• 3101
    bazılarının dediği gibi; "ne şampiyonluk büyüklüğü, ne kupa büyüklüğüdür. onun büyüklüğü başka bir büyüklüktür işte, adı konamaz." değildir galatasaray.aksine büyüklüğün,tarihin,başarıların kısaca bir geleneğin adıdır galatasaray.büyüklüğün kanlı canlı tanımıdır..

    buraya yaklaşık 3 gün önce üye oldum sanırım.ve ne yazacağımı çok düşündüm.galatasaray'ın büklüğünü tarif edebilirsiniz ama benim içimdeki sevgiyi tarif etmem imkansız gibi geldi.galatasaray bana en büyük sevinçlerimi ve en büyük üzüntülerimi yaşatan,başarının değil armanın peşinde bir ömür harcıyacağım bir sevgili...
  • 3102
    babamın abimle bana mirasıdır. 2001 yılında kaybettik babamı. ben 7 yaşındaydım. tam da gaassarayımızın altın çağı malumunuz. adlarını bilmediğim yabancı takımlarla oynarken galatasaray, kah rakı masaları kurulur, kah evde bilgisayardan şifre kırıp maç izlenirdi. o zamanlar bildiğim takımlar türkiye'den fenerle beşiktaş var. ama bi tane de yabancı takım öğretmişti galatasaray bana. dünyanın en iyi takımı olarak öğrendiğim real madrid. süper kupa finalinde abimle bize onların oyuncuları dev gibi gelirdi. galatasaray sadece real madrid'i tanıştırmakla kalmadı. onu yenmeyi de öğretti. zaten en güzel olan cimbom artık benim için en güçlüydü.

    sarısına kırmızısına kurban olduğum takım bugün yine real madrid'in karşısına dikiliyor. karşısında kim olursa olsun kaybetmeyi düşünmeyen futbolcusu, taraftarı, forması ve armasıyla... bugün sonuç ne olursa olsun sen zaten en güzelsin galatasaray, en güçlü olmasan ne yazar...
  • 3111
    bu gece sonsuz kahırlara götüren.

    x yıllık galatasaray taraftarıyım,

    babamla birlikte izlerim neredeyse tüm maçları. onsuz izlediğim zaman eksik hissederim. o da bensiz eksik hisseder. en iyi zamanımızda çocuktum, her golde havalara atıp tutardı beni. en kötü zamanımızda büyümüştüm, beraber küfretmiştik orta sahadaki beyinsizlere. ben böyle bir şey gördüğümüzü hatırlamıyorum.
    marek heinz dahil.

    sırf şunu yazayım diye döndüm sözlük'e.

    ego kavgasından takımı bu hale getireni de, takıma dany ve amrabat'ı getireni de, mancini'yi takımın başına getireni de, normalde ajandamda kayıtlı olması gereken galatasaray maçlarının anca "aa yarın maç var di mi lan" diye aklıma düşmesine sebep olanı da...

    tamam mı?
  • 3112
    bugün ve her gün biraz daha görüyoruz "galatasaray bir his takımıdır."salt profesyonellikle,adam yerleştirmekle bu takım oynamıyor.bizde ki kurumsal yapı (eğer uygulanabilirse) avrupa'da olduğu gibi soğuk ve katı bir anlayıştan çok; daha bize uyan,profesyonellikle,duygusallığı ve amatör ruhu harmanlamış bir yapı olmalı.kulübün her yerine (çaycısından,ahçısına kadar) bu takımı sahiplenecek,gerçekten galatasaray arması için burada olan adamlar yerleştirilmeli ki bir halatı hep birlikte çeken,hep birlikte üzülüp,hep beraber sevinmesini bilenlerin takımı olsun.ruh denilen olgu aslında budur,herkesin kendini buraya ait hissetmesi.umarım yakın zamanda doğru hamleler yapılır..
  • 3114
    ligte zirveye uzak, sampiyonlar liginde umutsuzlugun dibine vurmus takimdir. 10 kisi kalan, gruptaki maclari onemsemeyen ve yedeklerle oynayan real'i maglup edemeyen, endustriyel futbolun dibine kadar etkiledigi, tamamen para icin galatasaray ruhunu bilmeyen futbolcularin ter doktugu ve futboldan anlamayan yonetim kuruluna sahip kuluptur su donemlerde.

