• kafanıza bombalar düşse de, üzerinde yer aldığınız 1 m2'lik toprak hariç tüm dünya uzay boşluğunda kaybolsa da, her allah'ın günü gönül verdiğiniz kulübünüzün üzerine siyasi nedenlerle gelse de hükümet, en büyük rakibinizin şike yapmış olduğunun tescillenmediği mahkeme kalmamasına rağmen siyasiler tarafından inatla korunsa da, her fırsatta bu siyasilere yalakalık yapan en kalabalık taraftar grubunuzu izlemek zorunda kalırken ve onlara dokunmaya kimsenin gücü yetmezken, yaptıkları göt göt beyannameler rahatlıkla sözlükte yer bulabilirken fakat bizzat kendileri tarafından en ufak muhalefet kırııntısı gerektiğinde polisle dahi işbirliği yapılarak susturulsa da...

    aman sen sakın "ilgi alanımızın dışına" çıkma galatasaray sözlük yazarı.

    galatasaray resmi sitesi dahi gerektiğinde lafını söylemekten çekinmese de sen sus.
    başını önüne eğ ve ilgi alanımızın dışına çıkma.

    hani "etliye-sütlüye" karışmamak derler ya; hani "al-ver" oynayan, ikili mücadelelere girmeyen, gölge pres yapan, hayatta aldığı bir topu 10 santim de olsa önüne oynamayan ön liberolar vardır ya, hah işte onlar gibi ol. burada onların en çok kullandıkları gerekçe "ilgi alanı"dır. hani ön liberoya sorsan, "hücum benim görevim değil" der, "savunmayı savunmacılar yapsın" der, "bindirmeleri kanatlar yapsın" der, "derin topu önümdekiler atsın" der, "uzun topu arkamdakiler atsın" der; diyebilir ya, öyle işte. herkes melo değil elbet. bazıları maldonado doğar, maldonado gider. melo bir kez ölür, maldonado her gün. ama maldonado'ya sorsan, çok uzun yaşamıştır.

    hayat biraz da nasıl anıldığınla da ilgilidir galatasaray sözlük yazarı işte.
    melo gibi mi yoksa maldonado gibi mi anılacağı insanın elindedir.

    çünkü korkuyla zaptedilmiş zihinlere göre korkunun kaynağına tutacağın her ışık, ışık tuttuğun yeri "işleten"lerin, o işletmedeki koltukları ve hatta o işletmeyi kaybetmeleri demek olacaktır.

    ve onlar, gemi battığında kendi kamaralarının batmayacağını zannedenlerdir...
    allah kimseyi korkuyla ve korkmuş idarecilerin korkuyla yoğrulmuş tamamen subjektif kararlarıyla sınamasın.
  • (bkz: sözlük ağlama duvarı/@aklinyolu1)

    sahur yapmis yatiyorum, elim gitti telefondan bir bakindim ve bu yaziyi gordum. usenmedim kalktim actim bilgisayari simdi uzun uzun tavsiyede bulunup biraz da firca atacagim.

    oncellikle yapma hayrettin'e sesleniyorum, bu sefer yap!

    simdi durumu biraz acalim.

    anladigim kadariyla kizla hicbir zaman birlikteligin olmamis. oyleyse her sey platonik. belli ki kiz senin sevdigini biliyor ancak aradaki mesafe risk almaya degmeyecegini dusundugu icin fazla da ilgi gostermemis ( entry'den bunu anliyoruz) simdi bu durumun swot analinizi yapalim, her ne kadar mantik cercevesinde tartmak dogru olmasa da once rasyonel kismi atalim sonra "gercek" kisma geceriz.

    arti yonlerine bakalim, uzun suredir taniyorsun, neyi sevip sevmeyecegini bilerek hamle yapabilirsin. 4 senedir uzak oldugun icin aslinda gercek bir hamle yapmis sayilmazsin ve o aradaki mesafe senin kendini gelistirip onune bir sey sunabilecek kadar kendine avantaj kattigin bir donem gibi yansitilabilir. ilk maddeyle bu birlestiginde aslinda elinde altin degerinde bir avantak olusacaktir.

