• bugün saat 18 civarı yemekten sonra dışarı çıktım ve kendi kendime dolaştım. uzaktan çöp konteynerlerinin yanında bir sağa, bir sola bakan bir kadın gördüm. olayı anlamak için biraz yavaşladım. ortalık sakin bir yer olduğu için hemen çöplerin içini karıştırmaya başladı. bir konteynerden bulduğu poşete, hemen yanındaki konteynerden zar zor bulduğu çürümüş bir marul koydu. hemen ardından bir salatalık buldu. çöplerin yanına konulan ekmeklerin hepsini de aldı ve sessiz sedasız yoluna devam etti. biraz ötede yine bir konteynerin içine baktı ve bir tane yarım kavun parçası buldu. çok az bir kısmını yedi, gerisini de poşete koydu.

    o anları gördükten sonra yol ortasında neredeyse ağlayacaktım. tıka basa yediğim güzel bir yemeğin ardından çıktığım yürüyüşte, susama bile muhtaç olan bir kadın gördüm. anlatırken bile insan kendisinden nefret edebiliyor. her neyse sonra dayanamadım ve yanına gittim. teyzemiz 5 yetiminin olduğunu söyledi. o hayat hikayesini anlatırken bende cepleri karıştırdım ama sadece 5 lira bulabildim. parayı teyzeye uzattım ama ısrarla almayacağını ve dilenci olmadığını söyledi. yalvara yakara sonunda kabul ettirebildim. 5 lira çok çok az bunu biliyorum ama o sırada cebimde sadece bu kadar vardı. teyzenin yanından mahçup bir şekilde uzaklaştım. anlatırken bile cebime neden sadece 5 lira koyduğumu sorguluyorum. şu anda çok fena vicdan azabı çekiyorum. inşallah teyzemizi bir kez daha görüp yardım edebilirim. çünkü ancak bu şekilde kendimi affedebilirim...
  • derdimi anlatacak pek kimsem yok yanlızım,anca buraya yazıyorum.
    intihar etmek istiyorum.
    30 yaşındayım,yaşamaktan zevk alamıyorum,her şey üstüme geliyor.ağlama krizlerine giriyorum.yaklaşık 7 senedir antidepresan ilaç kullanıyorum,sosyal fobi-anksiyete bozukluğu rahatsızlığım var.bana ilaçların bir faydası olduğunu olacağını düşünmüyorum.artık sürekli hayal kırıklıkları yaşamaktan bıktım.en son kızdan tekme yedim.tükendim.
    hayatımda bir şeylerin düzeleceğine inancım kalmadı,yarın için umudum kalmadı.

    edit:ilginiz ve mesajlarınız için tesekkur ederim,yarın yeni bir tedaviye başlayacağım,inşallah allah şifasınıda verir.

    şampiyonlar ligi kupasını almadan ölmek yok,tavsiyeleriniz için tesekkurler
  • "ben ayrılmak istiyorum" dedi.

    evet sevgili renktaşlar, bana böyle söyledi. 3.5 yıllık ilişkimizi temelden yıkan cümle bu oldu. zor zamanlar geçirdiğim halde bunu ne arkadaş çevreme ne sosyal çevreme ne de ona yansıtmamaya çalıştım. onunla olan sorunlarımızda kendi sıkıntılarımın arkasına sığınmadım.

    ama hata yapmadım diyemem. neticede hatasız kul olmaz demişlerdi değil mi? ilişkimiz boyunca almış olduğum bütün kararlarda onun isteği dışına çıkmamaya çalıştım. ataerkil bir kafa yapısında hiç olmadım. karşılıklı güven ilişkisi idi bizimki.

    her güzel şeyin bir sonu olduğu gibi bunun da sonu gelmişti demek. işin tuhaf tarafı ona sorsalar ben şu an hiç üzüntü duymuyor ve acı çekmiyorumdur. halbuki hiçbir şey yapmaya gücüm olmadığı hissiyatımı belirtmeme rağmen ondan bunu çözmeye yönelik bir destek bir adım gelmemesi de garip bir durumdu. biz böyle bir ilişki biçimi geliştirmiştik ama!? herhangi bir sorunumuz karşısında birlikte hareket edecek ve olanca gücümüzle ona karşı duracaktık hani? 3.5 yılın 3 yılında ben bunları yapmıştım, ya sen neden 6 ay gibi bir zaman zarfında bu insana destek olmadın diye sormazlar mı?

