• 2011 yılı eylül ayında bir sene gecikme ile kazandığım üniversite eğitimimi almak için istanbul'dan izmir'e yerleştim. hazırlık ve 1. sınıf yıllarım benim açımdan çok zordu, sosyal hayata adapte olamıyor, arkadaşlık ilişkilerinden keyif almıyor, hayatla ilişkim çok ince bir çizgide seyrediyordu. yaptığım hiçbir aktiviteden keyif almıyordum, keyif almadığım gibi yaptığım herşey ızdıraba dönüşüyordu. istanbul'da da böyle idim belki farklı bir şehirde farklı insanlar iyi gelir diyerek tercih etmiştim izmir'i. işler benim adıma iyice sarpa sarıyor zaten güçsüz olan karakterim durumumu toparlamama izin vermiyordu. 2013ün ocak ayından itibaren intihar etmeyi düşünmeye başladım. artılarını eksilerini içeren kağıtlar hazırladım. gün gün saat saat dolduruyordum. 2013 mayısının 13üne kadar sürdü. sonra açtım ve yazdıklarımı teker teker okudum, hayatın bana değer katamayacağına benimde çevremdeki insanlara faydalı olamayacağıma karar verdim. kendi kendime geri kalan ömrümde eziyet etmek yerine bir anda bitsin istedim. 5 günlük bir internet araştırması yaptım ve okuduğum bölümden dolayı ilaçlara hakimdim hangi ilacın nasıl tesir edeceğini biliyordum ilaç içerek hayatıma son vermeye karar verdim. herşey hazırdı 19 mayısta evde kimsenin olmadığı bir zaman aralığında ilaçları içmek için odama gittim yatağıma yattım tam içecektim kucağıma bir şey atladı. ev arkadaşım bir gün önce bir tavşan almış tavşan daha 1 aylık falan. arkadaşın odasının kafesinden çıkmış benim odama geldi yatağıma oradan da kucağıma atladı. bir elimde su diğer elimde ilaçlar kucağımda bir tavşan. durdu bana baktı sonra geldi yüzümü yalamaya başladı vazgeçirdi beni minik bir tavşan. adını sabri koydum sonra. bizim takımın bütün isimlerini saydım koymak için sabri dediğimde zıpladı bende sabri koydum. ilerleyen süreçte beni hayata bağladı bir canlının beni sevebileceğini farkettim. mutlu edebileceğime inandım. hayatı öğretti bana benim oğlum oldu. 3 sene evvel epilepsi hastası olduğu anlaşıldı. ilaçlarını bakımını yapıyordum hayata beraber tutunuyorduk. evde güzel bir oda yaptım ona etrafını yastıkla kapladım kriz geçirdiğinde kafasını çarpıp yaralanmasın diye. canımdan candı o benim üzerine titriyordum. beraber uyuyorduk yemek yiyorduk benim enerji kaynağımdı. ne yaşarsam yaşayayım gelip beni yaladığında kolumun altına girdiğinde benim için yaşanmamış oluyordu. evet bunu yapan bana hayatı öğreten bir tavşandı. adı sabriydi. annem çok severdi sabriyi. 4 ayaklı torunum derdi. annemi 2019 ocağının 15inde oğlumu bugün kaybettim. anlatmak istedim. bilmiyorum.
  • öncelikle aşağıdaki entryme empatiyle yaklaşan, geçmiş olsun dileyen, acıma ortak olan tüm yazarlarımıza teşekkürlerimi sunuyorum.
    (bkz: #2741366)

    sözlük kurtulamadım...götten kurtulamadım. yarın yine çizdiriyorum kestaneyi. hayatım kıl dönmesi ameliyatlarının arasına serpiştirilmiş an parçalarından ibaret sanki. hayatımı yazsam tıbbi makale olur. lanet yağsın.

