• 2019-2020 sezonunun ilk devresini 14 galibiyet-3 mağlubiyet alan anadolu efes'in lider tamamladığı organizasyon. aynı g-m sayısına sahip real madrid ise efes'in -2 sayı averajı arkasında 2. sırada bulunuyor. efes ayrıca bütçe/performans ekseninde euroleague'in ilk devresinin en iyi, en verimli ikinci* takımı. l'equipe'in kasım ayında haberleştirdiği toplam (diyetisyen, fizyoterapist, koç, malzemeci ve oyuncu maaşları, seyahat giderleri vs. her şey dahil) bütçeler: https://twitter.com/.../1192726204123680768 18 takımlı euroleague'in en yüksek bütçeli 9. takımı olan efes ilk yarı itibarıyla b/p bazında +8'lik bir diferansa sahip.

    https://gss.gs/Z1P.png

    b/p odağında ligin ciddi anlamda çuvallamış iki takımı var; fenerbahçe beko ve zenit st. petersburg basketbol takımı. fb beko -8'lik, zenit ise -11'lik diferanslarla sıralamada kendilerine yer bulmuş durumda. b/p ekseninde ligin şu ana kadar en iyi performans gösteren takımı ise kızılyıldız; euroleague'in en düşük bütçeye sahip takımı olan sırplar an itibarıyla 8. sırada, +10'luk bir sıralama diferansı var. efes ve kızılyıldız ile birlikte beklentinin gerçek anlamda üstüne çıkan bir diğer takım ise maccabi tel aviv. israil ekibi tablonun 4. sırasında. çok fazla sakatlık sorunu yaşadılar fakat buna rağmen bulundukları konumu kaybetmediler (buna direkt rakiplerinin aldıkları kayıplar da etken oldu tabii).

    --- bazı takım istatistikleri ---

    verimlilik puanı ortalaması: 1. efes (103,65), 2. real madrid (103,53), 3. panathinaikos (98,76)
    sayı ortalaması: 1. pao (88,18), 2. khimki (87,12), 3. efes (86,59)
    toplam ribaunt ortalaması: 1. cska moskova (37,29), 2. maccabi (36,82), 3. fc barcelona lassa (36,12)
    asist ortalaması: 1. alba berlin (19,71), 2. real madrid (19,35), 3. khimki (19,12)
    top çalma ortalaması: 1. maccabi (8,29), 2. efes (7,24), 3. barça (7,18)

    --- bazı oyuncu istatistikleri ---

    verimlilik puanı ortalaması lideri: shane larkin (23,44)
    sayı ortalaması lideri: aleksey şved (20,93)
    toplam ribaunt ortalaması lideri: nikola milutinov (9,13)
    asist ortalaması lideri: nick calathes (9,12)
    top çalma ortalaması lideri: facundo campazzo (1,65)

    daha fazla istatistik için: https://www.euroleague.net/main/statistics

    ayrıca başka bir veri sitesinden istatistik kurcalarken dikkatimi çeken bir detay oldu; ligin en az faul yapan takımının lig lideri efes, ligin en az faul yapan ikinci takımının lig ikincisi real madrid olduğunu fark ettim:

    https://www.basketball-reference.com/...euroleague/2020.html ("team stats totals" yazan kısımda "pf" (personal fouls) sütunu)

    son olarak ilk 17 maç için en iyi 5 tercihim (1 numaradan 5 numaraya): calathes, larkin, ioannis papapetrou (krunoslav simon da olabilir), tornike shengelia, bojan dubljevic

    ligde devre arası olmayacak, tempoya devam.

    haftalar sonra gelen edit: imla
  • eski tadına geri dönmüştür, fenerbahçe beko’nun içeride dışarıda seri mağlubiyetleri, anadolu efesin insan üstü form grafiği maccabi tel aviv’in ev sahibi baskısını hem oyun hem taraftar olarak belli etmesi, montepaschi siena’nın yerini milano’nun doldurması pana ve olympiacos’un zorlu deplasmanları gayet keyifli bir sezon oluyor.
  • bugün 20 mayıs 2018 real madrid fenerbahçe maçının son dakikalarına bakayım dedim. her türlü mutlu olacaktım sonuçtan. real madrid kazansa yine fenerbahçe tek eğlence olacaktı, fenerbahçe kazansa seçimde aziz yıldırım'ın eli güçlenecekti. ben her türlü sevinecektim. neyse efendim, takımlardan biri mola aldı bu esnada ve skor belirdi ekranda. bir de ne göreyim skor ekranına da sek sponsor olmuş. yav arkadaş eğer timsaha yatmıyorsam ve bu bildiğimiz sek ise ki entryi yazarken baktım öyleymiş, bu kupayı hala ciddiye alan varsa aklından şüphe ederim. sek'i küçümsediğimden değil de avrupa çapındaki bir organizasyonun hemen hemen tüm sponsorlarının türk şirketi olması garip değil mi? resmen fenerbahçe kazansın da taraftarı tatmin olsun diye kupa düzenleniyor ve onu da alamıyor. yazık la bunlara.*
  • buna şampiyonlar ligi diyenin aşırı cahillikten ölmesi gereken organizasyon. iyi bir organizasyon ama betimlemek için "futboldaki şampiyonlar ligi" demek ahmaklıktır. şampiyonlar ligi ne demektir? dünyanın en iyi takımlarının ve en iyi oyuncularının mücadele ettiği yerdir. şampiyonlar liginde mücadele etmeyip dünyanın en büyüğü olabilen kulüp var mı? hayır. peki şu an dünyanın en iyi futbolcuları da bu takımlarda oynamıyor mu? evet oynuyor.

