• zamanında vazgeçip elden çıkardıkları oyuncularla direkt yada dolaylı yoldan ligdeki rakiplerini beslemiş kulüp. bir diğer deyişle ''dün yediğin hurmalar bugün g*tünü tırmalar.'' sözünün canlı kanıtı. o oyuncular:

    1) romelu lukaku - manchester united

    http://i.dailymail.co.uk/...-6_1463859518361.jpg
    https://platform-static-files.s3.amazonaws.com/...s/250x250/p66749.png

    2011'de idolü didier drogba'nın efsaneleştiği takıma çok genç yaşta* anderlecht'ten transfer oldu. ancak o yıl yaşanan teknik direktör değişiklikleri yüzünden fazla süre alamadı. önce 1 yıllığına west brom'a kiralandı. o yılı 17 golle tamamladı. sonra ise 1 yılı kiralık 3 yıl everton'da top koşturdu. burada 133 maçta 71 gol attı. chelsea'nin yaptığı en büyük hata real madrid'in morata'da yaptığını yapmayıp geri alma ücreti koymaması oldu. halbuki 2017-2018 sezonu öncesi yaz transfer sezonunda manu'ya gitmeden önce lukaku mavilerin ilk transfer hedefiydi. ancak her şey pogba'nın bir telefonuyla değişti.

    2) dominic solanke - liverpool

    https://www.thesun.co.uk/...?strip=all&w=640
    https://90l.tribuna.com/...8e5c7ec2646fde86.jpg

    kendisini aslında chelsea satmadı, ancak sözleşmesi bittiğinde yenilemeyi de tercih etmeyince bu genç yetenek liverpool'un yolunu tuttu. solanke bu yaz oynanan 2017 u20 dünya kupasında ingiltere'nin en önemli oyuncularından bir tanesiydi, hatta turnuvanın altın top ödülünü kazandı. bu ödülü önceden kazanan yıldızlar; lionel messi, diego maradona, sergio agüero, paul pogba, seydou keita ve javier saviola.

    chelsea bu oyuncuyu liverpool'a kaptırmasıyla altyapısındaki a takıma çıkmaya aday en önemli oyuncusunu ligdeki direkt rakiplerinden birine kaptırmış oldu.

    3) petr cech - arsenal

    http://a9.vietbao.vn/...anh-sieu-du-bi-1.jpg
    https://www.standard.co.uk/...24/16/petrcech-0.jpg

    kendisi chelsea'deki abramovich devriminin en önemli parçalarındandı. mavilerde 11 sezon geçiren deneyimli kaleci 15 tane de kupa kazandı. ancak 2015 yazında chelsea onu 10 milyon £'a arsenal'e sattı. cech neden takımdan ayrıldığını şu şekilde açıkladı: '' artık kalede birinci seçenek olmadığımı anlamıştım. bu durum ilerleyen zamanda değişecekmiş gibi de görünmüyordu. ben de kariyerimin bu aşamasında yedek kulübede oturmak istemediğim için ayrılmaya karar verdim.'' o dönemde yerini atletico madrid'teki kiralık sözleşmesi bitip chelsea'ye dönen genç kaleci thibaut courtois'ya kaptırmıştı.
    kaderin cilvesi olarak da arsenal forması ile ilk resmi maçında chelsea'yi yenip community shield'ı kazandılar. ilerleyen zamanda arsenal'de bir community shield daha ve bir fa cup kazandı. kendisi hala premier ligde en uzun süre gol yememe rekorunun sahibi ve joe hart ile birlikte en çok altın eldiven kazanan kaleci.

    4) daniel sturridge - liverpool

    https://www.standard.co.uk/...Daniel-Sturridge.jpg
    https://platform-static-files.s3.amazonaws.com/...s/250x250/p40755.png

    sakatlık problemleri yaşamasına rağmen chelsea'nin daniel sturridge'in 2013'te ayrılmasına izin vermesi şaşırtıcı. çünkü o dönem chelsea forvet hattı torres ve sturridge'den oluşuyordu. torres'in mavilerde ortaya koyduğu performans da pek iç açıcı değildi doğrusunu söylemek gerekirse. ona rağmen sturridge düzenli oynama şansı bulamayınca ocak 2013'te 12 milyon £ karşılığında liverpool'a transfer oldu. kırmızılarda ilk 1,5 yılında 49 maçta 35 gol atma başarısını gösterdi. 2013-2014 sezonunda forvette suarez ile o kadar uyumluydu ki luis suarez - daniel sturridge ikilisi* premier lig tarihinin gelmiş geçmiş en iyi forvet ikililerinden biri olarak gösteriliyor. bu başarısı onun 21 gol 3 asistle 2013-2014 sezonu premier lig yılın karmasına girmesini sağladı.

    zaman zaman sakatlıklarla uğraşsa da sağlıklı ve fit olduğu zaman sturridge hala premier ligin en tehlikeli forvetlerinden biri kabul ediliyor.

