• 19551
    performansını tartışmaya açacak güçleri ve bilgileri olmayan kişiler tarafından saçma sapan argümanlar ile bile savunulmaya sadece ve sadece edebiyat + ucuz kelime oyunları yapılarak savunulan teknik direktörümüz.

    takım tel tel dökülüyor, ( saçma sapan )
    takımın oynadığı bir sistem yok, rakip kim olursa olsun sağlı sollu 1500 pas top kaptır hop tekrar dön başa ( saçma sapan )
    takım sezonun ilk yarısında tonla sakatlık verir, kondisyonlar yerlerde ( saçma sapan )
    takımda formsuz oyuncular sürekli ilk 11 başlar ( saçma sapan )

    he arkadaş he.
  • 19553
    kendisine yönelik eleştirilerin aşırı tepki almasının sebebi olarak ahımız var'cı tayfayı görüyorum. hocanın dördüncü döneminin başından beri 'istemezük' diyen bu tayfanın karşısında hocayı savunmayı kendine görev bellemiş bir kısım taraftar olabilir diye düşünüyorum. bu arkadaşlar en ufak ve en yapıcı eleştirileri bile ah tayfası yüzünden çok görüyor olabilir. ben ah tayfasından değilim, ama hocayı da eleştiririm. takımın top oynamadığı aşikar. sistem için çok eleştiri getirilebilir ama benim takıldığım takımın fiziksel özellikleri. aykut çeviker'in badou ndiaye'nin sağından atıp hızıyla solundan geçtiği ve badou'nun yakalayamadıği takım beni üzüyor. ancak hocanın bende kredisi var. varsın bu sene şampiyon olamayalım. hoca ocak ve haziran'ı bekleyelim dediyse beklerim. hatta sizde olmayabilir ama önümüzdeki sene de şampiyon olamasak hocanın kredisi bende bitmez. artık ondan sonrasından konuşulur bazı şeyler. adam 7 kere şampiyon ve avrupa kupası sahibi. o kadar da kredisi olsun değil mi?
  • 19554
    (bkz: #2061637)

    soz konusu galatasaray ise, kuslukler,kizginliklar,kirginliklar unutulur. fatih terim cocuklugumun idoludur 87liyim ben. hayatimda 2 kez karsilasip boynumda ki atkiyi hocama vermisligin gururu ile sevdigim hocadir.