    sanırım hiçbir zaman içine girmeyeceğim bir garın önünde patlayan bombalardan kaçışırken herkes gözlerim onu arıyordu. çantasını almak için geri döndüğümde, parçalanmış bedenler arasında ben onu boşvermemiştim ama.

    o beni boşverdi işte sözlük...

    belki hiçbir zaman bir daha böyle sevemeyeceğim ama olsun. sevgi her şey değildir ve maalesef bir zaman sonra bazı şeyler sizi inanılmaz yorar. "yorgunum ve ağrılarım var" sözü bu kadar uyamaz kimseye. bir dinlenme süreci devamında onsuz yaşama adapte olmaya çalışmayla geçecek bir yaz dönemi.

    bu entry girip girmemekte tereddüt ediyordum sürekli çünkü sizlerin bu durumu bilip bilmemeniz bir şeyi değiştirmeyecek, size bir şey kazandırmayacaktı. ancak ne kadar samimi gelir bilmiyorum ama içimde kalmasını bir türlü istemedim. bazı kişilere ayrıldığımızı belirttiğim konuşmalarda rahatladığımı hissettim. bir de bazen hiç beklenmedik anlarda hıçkıra hıçkıra ağlıyorum. o biraz rahatlatıyor işte.

    sizlerden tek isteğim şu halı saha maçını gerçekleştirmek. umarım yaparız ağustos ayının sonuna doğru.

    moral motivasyon açısından çok önemli bir platform sözlüğümüz. sırf şu ırkçılık hadisesinde bile gösterilen tutum çok önemli idi. iyi ki varsınız. hepinizi sevgi ve saygıyla kucaklıyorum. umut her daim!
  • evet beyler bugün hoşlandığım kız tarafından duygularıma karşılık alamayacağımı anladım,kibarca reddetti yani.

    oturup ağlamıyorum ama insan üzülüyor be sözlük.
    yakışıklı olmasakta eli yüzü düzgün işi gücü olan kendi halinde sessiz sakin biriyim,niye böyle oldu diyorum.keşke bir şans verseydi diyorum.

    neyse hayırlısı neyse o olsun...esra burayı okurmusun bilmiyorum ama sen benim için farklıydın.
    son olarak bize her sevdadan kalan sadece galatasaray!!!
  • kötü bir devirde yaşıyoruz be sözlük. sırf gösteriş için birkaç dakikada milyarlarca saçan insanlarda var; 1 lira bile bulamayıp aç kalanlarda...

    cebinde çok çok az parası olup da odun almaya giden bir anne düşünün. bu anne 2 çocuğuyla birlikte yapayalnız yaşıyor. hiçbir yardım alamıyor. çalışamıyor çünkü çocukları var, bırakamıyor. cebindeki paradan ne kadar odun alabilir ki? işte parası yettiği kadar aldı. şans ya odunlar ıslandığı için yanmadı. sonra ne mi oldu? anne, iki çocuğundan küçük olanın eline ısınmaları için fön makinesi verdi, sonra gitti kendini astı. evet bu ayıp bizim! ( http://www.hurriyet.com.tr/...ya-gecti-ve-20132171 )

    kaza geçirmiş bir baba düşünün. kolunu yaralamış ve çalışamıyor. çalışamadığı içinde evine doğru düzgün ekmek götüremiyor. işte bu babanın da 2 oğlu var. küçük olanına okul için forma alıyorlar ama alt bölümü yani pantolonu alamıyorlar. çünkü paraları yok. okul yönetimi pantolonu olmayan çocuğu evine gönderiyor. çocukta ailesine anlatıyor olanları. baba çok içerleniyor ve hemen bir yerlerden bulup pantolon alıyor oğluna. sonra karısına: "hanım ben size bakamıyorsam, çocuğuma pantolon alamıyorsam niye yaşıyorum ki?" diyor. nitekim gururuna yediremeyip bir gün sonra sabah saatlerinde intihar ediyor, cebindeki son 20 lirayla... evet bu ayıpta yine bizim! ( https://www.sozcu.com.tr/...ntihar-etti-2639574/ )

    şunu çok merak ediyorum ya; acaba bir gün bu ayıplarımızın farkına varacak mıyız, yoksa tozpembe takılmaya devam mı?
  • psikolojim bozuldu sözlük...

