• 3679
    2 sene boyunca cok ama cok kotu yonetildi. yanlis transferler, korkunc harcamalar, yok yere sisen bir kadro, plansizlik, akilsizlik vesaire... yazin gelecege bakinca aysal'in sezonu tamamlayacagi ve bu yonetim anlayisinin sezonu fiyaskoyla bitirecegi, sonuc olarak da galatasaray'in yine revizyon-vari bir donemece girecegi gorunuyordu. tabi aniden secim gelince gelecek de degisti.

    galatasaray'in onu simdi aciliyor. teknik direktorle yollari ayirmayacagini soyleyen, biraz tutucu -ki bu denli acilip sacilmis kulup icin cok gerekli- bir baskan adayi var. iyi bir ekibi var. formulu bilen, elini tasin altina sokan albayrak ve durust gibi yoneticiler var.

    buradaki ulemalarin bok attigi prandelli muthis adamis kendini. yasiyor, istiyor, cabaliyor. kadronun muhendisligi tamamen komedi seviyesinde, 35 tane oyuncu prandelli'nin eline verilmis, kimilerinin zorla kadro disi kalmasi istenmis, son gun eline iki yabanci oyuncu daha tutusturulmus. prandelli bu ortamda dogruyu bulmak icin ugrasiyor. nice sezonlar galatasaray benzerini yasadi, hadi eskiler hatirlanmaz, 3 sene oncesi de mi unutuldu? fenerbahce derbisine kadar ne yaptigi belli olmayan, eboue'nin sag icte, sol kanatta denendigi galatasaray'i hatirlamiyor musunuz? prandelli deniyor. bulacak. yeniden soyleyeyim, prandelli iyi bir teknik direktor. ve su ana dek yeni gelmis yabanci bir teknik direktor icin gayet iyi bir performans gosteriyor.

    sneijder formda, melo'nun standardi belli, chedjou cikista. tarik cok iyi bir alternatif. bok attiginiz veysel dahi bir tarafini yirtiyor sahada. sneijder veysel'le kutluyor macin sonunda galibiyeti. galatasaray'in transfere de ihtiyaci filan yok bu sene. sadece eldeki cibanbaslarini gonderecek ve paslanmislari isleyecek o kadar. hamit donecek, pandev form tutacak. eboue'si sabri'si engin'i gidecek, ne idugu belirsiz endogan, umut gundogan, furkan ozcal gibileri ve muzmin sakat gokhan zan ve aydin yilmaz iskartaya cikacak. florya'nin da ahengi artacak, afra tafra bitecek.

    olacak bunlarin hepsi, musterih olun. ama daha onemlisi izin verin. galatasaray taraftarina su donemde dusen takimi motive etmek, yuhalamak degil. zira su an en zayif halka israrla sahada her seyini veren oyuncusunu yuhalayan, teknik direktorunun ekim ayindan istifasini isteyen, arsiz ve doyumsuz taraftar.

    sampiyon galatasaray.
  • 3680
    zenginin malı züğürdün çenesini yorar durumu gibi uzun bir süredir görsel ve yazılı basında sürekli galatasarayın mali durumu konuşulmakta battığımız ve batacağımız söylenmekte. artık bu haberlerden gerçekten gına geldi. halka açık bir şirket aleyhinde bu kadar olumsuz haber yapılmasının hukuki bir sorumluluğu olmalı. mali durumları bizi aratmayan diğer büyük istanbul kulüpleri neden gözardı ediliyor. bu yüzden ilahi adaleti kısa süre içinde göreceğiz gibi geliyor.
  • 3681
    (bkz: zaferler senin ruhunda var)

    (bkz: #1581395) şu yazdığım entry'de 'maçı izlememe gerek yok' dedim bu entry'le de o sözü yemiş olacağım. heyecan sardı yine dört bir yanımı, gel de izleme şimdi. 2010-2011 sezonu nda bütün maçlarını 90 dakika izleyen biri olarak bu zamanda galatasaraya küsmek olmaz. inançsızlık hiç olmaz. tribünden 11 tane taraftar bile o formayı giyip bu maça * çıksa desteğimizi esirgemeyiz.

