• http://gss.gs/2717943

    burada bahsedildiği gibi maçın başlamasına yarım saat kala sivas stadının çevresindeki okul, yurt gibi yerlerden öğrenciler getirilip maraton tribününe sokuldu. ayrıca stadın yakınındaki avm de (maçtan önceki 2 hafta boyunca) 100 tl alışveriş yapana bunu fiş ile ibraz ettiği takdirde yine maraton tribün bileti verileceğine dair kampanya duyuruları vardı.

    2018 ağustos ayında konya da penaltılarda yenildiğimiz maçta da yine az sayıda akhisar seyircisi koskoca 2 büyük tribünde küçük bir azınlık olarak yerlerini almıştı. bakalım bu sefer numaralı yerine maraton bizde. en azından bölünmeyecek tribün. öte yandan akhisar seyircisi daha fazla gelebilir diye düşünmekteyim mesafe konya ve sivas a nazaran çok uzak olmadığı için
  • 2 gün kalan maç.

    https://gss.gs/NVC.jpg

    çifte kupamızı üçlü kupa yapmak ve 2018-2019 sezonunda 3 kupayı da kazanmış olmak için sahaya çıkacağımız maç.

    bunu en son hamza hamzaoğlu ile 2014-2015 sezonunda yapmıştık. zaten bizden başka bunu yakın tarihte yapabilen herhangi bir takım yok.

    ligden düştükten sonra 1. lig için bile ortalama bir kadroya sahip olan akhisar'dan kupayı alıp sezona moralli başlamak ve kupa koleksiyonumuza bir yenisini eklemek istiyoruz.

    geçtiğimiz sezon 5 ağustos 2018 galatasaray akhisarspor maçı fatih terim'in galatasaray'daki 400. resmi maçıydı ve kupayı penaltılarda kaybederek dramatik bir akşam yaşamıştık.

    bu kez aynı şeyin yaşanmasını kimse istemiyor.

    maçta kim oynarsa oynasın maçı 90 dk içinde bitirip kupamızı kazanmaya bakacağız.

    (bkz: hedef süper kupa)

    (bkz: konsantrasyon)

    kupa beyi galatasaray!
  • https://galatasaray11.com/51222

    maça çıkılması gerektiğine inandığım kadro.

    neden emre mor?

    çünkü emre mor’un takımla uyumunun bir an önce sağlanması gerekiyor. defolarının maç maç giderilmesi gerekiyor. takıma uyumu, son hareket isabeti ve yeteneklerini tam kapasite kullanabilmesi için hiç zaman ve maç kaybetmemeliyiz. eğer düşündüğüm gibi olursa herkesin ağzı açık izleyeceği bir emre mor’a kavuşabiliriz.

    jimmy durmaz evet hak ediyor ilk onbiri ama jimmy son demlerinde emre mor hayatının başında. tercih tabi ki emre mor’dan yana olmalı. jimy son otuz dakika belhanda’nın yerinde değerlendirilebilir. kalede okan’a yer vermem ise muslera’nın biraz daha dinlenmesi için. fiorentina maçında alır kaleyi.

    (bkz: 7 ağustos 2019 galatasaray akhisarspor maçı)
  • bazı şeylerin daha net belirginleştiği maç olarak tarihe geçti.

    sezonun henüz başı olması itibari ile hazır olunmadığı çok açık. dahası zaten takımda tam olarak kurulmuş sayılmaz. elindeki iki forveti de gözden çıkarmış, merkeze bir orta saha daha arayan (hatta bence iki tane aramalı) stoperlerinin yıllardır süre gelen alışkanlıklarından vazgeçmesi istenen yeni bir döneme giriyoruz.

    öncelikle oyun şeması direkt oyundan (yıllardır fatih terim'in hiç vazgeçmediği oyun) pas oyununa evrimleşmeye başlamış durumda. bu oyunun size kattıkları ile sizden götürdüklerini konuşmak lazım.

    önce savunmadan başlayalım.
    savunmanın yaptığı hataların iki sebebi var.

