• her çocuğun hayalidir yaz tatiline, yaz tatilinde köye gitmek;

    ben de gitmiştim vakti zamanında... dün gibi hatırlıyorum. nasıl unutabilirim ki ben de büyük anılar, büyük sevinçler ve büyük üzüntüler bırakmıştı bu tatil...

    ilkokulu birinci olarak bitirmiştim. genelde her sene izmir ahmetbeyli'ye giderdik yaz tatili için ama ben mutsuz olurdum. çünkü bütün arkadaşlarım erzurum'a köye giderdi, ben ahmetbeyli'ye tabi tatil bitince arkadaşlar arasında muhabbetler açılırdı. hep bir eziklik yaşardım, onlar birlikte yaptıkları şeyleri anlatırken... futbol oynayıp ağaçlara çıktıklarını, çobanlık yaptıklarını, pikniğe gittiklerini, büyüklerin yanında ava gittiklerini anlatırlardı ağzımın suyu akarak dinlerdim onları. çok da kıskanırdım açıkçası. o sene ilkokulu birinci olarak bitirince babama ''-baba hiç köye tatile gitmedik, bu sene köyümüze tatile gidelim'' dedim. babam sıcak yaklaştı isteğime. ve köye tatile gitmemiz kararlaştırıldı. tabi çok heyecanlandım. çok mutlu oldum. hayaller kurmaya başlamıştım. gönlümüzce futbol oynayacaktık, ağaçlara çıkacaktık, istediğimiz meyveyi ağaçlardan koparıp yiyecektik kimse kızmadan... daha bir sürü hayaller kuruyordum. bilirsiniz, 10 yaşında bir çocuğun ne kadar hayalperest olduğunu

    yola çıkacağımız gün geldi çattı. trenle gidecektik. köye hiç gidilmediği için köydeki ev harabe durumdaydı ve hiç eşya yoktu. mecburen izmir'den eşya götürdük. yolculuk 3 gün sürmüştü. hayatımın en güzel 3 günüydü diyebilirim. neler olmadı ki trende... 2 kere trenden düşüyordum. 1 defasında tren durduğunda babamlara haber vermeden indim ve az daha treni kaçırıyordum. 3 gün boyunca hep köyü düşünüyordum, hayaller kuruyordum. tren erzurum'a vardı. trenden indiğimde hafif bir hayal kırıklığına uğradım. hayal ettiğim gibi pek yeşil alan yoktu. babam ''-köye gidelim, orası daha güzel buradan. şehrin içi olduğundan böyle- dedi. neyse, köye vardık... 1 hafta başımı kaldıramadım yataktan. hava değişiminden olayı hastalanmıştım. sonra iyileştim. dışarıya çıkınca daha büyük bir hayal kırıklığına uğradım. köy anlatılan gibi değildi. yeşillikler nerede, ağaçlar nerede, futbol sahası nerede? diye dorum arkadaşlara... top oynadıkları bayır arasında, yamuk yumuk zeminli bir yer. tamam, cim alan ama yokuş aşağı topu bıraktın mı kendi kendine gol oluyor zaten. çok büyük bir hayal kırıklığıydı gerçekten. ağaçlara çıkıyoruz, köylüler peşimizden koşturuyor: ''-veletler dalları kırdınız'' izmir de agaclara çıktığımda daha az azar yerdim.

    tabii ki güzel anılarım da oldu. arkadaşlarımla çok eğlendiğim zamanlar oldu her şeye rağmen. göle yüzmeye ve balık tutmaya gittik. çok güzeldi. ağaçlara çıktık, bostan talan ettik. yaz bitti. hayalimdeki gibi ava gidememiştik. en büyük isteğim, hayalim bir ava gitmekti. ama bir türlü götürmüyorlardı bizi küçük olduğumuz için.