    her şey iki gün önce başladı. apalakasız bir yerde ceviz büyüklüğünde bir şişlik ile uyandım. sadece bir gecede, popomda üçüncü bir lob oluşmustu. dev bir sivilce sanıp önemsemedim sanki kıçımı hiç tanımamışım gibi. hafiften ateş yükselmesi de baş gösterince az önce bir pratisyen hekime göründüm ve "kıl dönmesi" dediğini duydum. işaret parmağımı usulca dudaklarına götürdüm ve "shhh" dedim. "daha fazla konuşmana gerek yok." hemen üstteki entryde bahsi geçen yaşlı kurdu aradım. hmmm yaptı. "yarın gelin alalım hemen." ona göre ne kadar da basit, ne kadar da kolay... sanki takip eden iki haftada sargı bezlerinin arasından sıçılmıyormuş gibi,sanki haftalarca yüzüstü yatılmıyormuş gibi bir umarsızlıkla konuşuyordu. "tamam hocam" dedim belki indirim yapar ümidiyle nezaketimden ödün vermeden.

    biliyorum, bir göt muhabbetidir aldı yürüdü, ne yapayım. benim de çilem buymuş a dostlar. kimse kıçıyla sınanmasın. artık ermek üzere olduğumu hissediyorum, sıkıntilı durumlar karşısında daha metinim. "bunun götü de var yiğenim" diyorum bana dert açana. inanın aldırılabilen bir şey olsa çoktan sedyede bırakmıştım mabadımı, ardıma bile bakmazdım, adını bile anmazdım bir daha.

    merak eden dostlar için entry yarın editlenecektir. esen kalın, poponuzu sevin.

    edit: (bkz: #2786911)

    iyi haberlerle geldim. halimi soran, geçmiş olsun diyen, entryi okuyup empati yapan herkese teşekkürler.
  • derdimi anlatacak pek kimsem yok yanlızım,anca buraya yazıyorum.
    intihar etmek istiyorum.
    30 yaşındayım,yaşamaktan zevk alamıyorum,her şey üstüme geliyor.ağlama krizlerine giriyorum.yaklaşık 7 senedir antidepresan ilaç kullanıyorum,sosyal fobi-anksiyete bozukluğu rahatsızlığım var.bana ilaçların bir faydası olduğunu olacağını düşünmüyorum.artık sürekli hayal kırıklıkları yaşamaktan bıktım.en son kızdan tekme yedim.tükendim.
    hayatımda bir şeylerin düzeleceğine inancım kalmadı,yarın için umudum kalmadı.

    edit:ilginiz ve mesajlarınız için tesekkur ederim,yarın yeni bir tedaviye başlayacağım,inşallah allah şifasınıda verir.

    şampiyonlar ligi kupasını almadan ölmek yok,tavsiyeleriniz için tesekkurler
  • bugün saat 18 civarı yemekten sonra dışarı çıktım ve kendi kendime dolaştım. uzaktan çöp konteynerlerinin yanında bir sağa, bir sola bakan bir kadın gördüm. olayı anlamak için biraz yavaşladım. ortalık sakin bir yer olduğu için hemen çöplerin içini karıştırmaya başladı. bir konteynerden bulduğu poşete, hemen yanındaki konteynerden zar zor bulduğu çürümüş bir marul koydu. hemen ardından bir salatalık buldu. çöplerin yanına konulan ekmeklerin hepsini de aldı ve sessiz sedasız yoluna devam etti. biraz ötede yine bir konteynerin içine baktı ve bir tane yarım kavun parçası buldu. çok az bir kısmını yedi, gerisini de poşete koydu.

    o anları gördükten sonra yol ortasında neredeyse ağlayacaktım. tıka basa yediğim güzel bir yemeğin ardından çıktığım yürüyüşte, susama bile muhtaç olan bir kadın gördüm. anlatırken bile insan kendisinden nefret edebiliyor. her neyse sonra dayanamadım ve yanına gittim. teyzemiz 5 yetiminin olduğunu söyledi. o hayat hikayesini anlatırken bende cepleri karıştırdım ama sadece 5 lira bulabildim. parayı teyzeye uzattım ama ısrarla almayacağını ve dilenci olmadığını söyledi. yalvara yakara sonunda kabul ettirebildim. 5 lira çok çok az bunu biliyorum ama o sırada cebimde sadece bu kadar vardı. teyzenin yanından mahçup bir şekilde uzaklaştım. anlatırken bile cebime neden sadece 5 lira koyduğumu sorguluyorum. şu anda çok fena vicdan azabı çekiyorum. inşallah teyzemizi bir kez daha görüp yardım edebilirim. çünkü ancak bu şekilde kendimi affedebilirim...
  • geçtiğimiz hafta amcamı kaybettik.

