• bazı notlar aldım ve bizlere 2019-2020 sezonu hakkında fikirler verecek en önemli karşılaşma hakkında bazı tespitlerimi paylaşacağım...

    dakika 10: (civarı) luyindama selçuk’ a derin bir top attı ve selçuk kaleciyle karşı karşıya kaldı. bu selçuk’ un hücum bilgisini ortaya koyan bir done olurken temposunun da ne denli düşük olduğunu gösteriyordu bizlere. oraya o koşuyu attığında topa ancak zayıf bir vuruş yapabilecek kadar bir dermanı kalıyordu. zaten maçın devamında da selçuk verdiği paslar sonrasında topu geri almak üzere kendini bir kere gösteriyor, markaja alındığı anda kendini ikinci kere göstermeye çalışmıyordu. maçın daha da devamında temposu iyice düştü ve artık attığı pasları geri alabileceği alanlara bile hamle yapmıyordu. selçuk en formda olduğu zamanlarda da temposu acaba yetersiz miydi? acaba futbolun temposu mu git gide arttı. xavi bugün barcelona’ da oynasa aynı başarılar kazanılabilir miydi? bilmiyorum tabi ama sanki hem selçuk’ un temposu iyiden iyiye düştü hem de futbolun ortalama temposu git gide artıyor gibi geliyor bana. selçuk son 20 bile değil, 10 dakikaların adamı artık.

    dakika 12: akhisar’ ın kullandığı kornerde top, alan markajının yapıldığı alana düştü ve topa rahat bir vuruş yapıldı. neticede top direkten döndü. lakin maçın devamında da köşe vuruşlarından ceza sahasına inen toplara rahat vuruşlar yaptırdık. bunun en önemli sebebi takım boyundaki kısalma pek tabii. geçen seneki ilk 11 ile kıyasladığımıza boy ortalamamız yaklaşık 2cm düştü. bu veriyi kornerlerde alan savunması yapan oyuncuları kıyaslayarak oranlarsak daha da yüksek bir sonuç gösterecektir. dolayısıyla eğer bu boy ortalamasıyla oynarsak ligde bu sezon kornerden minimum 7-8 gol yeriz diye düşünmekteyim. boy ortalamasını uzun bir 6 numarayla uzatmazsak sonuç bu olacaktır. uzatırsak bile yine de 4-5 gol yiyeceğiz. geçen sene 2.yarıda sezonun son maçı hariç hiçbir maçta kornerden gol yemedik. hatta kafa golü bile yemedik. son maçta (sivasspor deplasmanı) luyindama ve diagne gibi 2 uzun oyuncu sahada olmayınca her köşe vuruşu kalemizde tehlike olarak cereyan etti. bu sezon bu konuda yaşayacağımız olumsuzluğa dair ipucu veren bir maç oldu bu açıdan.

    dakika 35: şöyle bir not almışım; dakika 35-40 arasında selçuk ile seri yer değiştirdi. sonra da ön alanda pas tempomuz arttı. zaten şu var ki selçuk’ un 8 numara oynaşı (pas atacağı yeri ve zamanı bilen bir futbolcudan bahsediyorum. oyunu hızlandırabilen paslar atabilen bir profil) ve seri gibi bir 6 numarayla (yani hem topla kat edebilen hem de çok iyi ters toplar atabilen bir 6 numarayla) oynamak geçen sene alanyaspor deplasmanında yediğimiz baskıya benzer baskılarda, tel tel dökülen hallere düşmemizi engeller. lakin selçuk gibi temposuz bir futbolcuyla bu oyunu oynamak, top kaptırma oranımızı daha da aşağı çekmemizi engellerken topu geri kazanma süremizi de arttırdı. yine bu sistemde daha tempolu bir selçuk’ un olmaması topu belhanda’ ya ulaştırmayı geciktirebildiği gibi 3.bölgede ki belhanda’ nın da etkinliğini azaltıyor. selçuk, belhanda’ nın markajdan kurtulmasını sağlayacak koşulara ve verkaçlara giremiyor. 10 bininci kere söyleyeceğim ama temposu yetmiyor! selçuk 6 numara “pozisyonunda” geriden oyun kurma görevini üstlenince seri’ nin bağlantı görevinde hünerleri işimize daha çok yaradı ve temposuyla belhanda topla buluştu. topla buluştuğu anda da daha çok pas opsiyonuna sahip oldu. 3. bölgede yaptığı bu rahat oyunlar esnasında hızlıca golü yaptı.