    izmir'e dönmemize 1 hafta kalmıştı. mehmet diye bir arkadaşım vardı. erzurum'un yerlisiydi ve bu ziyaretimde tanışmıştık onunla. çok iyi arkadaş olmuştuk. bütün gün beraber gezer, oyunlar oynardık. bana çapan sallamayı, orak kullanmayı, tırpan atmayı öğretmişti. bir de onların evinde silah vardı. çok merak ediyorduk ama bizi götürmüyorlardı büyüklerimiz. mehmet eve girip babasından gizli silahı almıştı. geldi yanıma. -damdaki deli, evden silah aldım, ava gidelim mi? diye sordu. ben de hiç düşünmeden kabul ettim tabii ki. en büyük hayalim gerçekleşiyordu...

    gözlerimi açtığımda hastanedeydim. yanımda annem ve babam, bana bakıyorlardı. sanki birisi beni yatağa bağlamıştı. hareket edemiyordum. -ne oldu? diye sordum. kaza dediler. annem ve babam gülmeye çalışıyorlardı. ben gerçekten güldüm. yani pek önemli değildi o an benim için. hayatın zorluklarına alışkındım o yaşlarda bile.

    mehmet'in elindeki silahtan çıkan kurşun boynuma saplanmıştı. ölmemiştim, fakat artık bacaklarımı kullanamayacaktım..

    ayaklara ihtiyacım yok beynim bana yeter...

    böyle bir köy anım var işte.. çoğu kişiye göre pek güzel olmayan bu olay, ilginçtir ki bana her zaman keyif vermiştir. istediğim bir şeyi yaparken bir kaza geçirdim ve hayatım değişti. bunun zorluklarını yaşadım, hâlâ da yaşıyorum. ama yaşamaktan, hayattan hiç bir zamaman vaz geçmedim, bıkmadım. hayata dört elle sarıldım. yaşam tüm zorluklarına rağmen güzel. hayat bir şekilde devam ediyor. ağlayıp sızlasakta hayat aynı hayat. bir değişime uğramıyor. ağlayışlarımız o hayatı daha zor yapıyor sadece. yani zorluklar ile birlikte yasamayı öğrenmemiz gerekiyor. su anda hayatımdan oldukça memnunum. bu yaşıma -24- geldim ve yapmak isteyipte yapamadığım, içimde ukde kalmış hiçbir şey yok. dediğim gibi, ayaklara ihtiyacım yok, beynim bana yeter...
    benim gibi hayata dört elle sarılan; dünyanın en büyük tekerlekli sandalye basketbol takımı, yenilmez armada engelsiz aslanlar ımızı tüm yüreğimle kutluyorum...

    * http://www.aslanpencesi.net adresinde yayınlanan engelsiz aslanlar ozel sayısında yayınlanan nacizane yazımdır. gs'ye teşekkürler...
  • çok büyük şerefsizlikle ile baş başa kalmış bir takımdır..

    sert olacak biraz ama bir mahsuru yoktur umarım, neticesinde engelsiz aslanlar ve başta sedat incesu olmak üzere teknik heyetimiz, bizlere hayal ettiğimiz tüm başarıları yaşattı, arka arkaya hem de. onlara yapılan bu düzenbaz,şerefsiz oyunları anlatmak istiyorum kısa kısa, herkes gerekli dersleri kendi alacaktır. son söyleyeceğimi şimdiden söylemek istiyorum, daha da anlamlı olacaktır ; yaşanan bu olayların ardından bizim en önemli görevimiz, istanbul’da oynanacak üç karşılaşmada da takımımızın yanında olmaktır. evet sanal ortam ve bilimum benzer yerlerden takımımız ve teknik heyetimize destek vermemiz çok güzel ancak bunun en doğru yöntemi zor günler geçiren takımımızın yanında olmaktır, bir tane bile boş koltuk bırakmayarak.