    sonuç olarak galatasaray'ın olduğu yerde umut vardır mottosuyla maçı heyecanla beklemekteyim.
  • 3684
    kendisi hakkında torunlarımızın "zamanında galatasaray diye bir kulüp varmış, türkiye'nin en iyisiymiş, avrupada kupa kaldırmış v.b." şekilde konuşma ihtimalinden korkmaya başladığım kulüptür.

    taraftar dağılmış, yöneticiler bölünmüş, takım gayesini kaybetmiş, ülkeyi yönetenler ateş-güneş olayında olduğu gibi bi yolunu bulup takımı ortadan kaldırmaya çalışıyorlar. borçlar hep vardı ama bu kadar umutsuzluk hiç olmamıştır herhalde.

    ben de dahil galatasaraylıyım diyen herkes sadece almayı biliyoruz. tarihi, o zamankilerin fedakarlılıklarını geçmişte bırakalım, şu ana bakalım. başkanından galatasaraylı spor yorumcusuna herkes galatasaraydan alıyor, bir şey veren verdiğinden fazlasını almaya çalışıyor, hatta vermeyen de almaya çalışıyor. dışarıdan bize saldırıldıkça biz içerideki kavgamızı kızıştırıyoruz.

    karamsarlık için özür dilerim... sağlıcakla...
  • 3687
    insanlar ölür,efsaneler ölür,sporcular ölür,teknik adamlar ölür hatta taraftarlar ölür ama şaklabanlar ve düşmanlar ölmez.

    5 maç kayıp edebilirsin hatta farkta yiyebilirsin, önemli olan ne ? maç kazanmak mı, yoksa gelecek için çocuklara bir miras bırakmak mı,

    yarın 10 maç üst üste kazandığın zaman hiç kimse dönüp geriye bakmaz, vay biz bunları mı dedik demez.

    bazen her şey 2 pozisyona bağlı, bazen hakemin 2 dudağındaki düdüğe, herkes kendi kaderini kendisi çizer.

    bizde kendi kaderimizi kendimiz çizmeliyiz, boşuna dememişler ! öfke ile kalkan, zarar ile oturur.

    neden böyle bir düşünceye kapıldım, medya değil o büyük başlar galatasaray'ın dik duruşuna operasyon yaptı.

    ufak ama benim için değeri çok büyük olan örnekler;

    -twitter yasaklandı, biz sessiz kalmadık.

    -berkin elvan öldürüldü, biz sessiz kalmadık.

    -gezi direndi, biz sessiz kalmadık.

    birileri başımızı eğmeye çalıştıkca, biz hep dik durduk.

    arkadaşlar, dik durun, destek çıkın.

    dün fatih terim'i milli takıma davet edenler, bugün yeniden galatasaray'a yollamaya çalışıyor.

    galatasaray kimsenin ama kimsenin oyuncağı değildir. kaderimizi kendimiz çizeriz, çizmeliyiz. maç skoruna endeksli olmamalıyız.

    bu operasyon aslında tt arena açılışında başladı, 3 temmuz şike sürecinde külübümüzün duruşu ve dönemin başkanı aysal'ın söylemleri ile yaraya iyice tuz bastı.

    eğer en kötü gün bugünse, daha çok destek olmalıyız çünkü birlikten güç doğar, galatasaray'ın buna ihtiyaçı var.
  • 3688
    seçim öncesi hiçbir şey yazmak istemedim. zaten uzun süredir de bir şey yazmıyorum. hayal kırıklığı yaşamaya alıştık ne de olsa. 3 sene önce ünal aysal geldiğinde ne kadar da olumlu bakmıştım konuşmalarına. burada da yazdım, sermaye artırımını yazdım, sportif aş ile ilgili bir sürü şey karaladım. atılan her adımı konuyla ilgisi hiç olmayan insanlara bile anlatabilecek kadar basit yazmaya çalıştım her şeyi. atılan her adımda, oturup galatasaray'ın gelecek mali durumunu kafamda çıkardım. bugün geriye dönüp baktığımda benim kurduğum planladığım galatasaray mali yapısıyla alakalı hiçbir şeyin gerçekleşmediğini gördüm. bütün sağlanan gelirlerin, galatasaray'ın geleceğine değil cari harcamalara gittiğini görüyorum ve üzülüyorum. ve bunun karşılığında elimizde kalan kocaman bir hiç. son 1.5 sezondur yapılanları hiçbir akıl izan sahibi mantıkla açıklayamıyor.