    eksilerine bakarsak, bir kere sen belli ki sevmeyi sevmissin. eger kisiyi sevmis olsan enstantene kosturmak yerine kiza hamle yapardin, duruma yapmazdin. bu da normal cunku 4 sene boyunca icinde bunu yesertmeye calisarak yasarsan leyla ile mecnun hikayesindeki gibi olana degil kafanda yarattigina baglanmaya baslarsin. soncta elde eecegin (elde etmek aslinda cirkin bir soylem, kendini sunabilecegin diyelim hadi) kisi veya sey*** seni kafandakinin yarisi kadar bile tatmin etmeyebilir.
    4 yil boyunca senin varligindan haberdarken senin yaptigin bu duruma hamle yaparak olusturdugun belirsizlik veya umutsuzluk ortami kizda haliyle friendzone olusturma istegi uyandirmistir. bunu kirmak icin gercekten cok buyuk caba sarf etmen ve bunu extreme yollardan yapman gerekiyor.

    eskileri daha da sayabiliriz ama hadi "gercek" duruma bakalim.

    mecnun kelimesinin koku gizlenmis degil, cildirmis ya da aptal anlamindadir. mecnun da askindan deliye dondugu icin bu isim kendisine verilmistir. peki neden deli? cok basit, gercek olana tutunmak yerine kafasindaki tutundugu icin. 4 yil boyunca dogru duzgun gormedigin birine olan platonik askina tutundugunda sacmalarsin, beynin salgilamasi gereken ask hormonlari salgilamak yerine depresyonu yaratacak hormonlari salgilamaya baslar.

    cunku insan mazosisttir. sen de yazmissin ramazan vakti bir sise viski icmek istiyorum diye. neden biliyor musun, cunku insan mazosisttir(x2). bir sorunla karsilastigimizda ya da beynimiz bize caresizlik durumunu hissettirmeye basladiginda bundan kurtulmanin yolunu aramak yerine o aciyi daha da guclendirecek, daha derin ve silinemez kilacak seylere tutunuruz. aci cektigimizde ickiye sarilmamiz ve raki sofrasinda efkarli efkarli dertlesmemiz de bundandir.

    bir trajedi filmi seyrettigimizde onun gercekliginden cok, kendimizi protagonistle ozdeslestirip o aciyi biz yasamis gibi hissettigimiz icin severiz. arabesk muzik ne kadar muzikal degere sahip olmasa da neredeyse her cevreden sevilir. country muzik amerika'da her tur muzigi dinleyen kisiler tarafindan mutlaka bir donem de olsa hayatlarina girmistir, ayni arabesk gibi.

    ve biz turkuz. odullendirmeyle degil, cezalandirmayla yasayan bir toplumuz. kendimizi de odullendirmek yerine, olumsuzlukta cezalandirmayi seceriz. gecmisteki hatalarindan ders almak yerine, onlarin agirligini sirtimizda hissettigimizde bununla yuzlesemeyerek karakter catlamalari yasariz biz. sen yapamadigin hamleler, yaptigin yanlis hamleler, daha basarili, daha yakisikli, daha agzi laf yapan, kisaca daha iyi olamadigin icin su an kendini cezalandiriyorsun.

    sabah kadar bunu uzatabilirim. lafi dolastirmadan sonuc kismina gececegim.

    1) sen bu kiza asik degilsin. bunu nereden anliyorum biliyor musun, cok basit bir sebebi var. yasamadan asik olunmaz! sen bu kizla yasamamissin, kafanda yasamissin evet, uzun yillardir taniyorsun evet. ama paylasmadan ask olmaz, sadece platonizm olur, takinti olur.

    yasanmisliktir ask, beraber bir dil kurmaktir. karsindakinin guzelliklerini degil, kusurlarini sevmektir. uzaktan asik olunmaz biraderim, uzaktan depresyon olur.

    2) bu kizla bugun birlikte olmaya baslasan 1.ay dolmadan kusurlari sana batmaya baslar. cunku daha once gormeye calismadin, gordugunde kafani cevirdin. 4 yil, 700 km. o kusurlari beynindeki en tozlu yerlere sakladin.

    3) 24 yasinda sevdiklerin 28 yasinda nefret ettiklerine donusur. kisi olarak degil, karakter ve tepkilerden bahsediyorum. 32 oldugunda ise yeni bir katman daha cikarsin sevdiklerine. kendini tek bir duzleme hapsetme.