    peki basketbolda öyle mi? değil. dünyanın en iyi oyuncuları euroleague'de mi? tabii ki hayır. en iyi takımları? alakası bile yok.

    basketbolda eğer bir şampiyonlar ligi varsa bu nba'dir. nba'de tutunamayan, yedeğin yedeği olan olan oyuncuların tanrı ilan edilebildiği bir yerdir euroleague. dahası değil.

    2017 euroleague en iyi beşindeki 4 oyuncu nba'de tutunamamış, takımlarında rotasyondan ilerisine geçememiş en iyisi 16 dakika ortalama süre alabilmiş oyunculardır. yani bu bile ne denli bir seviye farkı olduğunun çok net göstergesidir. hal böyleyken şampiyonlar ligi demek ancak aptallara yakışan bir hareketten fazlası da değildir.
  • 2018 - 2019 sezonu temsilcileri belli olmuş.

    ülkemizden daçka, efes, fb
    almanya'dan lig şampiyonu (final serisi alba berlin - bayern münih arasında)
    ispanya'dan barcelona, baskonia, gran canaria, real madrid
    israil'den maccabi tel aviv
    italya'dan milano
    karadağ'dan buducnost podgorica
    litvanya'dan zalgiris kaunas
    rusya'dan cska moskova, vtb finalisti (khimki moskova, unics kazan ya da zenit st. petersburg; cska yarı final serisinde elenirse vtb şampiyonu)
    yunanistan'dan olympiacos, panathinaikos

    kızılyıldız'ın şu listede olmaması euroleague adına büyük kayıp. hakeza yıllardır yerinde sayan milano'nun yine euroleague'de olacak oluşu başka bir iç gıcıklayıcı şey ki euroleague'un a lisans muhabbetinin hakkaniyetini de sorgulatıyor, bir kez daha. milano italya ligi final serisinde trento'yla karşılaşacak ve trento ligi şampiyon tamamlasa bile euroleague'e dahil olamayacak. aynı durum tofaş için de geçerli olabilir. yarı final serisinde efes'i nakavt edip finalde olur da fb doğuş'u geçerlerse onlar da euroleague'e katılamayacak.
  • euroleague 2018-2019 sezonu ödüllerinin açıklanmaya başlandığı, açıklandıkça rezilliğin boyutunun daha da arttığı organizasyon.

    yükselen yıldız buducnost'tan goga bitadze, en iyi savunmacı real madrid'ten walter tavares, en skorer milano'dan mike james seçildi. burada pek bir sıkıntı yok zira bu seçimler daha çok istatistik özelinde yapılan tercihler ki bitadze'yle james kategorilerinde açık ara öndeydiler. tavares ise madrid'le final four yapmasının ekmeğini yedi daha çok ama mantıklı seçim yine de.

    en iyi 5: nick calathes, kostas sloukas, will clyburn, brandon davies, jan vesely

    fiyasko burada başlıyor. calathes ve davies tercihleri oyuncular ne kadar üst düzey işler yapmış olurlarsa olsunlar (ki böyle bir şey yok) mantıksız. takımını final four'a taşıyamamış adamların işi olmamalı en iyi 5'te. he nasıl olur; istatistik ve oyun babında rekabet edebilecekleri başka isimler olmaz, o zaman zoraki de olsa yazarsın lakin böyle bir çıkmaz da söz konusu değil. final four yapan anadolu efes'ten ve madrid'ten adam yok şu 5'te lan, daha ne diyim. :(

    davies'in yerine rahatlıkla adrien moerman, vesely'nin yerine (sezonun yarısından itibaren sakattı ve özellikle sakatlık sonrası son derece verimsizdi) rahatlıkla tavares ve calathes'in yerine rahatlıkla cory higgins yazılabilirdi.

    en iyi ikinci 5: vasilije micic, james, nando de colo, vincent poirier, tavares

    moerman ve higgins burada da yok. en iyi ikinci 5 seçilirken takımların final four yapıp yapmaması hesaba katılmasa da olur çünkü "second team" mantığı esasen takımı çok başarılı olamasa da bireysel olarak çok iyi işler yapmış olan sporcuları onore etmek üzerine kuruludur. tabii euroleague mantık falan dinlemeyip burada da sıçıp batırmış bir güzel. seçtikleri konusunda değil de seçmedikleri konusunda.

    mvp, en iyi koç ve mip kaldı geriye. moerman'a teselli ödülü niyetine mip'yi tutuşturacaklardır. en iyi koç da kesinlikle ergin ataman olmalı bütçe-performans skalasında elde ettiği başarıya endeksli olarak (final four'da zalgiris kaunas olsaydı sarunas jasikevicius derdim misal) fakat adım gibi eminim yine zeljko obradovic seçilecek, neticede adamın ismi euroleague merkezindeki odalardan birine verilmiş, üzülür mü hiç o patlıcan suratlı sırp. sakatlık sonrası verimsiz bir dönem geçiren vesely'i de mvp seçmezler umarım. ille fb beko'dan biri alacaksa ödülü bu isim sloukas olur.