    1) alışkanlık
    2) bekler

    aslına bakarsanız bu iki sebebin de bir ana sebebi var o da derinden oyun kurmaya yönelik felsefe değişikliği..

    galatasaray bu zamana kadar hem takım olarak, hemde marcao'nun ve luyindama'nın önceden oynadıkları takımlar da tamamen bir çapa, bir ön stoper (mehmet topal) ile oynadıkları için rakip hücum ederken iki stoper kanatları açılabiliyordu. bu durumda beklerinizin arkasını rahatlıkla kontrol edebiliyor ve onlardan hücumda faydalanabiliyorsunuz.

    https://gss.gs/iL5.png (eğer fernando gibi bir oyundu olsaydı oluşacak görüntü)

    ancak galatasaray felsefe değişikliğine gitti ve şu anda bu oyundan tamamen çıktı.
    artık savunma planı için ön stoper kullanmak yerine bir derinde sahte bir oyun kurucu ile oynuyor (deep-lying playmaker/regista). bunu yaparken (bu görev seri'nin) derindeki oyun kurucu iki stoperin arasına girip oyun kurmak için topla buluşuyor.

    https://gss.gs/OfK.mp4 (seri ile oyun kurma)

    burada kanat bekleri stopelerin alana yayılması için öne çıkıyor.

    https://www.youtube.com/watch?v=RJocN3j0iW0

    buna la salida lavolpiana deniyor. lavolpiana çıkışı.. derinde sahte bir oyun kurucu ile oynamak isteyen takımların olmazsa olmaz oyun kurma (build-up play) sistemlerinden biri. . dünyada bu konuda belkide en iyi la salida lavolpiana yapan sarri'nin napoli'siydi ve dikine tiki taka demek için kullandıkları sariball felsefesinin temelini oluşturuyordu.

    bu şekilde oynamayı istemek çok olağan ancak sarri'nin felsefesini kopyalarken yada deplasmanda kapanan rakipleri açmak için, derine gelerek oyun kurmayı tercih ederken bir kaç şeyi gözden kaçırmışa benziyoruz.

    sarri, napoli de derinde sahte bir oyun kurucu kullandığından, ön stoper kullanmadığı için (çapasız/anchor) savunma sorunları yaşamamak adınaghoulam'ın hücum gücünden yararlanırken hysaj stoper beke çekerek savunma zafiyetini en aza indirmenin peşindeydi. çünkü defansın önünde bir ön stoper ile oynamıyorsanız ya atletico madrid gibi blok halinde savunma yapmanız gerekiyor yada sarri'nin yönetimini kullanmanız.

    https://gss.gs/nVL.mp4

    bu bir tercih meselesidir.
    galatasaray ise bunu unutmuşa benziyor. yuto ve mariano'nun farklı özellikleri var.
    mariano oyun kurulumuna yardım edebilen bir hücum beki iken yuto daha çok bir savunma beki. elbette bindirme yapıyor, hücuma destek oluyor ama hücum bekleri bir açık gibi oyun kurulumuna yardımcı olurlar. yuto'da bu maalesef yok.

    hysaj gibi 1.82 olmadığı için stoper bek pozisyonu içinde uygun değil. martin linnes düşünülebilir ancak orada adam masina tarzı bir oyuncuya çok ihtiyaç var.. beklerin öne çıkması sonrası alışkanlıklardan kaynaklı (anchor ile oynama alışkanlığı) iki stoper birbirinden çok uzağa konumlanıyor. topu orta sahada kaptırıp beklerin boşalttığı alana sızan rakip iki stoperin arasına attığı her topta tehlike yaratabiliyor.

    https://gss.gs/5hh.mp4

    bu noktada yukarıda bahsettiğim sarri'nin çözümü şu anda en geçerli çözüm gibi.
    çünkü, morgan schneiderlin haberleri, seri'nin kullanım biçimi, iki maçtır oyunu derinde kurma isteği felsefenin değiştiğinin göstergesi. 3'lü orta saha kurgusunun ön stopersiz (anchor) savunmada sorun yaşamaması için stoperlerin alışkanlıklarını terk etmeleri gerekiyor. ancak bu kolay bir iş değil.

    sarri de bunu bildiği için oyuncularının alışkanlıklarını değiştirmek yerine bir stoper bek kullanmayı tercih etmişti. böyle yapılması çok daha makul olacaktır. geçen sezon watford da çok az süre olan 1,91 boyundaki adam masina orası için çok uygun bir oyuncu olduğunu bir kere daha tekrar edeyim. bu düzen oyuncuların alışkanlıklarından faydalanıp, beklerin ikisininde tabiatlarına uygun hareket etmesini sağlar. ve savunma akışkanlığı konusunda sıkıntıları ortadan kaldırır.

    hücum düzeninde ise forvet ve alınacak en az bir orta sahanın yokluğunda detaylı analiz etme şansımızın olduğunu düşünmüyorum. burada asıl sorunun belhanda olduğunu bir kere daha tekrar edeyim.

