• 1
    illuminati'nin futbolu hedef alan korkunç eylemleri, feto'nun futboldaki eli, fubola bulaşan siyaset... çok gizli örgütlerin futbol üzerinden hayata geçirdikleri kirli planları sayesinde dünyayı ele geçirme ve yönetme çabaları. adına her ne derseniz diyin. futbolda bir takım çıkar odaklarının sergiledikleri komplolara dair teoriler.

    ilkini ben yazayım.

    son senelerde galatasaray trabzonspor maçları çok olaylı geçiyor. hakem kararları müthiş tartışılıyor. hatta tartışılacak kararlar olmasa bile medya kararların tartışılacağı ortamı yaratıyor. her iki takım taraftarının da adaletsizlik hissini vicdanlarının en derininde hissetmesi için elden gelen yapılıyor.
    malum 3 temmuz 2011 şike davasının iki önemli tarafı bunlar. biri o sezon yapılan şikeden en çok zarar gören takım, diğeri yani galatasaray'ımız o sezon temiz kalabilmeyi başarabilmiş belki de tek takım.

    trabzonspor taraftarının fenerbahçe'ye yönelik nefretini başka bir takıma kanalize edebilmek hem şike olayının üstünün daha kolay kapatılmasına neden olur, hem de hükümete yönelik muhalefeti azaltır.

    şimdi bakıyorum da 17/18 sezonunda deplasmandaki maçta feghouli'nin haksız yere atılması, olcay'a hakemin doğrudan kırmızıyı çıkaramaması, bu sezon yine trabzon'daki maçta trabzonspor'un atlanan kırmızısı, belhanda'ya çıkan ucuz kırmızı, önceki sezonlardaki bol kırmızılı maçlar, tartışmalı bir çok karar, istikrarlı olarak trabzonspor tribünlerinin hassas noktamız ali sami yen'e ve metin oktay'a yönelik hakaretleri...

    bana sanki iki takım arasında düşmanlık yaratılmaya çalışılıyor gibi geliyor hep. bu işin de açıkcası tesadüfi olamayacak kadar çok olayla sürekli provoke edildiğini düşünüyorum.

    trabzonspor'un kupasının çalınması, galatasaray'ın adalet yerini bulmadığı için rekabette yaşadığı kayıplar.. işte bunların önüne hep yaratılan düşmanlıkla geçilmeye çalışılıyor. şike muhabbetinde trabzonspor'un şampiyonluğunun çalınmasına galatasaraylılar oh olsun diyecek, trabzonsporlular da şike mevzusunda adalet isteyen tek takımdan nefret edecekler. ortak paydada buluşamayacaklar. her iki takım taraftarının da uğradığı adaletsizlik hissi bu şekilde bastırılacak... federasyon ve fenerbahçesi hedef olmaktan çıkacak...
  • 2
    3 temmuz sürecinden sonra trabzonspor’un fenerbahçe ile oynadığı maçlarda şiddet git gide tırmanınca trabzonspor’a yeni bir düşman yaratmak, fenerbahçe üzerinde bütünleşen öfkelerini başka bir hedefe yöneltmek amacıyla özellikle tt arena’da oynadığımız bazı maçlarda kasıtlı olarak hatalar yapıldığını düşünüyorum. hakem bir şekilde güzel oyunumuzun önüne geçip trabzonsporluları mağdur edecekti ki dün trabzonlular da biz bu maçı kazanacaktık* hakem engel oldu demedi. galatasaray bizi zaten yenecekti hakem neden bu gencecik çocukların hakkını yiyor tarzı şeyler söylediler. sezonun en baskın en pozisyonlu futbolunu oynadık 3-1 e kadar, ancak hakem maçın önüne geçmeyi başardı. seneye trabzondaki maç trabzonlu oyuncuların sertliğine kışkırtmalarına çanak tutacak bi tetikçi ile yine taşlar ve sopalarla oynanacak. plan bu çünkü. trabzona yeni bir düşman çıksın, tranzon halkı fenerbahçe’yi de kupayı da unutsun.
  • 3
    şampiyonluğa inanmayan varsa tam şu anda başka başlıklara gidebilir, uzun da bir entry olacak, devamını okumaya zahmet etmesin. biz inananlar kendi aramızda devam edeceğiz.

    ----------------------* *

    süper lig 2018-2019 sezonunda 24. hafta geride kaldı ve 8 puanlık fark oluştu. ilk yarıda bizden çalınan puanlar var ya, arka arkaya 4-5 haftada elimizden alınan puanlar... bugün ligin geldiği yerin tek sebebi işte o.

    dertler başakşehir'in 33. haftada ali sami yen'e gelmeden şampiyon olması ya da çıktıktan sonra şampiyon olmasının kendilerine bağlı olması *

    ben komplo teorilerine inanmaya meyilli bir insanımdır. yani böyle derin devlet, derin galatasaray, lobi, dünya geneline bakarsanız bazı gizli örgütlerin bazı şeyleri kontrol ettiği gibi bazı şeylere inanan biriyim. bu sebeple aşağıda yazacağım şeyler sadece beni bağlar.

    bazılarınıza yazdıklarımın tamamı hayal ürünü gelebileceği gibi, bazılarınızda psikolojik sorunlarım olduğu fikri oluşabilir :(

    * *

    sezon başladığından ve birkaç hafta geçtiğinden beri ligde oluşan hava ve genel konjonktür bana 2 olasılığı göstermişti,

    bu sezonun 2 farklı senaryosu olabilirdi. neydi bunlar?

    1. senaryo:

    şu an ortada olan, kör göze parmak sokarcasına kurgulanan başakşehir'in şampiyon yapılması, bakın şampiyon olması değil, yapılması.

    şu gün itibariyle de sanki bu senaryo uygulanıyor gibi. yani elimizden hiçbir şey gelmeden, sonu belli bir filmi izler gibiyiz. siyasi irade tavrını net şekilde ortaya koydu ve bu proje takımı şampiyon yapılacak.

    şimdi proje takımı diyoruz ya biz bunlara, peki bu proje nedir?

    proje, başakşehir'in şampiyon yapılması ve sonra satılması mı?

    cevabınız evet ise o zaman neden bugüne kadar beklenildiğini merak ettiğimi sorsam bana ne dersiniz?

    yani 2016-2017'de beşiktaş'la yarışırlarken alamazlar mıydı şampiyonluğu? o gün daha mı değersiz olacaktı?

    2017-2018'de bizden almaları ligin sonundaki tek bir maça bakardı ki düşündüğünüzde de sezon boyunca lehimize olmayan hakem hatalarının, lig sonunda olduğunu hatırlarsınız.

    başakşehir'in şampiyon yapılmasının ne gibi getirisi olacak mevcut kesime ya da ne faydası olabilir?

    artık kaç milyon euroya satılırsa öyle bir getirisi olacak ama daha geniş bakıldığında şöyle faydaları olabilir;

    şimdi bu takımın bulunduğu başakşehir semti, inşaatın yıldızı bir semt. buraya dökülen betonun, yatırımın haddi hesabı yok ama o evlerin alıcıları yok, kriz vurduğu gibi almak isteyenler için semtin bir albenisi de yok.

    bu albeni nasıl sağlanır?

    şampiyonlar ligi'ni buraya getirirseniz sağlanır mı?

    - yanii...

    sürekli şampiyonluğa oynayan ama kuruluşu 2014 olan, hiçbir mazisi olmayan, istanbul b.şehir belediyesinin devamı olan bir kulüple sağlanır mı?

    - bir kesime göre evet. bana göre hayır.

    kulübü katarlılara, çinlilere satmak?

    - bu adamlar aptal mı ki? hiçbir tarihi olmayan, geçmişi olmayan, taraftarı(müşterisi) olmayan hatta antipatik bulunan bir kulübe yatırım yapsınlar.

    yanii bu yatırımın amacının ne olduğuna göre farklı fikirler yürütülebilir. alıcısı varsa da amacını bilemiyoruz.

    şampiyonluğu başakşehir'e kaptıran 30 milyon galatasaray taraftarının bu kulübe(ibfk) ve mevcut düzene olan nefretinin(özellikle gençlerin) kime faydası olacak?

    yani oy verme kriteri "galatasaray" olan kaç kişi vardır ve bulunduğumuz durum ne kadar etkiler oy tercihini bilemem ama kitleler üzerinde nefret edici etkiler bırakmak siyasiler için ne kadar akıllıca bilemiyorum. işin uzmanı, analisti değilim ama fayda sağlamayacağı açık.

    diğer faydalarının yanında önemsiz bulunuyorsa bilemeyeceğim fakat 24 haziran 2018 seçimlerinden önce başakşehir'in kollanması konusu ve galatasaray'ın yenen hakları yine konu olmuş, siyasi parti liderleri bile bunu seçim malzemesi yapmıştı. ibfk adına hakem kayırmaları bir noktada bıçak gibi kesilmiş, seri puan kayıpları gelmiş ve biz şampiyon olmuştuk.

    bu yıl da yerel seçimler var ama seçimler bu kez 31 mart 2019'da. yani şu tarih itibariyle baktığımızda da seçime dair bir korku olsa seçime bu kadar az süre kala 8 puanlık fark yaptırırlar mıydı bilmiyorum.