    şimdi bazı iğrençlikleri anlatmak istiyorum ;

    * son 2 yıldır ’playoff’ sistemini kaldıran, ligde alınan sonuçlar ile ligin şampiyonunu belirleyen tsb federasyonu, ligin bitmesine daha 3-4 hafta kalarak, dünya’da eşi görülmemiş bir skandalın altına imza atarak, şampiyonluğa giden yolu değiştirdi. buna göre, namağlup ligi tamamlayan takımımızın, bu başarısı playoff’ta hiç bir avantaj getirmeyecekti. 4 takımın lig usulu oynayacağı karşılaşmalar ardından şampiyonluğun belirleneceği playoff sistemi, tek kelime ile rezilliktir. şampiyonlar ligi ve kıtalararası turnuvada ülkemizi temsil eden ve başarıları ile taraflı/tarafsız herkesi gururlandıran takımımızın üstüne binecek büyük bir fiziksel yorgunluktan bahsetmeye gerek yok.

    * geçen yıl binbir zorlukta ’imparator’ sedat incesu’ya milli takımda yapmadığını bırakmayan, engelli milli takım oyuncularına hiç bir yardımda bulunmayan federasyon yetkileleri, bu olaylar yetmiyormuş gibi hemen hemen her maçta inanılmaz hatalara imzasını atan hakemleri maçlarımıza atadılar. hala o milli takım günlerinin hukuk süreci de devam etmektedir diye biliyorum.

    * bu tür zorlukların üstesinden gelen takımımıza, bu şartların dışında çok büyük bir ahlaksızlık yapılmıştır. son oynanan ve yenilgi ile kapattığımız beşiktaş maçında, insanlığa,adamlığa,şerefe sığmayan olaylar yaşanmıştır, beşiktaşlı taraftar ve oyuncular-teknik heyeti ile. maçın başından sonuna kadar takıma küfür eden, koç sedat incesu’nun dış görünüşü hakkında akıllarınca dalga geçen beşiktaş taraftarı, adamlığa sığmayan bir olayın altına imza atmıştır. daha bir çok detay var ama, ben bunları yazarken elim ayağım titriyor gerçekten. ali sami yen’e ve alpaslan abimize küfür eden bir topluluktan bu hareketleri şaşkınlık ile karşılamıyorum fakat bu olay yaşandığından beri benim sinirlerim alt üst olmuş durumda, oyuncular ve teknik heyetin yerine kendimi koyamıyorum.. bu arada, konu ile bağımsız ancak, geçen hafta oynanan türkiye kız şampiyonası maçında, 15 yaşındaki oyuncularımıza küfür etmiştir beşiktaş taraftarı, bunu da belirtmeden geçmeyelim.

    bu üç başlık altında minimize etmeye çalıştığım ama aslında çok geniş ve söylenmeyen bir çok detayın olduğu sorunlar,ahlaksızlıklar takımımızın üstüne yıkılmıştır. kulüpteki bu branştan sorumlu dilara endican’ın ne tür bir insan olduğunu biliyoruz elbette, o yüzden onun adını bile geçirmiyorum, böyle zor günlerde neyin peşinde olduğunu medya yazıyor yeterince.

    şimdi bütün bu olaylar çerçevesinde, şuan bile benim sinirden gözlerim doluyor, kendimi kontrol edemiyorum. cuma-cumartesi-pazar olmak üzere üç gün içinde oynayacağı şampiyonluk maçlarını düşünüyorum sadece, intikamları teker teker almak için.

    bu üç gün, biraz ağır olabilir kusura bakılmasın sakın, galatasaray taraftarı için namus meselesidir. yeri geldiğinde internette övgüler dizilen, gururunu anlatmaya çalıştığımız takım, yapayalnız bir şekilde destek beklemektedir, bizlerden.. bu desteğin sağlanmasını diliyorum.

