• taraftarın yanlış beklentiler içindi olduğu altyapı. bütün oyuncuların yıldız olması bekleniyor. hiçbirine sabredilmiyor, ozan'a bile neler dendiğini gördük. yani asıl sıkıntı taraftarda. misal ajax'ı çok beğeniyoruz ya, adamlar kaç sene şampiyonluğu feyenorda kaptırdılar, yavaş yavaş büyüdüler. bizde ise böyle bir kafa yapısı kesinlikle yok.
    çocuklar zeki ama, farkındaysanız hemen kendilerini avrupa'ya atıp kurtulmak istiyorlar. ben iyi bir galatasaray'lı olduğumu düşünüyorum. onların yerinde olsam ben de aynısını yaparım.
  • sahsim adina altyapimizdan beklentim her sene ozan kabak,arda turan standartlarinda, büyük yildiz olacak potansiyeldeki futbolcular cikarmalari degil. gönül ister cikarsin her sene birer ikiser tane böyle isimler orasi ayri.

    beklentim necip uysal standartlarinda, aidiyet duygusuna sahip, orta seviyede, gerektiginde görev verilebilecek oyuncular cikarmasi. baska bir deyisle buralarda bizi mehmet topal, mevlüt erdinc gibi transferleri tartismaktan kurtaracak futbolcular yetistirebilmeliyiz; sadece kadro derinligi acisindan, yedegin yedegi olarak alinacak isimlere para vermemizi engelleyecek kadar güven veren altyapi oyunculari cikarmaliyiz.
  • ülkenin içinde bulunduğu mevcut ekonomik konjonktürde altyapısını bir sisteme oturtmuş olan ve buradan beslenen takım bu ülkede fark yaratacak.

    usd'nin 5 tl, euro'nun 6 tl bandında (şimdilik) olduğu yerde zaten r.madrid'le, barça'yla falan yarışamazsın da, paranı alt yapıya yatırıp biraz sabredersen belki borç batağından kurtulabilirsin.

    bu bakımdan özellikle 2000 doğumlu jenerasyonun üzerine düşülmesi ve milli takımda da birlikte oynayan o oyuncuları alt yapımıza kazandırma hamlesini çok destekliyorum. eğer gerekli süreleri de üst liglerde almalarının sağlanacağı bir organizasyonu kurabilirsek, gelecek için avantajı yakalayabiliriz.

    fenerbahçe ve beşiktaş'ın da bu atılıma gitmeye başladığını görebiliyoruz. hangi takım daha önce altyapısını sağlama alırsa o makası açacak gibi duruyor.
  • üşenmeyip süper ligdeki tüm takımların kadrolarına göz ucuyla baktım. gün itibariyle süper lig takımlarının bünyesinde, künyesinde galatasaray altyapısı bulunan oyuncu sayısı 10'dur. galatasaray hariç.

    bu oyuncular:
    istanbul başakşehir futbol kulübü'nden (4); emre belözoğlu, uğur uçar, ferhat öztorun, cenk ahmet alkılıç,

    çaykur rizespor'dan (1);alperen uysal,

    alanyaspor'dan (1); efecan karaca,

    kayserispor'dan (1); anıl karaer,

    kasımpaşa'da (1); aydın yılmaz,

    trabzonspor'da (1); uğur demirok,

    osmanlıspor'da (1); mehmet güven,

    olarak takımlara dağılmış vaziyette.

    galatasaray futbol takımı'nda altyapı künyesine sahip oyuncular (8); semih kaya, sabri sarıoğlu, birhan vatansever, eray işcan, berk ismail ünsal, gökay güney, kerem çalışkan, volkan pala.

    yurtdışında aktif futbol oynayan galatasaray altyapı tedrisatından geçmiş oyuncular (2); arda turan, emre çolak.

    edit: volkan pala, çaykur rize'den galatasaray'a geri dönmüş. bilgilendirme için boyle uyurdu zerdust'e teşekkürler. resmi sitenin editörlerine de seslenelim burdan, güncellesinler.

