• 21377
    bugünkü maçın* ilk 30 dakikasında oynadığı, rakibi kendi sahasına hapsedip, stoperlerinin orta sahanın ilerisinden oyun kurduğu, doğru ve yıldırıcı pres yaptığı ve hücumlarını sonuçlandırıp, sonuçlanmayanlarda da basketbol tabiriyle hücum reboundlarını topladığı, yüksek pas yüzdeli oyuna kaos futbolu tanımlaması yapılmış futbol takımı. ne diyelim pes doğrusu.
  • 21380
    son maçtan sonra gece boyu yapılan algı operasyonlarında belli oldu ki saflar iyice belirginleşmiş durumda.
    (bkz: 10 şubat 2019 galatasaray trabzonspor maçı)
    bundan sonraki maçlar için takım olarak mbaye'sinden yuto'suna tüm oyuncularımızın uyarılması ve aptalca kartlar görmelerine engel olunması gerekmektedir.
    zira artık maçlarımıza verilecek tüm hakemler ağır kamuoyu baskısı ile emin olun fırsat kollayacaklardır.
    bu nedenle bundan sonra azami dikkat şarttır.
  • 21381
    "ligimizde her daim hakem hataları olmuştur ve olacaktır. çünkü insanın var olduğu her yerde hata da işin bir parçasıdır."
    seklinde basin aciklamasi yapanlarin, hakemin 10 şubat 2019 galatasaray trabzonspor maçı icerisinde cok hata yapip kendisini korudugunu iddia ettigi, memleketin dunya standartlarinda oynayan tek takimi. bundan sonraki haftalarda aman dikkat etmesi gereken, ne yaptigini bilen, ulkenin bu alandaki en iyisi. millete pabucunu ters giydirir, yaptigi basin aciklamalarini yedirir bir guzel. afiyetle...
  • 21382
    2018-19 sezonunda, türkiye'nin en iyi kalecisine, defansın ortası ve bekler olmak üzere en iyi geri dörtlüsüne, orta sahada fernando, ndiaye, donk opsiyonlarına, kanatlarda onyekuru, feghouli, belhanda'ya, forvette ligin şu anki gol kralına sahip takım. daha iyi olmak için yeni transferlerin, bir süre daha bir arada oynaması gerekebilir. ozan gibi avrupa'ya, 10 milyon eurolardan okutulabilecek altyapıdaki futbolcuları da ekleyelim...
  • 21386
    trabzon maçında * galibiyetine gölge düşürülen takımımız. trabzon'a 15 tane de penaltı verilse biz o maçı kazanacaktık. ezdik resmen.

    trabzonspor başkanı çıkmış çanakkale diyor. muhatabın türk futbolunu dünyaya tanıtan bir kulüp. yunanlılar mı var karşında şerefsiz. o gençleri mecvuriyetten oynatmıyor musun? kadrodışı bıraktığın burak yılmaz'ı dünya para verip çin'den getirirken neredeydin? böyle popülizm yapan şerefsizler de çok seviliyor ülkemizde maalesef.

    osmanlı trabzon'u fehtettikten 400 yıl sonra yıkılmaya yüz tuttuğunda hemen rum cemiyetleri kuruldu trabzonda. türkiye zayıflasa yine hemen ortaya çıkacaklar bir de böyle milliyetçilik ayağı çekiyolar.
    galatasaray sadece lisesinde yetiştirdiği değerli insanlarla bile sizin 100 katınız katkı sağlıyor ülkeye be! sen kimsin de bizi düşman gibi göstereceksin. en kabadayınız aziz yıldırım'lığa özendi de sonra ağlayarak bıraktı takımı. adam olun da fenerden hakkınızı arayın önce. kaypak şerefsizler.

    edit: sporu savaş gibi gösteren böyle şerefsizler yüzünden stadlarda yanyana maç izleyemiyoruz, kavgalarla, ölümlerle karşılaşıyoruz. dün bi kavga çıksa biri ölse fair play bekçisi kesilirdi şerefsizler. insanları doldur doldur, olay çıkınca futbol dostluktur de. karaktersiz şerefsizler.
  • 21387
    bir eşik var sanki ve sanki o eşiği bir türlü aşamıyor bu takım gibi geliyor.

    muhtemelen gözünüz kapalı aynı şekilde 10 maç sayarsınız. 10 şubat 2019 galatasaray trabzonspor maçı da bunlardan biri...şu maçın 3-1 gibi bir skorla bitmesi ve hala hakem vs konuşulması çok saçma geliyor... aynen 2-2 biten 2 kasım 2018 galatasaray fenerbahçe maçı ve maç sonu yine kavga veya younes belhanda konuşulması kadar saçma.