    çünkü bariz bir ibfk nefreti var galatasaray taraftarında. bunun ne kadarı istanbul, ankara gibi şehirlerin oy dağılımını etkiler bilemiyorum.

    yine aynı konu üzerinden tff'nin haziran'da yeni başkanını seçecek olması da bir başka konu. bu ilk senaryo üzerinden gittiğimizde şampiyon olmuş başakşehir'in satıldığı, başkanı göksel gümüşdağ'ın tff başkanlığına atandığı şey pardon seçildiği bir senaryo da gayet olası görünüyor.

    oradan sonrası karar alıcıların* seçimi olacak. çünkü başkanın fikret orman olduğu yine benzer bir tff ile devam eden, servet yardımcı, rıdvan dilmen gibi fenerli isimlerin futbolun başında olduğu fener ağırlıklı tff senaryoları da var aklımda. bunun kararını verecek güç kim onu biliyoruz.

    yani fener artık şampiyon yapılacak mı? vs onlar başka konular, onlar önümüzdeki sezonun konusu olacak.

    ilk bölümü burada kesip atıyorum, çünkü yazması da, gerçek olma ihtimali de, düşünmesi de taraftar olarak can sıkıcı olduğu gibi, bu ülkenin bir vatandaşı olarak da benim geleceğe dair umudumu yitirmeme de neden olan şeyler.

    daha hoşunuza gidecek olan ve benim de inandığım senaryoya geçiyorum izninizle,

    2. senaryo: 2018-2019 sezonu şampiyonu galatasaray

    bir kere en başta şunu söyleyeyim. ben kulübüme ülke içinde ve ülke dışında birçok alanda inanılmaz güvenen bir insanımdır.

    yüzlerce yıllık kültürü, tevfik fikret'ler, yıllardır galatasaray lisesinden mezun olan insanların ülkede bulundukları konumlar, o sözde aşağılanan monşerler, bugün üst düzey bürokratlar derken ülkede hiçbir kulüpte olmayan ve parayla sahip olamayacağınız bir güce sahibiz. buna derin galatasaray diyen de var, galatasaray lobisi diyen de var. aslında bu zaten galatasaray...

    biziz bu.

    bu ülkede sporun beşiği, türkün batıya açılan penceresidir, türkiye'dir galatasaray.

    aslında yakın tarihte bazı şeyler fatih terim'in gelişi, dursun aydın özbek'in gidiş şekli, mustafa cengiz'in (abdürrahim albayraklı liste ile) seçimi kazanması ile 2017-2018 sezonunda görülmüştü.

    dursun aydın özbek gizli bir kayyumdu. riva ve florya'nın devletimizin istediği şekliyle satılması kendisinin döneminde gerçekleştirildi ve buna galatasaray lisesi göz yumdu. ünal aysal döneminde siyasi konjonktüre karşı olan duruşumuzun sürdürülebilirliği yoktu.

    biraz geriye gidersek,

    ünal aysal 2014-2015 sezonu başında 4 yıldız pozu verdi çok kararlıydı, kısa süre sonra çekti gitti. sonra dürüst-albayrak geldi o enkazdan bile şampiyonluk çıktı. derin galatasaray'ın en kapsamlı operasyonlarından birisidir bu. bir diğeri de adnan polat'ın gidişiydi.

    ünal aysal o 4. yıldız pozunu verirken bile biliyordu gideceğini. hatta gideceğinin mesajını veriyordu. kalsaydı 3. falan olurduk en iyi ihtimalle.

    o dönemde spk'sından, maliye bakanlığına kadar devlet hemen her alanda bize zorluk çıkarıyordu. tam anlamıyla devletle(siyasilerle) karşı karşıya gelinmişti.

    ünal aysal şike sürecinde oldukça sert bir şekilde şikenin üzerine gitti, fener'in her yerde ceza alması için uğraşıyordu, bizler de taraftar olarak uefa ve fifa nezdinde buna destek verdik pek tabii.

    yalnız şike sürecinde bu işi üstlenen hakim ve savcıların fetö ile bağlantılarının olduğu çıkınca kulübün derinleri aysal'ın bu çıkışlarının önüne geçti.

    hatta ülkenin en büyük hukukçularından birisi başkanlık yapmış sayın duygun yarsuvat çok sonraları "fenerbahçe'ye komplo yapıldı" dedi. hatırlarsınız. şike sürecindeki keskin tavrımız aslında 15 temmuz'dan çok önce değişmişti. tesadüfen değil tabii ki. bazı şeyler görünüyordu.

    https://www.galatasaray.org/...unun-bilgisine/33107

    böyle de bir açıklamamız olmuştu,

    --- alıntı ---
    galatasaray bir dünya markasıdır. 25 milyon taraftarıyla türkiye’nin en büyük sivil toplum örgütüdür. 535 yıllık köklü mirasından ve fikri hür, vicdanı, hür, irfanı hür temellerinden güç alarak bu örgütün gerçek yüzünün ortaya çıktığı ilk andan itibaren üzerine düşeni yerine getirmiştir. hukuken örgütle bağlantısı olanların kulüple ilişkisini 15 temmuz gecesinden çok önce kesmiştir. 15 temmuz’dan sonra da, devletin yürüttüğü adli operasyonlar çerçevesinde gereken tüm adımları kararlılıkla atmaya devam etmektedir.

    --- alıntı ---

    ayrıca ünal aysal'ın riva konusunda çok güzel ve kağıt üzerinde yüksek getirili projelerine en başta gs lisesi müsaade etmedi.

    çünkü ortada çok kıymetli bir arazi vardı ve bunu bize yedirmezlerdi. bu sebeple üstte de anlattığım şekilde bir anda ünal aysal bıraktı gitti, yerine de kısa süre duygun yarsuvat geldi tabii ki ali dürüst ve abdürrahim albayrak ile birlikte ve sonra da onun yönetiminde görev alan dursun aydın özbek isimli zat getirildi. aslında dursun özbek daha ünal aysal dönemindeyken yönetime sokulup adı duyurulacaktı ama beyefendi aidatını yatırmadığı için listeye giremeyecek çapta birisi.

    abdürrahim albayrak ve ali dürüst'ün 20. şampiyonluk kutlamalarında başlayan ve devamında uzak kaldıkları(bırakıldıkları) dönem başladı.

    bu bölümde futbolda başarı gelmeyeceği aslında o kadar belliydi ki, (yani bugün geriye baktığımda görebiliyorum)

    dursun aydın özbek'in döneminde hatırlarsanız 2016-2017 sezonu esnasında yöneticilerimizden nasuhi sezgin

    eren derdiyok'un son saniyede attığı golle 3-2 kazandığımız 6 mart 2017 antalyaspor galatasaray maçından sonra şöyle demişti;

    --- alıntı ---
    "taraftar her zaman haklıdır. elbette takımın kazanmasını isteyecekler. bizim takım zaman zaman bir takım puanları bilerek kaybetti. başka taraflardan gelen telkinlerle kaybetti. bu bir yarış. böyle devam edecek. taraftarlarımız futbolcuları destekliyorlar, bize istifa edin diyorlar. bu iki senedir sürüyor. istifa edemeyeceğiz maalesef. yapacak çok işimiz var. çoğunun da yarısına geldik. yeni projeler var. devletle işlerimiz var. biz bu işi bitirmeden ayrılmak niyetinde değiliz. spor elbette kazanmaya yönelik, şampiyonluk önemlidir. çabalıyoruz. şampiyonluk için matematiksel anlamda şansımız devam ediyor. olmazsa ikinci olarak şampiyonlar ligi elemelerine katılmak isteriz. taraftar takımı desteklemeye devam etsinler. yönetime istifa desinler... benim bütün dileğim bu"

    --- alıntı ---

    (bkz: bazı puanları birilerinden gelen telkinle bilerek kaybetmek)

    özetle şampiyon yaptırılmayacağız ve kaybettiğimiz puanların sebepleri belli. bizim geliş amacımız da zaten şampiyonluk değil, devletle arazi işlerini yürütmek.

    o dönem beşiktaş şampiyonlukları gerekiyordu, yapıldı.

    yani o yöneticiler maşalık yaptılar, gerekli tüm tavizleri verdik ve elimizdeki müthiş bir değeri yok pahasına kaybettik.

    peki biz bu kadar küçük ve hiçbir gücü olmayan bir kulüp müyüz de bu kadar zarara rağmen genel kurullarda hiç kimse bunlara ses etmedi ve dursun aydın özbek başkanlığa devam etti, bu işleri o yürüttü?

    sonuç olarak muhalif diyeceğimiz birçok insan bu kulübün içinde ama çıkan sesler çok cılızdı.

    peki normal dünyada böylesine zararlı bir anlaşmadan doğan hak kaybımız nasıl telafi edilecek?

    cevap pek tabii ki,

    - şampiyonluklar ile.

    ligde kazanılan şampiyonluğun, şampiyonlar ligi'ne direkt katılım, yayın hakkı, kombine, loca, store, sponsor, maç günü gelirleriyle birlikte yaklaşık 400 milyon tl.lik bir girdi oluşturduğu son açıklanan mali tablolarla da ortada.

    2017-2018 sezonu ilk yarısının sonuna doğru dursun aydın özbek'in fatih terim boşta iken lucescu'ya gitmesi fakat tff'de görevi olan ali dürüst'ün jet hızıyla lucescu ile anlaşarak dursun aydın özbek'i fatih terim'e mecbur bırakması sizce tesadüf müydü? adaylardan mustafa cengiz'in ilk günden bu yana fatih terim'le çalışmak istiyoruz açıklaması varken...

    dursun aydın özbek, bazı kesimlerin fatih terim'e olan soğukluklarından ötürü başka bir isime gitmek istemesi yine kayyum olmasıyla ilgiliydi ama artık orada galatasaray'ın iç dinamikleri de ortaya çıktı ve fatih terim'e gidildi.

    ipleri dursun aydın özbek'te olan sucuk ekmekçi ultraslan önce fatih terim'i işaret etti, sonra da bir anda mustafa cengiz lehine cephe alıp seçimde mustafa cengiz'i desteklediler. daha önce geldiği 5 sezonda da şampiyonluk yaşamış olan abdürrahim albayrak'ın da galatasaray aş'de görevli olarak florya'ya gelmesi tesadüf müydü? *

    sonra zaten o sinerji ve ateşle hedef 21 etrafında müthiş bir sinerji ile bütün kapılar şampiyonluğa çıktı.

    aleyhimize yapılan bütün hakem hataları biterken, lehimize olanlar arttı. saha içinde de iyiydik ve sonunda da çok şükür şampiyon olduk.

    mustafa cengiz tesadüfen o koltuğa gelen bir isim değil.

    mustafa cengiz dediğimiz insan ankara üniversitesi siyasal bilgiler fakültesi (mülkiye) mezunu son derece saygı değer önemli eski bir bürokrattır. kamudan ayrıldıktan sonra petrol sektöründe önemli işler yapmış iyi bir iş adamıdır. bağlantıları kuvvetlidir.

