• 5
    trabzon'un kesinlikle dahil olması gereken tanımlama. bu tanımlamaya illa biri dahil olmayacak ise bu beşiktaş'tır. trabzon arkasında sıfır basın desteği ile ve transfer edeceği iyi futbolcuların trabzona gelmek istememe ihtimali ile senelerdir mücadele etmekte ve bence oldukça da iyi götürmektedir. zamanında kazandığı şampiyonluklar da onu büyükler arasına sokmaktadır. trabzon'u büyükler arasına sokmamak ülke futboluna ihanetin ilk adımıdır. anadolu'da oynanan futbolu hiçe saymaktır. ama basın anadolu'yu hiç sallamamak ile hem oradaki futbolcuların kendilerini geliştirmelerini / eleştirmelerini engellemektedir, hem de türk futbolunun yarısından fazlasını temsil eden bir taraftar kesimine ihanet etmektedir.

    ihanet zaten türk basının temel taşlarından biridir. nolur bunu biz yapmayalım.
  • 7
    uefa tarafından yayınlanan araştırmaya göre, 2008 - 2009 sezonunda avrupa liglerinde yer alan 631 kulübün aktif toplamı 19 milyar euro'dur. bu aktiflerin, kalemlere göre dağılımlarını aşağıdaki tabloda görebilirsiniz;

    http://img218.imageshack.us/...ulplerikonsolide.jpg

    türkiye'de 4 büyük kulübün, konsolide bilançosuna göre aktif toplamı 1 milyar 289 milyon tl'dir. onların dağılımını da aşağıdaki tabloda görebilirsiniz;

    http://img707.imageshack.us/...bykkulportalamas.jpg

    uefa raporunda, avrupa kulüplerinin aktifini oluşturan en önemli 2 kalemin maddi duran varlıklar ve aktifleştirilen transfer bedelleri olduğu belirtilmektedir. avrupa kulüplerinin maddi duran varlıklarının, 4 büyüklere göre oranının düşük olmasının nedeni, avrupa'daki kulüplerin sadece %17'sinin kendi stadyum ve tesislerine sahip olmasından kaynaklanıyor. bu saha ve tesislerin de önemli bir bölümü eski olduğu için, bilançolarda amortisman yoluyla itfa edilmiş.

    4 büyüklerin maddi duran varlıklarının, aktif içerisindeki payının yüksek olmasının nedeni ise, trabzonspor hariç, diğer 3 büyük kulübün, maddi duran varlıklarını* ifrs *kapsamında, rayiç bedelleri ile değerlemesinden kaynaklanmaktadır.

    avrupa kulüplerinin maddi duran varlıklarını bilançolarında, seçtikleri muhasebe politikaları nedeniyle değerlemedikleri anlaşılmaktadır. eğer 4 büyükler de kendi duran varlıklarını değerlemeseydi, özkaynaklarımız -273.4 milyon tl olacaktı.

    bir de bilançonun diğer tarafına, yani borçlarına ve sermayelerine bakalım kulüplerin;

    aşağıdaki linkte avrupa kulüplerinin pasif hesaplarının dağılımı tablosu var;

    http://img686.imageshack.us/...ulpleripasifhesa.jpg

    şimdi de 4 büyüklerin pasif hesaplarının dağılımlarını verelim, sonra karşılaştırmasını yapalım;

    http://img197.imageshack.us/...lerpasifhesaplar.jpg

    bu iki tabloyu karşılaştırdığımızda, türk kulüplerinin bankalara olan borçlarının oranının yüksek olduğunu görüyoruz. ilişkili taraflara karşı borçlar kaleminin altında, kulüplerin yönetimdeki kişilere karşı borçları var. avrupa'nın büyük kulüplerinin sahipleri olduğunu düşünürsek, avrupa kulüpleri, bankalardan borç almak yerine, kulüp sahiplerinin paralarını kullanıyor diyebiliriz tablolara göre.

    diğer bir dikkat çeken husus da, sponsorluk ve yayın avansları kaleminden kaynaklanıyor. türkiye'de yayın hakları gelirleri, avrupa'dan düşük olduğu için, ya da sponsorluk gelirleri, avrupa kulüplerinin gerisinde kaldığı için, diğer borçlar kaleminin oranı*, 4 büyüklerde daha düşük.