    ahimiz var benimde vardi, ama soz konusu galatasarayin menfaati ise unutulur, unutum gitti. kim neleri unutmuyor, hocaya kendi taraftarida kizacaksa biz dusmani disarida aramayalim iceride kendi kendimizi yiyelim.
  • 19555
    2018-2019 futbol sezonunun başından şu anda bulunduğumuz 23.haftasına kadar geçen periyotta çok formsuz olduğu aşikar olan teknik direktörümüz. peşinen söyleyeyim benim derdim galatasaray. buraya yazıyorsam takımımın iyiliği için eksik ya da yanlış olduğunu düşündüğüm ve paylaşmak istediğim için yazıyorum. maksadım da eleştirerek, geliştirmek. öncelikle fatih hocanın bir sağlık sorunu baş göstermedikçe(allah korusun) takımımızın başında olmasını isterim. bunun nedeni ise muhteşem zekası, taraftardaki kredisi yüksek olduğu için vs. değil. nedeni basit ve açık. ligimiz kısa ve orta vadede yabancı teknik direktörlerin uyum sağlayabileceği bir lig değil. yerli hocalardan da total itibariyle en iyisi kendisi zaten. bunu inkar edecek galatasaraylı olduğunu sanmıyorum. ancak apayrı bir nedeni daha var. maalesef ligimiz saha içinden ziyade saha dışı faktörlerin de bir o kadar etkili olduğu bir lig. yani düzen bozuk. fatih terim ise bu bozuk düzeni en iyi bilen, yılların tecrübesi ve amiyane tabirle yaşanmışlıklarıyla elimizdeki en sağlam koz. 1.5 sezon öncesini gözümüzde canlandıracak olursak tudor’un şöyle bir sözü vardı. `galatasaray'a gelmeden önce bana oranın cadı kazanı olduğunu söylediler` , ayrıca ligde ya da avrupa’da işler iyi gitmezken tudor’a muhabirlerin sorduğu utanmaz soruları da şöyle bir gözünüzün önüne getirin. arkadaşlar aynı kişiler o soruları fatih terim’e nah sorarlar. hocanın en büyük gücü, kendisini seven (ben de dahil) taraftarla birlikte bu belirttiğim gücü. yani adamın bu konuda kafası rahat ve bunun da saha içine daha rahat odaklanma imkanı sağlaması gerekiyor. ancak esas sorun da burda başlıyor. bu sezon takım ne oynuyor? belli bir sistemimiz var mı? allah aşkına biri de şu sorulara cevap versin. yahu elinde kırmızı et varsa iskender yaparsın. tavuk etiyle olmaz o iskender! ya da tadı kötü olur. senin elinde diagne, kostas tarzı forvetin varsa ona göre oynarsın. adamlar zaten hazır değiller (diagne 2 aydır nerdeyse maça çıkmamıştı, keza kostas da öyle) nasıl pres futbolu oynayacaksın ilerde. keza tudor döneminde takımın iç saha performansı harbiden çok iyiydi. yani rakiplerin üstüne acayip çöküyordu takım. kimse gomis ya da forvet faktörü demesin, kalbini kırarım! madem bu adam gidecek ve kısıtlı bütçen var. o parayla senin önceliğin sistemine uygun bir forvet olur. emre akbaba ilk tercih olmaz. gerçi hangi sistemden bahsediyorum. sıkıntı da bu ya, ülkenin her sektöründe esas sorun eğitimsizlik ve sistemin olmaması. peh. not: hocam lütfen kendine gel. biliyoruz takımdaki oyuncuların bazıları istediğin futbolu sahaya yansıtabilecek isimler değiller ancak kötü de bir kadromuz yok ve bence ligin en iyi kadrosu var elinde. bu gemiyi sezon sonunda kıyıya yanaştıracak kaptanı da sensin. sezon sonu istediğin değişikleri yine yaparsın ancak bu sezon şampiyonluk önemli. şu kadronun takımın başında sen varken en az 6 puan fark atması gerekirken 6 puan geride olan biziz. allah aşkına rakibimiz visca ve irfan can hariç veteran takımı olan başakşehir yahu.
  • 19556
    ahımız var hocam tayfasının bir ferdi olarak bir dönem kırgın olduğum hocamız. milli takımın başındayken bir anda galatasaray'ın başına dönse yine şu anki gibi kendisini affeder miydim bilmiyorum. ama kendisine karşı hissettiğim olumlu duyguların geri dönmesinde ahmet çakar'ın malum videosunu sallamayışı ve arda turan tayfasıyla husumeti etkili oldu. bu olayların üstüne galatasaray'ın başına döndükten sonra yaptığı bazı açıklamalar da yaşanan bazı hatalardan* dersler aldığına dair inancımı pekiştirdi. umarım aynı yolda birlikte devam eder ve geçmişte defalarca yarım kalan hikayeye mutlu sonu ekleriz.

    bununla birlikte kendisinin dördüncü galatasaray dönemini başarılı buluyorum. ama kabul etmek gerekir ki yakın dönemdeki maçlarda özellikle ilk 11 seçimlerinde peş peşe hatalar yaparak benfica eşleşmesinde** ve akhisar maçında* çok kötü bir görüntü çizdi.