    edit ii: oğulcan çağlayan'ın bursapor'un altyapısında yetiştiği ve bize mal ettirilemeyeceği üzerine olan görüşleri kabul ediyorum. bunu zaten biliyordum da, aklımda altyapımızda zaman geçirdiği üzerine olan bilgi kırıntısını doğru kabul ederek yazma cürretinde bulundum. yanlış bilgi verdiysem affola.
  • buradan çıkan ve ileride a takımda olması beklenen oyuncuların mutlak suretle en az bir yıl oynayabilecekleri bir avrupa takımına ya da bir süper lig takımına kiralanması gerek. daha önceden bizde yöneticilik yaptığını öğrendiğim ve şu an hollanda'da fortuna sittard kulübünün başkanlığını yapan ışıtan gün'e bu teklif yapılmalı. genç oyuncuları parlatmasıyla ünlü eredivisie'de bizim oyuncularımız da rahatlıkla şans bulur. her iki kulüp için de kazan-kazan olur. mutlaka bu formül denenmeli. hatta gerekirse kardeş kulüp olayına girilmeli. bu şekilde çok daha verimli hale gelebilir alt yapımız.
  • ha diyince oyuncu falan çıkartamayacak oluşum. en iyileri yunus akgün'ün halini görüyoruz. galatasaray altyapısında devrim olmadığı müddetçe 10 senede bir tane oyuncu çıkarmaya devam eder. taraftar altyapıyla alakalı çok manasız beklentilere giriyor. gereksiz oyunculara gereksiz beklentiler yüklüyor. özgürcan'lı, cafercan'lı altın jenerasyon bile oyuncu veremedi as takıma. şimdi tekrar "altın" jenerasyon olarak adlandırılan 99-00'li ekipten beklentilerim tamamen minimum. ozan kabak 10 senede bir altyapıdan çıkan piyangoydu, bir 10 sene daha kimseyi beklemiyorum. arda turan - ozan kabak arası en başarılı iki oyuncusu emre çolak ve semih kaya olan bir oluşumdan bahsediyoruz.
  • bir taraftar olarak buradaki kardeşlerimden tek bir beklentim var; sahaya çıktıklarında, süre aldıklarında çimi ısırsınlar arkadaş, ben bunu görmek istiyorum 17-18 yaşındaki adamlarda. duruşları "ben oldum, klasım ben" olmasın, genç futbolcu havasını yansıtsınlar. ozan kabak'ta görmüştük bunu, zaten sonra yürüdü gitti.

    32'sindeki ryan babel bir hazırlık karşılaşmasında yunus akgün'den daha fazla çaba göstermemeli örneğin.
  • ne yazık ki uğur demirok, sadık çiftpınar, gökhan çıra gibi son zamanlarda gördüğümüz örneklere bakınca, yeterli eğitimi veremediğine tanık olduğumuz kurum. bir kulüp eline aldığı genç oyuncuyu, gerekirse asimile ederek kendi taraftarı yapabilmeli. avrupa’nın bütün takımlarında, futbol eğitimi dışında bu konuda da gerekli eğitim verilmekte.

    bir örnek vereyim; raul, tamamı atletico madrid’li bir ailede doğan, atletico madrid altyapısında futbol oynamış ve real madrid genç takımına transfer olmuş biri. çocukken atletico madrid taraftarı olmasına rağmen, real madrid’te aldığı eğitim ile bugün real madrid efsanesi olarak akıllarda yer ediyor.
  • (bkz: kimler geldi kimler geçti)

    altyapıdaki oyuncuları toplu biçimde takasta kullanıyorsak bunun iki açıklaması var. ya altyapı politikamız yok ya da bu oyuncular galatasaray seviyesinde değil. bizim için doğru bu sefer tek değil, ikisinden de muzdaribiz maalesef.