    şimdi sayın mustafa cengiz'in ve abdürrahim albyrak'ın sürekli olarak vali, bakan vb ziyaretleri eleştiriliyor ama onların bu ziyaretlerinin önemi farklı farklı yerlerde işimize yarayan, önemli işler.

    sayın albayrak ile sayın cumhurbaşkanımızın tanışıklıkları ve hukukları 10'larca yıl öncesine daha ibb başkanlığına belki de öncesine dayanır.

    https://gss.gs/ItP.jpg

    hoşunuza gitsin veya gitmesin bazı şeyler malesef sadece sahada kazanılmıyor. yok öyle bir dünya.

    1970'lerde başlayıp 1987'ye kadar süren 14 yıllık şampiyonluk hasreti sadece sahada güçsüz olduğumuzdan mıydı?

    bu takım namağlup ikinci oldu ya? böyle bir olay yok!

    bu dönemle başlayıp 2019'a gelen 30 yılı aşkın süreçte hem saha içinde yaptığımız devrim ve atılımla, hem de lobimizle bu kadar güçlü olduk ve kupalara ambargo koyduk.

    bu süreçte semra özal'ları da gördük, gücümüzle yarışmak için tüm askeri eşrafı, üst düzey komutanları kulübüne üye yapanları da gördük, sonrasında terör örgütü olduğu ortaya çıkacak olan devletin içine sızan bir yapılanmanın tüm hakim ve savcılarıyla maçlar yapanları, üyelikler verenleri de gördük.

    bunların tek sebebi işte o parayla satın alınamayacak ve yarışılamayacak olan lobi gücümüzdü.

    bir ülkede hem medya, hem siyaset, hem bürokrasi, hem de federasyon sana aynı anda düşman olacak ve sen en başarılı kulüp unvanını elinde tutacaksın? böyle bir dünya yok. bu en başta galatasaray'ı küçük görmek bana göre.
    galatasaray bu kadar güçsüz bir kulüp değil.

    -----

    mustafa cengiz devletle olan işlerimizi tamamen yoluna koyup, kulübü mali disipline sokmak için göreve geldi.

    ne zaman ki abdürrahim albayrak yönetimden ayrılır, o gün anlayın ki galatasaray şampiyon olamayacağı bir periyoda girecek.

    burada önemli olan abdurrahim albayrak'ın şahsı değil, onu orada konumlandıran üst akıl.

    abdurrahim albayrak, habertürk'te çıkan röportajında ne demişti çok önceleri: "geçenlerde inan kıraç başkanımla konuştuk, 'senin muhakkak kazanan listede olman lazım' dedi. bu yönetimde ben yoktum aslında. fatih altaylı'nın yoğun ısrarlarıyla sportif a.ş'ye girdim."

    yani bu insanlar tesadüfen bu görevlere gelmiyorlar, derin galatasaray bizim sandığınızdan çok daha organize çalışıyor.

    -----

    iş tekrar riva ve florya'ya gelecek olursa henüz bizim zararımız tanzim edilmiş değil. 1 şampiyonlukla olmaz o iş.

    en az 2-3 şampiyonluk daha gelmesi gerek.

    yani sezon ilerlerken ve hemen her hafta başakşehir kollanırken ve dediğim gibi şampiyonluk bu kadar önemliyken mustafa cengiz yönetiminin doğru düzgün sesinin çıkmaması, hatta galatasaray'daki muhalif kesimin bile sesinin çıkmaması normal mi?

    yahu ilk yarıda aleyhimize yapılan hatalar başka bir ülkede yaşansa lig tatil edilir. bizimkiler doğru düzgün yangın yapmadı.

    bence bunlar hiç normal şeyler değil.

    yakın tarihli idari mali genel kurullardan birinde sn mustafa cengiz 2019 yılı için "1 milyar tl gelir yazacağız" dedi. böyle bir gelir şampiyonluk harici bir sonuçta mümkün değil.

    haydi taraftara oynadı desek, genel kurula karşı galatasaray başkanları hayal satamazlar.

    abdürrahim albayrak hiç olmadığı kadar baskı altındaydı hatırlarsınız, ilk yarı sonunda ve hırslıydı bir dönem.

    ağzından ilk defa "biz şampiyon olacağız" lafı çıktı. bu adam da bu konularda boş konuşmaz.

    tff - galatasaray savaşında ali dürüst baskılar sebebiyle istifa etmişken bir anda tekrar istifasını geri çekmesi tesadüf mü?

    ultraslan'ın son 2 sezonda daha önce hiç olmadığı kadar hoca-takım-yönetim-taraftar birlikteliğine katkı vermesi?

    sene başından beri hiçbir camiada olmayan şampiyonluk inancının bizde olması, puan farkı kaç olursa olsun sürekli "biz şampiyon olacağız" dememiz.

    (bkz: hedef 22) (bkz: kon2antra2yon) mottoları?

    9 nisan 2018 gençlerbirliği galatasaray maçından sonraki ortamın neredeyse aynısının 3 mart 2019 bb erzurumspor galatasaray maçından sonra da olması...

    açıkçası benim gözümde tüm şartlar galatasaray'ın şampiyonluğu için oluşmuş durumda.

    kolay olan buradan başakşehir'in şampiyon olması olur ama daha 4-5 yıllık bir kulübün, herhangi bir şehre ait olmayan, taraftarı olmayan bir kulübün önce 30 milyonu mutsuz etmesi, sonrasında da diğerlerine tehdit unsuru olması bana saçma geliyor.

    çok mu ihtiyacı var bu paraya bu kesimin? tüm ekonomi zaten ellerinde. bir tane ihale ile çok daha büyük paralar kaldırılıyorken herkesi kendinizden nefret ettirmeyi kim ister?

    aslında bu senaryolar içinde fenerbahçe'nin aziz yıldırım ve şike sürecinin cezasını halen çekmesi, ali koç'un biat edip etmeyeceği üzerinden fener'in geleceği, göksel gümüşdağ - galatasaray ilişkisine dair de çok güzel bir senaryolar var da inşallah onları şampiyon olursak yazarım.

    yani galatasaray taraftarı ve genel kurul üyelerinin tüm tepkilerine rağmen göksel gümüşdağ'ın kulüpten kovulması değil de, kendisinin itibarının korunarak üyelikten kendi isteğiyle istifa etmesi, başakşehir'in kuruluşundan bu yana sürekli olarak bizi hedef alan tavrı, sürekli bizimle yarışması, sürekli bize laf çakması, bizimle suni bir gerilim yaşaması normal mi?

    fenerbahçe ve beşiktaş ile hiç bizimkine benzer bir durumları yokken hatta yakınlarken üzerimize oynamaları sizce galatasaray kompleksinden mi ibaret? yoksa bilerek yapılan işler mi?

    göksel gümüşdağ büyük galatasaraylı mı?...

    zaman gösterecek...

    ----------------------

    benim bildiğim bir şey varsa, o da bu sezonu feda edemeyecek kadar zor durumdayız ve bu kulüp benim inandığım kadar büyükse bu sene şampiyon olacağız(2018-2019).

    (bkz: hedef 22)

    (bkz: kon2antra2yon)
  • 4
    riva ve florya arazilerinin peşkeş çekilmesi (ki düpedüz peşkeş çekilmişlerdir) nedeniyle galatasaray'a birkaç şampiyonluk lütfedilmesi fikri (göksel gümüşdağ kadar (!) büyük bir galatasaraylı olamasam da) kabul edilemez. çünkü böyle bir komplo teorisinin herhangi bir şekilde meşru zemine çekilmesi, galatasaray spor kulübünün tüm tarihini ve başarılarını tartışmalı hale getirir ki, bu, büyük küçük tüm galatasaraylıları rahatsız eder. (etmeli)

    komplo teorileri yerine galatasaray tarihi okumaları yapsak çok daha anlamlı olacaktır. galatasaray'ın ne anlama geldiği tarihimizde saklı çünkü. yeni ekilen çimleri kuşlardan korumak için nöbet tutan başkanımızın verdiği gurur hangi şampiyonlukla ölçülebilir ki? galatasaray tarihini okuyun ve gurur duyun galatasaraylılar. inanın şampiyonluklardan, başarılardan çok daha fazla gururlanacağınız hikayeler bulacaksınız.

    göksel gümüşdağ kadar büyük bir galatasaraylı olmayabilirim belki ama şahsen beni en çok gururlandıran şampiyonluklarımızdan birine ait kupanın yarısı yoktur mesela.

    (bkz: 25 nisan 1955 galatasaray fenerbahçe basketbol maçı)
  • 5
    süper lig 2018-19 sezonunun şampiyonu olacağız. kimin şampiyon olacağına sezon başından beri karar verildi ve fikstürler planlı olarak çekildi. 16. hafta başakşehir maçında deplasmanda lehimize penaltıyı da ümit öztürk bilerek verdi. çünki ikili averajda geri düşmememiz gerekiyordu. teorim bu şekilde; kalan 8 haftada kadıköy deplasmanı hariç tüm maçları kazanacağız, son haftadan önceki içerideki başakşehir maçı dahil. başakşehir kalan 8 haftada iki kere berabere kalıp, iki kere de yenilecek. yenileceği bir maç da bizimle deplasmanda oynayacakları maç olacak. diğeri vodafone arenada beşiktaşa karşı. 33. hafta sahamızdaki başakşehir maçı öncesi onlardan 1 puan geride olacağız. o maçı kazanıp son tur öncesi 2 puan öne geçmemizi sağlayacaklar. son tura kadar yarışı ratingler sebebi ile kesinlikle korumak istiyorlar. son tur, son hafta öyle bir durum oluşacak ki sivas deplasmanında berabere kalsak bile ikili averaj sebebi ile şampiyon olacağız çünki başakşehire deplasmanda yenilmedik ve benim teorime göre kendi sahamızda yendik. sivasa yenilmeyip şampiyon olacağız. mutlu son.
  • 6
    bana göre komplo teorisi; takım olma ruhu, tecrübe, güzel oyun, stresi yönetebilmek, karakteri büyük futbolculara sahip olmak, iyi ve işi bilen kurt bir teknik adama sahip olmak, gerektiğinde masaya yumruğunu vurabilen ya da işini bilen yöneticilere sahip olmak, ilahi adalet( inanırım ), camianın tüm yüreğiyle istemesi, sinerji, karma etkisi vs. uzar gider... futbolu fifa, pes, fifa menajer gibi oyunlardan ibaret görmek tamamen yanlıştır zaten, dinamizmi çok fazla olan bir oyun, futbolun sadece futbol olmadığını bilenlerdenim ayrıca... bu konulara girmek istemiyorum... benim anlatmak istediğim; bir futbol topu, 3 direk arası kale, 22 futbolcu, teknik heyetler, taraftarlar ve dış etken olarak yöneticiler...