    hayat bazı şeyler için çok kısa. sevdiğiniz insanların kıymetini bilin ve onlarla daha fazla zaman geçirmeye, daha fazla şey paylaşmaya çalışın.

    kimi ne zaman kaybedecegimizi veya kendimizin de ne zaman birilerinin kaybı olacağını bilemeyiz.

    yalnız veya sevdiklerinizle gecirdiginiz her anın tadını çıkarın ve geçmişe çok takılmayın.

    hayat gerçekten çok kısa ve acımasız.
  • 2019 yılı beni çok yordu sözlük. evlilik için tüm planlarımı yapmıştım. planın ilk ayağı 2019 kasım ayında işyerimden tazminatımı alıp kasım celbinde askere gitmek, 6 ay yapıp gelince iş bulup düğünü yapmaktı. başvurularımı yaptım malesef devletimiz bana kazık attı ve kasım celbi için bana askerlik çıkmadı 2020 şubat ayına kaldı hatta oda kesin değil, aşırı talep var dendi. bende bunun üzerine madem almıyorsunuz bende gitmiyorum diyerek hazır işimde varken askerliği 2 yıl daha tecil ettim ve tecil sonunda ise bedelli yapmaya karar verdim. bunun üzerine zaten 3 senedir konuştuğum ve ekim ayında nişanlandığım nişanlım ile daha fazla beklememek adına 2020 nisan ayına düğün için hazırlıklarına başladık ve düğün yerini bile tuttuk. ikinci kazıksa iş yerimden geldi nişanlım ile aynı şirketteydik ikimizide aralık ayında aynı gün işten çıkardılar tabii çıkarılan başka arkadaşlarda oldu küçülme sebepli. şuan düğünümüze 3 ay var ve ikimizde işsisiz nasıl bir ruh halindeyim sözlük siz düşünün. allah hepimize yardım etsin yeni yılda herkesin planları istediği gibi gitsin inşallah..
  • "ben ayrılmak istiyorum" dedi.

    evet sevgili renktaşlar, bana böyle söyledi. 3.5 yıllık ilişkimizi temelden yıkan cümle bu oldu. zor zamanlar geçirdiğim halde bunu ne arkadaş çevreme ne sosyal çevreme ne de ona yansıtmamaya çalıştım. onunla olan sorunlarımızda kendi sıkıntılarımın arkasına sığınmadım.

    ama hata yapmadım diyemem. neticede hatasız kul olmaz demişlerdi değil mi? ilişkimiz boyunca almış olduğum bütün kararlarda onun isteği dışına çıkmamaya çalıştım. ataerkil bir kafa yapısında hiç olmadım. karşılıklı güven ilişkisi idi bizimki.

    her güzel şeyin bir sonu olduğu gibi bunun da sonu gelmişti demek. işin tuhaf tarafı ona sorsalar ben şu an hiç üzüntü duymuyor ve acı çekmiyorumdur. halbuki hiçbir şey yapmaya gücüm olmadığı hissiyatımı belirtmeme rağmen ondan bunu çözmeye yönelik bir destek bir adım gelmemesi de garip bir durumdu. biz böyle bir ilişki biçimi geliştirmiştik ama!? herhangi bir sorunumuz karşısında birlikte hareket edecek ve olanca gücümüzle ona karşı duracaktık hani? 3.5 yılın 3 yılında ben bunları yapmıştım, ya sen neden 6 ay gibi bir zaman zarfında bu insana destek olmadın diye sormazlar mı?

    sanırım hiçbir zaman içine girmeyeceğim bir garın önünde patlayan bombalardan kaçışırken herkes gözlerim onu arıyordu. çantasını almak için geri döndüğümde, parçalanmış bedenler arasında ben onu boşvermemiştim ama.

    o beni boşverdi işte sözlük...

    belki hiçbir zaman bir daha böyle sevemeyeceğim ama olsun. sevgi her şey değildir ve maalesef bir zaman sonra bazı şeyler sizi inanılmaz yorar. "yorgunum ve ağrılarım var" sözü bu kadar uyamaz kimseye. bir dinlenme süreci devamında onsuz yaşama adapte olmaya çalışmayla geçecek bir yaz dönemi.

