• 15406
    savunma oyuncularımıza kalecimiz müsait olsa dahi geriye pas atmamız gerektiğini tembihlemiş galiba. bugün carasso birçok pozisyonda müsait olmasına rağmen hiç risk almadan topu ya ileri vurdular ya da taca attılar. :) carasso'da tüm topları ileri vurdu, ama dam dum değil tabii. ileri uçtaki en müsait oyuncumuza doğru, görerek.
    (bkz: 12 şubat 2018 galatasaray antalyaspor maçı)
  • 15408
    bazı arkadaşlar idrak sorunu yaşıyor ama mevcut takımı kendi kurmamış olan teknik direktör. kendi elleriyle yaratacağımtakımı allah ömür ve sağlık verirse seneye izleyebilirsiniz.

    öyle bir taraftar güruhu var ki etrafında basınmış, federasyonmuş falan bu kadar zarar veremez. adam kaybediyor saldırıya uğruyor, kazanıyor neden 3-0 kazandı da 5-0 kazanmadı diye eleştiriliyor. belhanda'yı oynatmıyor çarmıha geriliyor, oynatıyor neden oynattı diye eleştiriliyor.

    bu arkadaşlardan rica ediyorum, allah aşkına gidin fanboyluğunuzu split'te falan yapın.
  • 15412
    "herşeyi ben bilirim" veya " ben yaparsam olur" tarzında bir yaklaşımı olmadığını kanıtladığını düşündüğüm hocamız. selçuk, yasin, hakan balta banko oynar dediler. bu maçta yasini*, geçen maçta selçuğu kesti. formsuz marianoyu bile kesti. mevcut kadroda kimden nasıl fayda alabilecekse sahaya o kadroyla çıkmaktadır. evlatçılık dendi, öyle olsa serdar azizi yedek bırakıp denayeri oynatmazdı. ya da ahmet çalığı kupa maçında da olsa görürdük. kendisi göreve 5-6 maç erken gelmiş olsaydı şu anda ligde ikinci kim olacak onu tartışıyor olurduk. fatih terimi sevmeyenlerimiz olabilir ama bazı şeyleri de görmezden gelmek kendisine haksızlık olur.
  • 15413
    maçı* yarım saatte bitirip oynayarak defans yapan bir oyun oynatan hoca. kendisi zaten rakibi rezil etmeyi pek sevmez. yine öyle oldu. maçı koparıp geriye yaslanmayarak takıma defans yaptırdı.

    tabii bir farkla önde olup takıma 90 dakika pres yaptırmak da bir seçenek ama yoğun fikstürde futbolcuların bünyelerine fazla yüklenmeyerek iş yapmak büyük başarı. 3. döneminde de hep atalım isterdim ama hep tutardı takımı. o zaman da yorulmadan, az sakatla ilerlerdik yine öyle olur inş.
  • 15415
    kendisine ahı olanlar içinde olan beni, galatasaray aşkı ile yeniden kendine ısındıran hocamız.

    itiraf ediyorum, çok kızdım sana hocam o zaman.. sadece sana değil ünal aysal’a da.. galatasaray düşmanlarının kurmuş olduğu tuzağa düştüğünüz için, galatasaray menfaatlerini unutup galatasaray’a zarar verdiğiniz için.. ama en çok sana kızdım hocam, çünkü zamanında taparcasına sevdiğim için..

    yine itiraf ediyorum tudorla galatasarayımız başarılı olsun, gelme istedim.. galatasaray sensiz de başarılı olsun istedim.. çünkü yediremedim onlara gitmeni..

    ama yine anladım ki, ismin bu camia için o kadar önemli ki, tudor gidip mourinho gelse ilk beraberlikte yine ismin anılacak. bir yanım kızsa da yine de ben de ismini andım başka çaremiz yok diye..

