• 10
    (bkz: mustafa cengiz'in ibra edilmeyeceğini önceden bildiği gerçeği)

    mustafa cengiz'in türk siyaseti ve diplomasisi için kaynak görevi gören ankara üniversitesi siyasal bilgiler fakültesi(mülkiye) mezunu olduğundan, uzun yıllar devletin çeşitli kademelerinde görev aldığından ve 0'dan yükseldiği iş adamlığından daha önceleri bahsetmiştik.

    yani o kendine özgü gaziantep nizip(memleketi) şivesi ve konuşma tarzı aldatıcı olmasın, kendisi müthiş bir entelektüel ve doğu-batı sentezini çok iyi harmanlamış hem bir halk çocuğu hem de gerçek bir elit. (en azından benim gözümde)

    şimdi...

    23 mart 2019 galatasaray olağan mali genel kurulunu yaşadık ve 23 mart 2019 mustafa cengiz'in idari yönden ibra edilmemesi ayıbı ve skandalıyla ortalığı yangın yerine çevirdik. bu yapılan tam anlamıyla bir darbeydi.

    dursun aydın özbek yönetimi gibi galatasaray tarihinin hem idari, hem mali, hem de sportif açıdan en kötü yönetimlerinden birisinin sırf galatasaray liseli olmasından ötürü ibra edildiğini yine yakın tarihte görmüştük.

    kendisinden yönetimi devralan ve özbek'in bizzat uefa'daki bileklikli sunumlarıyla rencide edilen kulübümüz, sayın mustafa cengiz ve değerli ekibinin özverili çabası, uefa'nın karşısına akılcı ve dürüst bir planlamayla çıkması, her şeyi şeffaf bir şekilde anlatmasıyla men almamıza mani olmuşken, 21. şampiyonluğu getirmişken ve 22. için de yarıştayken kendisinin ibra edilmemesi tam anlamıyla kendisine karşı yapılan bir operasyondur.

    amaç mali açıdan nefes alan kulübün üzerine çökmek, kapanan rant kapılarını tekrar açmaktır.

    burak elmas gibi isimlerin galatasaray sportif aş'de ceo olmasına ve aylık 100.000 tl almasına izin verilmemesi tabii büyük günahtır, gs store'ların kara geçmesi büyük günahtır, gs tv'de ve kulüpteki gereksiz istihdamın önüne geçmek büyük günahtır lisecilerin gözünde.

    özetle galatasaray'ın galatasaray liseli olmayan birisi tarafından yönetilirken başarılı olması, başarılar kazanması çoğunlukla istenmez.

    tarih bunun örnekleriyle doludur.

    son dönemde mustafa cengiz ile liseciler ile aralarında bir gerginlik olduğu aşikardı. aslında bu olay dursun özbek'in rencide edilerek kaybettiği seçimle başladı. rövanşı almak için aylardır plan yaptığı, otelinde toplantılar düzenlediği bile biliniyor.

    diğer taraftan lisenin 150. kuruluş yıl döneminde yapılan baloda galatasaray sk başkanı'nın protokole alınmaması gibi rezilliklerle aslında "sen bizden değilsin" mesajı kendisine çok önceden veriliyordu.

    https://skor.sozcu.com.tr/...vet-edilmedi-820452/

    üstteki haberdeki fotoğrafa baktığınızda bugün yaşananların kimler tarafından yaptırıldığını hakkında da fikir sahibi olabilirsiniz.

    hatta 150 devresi olarak anılan grubun popüler tiplerini bile görebilirsiniz. yani mevzu bugünün mevzusu değil.

    sahte imzalarla toplu şekilde üye yapılmaya çalışılan(139 kişi) ama sosyal medya hesapları vb bilgilere bakıldığından hem sahte imzalar sebebiyle hem de galatasaraylı olmadıkları için üye olamayacak isimlerin üyelik başvurularının reddedilmesi bizzat inan kıraç tarafından sert bir şekilde eleştirilmişti. bu durum lisenin gücünün test edilmesi noktasına geldi.