    salt yetenek bulmak da belki de ülkenin en iyisiyiz ama ya bu salt yetenekleri mental olarak geliştirme de? seni buraya getiren yeteneğin ama burada tutacak olan ise karakterindir diye mükemmel bir yazı asılı kulüpte. peki acaba bu gençlerin -ki karakterlerinin oturma çağındalar hepsi- mental gelişimi için ne gibi çalışmalar yapılıyor acaba. yarıştırmacı değil yetiştirmeciyiz deniliyor ama kazın ayağı öyle değil. sözlükte de en fazla gıpta ile bakılan ajax'a bakalım;

    yatılı bir sistem yok, aile ortamında büyüyorlar. sadece yurtdışından gelen gençler yatılı kalıyor hatta onların da bazıları hollandalı ailelerin yanına yerleştiriliyor. okullarına çok önem veriliyor. derslerinden geri kalan öğrencilere özel öğretmen bile tutuluyor. yurt dışına çıktıklarında onlarla beraber öğretmenleri de götürülüyor. ayrıca okulda yaşadıkları disiplin problemleri nedeniyle kendilerini maç kadrosunun dışında bulabiliyorlar. oldukça disiplinliler de. cep telefonu kullanmak, küpe takmak yasak. her genç futbolcunun bir kural kitabı var ve herkes o kurallar uymak zorunda.

    yukarıda saydıklarım sadece zihinsel ve psikolojik gelişimleri için yapılanlardı. işin bir de teknik taktik gelişimi var haliyle;

    ajax'ın tüm altyapı gruplarında aynı sistemle oynanıyor. futbolcu a takıma çıktığında taktiksel olarak zorlanmıyor. biz ise yeni başlayabildik bu uygulamaya. ne kadar uygulanıyor bu arada o da soru işareti. arda turan'ın 4-4-2'yi milli takımda öğrendim lafı akıllarda daha taze. top toplayıcıların bile bir sistemi var. örneğin altyapıdaki genç defans oyuncusu, kendi bölgesindeki topları topluyor. bundaki amaç genç futbolcunun a takımdaki mevkidaşını izlemesini sağlayarak bir şeyler öğrenmesine vesile olmak. bu arada maçta herkes kesinlikle kendi mevkisinde oynuyor ama antremanlarda farklı mevkilerde oynatılarak diğer arkadaşlarıyla empati kurması sağlanıyor.

    ajax altyapısı oyunu iki yönlü oynuyor. hem teknik hem mental olarak. biz ise tek yönlü onu da yarım yamalak oynuyoruz. genç oyuncularda ciddi bir özgüven ve fizik sorunu var. hiçbir sistemimiz yok demek acımasızlık olur oradakilere ancak bir şeylerin ters gittiği kesin. en son fi tarihinde emre belözoğlu takıma sindire sindire bir plan dahilinde takıma kazandırıldı. şu anda rijkaard aynı sistemi emre çolak üzerinde uyguluyor. umarım emre çolak uzun süre sonra bir ilk olur. arda turan ise bizim için şanstır ancak o şansı da kendi ellerimizle harcıyoruz.

    her sene takımdan genç oyuncular yollanır ve tepki çeker. zira anıl karaer popescu'dur, mehmet düz ümit karan, aydın yılmaz figo, mehmet güven ise yeni tugay'dir. gerçekler ise pek umduğumuz gibi çıkmıyor. cafercan antreman temposuna dayanamayarak kusuyor, sol bekin tapusunu alacak dediğimiz ferhat öztorun ise trabzonspor'da cale'nin "yedekliğini" yaparak büyüklere geri dönen tek oyuncumuz oluyor.

    şimdi de serdar eylik, murat akça ve semih kaya eklendi bu kervana. genç takıma bir numara büyük geldiler birini ronaldo, diğerini bülent korkmaz yaptık yine. bende değişen bir şey yok. kendilerine olan umutlarım daha tükenmedi daha öncekilerde olduğu gibi. ancak umarım bu sefer bir değişiklik olur, gerçekler suratıma tokadı basmaz.
  • eğer çok iyi bir seviyeye (ajax, barcelona seviyesi) getirilir ise yabancı kuralı bir daha asla geri dönmeyecek şekilde serbest bırakılacaktır.

