resim
Fatih Terim
Görev:Teknik Direktör
Takım:-
Yaş:72
Uyruk:Türkiye
  • 9301
    ekşi'de okudum. tamamı duygularımın tamamını yansıtıyor. izninizle paylaşıyorum.

    --- alıntı ---
    öyle bir algı yaratılıyor ki bunlara göre kendisine milli takım teklif edilince kendisi "yok sağolun, milli takım şereftir ama galatasaray'ı yarı yolda bırakamam, hem şike aklayıcısı bir adamın olduğu yerde de rahatça çalışamam. zaten onlarca kameranın önünde söz verdim o adamla ilgili söyleyeceklerim var diye. onları söylemeden onunla çalışırsam insanlar bana ne der? peki çok sıkışıldıysa milli göreve el uzatmamak olmaz, camiamız izin verirse bu 4 maç için geleyim ama siz de planınızı sonraki dönem için bensiz yapın." gibi bir cevap verdi ama ünal aysal zorla milli takıma iteledi.

    konu terim olunca üç maymun'dan ikisini oynamaktan vazgeçmeyenler için tekrar yazalım şuraya. gözlerinizi, kulaklarınızı kapayın. görmeyin, duymayın ama konuşmaya devam edin siz yine.

    --- spoiler ---

    "fatih hoca bizde kalmak istediğini ama 4 maçlık bizden izin istedi. biz de tff'ye sadece 4 maçlık, hiçbir bedel istemeden çalışabileceklerini söyledik. sayın demirören bana, "ama biz böyle konuşmamıştık. ben bir daha düşüneyim" dedi. ben de konuyu kapatıp tatile çıktım. gider gitmez televizyonu açtım. karşımda imza törenini, önlerinde kontratlar, takım elbiseler... bu manzarayla karşılaştım. bu olayları en son duymak beni üzdü galatasaray başkanı olarak. lütfi arıboğan bir gün evel florya'ya gitti. fatih hocaya gelin konuşalım dedik. o an müsait olmadığını ama asistanıyla konuşabileceğimizi söyledi. ben de yönetim kuruluna bunu aynen ilettim. çıkan karar malumunuzdur."

    --- spoiler ---

    ama siz hala terim'e tapın . "o galatasaray'ı herşeyden çok sever" yalanına öyle bir sarılmışsınız ki, bunları görmezden gelmeye, yine "yuvasına dönecek imparator" diye goygoy yapmaya devam edeceksiniz. he yuvası görüyor burayı he. hazır başkan o dillere destan egosunu da "eleman" diyerek zedelemişken, bir adet hırsız ve bir adet tüpçünün ricası için camiasını satmıştır. açın şu gözlerinizi artık ta iyi okuyun olanları.

    ama kime anlatıyorsun ki. bir tayyipçiler, iki azizciler, üç te bu terimciler amk.

    --- alıntı ---
  • 9304
    http://s1.directupload.net/.../120222/usie64wh.swf

    su videoyu gorunce icimi bir karamsarlik kapladi.

    kim istemezdi bugun, 1 ekim 2014 arsenal galatasaray maci'na kulubede seninle, videodaki hirsinla, en ufak korku, suphe duymadan ''bam bam bam'' basmaya cikalim...her yerde basalim pres yapalim, saldiralim...

    neler yapmis olsan da, bir daha kulupten iceri alinmaman gerektigini dusunsem de su videoyu gormek ozlettiriyor seni
  • 9306
    hocayı kovduk italyan köylülerinin elinde maskara olduk. o italyan köylüleri taktik deha olarak lanse edildi hoca ise gazla futbol oynatan kabadayı olarak. güzel ülkemin futbol anlayışı da bu yapacak bir şey yok. galatasaray'ın bugünkü halinden hocayı kovanlar değil yine hoca sorumlu olarak gösteriliyor. hocayı kovan efsane başkan hoca ise galatasaray'ı satan kişi. efsane başkan yarın bırakıyor. galatasaray'ın nereye gittiğinin farkında. hoca ise en kötü zamanlarda elini taşın altına koydu daima. neyse hocam belki başka bir yaşamda...
  • 9311
    bügun rüyamda gördügüm hocamızdır. rüyamda hocam dedim keske gitmeseydin , seni kovmasalardı . beraber sarıldık. sanki 40 yıldır babamı görmemis gibi heyecanlandım karsısında ,ağladım aglayacagım, melo'yu da yollayacaklar uygur dedi sonra dayanamadım aglamaya basladım. sonra rüya bitti. fatih hocayı gördüm diye rüya mıydı yoksa melo gidicek dedigi için kabus mu bilemedim.
  • 9318
    eminim ki şu anki halimize kıs kıs gülüp geçiyordur. bir kısım taraftarın anlamadığı şey şu: kendisi kaptanken, her şey yolunda ilerliyorken gemi su almaya başlamıştı. kötü giden gemiyi ilk kendisi terk ettiğinden *, kendisinden sonra hiçbir şeyden haberi olmayan kaptanlara kötü gidişatın hesabı soruldu. bizim saf tayfalar da şu anki kaptanına gönül vereceğine gemisini satan kaptanına özlem duyuyorlar. anla artık şunu ''o senin artık kaptanın değil, karanlık tarafa geçti o, senle işi olmaz artık, milyonları cukkalıyor oturduğu yerde''.
  • 9321
    sahasında oynadığı son maçta 6 yedirmesine rağmen maçı kazandıracak oyunu oynatmıştır, korkakça değil adam gibi oynatmıştır, futbolcularına inandırmıştır. oyun olarak utanmayacağımız futbol oynatmıştır. bazen doğruyu yapsan da kaybedebilirsin demişti hamit. yanlış yaparak kazanmayı bekleyen bir hocamız varken kendisini küçümsemek bilgisizliktir.