    bu entry girip girmemekte tereddüt ediyordum sürekli çünkü sizlerin bu durumu bilip bilmemeniz bir şeyi değiştirmeyecek, size bir şey kazandırmayacaktı. ancak ne kadar samimi gelir bilmiyorum ama içimde kalmasını bir türlü istemedim. bazı kişilere ayrıldığımızı belirttiğim konuşmalarda rahatladığımı hissettim. bir de bazen hiç beklenmedik anlarda hıçkıra hıçkıra ağlıyorum. o biraz rahatlatıyor işte.

    sizlerden tek isteğim şu halı saha maçını gerçekleştirmek. umarım yaparız ağustos ayının sonuna doğru.

    moral motivasyon açısından çok önemli bir platform sözlüğümüz. sırf şu ırkçılık hadisesinde bile gösterilen tutum çok önemli idi. iyi ki varsınız. hepinizi sevgi ve saygıyla kucaklıyorum. umut her daim!
  • evet beyler bugün hoşlandığım kız tarafından duygularıma karşılık alamayacağımı anladım,kibarca reddetti yani.

    oturup ağlamıyorum ama insan üzülüyor be sözlük.
    yakışıklı olmasakta eli yüzü düzgün işi gücü olan kendi halinde sessiz sakin biriyim,niye böyle oldu diyorum.keşke bir şans verseydi diyorum.

    neyse hayırlısı neyse o olsun...esra burayı okurmusun bilmiyorum ama sen benim için farklıydın.
    son olarak bize her sevdadan kalan sadece galatasaray!!!
  • kötü bir devirde yaşıyoruz be sözlük. sırf gösteriş için birkaç dakikada milyarlarca saçan insanlarda var; 1 lira bile bulamayıp aç kalanlarda...

    cebinde çok çok az parası olup da odun almaya giden bir anne düşünün. bu anne 2 çocuğuyla birlikte yapayalnız yaşıyor. hiçbir yardım alamıyor. çalışamıyor çünkü çocukları var, bırakamıyor. cebindeki paradan ne kadar odun alabilir ki? işte parası yettiği kadar aldı. şans ya odunlar ıslandığı için yanmadı. sonra ne mi oldu? anne, iki çocuğundan küçük olanın eline ısınmaları için fön makinesi verdi, sonra gitti kendini astı. evet bu ayıp bizim! ( http://www.hurriyet.com.tr/...ya-gecti-ve-20132171 )

    kaza geçirmiş bir baba düşünün. kolunu yaralamış ve çalışamıyor. çalışamadığı içinde evine doğru düzgün ekmek götüremiyor. işte bu babanın da 2 oğlu var. küçük olanına okul için forma alıyorlar ama alt bölümü yani pantolonu alamıyorlar. çünkü paraları yok. okul yönetimi pantolonu olmayan çocuğu evine gönderiyor. çocukta ailesine anlatıyor olanları. baba çok içerleniyor ve hemen bir yerlerden bulup pantolon alıyor oğluna. sonra karısına: "hanım ben size bakamıyorsam, çocuğuma pantolon alamıyorsam niye yaşıyorum ki?" diyor. nitekim gururuna yediremeyip bir gün sonra sabah saatlerinde intihar ediyor, cebindeki son 20 lirayla... evet bu ayıpta yine bizim! ( https://www.sozcu.com.tr/...ntihar-etti-2639574/ )

    şunu çok merak ediyorum ya; acaba bir gün bu ayıplarımızın farkına varacak mıyız, yoksa tozpembe takılmaya devam mı?
  • aslında onlar gönderme değildi. bir cevabı daha 2 saat beklemeye tahammülüm kalmamıştı hepsi bu... ister aptallık de ister takıntı ister sapkınlık... ben sana kırıldım kızdım ama küsemedim... 2 cümle konuşsan 3. de hepsini unuturum...

    bugün doğum günün, kutlu olsun ama keşke karşıma çıkmasaydın...