    (bkz: younes belhanda/#2722644)

    onun merkezden alınıp ya kanatlarda yada benim ilk tercihim olan forvette kullanılması çok daha doğru olacaktır.
    bunun temel nedeni topu kaptırdıktan sonra savunmada alana yerleşmek için pres uygulamaya çalışmamızdan kaynaklanıyor. falcao pres yapan, rakibi beklere oynamaya zorlayan bir yapıya sahip değil. balotelli'de öyleydi ve favre o konuda bir değişiklik yaptı. balotelli'nin yanına belhanda'yı koyarak, takımın savunmada alanına yerleşmesi için gereken zamanı kazandırmaya çalıştı. topu kazandığında ise dikine son derece hızlı çıkmanın yollarını aradı. belhanda dünkü maçta kaleye jimmy durmaz'ın yerine yaklaştığında inanılmaz işler yaptı ve haksız gördüğü sarı karta rağmen oyununu bozmadı. sonunda da maçın adamı oldu.

    işte tam bu noktada 4-4-2 bir seçenek haline geliyor.
    çünkü yuto'nun gitmeyeceği, teknik heyetinde ön stoper kullanmayacağı aşikar. bu noktada yukarıda girişte de bahsettiğim gibi savunmayı bloklar halinde yapmanız gerekiyor. ayrıca belhanda gibi kaleden uzaklaştıkça sıradanlaşan ama yaklaştıkça parlayan bir oyuncuda kadroda iken 4-4-2'nin (veya 4-4-1-1'in) seçeneklerden biri olması kaçınılmaz oluyor.

    sonuç : belhanda'nın forvete yaklaşması, seri'nin daha ileride topla buluşması, oyunu geriden biri kuracaksa bunun kesinlikle seri olmaması, beklerin oyun kurulumuna yardımlarının sınırlı olması, birinin savunma konusundaki zafiyeti, iki stoperin ön stoperli bir oyuna alışık olması ve bu yüzden ön stopersiz sistemde bocalaması, hücum setlerinin orta saha ve forvet eksikliğinden dolayı işlememesi...

    kısacası hiç bir şeyin tam çalışmaması...
  • maç sonu kutlamaların içinden çok güzel bir video.

    https://youtu.be/m9IUMNq4WVo

    videoda babel ve emre mor detayı dikkat çekiyor. babel kupayı alıp emre'ye veriyor fotoğraf çekilmesi için, sonra yanına gidip beraber fotoğraf çekiliyorlar. en son da omzuna emre'nin omzuna kolunu atıp bir şeyler anlatmaya başlıyor. zaten babel maç biter bitmez de emre'ye bir şeyler anlatmaya başlamıştı. çok hoşuma gitti.
  • https://www.youtube.com/...amp;feature=youtu.be

    videonun 5. dakika 13. saniyesinde patlıcan moru bir nihat özdemir görmemizi sağlamış süper kupa maçı.

    nihat özdemirin o surat hahahahahaha dakikalarca gülersin! o mor rengin bir ton koyusunu inşallah 2019-2020 sezonunu şampiyon bitirdiğimizde göreceğiz.

    babacığım sen tuttuğun takımın ezeli rakibine kupa verirken tamam yüzünde güller açsın da demiyoruz ama bunu sportiflik penceresinden normal karşılayıp hazım gösteremeyeceksen neden gidip federasyon başkanı oluyorsun.

    herşeyden önce kendine yazık diyeceğim ama o kısmı pek umrumda değil* o yüzden demiyorum yaptığın saçmalık sadece ona dikkat çekmek istiyorum.
  • kupayla sezona başlamak da başka güzel oluyor...
    tadına varmak lazım...
    hele ki lig şampiyonluğunu kazanıp, türkiye kupasını da müzeye götürdükten sonra üçüncü kupayı almak, tarihte pek fazla rastlanamayacak ( ki galatasaray bunu üçüncü defa başarıyor) bir duygu...
    kutlu olsun...