    5) juan mata - manchester united

    http://youngjournalistacademy.com/...oads/2016/02/JM1.jpg
    https://i.eurosport.com/...2560-1440.jpg?w=1050

    2011-2012 ve 2012-2013 sezonunda chelsea'de yılın oyuncusu seçilmesine, hatta kulüp o yıllarda şampiyonlar ligi ve uefa avrupa ligini de kazanmasına rağmen, mourinho 2013-2014 sezonunda takımın başına geçtiğinde kendisini oynatmamayı tercih etti. ispanyol oyuncu yarım sezon mavilerle kalsa da sonrasında manu'ya transfer oldu.

    ocak 2014'ten bu yana manu ile bir lig kupası, bir uefa avrupa ligi ve bir fa cup kazandı. işin garibi mourinho 2016 yılında manu teknik direktörü oldu ancak bu kez mata'yı as oyuncusu yaptı. ancak mata da manu ile 3 sezondan fazla süre geçirmesine rağmen hiç chelsea'deki kadar iyi olmadı.

    6) mohamed salah - liverpool

    http://www4.pictures.zimbio.com/...ube+EO7stjUTFBYl.jpg
    https://cdn.images.express.co.uk/...med-Salah-826072.jpg

    salah bu yaz* liverpool'un ikinci transferiydi. üstelik rekor bir ücretle liverpool'un en pahalı afrikalı oyuncusu olarak transfer oldu. ancak bu transferin 3 yıl önce gerçekleşmesi gerekiyordu aslında.

    liverpool salah'ı aslında ocak 2014'te transfer etmek istemiş ama ücret konusunda basel ile anlaşamayınca araya chelsea girip oyuncuyu kapmıştı. salah, chelsea ile sadece 6 lig maçına ilk 11 çıkabildi. bonservisi ile roma'ya gönderilmeden önce de sırasıyla fiorentina ve romaya kiralandı.

    salah 2016-2017 yılında avrupa'nın 5 büyük liginde 10+ gol ve 10+ asist yapan 8 oyuncudan biri oldu ve yaz transfer döneminde 42 milyon € karşılığında roma'dan liverpool'a transfer oldu. bu oyuncuda da aynı şekilde chelsea geri alma ücreti koymayarak hata yaptı.

    7) kevin de bruyne - manchester city

    http://givemesport.azureedge.net/...7006ef74a90d/960.jpg
    https://cdn.images.express.co.uk/...De-Bruyne-728097.jpg

    şimdiye kadar yazdığım oyuncuların hiçbiri kevin de bruyne'yi kaptırmak kadar chelsea'nin canını yakmamıştır.

    de bruyne chelsea'ye 2012'de transfer oldu ancak sadece 9 maçta görev alabildi. daha sonra 2012-2013 sezonunda werder bremen'e kiralandı. werder bremen'deki performansıyla almanya'da başta klopp olmak üzere birçok hocanın dikkatini çekti. klopp 2013'te de bruyne'nin mario götze'nin dortmund'taki yerini doldurabilecek oyuncu olduğu kanaatindeydi. ancak araya chelsea teknik direktörü mourinho girip de bruyne'yi chelsea'de şans bulacağına ikna etti. tarih tekerrür etti ve bu sefer de takımın önemli oyuncularından biri olamadı, ocak 2014'te bonservisi ile wolfsburg'a gitti.

    tek tam sezonu olan bundesliga 2014-2015 sezonunda 10 gol 20 asistle bundesliga yılın oyuncusu ödülünü kazandı. performansından dolayı avrupa büyüklerinin radarına girdi ve wolfsburg'un onu elinde tutma ihtimali kalmadı. sonunda da 55 milyon £'a manchester city onu transfer etti.