    3 temmuz şike sürecini bilmeyenimiz yoktur herhalden. türkiye ile bağı olan herkes bir şekilde duymuştur. üniversitede bölüme devam ederken; çok koyu fenerbahçe taraftarı, gfb üni başkanı çok samimi olmasa da, ayak üstü veya aynı bölümde olduğumuz için cafede karşılaşınca arkadaş grupları ile sohbet ettiğim bir arkadaşım vardı. ne zaman kendinle aynı ortamda olsam; hep bir şekilde konuyu fenerbahçe ve şikeye getirirdi. bir keresinde anlatıyor; cumhurbaşkanı'nın oğlu helikopter ihalesine katılmış da, yok sonra aziz yıldırım'da katılınca düşman olmuşlar, o yüzden kumpas kurmuşlar falan... ama; öyle bir anlatıyor ki gerile gerile, adamı tanımasam mit'den sanacağım, o derece... sonra aradan bir kaç ay geçti başka bir hikaye anlattı... bir sene geçti, bu kez başka bir hikaye anlattı falan... en son dayanamadım, kolay kolay da anlatılan hiçbir şeyi unutmam; ulan dedim sürekli hikaye anlatıyorsun, hiçbiri birbirini tutmuyor, bari kendi içinde tutarlı ol dedim. baktım, savunmaya falan geçti, öyle demedim dedi, beni suçladı falan.. yahu de ki en başta; ben şikeye inanmıyorum, kumpas falan... olsun bitsin... niye altını doldurma çabasına giriyorsun ki; çünkü vicdanının bir tarafı ile inanıyorken, diğer tarafı ile bastırıyorsun işte...

    yine bölümden nasıl denk geldim bilmiyorum ama, 3- 5 fenerli arkadaşla cafede oturuyoruz, bu konuyu kendi fenerli kuzenlerim ile de çokça tartiştığım oldu ayrıca... şöyle bir konu geçti; neymişte fenerbahçe'ye son haftada 3 şampiyonluk kaybettirilmiş. biri malum denizli faciası, biri 2-2 faciası, diğeri de süper final sezonunda bizle olan final maçı... içlerinden en koyusu; o kadar konuyu saptırıyor ki, hadi denizli ve süper finali anlarsın çünkü rekabet bizimleydi de... adam bursaspor ile yarıştıkları sezon kaybettiği şampiyonluğu, neymişte son hafta trabzonspor - bursaspor- galatasaray; fenerbahçe'ye şampiyonluğu kaybettirmek için hükümet ile birlikte lige heyecan getirebilmek adına anlaştığından kaybetmişler...

    kusura bakmayın da; bizim sözlükte başlığı açıldığı ve bence tuhaf teorilerle desteklendiği için dayanamayıp yazmak istedim... arkadaşım; futbol topu yuvarlaktır, atanın da tutanın da iyiyse bir şekilde kazanırsın... bu işin lamı cimi yok... hea o topun canı ister, kaleden girmezse yapacak bir şey yok... daha bu hafta 17 mart 2019 kayserispor başakşehir maçında 40 tane şutun başakşehir adına gol girmemesi, visca gibi bir adamın karşı karşıya 15 şut kaçırması, başakşehir'in sol bekinin ve gökhan inler'in direkten dönen topları; 09-10 sezonu son haftası fenerbahçe- trabzonspor maçında, belki de türkiye ligi tarihinin en iyi iç saha performansını gösteren fenerbahçe'nin 4 topunun direkten dönmesi, sayısız şutunu onur kıvrak'ın kurtarması; fenerbahçe'nin denizli faciasında appiah'ın direkten dönen topu vs. uzar gider... bunların hiç birisi absürd komplo teorileriyle değil de ,belki de entrymin başında yazdığım gerekçelerde ki gibi '' kalk appiah allah'ın dediği olur'' daki ilahi adaletin tecellisiyle, şampiyonluk psikolojisini kaldıramayan futbolcularla, sinerji eksikliğiyle, başarmaya olan inancın yetersizliğiyle vs. açıklanabilir, belki bilemeyeceğim...

    ha bunun haricinin olabilmesi için devreye tek bir şeyin girmesi lazım; hepinizin malumu '' şike ''... bir santraforu ayartırsan bilerek dışarı atarsa, bir kaleciyi ayartırsan bilerek tutmazsa, belki de bir savunma oyuncusunu ayartıp kendi kalesine attırırsan veya hakemi satın alıp, üfürükten yönettirirsen veya rakibin başkanlarını ayartıp namusunu satın alırsan yine sonucu bir şekilde etkilersin... ligin bir yerlerine bile koyabilirsin; ama eninde sonunda sonuçlarına da misliyle katlanmak zorunda kalırsın...
  • 7
    mustafa cengiz yönetimine 23 mart 2019 galatasaray olağan mali genel kurulunda açık açık yapılan lise darbesinden sonra akla gelebilecek her türlü teoridir.

    mustafa cengiz yönetiminin (ki kendilerinin benim nazarımda bir çok hatası var) bir kaç züppe yüzünden el çektirilmeye zorlanması durumundan geri adım atılmaz ise eğer kusura bakmayın ama benim için galatasaray spor kulübü yerini içinde beşiktaşlısı, fenerlisi bulunan liselilerin kendi cemiyetlerinde birbirini parmaklama, rant yeme kapısına bırakacaktır. herhangi bir bağ kurabileceğimi sanmıyorum. hayatında maça gitmemiş, taraftarın arasına karışmamış adamların akşamları boğaza nazır malibu keyfi yapması için kışın sivas'a, erzurum'a deplasman otobüsüyle gidecek bir taraftar grubu falan da kalmaz diye düşünüyorum.

    bu süreçten bir şekilde aslanlar gibi yırtabilmeliyiz. hukuki süreçler ile ilgili fikrim olmadığımdan ben en hardcore teoriyle giriyorum.

    gün gelir de her şekilde yönetimin önü kesilirse; 385 kansıza karşı, arkanda halkın içinden 30 milyon taraftara sahip olmanın avantajları var.

    - tüm teknik heyet, a takım ve tüm yaş gruplarındaki altyapı oyuncularının sözleşmesi sene sonu şartlı olarak karşılıklı fesh edilebilir.
    - bu oyuncular süper ligden olmasa bile 1. ligden satın alabileceğin, isim hakkını elde edebileceğin bir kulübe bedelsiz olarak geçirilebilir.
    - türk telekom arena'nın kullanım hakkı seneye tekrar isim hakkını elde ettiğin kulübe devredilmek üzere gençlik ve spor bakanlığına geçici olarak devredilebilir.
    - yayıncı kuruluş ve sponsorlarla konuşup gelirlerin iyileştirilmesi konusunda yeni anlaşmalar yapılabilir.

    bunlar galatasaray başkanı'nın bahsi konu soytarılardan onay almadan, yetkisi dahilinde yapabileceğine ihtimal verdiğim şeyler. bunlar çoğaltıladabilir ve ya başka çözümler de bulunabilir. ama artık yeter bardağın taştığı günlere geldik. ne ihtimal varsa değerlendirilmeli.

    evet baya bir fedakarlık yapacağız ama renklerimiz, ismimiz, efsanelerimiz aynı kalacak, üstüne de statükocu hainlerden sonsuza kadar kurtulabileceğiz.

    ondan sonra galatasaray spor kulübünün beşiktaş, fenerbahçe sevdalısı çok elit liseci üyeleri cemiyet toplantılarında osurup osurup hangisinin daha güzel koktuğunu mu tartışır kendi fantezilerine kalmış.
  • 10
    (bkz: mustafa cengiz'in ibra edilmeyeceğini önceden bildiği gerçeği)

    mustafa cengiz'in türk siyaseti ve diplomasisi için kaynak görevi gören ankara üniversitesi siyasal bilgiler fakültesi(mülkiye) mezunu olduğundan, uzun yıllar devletin çeşitli kademelerinde görev aldığından ve 0'dan yükseldiği iş adamlığından daha önceleri bahsetmiştik.

    yani o kendine özgü gaziantep nizip(memleketi) şivesi ve konuşma tarzı aldatıcı olmasın, kendisi müthiş bir entelektüel ve doğu-batı sentezini çok iyi harmanlamış hem bir halk çocuğu hem de gerçek bir elit. (en azından benim gözümde)

    şimdi...