    bir kez daha itiraf ediyorum, saha kenarındaki duruşunu, oynattığın futbolu, galatasaray’a sahip çıkışını gerçekten özlemişim.. 4.kez geldiğin dakikadan beri bunu hissediyorum

    hocam o ahların hepsini unutmaya başladım, tamamen unutmayı çok istiyorum.. yeterki sen bu zor zamanda geldiğin gibi, bu takıma sahip çıkmaya devam et... bu takımın menfaatinden başka birşey düşünmeden bizi yeniden şampiyonluklara taşı.. en önemli varlığımızın galatasaray olduğunu unutmadan, gerekirse o saçlarını yine yana tarayarak o senin de hayalin olan ortak hayalimizi yaşat bize.. o zaman tekrardan mırıldanmaya başladığım imparatoru bağıra çağıra söylemeye başlıyım.. lütfen hocam bu kez tamamla tüm eksikliklerimizi, bu sene şampiyon olmakla başlayarak..
  • 15416
    allah biliyor ya, fiorentina için bizi terkedip gittiğinden beri hiç affedemedim. sanki saç kesimini değiştirip, arkaya doğru italyanlar gibi taramaya başladığı an bizim fatihimiz olmaktan çıktı. 2. ve 3. gelişlerinde de içimde hep bir burukluk olmasına gene de bağrıma basıp 9 maç ceza aldığında facebook profil resmimi bile onunkiyle değiştirdim (bkz: 6 nisan 2013 mersin idmanyurdu galatasaray maçı). ancak son gidişiyle, gidişiyle demeyeyim de, gidiş biçimi ve gittiği yerle birlikte gönül bağım tamamen koptu. gene de duygulardan bağımsız, soğuk mantıkla bakmaya çalıştığımda, içinde bulunduğumuz şartlarda, onun teknik yönetiminden başka çıkar yol göremiyorum maalesef.
  • 15417
    çok büyük teknik direktör.. çok büyük..

    şöyle başlamakta yarar var.

    hoca, büyük bir galatasaray'lı olmasa bu takımı asla sezon ortasında almazdı. çünkü söylenenin ve düşünelinenin aksine kadro yapısı hocaya hiç uymayan oyunculardna kurulu..

    biraz teknik detayın bol olacağı bir yazı olacak, şimdiden okuyanların kanattığım gözleri için peşinen özür diliyorum...
    fatih terim'in nasıl bir oyun yapısı vardır, ne tür oyuncular sever ona bakmak lazım önce...

    kaleciden başlayalım;

    hocanın latin sevdiğini bilmeyen yoktur. kalede de bir latin var. biraz formu düşük. bunun sebebi nedir? açıkçası ben çocuğa bağlıyorum. sanırım uyutmuyor. yorgun, bu üzden odaklanmakta sorun yaşıyor. yoksa arka direğe bir oyuncu koymayı akıl edemeyecek bir adam değil muslera. ayağı da eskisi kadar net değil. bununda odaklanma ile ilgili olduğuna eminim...

    hoca beklerin ikisinden hadi orta saha tabiri ile söyleyelim box to box olmasını ister. biri aşırı hızlı diğerinin ise oyun kurmayı bilen olması gereklidir. genelde sağ tarafı oyun kuran, sol tarafı hızlı ve taş gibi bekler ile donatır. sol ayaklı ise solda, sağ ayaklı ise sağda oynatmayı sevdiğini söylememe gerek yok sanırım..

    bu beklerin birinin mutlaka ters kademeye girmesini, rakibe göre de ileri çıkan bir bek olduğunda diğerinin hücuma sadece gölge olmasını ister. çünkü, çıkarken topu kaptırırsa takım, oyunu kanatlara genişletmeye çalışan rakibin ilk döneceği yerin kalabalık olan sağ kanat değil sol kanat olacağını hesaplar ve orada daima bir fazla olmayı ister. ama rakibin kanat oyuncularına bir önlem almadıysa "allah ne verdiyese" yardırır iki bekte.

    peki elimizdekiler böyle mi?