    10 gündür yeni işim olan kompresörcüde çıraklık yapıyorum. rüyalarıma giriyor artık...

    dün gece uyandığımda yatağımda kompresör gördüm. gözlerimi açıp kapattığımda yorgan olduğunu farkettim. geçen hafta da rüyamda 4 tane bebek gibi hanımefendi dizilmiş, bıcır bıcırlar. “come” diye beni çağırıyorlar hep bir ağızdan, tam onlara koşuyorum ustamın sesi “çırak 12-13 açık ağız getir” yön değiştirip ustama anahtarı veriyorum. tam yine kızlara yöneliyorum patronun sesi “çırak 2 çay kap getir” gidiyorum çayları götürüyorum. yine hanımefendilere yaklaşınca yine ustam çağırıyor... “çırak boru anahtarını getir”

    şuan dükkanın mutfağında bulaşık yıkarken ağlıyorum... çay ocağında çalışsam bu kadar bulaşık yıkamazdım...
  • tam mesai bitmiş, sarkan beton dökümünü bitirip eve gitmek için yırtınırken telefon çaldı. telefonun ucundaki müdürüm her gün yazıp imzalayıp dosyaladığımız raporu farklı bişey ister gibi sordu. ben de haliyle yok dedim. 10 dakikaya yakın fırçaladı, ne beceriksizliğim kaldı ne sorumsuzluğum. hatta laf arasında "beceremiyorsan ver istifanı siktir git" dedi.

    yutkundum, dinlemeye devam ettim. istediklerini verdim ve eve geldim.

    o an istifayı yazıp al ananın amına sok diyemediğim için sinirden ağladım gelirken...
  • canım sözlük. 40 yaşındayım, üniversite okuduğum şehirdeyim. artık turistik bir yer olmuş (bkz: edirne) gençliğimde garsonluk yaptığım barda içiyorum. o zamanki sahibi olan arkadaşımı evinde ziyaret ettim. birbirimize ikinci evliliklerimizde ne kadar mutlu olduğumuzu ve kalp ilaçlarımızı anlattık. doktorlarımızdan, eşlerimizden gizli sigara içtik.

    şehirde her şey değişmiş. burası artık başka bir yer. ben başka biriyim. küller küllere, tozlar tozlara karışıyor.

    barmen içkimi yenilemek tereddüdünde. ben, ağlıyorum.

    https://youtu.be/lOKe3PGtZU8
  • 2 yıl önce bugün 13 mart 2016 günü ankara'nın ortası kızılay meydanı'nda patlayan bomba sonucu bu dünyadan göçen, aramızdan ayrılan melek olup bu kötü dünyayı bizlere bırakan güzel insanların ruhları şad olsun, mekanları cennet olsun. o güzel insanlardan, o canlardan biri de gazi üniversitesi eğitim fakültesi kimya eğitimi anabilimdalı kimya öğretmenliği bölümünde okurken tanıma şansına eriştiğim; meryem yüzlü, tanıdığım insanların en masum bakanı, bana iyiliği ve yardımı çokça dokunmuş, üzerimde çokça hakkı bulunan sümeyra çakmak kardeşim idi. kamu personeli seçme sınavı'na hazırlanıyordu ve dersaneden çıkışta yakaladı ölüm onu. o artık yok. o gözler bir daha hiç açılmamak üzere kapandı. ailesi bu durumu olgunlukla karşıladı, onlar da sümeyra'yı yetiştirme onuruna sahip çok değerli insanlardı, resmen onlar bizleri teselli ettiler. bazı etmenlerden dolayı pek ağlayamam ama sümeyra beni affet, beni çok ağlatıyorsun kardeşim. bu dünya sana layık olamayacak kadar kötüydü, sen gerçekten fazlaydın, melek gibiydin, melek oldun gittin. daha fazla yazamayacağım. o'na dua edin.
  • https://www.instagram.com/p/BkLPmOPHaEB/

