• 40481
    bu takımın belli bir kalitesi var, bunu kabul etmek lazım. hatta ben çok sevmesem de sahada belli bir oyun sistemi de var. ama asıl fark yaratan şey kadro istikrarı ve transferdeki şans faktörü. geçen sezon osimhen gibi bir piyango bize düştü, bu sezon uğurcan transferinde de eğrisi doğrusuna denk geldi. mertens-torreira-icardi hep şans. hatta abdülkerim bile şans. rakiplerde böyle bir istikrar ve şans yok. olması da mümkün değil, odakları bu değil çünkü.

    dört sene üst üste şampiyon olacaksa bu takım, bunu büyük ölçüde fenerbahçe’ye borçlu olacak. fenerbahçe camiası birazcık (gerçekten birazcık) saha içine odaklansa, bu hakem düzeniyle, bu federasyon mantığıyla galatasaray’ın en az iki şampiyonluğunu rahatlıkla çalabilirdi. hem sürekli bizi dürtüyorlar, hem de sürekli kendi ayaklarına sıkıyorlar. geçen bülent kalafat da aynı şeyi söyledi, o an kafa dank etti resmen. şampiyonluk sadece fener için değil, bizim için de en az onlar kadar önemli hale geldi. birisinde 1 kere şampiyon olalım takıntısı var, diğerinde şampiyon olmaya devam etmezsek batarız duygusu. bu şartlarda avrupa’da başarı meselesi artık tamamen keyfi bir hal aldı. şampiyonlar liginde olabilmek için şampiyonluk şart derdik eskiden. yine de dışımızdan bunu hala söylesek de içimizdekini allah bilir. bu ikili yarış çok yordu bizi. yıllardır fenerbahçe kayrılıyor, galatasaray da buna reaksiyon gösteriyor. sonuç olarak diğer takımların ikincilik şansı bile gerçekçi değil. galatasaray ile bu kadar uğraşılma sebebi bile aynı. çünkü biz olmasaydık fener şampiyondu, ali koç da cumhurbaşkanı adayıydı. böyle bir paralel evren bile var olabilirdi.

    ligde büyük takım ya da baş altı fark etmiyor, aynı kadro ve aynı hocayla üst üste iki sezon bile çıkaran yok. herkes her yaz kadroyu komple yeniliyor. fenerbahçe de aynı şekilde, mantıklı bir beyinle yönetilmedikleri için her sezon sıfırdan başlıyorlar. böylesine istikrarsız bir ligde galatasaray’ın ortalama sayılabilecek istikrarı bile başlı başına fark yaratıyor. ama şunu net söyleyeyim: galatasaray da bir şampiyonluk kaybettiği anda aynı kaotik döngüye girebilir, bundan eminim. bu istikrarı sağlayan şey şampiyonluğun geliyor oluşu. bizim de bir akıl yerine içgüdüsel hareket ettiğimiz kesin.

    istikrar diyoruz ama; ben galatasaray'da dört senedir vizyon, oyun gücü ve uzun vadeli planlama anlamında ciddi bir ilerleme gördüğümü düşünmüyorum. fenerbahçe’nin kendi kendini yemesi bizi olduğumuzdan daha iyi gösteriyor. asıl mesele bu. bizim üstünlüğümüz büyük oranda rakiplerin akıl almaz hatalarından besleniyor. kendi içimizde bunu kabul edip, gerçekten vizyoner bir yapı kurmazsak, ilk ciddi sendelemede aynı eski galatasaray’a döneriz. daha önce de böyle yükselip düştüğümüz anlar çok oldu.

    dursun özbek yönetimi çok sıkıntılı bir yönetim. ama okan buruk'ta bile taraftarın önemli bir kısmının arasının iyi olduğunu düşünmüyorum. zaten bu kriz anlarında anında su yüzüne çıkıyor. hoca zannedilenin aksine hep kelle koltukta geziyor. ama hocanın kaderini hep ligdeki sonuçlar belirliyor. hoca da ayakta kalıyor. ancak tersi senaryoda da bu kaderin önünü alamazsın. bu yüzden 5. sezonu olacak, artık hocanın kendisi bile hocaya düşman olacak. hocanın yaşadıklarından hatalar çıkarması çok önemli. çözüm olarak; dört sezonun sonunda hocanın yeni sezonda en çok dikkatini harcayacağı nokta oyun gücü olmalı. bu oyun gücü için de ezberlerinden kaçınmalı ve takımı oynarken mutlu etmenin bir yolunu bulmalı. sadece isimler üzerinden hareket ederse futbolcular da insandır, sıkılırlar. mesela 4 sezonun sonunda kendi takımı için 'özgüvenleri düşük' cümlesini kuruyor okan hoca. bu kesinlikle oyun gücüyle ilgili. juventus'a 5 atan takım rövanşta 10 kişi kalmış takıma az kalsın tur veriyordu. bu düşürür hocam. taraftarın da özgüveni düşük aslında. yine 10 kişi kalmış fener'e 2 sezon önce lig finalini verdik. herkesin aklının köşesinde bu maçın izi var. bunlar evet psikoloji ama takımın da papatya falı olması bunun sebebi gibi.
App Store'dan indirin Google Play'den alın