    oh, döktüm içimi de rahatladım.

    e: sonradan aklıma geldi, facundo campazzo yok lan hiçbir yerde, herif zkp attı ortalığı bu sezon. vay amk.
  • ezber bozmaya geldim.

    soru: euroleague organizasyonu, kulüplere sağladığı mali destek noktasında dillendirildiği kadar rezil rüsva bir organizasyon mudur? euroleague'in katılımcısı olan bir kulüp, takım vs. bahsedildiği gibi yalnızca finale ulaştığı takdirde mi para alır euroleague'den? euroleague sadece prestij turnuvası mıdır? uzanamadığımız ciğere murdar mı diyoruz? (1905 puan)

    1. cevap: euroleague organizasyonu, kulüplere sağladığı mali destek noktasında dillendirildiği kadar rezil rüsva bir organizasyon değildir. dünya basketbolunda yeri asla değişmeyecek olan, basketbol sporunun en üst noktası olarak kabul edilen nba'den sonra gelen, takımlar bazındaki ikinci en büyük basketbol turnuvasıdır. nba'i dışarda tutarsak, euroleague'le euroleague'i takip eden (hem oyun kalitesi anlamında hem maddi güç babında hem de taraftar yoğunluğu noktasında) ligler arasında (çin erkek basketbol ligi, eurocup, fiba şampiyonlar ligi, liga acb, türkiye erkekler basketbol ligi, vtb united league vs.) ciddi bir uçurum söz konusudur.

    ezberlerin başında "euroleague şampiyonu sadece x milyon euro alıyor" gelir. eksiktir ve taraflıdır bu söylem. örneğin:

    "euroleague şampiyonu sadece 1 kuruş kazanıyor."
    "şampiyonlar ligi şampiyonu finalden totalde 5 kuruş, yarı finalden 3 kuruş, çeyrek finalden 1 kuruş, ikinci tur katılımından yarım kuruş, gruplara katılımdan çeyrek kuruş, galibiyet başına yarım kuruş, beraberlik başına çeyrek kuruş, forması olduğu için çeyrek kuruş, sosyal medya hesabı olduğu için yarım kuruş, adına dondurma ürettiği için çeyrek kuruş... kazanıyor."

    euroleague takımlarının da tıpkı nba'de, şampiyonlar ligi'nde vs. olduğu gibi bilet gelirleri + maç gelirleri + organizasyon katılım geliri + reklam gelirleri (asıl olay buradadır) + sponsor gelirleri (ikinci asıl olay buradadır) + televizyon gelirleri + ürün gelirleri vardır. bu kalemler bilinmediği için, bilinse de işe gelmediği için dillendirilmez pek. çok açık soruyorum; size mantıklı geliyor mu tuncay özilhan gibi para babası bir kapitalistin yıllarca geri dönüşünü almayacağını bile bile her sezon ortalama 10-15 milyon dolar kadarlık bütçeleri öylesine ortalığa saçacağı düşüncesi?

    efes'in de, fb beko'nun da geçtiğimiz sezonlarda aldıkları olumlu geri kazanımların miktarlarını az çok biliyorum fakat odağı galatasaray olan bir sözlükte bunları yazmayı düşünmüyorum. efes ülkeye mal olmuş bir organizasyon olsa da neticede her ikisi de yerelde rakiplerimiz. bu yüzden rotayı litvanya'ya kırıyorum:

    zalgiris kaunas'ın geçen sezonki toplam bütçesi ±7-7,5 milyon euro bandındaydı. litvanya her ne kadar avrupa basketbolunda ekol ülkelerden biri olsa da ülkenin basketbola akıttığı para komik derecede düşük. ve işte, zalgiris böyle bir yapıda sürekli kar eden (her sezonu 1,5-2 milyon euro artıyla kapatıyorlar, hem de euroleague şampiyonu olmadan! bak sen şu işe!) bir kulüp. nasıl mı? çılgınlık derecesindeki bilet gelirleriyle, lisanslı ürün satışıyla, euroleague broadcasting agency tarafından kendilerine aktarılan yayın geliriyle, euroleague yönetimi eliyle hesapa yatırılan katılım geliriyle, 10 küsür sponsoruyla ve sarunas jasikevicius gibi bir figürü çok başarılı bir biçimde pazarlayabilmeleri hasebiyle. e hani euroleague şampiyonluğundan gelen 1 milyon euro? yoh, o bizde yoh. :( yani? yani neymiş, demek ki neymiş? demek ki euroleague katılımcılarını ayakta tutan mali katkı yalnızca euroleague'ten gelen o az buçuk para değilmiş.

