• 8
    2 aralık 1998 galatasaray juventus maçı'ndan önceki gece gördüğüm rüyayı hiç unutamam. olaylar şöyle gelişmektedir:
    istanbul'a gelip gelmeyeceği tartışılan juventus takımının otobüsü izmir yolunda bozulmuştur ve juventus takımı istanbul'a gidememektedir. (bkz: torino'dan istanbul'a otobüsle giden takım) juventus istanbul'a gidemeyince, o zaman yaşadığım, izmir yolunun üstündeki mustafakemalpaşa'ya kadar ancak gelebilmiştir. işte tam bu sırada bana ve arkadaşlarıma tarihi bir görev verilmek üzeredir. ben ve benim gibi galatasaraylı olan arkadaşlarım, juventus'la maç yapmak için görevlendirilir. ancak bizim takım 7 kişi olduğundan, galatasaray'dan da dört futbolcunun bize katılması (bkz: sınıf takımı zihniyeti) meclis görüşmeleri sonucunda kabul edilir. (bkz: bilinçaltına gel)

    mustafakemalpaşa'da mahsur kalan juventus'la oynayacağımız şampiyonlar ligi maçı için artık her şey hazırdır. galatasaray'dan gelen dört futbolcu ile birlikte (hagi, taffarel, vedat ve hakan şükür) 14 eylül ilköğretim okulu bahçesinde maçın son hazırlıklarını da tamamlayıp maç saatini beklemeye koyuluruz.

    okul bahçesindeki yaklaşık 100 öğrencinin müthiş desteğiyle (okul bahçesinde 100 kişi baya kalabalık demek) maça hızlı başlayan taraf 14 eylül galatasaray takımıdır. maçın hemen başında arkadaşım cihangir'in attığı golle 1-0 öne geçeriz. juventus artık panik içerisinde ne yapacağını bilemezken kornerden seken kames topa gelişine vuruşumla attığım golle takımımızı 2-0 öne geçiririm. (bkz: hayatımın golü) ilk yarı bu sonuçla kapandıktan sonra, ikinci yarı juventus'un sert oyunuyla başlar. o zamanlar baya bir gıcık olduğum zidane, takımımızın en önemli oyuncularından olan arkadaşım uğur'u ittirir ve uğur kenardaki beton çiçek saksılarına kafasını çarpar, kaşı açılır. artık bir kişi eksik oynamak zorundayızdır ancak zidane'ın uğur'u yaralaması bizi daha bir kamçılar. nitekim hakan şükür'ün golüyle 3-0 öne geçer ve maçı bu sonuçla kazanırız.

    aradaki birçok saçma salak detayı şimdi hatırlayamıyorum ancak maç sonrasında ülkede kahraman ilan edildiğimizi ve bu maçta oynayan 7 kişinin galatasaray'a transfer olacağına dair haberleri hatırlıyorum. gerisi aynı, heyecanla uyanmak, hevesinin kırılması, ve sevinçten üzüntüye dönen bir duygu seli :)

    ertesi gün maçı bu heyecanla izlemiştim. ancak maç ali sami yen'deydi ve galatasaray'da 14 eylül'den kimse yoktu. juventus da mantıklı olanı yapıp istanbul'a uçakla gelince galatasaray'a transfer olmama imkan kalmamıştı. maçı 3-0 kazanamasak da suat'ın o meşhur kafa golüyle en az rüyada attığım golden sonraki kadar da sevinç yaşamıştım.