sistemin tam ortasındayız. hakkımızı savunamıyoruz. hakkımızı arayabileceğimiz, gidebileceğimiz bir yer yok.

    şuraya gidersek adildir denilebilecek, herkesçe kabul görecek bir kurum yok. her şey güçlülerin ve parası olanların keyfine bakıyor. planlar yapılmış, oyunlar kurulmuş. çırpınıyoruz, yazıyoruz, içimizi döküyoruz ama nafile. günlerdir bu konuları kafaya takıp ve hiç bir şey elimizden gelmemesi insanın geleceğe dair ümitlerini yitirmesine sebeb oluyor.
  • 10886
    artık belli ki biz bizeyiz beyler, gelin şöyle gece vakti bi dertleşelim hep birlikte.

    başımızda yönetim namına bir şey yok. bir tane insan evladı yok belli ki. tek dertleri bilal erdoğan'ın 1 ocak sabahında (kim gidecekse artık) yapacağı saçma sapan miting olmuş. erzincan'da, bolu'da ya da bilmem nerede kayakta bunlar. bunlardan bize bir fayda yok.

    camia desen zaten allah'lıklar hepsi. erden timur'u herkesten önce onlar asar sırf galatasaray lisesi mezunu değil diye bilmeyeniniz yoktur. ayan beyan hepsinin tavırları, davranışları ortada.

    gazeteciler desen dün saran'ın peşinde geziyordu hepsi, sebepleri belli. yarın öbür gün saran'ın kanalında bi program alsalar, allah bereket versin. onların hepsi de kendi reytingleri ve ceplerinin derdindeler.

    geriye bi biz kaldık. biz de biz bize kaldık. o yüzden dedim dertleşelim diye.

    bu sefer ihale büyük. öyle geçen senekine ondan öncekine falan benzemiyor. karşıdaki cephe o kadar büyüdü ki hesabı kitabı karışır durumda saymaya kalksak.

    bi tek biz kaldık beyler. galatasaray'ı gerçekten savunacak, gerçekten elini taşın altına koyabilecek bi tek biz kaldık farkındasınızdır umarım.

    galatasaray'lı iş adamları falan birisi konuşmuyor, konuşsalar da onların söyleyeceğini duymak isteyen de yok zaten. ne geldiyse başımıza o gsyiad denilen oluşumdan geldi de neyse o da başka bi dertleşmenin konusu olur artık.

    artık biz yapacağız ne yaparsak.

    bu takım 2025-2026 futbol sezonunda şampiyon o-la-cak! lamı cimi yok! ötesi berisi yok! bu takım şampiyon olmak zorunda!

    bunu da biz yapacağız! ya bizimle bu takım şampiyon olacak, ya da bu karşımızdaki ihaleye giren cephe kazanmış olacak.

    sizi bilmem, benim bunlara savaş kaybetmeye falan niyetim yok! galatasaray onlara göre güçsüz olabilir, bilmiyorlar ki gücümüzü. galatasaray'ın gücü biziz kardeşim. benim, sensin, öteki, beriki. hepimiz!

    ya safları sıklaştıracağız, bu savaşı kazanacağız. ya da her zaman yaptığımızı yapıp bekleyeceğiz ve onların kazanmasına izin vereceğiz. benim buna tahammülüm yok! savaşı biz vereceğiz ve biz kazanacağız bu sefer!

    ali - sadettin - uğur - öteki beriki kim varsa karşımızda hepsine karşı tek vücut olup tek yumruk galatasaray olamazsak eğer biz bu savaşı falan kazanamayız. çünkü böyle güçlü durmazsak biz bu savaşı kazanacağımıza inanamayız.

    ne diyordu fatih terim? "kaybetmekten korkma. bir şeyi kazanmak için bazı şeyleri kaybetmelisin. ve unutma, kaybettiğinde değil, vazgeçtiğinde yenilirsin".