    son yayın ihalesinden sonra, bu tablolarda biraz daha denge sağlanacak, diğer borçlar kalemi oranı artarken, banka borçlarının oranının düşeceğini düşünüyorum.

    hazır bu yayın gelirleri falan demişken, bir de avrupa kulüpleri ile 4 büyükler arasındaki gelirlerin dağılımlarına bakalım, daha açıklayıcı olur umarım.

    aşağıdaki tabloda, 4 büyükler ile, avrupa kulüplerinin gelirler dağılımı var. önce tabloya bakalım;

    http://img132.imageshack.us/...32/9269/gelirler.jpg

    hani biraz önce demiştim ya, yayın ve sponsorluk gelirleri, 4 büyüklerde, avrupa kulüplerine nazaran daha düşük diye, bu tablodan daha net anlaşılıyor olması lazım.

    son ihaleden sonra, bu kalemlerde de değişiklik olacaktır şüphesiz. yayın gelirleri oranı, avrupa kulüpleri seviyesine yaklaşırken, reklam ve sponsorluk gelirlerinin o seviyelere çıkabilmesi için, ligimizin, yurtdışında pazarlanmasının daha iyi yapılması gerekmektedir. kulüplerimiz, avrupa'da başarılı oldukça, türkiye'de ligin kalitesi arttıkça, sponsorluk ve reklam gelirlerimiz daha çok artacaktır ve kulüplerimiz daha sağlıklı mali yapılara kavuşacaktır. yani inşallah öyle olur. temenni tabi bunlar :)

    son olarak da, türk takımlarının futbol gelirlerinin dağılımını verelim;

    http://img576.imageshack.us/.../futbolgelirleri.jpg

    maç günü gelirleri konusunda, avrupalı rakiplerimiz ile kıyaslandığında, uefa'nın yaptığı araştırmaya göre, aramızda çok büyük farklar var. mesela; premier lig'de bir taraftar, maç günü ortalama 90 sterlin harcarken, bu tutar türkiye'de 30 tl'ye* kadar düşmektedir. bugün türkiye'de koltuk başına katma değer yaklaşık yıllık 350 dolar iken, beş büyük ligde ortalama tutar, koltuk başına 4000 dolar seviyesinde.
  • 10
    şike davasının 26 haziran 2012 tarihli duruşmasında, aziz yıldırım'ın iddiasına göre kendisi tarafından oluşturulan dörtlüdür.

    aziz yıldırım, "3 büyükler varken, benim desteklerimle trabzonspor dördüncü büyük takım oldu. havuzdan fazla para almasını biz sağladık" gibisinden bir açıklama yapmıştır duruşmada.

    trabzonspor, 1975-76 ve 1980-81 sezonları arasında 6 sezonda 5 şampiyonluk elde etmiş ve dördüncü büyük takım olmuştur. her zaman da şampiyonluğun en güçlü 4 adayından biridir. bu yüzden eğer "4 büyükler" diyeceksek trabzonspor bu gruba çok önceden dahil olmuştur.

    yok ama sen çıkıp dersen ki "4 büyükler varken bizim desteklerimizle bursaspor 5'inci büyük olmuştur"diye, o zaman yerden göğe kadar haklısın deriz.
  • 11
    son 10 sezonun transfer bilançoları:

    [biçim]
    galatasaray: 190,6 milyon € gider - 63,5 milyon € gelir - 127,1 milyon € zarar
    fenerbahçe: 238,7 milyon € gider - 62,3 milyon € gelir - 176,4 milyon € zarar
    beşiktaş: 134,4 milyon € gider - 33,7 milyon € gelir - 100,7 milyon € zarar
    trabzonspor: 121,6 milyon € gider - 66,9 milyon € gelir - 54,7 milyon € zarar