    bundan 2 - 3 yıl önce bahçede beslediğim yavru kedilerden bir tanesi kayboldu, bir yere gitmiştir gelir diye düşünürken komşumuzun haber vermesiyle yavru kediyi 2 tane piçin alıp götürdüğünü öğrendik. gittim yol üzerindeki bakkalın güvenlik kameralarını izledim, komşunun güvenlik kameralarını yavruyu alıp götüren piçlerin kimler olduğunu öğrendim. nerede oturduklarını, nereye götürdüklerini bilmediğim için kameraya yansıyan görüntüleri izleyerek o yol üzerindeki herkese sordum bu iki piçi, en sonunda bu piçlerin benim kapımdan aldıkları yavru kedi dışında, diğer sokak hayvanlarını alıp götürüp eziyet işkence ettiklerini vs öğrendim. ev adreslerine kadar öğrendim dayandım kapılarına, piçler evde yok tabi! ana babaları çıktı durumu anlattım böyle böyle sizin piçiniz benim yavru kedimi almış götürmüş, daha önce de hayvanları alıp öldürüp işkence ediyormuş siz bu zamana kadar bu piçin yaptıklarına göz yummuş olabilirsiniz ama o kedi bugün akşama kadar geri getirilmezse önce polise, sonra derneklere en son önce çocuğunuzu sonra sizi doğduğunuza pişman ederim dedim eve döndüm akşam saat 20:00 gibi baktım bir tanesinin ana babası gelmiş ağlıyor yok biz cezayı ödeyemeyiz, yok o daha çocuk vs vs ben de bir piçi doyuracak kadar paranız var mecbur ödeyeceksiniz, çocuk meselesine gelince o yavru o sizin veledinizden daha çocuk bu zamana kadar sahip çıkmamışsınız çocuğunuza bundan sonra sahip çıkarsınız dedim eve girdim gönderdim bunları. ertesi gün bu iki piç çok sağlam bir dayak yemiş ailelerinden kediyi nereye koyduklarını da söylemişler (başta inkar ettikleri için tabi iş uzuyor) neyse yine geldiler böyle böyle kedi burdaymış gidelim alalım diye gidin aldığınız gibi geri getirin dedim gitmişler yine bulamamışlar çocuklar ikinci kez bir dayak daha yemişler tabi. bir sonra ki gün komşumuzun kapısına getirilmiş başkaları tarafından neyse ki yolda bu iki piçin elinden kaçıp bulduğu bir apartmanın oraya saklanarak kurtulmuş ölümden. aradan iki gün geçti bu iki piçin ailesi duymuş kedinin bulunduğunu geldiler kedi bulunmuş olayı kapatalım artık dediler, benim 3 4 günüm sokaklarda dolaşarak geçmiş her yerde kedi aramışım, yavrunun yaşadığı şeylerine haddi hesabı yok adamlar olayı kapatma derdinde dedim yok öyle şey hayvan derneklerinden birinde görevli bir tanıdıkla temasa geçip bunların evine görevli yollattırdım bunların korkuları üst seviyeye ulaşınca bir daha olmaması koşuluyla bu durumu unutacağımı söyledim ve konuyu kapattım. şimdi o iki piç bırakın kedi kovalamayı kedi görünce kaçar hale geldiler, hayvanlara mama verilmeyen mahallede ne hikmetse mama kapları boş durmuyor diyeceğim o ki bu tür piç gördüğünüz de çocuktur diyip geçmeyin o tür çocuklar büyüyünce bu tür şerefsizlik yapıyorlar.
  • bugün öğle yemeğimi yediğim bir restaurant'ta '' sandalyeniz boşsa alabilir miyim'' diye sordular sözlük.

    ''tabi'' dedim.

    15 dakika sonra başka bir grup geldi yine sandalyemi sordular. onlara da ''tabi'' dedim.

    koca masada tek sandalyede karşı masalardan gelen müstehzi kahkahalar eşliğinde yedim yemeğimi.

    yukardan çekildiğinde hüzünlü bir kareydim bugün.

    birileri belamı vermiş. belli.