    kendisinin eleştiriyi hak ettiği konular var. bundan sonra da olacaktır. kendisi de insan sonuçta. ama kendisini kişilik olarak sevmeyip her açığında saldıran* kişilerin zamanında ahımız var diyenlerden olduğunu düşünmüyorum. bunlar gördüğüm kadarıyla ali koç'un türk futbolunu düzlüğe çıkaracak centilmen kişiliğe sahip olduğuna inanan, çarşı'nın takdir edilesi duruşa sahip bir taraftar grubu olduğunu düşünen, galatasaray'ın başında duygun yarsuvat gibi saygın kişilerin olması gerektiğini savunan ve taraftarlık kültürüyle uzaktan yakından ilgisi olmayan kişiler.
  • 19557
    ne yaparsa yapsın hiçbir zaman herkesi memnun edemeyecektir özellikle de hocayı reyisçi bir ak parti sevdalısı olarak kafalarında şekillendiren tatlı su solcularını...böyle bir kesim mi var demeyin evet var. bazı rakip takım taraftarları aleni şekilde kendisini buradan vururlar ama galatasaray taraftarı olanlar olumsuz bir durumda fırsat kollarlar.
    takımı şampiyonlar ligi'nde finale kalsa o gün finali kaybetsek sırf kendisini pek sevmediği için bu maç hocaya yazar diyecekler bile çıkar eminim bundan.

    bu başlık altında yarım saattir entry okuyorum. inanın günlere, haftalara göre o kadar çok değişen görüş var ki bu tutarsızlıkları gördükçe daralıyorum.
    bunu feghouli'nin sezonuluk performansına göre hocaya gelen eleştirileri şöyle bi hatrınıza getirdiğinizde siz de net görebilirsiniz.

    hatırlarsanız sezonun ilk birkaç maçında feghouli istenen performansı vermediği için taraftarlar doğal olarak huzursuz olmuştu. hoca bir iki maç daha ilk 11 oynatınca pek çok arkadaş fatih hoca'ya inatçı, egoist deme sezonunu açmıştı. sonra hoca feghouli'yi kenara aldı ve hatta bazı maçlarda 90'da oyuna soktuğu bile oldu o zaman da her kötü sonuçta 'takımda feghouli varsa o oynar' denilmeye başlandı hoca da bu eleştirilerden haftalar sonra akbaba sakatlanınca kendisini oynatmaya başladı ve iyi de performans aldı iyi performans alınca bu sefer de sezon başından beri oynatsaydı çok daha farklı durumda olurduk denildi ama ben dahil kimse bravo hocaya sahada yürüyen feghouli'yi adam etti demedik.
    yani kısacası bir insanı eleştirmek isterseniz illa bir şeyler bulursunuz ama sırf eleştirmek için da havada dört takla atmayın be kardeşim.

    elbette kendisi de insandır, hata da yapar, mükemmel değildir, asla eleştirilemez de değildir ama hoca kendi ağzıyla bize bir yıl sabredin bir yeniden yapılanmaya ihtiyacımız var demesine rağmen her kötü sonuçta veya her kötü oynadığımızda kendisine ağır şekilde giydirmeyi yanlış ve artniyetli buluyorum.
  • 19558
    2017-18 sezonunda galatasaray'a gelmemiş olsaydı, tudorla devam etmiş olsaydık o sezon şampiyon olamazdık. muhtemelen avrupa'dan da men cezası alırdık. 2018-19 sezonununda da şampiyonluk yarışında bu kadar iddialı olabilir miydik emin değilim. ali sam yen'den sonra 2. ya da 3. en büyük efsane imparator fatih terim'dir.
  • 19559
    türkiye'nin en başarılı ve galatasarayli teknik direktörü diyerek tanimimizi yapalım.

    kendisini çok severim, kirginligim falan olmadı bugüne kadar bundan sonra da olacağını düşünmüyorum.