    mariano oyun kuran bir bek ama ters kademesi yok. üzgünüm.. sevilla beklerinin ters kademesi zaten olmaz. tüm bekleri hücumcudur. kademe anlayışı fabrika ayalarında yoktur, sonradan update'ler ile yüklenir. mariano'da da bu yok ne yazık ki? peki linnes'te evet var ama linnes'teki sorunda çabuk dağılması. sürekli oynamadığı için bir özgüven eksikliği mevcut (birde bizim taraftarın şımarıklığı var. en basit hatada "kovun, yok edin" filan demeye başladılar. eskiden futboldan anlardı bizimkiler..). bu da birazcık korkarak oynmasını, ya hata yaparsamn diye düşünmesine neden oluyor. yoksa ayağı son derece düzgün bir adam linnes.

    sol ise felaket. nagatomo, bir hücum beki. bindirmerli iyidir ama kısa boyu yüzünden ters kademede sorun yaşatır. mesela, ben rakip olsam atağı galatasaray'ın sağ kanatından geliştirir, galatasaray'ın soluna da 1.85 ve üzeri birini koyar hızlı çıktığı her atakta topu nagatomo'nun olduğu bölüme atar arkadan gelen adama hava topu pozisyonu yaratırdım. mutlaka biri gol olurdu.

    lato ise ne yazık ki kapasitesi bu. konya'da, antalya'da ne bileyim sivas'ta iş yapar ama bizde yapmaz. yabancı kontenjanını kullanmak yerine oraya türk bir rotasyon oyuncusu almak daha mantıklı.

    yani bakıldığında hocanın bek rotasyonu istediği gibi değil. en azından sol kanat için. sağda idare eder diyelim.
    stoperler;

    birinin ayağı mutlaka iyi olacak. çünkü hoca 8 numara tabanlı bir oyun sever. on numara'yı serbest bırakır (bizde şu anda bir on numara yok ama olsaydı öyle olacaktı. biraz belhanda belki.. oraya daha sonra gelicem). çünkü, onun dünyasında on numara ne yapacağı söylenmeyecek adam demektir. onun işi yaratıcılıktır. böyle bir adam ister. ama konumuz bu değildi. stoperlerin birinin ayağının iyi olması neden elzem? çünkü sistemin bug'ı 8 numara. ona yapılan her baskı, sorun yaratır. stoperin önemi burada ortaya çıkıyor. o stoperlerinden birinin mutlaka false 8 olmasını ister.

    böylece baskı yediğinde 8 numaranın stopere döndüğünde topu rahatça oyun kuralabilir. (filipescu, popescu, ufa ve maicon) evet bir false 8'i var savunmada. bu stoperin aynı zamanda lider özellikte olması gerekir. bu da maicon'da var. onun yanına hızlı, atik ve de atletik bir stoper koyar. sol stoperin özellikleri budur. onun görevi takım boyu 35 metre'ye çekildiğinde defansın arkasına atılacak (ister sağ, isters sol) her topu kesmektir. hızını, atletik yapısını kullanmalıdır. (denayer gibi)
    serdar, kısmen sağlar ama denayer aradığı stoperdir. sol stoperin başka görevi yoktur. süpürücüdür...

    defansif orta saha ;
    hocanın çapa lafını sevmediğini bilen bilr. sebebi ise çapa dedikleri defansif orta saha oyuncuları 6 numaraları diğer meslektaşlarından farklı kullanmasından dolayıdır. diğerleri takımı belli bir alanda tutması ve dengeyi kurması için kullanırken o 8 numaraya yardım eden bir oyuncu ister. savunma değil sadece aynı zamanda hücum etmesini de ister. bu yüzden melo, fernando gibi oyuncular onun için olmazsa olmazdır. bu oyunculardan istediği diğer bir şey ise takım boyu kısaldığında iki stoper'in arasına girip üçlemesidir. böylece süpürücü stoper işini yapamadığı durumlarda savunma eksik yakalanmaz.
    oyunun yönünü değiştirmesini de bekler çünkü sıkışan oyunu açmanın yolu bu'dur. 70 metrelik diagonal pasları iyi atan oyuncular ister. özellikle ters tarafa.