    en basitinden 2 kere sermaye artırımı yapıldı. toplam giren fon sportif a.ş'ye 260 milyon tl. kulübün sporcu ve teknik kadro maliyeti 2012 sezonunda 137 milyonken 2014 sezon sonu itibarıyla bu rakam 246 milyon tl olmuş durumda. bakın sadece yıllık futbol takımının sporcu ve teknik kadro ücretlerinden bahsediyorum. geçen sene 246 milyon tl sadece maaş ödenmiş sporculara ve teknik kadroya. buna bir de hiç verim alınamayan, neden alındığı belli olmayan futbolculara ödenen bonservis bedellerini de ekleyin ve sermaye artırımından gelen fonun nereye harcandığını görün. şu anda galatasaray'da 41 futbolcu var. eboue hala bu takımdan maaş almaya devam ediyor mesela.

    ya rakamları euro olarak yazınca belli olmuyor belki etkisi, şöyle örnek vereyim; selçuk inan'ın bu sene kulüpten alacağı ücret 2.750 bin euro, maç başına 25 bin euro. 30 maç yaparsa 750 bin euro. toplamı 3.500 bin euro. bu selçuk inan'ın kazanacağı para. bunun bir de kulübe gelir vergisi yükümlülüğünü koyalım üstüne. 525 bin euro. toplam 4.025 bin euro. tl olarak bakalım buna 4.025 x 2,80 = 11.270 bin tl. sadece selçuk inan 11 milyon tl'ye malolacak bu sene kulübe. geçen sene aldığı da 9 milyon tl olsun hadi. abicim engin baytar en son ne zaman oynadı bu takımda? yiğit gökoğlan?

    son 2 haftalık süreçte, seçim de biraz baskın olduğu için, cumartesi pazar günleri elimde sürekli sportif a.ş'nin, kulübün, diğer şirketlerin ve gs kulübünün konsolide olarak mali tabloları var. artık geceleri bile rüyama giriyor rakamlar.* size o zaman üzülerek bir bilgi vereyim. önümüzdeki sene* avrupa'ya gidemeyeceğiz galatasaray olarak.* ha imkansız değil tabi ki. bu sezon galatasaray 71 milyon euro üzerinde kar ederse(u: gs store'un kulübe satışından gelen 88 milyon tl malesef dikkate alınmıyor hesaplamalarda. ) gidebiliriz ama ilk 3 aylık dönemde dahi 17 milyon euro zararı var galatasaray'ın.

    galatasaray'ın derdi gelir değil. şirket birleşmesinden sonra en büyük giderlerinden, havadan yapılan kar payı ödemelerinden de kurtuldu galatasaray. ama şu son 1.5 sezondur alınan topçular, ödenen bonservisler, menajerlik ücretleri, kadrodışı kalıp hala para alan topçular vs. vs. vs. sinirden kendimi kesicem artık. bir insan hepi topu 1.5 sezon, hepitopu 1 sene içerisinde nasıl bu kadar hatayı arka arkaya yapar ve yaptığı her hata milyonlarca euroluk zarara neden olur. akıl alır gibi değil gerçekten.

    cumartesi seçimi kazanan ekip de, seçimi kaybeden ekip de bu durumdan haberdardı. son mali tablolar iki tarafın da elindeydi. üzüntüm şu ki, avrupa'ya gidemediğimizde, kabak o günkü yönetimin başına patlayacak. ama bu seçime giren iki taraf da, mayıs 2015'te seçimi kazanacak olan ekip de asıl suçlunun kim olduğunu bilecek. bunu taraftara anlatabilecekler mi bilmiyorum.
  • 3691
    19.kez lig şampiyonu , 15 kez türkiye kupası sahibi , uefa ve super kupayı kazanan , 'türk olmayan takımları yenmek' amacıyla kurulmuş , sayısız branşta ülkemizi onurlandırmış gururlandırmış , ezeli rakiplerinin her zaman gıptayla baktığı ve hiç bir zaman galatasaray gibi olamayacaklarını bildiği , muhteşem kültüre sahip , her zaman kalbimizin baş köşesinde kombinesi olan , ilklerin ve enlerin takımı kısaca bizim takımdır.