    bu kotu gidisin ilk temelleri futbolcunun derdinden anlayan, florya'da yatip kalkan ve hayatini galatasaray'a adamis abdurrahim albayrak ve ali durust'un gonderilmesiyle baslamistir. su donemlerde futbolcu yalnizdir. fatih terim'in olusturdugu florya'daki aile ortami yok olmustur. fener macindan sonra drogba bile takim otobusuyle degil kendine ayrilan minibusle stadi terk etmistir. bu kotu gidise dur demek icin takima galatasaray ruhunu geri kazandirmak, aile ortamini tekrar yaratmak gerekmektedir. ancak oncelikle takimin duzenini bozan ve galatasaray'a katki saglamayan futbolcularla yollar ayrilmalidir. takimin en etkili atak yaptigi bolge olan kanatlara galatasaray ruhunu kavrayabilecek turk futbolcular alinmalidir. 10 milyon verilerek yabanci yildizlar degil butun benligini ortaya koyacak turk futbolcular bize daha fazla katki saglayacaktir. 2 gol yedikten sonra oyunu birakmayan, terinin son damlasina kadar savasan sporcular bu kulubun yararina olacaktir. 2000 ruhu tekrar geri gelmez fakat biz o ruha yaklasabiliriz.

    galatasaraylilik olmez. onemli olan galatasaray ruhudur. aslolan galatasaraydir.
  • 3117
    henüz 5 yaşında tanıştığım ve yaptığımın sevmek olduğunu bilmeden sevdiğimdir.

    kötü gününde üzüntümüzden, iyi günde mutluluktan ağlatır.

    adını duymak bile allahın adını duymak gibidir. galatasaray dendi mi bir yerde, diken diken olur insanın tüyleri, kulak kesilir hemen, toz kondurmaz sevdiğine.

    ne kadar üzerse üzsün hakkında kötü konuşmaya dili varmaz insanın, bela okuyamaz, küfür edemez takımına. susup içine atarsın. bilirsin elbet düzelir bir gün, yine mutluluktan ağlayacağın günler de yakındır. sen en büyüğü sevmişssindir bir kere, başarı onun renklerine işlemiştir artık. o gün gelene kırılır kolun, yen içinde kalır, kalmalıdır.

    öyle şakaya gelmez galatasaray. galatasaraylı adam da takımını saçma sapan adamların ağzına sakız etmez.

    öyle bir aşktır ki galatasaray, gün gelip galatasaray bayrağının kırmızısı için canını isteseler düşünmez insan, düşünemez.
  • 3123
    bugünlerde pek keyfimiz yok. iyi futbol oynamıyoruz, kazansak dahi zevk alamıyoruz izlediğimizden. içimize dokunmuyor, bize hitap etmiyor 2011-2012 sezonundaki gibi. oyuncuları sahiplenemiyoruz eskisi kadar, içimizden gelmiyor. bunun tek nedeni kötü sonuçlar değil elbet. bu sahiplenme işi de karşılıklı bir şey zaten, oyuncularımız da eskisi kadar istekli değiller. taraftarla da iletişimleri eskisi kadar iyi değil, onların da içinden gelmiyor bir şeyler eskisi gibi.