    şu hiç unutulmasın ki, bizler, adamlık ve şeref gibi bir insan için en önemli iki unsuru asla unutmadan takımımızı destekleyeceğiz. önemli olan bu 3 günde bir kişi bile olsa daha fazla olmaktır.

    daha fazla bir şey yazamıyorum, biraz uzun oldu ama durum bundan ibaret, detayları daha da fazla var ama yazmaya elim gitmiyor..
  • 4-5 yılda bir maç kaybeden, dünya üzerinde katılabileceği tüm organizasyonlara katılıp hepsinde kupa kaldırmışlığı bulunan bir takımdı. şimdilerde koca bir sezonu 6-7 oyuncuyla geçirmeye çalışıyor. bu ülkenin yetiştirdiği en büyük spor adamlarından, bu branşı sıfırdan bu hallere getiren sedat incesu saçma sapan ve kasıtlı verilen cezalarla uğraşmak durumunda kalıyor. tam profesyonelliğe bile henüz geçilmemiş, bazı sporcuların işten antermana/maça geldiği bu takıma insani şartları sağlayabilecek bütçe ahmet bulut'un bir sezonda galatasaray'dan tırtıkladığı paranın yüzde kaçıdır, bu ülke insanına ve sporuna hizmetin kralını vermiş bir adama sahip çıkmak ne kadar zordur bilinmez.

    o değil de o sarışın ablaya ne oldu ya? kupalar imkansızlaşınca kendisi de kayıplara karışmış. magazin dünyasından bile elini eteğini çekmiş galiba...
  • bu takım türk spor tarihinin uluslararası alanda en başarılı ekibi, yönetim bu takımı nasıl baş tacı etmiyor anlayamıyorum. çok mu zor bu takımın hepimizin bir şekilde içine işlemesini sağlamak? kadrosunda kimlerin bulunduğunu bile pek azımız biliyor ama bu takım üst üste kıtalararası şampiyonlukları kazanan ekip olma hüviyeti ile çok daha fazlasını hak ediyor.
  • çok canı gönülden söylüyorum, sebep olan kim varsa allah belasını versin.

    bu kulübün var olma amacı türk olmayan takımları yenmek, hangi gerekçe ile böyle bir turnuvaya göndermezsiniz?

    tamam hepimiz futbola odaklandık ve mustafa cengiz yönetiminin arkasındayız ama amatör branşlarda ki uygulamaları tek kelime ile rezalet. yazıklar olsun.

    müsait bir zamanda amatör branşta ki rezaletlerini tek tek yazacağım.
  • fiziki engeli olmayıp ruhsuz ruhsuz sahada dolaşan topçuların aksine, hayata karşı handikabınıza rağmen her seferinde bizlerin gözlerini doldurdunuz.
    ama her seferinde...

    siz kazansanız da, kaybetseniz de biz hep alkışladık, alkışlayacağız da.
    çünkü galatasaray taraftarı skor odaklı değil, ruh odaklı destek verir.

    3 aralık dünya engelliler günü'nde, öncelikle sizlere, ve yine sizlerin durumundaki, giydiği formanın renkleri fark etmeksizin tüm engelli sporculara, tüm kardeşlerimize ve tüm engelli sözlük yazarlarına güzel bir yaşam, sağlık dolu yarınlar ve bol bol güler yüz dilerim.

    engel dediğiniz kavram, gözünüzdeki parıltı kaybolunca ortaya çıkar, siz her zaman engelsiz kalın.
    bizler de sizleri yazalım.

    gözünüzdeki parıltı hiç eksik olmasın.
  • (bkz: galatasaray tekerlekli sandalye basketbol takımı)

    3 aralık dünya engelliler günü'nde, bize yaşattıkları onca gurur abidesi başarılar için tekrardan teşekkür ettiğim aslanlar. tüm engelleri kaldıran aslanlar. aslında 3 aralık dünya engelliler günü sadece araç! amaç bu güzel insanları hatırlatmak, anlatmak. haklarını teslim etmek.

    kadir kıymet bilmez aciz yönetimler yüzünden, paralarını zamanında alamadılar. nerdeyse giyecek forma bulamadılar. deplasmanlara büyük zorluklarla gittiler. tüm bu ve buna benzer engellere rağmen, coach sedat incesu önderliğinde, dünyanın her bölgesinde engel tanımadan galatasaray'ı aslanlar gibi temsil ettiler. kupa kaldırdılar. dünya ve avrupa şampiyonu oldular. hem de defalarca!