    bu tip maçlarda oynanan ezici futbolun karşılığını alamıyoruz. ama forvet kaçırıyor ama orta saha ama defans ve o top girmiyor bir türlü içeri... şu iki maç özelinde ilk yarıların 5 farkla bitmesi lazım, sonrasında da ikinci yarı bi 5 tane daha sallamamız lazım. benfica yapıyor misal veya ajax ama biz yapamıyoruz. daha da vahimi 3-4 atınca da duruyoruz, yok rakibe saygı yok bilmem ne...

    rakibe konuşacak hiçbir şey kalmamasını sağlaması gerekiyor bu takımın, silindir gibi ezmesi gerekiyor ki yapabilir aslında, bütün şartlar uygun ancak bir şey var işte tutan, bul sevgili hocam fatih terimbu dert neyse ve bizi kurtar bu saçmalıktan.
  • 21388
    10 şubat 2019 galatasaray trabzonspor maçında luyindama, marcao, donk ve diagne ile korkunç bir fiziksel üstünlük oluşturmuş olan takımım. hem hava hakimiyeti hem de güç anlamında epey dişli bir takım haline geldik böylece.

    belhanda çok iyi oynamasına rağmen kornerlerde ortaları kısa düştü. eğer altı pasa veya arka direğe güzel bi orta açsaydı bu dörtlüden birisi gol de bulabilirdi.
  • 21389
    sanki hakeme hata yap bizi kolla demis de cebren ve hileyle 10 şubat 2019 galatasaray trabzonspor maçıni kazanmis gibi algi yapilan takim. biz mi dedik adam zirvalasin diye? buna galatasaray'in ihtiyaci mi vardi? algi tayfasi, gidin hakemi elestirin. takimin ne sucu var? manyak misiniz nesiniz...
    öte yanda nagatomo kendi kendine f..k off derken elemanin yuzune zoom yapan ama basaksehir'deki oyuncular kufur kiyamet giderken, emre hakemin yakasini cekistirirken baska goruntuye gecen, hemen tribun, top, vs gosteren bein sports görüntü yönetmenlerine ne demeli? kufur ya da argo bence olmamali sahada ama bunu zoom yaparak millete ispitlemek nedir allasen?
    is bilmez bir hakemin yukarida bahsi gecen mactaki galibiyetine gölge düşürdüğü memleketin en buyuk takimidir.
  • 21390
    ikinci yarıda da ilk yarıda olduğu gibi ‘deplasman fobisi’ yaşayan takımımız. alanya maçı * ve trabzon maçında * çok farklı takımlar izledik. bunu sadece diagne’ye bağlayamayız ki dün çok da etkili değildi.

    arenada oyunu kendi sahasında kabullenen takımlar kendi sahalarında önde basınca çözğm üretemiyoruz. forvetsiz oluşumuz bu sorunu hep arka planda bıraktı ama bu da temel sorunlarımızdan. hoca sezon başından bu yana uğraşıyor ama aşamadık bir türlü.
    benfica’yla ilk maçımızı içerde oynamamız büyük şans. ikinci maça kadar emre akbaba iyileşip defans-hucüm arasındaki kopukluğa çare olur umarım. bu sorunu aşamazsak 14 nisan’da yine büyük hayal kırıklığı yaşayabiliriz.
  • 21391
    gelecek sezonun planlamasını şimdiden yapması gereken takımdır. eksikleri belli. ancak önce yolların ayrılması gerekenlerle başlayalım:

    maicon, fernando, belhanda, feghouli, donk, eren ve mariano. bu oyuncular hem maaşları yüksek hem de beklenen faydayı sağlayamayan oyuncular. bunun yanı sıra ndiaye ve henry de kulüplerine geri dönecekler. şükür ki semih de dönecek.

    bu bağlamda elimizde kalan oyunculara bir bakalım:

    muslera
    ismail çipe
    luyindama
    marcao
    ahmet çalık
    yuto
    ömer bayram
    emre taşdemir
    linnes

    selçuk
    emre akbaba

    sinan gümüş
    yunus akgün
    mitroglou
    diagne
    muğdat

    selçuk daha düşük bir maaşla kalır. terim onu yollamaz. burası net. muğdat bence mutlaka gönderilir. kendisine yer bulması mümkün değil. sinan gümüş kalacaktır. bu şartlarda yunus da kalmalı.