    ayrıca belhanda’ nın geçen sene kabak gibi gözler önünde olan sorunu yani 3.bölgede istediği gibi topla buluşamama, buluşsa da geriden top çıkarmaya çalışmaktan ön alana olan konsantrasyonunun ve ritminin kaybolmuş hali bu sene ortadan kalkacak gibi görünüyor hocanın bu 3 tane 8 numaralı sisteminde. aslında hoca 11 tane 8 ister ama neyse. o konu başka. belhanda’ nın geçen seneki yalnızlığından kurtulacak olmasının meyvesi daha ilk maçtan uç verdi. bu sezonun en büyük transferi belhanda olacaktır. buna hiç şüpheniz olmasın.

    bu 35.-40. dakikalar arasında geride oynayan selçuk neden tekrar 8 numaraya geçti? (maç içerisinde ara ara seri’ yle 6-8 numara pozisyonlarında değişiklik yaptılat ancak genelde seri 6 numara pozisyonundaydı) çünkü selçuk topu çıkarırken, selçuk’ a pres yaparsanız boşta bir adam mutlaka vardır ya da faul alabilir. ama eğer selçuk’ a değil pas opsiyonlarına baskı yaparsanız selçuk topu çıkaramaz. boşluğa derin top atar. bu da hocamın pas oyunu pratiğini kilitler. ancak seri veya onun gibi aynı zamanda topla kat edebilen bir futbolcunun farkı şudur ki eğer kendisine baskı yapmazsanız topla bir anda 3. bölgenizde bitiverir. aslında 2. bir seri bulsak dahi bu maçta oynanan futbola bir kaç seviye atlatacağı kesin (her ne kadar defansif zaafiyet yaratsa da). hele bir de bunu biraz yapabilirken beri yandan defansif görevlerini de yerine getirebilirse o futbolcu olursa... bunun yanında hava toplarında da etkisiz değilse... sanırım melo’ yu tarif ediyorum. inanın fanatizmle ilgisi yok. hareketlerini abartılı bulduğum zamanlar olmuştur. tamamen kalitesine ve nadirliğine ilgim ve yazarken farkettim onu tarif ettiğimi... bekliyoruz orta sahayı bakalım.... bu bölüm biraz uzun oldu ancak bizim oynayacağımız futbol mantalitesine selam çakan çok fazla anektot sağladı bana bu dakikalarda gelen oyun akışı ve gol...

    dakika 48: muslera muhteşem bir kurtarış yaptı. bu adamın formu tamamen havaların sıcaklığına bağlı. bu söylediğimi unutmayın ve dikkat edin. havalar soğukken berbat hatalar yapabilen bir adamken sıcaklıklar 27’ dereceleri görmeye başladığında muazzam işler çıkarıyor. bir örneğini bu dakikada gördük. muazzam bir top daha çıkardı.

    dakika 49: selçuk uyuyor ve takım pozisyon üstüne pozisyon veriyor. rakip uzun atıp döneni almaya başladı. işte 3 tane 8 numaralı futbolcuyla oynamanın en büyük handikaplarından biri. bu noktada takımının baskıyı kırabilmesi yalnızca tekniklerine değil mücadele güçlerine de bağlıydı. mariano ve selçuk’ un ptt 1.ligi alt sıraları ayarındaki tempoları ve şu an takımda bir onyekuru’ nun olmayışı takımızın diğer büyük handikapı gibi görünüyor. onyekuru mu! o da nereden çıktı? şöyle izah edeyim;

    eğer selçuk’ un yerine 8 numara tadı veren bir 6 numara alırsak linnes’ e formayı verirsin. alacağın transfer ile hem selçuk’ un tempo sorununu çözer, hem de topla haşır neşir olabildiği için mariano’ ya şu an olan(pas oyunlu sistemde) ihtiyacını karşılarsın. linnes de temposuyla mücadele gücüyle dönen toplara atlar zıplar. topu kazanma oranın artar rakip bu dakikalardaki gibi dikene bir futbol sergiler ise... lakin o top yere inip seken bir halde seri’ nin önündeyken ve sen topu aslında kazanmışken, rakibin de defansını öne doğru itmişken, kanattan bir futbolcun rakip ceza sahasından içeri doğru katetmez ise? o seken topu indireyim kısa pas atayım dedikçe rakip stoperler ve bekler senin o topla oynamayı seven babel, jimmy, soso, belhanda’ yı baskılıyor ve oradan çıkarmıyor olacaklar. kazandıkları topları da öne çıkan defansımızın arkasına bir kez daha uzatarak (özellikle bek arkasına çünkü pas oyunumuzda bekler önde olmak zorunda) yine aynı şeyi deneyecekler. denemeler devam ettikçe defans konsantrasyon kaybı yaşayacak. e senin stoperin hz. ramos bile olsa eğer güzel bir baskı yersen (her zaman akhisar olmayacak rakibin) bir konsantrasyon hatası yapacaktır. ki yaptık da. rakibin buna gözünün yememesi için kanattan ceza alanına hareketlebilen bir kanat oyuncusu olmalıdır. öyle bir futbolcudur ki o, girdiği çoğu pozisyonu da gole çevirebilmelidir. pas oyununda da basit oynarak oyun yapını, düzenini bozmamalıdır. biliyorum saçma gelebilir ama bazen onyekuru veya o ayarda bir futbolcunun transferinin falcao’ dan daha önemli geldiği oluyor bana. özellikle şampiyonlar ligi için.