    şu anki kural 3 yıl geçerli. bu da iyi bir sistem kurmak için yeterli bir süre.
    zaten 12 küsür yabancımızla hakkımızı doldurmuş olduk. oyuncu satmazsak yabancı oyuncu alamayacağız. türkiye'de de çerçöp oyuncular var. para harcamaya asla değmeyecek oyuncular.
    artık bütçeyi altyapıya yetenekli oyuncuları bulmaya avrupadan altyapı hocalarını getirmeye en iyi tesisleri ve en iyi eğitim şartlarını sağlamaya harcamak gerekmez mi?
    galatasarayda fabrika gibi çalışan bir altyapı olduğu anda rekabet için yabancı oyuncu kuralı geri dönecektir.
    bizim için farketmez. oyuncu türk olsun yabancı olsun. yeter ki iyi olsun. bu nedenle iyi bir altyapı her türlü yabancı kuralında bize büyük fayda sağlayacaktır.
  • bünyesinde çalışan ve futbol oynayanların %90'ının kendine inancının olmadığı altyapı. ne hocalar çocukların galatasaray'da devam edeceğini düşünüyor ne oyuncular kendilerini ilerde galatasaray'da görüyor. hemen hemen hepsi galatasaray markası altından çıkıp hangi anadolu şehrinde top oynarım düşüncesinde. evim metin oktay tesislerine çok yakın olduğundan zaman zaman izleme fırsatı buluyorum genç topçuların antremanlarını. bir kaç seferde kendilerini izleyen velilerle konuştum. konuştuklarımdan hiç biri çocukların galatasaray'da devam edeceğini düşünmüyor daha doğrusu inanmıyor amaç dediğim gibi anadolu klüpleri.e böyle bir ortamda galatasaray'ın futbolcusu olacak çocuklar nasıl yetiştirilebilir ki. isteyen yazarlar olursa bir gün alt yapı antrenmanlarını beraber izleyebiliriz alt yapımızın neden bu halde olduğunu daha iyi anlarsınız o zaman.
  • konu altyapı mevzusuna, daha doğrusu altyapıdan üstyapıya çıkma ve süper ligde oynamaya geldiğinde hemen herkesin neredeyse hemfikir olduğu bir mesele oluyor: fizik kondisyon.

    gerçekten böyle bir sıkıntı var. ama bunu sadece dışarıdan gözlemlediğimizi düşünmemek gerekir. aksine oyuncular ve antrenörler de durumun farkında. doğal olan bu.

    ben, bizim gözbebeğimiz, çok şey beklediğimiz 2000 jenerasyonundan bahsedeyim, bu konu özelinde.

    bildiğiniz gibi, bu jenerasyonu ilk parıltı anı, çoğu kişiye göre 2017 senesindeki avrupa u17 futbol şampiyonası’dır.

    bu turnuvanın grup aşamasında karşı karşıya geldiği ispanya’ya maçın hemen başında 2 gollü öne geçmesine rağmen 3:2 yeniliyor milli takım. daha sonra hırvatistan’ı 4:1 ile, italya’yı 2:1 ile geçiyor ve grup aşamasını ispanya’nın ardından ikinci tamamlayıp üst tura çıkıyor. çeyrek final’de macaristanı 1:0 elerken, yarı finalde karşılaştığı ingiltere’ye 2:1 mağlup olarak turnuvaya yarı finalde veda ediyor.

    o turnuvada milli takımın kadrosunda bulunan oyuncularımız: ozan muhammed kabak, atalay babacan, yunus akgün, abdussamed karnuçu, emirhan civelek, recep gül, melih gökçimen.

    kimlerin oynayıp kimlerin oynamadığı önemli değil. zaten onu anlatmak istemiyorum. refere turnuvadan sonra, bu oyuncular gstv’de bir röportaj verdiler.