    her galatasaray maçı sonrasında burada bir terim tartışması dönüyor, eleştiren ve savunan insanlar tarafından. herkes kendi bakış açısından madde madde yazıyor. geldiğinden bu yana 14 ay olmuş. bu 14 ay icerisinde, ndiaye ve fernando ikilisi ne güzel ikili derken, ndiaye gitmiş fernando sakatlanmış ve taraftar selçuk donk orta sahası ile napariz derken takımı bir şekilde şampiyonluğa taşımış.

    yaz döneminde stoper ve golcü istemis ikiside alinamadigindan sıkıntılı olarak lige başlamışiz. fenerbahçe maçına kadar 18 puan almisken o maç sonrası yaşananlardan dolayı cezalar olması gerekenden çok fazla verilmiş. sakatliklar baş göstermiş ve aleyhimize iki sağlam hakem hatası ile 4 puan gitmiş. taraftar olarak tüm bunların dışında biz ne oynuyoruz diyerek sözlükte fikirsel tartismalar da yapıldı.

    tekrardan sene başına dönersek;
    1. eren yerine onyekuru oynasın diye konusuldu denendi ve verim alınamadı.
    2. onyekuru ve rodriguez yer degistirsin dendi ama bu pek denenmedi.
    3. rize'ye fener'e 2 0 dan 2 2 maç verdik böyle şey mi olur dedik. cok iyi oynamsakta ligin ikinci yarısı oynayan takım ilk yarıda olsaydı o maçlar 2 2'ye donmezdi gibime geliyor.
    4. hoca bu takımın kondisyonu ne böyle diye sormuşuz ve devre arasında takıma italyan kondiyoner gelmiş. selçuk inan'i bile biraz düzeltmiş.
    5. takım çok kolay gol yiyor, her kafa topuna başkaları vuruyor demisiz. devre arası geleceğin kaptani denen serdar aziz'i gondermis ki sırf egosu için yaptığı bile konuşulmuş. ilk transfer marcao geldiğinde, geldiği kulüpten verilen bonservise kadar saçma sapan eleştirilmiş. ozan ve maicon ile birlikte 4 stoperden 3 tanesini yollayıp iki adam almisiz ve suan da herkes sol frame de bu ikilinin ne güzel ikili olduğunu konuşuyor.
    6. duran topları kötü kullanıyoruz ama bu selçuk inan'in çöküşü ve sneijder'in gitmesinden sonra duran top kullanmayı bilen birinin takımda olmamasından kaynaklanıyor.
    7. gençleri oynatmiyor deniyor ama oynayacak futbolcu formayı alır ben ona inanan birisi olduğum için bu konuda hiç eleştiri yapmadım.
    8.takimda bir değişim var ve yazın yapılacak orta saha ve bek transferleri ile tamamlanacağını ve özlenen futbolun geleceğini düşünüyorum.

    tüm bu düşüncelerimin sonucunda ben terime güveniyorum ve bu orta saha oyuncusu profilinden net bir oyun çıkma imkanının olmadığına inanıyorum.
  • 19560
    şu an dünyanın en iyi hocalarının oynattığı sistemleri daha 90'lı yılların sonunda oynatan devrimci hoca. ama işte adına gegenpressing deyince havalı oluyor da topun olduğu yerde baskı deyince pek olmuyor.