    kevin de bruyne tartışmasız chelsea'nin elinden kaçırdığı en büyük yetenek ve geri alma bedeli koymadığına chelsea'yi en çok pişman eden kesinlikle. manchester city'e geldiğinden beri üstüne koyarak ilerliyor, bu sezon* city şampiyon olursa da en büyük pay sahibi de bruyne olacak ve yılın oyuncusu seçilecek büyük ihtimalle.

    sözlük yazısından daha çok bir spor dergisi yazısına benzedi dili bakımından, ama sıkılmayıp buraya kadar okuduğunuz için teşekkür ederim.*
  • vizyonlarından dolayı değil transfer yasağından dolayı genç oyunculara süre veren takım.

    chelsea hiçbir zaman genç oyunculara süre veren bir takım olmadı. yaptıkları en üst şey, bir ton genci alıp sağa sola kiralamak oldu.

    bu sene transfer yasağı olmasa ne mount'u ne tomori'yi ne de abraham'ı oynatırlardı. yerlerine ben diyeyim milinkovic savic siz diyin fabian ruiz, milyonlar döküp hazır oyuncu alırlardı. he bu yasak onlar için uzun vadede kazanç oldu. o da ayrı konu.

    bunun bir benzerini geçen sene trabzon da yaşadı. onazi sakatlanmasa abdülkadir parmak'tan kimsenin haberi olmayacaktı. onur kıvrak futbola ve taraftara küsmese yine bir şekilde oynayacak, uğurcan çakır alt liglerde takılcaktı. hepsini geçtim, bu olaylar yaşanırken transfer sezonu açık olsa yerlerine ne olduğu belirsiz topçular alınırdı. hem kamuoyu hem de trabzon yönetimi kendileri karar almış gibi bunu öve öve bitiremedi. trabzon için avantaj ise, gençlere verilen sürenin faydasını görüp bu yaz transfer politikasını ona göre belirledi.

    futbol dünyasında amaç-sonuç ilişkisi her zaman mantıklı işlemez. amacınız o olmasa da mevcut şartlar sizi doğru yola sürükleyebilir. tesadüf ile bunlara ulaşmış kulüpler şanslı olup bunun değerini kesinlikle bilmeli. bu kulüpleri övmek ise bence yersiz.
  • şu anda premier lig'in zirvesinde olmasına pek şaşırılmaması gereken takım. çünkü mourinho bilindiği üzere ilk sene pek başarılı olamaz yeni çalıştırdığı takımlarda. evet chelsea'ye ilk gelişinde şampiyon olmuştu ama onun dışında madrid ve ikinci chelsea döneminde ilk senesinde tökezlemişti. guardiola'nın oynatmaya çalıştığı futbol ise ingiltere'de hemen işleyecek bir taktik değil. klopp bile baya sancılı bir dönemden geçti ilk geldiği zaman. wenger ise yine çılgın şeyler deniyor ki bu sefer yaptığı şeyler tutuyor gibi. buraya not olsun bir gün onun hakkında da uzun bir yazı yazarım.

    peki gelelim conte'ye. conte'nin italya'da oynattığı futbol ingiltere'ye ve mevcut chelsea'nin kadrosuna çok uygundu. hali hazırda 3 hamle ile chelsea'nin kadrosu şaha kalktı. çünkü conte'nin hep istediği klas stoperler chelsea'de mevcuttu. zouma gibi genç ve yüksek potansiyelli bir stoper, cahill, terry gibi tecrübeli kurtlar ve ivanovic gibi bek ve stoper bölgesinde çılgın atabilen bir oyuncuları vardı. conte geldi dedi ki bana yetmez bu kadar stoper, oyunu rahat kurabilen bir oyuncu istiyorum. önce italya'dan conte kendi öğrencisini getirmek istedi; ama bonucci oğlunun sağlık sorunları ve italya'yı bırakmak istememesinden dolayı chelsea'ye gelmedi. onun yerine eski evlat david luiz kulübe geri döndü. conte dedi ki azpilicueta benim jokerim olacak, onun yerine sol ayaklı bek/stoper almalıyız. direk marcos alonso'yu aldılar fiorentina'dan. ve geçen sene chelsea'in en büyük eksiği, dinamo-orta saha bölgesini, şu anda dünyanın en iyisi kante ile doldurdular. kante'yi diğer takımlardan kapmaları büyük işti. ki fabregas yerine eğer gelmek isteseydi roma'nın all-around orta sahası radja naingollan'ı da alacaklardı ki o da gelseydi cidden efsane olurdu. conte her zaman 3-5-2, 3-4-3, 5-2-3 taktiklerini dönüşümlü oynatan bir hoca oldu. italya milli takımından biliyoruz bunu. sert pozisyon alan yani pozisyonunu kolay kolay kaybetmeyen, oyunu geniş oynayan ve hızlı kontratağa çıkan bir futbol anlayışına sahip. pozisyon koruma conte'nin her zaman ilk öğrettiği öğreti olmuştur her takımında. bunun ispatı için bugün chelsea'nin yediği golde, cahill'in kendi kalesine attığı goldeki dizilimine bakın. adamlar gol yerken bile 5-2-3 dizilişinde gol yiyor. ki bu entry'i girdiğim tarih itibari ile son 8 maçta sadece 2 gol yediler. çok büyük iş.

