• 7150
    taraftarı eleştirmek için komik duruma düşüren başkan.

    herkesi biraz geçmişe götürmek istiyorum. (buradaki taraftarların en azından 15 yaşından büyük olduklarını varsayıyorum.)

    2010-2011 senesini 8. olarak bitirmiştik. 2002-2011 arası ise sürekli galatasaray muhabbeti ile geçiyordu. adnan polat başkan olmadan önce para bile dilenmişti. galatasaray'ın gerçekten maddi durumu çok kötüydü. hatta o kadar kötüydü ki başkan adayı bile çıkartamazdık. kimse bu yükümlülüğe girmek istemezdi. tarihimizin en başarısız başkanlarından özhan canaydın bile 2 sefer seçildi.(efendi adamdır, sever sayarız ama başarısızdır.)

    2002 senesinde özhan başkan fatih terimi getirmişti. herkes mükemmel başarılar beklerken 20-30 tane çöp futbolcu almış ve 1,5 senenin sonunda takımı 6.sırada bırakıp istifa etmişti fatih terim.

    son şampiyonluğumuzu 2002 yılında almıştık ve fatih terim ile başlayan süreçte 2006 yılına kadar şampiyon olamadık. 2006 yılında ise gerets ile epik şampiyonluğumuz ve trajik tromsö mağlubiyeti. çok iyi bir kadromuz yoktu ama kenetlenerek şampiyon olmuştuk. biz fenerin gönderdiği tomas, kimsenin bilmediği iliç, yaşlı hakan şükürle falan oynarken fenerbahçede alex, anelka, appiah, aurelio, nobre falan vardı.

    2006 yılında şampiyon olmuştuk ama yine parasızdık, durumlar kötüydü. transfer yapamıyorduk. hatta özhan başkan çıkıp şöyle bir açıklama yapmıştı:"şampiyon kadromuzun tamamını koruduk, sözleşmesi bitenleri yeniledik. bundan daha büyük transfer olamaz." bunu demiş olmasına rağmen inamoto ve carrusca'yı aldık. bir de 32 yaşındaki okan buruk ile tolga seyhan katılmıştı takıma.

    kadro epik şampiyonluktaki motivasyonu bulamadı tabii ki ve ligi fenerin 14 puan gerisinde 3.olarak bitirdik.

    sene 2007-2008. feldkamp geldi. elle tutulur transferlerimiz lincoln, nonda, servet, hakan balta. bir de linderoth var ama adam hep sakattı. lincoln de deplasmanlara pek gitmezdi. koca sezonda ligde 19 maç oynadı. zaten karakterli bir adam olsa o paralara alamazdık kendisini. neyse.. sonuç olarak feldkamp'ın istifası cevat hocanın başa geçmesi ve yine epik bir şampiyonluk. henüz gümbür gümbür bir şampiyonluk görmemişiz lucescudan beri.

    2008-2009. haldun üstünel show zamanı. baros, kewell, de sanctis, meira. ismi güzel ve çok pahalı olmayan oyuncular. sonuç: lig 5.si galatasaray.

    2009-2010. keita, elano, jo, leo franco, neill, dos santos, jo, caner erkin. keita ve elano toplam 13 milyon euro. son kurşunumuzu atıyoruz. sonuç: 11 puan geride 3.lük.

    2010-2011. son kurşunu geçen sene attığımız için satıyoruz herkesi. elano, keita, mehmet topal falan gidiyor. yerlerine pino ve cana geliyor. işler kötü gidince devre arasında borç batağına batıyoruz. stancu, culio, yekta, zapata, colin kazım. sonuç: 8.lik.

    2011-2012. başkanlık seçimi var ama aday çıkartamıyoruz. ünal aysal ben bu işi çözerim diyor ve başkan seçiliyor. "size üç şey vaadediyorum: başarı, başarı, başarı..."

    hikayenin devamını biliyorsunuz. batacak denen, transfer yapamayan galatasaray sneijderleri drogbaları getiriyor. tekrar şampiyonluklar alıyor. borçların %73ü tlye çevriliyor. bu sırada dolar-euro deli gibi artıyor. tahmin mi etti şansa mı böyle bir şey yapıldı bilmiyorum. ölmüş bitmiş galatasaray'ın avrupada tekrar adını duyurması da cabası.

    bir de mancini, prandelli, transferler ve ücret konuları var. mancini'yi tartışmıyorum bile. çok ünlü ve başarılı bir teknik adamdı. yanlış bilmiyorsam italya ve ingilterede şampiyonluk yaşayan tek teknik direktör. kimse mancini geldiğinde bize layık değil demedi.(defansif yaklaşımını eleştirenler oldu ama mancini bizim kalibremizde değil diyen olmadı.)

    prandelli ise geldiğinde efsane bir heyecanla karşılandı. tüm galibiyetler gökyüzüne idi o zamanlar. herkes çok emindi prandellinin en doğru tercih olduğuna. ama sonuç fiyasko.

    transferlerde ise bir bilal kısa eleştirisini hiç bir oyuncu almadı. veysel sarı, tarık çamdal, salih dursun, olcan adın ve diğerleri. hepsi yabancı sınırını hesaba katınca çok mantıklı transferlerdi. yapacak bir şey yoktu. yabancı sınırı önce 6 sonra 5e düşecekti. yabancılarımız zaten çok iyiydi. anadoludan alınabilecek en iyi yerliler bunlardı ve piyasaları da yüksekti. planlamada hata yapıldığı kesin. sonuçta 40 oyunculu bir takım haline gelmiştik ama oyuncularımızın hepsi alabileceğimiz yerlilerin en iyileriydi.

    ve yıllık ücretler.. yıllık ücretlerin 2 parçalı bir durumu var. birincisi yabancı sınırı olduğu için zaten ücretlerin şişkin olması. diğeri ise ünal aysalın kontrat yenileme politikası. aslında ünal başkan kontrat yenilemelerin hepsini kur farkı için yaptı. ünal başkanın yaptığı yeni sözleşmelere bakarsanız kurun her zaman sabitlendiğini görürsünüz. ücret skalasını yukarı çektiği doğrudur. ama selçuk ve burak dışında uçurduğu bir kontrat yoktur.(semih var sadece ama ona da sen daha fazlasını hakediyorsun diyerek verdiler ve haklıydılar.) selçuk ve burak'ı ise türkiye'nin en iyi iki oyuncusu olarak en iyi kontratları verdi. bir işletme stratejisidir aslında bu. sen en büyük takımda oynuyorsun ve en çok parayı kazanıyorsun. çünkü sen en iyisisin demek. aynı stratejiyi p&g, garanti falan da yapar üst düzey adamlarına. doğrudur-yanlıştır tartışılabilir ama kendi stratejisinin gereğini yapmıştır.

    duruşu, lafını esirgememesi, boynumuzu eğdirmemesi gibi konulara hiç girmiyorum. sadece genel yaklaşımını ve çok başarılı bir başkan olduğunu anlatmak istedim.

    edit: 1 arkadaş da erayın kontratından bahsetmiş. haklıdır. ama orada yine genel ücret stratejisi yatıyor. taffarel'in çok iyi dediği bir kaleci eray. hiç beğenmesek de tafo böyle diyor. galatasaray'ın yedek kalecisiyken de aylık 2000 tlye oynaması mantıksızdı. o yüzden iyileştirme yapıldı. bence de çok kötü kaleci ama maalesef tafo öyle demiyor.