    ve 8 numara...

    fatih terim'in sisteminin olmazsa olmazı!!! 8 numara dediğiniz adam dünyanın diğer tüm takımlarında defans ile hücum arasındaki bağı kuran, ayağı iyi, koşan, top kazanan adamlardır. ama fatih terim'in sisteminde false 10'dur. on numaranın yapması gereken tüm görevleri yaparlar. yaratıcı olurlar, orta saha çizgisinden ara pası düşünürler, ceza sahası çevresinde şutördürler, 6 numaranın açıklarını kapatırlar. oyunu kuramadıkları zaman stoperine dönüp, alanı açarlar... on numaradan beklediğiniz her şeyi yaparlar. işte galatasaray'ın kadrosunun fatih hocaya uymama sebebi... sekiz numarasının olmaması..
    tudor, bu takımı kuraraken 4-2-3-1 olarak kurdu.. ama merkez tandemini bir 6, bir de 6,5 numara kullanarak oluşturdu. bunun sebebi, tudor'un takımdan beklentisi öndeki 6 oyuncu ile baskı yapmaktı. bu yüzden ayağı fene olmayan n'diaye'yi aldı, fernando'nun yanına. böylece merkez tandemi sertleşti ama yaratıcılığı azaldı. onu da belhanda'nın sırtına yükledi. sonuçta favre'de böyle yapmıştı ve belhanda oyunu taşıyabilmişti. fransa ligi ile türkiye ligi arasındaki fark burada oyunun daha sert oynanmasıydı.

    merkez tandemi bu sertliğe cevap verdi ama belhanda veremedi. n'diaye satılıncada tandem çöktü. elindeki orta saha rotasayonu, belhanda (8,5), selçuk (formsuz 8), fernando (sakat 6), tolga (ne 6, ne 8) ve iki yıldır adam gibi maça çıkmamış donk (6,5) şekline büründü.

    belhanda, saatli bomba (barış denen hakem müsvettesinin şovu yüzünden atıldı ama durması gerektiği yeri bilmesi gereken biri) selçuk eski selçuk değil 3 yıldır tam olarak oynamadı. fernando sakat, tolga sol iç oynasa daha verimli olacak gibi ve donk.. alıcısı olmadığı için satılamayan, tudor tarafından kadro dışı bırakılmış, fiziğe bakınca tam bir 6 numara ama kafa olarak odaklanma problemi yaşan bir oyuncu.

    hoca bu yüzden ne alametifarikası olan 4-4-2 asimetrik oynayabiliyor ne de deplasmanlarda çokça kullandığı 4-1-4-1 kullanabiliyor. 4-2-3-1'e devam ediyor ki hiç sevmez...

    net bir 8 numara olmadığı (n'diaye'de olsa net bir 8 numara değildi ama rotasyon için son derece gerekliydi) için elinde, bunun yerine tudor'un kurduğu düzeni kendi felsefesine göre şekil veriyor sadece. feghouli'nin kilo fazlalığı (en az iki) belhanda'nın zihinsel olarak kopabilmesi, onu zorluyor.. feghouli'den istediğini alabilmiş değil. bu tip oyuncular için sezon öncesi kampı çok önemli. feghouli bunu kaçırdı ve şu anda toparlayabilmiş değil. çünkü, eğer yükleme yaparsanız sakatlanır. bu yüzden düzenli yükleme yapıyorlar ki feghouli'nin vücudu henüz cevap vermiş değil.

    ayrıca, hoca gomis tarzı oyuncuları sevmez.