    kalbimdeki genel tanım budur fakat galatasaray ismini duyduğumda aklıma hep bir anım gelir onu anlatacağım. çocuktuk, 13 yaşımda ilk maçıma gitmiştim, ali sami yen yeni açık. babam fazladan bilet almıştı abim için fakat abim pek futbolla ilgili değildi ve o gün arkadaşlarıyla takılacağından gelememişti. babam da amcamı aradı ve benim fenerli kuzenimin gelip gelemeyeceğini sordu. kuzenimi yolladı ve maça gittik. anadolu yakasında oturan bir aile olarak hayatımda ilk defa mecidiyeköy'e o gün gittim. akçaabat sebatspor maçıydı. mecidiyeköy'e girdiğimizde her yerde şapka satan dayılar amcalar vardı. ulan o zaman da klübe katkısı olur mu olmaz mı bilmiyorduk yolda sokakta ne görsem aldırmıştım babama. babam da ayrı bir saf git store'dan aldır. belki de onun da öyle işine geldi. klasik yeni açık kısmından girdi. çık kadar yere o kadar insanın nasıl sığdığını hala anlamış değildim. yukarı çıktık ve stad. 2004 yıllarını herkes bilir feneri 5 1 yenmemiz dışında olumlu bir şey yok. uefa kupasını almışsın, avrupa da çeyrek final oynamışsın ve nasıl ve ne şekilde böyle batıyorsun şu yaşıma geldim hala anlamadım. kuzenimle klasik ufak çocuk muhabbetleri, ''bizim takım sizinkinden iyi'', ''avrupa'da sıfırsınız'' gibi muhabbetlere yelken açtık. maça girdik ve çıktık koltukların bir kısmı vardı bir kısmı yoktu. ona çok şaşırmıştım. koskoca galatasaray takımının stadında koltuklar var ve yok arasında. tam emin olmamakla beraber yönetim istifa muhabbetinden söküp atılmış olabilirler. maç başlamıştı ve büyük üstünlükle maçı almıştık. ümit karan atmıştı bir golü de. bu anımdaki can alıcı noktaya geldik. o sıralar fatih akyel'in galatasaray'a dönme olayları dolaşıyordu. gazetelerde, tv programında hep muhabbetleri geçiyordu. maça ben babam kuzenim gittik ama orada yeni açığın kombineli biri olduğunu düşündüğüm bir abimiz de yanımızdaydı. tüm maç boyunca bize galatasaray'la ilgili şeyler anlattı. güzel güzel muhabbet döndü. tabi 1'inci dakikadan itibaren taraftarlar '' bu forma kutsaldır, bu formayı herkes giyemez. fatih akyeli istemiyoruz evlat evlat dinlemiyoruz !'' diye bağırıyorlardı. biz de bağırıyorduk kuzenle. tabi ben de o zamanın efsane kartları vardı. dört büyüklerin de olan aslan - kartal - serç- trabzonun ne olduğunu unuttum. rengarenk kartlar biriktirirdik ve oyuncuların fotoları olurdu ve karakterleri olurdu, canavarımsı şekilde. fatih akyeli de oradan biliyorum ayrıca uefa kadrosunda da olduğunu, süper kupada olduğunu. abi bana o gün söyledi fenerbahçe'de oynadığını ve ardından ''galatasaray'ı bir kere sattın mı dünya'yı kurtarsan o formayı bir daha giyemezsin'' dedi. bu söz ben ve kuzenimi çok etkilemişti. babamın ve benim zorumla içinde kalmış olan galatasaray'lılığı kuzenime uzun vadede sağladık. şuan çok iyi bir galatasaray'lı kuzene sahibim. aramızda olan en güzel makara da ''benim uefa kupam var senin yok'' muhabbetidir. kısaca o gün galatasaray'ı kalbimde tam olarak hissetmiştim ve o abinin sözlerinden en aklımda kalan cümle hep bu olmuştur. bu da böyle bir anımdır sözlük.
  • 3692
    hani şöyle bir tabir var ya: çocukluk aşkı diye, iste çocukluk aşkıdır galatasaray. hangi birimiz o forma için ölmeyiz ki? hangimizin ışıklarda beklerken sarıyla kırmızıyı görünce yüzümüze gülümseme gelmez ki? hangimiz onun için ağlamadı ki, hangimiz onun için sesi kısılana kadar bağırmadı ki? en kötü zamanlarında bile bile hangimiz ona küse bildik ki?
  • 3694
    kötü olduğu dönemlerde medyanın sürekli üzerine oynadığı kulüp. benzer dönemlerden fenerbahçe geçerken özellikle aziz yıldırım'ın etkisiyle daha kötü haberler çıkması engellenir, takıma ve taraftara moral verecek tarzda haberler yapılır. yine yeşil sahada da hakemler kötü dönemi rahat atlatsın diye fenerbahçe'ye kıyak geçerler.