    23 mart 2019 galatasaray olağan mali genel kurulunu yaşadık ve 23 mart 2019 mustafa cengiz'in idari yönden ibra edilmemesi ayıbı ve skandalıyla ortalığı yangın yerine çevirdik. bu yapılan tam anlamıyla bir darbeydi.

    dursun aydın özbek yönetimi gibi galatasaray tarihinin hem idari, hem mali, hem de sportif açıdan en kötü yönetimlerinden birisinin sırf galatasaray liseli olmasından ötürü ibra edildiğini yine yakın tarihte görmüştük.

    kendisinden yönetimi devralan ve özbek'in bizzat uefa'daki bileklikli sunumlarıyla rencide edilen kulübümüz, sayın mustafa cengiz ve değerli ekibinin özverili çabası, uefa'nın karşısına akılcı ve dürüst bir planlamayla çıkması, her şeyi şeffaf bir şekilde anlatmasıyla men almamıza mani olmuşken, 21. şampiyonluğu getirmişken ve 22. için de yarıştayken kendisinin ibra edilmemesi tam anlamıyla kendisine karşı yapılan bir operasyondur.

    amaç mali açıdan nefes alan kulübün üzerine çökmek, kapanan rant kapılarını tekrar açmaktır.

    burak elmas gibi isimlerin galatasaray sportif aş'de ceo olmasına ve aylık 100.000 tl almasına izin verilmemesi tabii büyük günahtır, gs store'ların kara geçmesi büyük günahtır, gs tv'de ve kulüpteki gereksiz istihdamın önüne geçmek büyük günahtır lisecilerin gözünde.

    özetle galatasaray'ın galatasaray liseli olmayan birisi tarafından yönetilirken başarılı olması, başarılar kazanması çoğunlukla istenmez.

    tarih bunun örnekleriyle doludur.

    son dönemde mustafa cengiz ile liseciler ile aralarında bir gerginlik olduğu aşikardı. aslında bu olay dursun özbek'in rencide edilerek kaybettiği seçimle başladı. rövanşı almak için aylardır plan yaptığı, otelinde toplantılar düzenlediği bile biliniyor.

    diğer taraftan lisenin 150. kuruluş yıl döneminde yapılan baloda galatasaray sk başkanı'nın protokole alınmaması gibi rezilliklerle aslında "sen bizden değilsin" mesajı kendisine çok önceden veriliyordu.

    https://skor.sozcu.com.tr/...vet-edilmedi-820452/

    üstteki haberdeki fotoğrafa baktığınızda bugün yaşananların kimler tarafından yaptırıldığını hakkında da fikir sahibi olabilirsiniz.

    hatta 150 devresi olarak anılan grubun popüler tiplerini bile görebilirsiniz. yani mevzu bugünün mevzusu değil.

    sahte imzalarla toplu şekilde üye yapılmaya çalışılan(139 kişi) ama sosyal medya hesapları vb bilgilere bakıldığından hem sahte imzalar sebebiyle hem de galatasaraylı olmadıkları için üye olamayacak isimlerin üyelik başvurularının reddedilmesi bizzat inan kıraç tarafından sert bir şekilde eleştirilmişti. bu durum lisenin gücünün test edilmesi noktasına geldi.

    hatta inan kıraç 139 yeni mezunun üye yapılmamasına tepki gösterip eşref hamamcıoğlu'nu başkanlık için aday göstermişti.

    bu konuların üzerine mustafa cengiz'in ibra edilmeyeceği gibi söylentiler, lisecilere yakın medya ayaklarıyla dillendirilmeye başlamış ve aba altından sopa gösterilmişti.

    tam da bu muhabbetlerin üzerine, 13 mart 2019 divan kurulu toplantısında,

    --- alıntı ---

    "galatasaray bir var olma savaşı veriyor. bir beka savaşı varsa bu şu anda galatasaray için var. mali konuya hiç kimse aldırmıyor. galatasaray başkanı olarak beni eleştirenlerin de yanındayım. sakinlik bana, öfke size. eleştirmek ve bölmek size, dinlemek ve birleştirmek bana. benim görevim bu. disipline sevk ettiklerim, genel kurula katılıp beni eleştirsinler. mali olarak ibra etmesinler. ben onu istiyorum. idari ibrasızlık yanlış. adnan polat dönemindeki olaylardan yargıtay'ın aldığı karar gereği hükümsüzdür. mali ibrasızlık çok önemli. bu tablolara mali ibrasızlık verin. anlayan anlıyor."
    --- alıntı ---

    dedi ve bunları söylerken ki "hodri meydan" tavrı zaten bir şeyleri işaret ediyordu.

    aradan geçen 10 günden sonra 23 mart 2019 galatasaray olağan mali genel kurulu geldi çattı. konuşmacı listesinin 40 küsür kişi olması, listedekilerin tamamına yakınının muhalefetten olması ise genel kurulun son derece uzun süreceği ve gergin geçeceğinin en net göstergesiydi. aslında plan biraz da belliydi.

    1700 kişiyle başlayan genel kurul gecenin sonunda 358 kişinin ibda etmemesiyle sonuçlanacaktı. 27 oy farkla yalnızca 358 kişinin oyuyla galatasaray başkanı devrildi.

    tabii ki oylama esnasında kameralara yansıyan görüntüler ve ses kayıtları galatasaray genel kurul oylamasına hile karıştırmak gibi bir skandalı işaret etti.

    tüm bunların öncesinde oylama esansında mali ibradan sonra abrurrahim albayrak'ın alkışlarını eliyle tutan ve bekle işareti yapan mustafa cengiz sanki bir şeyleri bekler gibiydi.

    idari yönden ise ibra edilmemesine şaşırmaması, genel kuruldan sonra yüzünün gülmesi vb durumlar kendisinin buna hazırlıklığı olduğu fikrini ortaya çıakrdı.

    bu kadar zeki bir adam bu süreçte olayları sezip, bu genel kurula yalnızca eş dostunu bir iki minibüse doldurup toplantı salonuna getirse oylama sonucunda ibra edilecekti. bunu düşünemeyecek bir adam mı? aksine hepsini hesaplayan çok iyi bir stratejist mi?

    kulüpler birliği meselesinde verdiği sessiz sakin tepkinin ardından zaman içinde hemen her kulübün geri vites yapması ve bildirinin kucaktan kucağa gitmesi, en sonunda da sahipsiz kalması tesadüf müydü?

    bu adamlar boş adamlar değil ve sayın başkan da elini bu kadar açık edecek birisi hiç değil.

    mevcut durumda mustafa cengiz yönetimi hiç hak etmediği bir şekilde ibra edilmedi ve başkanına yapılan bu darbeye de galatasaray taraftarı hep birlikte ağır bir tepki verdi. ultraslan bildirilerini yolladı, 150 devresi dedikleri çoluk çocuğun oylama sonrası çıkan fotoğrafları, sonrasında farklı takım tutan bu liselilerin ifşa edilmesiyle süreç ilerledi.

    en sonunda kulüp tarafından 25 mart 2019 mustafa cengiz basın toplantısı yapılacağı bilgisi paylaşıldı. saati de 14:30 olarak açıklandı.

    bir gün önce oylamada hile yapıldığı ve ilk oylamada evetlerin fazla olduğunun konuşulduğu divan kurulu görüntüleri tüm lisecileri tedirgin etmeye yetti de arttı bile.

    apar topar divan kurulu bşk. ve yardımcısı kanallara çıkıp açıklama yaptılar. 10dk.da bir tweet atan lisecilerin önde gelenleri 24 saat kadar tweet bile atmadı, çoğu bekledi, sonra ufak ufak cepheler netleşti.

    bir gün sonra inan kıraç "mustafa cengiz yönetiminin idari yönden ibra olmama olayını doğru bulmuyorum. şampiyonluk yolundayken bu ibra olmama olayı yanlış olmuştur. benim önceliğim galatasaray'da 'mektepli-mektepsiz' kavgasını bir an önce bitirmektir. bu kavga hem mekteplilere hem de mektepsizlere zarar verir" dedi.

    liseciler yüzünden liseliler üzerinde de bir baskı ve tepki oluştu, olay liseli-lisesiz kavgasına ve tüzük konularının çok ciddi şekilde tartışılmasına geldi.

    artık bütün galatasaray taraftarı tüzüğün değişmesi gerektiği fikrinden hem fikirdi. yine liseli olan bir kesim ve genel kurulun diğer üyeleri de buna destek veriyordu.

    işte tüm bunların sabahında milyonlarca taraftar savaş baltalarını çıkarmış 14:30'da sn mustafa cengiz'in ağzından çıkacak sözleri bekliyordu.

    öylesine öfkeliydik ki, başkan liseyi yakmaya gönderse benzin bidonuyla gidecek tiplere dönmüştük.

    biz toplantıda, başkanın liseci bu zihniyeti yerden yere vurup, kendisine yapılan operasyonun faillerini açık etmesini, video kayıtlarıyla oylamanın usulsüz olduğunu kamuoyuyla paylaşması gerektiğini, tüzük değişikliği için ne gerekiyorsa onu yapacağını ifade ederek masaya yumruğunu vurmasını bekliyorduk...

    bekliyorduk ama biz beklerken toplantı 1 saat ertelelendi haberi geldi. tam bu anda da herkesin aklına aynı şeyler geldi. o saate kadar kimlerden ne gibi telefonlar ne gibi tepkiler geldi, daha neler konuşulacaktı ki toplantı saati ertelelendi diye düşünmeye başladık.

    tabii hiç bu topa girmeden video ile ilgili teknik işler yetişmemiş olabilir bu yüzden de ertelenmiş olabilir diye düşündük.

    neyse efendim 15:45'te toplantı başladı.

    mustafa cengiz ibra edilmediği anda bile gayet soğukkanlıyken mutsuz, gergin, hoşnutsuz bir ifade ve ses tonuyla elinde yazılı olan a4'ten bir şeyler okumaya başladı.