    hatta inan kıraç 139 yeni mezunun üye yapılmamasına tepki gösterip eşref hamamcıoğlu'nu başkanlık için aday göstermişti.

    bu konuların üzerine mustafa cengiz'in ibra edilmeyeceği gibi söylentiler, lisecilere yakın medya ayaklarıyla dillendirilmeye başlamış ve aba altından sopa gösterilmişti.

    tam da bu muhabbetlerin üzerine, 13 mart 2019 divan kurulu toplantısında,

    --- alıntı ---

    "galatasaray bir var olma savaşı veriyor. bir beka savaşı varsa bu şu anda galatasaray için var. mali konuya hiç kimse aldırmıyor. galatasaray başkanı olarak beni eleştirenlerin de yanındayım. sakinlik bana, öfke size. eleştirmek ve bölmek size, dinlemek ve birleştirmek bana. benim görevim bu. disipline sevk ettiklerim, genel kurula katılıp beni eleştirsinler. mali olarak ibra etmesinler. ben onu istiyorum. idari ibrasızlık yanlış. adnan polat dönemindeki olaylardan yargıtay'ın aldığı karar gereği hükümsüzdür. mali ibrasızlık çok önemli. bu tablolara mali ibrasızlık verin. anlayan anlıyor."
    --- alıntı ---

    dedi ve bunları söylerken ki "hodri meydan" tavrı zaten bir şeyleri işaret ediyordu.

    aradan geçen 10 günden sonra 23 mart 2019 galatasaray olağan mali genel kurulu geldi çattı. konuşmacı listesinin 40 küsür kişi olması, listedekilerin tamamına yakınının muhalefetten olması ise genel kurulun son derece uzun süreceği ve gergin geçeceğinin en net göstergesiydi. aslında plan biraz da belliydi.

    1700 kişiyle başlayan genel kurul gecenin sonunda 358 kişinin ibda etmemesiyle sonuçlanacaktı. 27 oy farkla yalnızca 358 kişinin oyuyla galatasaray başkanı devrildi.

    tabii ki oylama esnasında kameralara yansıyan görüntüler ve ses kayıtları galatasaray genel kurul oylamasına hile karıştırmak gibi bir skandalı işaret etti.

    tüm bunların öncesinde oylama esansında mali ibradan sonra abrurrahim albayrak'ın alkışlarını eliyle tutan ve bekle işareti yapan mustafa cengiz sanki bir şeyleri bekler gibiydi.

    idari yönden ise ibra edilmemesine şaşırmaması, genel kuruldan sonra yüzünün gülmesi vb durumlar kendisinin buna hazırlıklığı olduğu fikrini ortaya çıakrdı.

    bu kadar zeki bir adam bu süreçte olayları sezip, bu genel kurula yalnızca eş dostunu bir iki minibüse doldurup toplantı salonuna getirse oylama sonucunda ibra edilecekti. bunu düşünemeyecek bir adam mı? aksine hepsini hesaplayan çok iyi bir stratejist mi?

    kulüpler birliği meselesinde verdiği sessiz sakin tepkinin ardından zaman içinde hemen her kulübün geri vites yapması ve bildirinin kucaktan kucağa gitmesi, en sonunda da sahipsiz kalması tesadüf müydü?

    bu adamlar boş adamlar değil ve sayın başkan da elini bu kadar açık edecek birisi hiç değil.

    mevcut durumda mustafa cengiz yönetimi hiç hak etmediği bir şekilde ibra edilmedi ve başkanına yapılan bu darbeye de galatasaray taraftarı hep birlikte ağır bir tepki verdi. ultraslan bildirilerini yolladı, 150 devresi dedikleri çoluk çocuğun oylama sonrası çıkan fotoğrafları, sonrasında farklı takım tutan bu liselilerin ifşa edilmesiyle süreç ilerledi.