    sezon sonunda da izin verecektir gitmesine çünkü gomis gibi oyuncular döner vurur. ama o sırada en az 5 oyuncu ceza sahası ve çevresindedir. eğer pozisyonu biteremezse forvet eksik yakalanabilir takım. bu yüzden merkez forvetin sırtı dönük oynamasını seven, alan açan, asist yapan, boş ise dönüp vuran oyuncu ise sever.. gomis ise alıp dönmeye ve gol yapmaya odaklı. pas atmak, asist yapmak, duvar olmak değil derdi. bu kötü oyuncu demek değil kesinlikle ama eren formda olsa gomis yedek soyunur...

    kulübe de ise sinan etkin olsa belki bir şeyler değişir ama o da zor. hocanın elinde şu anda 13-14 oyuncu var ve iki kulvarda da devam etmeye çalışıyor. beşiktaş, başakşehir gibi bol malzeme yok elinde ve şampiyon olursa felsefesi ile olacak çünkü ne sistem onun, ne de takım... çok büyük hoca demiştim, sezon sonunda muhtemelen heykeli dikilse ali sami yen'e yetmez... öyle bir sezon geçiriyor şu anda.

    kısacası, hoca sahaya sürdüğü kadroda ki tüm mevkiler de sadece 3 ya da 4 tanesi tam istediği gibi oyunculardan kurulu. kalan tüm mevkiler ona ters gelen ya da tam olarak istediği gibi olmayan oyunculardan kurulu...

    son olarak tüm bu sorunların yanına bir de yanlı, taraflı ve de sorunlu bir federasyonu ekle.. işte fatih terim effect böyle bir şey.
  • 15418
    hocam ben ve benim gibi, burda sonsuza kadar arkanda duracak seni asla ite köpeğe yedirmeyecek ama belki içinde sana karşı hep bi kırgınlık yaşayan adamlar var ve olacaktır. sana ne kadar kırgın olsakta, bu kırgınlığın sebebi sana olan büyük sevgimizdir. ben son gidişinden sonra 4. gelişini helalleşmek için gelmene yordum ki benim hakkım sana ne kadar kırgın olsam da helal olsun. gel bize şu şampiyonlar ligi kupasını getirmeden gitme bu sefer. 2-3-4-5 sene her ne ise. sabırla devam edelim. bu kupa (şampiyonlar ligi) hedef ise amaç türk olmayan her takımı yenip kupayı almak ise bunu bize yaşatacak adam sensin. gel helalleşelim hocam. al şu sevdiğiminin kupasını ver helalliğini.. ama unutma.. veremesen de hakkımız sana helaldir..
  • 15419
    gelişinden önce bizim ona ihtiyacımız olduğu kadar onun da bize ihtiyacı olan teknik direktörümüz, yaşayan efsanemiz. milli takımda o da çok yıpranmıştı ve medyadaki ağırlığını da kaybetme noktasına gelmişti. kendisinin o düştüğü durumda tekrardan kendini gösterebileceği yer tabi ki yuvası galatasaray olacaktı. iki tarafın da daha fazla seçme, direnme şansı yoktu ve birliktelik de çok geçmeden gerçekleşti.
  • 15420
    fatih terim her ne kadar çaktırmasa da, geldiği bu 4.dönemde daha hırslıdır. çaktırmamasının sebebi malum, federasyonla olan problemleri. federasyona fırsat vermemek adına bazı şeyleri içinde yaşıyor. çünkü biliyor ki; en ufak fırsatta federasyon fatih terim'i ve galatasaray'ı yıpratacak yaptırımları yapmaktan hiç çekinmeyecek. sakinliğinin sebebi budur ve sakin kalması da bizim ve kendisi açısından elzemdir.

    yıllarca egoist dediler, bencil dediler, tükürdüğünü yalamaz dediler ama dönüpte bir bakın çevrenize... fatih terimin 10'da 1'i kadar başarılı olamayan şenol güneş'in üst üste 2 şampiyonluk kazandıktan sonra artan kibrine, egosuna bir bakın. fatih terim teknik direktörlük kariyerinde birçok kupa kazandı, bırakın azcık egosu olsun. en azından şenol güneş gibi ufak başarıları büyütmeye, kendini büyük göstermeye çalışmıyor, hatası varsa kabul ediyor, suçu maç fikstürüne veya hakemlere atmıyor.
  • 15421
    metin oktaya yetisememis benim gibi taraftarlarin gordugu en buyuk galatasaray efsanesidir. bizlere cocuklugumuzda yasattigi basarilardan buyuk hocaligindan da ziyade gercek bir galatasaraylidir, bununla ovunur. hicbir sey begenmeyen taraftarimizin buyuk bolumunun kayitsiz sartsiz guvendigi de tek isimdir.