    biz kaybetmekten korkmadan savaşacağız! birlikte savaşacağız! gerekirse rakiple, gerekirse federasyonla, gerekirse siyasi iktidarla! hepsiyle korkmadan savaşacağız, savaşmak zorundayız! geldiğimiz noktada bizim başka bir seçeneğimiz bu yönetim ve camia ile yok. bu savaşı onlardan beklersek zaten her şeyi baştan kaybettik demektir!

    savaşacağız kardeşlerim! hep birlikte tek yumruk bu karşımızdaki cephe ile savaşacağız! başka şansımız yok.

    savaşacağız. kazanacağız. en büyük yine biz olacağız! sonra da karşılarına geçip ağlaya ağlaya helak oluşlarını izleyeceğiz.

    erden timur'un dediği gibi;
    "madem savaş diyorlar, hoş gelmiş sefa gelmiş!"
  • 10889
    galatasaray taraftarı olarak galatasaraya dokunulma algısının bu noktaya gelmesinde bizim de payımız olduğunu düşünüyorum. karşımızdaki kesimler açıkça iftira atıp her türlü yakışıksız ithamda bulunurken, biz çoğu zaman gereken tepkiyi yeterince sert ve net şekilde veremedik; işi genellikle dalgaya vurduk.

    erden timur’un tutuklanmasıyla birlikte bu anlayışın kırıldığını düşünüyorum. galatasaray taraftarı artık kimseye eskisi gibi hoşgörülü davranmayacaktır. hak edene, hak ettiğinin fazlasıyla karşılık verilecektir. çünkü karşımızdaki azgın güruh, bugüne kadar ciddi bir karşılık görmediği için kendini olduğundan güçlü sanmaktadır.

    bundan sonra ne gazeteciler, ne ünlüler, ne fenomenler ne de sıradan rakip taraftarlar rahatça hareket edebilecektir; söyledikleri ve yaptıkları her şeyin karşılığını fazlasıyla alacaklardır.
  • 10890
    malesef eski refleksini ve konsantrasyonunu kaybetmiştir galatasaray taraftarı. twitter etiketi hashtag ile klavyenin tuşlarını döverek hiç kimse protesto edilmez.

    bu yozlaşmanın en büyük sebebi dursun aydın özbek yönetimidir. kulübün ve taraftarın sindirilmesini günden güne, yıldan yıla normalleştirmiştir. halbuki kulüp riva tesislerine gidiyoruz diye açıklama yapsaydı saldırıların pik noktasında, istanbul dışından bile gelecek yüzlerce, belki binlerce taraftar vardı. kulüp şimdi 1 ocak gazze mitingine davet ediyor. galatasaray taraftarı ne yapsın yani, entry girip tiwit atmaktan başka. oturduğumuz yerde çıldırmaya, kafayı yemeye devam edeceğiz. bizi bu kadar çaresiz hissettirenlere yazıklar olsun. şahsi menfaatini, galatasaray'dan üstün gören herkesin canı cehenneme.
  • 10891
    zaten beceriksiz ve panik olan transfer komitemize ''transfer, transfer, yangın!!'' diye baskı yapmaması gereken taraftardır. bu çok büyük hata olur.

    galatasaray'ın kadrosu, hele ki 2. yarıda doğal olarak seyrekleşecek avrupa maçlarıyla birlikte gayet yeterli bir kadro. geniş kadrosundan bahsediyorum, 11 zaten fazlasıyla kaliteli. boş yere ne kendinizi beklentiye sokun ne de yönetimi strese sokup hataya sürükleyin.