    en sonunda kulüp tarafından 25 mart 2019 mustafa cengiz basın toplantısı yapılacağı bilgisi paylaşıldı. saati de 14:30 olarak açıklandı.

    bir gün önce oylamada hile yapıldığı ve ilk oylamada evetlerin fazla olduğunun konuşulduğu divan kurulu görüntüleri tüm lisecileri tedirgin etmeye yetti de arttı bile.

    apar topar divan kurulu bşk. ve yardımcısı kanallara çıkıp açıklama yaptılar. 10dk.da bir tweet atan lisecilerin önde gelenleri 24 saat kadar tweet bile atmadı, çoğu bekledi, sonra ufak ufak cepheler netleşti.

    bir gün sonra inan kıraç "mustafa cengiz yönetiminin idari yönden ibra olmama olayını doğru bulmuyorum. şampiyonluk yolundayken bu ibra olmama olayı yanlış olmuştur. benim önceliğim galatasaray'da 'mektepli-mektepsiz' kavgasını bir an önce bitirmektir. bu kavga hem mekteplilere hem de mektepsizlere zarar verir" dedi.

    liseciler yüzünden liseliler üzerinde de bir baskı ve tepki oluştu, olay liseli-lisesiz kavgasına ve tüzük konularının çok ciddi şekilde tartışılmasına geldi.

    artık bütün galatasaray taraftarı tüzüğün değişmesi gerektiği fikrinden hem fikirdi. yine liseli olan bir kesim ve genel kurulun diğer üyeleri de buna destek veriyordu.

    işte tüm bunların sabahında milyonlarca taraftar savaş baltalarını çıkarmış 14:30'da sn mustafa cengiz'in ağzından çıkacak sözleri bekliyordu.

    öylesine öfkeliydik ki, başkan liseyi yakmaya gönderse benzin bidonuyla gidecek tiplere dönmüştük.

    biz toplantıda, başkanın liseci bu zihniyeti yerden yere vurup, kendisine yapılan operasyonun faillerini açık etmesini, video kayıtlarıyla oylamanın usulsüz olduğunu kamuoyuyla paylaşması gerektiğini, tüzük değişikliği için ne gerekiyorsa onu yapacağını ifade ederek masaya yumruğunu vurmasını bekliyorduk...

    bekliyorduk ama biz beklerken toplantı 1 saat ertelelendi haberi geldi. tam bu anda da herkesin aklına aynı şeyler geldi. o saate kadar kimlerden ne gibi telefonlar ne gibi tepkiler geldi, daha neler konuşulacaktı ki toplantı saati ertelelendi diye düşünmeye başladık.

    tabii hiç bu topa girmeden video ile ilgili teknik işler yetişmemiş olabilir bu yüzden de ertelenmiş olabilir diye düşündük.

    neyse efendim 15:45'te toplantı başladı.

    mustafa cengiz ibra edilmediği anda bile gayet soğukkanlıyken mutsuz, gergin, hoşnutsuz bir ifade ve ses tonuyla elinde yazılı olan a4'ten bir şeyler okumaya başladı.

    --- alıntı ---
    "cumartesi günü kamuoyunda ve galatasaray'da tartışma yaratan bir genel kurulu geride bıraktık. huzur içinde başlayan kurul, bu şekilde tamamlanmasının arzu ederdik. maalesef öyle olmadı.

    yönetimimiz boyunca mali başarılara imza attık. bu başarıların ardında mali yapılanmamızın payı büyük. camiamız için çok önemli olan mali disiplinin, bozulmaması gerekiyor.

    bu bağlamda tüm kamuoyuna ilan ediyorum ki ben bana oy veren, vermeyen herkesin başkanıyım. bu andan itibaren galatasaray'ı korumak için yapılması gereken her şey yapılacak. kimsenin şüphesi olmasın, görevimizin başındayız.

    son genel kurulda haksız şekilde alınan kararlara karşı hukuki mücadelemize tüm alanlarda ve boyutlarda sürdüreceğiz ve girişim yapacağız. tüm galatasaraylılar müsterih olsun, emanetiniz emin ellerdedir.

    idari olarak ibra edilmediğimiz bütünün içinde bu var. (penaltıyı bilerek dışarı atan galatasaray altyapısında oynayan futbolcu için) işte bu hareketler ibra edilmedi. işte bu hareketler ibra edilmedi."