    --- €, $ ---

    miktarlardan bahsedelim:

    - şampiyonlar ligi'ndeki "şampiyonluk" (sadece bu kalemi yazıyorum, neticede euroleague'e sadece şampiyonluk kazancı üzerinden eleştiri getiriliyor) miktarı: 4 milyon euro ( http://gss.gs/bgU )
    - nba'deki "şampiyonluk" (sadece bu kalem, playoff pool'u komple dahil etmiyorum yine) miktarı: 3,5 milyon dolar ( http://gss.gs/hOv )
    - euroleague'in "şampiyonluk" (sadece bu kalem) miktarı: 1 milyon euro

    şu tabloda 1 milyon euro çok da küçümsenmez herhalde.

    --- €, $ ---

    - reklamcılığı, sponsorlukları ve yayın gelirlerini içeren euroleague havuzunun 2018 sonu genişliği 500+ (~515) milyon dolar bandındadır (aynı dönemde nba havuzunun genişliği 7 milyar dolar civarlarındadır). 2025 sonu (2026 başı) beklentisi ise 1 milyar euro'dur.
    - uefa'nın şampiyonlar ligi'yle dağıttığı para (2018) 2,25 milyar dolar bandındadır. uefa'nın avrupa ligi'yle dağıttığı para 400 milyon euro civarlarındadır. bu bağlamda euroleague'in dağıttığı (havuzunu oluşturduğu) para uefa'nın avrupa ligi'yle dağıttığı paradan fazladır.
    - basketbolun avrupa'da futbolun gerisinde olan bir spor dalı olduğu hesaba katılırsa euroleague'in doğrudan ve dolaylı olarak katılımcı takımlara sağladığı ekonomik katkı hiç de azımsanmayacak noktalardadır.
    - euroleague elde ettiği havuz gücüne ingiltere gibi, fransa gibi güçlü ekonomilerden uzak kalmasına (2019'dan itibaren asvel giriyor devreye); litvanya gibi, karadağ gibi görece küçük pazarlarla yola devam etmesine rağmen ulaşmıştır.

    --- €, $ ---

    - euroleague'in normal sezon boyunda takımlara dağıttığı galibiyet primi maç başına 60 bin euro'dur.
    - euroleague'in çeyrek final serileri boyunca takımlara dağıttığı galibiyet primi maç başına 80 bin euro'dur.
    - euroleague'in euroleague katılımcılarına ödediği bir katılım payı vardır. bunun yanında final four katılımcılarına, üçüncüye ve finaliste de ödediği belirli miktarlar söz konusudur.
    - avrupa basketbolunda (hatta basketbolda) bonservis mekanizması yoktur, buy out mantığı vardır ki bu da çok çok çok nadir olarak ödenen bir oyuncu alım meblağıdır. dolayısıyla basketbolda takım giderleri oyuncu maaşları odaklıdır.

    para mevzularını euroleague'in resmi sitesindeki "media center" bölümüne girip inceleyebilirsiniz. üst kısımda "press releases" diye bir bölüm var, istemediğiniz kadar içerik mevcut: http://mediacentre.euroleague.net/

    --- €, $ ---

    2. cevap: evet, euroleague temelde bir prestij turnuvasıdır. sponsorların ve şirketlerin çekip çevirdiği (euroleague esasen bir şirket zaten) bir organizasyondur euroleague. 2001 sonrası dönemine "modern dönem" olarak atfedilir zira 2001 öncesinde euroleague-suproleague ayrımı vardır. mevzubahis şirket her yıl çılgınca kar etmeye devam etmekte ve elde ettiği karı ortaklarına paylaştırmaktadır. yani, euroleague katılımcıları temel mantıkla euroleague şirketinin hissedarlarıdır.

    peki odağı yalnızca prestij olan bir organizasyona yatırım değer mi?

    anadolu efes genel menajeri alper yılmaz, sezon başında katıldığı bir yayında (ntv'nin youtube yayınlarından biriydi yanlış hatırlamıyorsam, murat kosova da vardı programda) efes'in bu sezon bütçe artışına gitmesinin asıl sebebinin, anadolu grubu'nun, anadolu efes markasının geçtiğimiz sezonki* euroleague sonunculuğu sonrası ciddi yara almasıyla ilgili olduğunu söylemişti. euroleague'teki başarısızlık anadolu grubu'na marka, sponsorluk ve reklamcılık gibi fraksiyonlarda negatif feedback olarak yansımış. kısacası evet, euroleague organizasyonuna yatırım değerli yatırımdır. buraya parayı akıtan şirket akıttığı paranın karşılığını başka alanlardan alır daha çok.

    3. cevap: evet, uzanamadığımız ciğere murdar diyoruz maalesef. ancak bunun müsebbibi galatasaray taraftarı değil hiçbir şekilde, bunun sorumlusu galatasaray basketbol şubesini yıllardır kötü bile yönetemeyen, şubeyi ahbap zengin etme aracı olarak kullanan kan emici zihniyettir. ayağa gelen büyük sponsorları "küçük olsun ve bizim olsun ki rahatlıkla at koşturabilelim" kafasıyla reddeden kötü fikirli ve kötü niyetli yöneticilerdir.

    umarım bir gün sahip olduğumuz büyük taraftar gücünü sağlam bir bütçe, sağlam bir yapılanma, sağlıklı bir mali yapı ve iş ahlakına sahip yöneticilerle harmanlayıp euroleague'in altını üstüne getiririz. yakın gelecekte pek mümkün görünmese de hayal kurmak bedava...
  • aramızda rahat rahat fener şampiyon yazabilenlerin olduğu organizasyon. oğlum mide yerine ne taşıyorsunuz siz? tamam favorisi olabilir de sanki temenni oymuş gibi, gökten cebrail aleyhisselam vahiy getirmiş gibi fener şampiyon bu sene rahat olun yazmak da neyin nesidir? ben anlamıyorum bu kafayı.