    dünyada futbol yıldız oyuncunların ayaklarına bakarak oynanırken kendisi çatır çatır işleyen sistem kurmuştu. o sayede çoğu türk futbolcudan oluşan kadro ile real madrid'e, juventus'a falan kafa tutuyordu.
  • 19564
    formda teknik direktördür. fatih terim dördüncü gelişinde etrafına genç ve dinamik bir ekip topladı mı? topladı. peki bu ekiple etkileşim halinde mi? evet. transferden takımın çalışmasında herhangi bir konuda hatada ısrar yapıyor mu? hayır. benim gördüğüm fatih terim ilk dört yılı da dahil en formda olduğu dönem bu gelişi. gelip elinde bulduğu kadroyu şampiyon yaptı. bir kısmını yazın bir kısmını şubat'ta sattı. ffp nedeniyle transferde kısıtlama var. bir kısmını şimdi aldı. kalanını yaz transfer sezonunda yapacağım dedi. ilk görevinde ulaşılan en büyük başarı dördüncü yılın ikinci yarısı geldi. ben hocaya inanıyorum. teknik konuları teknik ekibe bırakıyorum. taraftarım ben, bazı arkadaşların bildiği kadarıyla biz bilemiyoruz. ancak fatih terim, hasan şaş, taffarel, necati, elmander vs bunlar bu işi bilmiyor, siz biliyorsunuz. tabii tabii.
  • 19566
    2019 2020 sezonunda gönlündeki kadroyu oluşturarak daha güçlü daha mücadeleci ve gözlerimizin pasını silecek takımı oluşturacağına inandığım efsanemizdir. 2018 2019 sezonunun ikinci yarısında defans hattıyla başlayan değişim ndiaye ve onyekuru yerine yapılacak hamlelerle devam edecek ve de olası ekstra satışlardan yeni isimler formamızı terletecektir. bu sefer hocamızın sonuç ne olursa olsun uzun yıllar başımızda kalmasını diliyorum. inanıyorum ki çok büyük başarılar istikrar ve bir bütün olan galatasaray ailesiyle gelecek. seviyoruz seni hocam.
  • 19567
    gelecek sezon yapmasını umduğum bir kaç şey olan hocamız.
    1- herşeyden evvel abin gelip, süleyman çakır'ın elini öpüp, kesi..... pardon o değildi. 2 tane box to box orta saha aldırması.
    2- mariano ve nagatomo ikilisinden saha genç bir ikili bulması. ki bence emre taşdemir hali hazırda işlenebilir.
    3- kanatlara 2 tane merkez orta saha özelliği de olan oyuncu yerleştirmesi.
    4- forvet bölgesine 9,5 numara diye tabir ettiğimiz necativari bir oyuncu bulması.

    öyle kanada pırpır oyuncu koyayım, forvete statik adamlarla sonuca gideyim derse geçmiş olsun.
  • 19568
    https://pbs.twimg.com/...=jpg&name=medium

    * 1996-97 sezonunda 3-5-2 ile şampiyona olmuş…

    * 1997-98 sezonunda yine 3-5-2 ile başlamış, kötü gidişin ardından o meşhur klassis kampı sonrası 4-4-2’ye geçmiş ama 3-5-2’ye olan inancını korumuş

    * 1998-99 sezonunda 4-4-2’ye geçiş yapıp, arif’in sağlık durumuna göre şekillenen ilk 11’ine gegenpressing ile kazanılan her top ile dikine hücum etmeyi öğütlemiş, arif varsa 4-4-2 yoksa 4-4-1-1 ile hücumda 2-5-3’e evrilmiş. şampiyonlar liginde 4-4-1-1’i korumaya özen göstermiş

    * 99-2000 sezonunda aynı düzeni korumuş yeri gelmiş chelsea deplasmanına capone -popescu tandemi ile çıkmış yeri gelmiş hasan şaş - okan buruk kanatları ile (emre çolak - engin baytar ikilisi gibi) asimetrik oynamış, yer gelmiş meşhur fenerbahçe (johanson’un frikik golü ile 1-0 biten meşhur maç) maçındaki gibi 3-5-2 çıkmış, zemine, rakibe göre pozisyon almış, rakibin kalabalık bir orta sahası varsa ve hücum olarak iyi değilse 3-5-2, avrupadaki rakiplere karşı 4-5-1 ama çoğunlukla 4-4-1-1 kullanmış.