    :(
  • gurbettesindir. ailenden uzakta yeni kurduğun ailenle beraber yaşarsın. birgün telefon çalar. telefondaki kardeşin "abi birşey söyleyeceğim ama sakin ol" der. ikinci cümleye geçişteki 5 sn sana dünyanın en uzun zamanı gelir. kafanda türlü türlü senaryolar geçer.
    "babamı hastaneye yatırdık. beyin kanaması geçirmiş. yoğun bakımda" der.

    o an dünya durur. beynin olanı biteni reddetmek ister problemle mücadele edebilmek için.
    atlarsın gidersin. doktora durumunu anlatıp güç bela izin alıp girersin yanına. o halini görüp derin duygularla geri dönersin karınla kızının yanına.

    sonra bir iki defa gider görürsün. durumu her defasında daha da kötüleşir.

    birşeyler yapmak istersin ama yapamazsın gücün yetmez. ailenle sadece telefonda konuşabilirsin.

    birgün annen arar. bilirsin annen boşuna aramaz. "oğlum yarın birgün ne yap et gel. babanın durumu iyi değil." der.
    gidersin.
    babanı son gördüğün andan çok daha kötü görürsün. o gördüğün kişinin baban olduğuna inanmak istemezsin. inanamazsın.

    dünyan başına yıkılır. avazın çıktığınca haykırmak istersin. ama yapamazsın.

    çünkü çocukluğundan beri mücadele ettiğin hayat, yaşadığın hayat beynine kodlamıştır: " sen evin büyük oğlusun. dik durmalısın. yıkılmamalısın."

    babanın o halini görünce yüreğinden kan damlar içine içine ve dersin ki: "allahım ya şifasını ver ya da cennetinle müjdele."

    gurbetteki işyerinden aldığın iki günlük izin biter. gider ayak eğilirsin babanın kulağına. seni duyduğunu bilirsin. başkaları duymadan dersin ki: " merak etme. kardeşim bana emanet. hakkını helal et. benim hakkım yoktur ama varsa da ben helal ettim."

    mecburen dönersin işinin olduğu şehre.

    sabah işe gidersin.

    bir iki saat sonra telefon çalar. arayan kısmında "dayım" yazıyordur. normalde seni hiç aramayan adam arıyorsa işte o telefonu açmak istemezsin. duyacağın şeyin ne olduğunu bilirsin. bildiğin şeyden kaçabildiğince kaçmak istersin. en sonunda ofisteki arkadaşların "abi telefonun çalıyor" dediğinde kendine gelirsin.

    açarsın telefonu. dayın ağlayarak: "babanı kaybettik oğlum gel. " der.

    eşini çocuğunu alıp hemen gitmek istersin ama gidemezsin zira yollar karla kaplıdır ve senin arabayı kullanacak mecalin yoktur. ertesi sabah ancak varırsın doğup büyüdüğün şehre.

    hıçkıra hıçkıra ağlamak istersin ama beynin izin vermez. "sen güçlü durmalısın" der sürekli.

    hastaneye gider alırsınız. evin önüne getirirsiniz cenazenizi. son kez öper mezarlığa götürürsünüz.

    "ben öldüğümde üzerime rahmet yağsın" diyen babanızın duası kabul oldu diye sevinirsiniz o üzüntünüzün arasında üzerinde bardaktan boşalırcasına yağmur yağarken.

    bir dost ararsınız. o anda bulamazsın. çünkü o anda herşey herkes anlamsızdır.

    aradan zaman geçer. elin telefona gider. anneni ararsın. "babam nasıl" diye soracağın an bir kez daha çöker yüreğine acı.

    artık "babam nasıl?" diye soramazsın. aklına geldikçe gittiğine, artık olmadığına inanamazsın.

    bugün babamın vefatının 4. yılı. hala alışamadım. hala daha telefon açıp "niye aramıyorsun hayvanoğluhayvan" demesini bekliyorum.

    mekanın cennet olsun babam. inşallah hakkını helal etmişsindir.

    arayın ananızı, babanızı. yalnız koymayın.

    bir de allah rızası için tüm ölmüşlerin ruhuna fatiha okuyun. *
  • hiçbir şekilde kötülük etmedim ki ona ben...

    hayatımda 2. defa kahve içmek istiyordum sadece. "sana bir kahve ısmarlayabilir miyim?" diye soramadan daha "neden oturuyoruz anlamadım, gerek duymuyorum buna" dedi be sözlük...

    hayatımın içine edilmiş, eriyorum ben ama bak yine sana koşuyorum diyemeden start öncesi hatalı çıkış yapan atlet misali diskalifiye etti beni aşk koşusundan...
  • şehit sayımız ne yazık ki 8 olarak duyuruldu. 10'dan fazla da yaralımız var. bu demektir ki onlarca eve ateş düştü. yine.

    ben oradaki teröristlere çok kızmıyorum. benim asıl çıldırdığım ülkemizdeki bu teröristleri destekleyen tipler. her gün şehit verirken, vatanın bekası için bir mücadele sürdürülürken, çok büyük bir kesim bu teröristlerin arkasında. bunlara açık açık destek veriyorlar. çok önemli yerlerdeki bazıları "elimde istihbarat olmadığı için onlara terörist diyemem" bile diyor.

    al sana istihbarat!!