    https://www.youtube.com/watch?v=cPlwonldYlQ

    bu röportajda hemen her futbolcumuz, teknik olarak eksiklerinin değil fazlalıklarının olduğunu, taktiksel ve fiziksel olarak ise bayağı bir eksiklerinin olduğunu söyledi. ya da mülakatı yapanlar tarafından söylettirildi mi desem?

    ama hakikaten her biri, özellikle ingiltere karşısında fiziksel olarak çok zorlandıklarını, eğer üstyapılarda top oynayacaklarsa, “bu oyuncular bizim muadillerimiz onlarla karşılaşacağız” diyerek fiziksel handikaplarını kabul etti.

    kısacası fiziksel olarak eksik kaldıklarının bal gibi de farkındalar. oyuncularımız diğer takımlardan eksik kalan yanlarının bu olduğu konusunda hemfikirdi. buraya bir es koyalım. ozan kabak’ı hariç bırakalım. doğru fiziksel eksikliği kabul ediyordu ama mülakatın tamamı izlendiğinde cevaplarında şu vardı: fiziksel eksiklik bir neden değil, bir sonuçtu. asıl mesele çalışma ve disiplindi.

    arkadaşlarının yüzüne baka baka, almanya milli takımı’nın antrenman sonralarında toplanıp ders çalıştıklarında, saati saatine yapmaları gerekenleri yaptıklarından, antrenmansa antrenman, restorasyonsa restorasyon, dersse ders, bahsetti. oysa bizim milli takım oyuncuları buldukları her fırsatta ellerine telefonları geçiriyorlardı!

    o zaman çalı gibi bir topçu olan ozan kabak’ın o zamandan bu zamana gelişim gösteren fiziğini göz önüne aldığımızda bunu daha net görebiliyoruz. oyuncu fiziksel handikabını kabul etmiş ve bunun hakkından gelmek için çalışmış. büyük ihtimalle diğerlerinden daha fazla ve daha planlı programlı.

    daha o zaman a takımda oynamaya hazır olduğunu söyleyen çocuk, bugün muadili arkadaşlarının gösterdiği fiziksel aşamanın neredeyse iki katını göstererek a takımımızın vazgeçilmezi oldu. diğerlerini hâlâ bekliyoruz. o turnuvada ingiltere karşısında fiziksel anlamda bariz bir şekilde eksiklik gösteren takım, sene 2018 olduğunda shalke 04 karşısında aynı fiziksel eksikliği gösteriyor.

    o halde, şu çıkarımlar yapılabilir:
    1. teşhis var, tedavi yok.
    2. teşhis var, tedavi eksik.
    3. teşhiste hata var.

    ben üçüncüsünden yanayım. teşhis fiziksel durumdaki yetersizlik olmamalı. bu sadece bir semptom olabilir. teşhis, tıpkı ozan kabak’ın dediği veya ima ettiği gibi çalışma ve disiplin kısmındaki eksiklikte. biz sanırım semptomu tedavi etmeye çalışıyoruz.

    bu yazının neyi amaçladığını unuttum. o yüzden bir türlü sonlandıramıyorum. herhalde, oyuncuların da fiziksel olarak eksiklerinin farkında olmalarına rağmen biri haricinde gereken gelişimi tam olarak gösterememelerinin ardındaki nedeni arıyordum.

    evet.