    * fiorentina ve milan döneminde 4-3-1-2, 4-4-2, 3-5-2’yi kullanmaya devam etmiş, çift forvetten vazgeçmemiş, orta sahasını ve defansını rakibe göre şekillendirmiş (günümüzdeki örneği bkz: mauricio pochettino) ve pres yapmış, etki etmeyeceğini düşündüğü maçlarda 4-4-1-1’ine güvenmiş…

    * milli takımda 2008’de tuncay şanlı’yı bir orta saha oyuncusu gibi kullanıp 4-3-3’e geçmiş tüm eleme maçlarını ise neredeyse 4-4-2 oynamış, kazanmaya ihtiyacı olan maçta semih ve nihat ile çıkmış ve bence semih milli takım performansı sonrası galatasaray’a 3. kez gelene kadar çift forvetten vazgeçmiş.

    * üçüncü gelişinde önce sabri’nin orta saha oynadığı (sonra lahm’ı benzer pozisyonda oynattı pep) bir düzenden elmander ve necati ateş'li 4-4-2’ye geçiş ve sonrasında yapılan hatalı transferler ile 4-3-3 ve 4-3-1-2 arasında gidip gelme ile geçen bir sezon… bruma’nın transferi ile tam olarak 4-3-3’e evrilme..

    ilave not : fatih terim çok büyük bir eğitimciydi. eğitimci teknik direktör yarışmacı teknik direktör olarak yapılan ayrımda hoca eğitimci yönü ağır basan taraftaydı. akdeniz oyunları şampiyonu takımı alıp, eğitip dünya futboluna sistem kazandırması da temelinde eğitimci özelliğinin fazla oluşuyla alakalıydı.

    onca başarıdan sonra hoca eğitimci yönünü geri plana atıp, yarışmacı yönünü öne çıkardı.
    arada, genç oyunculara karşı eğitimciliği devam etti ama genele yaymadı. hazır oyuncu beklentisi çok fazla arttı. bazı alışkanlıkları kazanmış 27-28 yaşındaki oyunculara yeni şeyler öğretmek kolay değil. o da uğraşmadı zaten... bence hocanın yarışmacı kimliğini geri plana atıp eğitimci kimliğini yeniden ilk sıraya koyması gerek.. ama o başka bir yazının konusu.

    veee günümüz…

    şimdi böyle bir kariyeri olan bir spor adamının onyekuru’ya olan saplantısını, asimetrik 4-1-4-1’in feghouli’nin remzi’*nin rolünü üstelendiği bir düzendeki ısrarını (asimetrik düzene lafım yok ancak onyekuru'nun varlığı onu işlevsiz kılıyor) anlamıyorum, anlamayacağımı. hayır bahsi geçen spor adamı capone - popescu tandemi ile stamford bridge’e çıkmış adam. tam anlamıyla bir taktik deha… neden? neden 4-3-3? diye sormadan alamıyorum kendimi.

    hocanın 2-5-3’e karşı kara sevdalı olduğunu anlatmaya gerek duymuyorum ama her başarılı 2-5-3 denemesinin arkasında hücum 3’lüsünün hiç bir zaman kanat forvetlerinden oluşmaması yatıyordu. ama hocam ısrarla o 3’lüyü kanat forveti yapamayı istedi durdu kariyeri boyunca. her seferinde hüsranla bitti o hikaye ve yine, yeniden kanat forvetli bir 2-5-3… ve yine işlemeyen sistem.. tarih gerçekten tekerrürden ibaret sanırım.

    bu şekilde işlemeyeceği çok açık. çünkü artık orta sahalar dunga gibi.. tugay gibi değil. eskiden bunlar çok özel oyuncuydu. şimdi merkez orta saha olup çift yönlü olamayanların yaşama şansı yok. eko sistem içinde anında evrimleşecek yada başkaları yaşasın diye kendilerini feda edecekler. galatasaray merkez orta sahası ndiaye ve belhanda ile aslında çift yönlü kısmına biraz uygun ama 3’lü orta saha için uygun değil.. bu yüzden 4-3-3 ısrarını anlayamıyorum ya zaten. çok bariz görünüyor sahada bu..