    4) hadi diyelim gercekten asik ol, ama kendi hayatini yasayamazken bir baskasiyla bir hayati nasil yasayabilirsin? once sen yasamalisin, gittigin iyi okullar, ailenin isteyecegi kisi olman vs vs bunlarin hepsi safsata. kendi istedigin neyi yasadin? kendini ne kadar kaybettin? kendini bulmak icin nelerden vazgectin? tyler durden diyor ya, kavga etmem gerekiyor diye. bunu metafor olarak dusun, kendinle kavga ettin mi?

    sabah kalkip gozunu acmak istemedigin o hissizlik aninda aynaya gecip kendine baktin, evet baktigini biliyorum. sonra egilip yuzune o suyu carptin ve bir okyanusun icine cekilir gibi de hissettin. aklindan sunu gecirdin, yuzeye cikmasam ne olur ki? o dalgalarin seni suruklemesine izin vermek yerine, dalgalara karsi hic yuzdun mu?

    7.kat balkonunda bir fizik sinavina calisirken aklindan "su an buradan atlasam ne olabilir ki" diye de gecirdin biliyorum. belki dusmem ucarim diye de hayal etmissindir. etmelisin de. sen hic 7.kata kadar surunerek cikmayi hayal ettin mi? aci verecek sekilde, dizlerin kanayarak, ellerini parcalanarak yukselmek.

    sen sisifos'u okudun mu hic? sence sisifos bir gun cukurdan kurtulabilecegini hayal edip sirt ustu uzandigi icin mi yuzyillardir tartisiyoruz onu?

    madem ki asik olsugunu iddia ediyorsun sunu aklindan cikarma: ask, asla yikamayacagini bildigin bir duvara tum gucunle kosup carpmaktir. ask, agzin burnun dagildiktan sonra tekrar ayaga kalkip bu sefer daha hizli carpmaktir o duvara. sonucu dusunmezsin, tek istegin o duvarda bir catlak yaratabilmektir.

    sisifos mutluydu, elde edecegi icin degil, elde edecegi sey icin mucadele edebildigi icin.

    sen ise mutsuzsun. iste aradigin cevap da burada yatiyor.

    su an icinde bulundugun anin tadini cikar. cok guzel bir depresyondur platonizm. agla, sizla, yakin. sonra ayaga kalk, son gucunle carpacak gercek bir duvar bul. ama bunu yaparken sunu asla unutma, once kendi duvarlarini bul.

    hayatini biriyle paylasmak istiyorsan once kendi hayatin olmali. bunu yapmak icin feragat etmelisin "safe zone"undan.

    juninhooo bundan bir iki hafta once sozluk aglama duvarina bir korkusundan bahsetmisti. o gun yazamadim, sonra kaldi. cok basit guzel kardesim. biz turkler anneye bagli yetisiriz, o nedenle kendi hayatimizi kurmamiz is guc sahibi olsak da zaman alir. hep ana rahmine donme istegidir sevgi ararkenki tavirlarimiz. bu yuzden de kolay aldatiriz. aldatilma ihtimalinde bile bu yuzden cileden cikariz. hayatimizin olgunluk zamani "home" arayisiyla gecer. kendimizi asla gercekten evimizde gibi hissedemeyiz ki o beraber oldugumuz cogu kizi da bu yuzden uzaklastiririz.

    nereden anlariz demistin ya biraderim, nereye gidersen git, nasil bir sartta olursan ol, yanindayken evindeymis gibi hissediyorsan anlarsin.

    bu soyledigim senin icin de gecerli guzel kardesim. once kendi hayatini bul, sonra onu paylasmak isteyecegin kisiyi emin ol yanina almis olacaksin.
  • sigarayı bırakın. içmiyorsanız sakın başlamayın. sağlığınıza zarar vermeyin. benim bedenim benim kararım anlayışı dünyanın en büyük yalanı. daha dünyaya gelirken dahi sana sormuyorlar yaşamak istiyor musun diye. nereden senin bedenin oluyormuş? senin bedenin ve sağlığın üzerinde senden başka hak sahibi olan bir sürü kişi var. en başta allah var. inançsız biriysen; eşin, annen, baban, çocukların ve nicesi var. onları düşün!

    sigara içmeyin ve içilen ortamlardan uzak durun*. emin olun bırakılamayacak bir şey değil. fiziksel bağımlılık 1 haftada büyük ölçüde azalıyor. zor kısım psikolojik bağımlılık. çayla, kahveyle güzel gidiyordu, yurdun balkonunda hoş sohbetimizin bir parçasıydı gibi romantiklikler işin psikolojik kısmı. gerçekten isterseniz onu da aşabilirsiniz.