    bu kadro geniş ve kaliteli bir kadro. çok ekstra işler olmadığı sürece* çoğunlukla yedek kulübesinde de çok önemli isimlerin oturacağı bir takım var. zaten monaco maçından sonra 1-2 adam dönünce ve tek maça düşünce yine anında lige balyoz vurmaya başladık. bize gereken maksimum 2 tane net ve kaliteli ekleme. o da bu sezon kadar önümüzdeki sezonlar için de elimizi güçlendirmek için. o yüzden bu sefer gerçekten sabırlı olması gerekiyor taraftarın. şu anda transfer nöbeti tutacak, ''hani x nerede'' diye f5 yağlanacak bir durumda değiliz. gelenler de acil ihtiyaçtan falan değil tamamen hocanın özel olarak isteyeceği 1-2 adam olacak muhtemelen.
  • 10893
    belli kesimine bugünkü yağmurluk fazla bile. destek olacağız diye biatçılık yapanlar şikayet etmesin.

    benim kombinem var. hadi biraz yüksek neyse. liverpool, beşiktaş maçına 12 bin lira fiyat çekince osimhen izliyorsunuz tabi ki olacak diyen, karaborsa yapan yönetimine ses çıkarmayan bu yüzden bilet bulamayan, yüksekten kombine alan, lisanslı ürünlere fahiş fiyat çekilince tepki göstermeyen taraftara müstehak. herkes hak ettiğini yaşıyor bazen.

    allah bu kulübü canından çok sevenlere sabır versin.
  • 10894
    10 ocak 2026 galatasaray fenerbahçe maçının sonucundan dolayı üzülmemesi gereken taraftardır.

    eski oyuncumuz vefat etti diye yapılan saygı duruşunu ıslıklayan taraftarlara bayramı yaşatmış olanlar üzülsün.
    gol attıktan sonra senin sevincini yapıp alay eden ama buna karşın hiçbir şey yapamayan adam üzülsün. maaşlarına zam istemeyi bilip de, istediği zam kadar oynayamayanlar üzülsün.
    30-40 milyon euroluk transferler isteyip de halen daha oyun oturtamamış kişiler üzülsün.

    üzülsünler diyorum ama üzülmezler, çünkü üzülmek için yeterli zamanı bulamadan tatile çıkıp kafa dağıtacaklar.
    o yüzden üzülmeyin arkadaşlar.
  • 10895
    maalesef ligde gelen başarıların gözünü döndürdüğü taraftar grubu. (bkz: 10 ocak 2026 galatasaray fenerbahçe maçı) özelinde tekrardan görülüyor ki inanılmaz kırılgan bir yapıdayız. 14 sene sonra kupa alanların karşısında, her maç kaybında, ki bu 4 sezon içerisinde oldukça düşük oranda, bir anda dünyanın sonu gelmişçesine yıkılan kelle isteyen bir haldeyiz. ve genel olarak eleştiri adı altında sadece üzüntümüzü geçirmeye çalıştığımız saldırganlıkları ortaya koyuyoruz. anlamıyorum bir takım her maçı kazanıp, her maç iyi oynayıp, her kupayı alabilir mi? burada önemli olan ruhsuz, konsantre olmaktan uzak, maçı sallamayan teknik heyet ve oyuncu grubunu sağlıklı şekilde eleştirmek, neyi yapmadığımızı ortaya koymak ama kimseyi de öldürmemektir. daha yolumuz var bunu atlamamalıyız. burada bahsettiğim de biat kültürü falan kesinlikle değil ama okan buruk istifa, şu topçuyu atın falan sağlıklı bir değerlendirmenin ürünü değil. bunu söylemek istemezdim ama bir takıma kupa kazandırmak adına tahsil edilen bir organizasyonun sonunda ne yazıkki o takım kupayı alsın diye biz de elimizden geleni yaptık. maç hazırlıkları için teknik ekip ve oyuncuları, sezon başında böyle bir organizasyonu, ki rakip bir önceki finalde sahadan çekildiği için ceza alması gerekirken böyle mükafatlandırılıyorken, kabul edip sesini dahi çıkaramayan yönetimi eleştirmek gerekir. kendimizi de insan formuna indirgememiz gerek. yani sadece yukarıda yazdığım, adamların sahadan çekilmeleri, ceza almamaları, üstüne ödül olarak organizasyonun değiştirilmesi şu süper kupanın amacını ortaya koyuyor. umarım gereken dersleri çıkarıp rehavet durumunu geride bırakırız. ne yazıkki bu sene hep ensemizde.
  • 10896
    eleştirileri haklı da olsa yangıncı sıfatı yiyen taraftar grubumuzdur. bir maçta kötü oynayabiliriz ama bir maçın 90 dakikasını kötü oynayamayız. eğer 90 dakika boyunca kötü oynuyorsak ya hocamız kötüdür ya yedekte oyunu lehimize çevirecek oyuncumuz yoktur ya bu saydıklarımın ikisi birdendir ya da rakip real madridtir. sonuncusu olmadığına göre takımda ters giden birşeyler olduğunu dile getirmek de hakkımızdır. gücümüzü lemina transferinde göstermiştik şimdi sıra daha büyük 2 orta saha transferinde.
  • 10897
    (bkz: 10 ocak 2026 galatasaray fenerbahçe maçı)