    görünen tablo ortada. 2 kanat ve 3 orta saha transferi şart. 1 tane de yedek sağ bek ve stoper. gidecek oyunculardan alınacak bonservis bedelleri ile transfer yapabileceğimizi umuyorum. geçen günlerde ceferin'in ffp kapsamında transfer sınırı olan takımlara biraz daha serbestlik sağlanabileceğine dair söylemleri olduğu dillendirilmişti. ne kadar doğrudur bilemiyorum. ama her şartta 7 transfer yapacaksak bunların en az 3 tanesi bonservisi elinde oyunculardan oluşmalı ki bonservisli oyuncularda da kaliteyi koruyabilelim. peki sözleşmesi biten hangi oyuncuları alabiliriz?

    yacine brahimi - yaş 29. yüksek ücretle kandırabiliriz ama şart değil.
    juan mata - yaş 31. yine yüksek maaş isteyecektir. şampiyonlar ligine gidersek olabilir.
    alan dzagoev - bence bize en uygun isim. maaş konusunda da uçmaz diye düşünüyorum. yaşı da 29. tam bir lider orta saha oyuncusu.
    ramires - biraz yaşlı ama en az 1 sezon orta sahada fark yaratır.
    leroy fer - çok kaliteli bir oyuncu. onun da yaşı 29. orta sahada fark yaratabilecek bir isim.

    ben olsam dzagoev ve leroy fer ile görüşmelere başlarım. ikisi de çok katkı verebilecek isimler. ancak yeniden ndiaye'yi kiralayacaksak dzagoev'de karar kılardım. temiz ve disiplinli bir oyuncu. şut var, frikik var, rus, disiplinli, çalışkan...

    daha pek çok isim üzerinde durulabilir elbette. ancak ne oynayacağımıza da karar vermemiz lazım. 4-3-3'te devam mı edeceğiz? 4-4-1-1'e mi döneceğiz? 4-2-3-1 mi oynayacağız? nasıl bir hücum planımız olacak? kanatlardan mı gideceğiz? ortadan mı saldıracağız? paslı set hücumu mu yapacağız? kontratağa mı çıkacağız?

    bunları kesinleştirdikten sonra ön libero ve kanat oyuncusu transferine yönelebiliriz. tabii önce önümüzdeki sezon şampiyonlar ligi'nde bulunma şansını kaçırmamamız lazım.
  • 21395
    farklı kaydet'in tottiler messiler podcastinde takım için: "tavanı en yüksek, standartı en düşük takım" dendi. öyle haklı bir tespit ki bu katılmamak elde değil. 17-18/18-19 sezonlarında her maç farklı bir performans izletiyolar bize ve şaşırtıcı değil artık. takımda her maç 7/10 oynayan futbolcu var mı? belki nagatomo ve linnes geri kalan herkes dalgalı oynuyor. mesela belhanda'yı seven de sevmeyen de haklı çünkü bir maç 5/10 bir maç 10/10 oynuyor ve bir o değil onyekuru, feghouli, n'diaye, reges... bu da haliyle takıma olan güveni sorgulatıyor. rahat galibiyetten sonra haftaya tamam vurur geçeriz diyemiyorum neredeyse bir senedir. artık en güvendiğim bölge stoper tandemimiz umarım bize istikrarı getirirler, çok gol yiyoruz, attığımızdan fazlasını çoğu zaman. fakat her şeye rağmen şampiyon olacak takımdır, ayaklarına taş değmesin.
  • 21396
    ligin ikinci yarısında değişik bir fikstür avantajımız var. ligde kalan maçlarımızdaki rakiplerin, ligin ikinci yarısının ilk 4 maçında topladıkları puana baktığımız zaman, fikstürde giderek zorlaşan maçlar oynayacağımızı görüyoruz. vites arttırarak ilerleyip, en zor maçları final havasında sezonun sonlarında oynayacağız. aslında tam fikstür avantajı da değil çünkü başakşehir'in fikstürünü üç maç geriden takip ediyoruz ama defans ile forveti baştan kurduğumuzu ve avrupa ligi'nde oynadığımızı düşünürsek rakiplerimizin form durumu bize çok uygun.

    22. hafta: kasımpaşa: 0 puan
    23. hafta: akhisar: 0 puan
    24. hafta: erzurum: 2 puan
    25. hafta: antalya: 2 puan
    26. hafta: bursa: 3 puan
    *****milli maç arası*****
    27. hafta: malatya: 5 puan
    28. hafta: fenerbahçe: 7 puan
    29. hafta: kayseri: 6 puan
    30. hafta: konya: 8 puan
    31. hafta: beşiktaş: 10 puan
    32. hafta: rize: 10 puan
    33. hafta: başakşehir: 10 puan
    34. hafta: sivas: 6 puan
  • 21398
    sezon başından beri oturtamadığı bir meseleye nihayet nokta koymuş takım.

    ilk 11'i belli artık. sonunda.

    linnes, akbaba, mitroğlu ve donk. değişim bu dörtlü arasında olur ancak bu saatten sonra sakatlık, cezalı durumlar hariç.