    keşke seni etkileyebilseydim, keşke daha elim yüzüm düzgün olsaydı, keşke ruhen daha sağlıklı olabilseydim de düzgün bir ilişkimiz olabilseydi...

    ama keşke sana hiç kapılmasaydım...

    her sabah seni görmek, gitmesem de orda olduğunu bilmek, eskiden denk gelmek için yırtınıp bunu beceremezken şimdi kaçtığım her yerde burun buruna gelmek, yanından gözlerimi kaçırarak geçmek, sesini duymak ama cevap verememek...

    bunları artık kaldıramıyorum. millete müdürüydü bilmemneydi yalan söylüyorum sana da söylediğim gibi. işi bırakmak istedim bıraktırmadılar, zaten bırakmak hata olurmuş... dayanamıyorum yazmıycam sonra mesaj atıp duruyorlar. yaşıyoruz değil de vakit geçiriyoruz işte. yaşam bir odanın içinde ve koridordan geçip gidiyoruz...

    doğum günün kutlu olsun. iyi ki varsın ama keşke karşıma hiç çıkmasaydın hiç...

    belki hala aşka ve bazı şeylere inanabilirdim.

    hayatımın 55 yaşında evindeki köpeğimle tek başına geberip giderek bitireceğini bu kadar erken kabullenmezdim...

    çok kızdım kırıldım ama allahın cezası iki cümle be, be olduğu da önemli değil...
  • yaklaşık 2 yıldır kanser hastalığı ile mücadele eden, bu mücadelesini ve kansere karşı olan yaşama inadını internet ortamında yaptığı paylaşımlarla kitlelere duyurup özellikle kanser hastalarına umut aşılayan neslican tay'ı bir saat kadar önce kaybetmişiz...

    genç bedeni çektiği acılara dayanamayıp toprak altına gidecek olsa da ruhu ve enerjisi, özellikle de umudu hep bu dünyada kalmaya devam edecektir...
  • psikolojim bozuldu sözlük...

    10 gündür yeni işim olan kompresörcüde çıraklık yapıyorum. rüyalarıma giriyor artık...

    dün gece uyandığımda yatağımda kompresör gördüm. gözlerimi açıp kapattığımda yorgan olduğunu farkettim. geçen hafta da rüyamda 4 tane bebek gibi hanımefendi dizilmiş, bıcır bıcırlar. “come” diye beni çağırıyorlar hep bir ağızdan, tam onlara koşuyorum ustamın sesi “çırak 12-13 açık ağız getir” yön değiştirip ustama anahtarı veriyorum. tam yine kızlara yöneliyorum patronun sesi “çırak 2 çay kap getir” gidiyorum çayları götürüyorum. yine hanımefendilere yaklaşınca yine ustam çağırıyor... “çırak boru anahtarını getir”

    şuan dükkanın mutfağında bulaşık yıkarken ağlıyorum... çay ocağında çalışsam bu kadar bulaşık yıkamazdım...
  • yeni nesil yılbaşı kutlamaları çok kötü be. herkes kendini dışarı atıyor, cafeler dolup taşıyor, alkol desen gırla...

    eskiden ne güzel odunlu soba yanardı. herkes o sobanın bulunduğu odaya gelir sohbet ederdi. tombala oyunu için gazeteleri küçük küçük parçalara ayırır; çay çerez eşliğinde oynardık. söylenilen sayının senin kartında olması yok mu... ah ne güzel bir zevkti o. oyundan sonra sohbet ederdik, annem gider meyveleri de getirirdi ohh mis. saat 12'ye yakın yavaş yavaş havai fişekler atılırdı. merak ya, havai fişekleri görmeden yatmazdık. aldığımız bilete ikramiye vursun umuduyla da yatar, yarın ki gazeteyi iple çekerdik.

