• 412
    hala sürecin iyi yönetildiğini düşünen varsa almanya'nın bizi kıskandığına veya virüsün diş mihrakların oyunu olduğuna da inanabilir.

    15. gün sonunda italya ve türkiye'deki durum:

    https://gss.gs/8fL.png

    10. günde italya'nın 3 katının altında vaka ile seyrederken, 15. gün itibariyle italya'nın 3 katından fazla vaka sayısına ulaşmış bulunuyoruz.

    italya 15 günde 29 kayıp verirken biz 75 olduk ne yazık ki.

    her iki eğri de italya'dan daha sert yükseliyor.

    "testler geldi yuppi" diyenler için kötü bir haber vereyim, o iş geçti artık.

    sadece test yapmakla olmuyor bu iş. şehir şehir, mahalle mahalle hatta ev ev karantina başlatıp izolasyon sağlamaz, virüslü adamı eve gönderip o adamın evde duracağını düşünerek hareket edersen sınıfta kalırsın.

    o adam akşam düğüne, asker uğurlamasına katılıp 1000'lerce kişiye bulaştırıyor, şehir değiştirip tüm ülkeye bulaştırıyor kimse kendini kandırmasın.

    dün hayatını kaybeden dilek tahtalı 11 martta açıklanan ilk vakadan kapmış deniyor virüsü. hani o kişinin tüm çevresi ve temasları karantinaya alınmıştı?

    şuan 40bin yoğun bakım kapasitemiz var ve bunun 15bin civarı özel hastanelerde.

    bu rakamlara ulaşıp kimin yoğun bakıma alınıp kimin alınmayacağı yani kimin ölüp kimin kalacağı kararını vermek durumunda kalmayız umarım.

    diğer yandan özel hastaneler de "maddi yükü kaldıramıyoruz devlet el atsın" diye aba altından sopa gösteriyor.

    muhtemelen 40binlik yoğun bakım kapasitesinin belirli bir oranı dolduğunda sokağa çıkma yasağı ilan edilecek, çünkü devletin elinde 15-20 günlük yasak için tek atımlık barut var ve bunu erken kullanmak istemiyorlar.

    çünkü yasak sonrası yayılma tekrar olursa, ki bir çok ülke 2. dalga bekliyor, ekonomi kaldırmaz korkusu var.

    herkese ve sevdiklerine sağlıklı günler diliyorum, tabi mümkünse.

    edit: sözlük yaş ortalamasının 18+ olduğunu düşünerek neye/kime inanıp inanmayacağınızı söylemek istemiyorum ancak global kaynak göstermeyen, araştırma-makale ortaya koyamayan kişiler ile özellikle havuz medyası ve burdan beslenenlerden uzak durmanızı tavsiye edebilirim.

    günlerdir "virüse yakalanıp atlattıysan bağışıklık kazanırsın, tekrar yakalanmazsın" diye bir takım kişileri konuşturuyorlar ve bunlar prof. vb ünvanlı kişiler bak, sokaktaki adam değil.

    bunları dinleyip virüse yakalanmış kişiler iyileştikten sonra ne yapacak? "ne de olsa bağışıklık kazandım" diye sokaklarda dolaşacak değil mi?

    peki daha dün newscientist ne yazmış bakalım:

    --- alıntı ---
    we don’t have enough evidence yet to know if recovering from covid-19 induces immunity, or whether any immunity would give long-lasting protection against the coronavirus
    --- alıntı ---

    https://www.newscientist.com/...ce-we-dont-know-yet/

    yani diyor ki bu konuda yeterli bilgimiz yok.

    peki bahsi geçen "virüsün 17 gün yaşadığı" olayı nedir?

    virüsün yüzeyde kaç gün yaşadığını "tahmin" eden makelenin yayınlandığı yer the new england journal of medicine.*

    bakın hala "tahmin" deniyor, net bilgi yok. çünkü nem, hava koşulu vb bir çok değişken hala net değil.

    bu da ilgili araştırma: https://www.nejm.org/...?query=featured_home

    şimdi bu arkadaşlar diyor ki meşhur "diamond princess kruvaziyer gemisinde tüm yolcular tahliye edildikten 17 gün sonra bile virüsün viral rna'sına yani döküntüsüne rastladık".

    amerikan salgın merkezi* ne demiş?

    --- alıntı ---
    although these data cannot be used to determine whether transmission occurred from contaminated surfaces, further study of fomite transmission of sars-cov-2 aboard cruise ships is warranted.
    --- alıntı ---

    https://www.cdc.gov/...htm?s_cid=mm6912e3_w

    yani viral rna'sı da olsa virüs virüstür ve fakat fomit iletimi konusunda çalışılması gerekir.

    fakat bilinen bir gerçek var ki virüsler zamanla etkisini yitirse de bulaşma, enfeksiyon yaratma ihtimalleri var, fakat covid-19 için bilimsel bir gerçek henüz yok.

    buraya kadar ki yazdıklarım bilgilenmeniz içindi.

    tv başında "tuzlu suyla gargara yapın geçer" diyen sözde bilim adamlarını dinleyip ahkam kesenlere değil internetteki bilimsel araştırmalara, makalelere inanın güzel kardeşlerim.

    ne yapıp ne yapmayacağınız size kalmış.