• 20
    derbiler yaklaştıkça tüm ahalide artan ve dün benim gecemin tamamına tüy diken hadise.

    baştan alayım. dün akşam 22 nisan 2012 galatasaray fenerbahçe maçı için bana ve çalıştığım işyerinden iki arkadaşıma bilet alan arkadaş * aradı ve biletix'in aynı kredi kartıyla ödeme yapıldığı için * 4 biletten ikisini (pegasus) iptal ettiğini ve 2 kişinin maça gidemeyeceğini söyledi. dünya başıma yıkıldı önce. yemeği bıraktım. yattım yatağa ve öylece kaldım bok gibi. maça gitmesi gerekenlerin iş arkadaşlarım olduğunu düşündüm. çünkü adamlar arena'ya hiç gitmemiş, çok hevesli ve biletleriniz tamam demiştim onlara ve minnettar kalmışlardı sanki bi bok yapmışım gibi. gitmeyecektik maça, isyan edemedim. çünkü aklıma şöyle bir durum gelmişti: bir gün önce bir telefon almıştım; izmir'den bir arkadaşımın arkadaşı varmış, çocukta gsbonus yokmuş, senin arkadaşın bana bilet alsa 400'lük yerden, ben de ona eft geçsem parayı olur mu demiş? ben de nasılsa 400'lük yerler genel satışa kalır diye, ankara'daki arkadaşıma bir angarya daha yüklemek istemedim ve o karışık durumda, trafiğin içinde çok ilgilenmedim. ve bildiğiniz gibi biletler genel satışa kalmadı ve o çocuk benim yüzümden maça gidemedi. hakettin staywithus dedim. normalde de hiç öyle şey yapmam ama o an neye kızdıysam, büyük hata yapmıştım. *

    geleyim rüyaya. pegasus tribününden giricem ama biletim yok. izmir'den arkadaş da biraz sonra gelecek stada, onun da bileti yok. stada giriş metro turnikesi gibi. koşup üstünden atlayıp giriyorum tribüne, görevliler kovalıyor beni. tribün merdivenlerini çıkarken üstümdeki montu ve bereyi çıkarıp kalabalığa karışıyorum. sonra arkadaşı arıyorum. olum ben girdim, gel diyorum sen de gir. giremiyor çocuk. sonra dışarı çıkıyorum arkadaşı bulmak için. bulamayıp tekrar aynı yöntemle giriyorum tribüne. sonra bu saf arkadaşım beceremez diye içeride millete soruyorum. biletinin barkod kısmı yırtılmamış olan var mı diye? o şekilde 2 bilet buluyorum ve dışarı çıkıyorum. bizim kamili yine bulamıyorum. bulsam bu sefer legal yolla giricez yani. üçlü duyulunca eyvah diyroum maç başladı, içeri gireyim diyorum ama girerken görevli iki biletin de barkodunu yırtınca salaklığıma kızıyorum. niye gösterdim ikinci bileti diye. sonra içeride arkadaşımı buluyorum. seviniyoruz, kaçak girmişiz. 75'er lirayla çıkışta nevizade yaparız diye taşak geçiyoruz falan. sonra bi bakıyorum stad, fenerbahçe stadı. biz de deplasman tribünündeyiz. noluyo lan derken, maç uefa final maçıymış. bize bir kale arkası vermişler. oğuz altay'ı görüyorum aşağıda, koreografiyi tarif ediyor bize. her koltukta renkli plastikler var. önce birini sonra başka birini bilmem kaçıncı saniyede şu kısım şu rengi kaldıracak falan diyor. olağanüstü bir koreografi çıkıyor ortaya. hareketli bir şekil yani, 19 mayıs gösterilerindeki gibi önce başka bir şekil, sonra farklı şekil falan çıkıyor ortaya. seviniyoruz tribünde yıllarca konuşulacak diye. maça geleyim. fenerbahçe'nin kalecisi tolga zengin. önümüzde, fener gol atınca deli gibi seviniyor. çıldırıyorum. halbuki tolga'yı severim diyorum... neyse, fener 1-0 yeniyor bizi ve uefa kupasını alıyor. inanılmaz bir üzüntü. o stad başıma yıkılyor sanki. intihar etmek istiyorum. çıkamayayım diyorum buradan, buracıkta öleyim... bu kadarını hatırlıyorum. sabah iğrenç bir hisle uyandım ve günüm de kötü gidiyor. çözüm üretmeye çalışıyorum. kafam dumanlı. o yüzden böyle saçma sapan bir rüyayı unutmadan gelip önce buraya yazayım, sonraları belki okur gülerim, dedim.