    aldığı 4 adamla kadrosuna müthiş bir derinlik kattı chelsea. kalede; dünyanın en iyi kalecilerinden courtouis ve dünyanın en iyi yedek kalecisi olabilecek asmir begovic var. stoper ve bek mevkilerinde; david luiz, cahill, ivanovic, marcos alonso, terry, kurt zouma, azci gibi isimler var. orta saha'nın ortasında; matic gibi kemik bir oyuncu var, kante gibi tüm dünyayı sırtında taşıyabilecek bir güç, fabregas gibi bir sihirbaz, oscar gibi her an değişik işler yapabilecek isimlerin yanı sıra chalobah ve loftus- cheek gibi 2 tane de wonderkidleri var. kanat bölgesinde; hazard, pedro, willian ve moses gibi hızlı isimler var ki pedro belki de kariyerinin en iyi futbolunu oynuyor. forvet bölgesinde ise diego costa gibi ceza sahası içinde dünyanın en tehlikeli 2-3 isminden biri ve bence lukaku'dan daha yetenekli olan belçikalı bathshuayi var. önümüzdeki sezon fabregas'ın muhtemel gidişiyle orta sahaya ve forvete transfer yapmaları bekleniyor. ki conte oyuncularını çok fazla değiştirmeyi seven bir hoca değil. yola aynı adamlarla çıkma felsefesine sahip, o yüzden fabregas'ın dışında giden olacağını düşünmüyorum. hatta o bile gitmeyebilir.