    --- alıntı ---

    video dahil toplamda 5 dakikalık bir toplantı yaptı.

    itidal çağrısı ve hukuki her müracaatın yapılacağı bilgisi ve emanetiniz emin ellerde vurgusu tabii ki çok çok kıymetli ama beklediğimiz ve hissettiğimiz bu değildi.

    zaten başkanın yüzünde de o mahcubiyet vardı bana kalırsa.

    şimdi burada benim için 2 farklı teori var,

    - birincisi, inan kıraç'ın başında olduğu liseli grubu liseli-lisesiz kavgasının kulübe zarar vereceğini başkana anlatarak iyi niyetle geri adım atmasını istediler. hukuki mücadelesini vermesini, ibra için tedbir kararı almasını ve görev süresini devam ettirmesini tavsiye ettiler/söz verdiler.

    çünkü içinde bulunduğumuz durumla taraftar lise diye bir şey bırakmayacak ve lisecileri ayıklayalım derken bizim en büyük zenginliklerimizden birisi de olan mektebi sultani ile kopma noktasına gelecektik.

    sayın başkan da şampiyonluk yarışı içindeyken böyle bir kopmanın, kırılmanın camiaya da zarar vereceği düşüncesiyle daha sakin şekilde hareket etmeye karar verdi.

    - ikincisi ise ya açık şekilde tehdit edildi ya da kıramayacağı siyasilerin araya girmesi sağlandı. hayır diyemedi, geri adım attı. işin bir ucunda derin galatasaray da var çünkü. lisecileri ayıklarken liselilerin gücünün gitmesi kulübün de işine gelmez, çok kritik bir çizgi var arada.

    daha önce faruk süren'in iş hayatını bitirme noktasına getiren adamlar mustafa cengiz'i de tehditle susturmuş olabilirler. koç ailesinin damadı, ülkenin en büyük hukuk hocası vb daha birçok güçlü lobisi olan insanlardan bahsediyoruz.

    ne olursa olsun bana kalırsa mustafa cengiz tarihi bir fırsatı tepmiş, tepmek üzeredir.

    bu saatten sonra önce ibra için tedbir kararını askıya aldırıp, sonra da yargıtay'dan dava düşse bile üzerinden zaman geçecek. başkanlık yaptığı süre boyunca da sportif olarak başarısız olduğu ilk anda yeniden devrilecektir. bu kez arkasında da 30 milyon taraftar olmayacaktır. taraftar dediğimiz adamların çoğu 2 ay önce forvet yok diye ana bacı küfür eden, dursun özbek bile daha iyiydi diyen adamlar en nihayetinde.

    doğru zamanda mustafa cengiz alt edilecektir. bizans, galatasaray'daki bu işlerin yanında çocuk bahçesi gibi kalır.

    sevgili başkanın tüm bunları bilerek zamanı lehine kullanması gerekmekte. yoksa bazı şeyler için çok geç olacak ve tarihi bir fırsat kaçacak...

    ben kendi adıma mustafa cengiz'in tüm her şeyi planlarken bu tehdit vb hareketleri de hesapladığını ve her şeye rağmen bu savaşa girmeye hazırken son anda(toplantının da ertelenmesine neden olan telefonlar, pazarlıklar) çıkan durumlarla farklı bir stratejiye geçtiğini düşünüyorum.

    dilerim yalnızca koltuğunu ve itibarını kurtaracak kadarıyla yetinmeyip, taraftarın da tüzük konusundaki beklentisini karşılar.

    çünkü bunu yaparsa, tarih onu tarihin en iyisi diye yazar...