    [/biçim]
  • 13
    http://kralspor.ensonhaber.com/...ikti-2017-05-24.html

    bu iktidar yandaşı, aziz hayranı sitenin linkini paylaştığım için özür dilerim ama internette dolanırken denk geldi. tabloya bakınca fb ve bjk'nin bizden daha zor durumda olduğu aşikar. bizim tehlikeli olan kısım; bu hızla borç artarsa altından kalkılmaz hale gelecek iyice. o yüzden dursun'dan kurtulmalıyız. adam bir sezonda borçları %60 arttırmış. şaka gibi gerçekten. nasıl bir hainlik bu?!
  • 14
    her birisini farklı değerlendirmek gerekiyor,

    1. galatasaray: şampiyonluk baskısının en yüksek olduğu takım. hatta yeri geliyor, şampiyon olan hocasını, (sözde) iyi oynatmadığı için gönderebilecek bir camia. keza 3 kupalı hocayı da bir sonraki yıl kötü gidince hemen gönderebilir.

    başarı olmazsa olmazı. maddi olarak da geliri çok olmasına rağmen sürekli hazır futbolcuya yaptığı yatırım ve makası kapatmak için yüksek maaşlı belli yaş üstü kaliteli oyuncu getirme politikası sebebiyle gideri de çok olan bir kulüp.

    bazı yönetimlerin yaptığı hataların ceremesini çekiyor.

    2. fenerbahçe: şampiyonluk baskısının en yüksek olduğu 2. takım. son 30 yılda galatasaray'ın gösterdiği atılımla futbolda geride bıraktığı(avrupa'da zaten yoklardı), tek adam ve güçlü bir figürün önderliğinde, başarıya giden yolda her yol mübahtır anlayışıyla birçok çello bello işi de içinde bulunduran, siyaseti her daim yanında bulan kulüp. aziz yıldırım'ın 20 yıllık başkanlık döneminde yaptıkları ve maddi olarak götürdüklerinin yanı sıra gelmeyen şampiyonluklar kulübün ekonomik yapısını çıkmaza sokmuş durumda. 4 büyükler içinde durumu en kötü olan ama güçlü taraftarı, medyası ve camiası sayesinde ayakta kalan camia. zavallı fener beter ol beter diyoruz ve geçiyoruz,

    3. beşiktaş: şampiyonluk baskısı dahil her konuda 3. olan camia.muhtemelen borçları da öyledir. bir şekilde 3. olmayı başarmak genlerinde var. 6-7 yılda 1 şampiyonluk alsalar yeter, 10 yılda 2 şampiyonluk başarı, 3 mükemmel. galatasaray ve fenerbahçe'nin kötü olduğu dönemde öne çıkıp, sonra dediğim gibi 3. sıraya inerler. fikret orman yönetimi döneminde gelen 2 şampiyonluk ve yüksek bedelli bonservis kazançlarına rağmen borcu inanılmaz artan bir kulüp. fikret orman paralar nerede diyerek bitiriyorum.

    4. trabzonspor: kendi dönüm noktaları 1996 ve 2011(!) olan kulüp. bu yıllarda fenerbahçe'ye kaptırdıkları(!) şampiyonluklar ile tarihleri değişti bence. şu gün beşiktaş seviyesinde olabilir, anadolu devriminin lideri olabilirlerdi.

    taraftar sayısı olarak yerelde kalmalarına rağmen yine geçmiş yönetimlerin pahalı oyuncu transferleri ile girdikleri borçları temizlemeye çalışan geç de olsa alt yapısına dönmeye çalışan bir kulüp. başarı baskısı az olduğundan çok daha rahat hareket ediyorlar.

    biz 2 yıl şampiyon olamadığımızda "iki senelik bu çile bitsin artık bu sene" diye beste söyleyen bir camia olduğumuz gibi diğer kulüplerin de iç dinamikleri farklı olduğundan çok fazla kıyaslama yapma şansımız olmuyor.

    taraftar sayısı, camianın beklentileri, gelirler vb etkenlerle farklı politikalar geliştirebilen takımlardır.

    özellikle beşiktaş ilk 2'ye yaklaşmak için uğraşırken trabzon anadolu takımı hüviyetinden kurtulup istanbul'a kafa tutmaya çalışan bir kulüp.