    şimdi taktik mevzusunu daha da açarsak chelsea şu an genel olarak 5-2-3 oynuyor. sol açık marcos alonso kadronun değişmezi. geçen sene fiorentina'da kariyer sezonunu oynadı ve dikkatleri çekti. premier lige de çabuk ısındı çünkü marcos zaten premier lig'de oynamış bir oyuncu. bolton ve sunderland geçmişi var. stoperde ise cahill'in yanında david luiz ve azci oynuyor. azci boy ve hız olarak sırıtmadığı için ve zaten defansif bir oyuncu olduğu için şimdilik o bölgede iyi iş çıkarıyor. zaten chelsea "bence" premier ligin en derin kadrosuna sahip olduğu için bu geri 5lide cahill hariç herkes yer değiştirebilir. azci sağa da geçebilir sola da. alonso stoper de oynayabilir. conte euro 2016'da sağ ayaklı darmian'ı sol açıkta oynamıştı. bu tarz bir şeyi alonso'yu sağ'da oynatarak bile yapabilir. orta saha ikilisinde ise genel olarak matic ve kante ikilisiyle başlıyor. maçın gidişatına göre fabregas ya da genç ikiliden biri giriyor. ki loftus-cheek geçen seneye göre fazla şans bulamadı. oscar'ı da unutmamak lazım. genel olarak kanatlara yakın oynuyor ama oscar. fiziken de zaten kante ve matic gibi savaşçı orta saha rolünü üstlenmesi mümkün değil. kanatlarda ise oscar, willian, pedro, hazard ve moses oynuyor. eğer moses 5-2-3'ün 5'lisinde değilse 3'lüsünde oynuyor. ki moses'ın en büyük şansı conte'in cuadrado'yu geri dönmeye ikna edememesiydi. cuadrado hem defansif olarak hem de hücum olarak moses'dan 10 kat daha üst düzey bir oyuncu. ama conte işte taş koysan o bölgeye ona da iş yaptırır. willian ve pedro genel olarak sağ tarafta dönüşümlü forma giyiyor. maç içinde pedro'da sola geçebiliyor tabiiki ama genel olarak sol tarafın hakimi eden hazard. bu sene çok büyük oynuor. şampiyon olduğu seneden de daha iyi ki hazard'ın şampiyon yaptığı seneden daha iyi oynaması demek daha rahat şampiyonluk demek. forvet bölgesinde ise costa tek başına krallığını ilan etmiş durumda. 16 gole direk katkı vermiş ki sanırım bugün yanlış görmediysem bu alanda avrupa'nın en iyisi. costa'yı insanların sevmemesini anlayabiliyorum ama kötü futbolcu demesini anlayamıyorum. bir defa en basitinden adam kötü futbolcu değil. atletico madrid'in tarihini değiştiren adamların başında geliyor. evet rahatsız bir oyuncu ama adam işini iyi yapıyor. aynı bizim melo gibi düşünün. başkasının melo'dan nefret etmesi kadar doğal bir şey yok. çünkü bizde çok iyiydi. costa da öyle. bir de costa'nın en iyi özelliği kanat oyuncuları için müthiş duvar olabiliyor. pas yeteneği de brezilyalı ve ispanya'da futbol oynamış bir oyuncu olarak da fena değil. costa'nın yedeği ise avrupa'nın en potansiyelli genç forvetlerinden biri michy batshuayi.. büyük paralar verdiler ama martial'in 55 milyon ettiği ligde onun için 35 milyon "normal" sayılabilir. ki chelsea buna rağmen sezon başına kadar baya ciddi bir şekilde griezmann'ı istiyordu. ama fransız oyuncu haklı olarak gelmedi. simeone'yi bırakmak istememesi ve yoluna şampiyonlar liginde devam etmek istemesi normal karşılanabilir. alonso yavaş bir kanat oyuncusu değil, stoper çıkışlı olmasına rağmen bu onu premier lig için "seçilmiş kişi" yapıyor. moses, conte ile en çok gelişim kaydeden oyuncu oldu ki adamın savunma verileri 1'den 20'ye fırladı resmen. ki bence conte takımına amerikan futbolu'da izletiyordur. dikkat ederseniz takım hücumdayken ve savunmadayken iki farklı taktikle oynuyor gibi duruyor. hücumdayken 3-4-3, savunmadayken 5-2-3. pas aktarımını savunmadan david luiz bile yapabilir ki mourinho bir ara kendisini cdm olarak oynatmıştı hatırlarsanız. david luiz tarzı bir stoper istenmesinin nedeni buydu. hızlı aktarım, hızlı geri dönüş, kanatlara hızlı çık, topu aktardığında pozisyonunu koru. rakip baskı kurduğunda topu hemen ileriye çıkar ama bunu yaparken pozisyonunu yine korumayı bil. kısaca bu yazdıklarımın hepsi tek adam tek başına yapıyor; kante. şu an lestır'ın bu kadar kötü olmasının nedeni mahrez veya vardy'in kötü oynaması değil. kante'in olmaması. çünkü kante bir orta sahaya göre oldukça hızlı, savunma ve pozisyon bilgisi çok üst düzey bir oyuncu. yanında matic gibi bir canavar da olunca chelsea'nin bu kadar rahat alan kapatması ve çabuk hücuma çıkması tesadüf değil. hatta şöyle açıklayayım chelsea'nin hücüm varyasyonlarını;

    stoper topu kaparsa; stoper-ortasaha'ya-orta saha kanatlara uzun top- kanatlar: içeri girme, ya da costa'ya oynama.
    orta saha topu kaparsa (ki ortasahanın topu kapması bir bakıma kontrada yakaladıkları anlamına geliyor); ortasaha- costa-costa genel olarak kanatları bulmaya çalışıyor ki 5 asisti olduğunu düşünürsek pek yanlış sayılmaz.