    unutmayın, bu sadece sigara ile yapılan bir savaş değil. iş fiziksel bağımlılık noktasında nikotin ile yapılan bir savaşa dönüyor. o yüzden sakın sigarayı bıraktım, arada bir puro veya nargile içiyorum, nikotin bandından veya sakızından yararlanıyorum demeyin! içeceğiniz bir fırt nargile, vücudunuza nikotini hatırlatır. sancılı süreci başa sarar. bunlardan uzak durun yoksa sigarayı bırakamazsınız.

    sigaranın yerine başka bir şey koymayın. kendinizi kuruyemişe, yemeğe vurmayın. kilo alırsınız ve kilo almak da en az sigara kadar sağlığa zararlıdır. ayrıca sanılanın aksine kuruyemiş, yemek, şeker, tatlı gibi besinler sürece olumsuz etki yapar. yediğiniz her şey kan şekerinizi artırır. kandaki şeker artınca nikotin oranı azalır ve canınız sigara çeker. yapmayın!

    sakın sigarayı bırakma sürecinizde kendinizi spor ile veya başka bir şeyle motive etmeye çalışmayın. zira gün gelir sıkılıp sporu bırakırsanız yüksek ihtimal tekrardan sigaraya başlarsınız. daima böyle olur.

    size sigarayı hatırlatan* hiçbir şeyden kaçmayın. üstüne giderseniz gerçekten bırakırsınız. aksi halde sadece ara vermiş olursunuz.

    defalarca* bırakmayı denemiş, en sonunda başarıya ulaşmış biri olarak tecrübelerim bunlar. nasıl bu sefer eminim, öncekilerde neden başaramadım? bunların cevabı entry'de saklı. fiziksel bağımlılığı her seferinde yenmiştim ama gerçekten bırakmayı istemediğim için psikolojik bağımlılığı bir türlü yenememiştim.

    canın sigara çekse de asla içmeyeceğinin farkına varmışsan bırakmışsındır. canın sigara çekmese bile içinden gelerek bir daha asla içmeyeceğim diyemiyorsan emin ol başlayacaksın. bu*, dışarıya söylenecek bir söz değil. içten gelen bir sestir. tecrübelerim bunlar. umarım herkes bırakabilir. sağlık hayattaki en değerli nimet.

    unutmayın, sigara yasal bir uyuşturucudan fazlası değil. uyuşturucudan dost olmaz.
  • yazar arkadaşlara seslenmek istiyorum.

    forvet gelmemesi hepimizin moralini bozdu evet ancak bugün çok önemli bir maç var: 1 eylül trabzonspor galatasaray maçı. bu maç niye önemli?

    1- forvetin gelmemesi üzerine camianın üstünde dolaşan kara bulutları dağıtmak için.
    2- hem galatasaray'ın puan kaybetmesini bekleyen hem de ''forvetsiz çok zor.'' demek için can atan ite köpeğe mesaj vermek için.
    3- 4/4 yapmak, ''deplasmanlarda da koyarız.'' demek için, milli araya tam gaz gitmek ve zorlu deplasmanlardan birini şampiyonlar ligi başlamadan atlatmak için.
    4- trabzon ile hesabımız hala bitmedi, bu hesabı kapatmak için.

    onun için rica ediyorum bugünlük şu forvet meselesini falan bir unutup sahaya çıkacak olan takıma konsantre olalım, maça yoğunlaşalım. önümüzde kadrolar kurmak için, alternatifler üretmek için milli ara olacak ama şu maçı bir atlatalım.
  • kraldan çok kralcılıktan uzak durun. artık aramızda olmayanlar hariç hiç kimseyi "en iyisini bilir, eleştirilemez vsr." kafasıyla savunmayın. futbolda asla dün yoktur, sadece bugün ve yarın vardır. dünyanın en iyi başkanı, hocası, kalecisi vsr. herkes her an eleştirilebilir. eleştirilmelidir de.

    bugün hocanın başlığında yukarıda bahsettiğim tipte entryler görüyorum. şu günün savunulacak en ufak tarafı yok. sen alanyaspor'a karşı sonuç aldığın bir kadroyla trabzonspor deplasmanına çıkamazsın! çıkıyorsan fena çuvallarsın ve çuvalladığında bir hamle bile yapamıyorsan eleştirilirsin. 2+2=4.

    kimse bir günde kral olmadığı gibi bir günde tahttan inmez ama tarih; bu 4-0'lık trabzon maçını da samiyen'de fenerbahçe'den 4, chelsea'den 5, trabzon'dan 5, real'den 6 ve kadıköy'de fenerbahçe'den 6 yediğimiz maçların yanına yazar. bu işler öyle her sabah gs instagram hesabına poz vermeye benzemez.