    her yenilgi ve puan kaybı sonrası kendisinin başlığına yazılmasını sevmesem de bundan rahatsız olanlar ne kadar çok kaybettiğimizin, ne kadar az kazandığımızın farkındadır umarım. zamanında takım kazanınca başarı elde edince buraya gelip hocaya hakaret edenlerin şimdi bundan rahatsız olmasına şaşırıyorum. sen yaparken iyiydi değil mi kardeşim.
  • 9322
    ne zormuş efsanemiz demek. yıllarca kaptanlığını yaptığı takımın başına geçmiş sayısız başarılar kazanmış ve her insan gibi sayısız hataları olmuş diyebilmek ne zormuş.
    sevapları ile hatırlamak , yaşattığı mutlulukları hatırlayıp gururlanmak , arsenal finali sonrası o takım elbiseleriyle yere çömelmiş halindeki duygularını anlamaya çalışmak ne zormuş.
    her mağlubiyet sonrası isminin geçmesinin kendisine bile hakaret olduğunu algılayabilmek ne zormuş.
    egoları olduğunu kabullenmek ve kendisine benzer başarılar kazanan kim olsa aynı egolara sahip olabileceğini düşünmek ne zormuş.
    isminin her mağlubiyet sonrası zikredilmesi ne kadar saçma ise isminin her zikredildiğinde kin kusmak da o kadar saçma.
  • 9323
    bir sevgiliniz var. ama birbirinizi öyle böyle sevmiyorsunuz, yıllarca beraberdiniz, en büyük mutlulukları onla yaşadınız. her sevgili gibi gibi belki arada tartıştınız, kavga ettiniz, darıldınız ama hep aklınız birbirinizdeydi ve bu güne kadar geldiniz. neyse fakat son zamanlarda aranızda garip bir durum oluştu, birbirinizden uzaklaşmaya başladınız. ve belki sizin belki de sevgiliniz hatasıyla (hangisi olduğu çok da önemli değil) ayrıldınız. fakat asıl ilginç olay bunun üstüne başladı. sevgiliniz, sizin yıllardır en yakınınız, gitti ve sizin bu dünya da en nefret ettiğiniz, belki de baş düşmanınız sayılacak (ki sevgiliniz de bu adamdan nefret ettiğini defalarca dile getirmişti zamanında) bir adamla birlikte olmaya başladı. tamam, belki ayrıldınız ve hatta belki suç sizindi, ama dünyada adam kalmamış gibi gidip de o kadar şey yaşadığı insanın baş düşmanıyla birlikte olmak nedir?

    şimdi size soruyorum. bu durumda ki çocuk siz olsanız, bu kızdan bütün o yaşadığınız geçmişe rağmen "sokarım öyle geçmişe deyip" nefret mi edersiniz? yoksa "ne de olsa benim hatamdı, benim can düşmanımla birlikte olmasını anlayabiliyorum", hatta "inşallah can düşmanımla ayrılınca bana geri döner" mi dersiniz?

    eğer cevabınız birinci seçenekse ve buna rağmen fatih terim'i savunuyorsanız, iki yüzlüsünüz.
    eğer cevabınız ikinci seçenekse ve buna rağmen fatih terim'i savunuyorsanız ise ne geniş mideniz varmış arkadaş.
  • 9325
    her şeyi geçtim, sevene de kızana da hak veriyorum ben, benim içinse her şeye rağmen sevgi yönüm ağır basıyor. küfür edenlere ise hiçbir saygı duyamıyorum, neyse... lakin bu adamın her kaybedilen maç sonrası hatırlanması sorun değil, bence çok da doğal bir olay. arkadaş, ben bir taraftar olarak, terim zamanından beri doğru düzgün gurur duyamadım takımımla, istediğimiz özlediğimiz galatasaray'a tam kavuşmuştuk, oyuncusuyla, başkanıyla, hocasıyla, taraftarıyla inanılmaz sempatik bir takımdık. avrupa'da yükseliyorduk, ülkede rakiplerimizin de durumunun katkısıyla dominasyonu sağlamıştık, avrupa'da imrendiğimiz takımlardaki istikrar ve birlikteliğe ilk defa ulaşıyorduk, sonra bi sabah uyandık, ve her şey yok oldu. tepetaklak olduk, kahraman oyuncularımız sahada sürünüyor, başkan an itibariyle bırakıyor, gelen hocalar gideni aratır oldu, taraftar desen resmen kendi içinde savaş halinde. ben sıradan bir galatasaray taraftarı olarak, zerre suçum olmamasına rağmen, bunların içine sürüklendim, neler olduysa ceremesini en çok ben çektim, şimdi o günleri özlemeyeyim de ne yapayım, bu adamı, o günlerimizi anmayayım da ne yapayım?

    elbette önümüze bakacağız, geçmişe dönme şansımız yok, fakat yarın öbür gün denk getirip yine her şey istediğimiz gibi olduğunda, bir sabah uyanıp yine kaosun içinde düşmeyeceğimizin garantisi de yok, geleceğe de umutla bakamıyorsun haliyle. önümüze ne konulursa onu yiyoruz, kulübün şu hallerini görüp kahroluyoruz sadece.
App Store'dan indirin Google Play'den alın