    çok basit anlatmışım gibi gözükebilir ama açın izleyin maçlarını. bu kadar basit ve güzel oynatıyor conte takımını. zaten futbolda basit bir spordur demişer hep.

    son olarak bu sene premier lig'de şampiyon olmak bence aşırı önemli bir şey. bu sene lestır city ve tottenham gibi duygusal bir hikayeye sahip takımlar yok premier lig'de. united hariç bütün para babaları gayet formdaki united'ın ölüsü halen united olduğunu düşünürsek resmen savaş var premier ligde. liverpool ve arsenal gibi takımlar keyifli futbollarını finale kadar sürdürüp kazanmak için savaşacaklar. guardiola zorlanıyor ama elbet onun da anı gelecek. chelsea ise bu takımlar içinde en belirsiziydi geçen seneye bakarsak. enkaz, öz güvensiz oyuncular ve bir sürü faktörler. üstelik o kadro'dan neredeyse giden olmadı. conte'in yaptığı şey burada başlıyor aslında nasıl pozisyon korumayı öğretiyorsa takıma kattığı enerji de o kadar kıymetli, o kadar değerli. çökmüş bir takımı bir makineye sadece 4 ay gibi bir sürede dönüştürdü. elbette bu sene şampiyon olamayabilirler ve conte tökezleyebilir ama sonuçta geçen seneki gibi ölü değil chelsea.

    conte'yi daha iyi anlamak için, sözlüğümüzün en iyi yazarlarından haginin topugu'nun bugün conte hakkında yazdığı harika yazıyı bırakıyorum; (bkz: #2073850)
  • --- alıntı ---

    chelsea'nin crystal palace karşısındaki ilk 11'i: kepa, james, zouma, tomori, emerson, kante, kovacic, mount, willian, pulisic, abraham.

    24 yıl, 88 günlük yaş ortalamasıyla kulüp tarihinin en genç 11'i olan bu kadro, bu sezon ligde kullanılan en genç 11 olma unvanına da sahip.

    --- alıntı ---

    https://twitter.com/.../1193144559817113600

    "hatice'ye değil neticeye bak" diye bir söz vardır. chelsea'nin bu sezonki yapılanma süreci için söylenebilecek şey tam olarak bu. transfer yasağı olmasa muhtemelen bu tip bir rebirth süreci geçirmeyeceklerdi (belki de geçireceklerdi, bilemeyiz?) ancak öyle ya da böyle şu an önümüzde güzel bir örnek var. ve akla takılan asıl soru; acaba uefa bize de aynı yaptırımı uygun görseydi benzer yapılanmayı gerçekleştirebilir miydik? daha doğrusu, zorunlu olarak yapmak zorunda kalacağımız* rebirth'te chelsea'nin yarısı kadar başarılı olabilir miydik?

    veteranlara gömülen milyon euro'ları düşününce insanın aklına geliyor işte...
  • efsanevi iskeletinin dağılmasıyla hüzünlendiren takım.

    cech - terry - lampard - drogba dörtlüsünden bir tek terry kaldı. o da uzatmaları oynuyor. harbiden çok sağlam bir omurgaydı şu dörtlü. yanlarında da cole, carvalho, essien, anelka vardı. deco, ballack, malouda, bosingwa, joe cole, shevchenko, zhirkov gibi nice yiğit de geldi geçti.

    ama cech - terry - lampard - drogba dörtlüsü başkaydı be.
  • https://twitter.com/...660211196760064?s=19

    twitter sayfasından saçma sapan bir istanbul videosu paylaşan takım.

    dodurmacının üstündeki yelek, ay lav çelsi diyen adam, insanların gösterildiği karede çarşaflı kadınlara dikkat çekilmesi, camilerin gösterilmesi ve arkadaki müzikle türkiye'yi gerçekte olmadığı gibi göstermiş kulüptür. bunu bilinçli yaptıklarına da eminim.

    inşallah fark yer gidersiniz istanbul'dan.

    ön edit: ne dondurmacıdan ne adamdan ne de çarşaflı kadınlardan rahatsızlık duymuyorum ve hepsi ülkemizde olan kişiler bunda problem yok. eleştirdiğim nokta insanlara verilmek istenen mesaja.
  • rebirth yaşamayan takım.