    2016'da inşallah şanlı cska'mızın alacağı, bizim eurocup'ın da en az 1 sene daha anlamını yitirmeyeceği organizasyondur. siz allah bilir ülke puanı için de fener'i destekliyorsunuzdur avrupa'da.
  • yedinci maçlar geride kalırken, geçen sezona göre
    milan
    maccabi
    barselona
    khimki
    asvel
    en iyi çıkış yapan takımlar olarak görünüyor.
    efes geçen sene kaldığı yerden devam ediyor. içerde barselona'ya kaybetmeselerdi süper olacaktı.
    cska geçen seneden daha zayıf gibi. clyburn'un sakatlığı ciddi eksiklik.
    real madrid de düşüşte...
    olympiakos'un geçen seneden beri olan düşüşü devam ediyor.
    en büyük düşüş ise fener beko'da... son hafta bayern'i yendiler ama, hâlâ güven veren bir oyunları yok.

    şu ana kadar oynanan oyunlara ve kadro kapasitelerine göre
    barselona
    milan
    efes
    cska
    f4 adaylarım.
    real madrid de çıkışa geçerse, ki şu hallerinden daha iyi olacaklarını düşünüyorum, bu dört takımı ilk onlar zorlayacaktır.
    plase maccabi...

    ps: ocgunsson hatırlattı. khimki de çıkış listesine yazılmalı. ben asvel gibi bi' yerde tıkanacakları düşünüyorum ama, lige çok iyi başladılar.
  • galatasaray' ın en az 5 sene daha kazanamayacağı kupadır. gerçek bir basketbol izleyicisi de bunu bilir zaten. kaldı ki eurocup zaferi sonrasında ergin ataman da röportaj verirken kendisine sorulan ''hocam bir tek eurolig kaldı'' sorusuna ''o bitraz zor'' cevabını vermiştir. çünkü çok zordur. öyle gaza gelmekle seyirci desteğiyle falan kazanılacak bir kupa değil. çok iyi kadro, iyi bir uyum, sağlam destek, tecrübe ve ekol gerek. üzerine koya koya gitmek gerek. futbol üzerinden düşünelim; psg ve manchester city hayvan gibi para harcadılar ama daha final göremediler. yani para harcamakla olmuyor bu iş sadece. dahası zaten hedef kupa olmamalı. önce bu ligde kalıcı olmalısın, sonra sürekli gruptan çıkmak gerek. bunları başardıktan sonra sürekli f4' e kalmaya başladığında artık o kupa zaten bir gün gelir ama gelmese de çok önemli değil. önemli olan sürekli f4 zorlamak, orada olabilmektir. bu bir keyif, bir şölen çünkü.

    eurocup büyük bir zafer ancak şu an f4' te olan üstelik de bunu geçen sene de başarmış olan fenerbahçe' yi bu kupa ile kızdırmaya falan kalkmak komiklik olur. fener' in f4' teki herhangi bir rakibi ya da kendisi bugün eurocup oynasa mutlak favori olur çünkü. elbette bütçeler vs. ama şampiyonlar ligi finali oynayan barcelona' ya, real madrid' e ''bizde uefa kupası var, sizdeki para bizde olsa ohooo'' vs. diyemeyiz sonuçta. bu da öyle işte.

    fener' in bu ligi kazanmasını da istiyorum ben. çünkü ülkedeki rekabet arttıkça, basketbola ilgi arttıkça, bütçeler arttıkça galatasaray güçlenir. benim başarımın kriteri fener' in başarısızlığı olmamalı. ben yaptıklarımla başarılı bir fenerbahçe' yi geçebiliyorsam ancak kıymet arz eder o başarım. ergin hocamın dediğim gibi şimdi sıra fenerbahçe' de. sonrasında da biz bütçemizle, ilgimizle, desteğimizle, mücadelemizle eurolig' in en iyi 3 4 takımından biri olan fenerbahçe seviyesine çıkmalı ve hedef olarak da onu geçmeyi koymalıyız kendimize. bugün eurocup şampiyonluğunda fener' in de, efes' in de, karşıyaka' nın da, daçka' nın da payı var inanın. onların kadrolayıla mücadele edebilmek için ona göre bir kadro kuruyorsun sen de. eurocup' a katılmak için ligi belli bir sıralamanın üzerinde bitirmen gerekiyor, o sıralama için de banvit' i, daçka' yı falan geçmen gerekiyor.

    galatasaraylı olarak mutlu ve gururluyum ama aynı zamanda bir basketbolsever olarak da çok mutluyum bu olanlardan dolayı. umarım futbolun çirkin tarafları, holiganları bulaşmaz basketbola da zevkli maçlar, mücadeleler izleriz.
  • bu sene ispanya liginin şampiyonu muhtemelen real madrid olacak ve 1 kişilik yer olacak. onu da daçka'dan yana kullanacaktır euroleague.