    falan filan.
  • eğer ıyi bir onbirin varsa, altyapıdan oyuncu çıkartma olasılığın yükselir. altyapı oyuncuları hem daha iyi bir gelişme ortamında yer alırlar,hem de oyuncuyu oynatma riskini daha kolay alırsın. yabancı sınırının 14 olması bile yerli oyuncularının gelişimine etkisi ortadayken ,altyapı oyuncuları bu gelişimin dışında tutamayız. oyuncularımızın sorunu yetenek değil. mental ve fiziksel gelişim.
  • 40 yaşına merdiven dayamış yetenek fakiri oyuncuların takımımıza gelmesinin önünün kesilebileceğini düşündürtmesi gereken oluşum. her çıkanın süper star olmasına gerek yok. işçi sınıfı oyuncuya da ihtiyacımız had safhada. bir mehmet topal bir mevlüt erdinç’in önüne geçebilecek seviyede hiç mi isim çıkmıyor merak ediyorum. çıkmıyor olabilir elbet ama potansiyel varsa ve bu potansiyel menajer peşkeşleriyle boşa harcanıyorsa sözün bittiği yerdeyiz. kimse o genç çocuklara sözleşme imzalamıyor diye kızmasın sonra. sen sözleşmeni imzala, takımda yer bulmak için çalış. löp diye bitik topal’ı önüne koysunlar. öyle bakakal!
  • suat kaya ile üst üste şampiyonluklarından beri takip ettim kendilerini. hani şu meşhur cafercan'lı-özgürcan'lı-aydın'lı-arda'lı 87-88 jenerasyonundan beri. o zamanlar gs tv olmadığından gazete köşelerinden ya da o zaman bulunduğum şehrin takımıyla maç yaptığında takip etme fırsatım oluyordu. ha bir kere de tv'den izleme fırsatım olmuştu. futbolstar diye bir yarışmada seçilen gençler bizim takımla maç yapıyordu star'da. o zamanki yorumcu sanırım gündüz tekin onay'dı, cafercan'ı bir hayli övdüğünü hatırlıyorum. hani fm oynamayı sevmeyi becerememiş biri olarak, kendimce menajerlik oyunu oynuyordum. o zamanlar arkadaşlara bu çocuk yıldız olur dediğim adamlar şu an bank asya'da.

    sonraları herkes 90-91 jenerasyonundan bahsetmeye başladı. bu sefer daha şanslıydık zira elimizde bu maçları yayınlayan gs tv vardı. muhtemelen yayınladıkları maçların çoğunu izlemişimdir, canlı veya tekrar. capcanlı izleme fırsatı da buldum tabiki bizzat stadyumdan. açıkçası 3 isim o paf takımına fazla geliyordu. semih kaya, serdar eylik ve emre çolak. içlerinde semih kaya a takım için en hazır olanıydı. ayağı iyi top yapıyordu, hava topuna iyi çıkıyordu, çabuktu ancak daha 19 yaşında birden fazla ağır ameliyat geçirmişti. ve tabiki de bir genç oyuncu için en dezavantajlı bölge olan defansta oynuyordu. çağlar birinci'ye karşılık denizlispor'a bonservisiyle gideceğini duymuştuk ama olmamış o iş ve erhan şentürk ile beraber kartalspor'a kiralanmış. umarım hayırlı bir iş olmuştur kendisi için.

    serdar eylik ve emre çolak a2 takımının en iyi hücumcularıydı. serdar yine sol kanatta emre ise 2.forvet gibi oynuyordu anıl dilaver'in arkasında. serdar o takımda izlemesi keyif veren bir numaralı oyuncuydu. e.çolak'tan bir tık ileride. biraz bencildi, biraz da güçsüzdü ancak birebirde geçemediği adam yoktu. a takıma da yükseldi ancak beklediğim o aşamayı katedemedi. denizlispor'a bonservisiyle verildi. ne yalan söyleyeyim bunca giden genç oyuncu arasında gitmesine üzüldüğüm tek adamdı serdar. emre çolak'ı ise anlatmaya gerek yok sanırım. muhtemelen bu sene rotasyona da girecektir. fiziğini geliştirirse geyiği emre için de geçerli. zira emre beşiktaş a2 takımının defans oyuncuları arasında bile kaybolmuştu. ama kuvvetlenmiş gördüğüm kadarıyla. şimdilik umut veren tek genç adam takımda.

    yukarıda saydığım 3'lüden sonra bunlara yakın performans gösteren futbolcular da vardı. çetin güngör ve anıl dilaver. özellikle çetin hücumda da oldukça büyük sorumluluk alıyordu ama a takımdaki performansı şu ana kadar beni biraz hayal kırıklığına uğratmadı dersem yalan olur. önünde fazla kullanabileceği şans yok. aynı şeyler anıl dilaver için de geçerli tabi. çok hareketli ve ummadık anda attığı şutlar çıkarabilen bir adam anıl ama onun da mevkisi itibariyle pek şans bulabileceğini düşünmüyorum.