    http://gss.gs/skU.png

    half-space'lere adam girmediği için rakip defanslar kapandığında açamıyorsun. bunun en büyük sebebi de kanat oyuncularının merkeze girme konusunda hünersizliği. feghouli'nin teknik kapasitesi üst düzey olduğu için orada belhanda ile birlikte ikiye birler ile tehlike yaratabiliyorlar. hele birde rakibin bek savunması zayıf ise mariano'da katılınca o ikiliye bambaşka bir şey oluyor ama her rakibe karşı bu hareketler yemiyor.. çünkü, orada bira kaos var. hocanın kaosu kontrol altında tutmak istediği bir gerçek. henry onyekuru half-space alanına girmediği için hücumda şöyle bir sıkışmaya neden oluyor.

    http://gss.gs/BEB.png

    herkes statik olduğu içinde rakip sadece alanı savunması yeterli oluyor... üstüne üstük rakibi enine boyunu uzatamadığınız için sıkışık kalıyor. birde şut tehdidi olmayınca, çevir gazı yanmasın futbolu karşılıyor bizi. kontra atak yemeye çok müsait olduğumuzu da kaos kontrolü sırasında alana tam yerleşemediğimizi de belirtemeden geçmeyeyim.

    http://gss.gs/Ufp.png

    half-space'i kullanırsa kanat oyuncusu, bu sefer bek için alan açılıyor ve arka tarafta defansif orta saha ile birlikte 3 kişi ile savunma yapabildiği gibi rakibini enine boyunu uzatarak gol atmak için yeterli alana sahip olunabiliyor. henry bunu yapmadığı için biz half-space'leri kullanamadığımız gibi bekin bindirmesi sonrası o bölgede yapılacak tek bir hata, tek bir yanlış pas alana yerleşemediğimiz için gol tehlikesi ile karşı karşıya bırakıyor bizi... hem set hücumu, pas istasyonu gibi kavramalara uzak olduğumuz için, hemde pres yapabilecek bir takıma da sahip olmadığımız düşünüldüğünde 2-5-3 hülyası ile kendimizi ne kadar paralarsak paralayalım asla gerçekleştiremeyeceğiz. hele bu takımla mümkün değil.

    http://gss.gs/NHs.png (4-3-3 /4-4-1-1 alan ve adam paylaşımı)

    bu sezon kaybedilen tüm karşılaşmalarda neredeyse 4-4-1-1 ve türevlerine kaybetmiş bir takımın 4-3-3 ısrarı çok mantıklı gelmemekle birlikte iki yeni stoperin varlığı ile 2-5-3 oynamaya çalışan bir takımında, stoperlerin pas yetenekleri göz önüne alındığında merkez orta sahalarından şikayet etmesi çok şaşırtıcı. 2-5-3 oynarken yeterli olan merkez orta sahalar 4-4-2 veya 4-4-1-1 oynarken mi yetersiz kalıyor? böyle bir şey mümkün mü?

    hocamın aklının karışık olduğunu düşünmekle beraber yanlış yönlendirildiğini de düşünüyorum. deplasmandaki porto maçınında bu duruma etkisi olabilir. nihayetinde galatasaray'ın tek kurtuluşu oyunu kanatlardan kurarak half-space'leri etki kullanarak kapanan takımları açmak. zaten futbolu çirkinleştirmeden oynayan takımlara karşı alex ferguson'un kontra atak oyununu oynamak doğru bir bakış açısı olabilir. böyle olduğunda yani kontra atak oyununda (topun rakibe verildiği) onyerkuru'nun mantığını anlayabilirim ama zaten ayağını taç çizgisine basarak tüm alanın verimli kullanılmasına engel olan birinin kapalı savunmalara karşı ne gibi bir fark yaratacağını da merak ediyorum.