    mazileri silemiyor insan...
  • olmadı. çabaladım, uğraştım, olmadı. doğum günümdü, tek bir mesaj bekledim. gelmedi. 24 saat uyanık, elde telefon her titreyişte gözüm tek bir isimi aradı. o isim görünmedi. alışmak gerekiyor, kabullenemediğin şeye nasıl alışacaksın? ben henüz kabullenemedim. hayırlısı olsun diyeceğim, hayırlısı nedir bilmiyorum. çaresiz el kol bağlı beklemek çok zor, bunu tecrübe ettim. çok önceden şöyle demişti; “inşallah sen benim hayırlı olanımsındır”... inşallah canımın içi, inşallah...
  • tam mesai bitmiş, sarkan beton dökümünü bitirip eve gitmek için yırtınırken telefon çaldı. telefonun ucundaki müdürüm her gün yazıp imzalayıp dosyaladığımız raporu farklı bişey ister gibi sordu. ben de haliyle yok dedim. 10 dakikaya yakın fırçaladı, ne beceriksizliğim kaldı ne sorumsuzluğum. hatta laf arasında "beceremiyorsan ver istifanı siktir git" dedi.

    yutkundum, dinlemeye devam ettim. istediklerini verdim ve eve geldim.

    o an istifayı yazıp al ananın amına sok diyemediğim için sinirden ağladım gelirken...
  • canım sözlük. 40 yaşındayım, üniversite okuduğum şehirdeyim. artık turistik bir yer olmuş (bkz: edirne) gençliğimde garsonluk yaptığım barda içiyorum. o zamanki sahibi olan arkadaşımı evinde ziyaret ettim. birbirimize ikinci evliliklerimizde ne kadar mutlu olduğumuzu ve kalp ilaçlarımızı anlattık. doktorlarımızdan, eşlerimizden gizli sigara içtik.

    şehirde her şey değişmiş. burası artık başka bir yer. ben başka biriyim. küller küllere, tozlar tozlara karışıyor.

    barmen içkimi yenilemek tereddüdünde. ben, ağlıyorum.

    https://youtu.be/lOKe3PGtZU8
  • bugün öğle yemeğimi yediğim bir restaurant'ta '' sandalyeniz boşsa alabilir miyim'' diye sordular sözlük.

    ''tabi'' dedim.

    15 dakika sonra başka bir grup geldi yine sandalyemi sordular. onlara da ''tabi'' dedim.

    koca masada tek sandalyede karşı masalardan gelen müstehzi kahkahalar eşliğinde yedim yemeğimi.

    yukardan çekildiğinde hüzünlü bir kareydim bugün.

    birileri belamı vermiş. belli.

    :(
  • evlilik planları yaparken ekonomik kriz iş yerinin yapılanmasını etkiledi. işçi çıkarmakta direnen ve oldukça başarılı genel müdürümüz yk kararıyla el çektirildi. :(

    gün doğmadan neler doğar değil mi sözlük? belki yeni bir sayfa, yeni başarıların habercisi olur. ama hak edenin, cezasız kalmadığı bir ülkede inancını sorguluyor insan.

    umarım herkesin sağlığı ve huzuru yerinde olur ve kimselere muhtaç kalmadan yaşamını insanca sürdürebilir bu güzel memlekette!
  • 2 yıl önce bugün 13 mart 2016 günü ankara'nın ortası kızılay meydanı'nda patlayan bomba sonucu bu dünyadan göçen, aramızdan ayrılan melek olup bu kötü dünyayı bizlere bırakan güzel insanların ruhları şad olsun, mekanları cennet olsun. o güzel insanlardan, o canlardan biri de gazi üniversitesi eğitim fakültesi kimya eğitimi anabilimdalı kimya öğretmenliği bölümünde okurken tanıma şansına eriştiğim; meryem yüzlü, tanıdığım insanların en masum bakanı, bana iyiliği ve yardımı çokça dokunmuş, üzerimde çokça hakkı bulunan sümeyra çakmak kardeşim idi. kamu personeli seçme sınavı'na hazırlanıyordu ve dersaneden çıkışta yakaladı ölüm onu. o artık yok. o gözler bir daha hiç açılmamak üzere kapandı. ailesi bu durumu olgunlukla karşıladı, onlar da sümeyra'yı yetiştirme onuruna sahip çok değerli insanlardı, resmen onlar bizleri teselli ettiler. bazı etmenlerden dolayı pek ağlayamam ama sümeyra beni affet, beni çok ağlatıyorsun kardeşim. bu dünya sana layık olamayacak kadar kötüydü, sen gerçekten fazlaydın, melek gibiydin, melek oldun gittin. daha fazla yazamayacağım. o'na dua edin.