479
ömrüm boyunca hiç galatasaray'ın iç meselelerinin olduğunu düşünmedim. hep o adamlar kardeşmiş gibi düşündüm. sanki hepsi başarı için çalışıyorlar, benim gibi kalpten bir galatasaray sevgisi ile, takımın başarısı için ter döküyorlar sandım. kimi zaman mehmet cansun, kimi zaman ali dürüst, kimi zaman da albayrak olarak çıktılar karşıma. alp yalman zaten annemin arkadaşıydı. onu da severdim. derdim ki, ulan ne güzel, hiçbir kişisel çıkar gözetmeden kulüp için ne güzel çalışıyorlar. entrika, ayak kaydırma, üçkağıt, zimmete geçirme gibi suçların galatasaray dışında her yerde olduğunu düşünürdüm hep. yaşım büyükken de böyleydi emin olun. hayatın her anında paranoyak olan ve kimseye güvenmeyen ben, galatasaray'a ne kadar körü körüne güvenmişim.
benim kulübümün de yönetim bazında diğer kulüplerden hiçbir farkı yok şu anda. yönetici kalitesi yerlerde, verilen beyanatlar seviyesiz, kirli, yalanla dolu. herkes birbirinin götünü s.kmeye meraklı, nasıl kaydırırm ayağını, nerden ne koparırmı telaşında. son dönemlerde farkediyorum bunu. aptal mı diyeceksiniz bana. evet öyleyim. ama dediğim gibi, hayatın her anında paranoyak olan ben, galatasaray konusunda deli bir aptallığa kapılmışım. uyanmam 2010 senesine denk geldi. bütün bu polat/sezgin rezillikleri ve konuşulan üçkağıtlar (eskiden de duyardık böyle şeyler ama ben ihtimal vermezdim) o kadar gerçek ki artık. gençliğimin, çocukluğumun kulübü gitmiş, yerine sivas'tan, ankaragücü'nden farklı olmayan bir yönetime sahip olmayan, yepyeni bir galatasaray gelmiş ben uyurken.
kulübü bu rezilliğin içine sokanları asla affetmeyeceğim. ömrümün sonuna kadar lanet edeceğim onlara. 2010 yazını hiç unutmayacağım.
benim kulübümün de yönetim bazında diğer kulüplerden hiçbir farkı yok şu anda. yönetici kalitesi yerlerde, verilen beyanatlar seviyesiz, kirli, yalanla dolu. herkes birbirinin götünü s.kmeye meraklı, nasıl kaydırırm ayağını, nerden ne koparırmı telaşında. son dönemlerde farkediyorum bunu. aptal mı diyeceksiniz bana. evet öyleyim. ama dediğim gibi, hayatın her anında paranoyak olan ben, galatasaray konusunda deli bir aptallığa kapılmışım. uyanmam 2010 senesine denk geldi. bütün bu polat/sezgin rezillikleri ve konuşulan üçkağıtlar (eskiden de duyardık böyle şeyler ama ben ihtimal vermezdim) o kadar gerçek ki artık. gençliğimin, çocukluğumun kulübü gitmiş, yerine sivas'tan, ankaragücü'nden farklı olmayan bir yönetime sahip olmayan, yepyeni bir galatasaray gelmiş ben uyurken.
kulübü bu rezilliğin içine sokanları asla affetmeyeceğim. ömrümün sonuna kadar lanet edeceğim onlara. 2010 yazını hiç unutmayacağım.