    aslında süper kupa, adı üstünde kupaların kupası, en büyük kupa, futbolcuların sezona ara verip, bazılarının henüz tatil dönüşü, bir çoğunun da kamplardan fiziki yüklenmelerinin en yoğun olduğu haftaların ardından yapılması kaanatimce kupanın değerini düşürüyor. bir de bazen kupayı oynamaya hak kazanan teknik adamlar ya da topçular transfer sezonunda o takımdan gitmiş olup, maça çıkanlar bu "lütfü" piyango misali elinde bulanlar oluyor. oysa ki, liglerin sona erdiği haftanın hemen üç gün sonrası olan çarşamba "sıcağı sıcağına" süper kupa maçı yapılmış olsa, zevk ve heyecanı kat be kat fazla olur. futbolcuların da oyuna odaklanmaları ve kondisyonlarının en tepe noktasında olacağı düşünüldüğünde, "çata çat" kıran kırana bir final izleyecektir tribündeki ve televizyon başındaki futbolseverler...

    süper kupayla ilgili "görüş-eleştiri"miz bir kenarda dura dursun, ankara'daki maçtan akılda kalanlara geçersek, bordeaux ve panathinaikos maçlarına göre çok "silik" bir oyunla kazandı galatasaray, süper kupa'yı... burada etken fatih terim'in saha kenarında olmayışı mı, yoksa rakibin küçümsendiği mi bilinmez de, büyük taraftar desteği ile çıktığı maçta sarı-kırmızılılar akhisarspor kadar net pozisyon bulamadılar. küme düşen ege temsilcisi elindeki "kalbur üstü" topçuları yollamış ve birinci lige uygun bir kadro kurmuş ama 23. şampiyonluğu hedefleyen ve şampiyonlar liginde özlediği başarıları tekrar yaşamak isteyen galatasaray'a göre daha fazla arzuluydu. galatasaray adına ilk devre biterken belhanda'nın gol attığı ve sonraki dakikalarda gelen atakları dışında akılda kalan pozisyon neredeyse yok gibiydi. tam tersi direkten auta giden burhan eşer'in kafa vuruşu, yine burhan'ın kafasını muslera'nın son anda çelmesi ve son dakikada genç oyuncu bertuğ'nun boş kale yerine yuto nagatamo'nun topuğuna topu çarptırması yürekleri ağzımıza getirdi. bizim kadar fatih terim de oyundan memnun kalmamış olacak ki, maçın son düdüğü ile birlikte yüzünde donuk bir ifadeyle oturduğu koltuğunda çakılı kaldı.

    peki, neydi yolunda gitmeyenler? öncelikle savunmada oynayan luyindama ve marcao sanki hazırlık maçı oynarcasına "lakayit" bir tavır sergilediler. özellikle brezilyalı stoper neredeyse sahada hiç yoktu, rakibini kaçırdı, hatalı paslar attı ve de son dakika ceza sahası içinde en yapılmayacak olanı yaptı, topun auta çıkmasını beklerken "uyuyakaldı"... dün de instagram hesabını hackletmiş marcao... yaşadığı bir sıkıntılar mı var acaba, kafasını işine mi veremiyor, derdi tasası neyse, umarım en yakın zamanda çözülür... falcao transferi galatasaray'ın gündemini bir aydır meşgül ediyor ve kolombiyalı oyuncunun memlekete getirilmesi artık "namus meselesine" döndü. fransızlar da bunu fırsata çevirip, bedavaya verecekleri oyuncuyu bonservisle satma derdindeler. evet, akhisar maçında görüldü ki takıma golcü şart, falcao bu boşluğu dolduracak. bu arada elde bir de diagne var ama bu "sosyal medya ergenine" nasıl güvenip yola çıkacaksın ki? kendisiyle birlikte afrika kupasında final oynayan feghouli istanbul'a dönüp, süper kupa maç kadrosunda kendisine yer bulurken, diagne eşine gucci'den hediyeler alıp, bunları sosyal medya hesabından paylaşmayı düşünüyor. iş ahlakı mı, iş ciddiyeti mi, ne dersen de, diagne ile uzun yola çıkmak için insanın "sağlam deli" olması lazım...