    böyle bir cümleyi falcao’ nun gelişinin neredeyse kesinleştiği saatlerde, bir kaç gün önce oynanan bir kupa finalinin başlığının altında yazmak muhtemelen entry’ imi de antipatik hale getiriyor. bu vesileyle şunu da bildiğimi aktarmalıyım ki eğer falcao gelirse de başka bir seviyeye çıkabilir takım zira kendisi falcao’ dur. falcao ile ilgili soru işareti olan ya kendisini izlememiştir ya muhasebecidir ya da çok özür dilerim ama kendini bir distopyada sanan bir melankoliktir zalnımca. neyse bu vesileyle falcao şu maçta olsaydı minumum 2, optimum 3 gol atacağı da aşikardı. zira bir ara (son 10 - 15 dakika) aşırı derecede açık veren akhisar’ a karşı santraforsuz bir futbol denedik. bana göre bunu fatih hoca “ya falcao gibi biri gelmezse” özelinde hazırlık maçı tadında bir deneme olarak sundu. zira pasla kaleye girecek kaliteye erişmemiz henüz mümkün değil. falcao gelse dahi.

    gerçekten daha çok not almıştım ama tane tane anlatayım derken sanırım çok fazla uzattım. zaten bu sebepten analiz yazımı geciktirdim. çok yazıyorum, çok anlatacağım var fatih hoca’ nın hayalleri ve gerçekleriyle ilgili. hayalleri de haklı gerçekleri de hocanın... bu yazıyı daha da uzun bir destana çevirmek istemiyorum. zira notlarımın arasında bol bol emre mor, marcao ve mariano daha var dakika dakika. eğer yazarsam sözlük delinecek artık.

    özetle;

    bize şunları gösteren maç olmuştur:

    1. selçuk’ un son ya da sondan 1-2 önceki 90 dakikasıydı.
    2. alacağımız ön libero fernando değilse (defansif general) , nitekim gönderilirken sorunun yalnızca maaşı olduğunu sanmıyorum, mariano’ nun defansif ahlaksızlığı bizi çok yakacaktır dolayısyla linnes formayı yakın zamanda alacaktır.
    3. 8 numara’ ya çalan bir 6 numara almak zorundayız.
    4. eğer melo gibi hem topla katedebilen hem pas opsiyonlarını çeşitlendirebilen hem de çok iyi hava topuna çıkabilen bir 6 numara bulamayacaksak kornerden geçen senenin 2.yarısına göre daha fazla gol yiyeceğiz. burada önemli olan cl gruplarına ingiliz, rus ve balkan ülkelerinin düşmemesi gerektiği. bu yenecek gollerin ligde telafisi olur ancak cl’ de zor.
    5. onyekuru gibi bir kanat oyuncusu almazsak maç içinde yoğun baskılar yiyebiliriz. rakip bayern ise 3 dakikada 3 gol yeriz. nitekim bu sene almanya’ nın baş altı takımı bile bize bunu hazırlık maçında yaptı. (bknz. liepzig)
    6. belhanda’ yı bu sene yalnızca hakemler durdurabilir.

    neticede yine bir final ve yine bir kupa.

    sabrınız için teşekkürler...
  • bazı şeylerin daha net belirginleştiği maç olarak tarihe geçti.

    sezonun henüz başı olması itibari ile hazır olunmadığı çok açık. dahası zaten takımda tam olarak kurulmuş sayılmaz. elindeki iki forveti de gözden çıkarmış, merkeze bir orta saha daha arayan (hatta bence iki tane aramalı) stoperlerinin yıllardır süre gelen alışkanlıklarından vazgeçmesi istenen yeni bir döneme giriyoruz.