    geçen sene alanyaspor deplasmanındaki lehimize yapılan hata unutulmasın, ligin kaderini değiştirdi. direkten döndük. akhisar gibi vasat bir takıma elimizdeki türkiye kupası finalini ve süper kupa'yı teslim ettik. bunları görmezden gelmeyin.

    bu dünyada hiçbir alanda tüm ipler bir insana teslim edilmemeli. herkese tavsiyemdir.
  • allahtan şu sıralar takım iyi gidiyor. içeride başakşehire veya beşiktaşa yenilirsek yine yenilginin hırsıyla karışacak ortalık. bana sorarsanız ilk dörtteki takımlar içinden gerçekten şampiyonluğa inanan varsa o takım biziz!
    kimi rakiplerimiz hayal dünyasında yaşıyor, kimilerinin taraftarı yok, kimininde taraftarı var ama maçlarda yok çünkü ikiye bölünmüş durumda. taraftara açık antrenmanda, bütün iç saha maçlarında gösterdik bunu. biz şampiyon olacağız(!)

    şu sıralar sözlükte bir sürü hakaret vs. dönüyor. biraz sakin olun; siz galatasaraylısınız, galatasaray sözlük yazarısınız, diğer taraftarlardan farkınız bu. aileyiz falan safsatalarına girmeyeceğim ama şu sonu olan dünyada kimseyi kırmaya değmez hele de renkdaşınızı. güzel üslup çerçevesinde duygu ve düşüncelerinizi dile getirin. herkesin fikri size uymayabilir. böylesine güzel bir ortamda sadece şampiyonluğa inanın...
  • arkadaşlar fatih terim 13 14 ay önce forvet istiyorum dedi.
    üzerine gomis gitti.
    üzerine eren gitti.
    forvet oynayabilecek yaşın gitti. (bugün mugdat'ın yerine oynasa kimse laf edemez.)

    ama forvet gelmedi. sık yazmaya çalışan bir yazar kardeşiniz olarak son zamanlarda bu transfer takip işini bıraktım.

    sizede tavsiyem gidin ailenize, sevdiklerinize zaman ayırın. boşa bizim yöneticiler transfer yapacak mı yapmayacak mı diye beklemeyin.

    14 ay olmuş hala alan'ın menejeri sorun çıkarıyor deniyor. kusura bakmayın da başlarlar alan'ın menajerine ya.

    kimse sinirini yıpratmasın boşuna.

    seviliyorsunuz...
  • galatasaraylı olun! terimspor, tudorspor, aysalspor, dursunspor, sneijderspor falan çekilmiyor. ben de isterdim ki mancini teknik direktörümüz olarak 20 sene kalsaydı, ya da şu an başkanımız daha bir ünal aysal kıvamında adam olsaydı. ama her istediğimiz her zaman olmuyor. herkesin farklı farklı beklentileri var. içinden geçen, olmasını istediği şeyler var galatasaray adına. ama bir de önümüzdeki gerçekler var. biraz keyif alın gençler.

    hala en az 3 transfer bekliyorsunuz. ancak, transferler hem iyi, he az paraya, hem genç olsun falan istiyorsunuz. sakın özelden, antalya şu paraya bunu aldı, gençlerbirliği şöyle etti, trabzon böyle yaptı demeyin. hatta bjk' yı bile örnek göstermeyin. türkiye' de galatasaray ve fenerbahçe' ye çekilen fiyatlar hep yüksek olur. arasıra denk gelir öyle transferler.

    haklı çıkmak için de başarısızlık ummayın ! siz haksız çıkın, galatasaray kazansın.

    edit: imla.
  • sevgili yazarlar,

    zor geçen zamanlar yüzünden ki sebep ffp olabilir, bir mağlubiyet olabilir, burada muslera, yunus akgün, mustafa cengiz yönetimi, fatih terim gibi önemli değerlere vurmayın.