    diyeceğim o ki, falcao'ya odaklanmak iyi hoş ama esas sorunlardan biri fernando'nun yerinin hala doldurulmuş olmadığı. fatih terim, akhisar karşısında o bölgeye jean michael seri'yi koydu ama fil dişili oyuncu "ben buraların yabancısıyım" der gibiydi. görünen o ki, ligin başlamasına kadar 6 numaraya bir oyuncu gelmeyecek, o halde joker donk ön liberoda görev alıp, seri selçuk'un yerinde orta sahada oynamalı denizlispor deplasmanında. kısa vadeli böyle bir çözüm belki de fatih hocanın da kafasında vardır da, melo tipli "savaşan" bir oyuncu bulmalıyız transfer sezonu bitene kadar. nainggolan gelseydi, falcao'dan da daha yararlı olacaktı ama maalesef eşinin sağlık sorunları nedeniyle italya'dan ayrılmak istemedi.

    yenilerden jimmy durmaz ve emre mor kendilerine güvenen fatih terim'i hayal kırıklığına uğratmayacaklar gibi, adem büyük de keza öyle. belki doğrudan ilk onbirde şans bulamayacaklar ama hoca maç esnasında arkasını dönüp kulübeye baktığında rahat bir nefes alacak, zira oyuna girdiklerinde her an maçın havasını da skorunu da değiştirebilecek yapıdalar. babel için çok bir şeyler yazmaya gerek yok, hollandalı futbolcu saha içindeki performansı kadar saha dışındaki "abilik" rolü ile de takıma büyük katkı sağlayacaktır.

    onyekuru'dan bahstmeden bitirmeyelim yazımızı. ne alaka henry onyekuru diyenler olacaktır da, bu çocuk galatasaray'ı "acayip" sevmiş. kulübü monaco ile anlaşıyor, bizim henry sağlık kontrolüne gitmiyor. instagram hesabında fitness çalışması videosu paylaşıyor altında galatasaray logolu eşofman. ailesiyle fotoğraf paylaşıyor üstünde 22. şampiyonluk t-shirtü... kısaca galatasaray'ı sevmiş, ikinci bir denayer vakası yaşıyoruz bu günlerde. bizim de ona ihtiyacımızın olduğunu akhisar maçında gördük. yeşil-siyahlı oyuncuların yaptığı atakta muslera topu yakalıyor ve ani bir refleksle sol kanada degaj yapmak üzereyken, birden duruyor, zira orada alışık olduğu üzere savunma arkasına koşu yapan bir onyekuru yok... topu elinde tutuyor muslera, takım arkadaşlarının yerlerine yerleşmesini bekliyor ve marcao'ya yollayarak meşin yuvarlağı oyunu başlatıyor, tabii o zamana kadar rakip de pozisyonunu almış oluyor. bruma, rodrigues, onyekuru ile atağa çabuk çıkan kanat oyuncuları ile hızlı oynamaya alışmıştık, şimdi o boşluğu kiminle dolduracağız, emre mor mu? belki ama çok da emin değilim...

    saha içine konsantre oluyoruz, iğneyi başkasına çuvaldızı kendimize batırıyoruz ama bu senenin oldukça zor geçeceğini maçı yorumlayan erman toroğlu hiç çekinmeden dile getirdi: "galatasaray lehine hata yaparsan kelleyi koparırız, galatasaray aleyhine hata yaparsan devam" maç içinde kendisine pek iş düşmediği için adı çok anılmasa da halil umut meler'in yuto nagatomo'nun ceza sahası içinde düşürüldüğü ve net penaltı olan pozisyonda var'ın kararını bile beklemeden "oyna devam" demesi bu sene galatasaray'ın başına geleceklerin ufak bir fragmanı mı yoksa? bülent yıldırım ve serkan çınar'ın klasman düşürülmesi ama ali palabıyık, halis özkahya ve hüseyin göçek'e dokunulmaması erman toroğlu'nu haklı çıkarmıyor mu?
    biz gereken tespitleri yapıyoruz, artık "aksiyon alma" işi yönetimde... umarım şu falcao transferi biter de, onlar da biraz bu işlere kafa yorarlar...

    bitirirken yazıyı, kupa tekrar hayırlı olsun...
    darısı önümüzdeki senelere...

    kaynak ve maçtan fotoğraflar:
    https://ultrasmovement.blogspot.com/...r0-1galatasaray.html