    gelin ben size daha uç ama komik bir örnek vereyim. gelin ispanya ligi şampiyonu a lisansı olmayan biri olsun ve biz veya daçka da euroleague'i bu sene kazansın. önümüzdeki sene euroleague şampiyonu euroleague'e katılamıyor. ahajfkakdlfs.

    yaşanmış örneği ise geçen sene kuban eurolegue'de final four yaptı. hatta üçüncü oldu. bu sene katılmaya hak kazanamadı. böyle sikko böyle saçmalıklar silsilesi bir organizasyon.
  • yavaş yavaş veda etmeye başladığımız, malesef hedefe ulaşamamış olsak da bana kalırsa kötü de bir tad bırakmadığımız avrupa basketbolunun en büyük organizasyonu. her zaman da öyle kalacak, fiba şampiyonlar ligi bunun yerini alacak diye komik hayaller kurulmasın. kombine sahibi bir basketbolsever olarak bana bu sezon çok güzel keyifler yaşattı euroleague.

    bir miktar güzel haberden konuşmak gerekirse, turnuva formatında genişleme bekleniyor. şöyle ki, 2018-2019 sezonundan itibaren 18 takım, orta vadede ise 20 takımlı bir lig oluşturulmak isteniyor. jordi bertomeu'nun açıklaması euroleague pazarını genişletmek yönünde. orta vadeyi beklememeliyiz kesinlikle. bu sezon salonumuzu yapıp, 2018-2019 sezonunda tekrar ve bu sefer kalıcı olarak euroleague'de yer alıyor olmalıyız.

    bunun için de en büyük rol yönetime ve galatasaray'ın yapacağı pr çalışmalarına düşüyor. bana kalırsa çok da kötü bir izlenim bırakmadık bu sene. olympiakos, barcelona, real madrid gibi takımları yenmeyi başardık. gerekirse önümüzdeki sezon, ki eurocup oynayacağımız söyleniyor, bu sezondan itibaren euroleague yönetimi ile irtibat halinde olup o ekstradan gelecek 2 sandalyeden 1 tanesini kesinlikle almamız lazım. doğuş'un fenerbahçe'ye destek vereceği belli olduğundan darüşşafaka da elimine olduğu için bence bu bir hayal değil. özellikle de sponsorunun turkish airlines olduğu bir ligde. turkish airlines da gerekirse baskıya alınmalı ve bu iş bir şekilde halledilmeli, yeni salonumuz euroleague ile şenlenmeli.

    ama tüm bu saydıklarım yönetimin aklına gelir mi, gelse de önemser mi, önemsese de uygular mı emin değilim dostlar. fenerbahçe'nin fırtına gibi estiği lige ağzımız sulana sulana uzaktan bakmak galatasaray taraftarına yetmemeli ve bu konuda baskı unsuru olmalıyız.
  • avrupa basketbolunun en üst düzey turnuvasıdır. orası ayrı konu. ancak şampiyonuna verdikleri para ödülü kulüplerin tamamını zarar ettirecek seviyededir. bu sezon sağolsunlar batıkları oynayan galatasaray erkek basketbol takımı bile o kadar küçük bütçe vs. dedik ama kazansa zarar ediyordu o şekilde düşünebilirsiniz.

    ayrıca turnuvalarda dağıtılan para ödülleri sponsorlardan sağlanır. 1 mn eur şampiyonluk ödülü verilmesinin sebebi ise sponsorluğun ucuz olmasından kaynaklı. ucuz olmasının sebebi ise yayın gelirleri ve toplam izleyici sayısı sebepli. toplam izleyici sayısı çok düşük olan bir turnuvaya kimse çok büyük paralarla sponsor olmaz ve dağıtılan para ödülleri düşük olur.

    demem şu ki, evet zor bir kupa. evet avrupa arenasının kulüpler bazında en üst düzey seviyesi. ancak batmış bir platform. fiba zaten şampiyonlar ligi'ne önem vermeye başladı. katılımın daha adil olduğu, turnuvanın yarısının ispanyollardan oluşmadığı, sadece türk firmaların sponsor olmadığı bir turnuva olacaktır diye tahmin ediyorum.
  • şampiyonlar ligi muadili değildir. onun muadili nba’dir. nba’e oyuncu yetiştirir veya oyuncular form tutsun bi sonraki sene nba’de oynasın maksatlıdır. bu turnuvayı küçümsediğim anlamına gelmesin. nba ‘de maaşlar çok yüksek o yüzden burada eskisi kadar kaliteli oyuncu grubu göremiyoruz. nba’de iş yapabilecek oyuncularda bi şekilde hemen gidiyorlar. euroleague'in 5-6 yıl öncesi cazibesi yok. aidiyet duygusu olan oyuncuları da ayrı tutmak lazım keza onlar da takımlarını bırakmıyor ama sayıları az. bu tür etkenler euroleague seviyesini malesef aşağıya çekiyor. yine de avrupanın basketboldaki zirvesi.
  • marketing, nba ile entegrasyon, popülarite, oyun vb. noktalarda son yıllarda olumlu yönde ciddi şekilde ivmelenen organizasyon, bu yaz pozitif anlamda bir kırılma yaşıyor.