    şimdi yine bu dönemlerden birini yaşıyoruz. takım iyi kötü liderken televizyonda spor haberlerini izleyesim bile gelmiyor.** her yerde eleştiri, her yerde kötü haberler var. prandelli ne zaman gidecek,* yerine kim gelmeli, sneijder gidiyor mu diye saatlerce tartışan medya, sağolsun ismail'e hiç dokunmuyor. hep bi zaman verilsin, iyi olacak, zaten fenerbahçe aslında o kadar da kötü bi takım değil muhabbetleri dönüyor.

    bu nedenle taraftarımıza çağrım; bu dönemde bunları ne izlesinler, ne de dinlesinler. galatasaray taraftarı neyin ne olduğunu zaten biliyor ve ona göre konumunu alıyor. ekstra gazlamalara ve dolduruşlara gelmenin manası yok.
  • 3696
    her galatasaraylı için takımının tanımı, hissettirdikleri farklıdır aslında. benim içinde öyle.

    dededen galatasaraylıyız biz. 91 li bir genç olarak şampiyonlar ligi maçları ayrı bir önemi vardı bizim için. ama alışkanlık olmuştu tabii, çok basit bir şey gibi geliyordu şampiyonlar ligi o zamanlar. çünkü kendimi bildim bileli * galatasaray şampiyonlar liginde oynuyordu.fakat yine de en heyecanlandıran maçlar oldu o maçlar bizleri. hiç unutmam, 98 galatasaray- juventus sami yendeki maç son saniyelerde gelen kafa golü. (bkz: suat kaya)
    o zamanlar 7 yaşında olan ben, o golle tv başında sinir boşalması yaşamakta ve göz yaşlarıma hakim olamamaktaydım. sonrasında babam tarafından getirilen maç izlememe yasağı. (u: tff gibi adammış helal olsun. ama o da fanatikliğine yenik düşüp yalvarmalarıma karşı koyamamıştı tabiki sonraki maçta )
    hagi'li, popescu'lu, hakan şükür'lü, capone'li sporcu kartlarında stickerları tamamlamakla geçti çocukluğumuz. galatasaray ı televizyondan, babamın anlatmasından, sporcu kartlarından ve bir kez götürüldüğüm bursa- galatasaray * maçından öğrenebildim sadece. bir nevi, doğru düzgün göremeden sevdik galatasarayı. olsun. 5 yıldır istanbulda ikaamet etmekteyim ve bu 5 yılda kaçırdığımız, özlemini çektiğimiz yılların acısını çıkardık galatasarayla.

    bazen düşünüyorum, hani insan düşünür en mutlu olduğu anı veya anları. farkettim ki benim en mutlu olduğum 5 anın en az 3 ünde galatasaray vardı bu zamana kadar. niceleri nasip olması dileğiyle.
  • 3697
    önündeki 5 maçın 4ünü deplasmanda ve evindeki tek maçı da trabzonspor ile oynayacak takımdır. başka galatasaray yok, zaman kenetlenme zamanı. dereyi geçerken eşek değiştirilmez.

    04/11/2014 borussia dortmund vs galatasaray
    08/11/2014 karabükspor vs galatasaray
    22/11/2014 galatasaray vs trabzonspor
    26/11/2014 anderlecht vs galatasaray
    29/11/2014 gaziantepspor vs galatasaray
  • 3698
    küçüklükten kalan ender anilarimdan biridir galatasaray.

    5-6 yaşlarinda falandim.büyük kuzenimden dolayı fenerbahçe yi tutuyorum o zamanlar. dayımla bir öğlen ya da akşam yemeğinde şöyle bir diyalog geçer:

    dayı: hangi takımı tutuyon yeğen sen?
    ben: fenerbahçe dayı?
    dayı: ne fenerbahçesi yeğen. bundan sonra galatasaraylısın.
    ben: peki.

    o günden bu zamana aşktır galatasaray.
    teşekkürler dayı. iyi ki varsın.
  • 3699
    bünyesinde her türlü ihtiras, entrika, dram, kin vs. her türlü senaryoyu bulabileceğiniz takımımız.