    --- alıntı ---
    "cumartesi günü kamuoyunda ve galatasaray'da tartışma yaratan bir genel kurulu geride bıraktık. huzur içinde başlayan kurul, bu şekilde tamamlanmasının arzu ederdik. maalesef öyle olmadı.

    yönetimimiz boyunca mali başarılara imza attık. bu başarıların ardında mali yapılanmamızın payı büyük. camiamız için çok önemli olan mali disiplinin, bozulmaması gerekiyor.

    bu bağlamda tüm kamuoyuna ilan ediyorum ki ben bana oy veren, vermeyen herkesin başkanıyım. bu andan itibaren galatasaray'ı korumak için yapılması gereken her şey yapılacak. kimsenin şüphesi olmasın, görevimizin başındayız.

    son genel kurulda haksız şekilde alınan kararlara karşı hukuki mücadelemize tüm alanlarda ve boyutlarda sürdüreceğiz ve girişim yapacağız. tüm galatasaraylılar müsterih olsun, emanetiniz emin ellerdedir.

    idari olarak ibra edilmediğimiz bütünün içinde bu var. (penaltıyı bilerek dışarı atan galatasaray altyapısında oynayan futbolcu için) işte bu hareketler ibra edilmedi. işte bu hareketler ibra edilmedi."

    --- alıntı ---

    video dahil toplamda 5 dakikalık bir toplantı yaptı.

    itidal çağrısı ve hukuki her müracaatın yapılacağı bilgisi ve emanetiniz emin ellerde vurgusu tabii ki çok çok kıymetli ama beklediğimiz ve hissettiğimiz bu değildi.

    zaten başkanın yüzünde de o mahcubiyet vardı bana kalırsa.

    şimdi burada benim için 2 farklı teori var,

    - birincisi, inan kıraç'ın başında olduğu liseli grubu liseli-lisesiz kavgasının kulübe zarar vereceğini başkana anlatarak iyi niyetle geri adım atmasını istediler. hukuki mücadelesini vermesini, ibra için tedbir kararı almasını ve görev süresini devam ettirmesini tavsiye ettiler/söz verdiler.

    çünkü içinde bulunduğumuz durumla taraftar lise diye bir şey bırakmayacak ve lisecileri ayıklayalım derken bizim en büyük zenginliklerimizden birisi de olan mektebi sultani ile kopma noktasına gelecektik.

    sayın başkan da şampiyonluk yarışı içindeyken böyle bir kopmanın, kırılmanın camiaya da zarar vereceği düşüncesiyle daha sakin şekilde hareket etmeye karar verdi.

    - ikincisi ise ya açık şekilde tehdit edildi ya da kıramayacağı siyasilerin araya girmesi sağlandı. hayır diyemedi, geri adım attı. işin bir ucunda derin galatasaray da var çünkü. lisecileri ayıklarken liselilerin gücünün gitmesi kulübün de işine gelmez, çok kritik bir çizgi var arada.

    daha önce faruk süren'in iş hayatını bitirme noktasına getiren adamlar mustafa cengiz'i de tehditle susturmuş olabilirler. koç ailesinin damadı, ülkenin en büyük hukuk hocası vb daha birçok güçlü lobisi olan insanlardan bahsediyoruz.

    ne olursa olsun bana kalırsa mustafa cengiz tarihi bir fırsatı tepmiş, tepmek üzeredir.

    bu saatten sonra önce ibra için tedbir kararını askıya aldırıp, sonra da yargıtay'dan dava düşse bile üzerinden zaman geçecek. başkanlık yaptığı süre boyunca da sportif olarak başarısız olduğu ilk anda yeniden devrilecektir. bu kez arkasında da 30 milyon taraftar olmayacaktır. taraftar dediğimiz adamların çoğu 2 ay önce forvet yok diye ana bacı küfür eden, dursun özbek bile daha iyiydi diyen adamlar en nihayetinde.

    doğru zamanda mustafa cengiz alt edilecektir. bizans, galatasaray'daki bu işlerin yanında çocuk bahçesi gibi kalır.

    sevgili başkanın tüm bunları bilerek zamanı lehine kullanması gerekmekte. yoksa bazı şeyler için çok geç olacak ve tarihi bir fırsat kaçacak...

    ben kendi adıma mustafa cengiz'in tüm her şeyi planlarken bu tehdit vb hareketleri de hesapladığını ve her şeye rağmen bu savaşa girmeye hazırken son anda(toplantının da ertelenmesine neden olan telefonlar, pazarlıklar) çıkan durumlarla farklı bir stratejiye geçtiğini düşünüyorum.

    dilerim yalnızca koltuğunu ve itibarını kurtaracak kadarıyla yetinmeyip, taraftarın da tüzük konusundaki beklentisini karşılar.

    çünkü bunu yaparsa, tarih onu tarihin en iyisi diye yazar...
  • 12
    --- alıntı ---
    her durumdan kendine vazife çıkaran şahıs hakkında

    ikinci başkanımızın, var kayıtlarının kamuoyuna açıklanması gerektiğine dair sözleri üzerine, bir futbol kulübü başkanı talihsiz beyanatlarda bulunmuştur. hiçbir kulüp ve kişi hedef alınmamasına karşın bu açıklamaları üzerine alan bu zat, federasyon adına konuşma yetkisini nereden bulmuştur ve hangi sıfatla var kayıtlarının açıklanamayacağını söylemiştir, merak etmekteyiz. her durumdan kendine vazife çıkaran, kendisini türk futbolunun tepe yöneticisi gibi gören, bugüne kadar takındığı tavırlar ve kullandığı ifadelerle türk futbolu ailesini, yayıncı kuruluşu bile yönlendirmeye çalışan bu kişinin sözlerini şiddetle kınıyoruz.

    galatasaray spor kulübü

    --- alıntı ---

    https://www.galatasaray.org/...sahis-hakkinda/43958

    18 nisan 2019'da yapılan üstteki açıklama mustafa cengiz yönetimi'nin göreve başladığı günden beri yaptığı en yerinde ve en cesur açıklama.

    göksel gümüşdağ'ın son günlerdeki gerginliği ve tff'nin sözcüsü gibi sürekli çıkıp var hakkında yorumlar yapması, net şekilde pis işlerin döndüğünün kanıtı zaten.

    göksel bey'e ve ibfk'ye karşı uzun süredir çekingen bir halimiz vardı(sebebi malum) o halimizden kurtulmuşuz.

    oy farkı 10 binlerde kalmışken, istanbul'un yerel seçimlerde kaybedilmesinin en önemli sebebi oldu belki de bu ucube kulüp ve kendisine duyulan antipati.

    bu da sayın cumhurbaşkanımızın her ne kadar "benim kurduğum kulüp" dese de hiç hoşuna gitmemiştir, bundan eminim.

    kendisi dün memur sen hizmet binası açılışındaki konuşmasında,

    --- alıntı ---

    seçim tartışmalarını geride bırakarak ekonomi ve güvenlik başta olmak üzere asıl gündemimize odaklanmamız şarttır. dönem, kızgın demiri soğutma, musafahalaşma(el sıkışma), kucaklaşma, birlik ve beraberliğimizi yeniden perçinleme dönemi
    --- alıntı ---

    dedi.

    yani bir nevi normalleşme sürecine girmemiz gerektiğinden bahsetti, buraya nasıl geldiğimiz konusundan bağımsız olarak bu yaklaşım kıymetli.

    peki 30 milyon taraftarı olan kulübümüzün süper lig 2018-2019 sezonunda bu kadar hakkının yenilmesi ve bu sezonun sonunda şampiyonluğunun çalınması bu camianın nefretinin büyümesine sebep olmayacak mı?

    ligin ilk yarısında 8-10 puan, 2. yarıda ise daha geçen pazar* sadece 2 puanı ve kadıköy serisini bitirme şansı elinden alınmadı mı?

    bunun yanı sıra bizim bu kadar hakkımız yenilirken istanbul başakşehir futbol takımı sürekli hakem desteğiyla maçları rahat rahat kazanmadı mı?

    ben sene sonunda ibfk'nın benim 1 şampiyonluğumu çalmasını nasıl sindireceğim?

    riva ve florya'da oluşan zararı, asy stadyumundan çıkıp seyrantepe'ye gidilmesi ile oluşan maddi kaybı nasıl karşılayacağım?

    lig şampiyonu olduğumuzda uefa şampiyonlar ligi ve onun etkisiyle oluşan loca, store, kombine, sponsor gelirleriyle 300-400 milyon tl.den fazladan gelir elde etmemize mani olacak olan bir kulübe ve onun sahiplerine olan olan antipatiye kimse mani olamaz.

    ve bu öyle 1-2 ayda unutulacak bir şey olmayacak buna emin olun!

    şimdi hal böyleyken, aslında göksel gümüşdağ ve abdürrahim albayrak'ın siyasi olarak aynı çizgide olduğu malumunuz.

    bu ikilinin bir anda karşı karşıya gelmesi ve şimdiye kadar hiç olmadığı şekilde birbirlerine karşı ağır ithamlarda bulunmaları 2 olasılığı ortaya çıkarıyor,

    1. danışıklı dövüş: kamuoyu önünde bu tartışmalar yapılıyor ki galatasaray şampiyon oluğunda ibfk'ye ve onun gücünü aldığı yere rağmen şampiyon olmuş olacak, kimse ses çıkaramaz.

    2. ibfk'nin ipinin çekilmesi: göksel gümüşdağ'ın son günlerdeki gerginliğinin sebebi olabilecek olan, sn cumhurbaşkanımızın yukarıda da bahsettiğim ibb seçimlerinde kaybedilmesinin sorumlusu olarak bu kulübü de görmesi. bu kulübe duyulan antipati normal bir seçimde belki büyük bir etki göstermeyecekti ama at başı biten ibb seçimlerinde net şekilde sonucu belirleyen bu ucube kulüp oldu.

    madem ki normalleşeceğiz, normal olan olmalı ve galatasaray şampiyon olmalı, 30 milyon mutlu olmalı.