    galatasaray taraftarı haklıdır. ellerindeki mutluluk alınmıştır. bu da göz göre göre olmuştur.

    bir maça bu kadar ruhsuz, isteksiz çıkılmaz. ellerini kollarını sallayarak gelmişler maça.

    oynarsın oyununu. kaybedersin 3-2. başım gözüm üstüne. kimse de sesini çıkarmaz.

    adamların yönetiminin aldığı reaksiyona bakar mısınız? finale eksik çıkmamak için transfer yetiştirdiler. bizimkiler ise açık açık bekleyeceklerini söylediler.

    galatasaray taraftarı yaygın yapmasın da kim yapsın? her şey yolundaymış gibi de davranılmaz.
  • 10900
    yaşadığımız şeyin adı “futbol kültürü” falan değil, dümdüz corporate greed.

    taraftar dediğin, kulübün gerçek sponsorudur. kombine alıyor, binlerce liraya forma alıyor, deplasmana gidiyor, yayın paketine para gömüyor. yani bir insanın aidiyet duygusu üzerinden gönüllü olarak yaptığı her harcama, kulübün kasasına sadakat vergisi gibi akıyor. normalde bunun karşılığında beklediğin şey çok basittir: saygı.
    en azından insanca muamele beklersin.

    ama yağmur yağıyor, tribündesin, ıslanıyorsun ve yönetimin çözümü 30 liralık poşet oluyor! yağmurluk değil, poşet!
    bu, unutulmuş bir detay değil, düpedüz kirli bir zihniyettir.
    geliri premium al, maliyeti minimuma indir. aradaki fark = kâr. taraftarı da müşteri değil, yakalanmış hedef kitle gibi gör.

    corporate greed şunu der: bir yanda forma, özel koleksiyon, maç günü ürünü, vıp deneyim diye pazarlanan pahalı aidiyet ürünleri; öbür yanda stadyumda yağmurdan korunmak için verilen en ucuz, en vasat, en berbat çözüm yani marka imajını satarken lüks takılır ama iş hizmete gelince ucuzluk...

    bu durumun futboldaki karşılığı da taraftarın sadakatini kullanarak gelir potansiyelini hesaplamasıdır. yani kısaca şöyle diyor:
    satın al,
    destek ol,
    birlik ol,
    ama sıra kulübün taraftara destek olmasına gelince de "al sana poşet!"

    bu sadece galatasaray taraftarına özel bir durum değil ama süper kupa finali galatasaray taraftarına verilen yağmurluktan sonra sömürü hiç bu kadar alenen yapılmamıştı.

    umarım bu durum taraftarın kabullenme değil, isyan etme noktası olur.

    türkiye'nin en büyük kulübünün en büyük destekçilerine de bu yakışır.
App Store'dan indirin Google Play'den alın