    http://gss.gs/0mK.png

    ısrarla dile getiriyorum ama oynanması gereken, gelecek sezonda oynanması gereken oyun grafikteki gibidir.
    4-4-1-1 üzerine emre'nin bir kaka, bir necati adasıyla hareket ettiği (oos değil ikinci forvet gibi yer aldığı), iki kanatta da oyun kurabilen oyuncuların olduğu merkezde iki baskılı (donk yerine iki ndiaye'de olabilir) orta saha oyuncusunun olduğu ve bunların görevinin tamamen ball-winnning olması gerektiği ve oyunun kanatlardan kurulmasının şart olduğu düzene dönmek şart oğlu şart. eğer 2-5-3 oynayacaksak önce uçurtmalardan kurtulmak, sonra sistemi iyice yedirmek, ondan sonrada 4-4-1-1'in üzerine 2-5-3'e evrimleşmek gerekiyor. ama pres yapmakta zorlanan adamlardan kurulu bir takıma, pres yapmadığı takdirde çok pozisyon vereceği bir diziliş ile sahaya sürüp "sayıların bir önemi yok önemli olan felsefe" derseniz olmaz.

    hocamın kafası bu yüzden karışık ... sevdasına dönmenin yollarını arıyor ancak, günümüz futbolu 2-5-3'ü kaldıracak gibi değil ki bunu 1 milyar euroluk takımlar zor oynuyor... bu gerçeği göz ardı etmeden hareket etmek gerekiyor gibi.. umarım bu hülyadan çabuk uyanır ve 4-4-1-1'e döneriz. emre akbaba'yı kanatlara atıp, ondan yüzde 60 verim alarak mutlu olacaksak o başka. ben ondan yüzde 100 verim almak isterim.. zone 14'de bu yüzden emre akbaba olmalı. her koşulda...
  • 19572
    semih kaya'nın bonservisini almak istiyorsa bir şartla içime siner bu transfer. bonservis ve maaşı cebinden ödeyecek ve 1 dakika bile süre vermeyecek. kiralık bir oyuncunun bugün oynanan maçtan sonra bonservisinin alınması kulüp adına anca böyle mantıklı olur. hocanın aynı ryan donk'taki gibi adam ederim düşüncesi ile kiralık aldığını ama performansından sonra güle güle diyeceğini umut ediyorum. bugün oynanan maç;

    (bkz: 27 şubat 2019 hatayspor galatasaray maçı)
  • 19574
    27 şubat 2019 hatayspor galatasaray maçından sonra hakem sebebiyle, ceza almayacak şekilde konuşması gereken hocamız.

    bu periyotta ceza almamalısın hocam. dikkat et lütfen.

    ayrıca hoca da zaten kadronun içler acısı olduğunun farkında emin olun ama 2-0'ın rövanşında da br alt lig takımına karşı da christian luyindama teixeira marcao ikilisini mi oynatsın? bu adamlara şurada bir şey olsa 4 gün sonra erzurum'da* ne yapacağız?
  • 19575
    27 şubat hatay galatasaray maçı sonucunda elendik mi hayır. 2 0 olana kadar kötü mü oynadik hayır. 60. dakikadan sonra her teknik direktörün yapacağı değişiklikleri yapmış. sahada ki oyuncular 2 0 olunca 5 yiyecek halimiz yok ya diye yatisa geçmiş. hocalık ne durum var burda. puan maçı değil sonuçta. biz real madrid'e karşı dönüş yaparken iyi de hatay kendi seyircisi önünde bize karşı dönüş yapınca niye problem. bir kaç futbolcusu dışında yedek kadro ile gidilmiş bir maçtan bahsediyoruz. iki penaltı, kalecinin büyük hatası ile maç farklı bir şekle büründü. 4 2 den sonra işin ciddiyetini anlayan oyuncularda son 10 dakika pozisyon vermeden maçı bitirdi. futbolun güzelliği burda.