    çok öfkeliyim sözlük çok. gözlerim doluyor, hiç bir şey yapamadan öylece oturuyorum. uyumak bile istemiyorum.
  • abimi kaybettim be sözlük. aslında abim değil en büyük eniştem ama abi nedir sorusunun cevabını kaybettim.
    benle babam arasında çok yaş farkı vardı. ben kendimi buldum bileli babam hastaydı. bize yön gösteremedi.
    ama abim bize sahip çıktı yön gösterdi. hayatımıza şekil verdi.
    eniştem değildi abimdi o benim.
    uzakta olmanın gurbette olmanın en zor yanlarından biri de bu işte. zor zamanlarda yanlarında hemen olamıyorsun. bir telefon geliyor ve sen öylece mal gibi kalıyorsun. ne yapacağını hangi yone gideceğini bilemiyorsun.
    kalbim acıyor sözlük.
    babamdan 3 sene sonra şimdi de abim gitti.
  • beni üzen yaşadığım kötü olayı tüm sözlük okurlarına paylaşmak istiyorum.
    7. kez kamu mülakatından elendim.gelir uzman yardımcılığı,vergi müfettiş yardımcılığı,kaymakamlık girdiğim hakkımla kazandığım sınavlar.ama mülakatlarda elediler.çünkü torpilim yok.

    teşekkür ederim maliye bakanlığı eledin beni.6 kez üst üste kazanan birini elemek kamuoyunun takdirine bırakıyorum.

    mülakatta tüm soruları bil,yazılıdan yüksek puan al.sonuç işe uygun değilsin.niye çünkü mülakat komisyonuna etki edecek dayın yok.

    bıktım artık bu kirli düzenden:(

    son olarak inşallah çoluğunuzdan çoçuğunuzdan çıksın.hakkım varsa haram zıkkım olsun.emek hırsızısınız.
    hz. peygamber (s.a.v.) öyle buyurdu; "haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır."
  • bugün, beni annem kadar, annem kadar sevdiğim, 4 ile 7 yaşlarında iki yavru sahibi teyzemin ikinci kere, adını bile anmak istemediğim o illet hastalığa yakalandığını öğrendim. 3 yıl önce bu haberi ilk aldığımızda dünya başımıza yıkılmıştı. bazı doktorların o soğuk yüzü, hastalığı duyanların yüz ifadesi, çocuklarının anormal bir durum olduğunu ne kadar uğraşsak da farketmesi..kabus gibi günlerdi.

    tehlikenin geçtiğini ve hastalığın kontrol altına alındığını öğrendiğimizde yaşadığımız mutluluk da bir o kadar anlatılamazdı. sonraki aylar, yıllar hep o günleri acı bir hatıra olarak şükürle anmakla geçti.

    tekrar ağrıları başladığını öğrendiğimizde ise hiçbirimiz kötü senaryoyu düşünmek bile istemedik. insan içten içe öyle bir haberi kaldıramayacağını bunun olamayacağını, olmaması gerektiğini söylüyor.

    gelin görün ki o lanet haberi bir daha aldık. hastalık ilaçlara karşı şekil değiştirmiş falan filan.

    nick altına yazmanıza ya da mesaj atmanıza gerçekten gerek yok. hepinizin duyarlı insanlar olduğunu biliyorum. tek isteğim içten şekilde dua etmeniz. olumlu enerjiler göndermeniz.

    allah kimseyi sağlıkla, sevdiklerinin yokluğunun ihtimaliyle bile sınamasın.

    sağlıkla kalın.
  • açılın, biraz da ben ağlayayım. bir litre gözyaşı dökeyim. bir litre gözyaşı diye yeni bir dizi yapmışlar. dün misafirlikte fragmanını gördüm. çok komik değil mi? allah belanızı versin dedim görür görmez. bu adamlar ciddi ciddi böyle bir dizi çekiyor. sonra dedim belki romandan uyarlanmadır, cahil cahil konuşmayayım. baktım, japon dizisiymiş, bize uyarlamışlar. ben şimdi bunu niye anlattım? başka bir şey anlatacaktım.