    evet ben çocuklarıma, yakınlarıma baba gündüz kılıç'ı, taçsız kral metin oktay'ı ve diğer efsanelerimizi anlattım. anlatacağım. bu hikayelerde engelsiz aslanlar da yerini her zaman bulacak benim nezdimde. çünkü bu ekip, bunu sonuna kadar hak ediyor!

    entry'mi, şu güzel beste ile sonlandırıyorum.

    engelsiz aslanlar
    dünya şampiyonu
    galatasaray'ın işte gerçek ruhu! işte gerçek ruhu!

    http://galeri12.uludagsozluk.com/...-aslanlar_625344.jpg

    http://cdncms.zaman.com.tr/2012/10/29/292503.jpg
  • yönetimlerimiz tarafından dışlanan, rekorlar kırmış spor branşımız. bu dönemde mutlaka kendlerine sahip çıkmalı, seneye dursun başgan tarafından hepten hiçe sayılacaklar gibi duruyor. bu kadar önemli bir branşa neredeyse sıfır bütçe ayrılması, dışarıdan herhangi bir zenginin bu takıma sahip çıkmaması. hatta her yerde söz de duyar kasan iş adamlarının böyle önemli bir takıma engelliler için onur olan ve onlara ilham bir organizasyona sahip çıkmaması gerçekten üzücü. umarım önümüzdeki senelerde bu üzüntüleri yaşamayız ve biri veya birileri bu konu da takıma destek olur.
  • mevcut yönetimin yok olması için dua ettiği galatasaray'ın gururu!

    şube kapatmak genel kurul kararı ile olduğundan, yatırımı düşürerek yok etmeye çalışıyorlar. tabi andre vergauwen kupasının kazanılması planları bozdu. takım fransa'dayken sedat hocanın yerine fenerbahçeli bir antrenörle görüşmüşler. amaçları çok net. ha kimin umrunda değil mi? sedat hocaya sahip çıkamıyorsak yazıklar olsun bize!
  • çapsızların gözüne batmış tam anlamıyla amatör ruhla mücadele eden şubemiz. bir avuç insan sessiz sedasız güzel işler yapıyor hemde bunu milyon eurolar alarak değil klübümüz için önemsiz meblağlara yapıyor ve şube zarar ediyor kapatalım diye çığırtkanlık yapan insanlar çıkabiliyor. tabi bu şubede rant fazla olmadığı için dursun özbek tayfası gözünü buraya dikti herhalde. galatasaray'da hiçbir başarı cezasız kalmaz lafını ilk söyleyen adam ne güzel adammış be.
  • 21 ekim 2017 cumartesi günü (yarın) saat 11:00'da ahmet cömert spor salonu'nda oynayacağı izmir bşb maçıyla sezonu açacak aslan yürekliler.

    takımımıza türkiye tekerlekli sandalye basketbol milli takımı kaptanı ve eski oyuncumuz özgür gürbulak, yine eski oyuncularımızdan piotr luszynski, rodney hawkins'in yanı sıra krysztof bandura, bulut kodal ve gökhan coşkun ile takviye ederken, kaptan ismail ar, fikri gündoğdu, mateusz filipski, mustafa korkmaz, seda kınalı ve maşide cesur takımımızda kaldılar.

    yeni sezona oldukça iddialı ve en önemli şampiyonluk adayı olarak giriyoruz. efsaneler dönüyor!

    naçizane, takımın yeni sezonu ve izmir bşb maçıyla ilgili yazdığım yazı için: https://engelsizaslanlar.wordpress.com/...aneler-geri-donuyor/
  • o kadar para bulunamadıysa ve koca galatasaray camiasından bir sponsor çıkmadıysa herkese yazıklar olsun. amk selçuk inanın maç başı primi kadar paradan bahsediyoruz. bu nasıl bir rezalettir, avazım çıktığı kadar bağırmak istiyorum.

    ünal aysal hani baskete sponsor olacaktın. onu geçtim bari engelsiz aslanlara sponsor ol yeter.

    kapatın voleybolu, kapatın erkek basketbolu ama kapatmayın engelsiz aslanların önünü...