• 9881
    galatasaray dışında herhangi bir takımda başarılı olamadığı iddia edilen teknik direktör. halbuki günümüzde internet kullanımı o kadar kolay ki. araştırmak,arama motorları falan çok gelişti yani. tıpkı galatasaray efsanesi olduğu gibi fiorentina efsanesidir. tersini iddia eden gitsin bir hafta floransa sokaklarında dolaşsın yeter zaten. kendisine duyulan nefret artık öyle şaçma bir hale geldi ki aykut kocaman'la falan aynı kefeye konuluyor. sevmemenize, karakterini, hareketlerini,kararlarını tasvip etmemenize sonsuz saygım var ama bu adamın teknik direktörlüğüne, kariyerine, elde ettiği başarılara, oynattığı futbola laf eden adamın hakikaten nefret gözlerini kör etmiştir. herhangi bir türk teknik direktörün milan'ı bir daha çalıştıma ihtimali, bir türk takımının şampiyonlar ligi'ni kazanmasından çok daha düşük bir ihtimaldir. milan'a nasıl geldiği konusuna gelelim. milan'ın, hatta serie a'daki bir takımın bir türk teknik direktörle anlaşması,takımı ona emanet etmesi kendi vatandaşına örneğin mancini'ye, prandelli'ye falan emanet etmesiyle aynı şey değildir. bu her ülke için geçerlidir. o ligde futbol oynayıp, o piyasada bilinen isimlerdir bu saydıklarım ve benzerleri zaten. hele ki italya bu konuda en ırkçı ülkelerden biridir. dönelim fatih hoca'ya. türkiye'nin gelmiş geçmiş en iyi, hatta o senelere bakacak olursak avrupa'nın da en iyi kadrolarından birini ( galatasaray 2000 uefa kadrosu) kurduktan sonra, hee bu arada jenerasyona denk geldi diyenler var onu da açıklayacağım birazdan neden öyke olmadığını; fiorentina'nın başına geçen terim, batistuta'yı kaybetmiş ve onun sancılarını çeken sıradan bir takıma gitmiştir. ama zaman içinde elindeki oyunculardan maksimum verimi alarak muhteşem futbol oynayan, her maç hücum futbolu oynayıp 3-4 gol atan bir takım yaratmıştır. bunu yaratırken de mehmet ağar, tayyip erdoğan gibi siyasi liderlerin desteğini almıştır; yersen... bu başarının arkası boş değildir. üç ayda italyanca öğrenir. daha takımın başındaki ilk maçında golden sonra futbolcular terim'le sarmaş dolaş olurlar ki bu italya için çok acayip bir durumdur. işler aslında başta çok iyi gitmez ama fiorentina fatih hoca takımı oturttukça ligin zirvesini zorlayan bir ekip haline gelir. başkan gori'yi ki aynı zamanda takımın sahibidir kendisi, soyunma odasına girmeye kalkınca kovan adamdır öyle başka karakter yoksunu hocalara benzemez. aynı gori sezon sonunda terim'in sözleşmesini uzatma yolları ararken eğer uzatamazsa fiorentina taraftarları tarafından evinin yakılacağı yönünde tehditler almıştır.bakın bunlar sadece bir senede oluyor. italya kupası finaline çıkarttığı takım finalde yine tanıdık bir isim önderliğinde kupayı kazanırken mancini ve futbolcular terimi öve öve bitirememiştir. fiorentina (şimdi kadrosu iyiydi rui costa vardı falan diyenler olacaktır) 2001-2002 sezonunda küme düşer. sonrası malum milan kariyeri. milan'dan kovulmasını koz olarak kullananlar için söylüyorum, aynı adamlar prandelli'ye ve mancini'ye sabır gösteirlmesi gerektiğini ısrarla savunurlar ama bilmezler ki milan taraftarı da terim'i kovulmasına rağmen hala çok sever ve destekler. bu anlattıklarımın hiçbiri tesadüf değildir, olamaz sevgili arkadaşlarım. gelelim uefa kadrosu ve türk futbolunun altın jenerasyonunun terim'e ''denk gelmesi'' meselesine. bazıları kendi mahalle takımlarında oynayan 350 futbolcuyu tek tek arayıp bularak olimpik milli takıma kazandırmıştır terim. ben türkiye'de buna benzer veyahut yakın bir scouting araştırması bilmiyorum, duymadım. hatta bu dosyaların içinde yer aldığı çantanın hava alanında kaybolma hikayesi sırasında terim'in terler içinde ''türk futbolunun geleceğini kaybettik ne yapacağız'' şeklinde trajikomik bir söylemi vardır. neyse ki çanta bulunur ve içinde sergen yalçın, rüştü reçber, alpay özalan, tugay kerimoğlu, arif erdem,ergün penbe, hakan şükür, abdullah ercan, ogün temizkanoğlu, bülent korkmaz gibi isimlerin bulunduğu jenerasyon olimpik milli takımda biraraya gelir. aynı kadro akdeniz oyunlarında zidane, thuram, dugarry, blanc gibi isimlerin yer aldığı ve 1998'de dünya kupasını kazanan o ''altın jenerasyon'' u yarı finalde mağlup eder. bunlara yine o dosyaların içinde yer alan ve o sıralarda a genç milli takım forması giydirilen emre aşık, okan buruk, oktay derelioğlu eklenir ve 2002'de dünya üçüncüsü olan efsane kadro o zamandan şekillenir. bu başarının ve jenerasyonun fatih terim'e ait olduğu şenol güneş tarafından da söylenir basın toplantısında. elimden geldiği kadar anlatmaya çalıştım bazı şeyleri ama nefretle bakanlar için bir şey değişmeyecek farkındayım. olsun bu entry dursun buralarda bri gün okur birileri. sadede geleyim. fatih terim'in hiçbir başarısı tesadüf olarak açıklanamaz ve türk spor tarihindeki en önemli isimlerden biridir. türk futbolunun da en önemlisidir. efsane oğlu efsanedir. sev ya da sevme ama bu gerçeği kabullenmeyen bence objektiflikten koşar adım uzaklaşmıştır.