    (bkz: galatasaray'da hiçbir başarı cezasız kalmaz)

    ne zaman takım belini doğrulttu, ne zaman ayağa kalkıp tekrar dosta güven, düşmana korku salmaya başladık, hoop bir şekilde ayağımıza sıktılar. veya baktık bize kimse diş geçiremiyor kendi ayağımıza sıktık.

    şimdi bunu kişiler bazına indirgediğimizde de şu zamanlarda wesley sneijder'e karşı pis bir tezgah döndüğünü anlayabiliyoruz. bok çukuru içerisinde olan takımda ay parçası gibi parlıyor adeta tek başına. ancak bu durum tabi ki cezasız kalmamalıydı, nitekim kalmayacak gibi de.

    takımın yerlileri tarafından kendisine karşı oluşan algıyı anlamamak için 'salak' olmaz lazım. bazı taraftarlar* sneijder'in selçuk ve burak'la aralarında bir husumet olmadığını, hatta sneijder'in burak'a en çok pası veren oyuncu olduğu gibi tuhaf şeylerle geliyorlar. bu o kadar aptalca bir şey ki, yani bir de istatistiğe vururcasına söylüyorlar bunu. sneijder world class ayarda, şu anda real madrid, barcelona, bayern munich kadrosunda olsa sahaya ilk 11 çıkacak ve sistemin en kilit oyuncusu olacak şekilde görevlendirilecek bir oyuncu. abartmıyorum, gerçekten de öyle. sonuçta dünya kupası'nın en çok km yapan oyuncusundan* bahsediyoruz. elbette senin yerlilerin gibi olaya duygularını karıştırmayacak, forvetindeki tek adam olan burak'a oynamaya çalışacak. ulan sanki forvette bir de başka bir adam var da sneijder ona oynuyor!

    olaya sneijder üzerinden değil, sneijder'e doğru çevrilen oklar üzerinden bakalım lütfen.

    galatasaray'da ben kendimi bildim bileli yıllardır yerli-yabancı ayrışması oldu. haklı sebeplerle yapılanı da vardı, gerçekten çok çocukça yapılanı da. sneijder bu takımda çekilmiyor, kıskanılıyor. nasıl kıskanılmasın ki, adam yıldız, adam sorunsuz, adamın taraftarla arası mükemmel, hepsinin gözbebeği, hepsinin ciğerparesi. şu anda da kredisi sonsuz. takımın da en çok mücadele eden ve bu vasat oyuna isyan eden belki de tek karakteri* durumunda. bir de son fener maçında belki de derbi tarihinde sol yılların en dominant solo performansını ortaya koydu. bunun da üzerine elbette kıskanacaklar ve kuyusunu kazacaklardı. sonuçta yeniçeri kafası hiç bitmemiş ki!

    bütün bu olayların üzerine ek olarak da wesley hakkı olan parasını isteyip alınca iyice takımı gerdi. son kasımpaşa maçında selçuk, sabri ve burak'ın istekli görüntüsünü farketmediniz mi? hoş, yine eski bildiğimiz selçuk-burak performanslarının çok uzağındaydılar ya. hakeza yine sabri'nin de böyle hırslı ve kendini maça vermiş bir şekilde oynayacağından o kadar emindim ki. oynadığı oyun aslında her zaman yapması gereken şeyken, malesef o, bu oyuna içindeki öç alma hırsı ile hazırlandı.

    özet olarak sonuçta pas atmaktan çekindikleri bir sneijder yoktu ortada. takımdaki herkes aşağı yukarı kendi ayarındaydı*.

    peki neden yerliler bu şekilde kendilerinden olmayanı dışlama yetkisine sahip? çünkü onlar galatasaray'ın çocukları, onlar bizim evlatlarımız.

    olmaz olsun be öyle nankör evlat!

    evladımızsa hepsi evladımız, galatasaray'ın çocukları ise hepsi öyle. biz bir aileydik hani? aile içinde her bir kişi bizim evladımızdır, ayırmak olur mu?

    peki madem hepsi tek bir ailenin evladı, şunu sormak istiyorum. neden kardeşler ayrı gayrı yaparak diğer kardeşinin hakkını yiyor?
App Store'dan indirin Google Play'den alın