    biz eğer bunu sezon başından beri sağlayabilseydik bugün hem lige dair başka şeyler konuşuyorduk hem de uefa değil şampiyonlar ligine devam ediyorduk.

    bu durum ligi kurtarmaya yahut avrupada devam etmeye ne kadar fayda sağlayacak onu önümüzdeki süreçte göreceğiz.
  • 21399
    dümeninde efsanevi teknik direktörü var. milli takım konusunu kafasında bitirmiş, bir daha "milli görev" filan umrunda olmayacak. avrupa'da bir takıma gitme hayalleri filan kuracak yaşı geçmiş, olgunlaşmış. bundan sonra yaşı ve sağlığı elverdiği sürece, aptalca bir hata yapılmadıkça bizimle, takımımızla hayallerimizi (ve kendi hayallerini) kovalayacak.

    kulüp yönetiminde mustafa cengiz var. akıl mantık sahibi, galatasaray sevgisi ile dolu bir başkan. en önemlisi, egosuna söz geçirebiliyor, kontrol altında tutabiliyor. fatih terim'in öneminin farkında, başarılı olabilmek için onu doğru yönetmek zorunda olduğunu biliyor. kulübün parasına, kendi parası imiş gibi kıymet veriyor.

    bu yazdıklarımı daha önce de birkaç farklı yerde yazdım, ama tekrar etmek istiyorum. galatasaray futbol takımı, yukarıdaki ikilinin yönetimindeki en önemli kırılma noktasını zor da olsa başarı ile geçmiştir. bu dakikadan itibaren camia olarak akıllı olduğumuz sürece bu yolun sonu aydınlıktır.

    belki bugün benfica'ya yeniliriz. belki sene sonu şampiyon olamayabiliriz. üzer, ama mühim değil. sabredersek bu yolun sonu istikrarlı başarı ve total dominasyondur. neden bu kadar eminim?

    1) fenerbahçe:

    - vasatlık tuzağına saplanan rakibimiz. gemi su alıyor, delikleri sağdan soldan buldukları yamuk yumuk "vasat" tıpalarla tıkıyorlar. tabii o panik halinde o tıpaları bulabilmiş olmak onları çok mutlu ediyor. fakat ileride o tıpalar da çürüyecek, geminin gövdesini kemirmeye başlayacak.

    - kadroda para edecek adamların tümü kiralık. dönüşüm için yine kiralık adamlardan medet umacak, ya da bonservisi elinde futbolculara kulüp kasasını boşalttıracaklar.

    - maddi durum kötü. ffp uyumu imkansız. avrupa'dan men edilecekler. avrupa'ya gidemeyen takımın maddi durumunu toparlaması çok zor.

    - egosunda boğulan bir başkanları var. kaldı ki kapasitesi, egosu ile karşılaştırılamayacak kadar düşük. başarısızlığa tahammülü yok. geri adım atmaya tahammülü yok. kendi ismini kurtarmak için her türlü hatayı yapabilecek kapasitede. ayrıca o kadar çabuk fikir değiştiriyor ki artık takip edilemez oldu.

    2) beşiktaş:

    - rüya dönemin sonu geldi. yönetim, güç zehirlenmesi sonucu yönetme kapasitesini ciddi ölçüde yitirdi. teknik direktör kopma aşamasında.

    3) başakşehir:

    - sürdürülebilir bir proje değil. yaşlı oyuncularla döndürülüyor. bu kimya ikinci defa tutmaz.

    galatasaray, yapılan hatalara rağmen, istikamet olarak doğru yönde ilerliyor, bu çok net. gerek kadro yapılanmasının iyileştirilmesi, gerek kulübün yıllardır sırtında taşıdığı inanılmaz maddi yükü azaltma yönünde yapılan hamleler net bir şekilde doğru ve mantıklı.

    bu dakikadan sonra görev biz taraftarda. sabredeceğiz. anlık hazzı kovalamayacağız. kulübümüzün itle kopukla muhatap olmasını istemeyeceğiz. hiçbir vasfı olmadığı için televizyon kanallarında kulüp şakşakçılığı yapan, bundan para kazanan şaklabanların lafı ile gaza gelmeyeceğiz (galatasaray şaklabanları da dahil). on yıllardır aynı matematikle ilerleyen, birkaç ayda bir bizi aynı tartışmaların içine çeken türk spor basınının oyuncağı olmayacağız. bırakacağız, herkes kendi bokunda boğulsun, bizi de içine çekmelerine izin vermeyeceğiz.

    akıllı olmak zorundayız. teknik direktörümüz, başkanımız ve takımımız etrafında kenetlenirsek, kazanacağız.