    öncelikle oyun şeması direkt oyundan (yıllardır fatih terim'in hiç vazgeçmediği oyun) pas oyununa evrimleşmeye başlamış durumda. bu oyunun size kattıkları ile sizden götürdüklerini konuşmak lazım.

    önce savunmadan başlayalım.
    savunmanın yaptığı hataların iki sebebi var.

    1) alışkanlık
    2) bekler

    aslına bakarsanız bu iki sebebin de bir ana sebebi var o da derinden oyun kurmaya yönelik felsefe değişikliği..

    galatasaray bu zamana kadar hem takım olarak, hemde marcao'nun ve luyindama'nın önceden oynadıkları takımlar da tamamen bir çapa, bir ön stoper (mehmet topal) ile oynadıkları için rakip hücum ederken iki stoper kanatları açılabiliyordu. bu durumda beklerinizin arkasını rahatlıkla kontrol edebiliyor ve onlardan hücumda faydalanabiliyorsunuz.

    https://gss.gs/iL5.png (eğer fernando gibi bir oyundu olsaydı oluşacak görüntü)

    ancak galatasaray felsefe değişikliğine gitti ve şu anda bu oyundan tamamen çıktı.
    artık savunma planı için ön stoper kullanmak yerine bir derinde sahte bir oyun kurucu ile oynuyor (deep-lying playmaker/regista). bunu yaparken (bu görev seri'nin) derindeki oyun kurucu iki stoperin arasına girip oyun kurmak için topla buluşuyor.

    https://gss.gs/OfK.mp4 (seri ile oyun kurma)

    burada kanat bekleri stopelerin alana yayılması için öne çıkıyor.

    https://www.youtube.com/watch?v=RJocN3j0iW0

    buna la salida lavolpiana deniyor. lavolpiana çıkışı.. derinde sahte bir oyun kurucu ile oynamak isteyen takımların olmazsa olmaz oyun kurma (build-up play) sistemlerinden biri. . dünyada bu konuda belkide en iyi la salida lavolpiana yapan sarri'nin napoli'siydi ve dikine tiki taka demek için kullandıkları sariball felsefesinin temelini oluşturuyordu.

    bu şekilde oynamayı istemek çok olağan ancak sarri'nin felsefesini kopyalarken yada deplasmanda kapanan rakipleri açmak için, derine gelerek oyun kurmayı tercih ederken bir kaç şeyi gözden kaçırmışa benziyoruz.

    sarri, napoli de derinde sahte bir oyun kurucu kullandığından, ön stoper kullanmadığı için (çapasız/anchor) savunma sorunları yaşamamak adınaghoulam'ın hücum gücünden yararlanırken hysaj stoper beke çekerek savunma zafiyetini en aza indirmenin peşindeydi. çünkü defansın önünde bir ön stoper ile oynamıyorsanız ya atletico madrid gibi blok halinde savunma yapmanız gerekiyor yada sarri'nin yönetimini kullanmanız.

    https://gss.gs/nVL.mp4

    bu bir tercih meselesidir.
    galatasaray ise bunu unutmuşa benziyor. yuto ve mariano'nun farklı özellikleri var.
    mariano oyun kurulumuna yardım edebilen bir hücum beki iken yuto daha çok bir savunma beki. elbette bindirme yapıyor, hücuma destek oluyor ama hücum bekleri bir açık gibi oyun kurulumuna yardımcı olurlar. yuto'da bu maalesef yok.

    hysaj gibi 1.82 olmadığı için stoper bek pozisyonu içinde uygun değil. martin linnes düşünülebilir ancak orada adam masina tarzı bir oyuncuya çok ihtiyaç var.. beklerin öne çıkması sonrası alışkanlıklardan kaynaklı (anchor ile oynama alışkanlığı) iki stoper birbirinden çok uzağa konumlanıyor. topu orta sahada kaptırıp beklerin boşalttığı alana sızan rakip iki stoperin arasına attığı her topta tehlike yaratabiliyor.

    https://gss.gs/5hh.mp4

    bu noktada yukarıda bahsettiğim sarri'nin çözümü şu anda en geçerli çözüm gibi.
    çünkü, morgan schneiderlin haberleri, seri'nin kullanım biçimi, iki maçtır oyunu derinde kurma isteği felsefenin değiştiğinin göstergesi. 3'lü orta saha kurgusunun ön stopersiz (anchor) savunmada sorun yaşamaması için stoperlerin alışkanlıklarını terk etmeleri gerekiyor. ancak bu kolay bir iş değil.