    - ligin en değerli 4. takımı
    - ligte 4. sıradalar
    - almanya milli takımın as stoperi, italya milli takımın as regista'sı, fransa milli takımının as savaşan orta sahası, hırvatistan milli takımın as gezen oyun kurucusuna sahip olan bir takım.
    - bunların yanında bağıra bağıra championship'in içinden geçen tammy abraham, wonderkidler pulisic ve mount da var. bu adamlar ciddi maç sayıları ve ciddi istatistikler yaparak şu anda oldukları yerdeler.
    - kalede bir önceki sene 80 mio euro verilmiş kepa'dan bahsetmiyorum bile.

    e böyle olunca, bir tek göbekli hazard'ı satıp rebirth denmesi de biraz mantıksız oluyor. kaldı ki en büyük rakiplerine baktığımızda da;

    city: rodri + cancelo
    liverpool: ???? (evet hiç takviye yok)
    tottenham: ndombele
    united: maguire + bissaka
    arsenal: pepe

    gibi üst düzey sayılamayacak transferler görüyoruz yalnızca. şahsi firkrim chelsea'nin bu sene daha iyi yerlerde olacağı ve olması gerektiğidir. dinamik, yetenekli ve genç kadrolarıyla bunu yapabilirler. ha city'nin sağa sola gönderdiği ya da oynatmadığı oyunculardan bir kadro kurulsa ne olur? mount+abraham+odoi+tomori kadar başaralı olurlar mı? o da başka bir yazının konusu olsun.
  • mohamed salah ghaly'i 15milyona, kevin de bruyne'u 22 milyona satan takım.

    bu iki adam şuan premier ligin en gözde adamları. almaya kalksan ikisini en az 250m çıkar kasandan.

    ulan tarık çamdal'a verilen para beni uyutmuyor iken chelsea taraftarı olsam kafayı yerdim.

    edit: jolenejolene uyardı sağolsun. romelu lukaku da var sattıkları. bu chelsea neyi amaçlamakta, ne yapmak istemektedir.

    edit2: bir hatırlatma da defansin ablasina sarkan golcuden. hepsini mourinho sattı. ey mourinho sen kimsin ya.

    editlere doyamadım editi: mikato1905 hatırlattı 5m e satıp 25e geri aldıkları nemanja matic var bir de. böyle birşey olabilir mi?
  • --- alıntı ---

    fatih terim: “taylan konusunun bu kadar çok konuşulmasını yadırgadım. taylan'ın oyununu seyrettiler mi yoksa ne vereceğini biliyorlar mı merak ediyorum. taylan gibi genç bir çocuğu bu riskli ortamda ortaya atar mıyım?”

    --- alıntı ---

    2 kasım 2019 watford chelsea maçında teknik direktörleri frank lampard tarafından 7 tane 25 yaş ve altı futbolcuyu ilk on bir başlatmış takım. hatta bu futbolcular sürekli ilk on bir futbolcuları durumunda. kenardan giren 3 futbolcuda sırasıyla 18, 19 ve 26 yaşındalar.

    edit: ekleme
  • milyarder sahip furyasının ilklerinden olan ama kendi içinden çıkardığı efsanelerle sempatik olmayı başarmış olan kulüp. drogba faktörünü bir kenara koyarsak steven gerrard'ın dengi niteliğindeki frank lampard, petr chech, john terry gibi şahsen romatik tarafımı vuran güzel efsanelere ve stamford bridge gibi şahane atmosferli bir stada sahip olmaları yeterince cezbediciyken bir de üstüne transfer yasağı döneminde gencolara yönelmeleriyle iyice sempatik hali geldiler gözümde. tarihtir geçmişir ceddir geçiniz,manu'yu arsenali de görüyoruz, maguire'a wan bisakaya 150 milyon saçıp oynadıkları futbol ortada. londra'nın gülnihalidir chelsea. bir gün londra'da bulunursam maçına gideceğim tek takımdır. emirates'te emery takımı izleyeceğime, tuvalet stadyumunda londra'nın beşiktaşını izleyeceğime tomori'yi, hudson odoi'yi, mason mount'u izlerim.
  • yıllardır manchester united'ın düştüğü hataya düşen takım. daha doğrusu insanlar yorumlarken bu hataya düşüyor. manchester'da; martial, rashford, mctominay gibi genç yetenekler parladığında ''gelecek bizim'' goy goyu yapıyorlardı ama 4. olmaları dışında bir gelecek görmediler.

    christian pulisic, timo werner gibi adamlarla 19-20 sezonu liverpool'unu geçemezsiniz. hadi bunlar muhteşem form yakaladı diyelim takımda hala 1. sınıf bir kaleci, 1. sınıf bir stoper ve sol bek yok.