    havuz bu sezon artısıyla eksisiyle ~600 milyon dolar bandına yükseldi. kur dalgalanması gibi kesin öngörülemeyen bir kıstasın cirit attığı türk basketbolunu saymaz isek, euroleague katılımcıları ekonomik açıdan güçlenmeye devam ediyor. gelir artışı ve pazar payı sayesinde düşük portföylü takımlar bile yüksek maaş ödemelerine çıkabiliyor artık. hele bir de söz konusu kulüp kendi iç dinamiklerinde zaten mali sıkıntısız bir yapıya sahipse (barca gibi) olay bambaşka bir noktaya gidiyor.

    barca'nın abrines'e, davies'e, heurtel'e (örtel ya örtel!), higgins'e, mirotic'e vadettiği paralar inanılmaz.
    efes'in larkin için ayırdığı maaş bütçesi 2,5-2,75 milyon dolar civarında söylenenlere göre.
    fb beko'nun kur farkına rağmen de colo'ya akıtacağı para 3-3,25 milyon dolar civarında.
    takımın başına messina'yı getiren milano'nun yeni sezon bütçesi (en güçlü 4-5 bütçeden biri) everest'e ulaşmış durumda.
    yeni ekiplerden asvel ile zenit yine aynı şekilde sert girecek lige...

    bunlar işin ekonomik boyutu. bir de tercih kısmı var tabii.

    nba ile euroleague'i az çok takip ediyorsanız duruma hakimsinizdir; nba'de takım rotasyonu için yeterli düzeyde olan bir oyuncu nba'de pozisyonunda 3. tercih olmaktansa euroleague'in iddialı ekiplerinden birinde forma giymeyi seçiyor artık. hatta larkin örneği; adam "ya 1. guard olurum, en kötü de tepe takımlardan birinde 2. guard ya da efes'te kalırım" kafasında. geçtiğimiz sezonu bayern'de geçiren ve bu sezon için efes'in de kovaladığı williams* benzer düşüncede. abrines, mirotic, şved (avrupa'nın en çok kazananı değil artık, unvan mirotic'e geçti), tavares* (nba'den teklif almasına rağmen madrid'te kalmayı tercih etti) gibi örnekler için euroleague tercih oldu. çeska'nın henüz kontratını yenilemediği rodriguez'e* hakeza nba'den ilgi var ancak oyuncu avrupa'da kalmayı yeğliyor...

    örnek bol.

    bir de şu detay; çin basketbol liginde yeni bir düzenlemeye gidildi. yabancı oyuncu sayısına bir kota kondu ve ilaveten maaş skalasına sınırlama getirildi. çin, euroleague'in elinden çalıyordu bazı iyi isimeri; beasley gibi, delaney gibi... yeni düzenlemeyle birlikte euroleague takımları daha bir cezbedici hale geldi, özellikle birleşik amerikalı oyuncular için.

    yunanistan 2. liginden nba'e giden yunan giannis, nba'de sezon mvp'si oldu.
    real madrid'ten nba'e giden sloven doncic, nba'de yılın çaylağı seçildi.
    cholet'den nba'e giden fransız gobert, nba'de yılın savunmacısı seçildi.

    avrupa basketbolunun ve avrupalı sporcuların ağırlığı artık daha fazla hissediliyor. nba yönetimi ile euroleague yönetimi entegrasyon konusundaki çalışmalarına aynı şekilde devam etmekteler, fark kapanıyor. sakin ol ey euroleague gömücü! bahsi geçen fark kapanışı "euroleague nba'i yakalayacak hatta geçecek" anlamına gelmiyor, böyle bir şey mümkün değil. ancak uçurumun eskisi gibi olmadığı da bir gerçek. bizzat ekonomi ve matematik söylüyor zaten bunu.

    organizasyon iyi yolda. nba'in de bu pazarı o biçim önemsediği hatta dünya basketbolunda tek dengi olarak gördüğü yaklaşımı da bir realite. düz eleştirimsiler dillendiriledursun, ekonomi-koç-oyuncu üçgenindeki geçişler devam ediyor nba ile euroleague arasında.
  • sevgili yürolig;

    en fazla seyirci ortalamasına sahip takımları açıkladın, ilk beşte 2 türk takımı var. adının önünde turkish airliness yazıyor. ana sponsorlarından biri efes pilsener. bu isim arka planda gözükmeden kimse röportaj bile yapamıyor. türkiye ligi ispanya liginin hemen arkasında yunan ligiyle birlikte ki çoğu kimseye göre yunanistan liginin de üzerinde en iyi 2. lig olarak kabul ediliyor. yine bu iki türk takımının aldığı başarılı sonuçlar ortada. ama sen hala bu ülke için 2 takım kontenjanı belirliyorsun. şimdi, federasyon başkanınız biraz kulis yapsa bu iş olur dediğinizi duyar gibiyim ancak siz ona aldırmayın. onun takımı zaten sizde oynadığı için gerisine pek karışmıyor. ama bir düşünün hacılar; yeri geldiğinde 15 bin kişilik salonu doldurabilecek, sen kabul ettiğinde "seve seve" o takımı yürolig seviyesine çıkaracak takımımız şeyy.. takımlarımız mevcut.