    2017 2018 sezonunda eksik ortasaha rotasyonumuzla, 21. hafta itibari ile lider olmamiza ragmen, isimizin cok zor oldugunu, rakip takim kadrolarinin bizden daha genis oldugunu ve son haftalardaki oyunumuzun da cok ustun olmadini dusunuyorum. ama mutlu son gelirse kendisi sayesinde gelecektir.
  • 15422
    türk futbolunun ve galatasaray'ımızın yaşayan efsanesi.

    türk futbol tarihinde bir kişi daha gösterin ki fatih terim'inki kadar başarıya imza atmış olsun.

    bugün gerek takımının başında vazifesine devam eden türk pasaportlu teknik direktörleri**, gerekse faal olarak teknik direktörlük yapmayan fakat geçmişte görev yapmış ve hala görev yapmaya hazır türk teknik direktörleri ** ele aldığımızda kendisi kadar zeki birine rastlayabilirsiniz. yine kendisi kadar çalışkan birine de rastlayabilirsiniz. kendisi kadar futbolu sevene de rastlayabilirsiniz. belki kendisi kadar vizyonluya veya kendisi kadar taktik bilgisi yüksek bir teknik direktöre de rastlayabilirsiniz. fakat kendisi kadar başarılı bir teknik direktöre rastlayamazsınız. bunun sebebi ise yukarıda saydığım vasıflardan her birini çok üst düzeyde olmasa da yeterli düzeyde haiz olmasıdır. iyi ve başarılı bir teknik direktör olabilmek için tek başına zeki biri olmak veya teknik taktik bilgisine sahip olmak maalesef yetmiyor. önemli olan birden fazla elzem özelliği yeterli seviyede bünyede barındırabilmektir. işte fatih hoca buna en güzel örnektir.
  • 15423
    başarıları bir tarafa, en olumsuz özelliklerinden birisi kadrolaşma politikasıdır.

    kendi yandaşlarını göreve getiren politik parti gibi o da sevdiği insanları, galatasarayın geleceğine ne kadar hizmet edecekleri şüpheli bir şekilde makamlara getiriyor.

    kendinden sonraki sistemi kurmayı düşünmüyor, tam tersine, kendisi olmazsa çalışmayacak, felç olacak bir kadro yaratıyor. ondan sonra ümit davala'dan iyi bir hoca çıkacağını düşünen var mı? yok. hasan şaşın takıma herhangi birşey kattığını düşünen, agresiflik ötesi manyakca hareketlerinden rahatsız olmayan? yok.

    altyapıya (belki alman), bu işin uzmanı, uzun süreli bir ekol oluşturacak isimleri getirmek varken necati ve gökhan isimleri kaç kişiyi tatmin ediyor? beni değil.
  • 15425
    https://www.youtube.com/watch?v=sdYkZ1FISWc

    videoda pozisyon kaçtıktan sonra arkasına dönüp 'belhanda şurada var ya vurmuyor. ver pası gitsin, ver pası gitsin' diyor. sezon başından beri belhanda'da gördüğümüz sıkıntıyı hocamız da farketmiş. eminim bu konuya el atacaktır.

    pozisyon geçtikten sonra kaleci topu eliyle sağ bek bölgesine atıyor. rodrigues topa doğru hızlıca koşmayınca fatih terim'in 'koşsana olum, koş lan' tarzı hareketleriyle rodrigues'i harekelendirmesi de baya komikmiş.*

    edit: imla