    çünkü evinde kaybettirmeyerek fenerbahçe camiasını mutlu ettiler, emzikleri verildi.

    beşiktaş zaten 2015-2016 ve 2016-2017'de yeterince mutlu edildi. onların şu dakika bir beklentisi de yok. bir süre daha bekleyecekler.

    yani tüm şartlar galatasaray şampiyonluğu için uygun, bize sahadaki mücadeleyi en üst seviyeye çıkarmak kalıyor.

    derin galatasaray, galatasaray lobisi çalışıyor, galatasaray'ın gücünü hafife almasın kimse, türkiye'dir galatasaray...
  • 13
    ligin gelecek haftalarda yayıncı kuruluş tarafından nasıl dizayn edilmeye devam edeceğini yazacağım başlık. şu ana kadar süper lig tahminlerim üç aşağı beş yukarı doğru çıktı, ve başakşehir arka-arkaya puan kaybetti.

    ilk önce şu anki puan durumu

    başakşehir-62 puan
    biz-60 puan
    beşiktaş-59 puan
    trabzonspor-53 puan

    31. hafta

    sivasspor-başakşehir başakşehir sivasspror kazanacak
    trabzonspor-kayserispor trabzonspor kazanacak
    galatasaray-beşiktaş berabere bitirtecekler

    bu sonuçların sonunda o hafta için puan durumu böyle olacak

    başakşehir-62
    galatasaray-61
    beşiktaş-60
    trabzonspor-56

    32. hafta

    4 takım da maçlarını kazanacak

    başakşehir-65
    galatasaray-64
    beşiktaş-63
    trabzonspor-59

    33. hafta

    bu hafta en kritik hafta, daha önceki entrylerimde yazdığım gibi başakşehir deplasmanında bize bilerek penaltı verdiler ve ikili averajda geriye düşmemizi istememişlerdi, trabzonspor-beşiktaş maçı da bilerek galatasaray-başakşehir maçı ile aynı haftaya salındı. çünki trabzon o maça motive olmalı 3.lük için.

    galatasaray-başakşehir galatasaray kazanacak
    trabzonspor-beşiktaş berabere bitirtecekler

    33. hafta sonu puan durumu

    galatasaray-67
    başakşehir-65
    beşiktaş-64

    34. hafta

    bir önceki hafta başakşehiri yenerek ikili averajda başakşehirin önüne geçmiş olacağız. son hafta sivas deplasmanında berabere kalsak bile başakşehir kazansa bile şampiyon olacağız. aynı geçen sezon göztepe maçında yaşadığımız senaryonun aynısı. yayıncı kuruluş bu tip senaryoları seviyor. hem son haftaya kalıyor. hem de ikilili averaj gibi ilginç senaryoları içeriyor. geçen seneki gibi kaybetmeyeceğiz ve şampiyon olacağız.
  • 14
    ps: başlıktan da anlaşılacağı gibi yazdıklarım komplo teorisidir.

    -----

    31 mart 2019 yerel seçimlerinin istanbul seçiminin iptali ve 23 haziran 2019 ibb seçimleri yapılması kararı ile bana kalırsa süper lig 2018-2019 sezonu şampiyonu olacağımız kesinleşmiştir.

    31 mart 2019'da 15-20 bin civarı oy farkıyla kazanılmıştı/kaybedilmişti istanbul.

    hiç kimse bu kadar at başı bir sonuç beklemiyordu. 200-300 bin oy farkların olması beklenirken bu kadar dar bir makas olması açıkçası hepimizi şaşırttı.

    insanlar futbolu çok küçümsüyor. oysa ki bizim gibi sanatın, sporun bireye inmediği, bireylerin kimlik belirlemekte zorlandığı toplumlarda futbol kulüplerine olan bağlılık çok üst düzeyde oluyor. ister eleştirin ister kabul edin, dalga geçin, destekleyin veya ayıplayın, hayatını galatasaray, fenerbahçe, beşiktaş veya x kulüp için adamaya hazır, canı gibi seven ve ona gönülden bağlı yüz binlerce insan var.

    çocuğunun rızkını, kendi yemek parasını, maç parasına, formaya, kulübüne ait bir şeye veren ve bununla mutlu olan, kulübü kazandığında tüm haftası güzel geçen, takımı kötüyse bu hayatına yansıyan binlerce insan var. bu bir eğlenceden de öte oldu ülkemizde. hastalık resmen.

    işin sosyolojik kısmını sosyologlar daha iyi anlatır ama yurt dışındaki gibi yaşadığı yer, etnik köken, din, ırk, mezhep, sosyal sınıf gibi temsil ettiği hiçbir etken olmadan renklerine, armasına aşık ve tutkuyla bağlı olduğumuz kulüpler var. kendi içinde hepsinin değerleri ve amaçları var pek tabii ki ama bir celtic-rangers , boca-river , lazio-roma gibi farklılıklarımız yok.

    şimdi bu haldeyken bile armanın peşinde adanmış hayatlar varken hayatın anlamı galatasaray mottosuyla nefes alan insanlardan, istanbul'da yaşayanları "başakşehir benim takımım" söylemine ve biricik sevdiceği galatasaray'a çekilen operasyonlara kayıtsız mı kalacaktı?

    bakın oy verme ve siyaset bazen sporun üzerindedir ama bazen de değildir.

    bazı insanların fikirlerini değiştirebilir. işte o küçümsenen grup 25 yıldır istanbul'u yönetenlere şehri kaybettirmiştir.

    istanbul demek türkiye demektir. özellikle istanbul'daki yerel yönetim birçok konuda iktidarla birlikte hareket ediyordu.

    seçimden sonraki süreci birlikte yaşadık, işin o boyutu hakkında yorum yapmayacağım, her şey ortada.

    1 nisan 2019 sabahından itibaren seçimin tekrarının dillendirilmesi ve istanbul başakşehir futbol kulübünün de aynı dönemde keskin düşüşünün tesadüf olmadığı görüşündeyim.

    istanbul halkının ve galatasaraylıların normalleşmesi gerekiyor. her bir oyun bile öneminin olduğu ortada.

    bu sebeple ibfk'nın düşüşünün devam edeceğini ve şampiyon olacağımızı, şu an 4 puan fark olsa da beşiktaş'ın lig 2.si olabileceğini düşünüyorum.

    bu şekilde her iki takım taraftarı da bir şekilde mutlu edilecektir.

    şu şartlarda tepki oylarının bir kısmının geri dönmesi futbol fantezisi yapıp, futbolu dizayn etmekten daha önemli olsa gerek.

    bunun tam tersinin olduğunu düşünün bir de şu noktadan sonra galatasaray'ın şampiyonluğunun alınması istanbul'un %35-40'ının mutsuz olması demek, onların %0.1'i bile tepki oyu kullansa işte seçimi kaybediyorsun.

    özetle sahada da gerekli çabayı ve azmi gösterdiğimiz sürece kalan 3 maçımızdan gerekli skorları alıp şampiyon olacağımıza inancım tam.

    düdüklerin ortaya ve hatta lehimize dönmeye başlaması tesadüf değil.

    biz adalet isterken kayrılma peşinde olanlar bugün adalet istiyor.

    biz hep adalet istedik, çünkü her şeyin adil olduğu yerde biz zaten yarışarak öne geçip, kazanıyoruz.

    ama adaletsizlik isterseniz biz 30 milyonuz, kimse bu kitleyi yok sayamaz ve adaletsizlik de her zaman kalabalık olana yarar...
  • 15
    bütün sezon göstere göstere puanları çalınan galatasaray olunca taraftar ciddi şekilde gerildi.
    malum istanbul'u da kaybetti hükümet. sonra demokrasi tarihimizin yüz karası bir hırsızlıkla seçimlerin tekrarı kararı alındı. bu karar muhtemelen daha istanbul'un kaybedildiği belli olduğunda alınmıştı.

    ha diyeceksin ki bundan sonrası için git bir doktora görün...

    zira sırf başakşehir hükümete 30-40 bin oy kaybettirmiştir. bu oy kayıplarının da çoğu galatasaray taraftarından gelmiştir.
    31 mart tarihinden beri başakşehir'in sıçışlarda olması ise hiç doğal değil. normal şartlarda doğal olsa bile hakemler buna izin vermezdi. tahminim bu hafta da puan kaybı yaşar bunlar. neticede haftaya galatasaray'ı yenerlerse öyle yada böyle lider oluyorlar. buna mukabil son haftalarda galatasaray lehine hakem hataları yapılıyor algısı oluşturmak için tüm türkiye seferber oldu. allahı var hakemler de sezon boyunca yapmadıkları şekilde beşiktaş, fenerbahçe ve başakşehir'le eşit yönetti maçlarımızı. zurnanın zırt dediği yerdeyiz. bana göre amaç 18/19 sezonunun 33. haftasında başakşehir'i sami yen'de kazandırmak. kazandıracaklar ve şampiyonluğu siz kaybettiniz biz çalmadık resmi oluşturacaklar.

    galatasaray taraftarı ayık olsun. bu adamların yapmayacağı dalavere yok. bu senaryo kimsenin aklından çıkmasın. çünkü dünyada ahlaksızlığın kalbinin attığı ülke konumundayız. istanbul'da yaşayan kimse oyunu atarken bu sene, geçen sene, önceki senelerde yaşananları unutmasın. aklanan şikeler, çalınan puanlar, fesat karıştırılan ihaleler, sermaye arttırımında alınan şaibeli kararlar. intikam günü geliyor. aklınızda olsun. hukuk, adalet herkese lazım. hukuğu adaleti getirmek için bu fırsatı kaçırmamalı türkiye. her şey istanbul halkının elinde.
  • 16
    galatasaray şampiyon olmadı, şampiyonluk adayıdır. fakat yaratılan algılarla birlikte, galatasaray hileli bir şampiyonluk aldı, ve can hıraş taraftarı bu şampiyonluğu savunur hale gelmiş gibi gözüküyor. ne şampiyonluk alındı, ne de hileli bir şampiyonluk var ortada.

    suyun öteki tarafındaki şikeciler gibi, 2-2 sendromu yaşatmalarından çok korkuyorum milyonlarca taraftara.