    kimler geldi, kimler geçti kulübümüzden. bu isimler bizi yüceltecek, günün sonunda başarıya kavuşturacak isimlerdir. an itibarı ile 2018 ağustos'unda dünya üzerinde transfer satrancı oynanmaktadır. epl'de transferin bitmesine 2 gün kaldı. strateji üzerine stratejiler geliştiriliyor. başarıyı getirecek olan şey kaçan ya da kurtarılamayan bir penaltı değil, bu zorlu satranç oyunundaki hamleler olacaktır. ligin başlamasına 3 gün kaldığını yönetim ve teknik ekip bizden iyi biliyor. uykuları kaçan yalnızca biz değiliz. dursun-mehmet-hamza-levent gibi adamlar yüzünden bozulan psikolojimiz ve bilinçaltımız malum ancak lütfen ilk paragrafta saydığım değerlerimizi, bu iş bilmezler ve galatasaray'ı batağa sürükleyenlerle karıştırmayalım. her şeyden önce yüreği galatasaray ile atan adamların kulübün başında olduğunu unutmayalım. sosyal medyadaki ne idüğü belirsiz, eğitim ve kültür seviyesi sizlerin yakınından geçemeyecek (iq seviyesine hiç girmiyorum bile) adamlar, ayrıca dursun'un paralı askerleri ve galatasaray düşmanı cahillerin oyununa gelmeyin.

    kenetlenelim ve hedef 22 doğrultusunda ilk maçımıza odaklanalım.

    unutmayın, kek kalıbı diye bizle t.şak geçenlere sezon sonunda kek kalıbı hediye edip göğsümüze 4. yıldızı taktık.
    şampiyonlar ligi'nde ilk 3 maçta sadece 1 puan alabildikten sonra yine terim ile son 3 maçta 9 puan toplayıp gruptan çıktık.
    juventus'u kar, buz, çamurlar altında gündüz maçında evine yolladık.

    gücümüzü tarihimizden alıp kenetleneceğiz. herkes ayık olmalı ki herkese haddini bildirelim.
  • şu sıcaklarda biz insan olduğumuz halde dayanamıyoruz. peki dili olmayan, eli olmayan zavallı sokak hayvanları ne yapsın ? alın elinize bir yoğurt kabı yada dondurma kabı su doldurun (yarısını değil hepsini doldurun, yavru kedi ve köpekler eğilip içemiyor) ve etrafınızda boş bulduğunuz alanlara koyun. zor bir şey değil, sadece kendinizi düşünmeyin. hayat böyle daha güzel. emin olun.
  • gerçekten siktir edin. çünkü şu an sizin bu takım için duyduğunuz endişenin yarısını bile duymayan oyuncular aldıkları maç başı ve garanti ücretlerinin verdiği keyifle yazın yapacakları tatilin planlayarak uykuya daldılar. yada bu sene almayı düşündükleri arabanın rengi yüzünden kararsızlığa düşüp tavanı izliyor olabilirler. belki bir gece kulübünde ellerinde içkiyle avlarının peşindeler. ama emin olduğum tek şey hiçbirinin umurunda bile değil.kulübün kendilerini elden çıkarmak isteyeceğinden emin olarak menajerlerine sözleşmede yazan bedelden bir kuruş bile aşağısını kabul etmeyeceklerini çoktan tembih etmişlerdir. illa bir şey yapmak istiyorsanız gidip florya'yı basmakla falan uğraşmayın. tomadan su yediğinizle kalırsınız. zamanında yedik hoş bir deneyim değil. store'dan alışveriş yapmayın ve yaptırmayın. maçlara gitmeyin. ultraslan kendi çalıp kendi oynasın tribünde. kulübe ek sucuk masrafı çıkartmayın. rahat bırakın istedikleri tüm arabesk besteleri 90 dakika kesintiye uğramadan söylesinler. tekrar etmekte fayda var siktir edin.
  • fatih hocayı ilahlaştırmayın. oda hepimiz gibi etten kemikten. hatalar yapacaktır ve hata yaptığında söylenecektir. hocaya ve takıma körü körüne sahip çıkıp gerçekleri görmezden gelmek kötülük yapmaktan başka birşey değildir.

    not : unutmadan ozan formayı almadı, oynatacak oyuncumuz kalmayınca bir deneyelim dendi ve sonuç ortada. biz bu potensiyeli planlarımıza dahil dahi etmemiştik.
  • arkadaşlar size tavsiye vermek haddime değil ama görüş ayrılıklarınızı lütfen birbirinizin başlığının altına yazarak dile getirmeyin. son zamanlarda dikkat ediyorum baya çoğaldı bu durum.

    herkes aynı fikirde olacak diye bir kaide yok. hoş durmuyor yani birbirinize sallamanız. hoşunuza gitmeyen bir şeyler söz konusuysa “engelle” butonunu kullanın ya da mesaj yoluyla o kişiyle saygılı bir şekilde tartışın. diğer türlü sözlük gündemini de gereksiz yere meşgul etmeye gerek yok.