    kadromuz kötü. daha doğrusu potansiyeline baktığımızda en azından lig için iyi bir kadro. ancak ortaya konan futbola baktığımızda 2010-2011'den emareler görebiliyoruz bazen. üzülüyoruz tabi. zira o kadar yatırım yapıldı, hedefler yükseğe kondu ama sonuca baktığımızda ileri gitmemiz gerekirken geriye doğru gidiyoruz. 2 sene içinde o kadar güzel şeyler yaşadık ki; bırakın puan durumunda geriye düşmeyi, derbide defansif bir oyun sergilesek bile zorumuza gidiyor. galatasaray hiçbir zaman korkak ve sinmiş bir futbol oynamamalı zira.

    kadronun bu halde olmasına gelelim. bugünlerde çok sık söylenen şey, fatih terim ve başkanın birbirleriyle uğraşmaktan kadroya gereken takviyeleri yapamadığı yönünde. haklılık payları var elbet bu görüşte olanların. ancak sorun sadece o noktada değil.
    bu kadro geçen sene şampiyonlar ligi'nde çeyrek final oynamış, ligi şampiyon kapatıp açmış bir kadro. arada emirates cup var bir de.
    üstüne iyi kötü bazı takviyeler de yapıldı bu kadronun.

    ancak ne zaman ki, fatih terim ve milli takım dedikoduları çıkmaya başladı işte o zaman biz kan kaybetmeye başladık. ağustos'un sonlarına doğru olan zamanlardan bahsediyorum; henüz eylül gelmeden camia olarak kan kaybetmeye başladık. işte o zaman kadronun defoları ortaya çıkmaya başladı. çok değil 4,5 ay önce real'e ecel terleri döktüren takım ligdeki deplasmanlarda berbat bir futbol ortaya koymaya başlamıştı. sonrasını zaten biliyorsunuz.
    yani bizim en temel sorunumuz motivasyon. sakatlıklar belimizi büktü, fizik-kondisyon olarak kötü durumdayız, kadro kalitemiz lige göre iyi olsa da cl'de zayıf, tff aleyhimize çalışıyor ama en temel sorunumuz motivasyon eksikliği.

    fatih hoca böyle bir kadro kurdu, dany ve amrabat gibi oyuncularımız var ama takımı motive edebiliyordu ve 1-2 oyuncu dışında da öyle ya da böyle verim alabiliyordu. ama son zamanlarda kendisi motivasyonunu kaybetti ve bu da tüm takıma yansıdı. galatasaray seviyesinde olmayan oyuncularımız daha çok sırıtmaya başladı. hatta galatasaray seviyesinde olan oyuncularımız da eski günleri mumla aratır hale geldi ya da tüm takımı toparlamaya çalışması yüzünden ekstra yoruldu.
    tamamen fatih hoca'yı, yönetimi ya da yeni hocayı suçlamak o yüzden yanlış. yönetim kanadında da yapılan yanlışlar var. yeni hocamız mancini de motivasyon yönü bence kötü olsa da elinden geleni yapan ve şu ana kadar çok da kötü sonuçlar almamış bir hoca. ancak sonuç olarak bugünlerdeki isteksiz maçlar ortaya çıktı.

    ancak tren hala kaçmış değil. bir söz vardır; çok severim: "en kötü gününüzde bile en iyi olduğunuzu hatırlayın." diye. işte galatasaray için biçilmiş kaftandır bu söz, hele de bugünlerde. o kadar şey yaşadık; fatih hoca gönderildi, bir dönem hocasız maçlara çıktık, yeni hoca geldi, vs... ancak hala ligde iddialıyız. onu da geçtim; -lig basit bir şey zira.- 8 gün sonra çıkıp aslanlar gibi oynayıp juventus'u yeneceğiz ve real madrid ile juventus'un olduğu gruptan çıkıp şampiyonlar ligi'nde 2. tura yükseleceğiz. o zaman rüzgar biraz daha arkamızdan esecek.

