• 39888
    artık o malum dönemece girdik. rakamlar, istatistikler, kaleci farkı falan eyvallah ama şu saatten sonra mevzu tamamen psikolojik harbe döndü. rakipler saha dışı polemiklerle, "ingiliz iğnesi" gibi bayat yakıştırmalarla vakit kaybederken bizim tek yapmamız gereken florya’daki o konsantrasyonu bozmamak.
    fikstüre bakınca; önümüzdeki bir iki deplasman aslında ligin tapusunu alacağımız maçlar. avrupa yorgunluğu falan bahane edilmemeli, çünkü bu takımın derinliği "rotasyon yapınca güç kaybediyoruz" dedirtecek cinsten değil. kulübede bekleyen adamın iştahı, sahadakinden az olmadığı sürece sıkıntı yaşamayız.
    en kritik nokta ise şu: şampiyonluk yolunda rakiplerin en büyük umudu bizim dikkatsizliğimiz ve rehavetimiz. maç seçmeden, sanki her maç şampiyonlar ligi finaliymiş gibi oynamak zorundayız. özellikle düşük profilli görünen maçlarda puan saçma lüksümüz bitti. taraftarın o "şampiyonluk yakın, meşaleleri yakın" havası takıma özgüven vermeli ama gevşetmemeli.
    özetle; saha dışı gürültülere kulak tıkayıp, kendi oyunumuza baktığımız sürece mayıs ayı yine sarı kırmızıya boyanır. biz bu filmi defalarca gördük, sonu hep aynı bitiyor. ciddiyet, düzenli rotasyon ve tam saha presle o 26. şampiyonluğu söke söke ya da başka bir ikileme ile (anladınız) alacağız inşallah.
App Store'dan indirin Google Play'den alın