    bir dost.
  • nba'leştirilmeye çalışılan lig. böyle oldukça taraftarları azalıyor.

    sözlükte nba başlığına girdiğinizde "taraftar yok, şova dayalı basketbol, stepsler çalınmıyor" şeklinde eleştiriler görüyorsunuz ki bana göre bu eleştiriler kısmen de olsa doğru. ancak nba vs. euroleague şeklinde bakacaksak olaya, gün geçtikte nba'leşmeye başlayan euroleague bu konuda geride diyebiliriz.

    bu karşılaştırmada nba'de olay göz zevkine dayalı, atletik basketbol ve işin biraz da show business denen paraya bakan kısmı önde olduğu için eleştiriliyor. nba'de şunu görebilirsiniz mesela, atıyorum tarihinin en büyük kapışmalarından biri celtics - lakers'tır. fakat td garden'da bir lakerslı veya staples center'da bir celticsli takımının formasıyla maç izleyebilir. olması gereken bu belki ama bize biraz ters geliyor. düşünün yani partizan formasıyla kızılyıldız'ın sahasında maç izlediğinizi. veya olympiacos formasıyla oaka'da, fenerbahçe formasıyla abdi ipekçi'de. zor.

    olayın bir diğer kısmı, nba'de normal sezonda pek fazla basketbol oynanmaz. savunmalar, önemli maçlar dışında sert değildir. şuta dayalı bir oyun oynanır. bu da eleştiri alır avrupalılar tarafından.

    fakat sıkıntı şu ki euroleague de bu konuda çok hızlı adımlarla ilerliyor. nba gibi sırf biraz daha fazla para dönsün işin içinde diye top16 aşaması çok saçma bir hal aldı. adam gibi maç izleyemez olduk top8'e kadar. fenerbahçe, beşiktaş gibi takımlar boşu boşuna oynuyor bence bu aşamada. chalon, roma, alba berlin, brose basket, cedevita, union olympia falan euroleague takımları değiller. kaldı ki bu tür takımların bulunduğu organizasyonda her basketbolsever kafadan ilk 16 takımı söyler size. bir partizan ile cantu sürpriz oldu, onların gruplarından çıkan türklerin durumu da ortada.

    taraftar diyorsunuz, inanın ki birkaç takımın taraftarı dışında avrupa basketbolunda da taraftar yok. maccabi, olympiacos, partizan, panathinaikos, cantu, zalgris, rytas falan var taraftarları hep canlı olan. efes, barça, real, laboral, fenerbahçe falan da arada öyle takım ritim yakalarsa bağıran kitleler. bu durum da ortadayken thunder, pacers, arada nuggets, heat, spurs, celtics, hatta ve hatta lakers şehirlerinin play-off performansları da ortada. taraftar konusunda da nba kötü diyemeyiz. nba kötüyse euroleague de kötü çünkü.

    benim için avrupa basketbolu savunmadır. 24 saniye sert ve agresif savunma olmalı euroleague'de. bloklar havada uçuşmalı, kolay hücum ribaundu verilmemeli. bir top için yerde sürünülmeli gerekiyorsa, hücumun son saniyesinde yenen basket can yakmalı. ama hiç biri yok şimdi euroleague'de. bir maç erken kopmuşsa 200 sayı oluyor maçta. kopmamışsa 160 sayıyı buluyor. dakikada 4 sayı demek bu. bir dakikada 2,5 set hücumu oynandığını düşünülürse takımların geriye boş dönmemesi demek. sıkıntı yok mu ?

    ben avrupa basketbolunda taktik savaşlarını özledim. geçen sene top8'deki blatt - obradovic kapışmasını mesela. eşleşmeli alan savunmasıyla ilk maçta 30 sayı yediği rakibini yenen blatt'a obradovic'in aynı savunmayla üçüncü maçta karşılık vermesini özledim. kazlauskas*'ın ilk çeyrekte 10 sayı fark yediği obradovic'e kirilenko'yu 3'e çekerek verdiği cevabı özledim. ivkovic'in finalde "şu an final oynuyorsunuz. eğer sahada ağlamaya devam edecekseniz ikinci yarıya çıkmamakta özgürsünüz" dediği takımının tarihin en pahalı kadrosunu yenmesini özledim. teodosic'in ipekçi'de, siskauskas'ın sinan erdem'de titreyen ellerini özledim. özledim yani. bunlar sırf geçen seneden özlediklerim, oaka'da oynanan efsane pao-oly finalini, papaloukaslı teodosicli spanoulisli olympiacos'un nasıl sıfırlandığını görmeyi özledim.

    özetle, euroleague nba'leşme yolunda çok hızlı adımlarla gidiyor. euroleague'i euroleague yapan değerler ortada. onları bırakıp nba olmak istersen sadece nba'i yüceltirsin. burada işin şov kısmının ön plana çıktığını görmek hoş değil. avrupa basketbolunun nba karşısındaki tek silahı kendine ait değerleri, sistemin ve organizasyonun değeri. bunları da kaybederse yapacağı tek şey parlayan yıldızlarını nba'e yollayıp orada kontrat bulamayan elemanları burada yıldız yapmak olur.