    buraya kadar hep kendimizle ilgili yazdım. biraz da rakiplerden bahsedelim. taraftarın bu denli karamsar olması da kötü. kısa tutacağım bu kısmı, şu an lider olan ve çok övülen fenerbahçe'yi henüz 11 ağustos 2013'te nerdeyse tek kale oynayarak tokatladık. geçen günlerdeki derbide de* bize karşı öyle üstün bir oyun oynamadılar. yine çok övülen beşiktaş'ı sahalarında yendik. biz kötüyüz belki ama onlar da mükemmel değiller. kaldı ki biraz kıpırdansak bizden daha kötüler.
    asıl rakibimize gelirsek; juventus, hep söylediğim üzere dişimize göre bir rakip ve ali sami yen'de aslanlar gibi çıkıp yeneceğiz onları. ben inanıyorum.

    evet, transfere ihtiyacımız var.
    evet, sakatlıklar belimizi büktü.
    evet, hakem kararları genelde aleyhimize oluyor.
    ancak en temel sorunumuz motivasyon.

    bize düşen tekrardan birlik olmak. bugünlerde taraftar parça parça olmuş durumda. kimisi tamamen ünal aysal tarafında, kimisi fatih terim tarafında. kimisi oyuncuya sövüyor, kimisi mancini'ye. böyle bir yere varamayız. olan oldu. kutuplaşmak çözüm değil.

    takım ruhunu kaybettiğimizden bahsediyoruz hep. sevginin, saygının, yardımlaşmanın olmadığı bir ortamda ruhtan nasıl bahsedebiliriz ki zaten? bunu sadece futbolcular arasında düşünmeyin, taraftar bazında da düşünün. 2011-2012'yi hatırlayın; taraftar birlik içinde. takım birlik içinde, yönetim birlik içinde. tüm camia tek yumruk olmuş.
    hepsini üst üste koyup yenmedik mi?(u: aslında yenmek yerine daha güzel bir fiil kullanılabilirdi burada, siz anladınız.)
    ileride geçmişe baktığımızda en özlediğimiz anlardan bazılarını o sezon yaşamadık mı? selçuk son dakika ortalayıp elmander kafayla golü atınca yıkmadık mı ortalığı? tüm takım, tüm taraftarlar birbirine sarılmadı mı? son maçta* son düdükten sonra yıkmadık mı ortalığı? ya da daha yakına gelelim; geçen sezon müthiş geri dönüşler yapmadık mı? ali sami yen arena'da 5 yememek için uğraşan takım dünya devi real madrid değil miydi?
    biz o zamanlar birlik değil miydik? şimdi neden parça parça olduk?

    9 puanlık fark ciddi bir fark ama kapanmaz bir fark değil. "galatasaray'ın adının olduğu yerde her zaman umut vardır."
    titreyip kendimize gelme zamanı. kasımlarla işimiz yok, mayıslar bizim!
    inşallah toparlanacağız ve bu sezon öyle bir şampiyonluk kazanacağız ki; en özel şampiyonlukların yanına 2013-2014 sezonunu da yazacağız.

    taraftarınla birlikte savaş galatasaray!
  • 3124
    galatasaray başka bir şey be. başka bir şey işte. hiçbir şeye benzetemezsiniz. o kırmızısı başka bir kırmızı, sarısı bambaşka.