    bu adamlar dışında yok muydu yetenekli adamlar. vardı tabi; murat akça, sinan osmanoğlu, cem sultan, cumhur yılmaztürk, caner öztel gibi. açıkçası bu isimlerin önünde alması gereken uzuun bir yol var. içlerinde takımla çalışanlar da olmasına rağmen kısa vadede takıma girmeleri çok zor. bu arada sanırım cem sultan'a ayrı bir parantez açmak gerekiyor. güçlü bir fiziği var, son vuruşları da iyi ama çok durağan ve hareketsizdi. çoğu zaman 90 dakika bitmeden oyundan alınıyor. o da ağır sakat geçirenlerdi. ben bu kötü performansını sakatlığa yormuştum ilk başlarda ancak bir türlü o bahsedilen performası gösteremedi ve anıl dilaver'in de gerisinde şu an.

    87-88 jenerasyonunda sadece arda'dan yararlanabiliyoruz şu an. onlardan daha iyi denilen 90-91 jenerasyonunda ise şimdilik sadece emre çolak, o da henüz umut verme aşamasında...
  • gayet yetenekli futbolcuları barındıran alt yapıdır. beşiktaş ve fenerbahçe yerli genç futbolculara yöneldiler* haliyle ama bizim alt yapımız aynı yetenekte futbolcularla doludur. tek yapmamız gereken süreyi almalarını sağlamaktır. ayrıca çok eleştirilse de türkiye futbol tarihinde yurtdışına en çok futbolcu gönderen alt yapıdır. yani türkiye şartlarında başarılıdır.
  • ünal aysal dönemi'nde, fatih terim ve ekibinin, tüm türkiye ve yavru vatandan, ulaşılabilecek en yetenekli çocuklara erişerek, kulüp bünyesine kattığı ve gelişimini takip ettiği altın jenerasyonu barındıran okul.

    hatırlarsanız o dönemde basına kapalı bir genel kurul toplantısı yapılmıştı ve fatih hoca'nın "bizim rakibimiz beşiktaş mı, fenerbahçe mi? hayır, galatasaray'ın rakibi, global dünyanın en önemli marka kulüpleridir. o yüzden başkanımızla, devrim niteliğindeki bu alt yapı projesini hayata geçiriyoruz" diye kudurtucu bir konuşması dışarıya yansımıştı. işte o projenin sonuçları bu çocuklar.

    hiç merak etmeyin, gençler çok yetenekli. hepsinin ayrı ayrı özel meziyetleri var. sadece destek olun ve zamana bırakın. eğer bazılarımızın iddia ettiği gibi bu alt yapıdan hiç bir şey çıkmayacaksa, türkiye'de hiç bir alt yapıdan, hiç bir oyuncu çıkmaz.
  • bu altyapıdan ne kadar antrenör ekmek yiyorsa, ne kadar futbolcu varsa, ne kadar emek veren varsa hatta alt yapı maç yapsın diye o sahanın çimlerini biçen makinanın bile allah cezasını versin. çünkü belhanda'yı, emre mor'u ve daha nicelerini kesecek 1 adam yok mu ya, 1 adam!

    (bkz: 11 aralık 2019 paris saint germain galatasaray maçı)nda eğer 1 tane bile alt yapıdan adama bile güvenip koyamıyorsan, bık bık bık kalite farkı, seviye farkı, forvetim yok diyorsan. kapa lan altyapıyı! en azından boşa gider olmasın. 100 lerce gençte galatasaray alt yapısına bel bağlamasın, dersine çalışsın mühendis olsun.

    hala emre mor ile forvet çıkıyor, belhanda'yı oynatıyor. fatih terim sen napıyorsun? barcelona inter deplasmanına 17 yaşında çocuk oynatıyor. yeter be! chelsea'de de transfer yasağı var, koydular 2-3 tane alt yapı adamını çatır çatır oynuyorlar.