    sarri de bunu bildiği için oyuncularının alışkanlıklarını değiştirmek yerine bir stoper bek kullanmayı tercih etmişti. böyle yapılması çok daha makul olacaktır. geçen sezon watford da çok az süre olan 1,91 boyundaki adam masina orası için çok uygun bir oyuncu olduğunu bir kere daha tekrar edeyim. bu düzen oyuncuların alışkanlıklarından faydalanıp, beklerin ikisininde tabiatlarına uygun hareket etmesini sağlar. ve savunma akışkanlığı konusunda sıkıntıları ortadan kaldırır.

    hücum düzeninde ise forvet ve alınacak en az bir orta sahanın yokluğunda detaylı analiz etme şansımızın olduğunu düşünmüyorum. burada asıl sorunun belhanda olduğunu bir kere daha tekrar edeyim.

    (bkz: younes belhanda/#2722644)

    onun merkezden alınıp ya kanatlarda yada benim ilk tercihim olan forvette kullanılması çok daha doğru olacaktır.
    bunun temel nedeni topu kaptırdıktan sonra savunmada alana yerleşmek için pres uygulamaya çalışmamızdan kaynaklanıyor. falcao pres yapan, rakibi beklere oynamaya zorlayan bir yapıya sahip değil. balotelli'de öyleydi ve favre o konuda bir değişiklik yaptı. balotelli'nin yanına belhanda'yı koyarak, takımın savunmada alanına yerleşmesi için gereken zamanı kazandırmaya çalıştı. topu kazandığında ise dikine son derece hızlı çıkmanın yollarını aradı. belhanda dünkü maçta kaleye jimmy durmaz'ın yerine yaklaştığında inanılmaz işler yaptı ve haksız gördüğü sarı karta rağmen oyununu bozmadı. sonunda da maçın adamı oldu.

    işte tam bu noktada 4-4-2 bir seçenek haline geliyor.
    çünkü yuto'nun gitmeyeceği, teknik heyetinde ön stoper kullanmayacağı aşikar. bu noktada yukarıda girişte de bahsettiğim gibi savunmayı bloklar halinde yapmanız gerekiyor. ayrıca belhanda gibi kaleden uzaklaştıkça sıradanlaşan ama yaklaştıkça parlayan bir oyuncuda kadroda iken 4-4-2'nin (veya 4-4-1-1'in) seçeneklerden biri olması kaçınılmaz oluyor.

    sonuç : belhanda'nın forvete yaklaşması, seri'nin daha ileride topla buluşması, oyunu geriden biri kuracaksa bunun kesinlikle seri olmaması, beklerin oyun kurulumuna yardımlarının sınırlı olması, birinin savunma konusundaki zafiyeti, iki stoperin ön stoperli bir oyuna alışık olması ve bu yüzden ön stopersiz sistemde bocalaması, hücum setlerinin orta saha ve forvet eksikliğinden dolayı işlememesi...

    kısacası hiç bir şeyin tam çalışmaması...
  • rezil, aşşağlık, hayasız, haysiyetsiz bir federasyonun güdümünde oynanacak olan kupa maçı.

    be vicdanlarına tükürdüklerim, be ar damarı çatlamışlar maçın başlamasına kaldı 10 gün o biletleri ne zaman çıkaracaksınız da taraftar program yapacak, uçak bileti alacak, otobüs bileti alacak belki kalacağı yeri ayarlayacak.

    biletler ile ilgil en ufacık bir açıklama bile yok. haysiyetsiz köpekler.
  • geçen sene yaşanan süper kupa* faciasından sonra ciddiyetle çıkılması ve hazırlanılmsı gereken maç. rakip baya güç kaybetmiş durumda ve belalımız olan seleznov ile elvis manu artık kadrolarında yok. bu maç belki de bu yaz oynadığımız hazırlık maçlarının hepsinden kolay. ancak sonunda bir kupa olması sebebiyle motivasyonları farklı olacaktır.

    bu maçta son hazırlık maçımızdan* farklı bir 11 beklemiyorum açıkçası. zaten bu takım eğer konsantre bir şekilde sahaya çıkarsa bu maçı alır. umarım gençlerimizi de görmemize fırsat verecek bir ortam olur.