    5li yaşlarıma ait fenerbahçe formalı bir resmim vardı, yaktığım; annem fenerbahçeliymiş abi :/ e tabi zeka gelişimimle birlikte futboldaki tercihimi de galatasaraydan yana yaptım. ne de güzel yaptım. galatasaray adeta ruhani bir arkadaşım benim,, beraber fln uyanıyoruz çizim yapıyoruz yemek yiyoruz uyuyoruz, o tarz. evlat olsa sevilmezlerin yanında düşmanın olsa seversin galatasarayı lan. öyle bi tatlı öyle bi şirin. bi de babaç değil mi ya, bence babaç. mesela başın derde girse hemen git galatasaray izle oku bişey yap hemen kurtuluyosun dertten. bazen yeni dertler açıyo sana, o başka tabi. o da olsun olum bedavaya mı sevcez. biraz da böyle anlamlı bu işler, zaten sizi hiç kızdırmayan üzmeyen bişeyi nah seversiniz. dürüst olalım. (küfretmedim benim sevme şeklim o :( )
    galatasaray sevgisinde de şöyle bir şey var, 1 doğru 9 yanlış götürüyo. misal 10 maçın birinde yardırdı ya diğerlerinin ne kadar batık olduğu pek de sizi rencide etmez.* yani beni etmiyo arkadaşlar bilmiyorum aranızda bazılarınız çok agresif, gözlemledim, ben öyle değilim. sonuçta uzman objektif bi yorumcu ilim adamı değiliz, burda bildiğin yurdum insanı gibi seviyoruz, adım üstünde ben 'taraftar'ım, taraflıyım. elimden geldiğince faydalı eleştiriler yapmaya çalışıyorum ama bunu anca ben yaparım karşımdaki adam eleştirmicek galatasarayı, eleştiremez. eleştirtilmez. çünkü karşındaki adam galatasarayın g'si olamaz be. olmaz, herkes haddini bilsin. huhuu

    velhasıl kelam galatasaray başka bir şey be. başka bir şey işte. hiçbir şeye benzetemezsiniz. o kırmızısı başka bir kırmızı, sarısı bambaşka.
  • 3125
    çoğumuz belki hepimiz için hayatın rengi - galatasaray

    eh ne demişler, insan neye ne kadar anlam yüklerse üzüntü de yıkım da o boyutta oluyor işte, ne yaparsın?

    biz servet'li, barış özbek'li takımları da gördük; hagi, hakan şükür, elmander ve muslera'lı takımları da...

    peki ulan nedir bu beni bir kaç aydır geberten mutsuzluk diye düşünüyorum. sonuç mu? o biraz beklesin.

    daha 1 sene bile olmadı çeyrek finalin kapısından dönen, real madrid'e kafa tutan, tekrar uefa.com'un manşetlerini süsleyen bir takıma sahiptik. insan merak ediyor - ne oldu da 1 sene bile dolmadan bu çöküş bu hezeyan diye? tanımı çok zor aslında, bir çoğumuzca baba bellediğimiz fatih terim'in kovulması, ünal aysal-fatih terim çekişmesi sonucu takımın paramparça olması... kurumsallık adı altında seri üretim yapan, çirkin, soğuk bir fabrikaya dönüştürülmeye çalışılan takım; galatasaray'ımız.

    ah ulan!

    ulan oysa ki çok fazla şey istemiyoruz. istiyoruz ki sahada top oynarken en azından 11 kişiden 5-6 tanesi bizim kadar kazanmayı istesin, bizim maç izlerken didindiğimiz, saçımızı yolduğumuz kadar sinirlensin! istiyoruz ki bizim kadar kazanmayı isteyen biri, birileri olsun.

    ah ulan!

    birileri de en sonunda anlasa, takımın elinden gelenin bu olduğunu bilsek yine 3 sezon önceki gibi amenna der gazetelerde "tak-tak sestak" başlıklarını da görmezden gelirdik ama biliyoruz ki bu takımın potansiyeli bu değil, biliyoruz ki bu takım sadece istemiyor. bu takım çalışsa yapacak çocuk ama zıpkın piç belli ki artık ne çalışıyor ne de çalışmayı istiyor.

    bizim tepkimiz,umutsuz ve mutsuzluğumuz bunadır. bizim sitemimiz; bizi mutlu eden/edebilecek olanlaradır...

    ulan gaassaray! insan soğudum derken bile, ısınıyor. öyle bir meret bir şey işte bu...

    sonuç mu? sonuç şu; (bkz: en büyük galatasaray kardeşim başka birşey yok!)
App Store'dan indirin Google Play'den alın