    işsizim. bu durum canımı sıkmıyor ama canımı sıkması gerekiyormuş gibi hissettiğimden canım sıkılıyor. çevredeki insanların sorularını cevaplamaktan sıkılıyorum. bir de acıyorlar. yahu acınacak durumda değilim. çok şükür param var, birikimim var, hayatımdan mutluyum ama geleceğimle ilgili inanılmaz kararsızım. çok fazla seçenek var ve ben hiçbirini seçemiyorum. markete gittiğimde de böyle oluyor. bir içecek almak istesem dolaptaki bütün içeceklere bakınıp hiçbir şey alamıyorum. karar vermekten korkar hale geldim.

    iş görüşmelerine gidiyorum ama gitmemek için elimden geleni yapıyorum. benim beğendiğim beni çağırmıyor, beni çağıranı da ben beğenmiyorum. daha önce çalıştığım işyerinden bir arkadaş zürih'te çalışıyor. çocuk kendi şirketine benim cv'yi vermiş. geçenlerde mail attılar buraya gelme durumun var mı yakın zamanda diye. yok dedim. skype yapalım dediler. iyi yapalım dedim. ben de sanıyorum ki 1 hafta içerisinde görüşürüz. aralık ayına attılar. aşırı resmi takılıyorlar. ister miyim onu da bilmiyorum. çok kararsızım. her şeyi gözümde büyütüyorum. sonra kendi işyerimi mi açsam diye düşünüyorum. plan bile yaptım kafamda ama bu alanda hiçbir bilgim yok ve o açma süreci beni üşendiriyor. bir de tutmazsa elimdeki birikimim de yok olabilir.

    aşk meşk işlerine fazla kafa yormayın beyler. zamanla hissizleşiyorsunuz. yaş ilerledikçe evlilik isteğinden, aşk heyecanından eser kalmıyor. inanın galatasaray kaybedince daha çok acıtıyor :(
  • cuma akşamı 6'da yapacak başka günlük rutin kalmayınca yatağa girip yorganın altında kıvrılıp uyuyamayıp çarpıntılar eşliğinde ağlıyorum. onu bile beceremiyorum içime içime akıtıyorum daha fazla çarpıntı yapıyor...

    çok fazla bişey istemedim hiçbir zaman bir güler yüz bir kırıntı umut bir tutam yol arkadaşlığına fit olduk. onu bile çok gördünüz be. sen de gördün senden öncekiler de gördü. ömrünü elini tutmadığı sevgililerin arkasından ağlayarak geçiren adama ayrıldık ama ben hala onu seviyorum deyip en güzel düğümü atmayı başardın.

    o kadar da açık kapı bıraktım itiraf ederken keşke sövüp saysan dalga geçsen falan da bari bu öküz bünyenin algılayabileceği türden bir soğuma olsaydı...

    yanıbaşında gözünün içine bakacakken kendini sıkıp yere bakmaktan sağa sola poker face kasmaktan falan bitap düştü bu bünye artık... ne kadar kaçmaya çalışsa da afbuyur sike sike dayanamayıp dibinde alıyor yine soluğu...

    keşke bu işlerin bir formülü olsaydı. ne bileyim hapı falan olsaydı. mutlu sonu geçtim zaten. tak yutuyorsun unutuyorsun herşeyi... yolumuza devam edelim hiç oralı olmadan, sabahın köründe kalkıp bütün gün şantiyede takılıp akşam gelip yatıp bundan hiç üzüntü duymayayım falan... cahillik erdemdir işte keşke yetiştirirken öyle yetiştirselerdi, böyle ot gibi yaşamak için fazla mı doldurdular beni acaba?

    adına umut dediğimiz o boku unutsak da uğruna böyle kendimizi yırtmasaydık...

    mahallenin en erkek fatmasına bile bir dönem bişeyler hissettim. ben erkeklerden hoşlanmıyorum diye reddedip bir ay sonra sevgili yaptı lan. bu kadar umutsuz vaka bir adamın neyden niye umudu olur ki zaten?

    çekin fişini olsun bitsin...