    bu arada maça 2 gün kalmış durumda ama rakibimizden midir nedir ne basında ne de taraftarlarımız arasında pek de konuşulmuyor maç. fatih hocanın da zamanında dediği gibi nedir bu haliniz kupa finaline çıkıyoruz diye seslenmek istiyorum herkese.

    yavaş yavaş yeni sezona giriyoruz ve artık konsantrasyonumuzu sağlamanın vakti geldi. transferdir odur budur farklı bir dünya ama asıl savaş sahada. kupalar yeşil sahada kazanılıyor, transfer masasında değil.

    hepimizin de bildiği gibi sonunda bir kupa varsa galatasaray'ın olduğu finalde sonuç bellidir. göreyim benim aslanlarımı. tarihimize bir kupa daha katıp gelin başkentten.

    inandık biz sizlere
  • 2 gün kalan maç.

    https://gss.gs/NVC.jpg

    çifte kupamızı üçlü kupa yapmak ve 2018-2019 sezonunda 3 kupayı da kazanmış olmak için sahaya çıkacağımız maç.

    bunu en son hamza hamzaoğlu ile 2014-2015 sezonunda yapmıştık. zaten bizden başka bunu yakın tarihte yapabilen herhangi bir takım yok.

    ligden düştükten sonra 1. lig için bile ortalama bir kadroya sahip olan akhisar'dan kupayı alıp sezona moralli başlamak ve kupa koleksiyonumuza bir yenisini eklemek istiyoruz.

    geçtiğimiz sezon 5 ağustos 2018 galatasaray akhisarspor maçı fatih terim'in galatasaray'daki 400. resmi maçıydı ve kupayı penaltılarda kaybederek dramatik bir akşam yaşamıştık.

    bu kez aynı şeyin yaşanmasını kimse istemiyor.

    maçta kim oynarsa oynasın maçı 90 dk içinde bitirip kupamızı kazanmaya bakacağız.

    (bkz: hedef süper kupa)

    (bkz: konsantrasyon)

    kupa beyi galatasaray!
  • gece rüyamda gördüm maçı.

    maçın başında 0-1 yenik duruma düştük. ardından 1-1 geldi. sonra çok acayip bir hakem hatasıyla, var'a bakmasına rağmen, 1-2 geriye düştük. sonra emre mor çaktı 2-2 oldu. derken 2-3 kaybettik.

    bu arada takımın ismi akhisar'dı ama sahadaki takım bordeaux takımıydı. böyle rüyanın ta amk.

    mevcut en iyi kadroyla başlayıp, hafife almadan, tatava yapmadan basıp geçmemiz gerekiyor.
  • akhisarspor'un bu maçta yapacağı iki ihtimal var. ilki bu maça hazırlık maçı gözüyle bakıp liglerine hazırlanma maksadıyla ortada açık bir oyun tercih etmek diğeri ise penaltılara falan götürürsem bir şansım olabilir deyip kalelerine otobüs çekmek.

    umarım kalelerine otobüs çekerler de biz de kapanan takımı açabilecek miyiz görürüz.

    uzun bir aradan sonra* en sonunda resmi bir maçın heyecanını yaşıyorum. yorumcu kim olur bilemem ama levent tüzemen'in çakmak seslerini bile özledim*
  • bu akşam fatih terim’ in sezonu nasıl bir futbol anlayışıyla devam ettireceğini göreceğimiz futbol müsabakasıdır.

    tüm dikkatim bu maçta olacak ve sonrasında analiz yazısı yazmayı düşünüyorum.

    galatasaray’ ın rahat bir skor ile kazanacağını düşünsem de akhisar’ ın bütçesindeki rahatlık kadrolarına yansımış olabilir. işin o boyutu kapalı bir kutu.

    haydi aslanlar...
    allah yardımcınız olsun...
  • turk futbolunun düşünce yapisinin yönetim anlayışının özeti bu maçta yaşanmaktadır. saat değişimi için yukarıdaki arkadaş cok guzel söylemis dönüş biletlerini alanlar, ya da dönüş saatine gore plan yapanlar için tff nin acaba bir düşüncesi var mi? akhisar taraftarinca dolmasi mümkün olmayan stadla ilgili bir tasarrufları olacak mi? senin en onemli meselenin statlardaki seyirci sayini artirmak olmasi gerekirken sen çıkıp bu sayiyi yapmış olduğun yöntemlerle kisitlamaya giderek azaltmaya çalışıyorsun. keske son gün bir karar değişikliği yaparlar da stat dolu keyifli zevkli bir mac izleriz.