    önümüzdeki hafta başakşehir lehine hakem hataları olmayacağının garantisini kim verebilir? rakip lehine tek bir penaltı, tek kırmızı kart, bizi şampiyonluktan edecekken, bu kadar net nasıl konuşulabilir anlayamıyorum.

    elbette finalleri iyi oynayan bir takımız. fakat karşımızda adil şartlar yok. herhangi bir futbol kulübü ile değil, bir zihniyetle, sistemle futbol müsabakasına çıkıyoruz. aylardır başakşehir'in kayrılmasını nasıl izah ederiz? bugüne kadar kayırdılar, şimdi mi vazgeçtiler?

    insanın kafasında soru işaretleri oluşuyor renktaşlarım. ben korkuyorum. şampiyonluktan değil, büyük bir tezgahın içine milyonları sürüklemelerinden korkuyorum.

    iktidar aynı iktidar, hakemler aynı hakemler, şikeciler hala aynı cephedeler, değişen bir şey yok. galatasaray şampiyon olursa, gerçekten güçlerinin yetmediğini düşüneceğim. 30 hafta doğranan bir galatasaraya güçleri yetiyordu, son 4 hafta mı, adalet ve eşitlik duyguları ağır bastı da şartlar bu duruma geldi?

    açıkca söylüyorum, ben çok korkuyorum. bu işler hayra alamet değil. şikeciler ve şürekası topyekün bir tezgah peşindeler.
    şampiyonluğun peşinde belki ciddi bir adli veya mali operasyon planlıyorlar. aynı lekeyi bizde bırakmak için bir tezgah olması da olası.

    akıllı olmak gerekiyor. sakin kalmak gerekiyor. ben bu işin sadece bir futbol müsabakası üzerinden değerlendirilmemesini öneriyorum.
  • 17
    abdullah avcı'nın gelecek yıl beşiktaş'ı çalıştıracağı söyleniyor. dün akşam erman toroğlu da bunu dile getirdi. başakşehir'in şampiyon olduğu bir senaryoda abdullah avcı'nın ayrılacağını düşünmek gülünç geliyor bana. çünkü daha önce bi kere ayrıldı milli takıma gitti ve küme düştüler. öncelikle şubat ayında rakiplerini hakemle döve döve maç kazanan şampiyon başakşehir diktasından 31 mart seçimlerinin 15000 oy ile kaybedilmesi neticesinde vazgeçildiğini düşünüyorum. dolayısıyla abdullah avcı'nın eğer beşiktaş ile anlaştığı doğruysa galatasaray maçına hazırlanıyorum bahanesi ile gelecek sezon yöneteceği takımı şampiyonlar ligi potasına sokmak niyetinde gibi geliyor bana.
  • 18
    --- alıntı ---
    son 2-3 haftadır hakemler tarafından doğranmayan hatta lehine cok fazla karar verilen bi galatasaray var ve bunun bence bi sebebi var.

    galatasaray hakemle kazanıyor algısı yaratıp başakcity maçında hakem sayesinde başakşehire vermeyi planlıyor olabilirler maçı. böylece hakem tarafından doğranan gsnin toplumsal olarak destek almasını engellemeye calısıyor olabilirler.

    --- alıntı ---
    ekşi sözlük'ten bir yazar tam olarak düşündüğüm şeyleri yazmış. bana çok mantıklı geliyor bu teori. beşiktaş maçına* kadar hakem hataları ile doğranan bir galatasaray varken nasıl olduda 2 haftadır galatasaray lehine hatalar verilmeye başlandı? bizim başakşehir maçında erkenden goller bulmamız lazım. en az 3 farkı yakalamamız lazım diyr düşünüyorum.
  • 19
    şu saatten sonra zerre onemsenmemesi gereken teoriler.

    kimse 30 milyonluk camianın şampiyonluğunu, 55bin kişinin önünde göz göre göre alamaz.

    kötü oynarız, atamayiz, yeriz o ayrı ancak çalmaya cüret edecek babayiğit doğmadı bu topraklarda.

    hakemin tek etkisi, maç kontrolden çıkmasın diye oyunu yavaşlatmak, tempo yapmamızı engellemek olabilir.
  • 20
    bana son haftalarda yaşananlar seçimlerle alakalı gibi geliyor.

    31 mart seçimlerinden önce başakşehir akp'ye istanbul'u kaybettirir demiştim, haklı çıktım.

    sadece galatasaray'ın doğranması etken değil, ihe'nin başakşehir'e transfer yaptığı iddiaları diğer takım taraftarlarının da tepkisine neden olmuştu.

    seçimlerden sonra başakşehir'in düşüş yaşaması, seçimlerin tekrarlanması kararı sonrasında bizi devamlı doğrayan hakemlerin lehimize hatalar yapması...

    bunun iki nedeni var. birincisi insanları bir şeylerle meşgul etmek. şuan herkes seçimin tekrar edilmesini bıraktı, galatasaray'ı konuşuyor.

    halbuki seçim kararından sonra kamuoyunda büyük tepki vardı ancak bunu futbolla kırdılar.

    ikincisi, bakın biz başakşehir'i korumuyoruz diyip, üstüne lehimize hata yapıp insanların gazını alacaklar.

    ben şu saatten sonra başakşehir'in kollanıp şampiyon yapılacağını düşünmüyorum. çünkü böyle bir şey, yapılacak olan istanbul seçimlerini büyük tehlikeye sokar akp adına.
  • 21
    bir tanesini de aşağıda yazacağım kurgular...
    senaryo değişti. tff, sezon boyunca bjk/akbilsporu cl'ye ( galatasarayın önünü keserek )
    taşırken, yenilenen istanbul seçimleri ve çıkan euro; hesapları bozdu ve müdahale geldi.
    palabıyık-aydınus-kalkavan-göçek-özkahya vs gibi başakfbjk- tff güdümündeki hakem grubu devre dışı bırakılıp, çakır-yıldırım-çınar gibi daha yukarıya bağlı ekip devreye sokuldu.
    çünkü akbil/bjk şampiyonluğu, istanbul'da belediye seçimini kazanmayı unutmak demek. muhafazakar kesimi de unut, güneydoğu orijinli vatandaşların oyunu da unut. zaten seçimin tekrarlanması bir mağduriyet yarattı, galatasarayında elinden hakkı olan şampiyonluğun alınması bu mağduriyeti arttırır. istatistik bilimi var, korelasyon var, var oğlu var.
    ikinci konuda beinin artan dövizle beraber büyük zararı oluştuğundan en büyük taraftar kitlesine sahip galatasarayı yarıştan koparamayacağı gerçeği. bir de tahmini olarak şampiyon olan akbilsporu satın almak için verilecek para başka, olamayan akbilin iskontolu fiyatı başka. veya adamlar bu antipatik takımı artık hiç istemiyor olabilir.
    gümüşdağ-paralarnerdereyis-vizyonramreyis üçlü kombinasyonunu aşan işler bunlar.

    yukarıda yazılan senaryo uydurmadır, gerçek hayatla ilgisi yoktur, bir de yatırım tavsiyesi değildir.
  • 22
    ya biz ne biçim bir ülkeyiz ya. sporda bile binbir türlü bokluk dönüyor, şu yazılanlara bak. paranoyak olduk çıktık.

    neyse ben de kendimce hakemlerin bizi doğramayı bırakma teorilerimi yazayım,

    1 - normalde başakşehir'in şampiyonluğu isteniyordu ama 31 mart 2019 seçimlerinin kaybedilmesiyle planlar tersine döndü.
    2 - 14 nisan 2019 fenerbahçe galatasaray maçı sonrası ifab'ın "var kayıtları isteğe göre yayınlanabilir" açıklamasından sonra kayıtların yayınlan(a)maması yüzünden tersine döndü.
    3 - olanlar sadece senaryo, galatasaray zaten şampiyon olacaktı ama ligin ilk yarısında önünü keserek işi son haftaya bıraktırdılar. daha heyecanlı olması için. şimdi de telafi ediyorlar.

    üstünde çok kafa yormadım. belki mantık hataları olabilir.
  • 23
    başlığı okumadan önce iki beşiktaş’lı arkadaşımla bizimde teorilerimiz olmuştu. saçmalamış olabiliriz fakat mantıksızda gelmiyor. aramızda geçen teori şu şekilde gerçekleşti.

    olm sizin konya, rize ve iki fenerbahçe maçınız var büyük doğrandınız. fakat fark kapandı ve iki üç maç lehinize hatalar başladı. son ana kadar sus payı verdiler ve başakşehiri şampiyon yapıp kasalarına para girişi yapılacak. belediyeden alınan paralar örtbas edilecek ve size hakemler sizi doğradı ama son haftalarda puanlarınız geri verildi ama şampiyonluk maçını kendi evinizde verdiniz izlenimi oluşturulup zaten buraya kadar hakemlerle geldiniz hak yerini buldu deyip oldu bittiye getirileceksiniz. beynim yandı amk nasıl bir paranoyaya düştük.
  • 24
    bugün basın toplantısında mustafa cengizin ;

    "çok kötü duyumlar alıyoruz, bu duyumlardan çok rahatsızız. bunların olmamasını diliyoruz."

    demesiyle bugüne kadar yazarların buraya yazdıkları bizim maçta başakşehire yapılabilecek yardım endişesi bence haklı çıkmıştır. insanların bu korkusunun aynı zamanda yönetimde de olduğunu gördüm.

    mustafa cengiz gibi itidalli bir adamın kulağına bir şey gitmeden çıkıp bunları konuşacağını hiç zannetmiyorum.
  • 25
    14 mayıs 2019 mustafa cengiz basın toplantısı ardından teori değil, teorem olmuştur. yapılan algı oyunları objektiflik maskesi altında gizlenen içimizdeki irlandalılar sayesinde karşılık buldu gibi gösterilince düğmeye basılmiş anlaşılan. 19 mayıs 2019 galatasaray başakşehir maçı şu saatten sonra başakşehir tarafından kazanılacaktır. içimizdeki irlandalılar da 'bizim de rize maçında lehimize hata yapıldı.' diyerek, olmayan hatalar yüzünden dem vurarak başakşehir'in şampiyonluğunu meşrulaştırmaya çalışacaklardır. çok kötü kumpasa gelmek üzereyiz beyler. birşeyler yapılmalı.