• 5
    öncelikle, (bkz: 7'de 7)

    benim için şu hayatta ailem ve ailem dediğim dostlarım dışında tek gerçek varsa o da galatasaray'dır.

    son 1 ayda hayatımdaki önceliklerin, hayata bakışımın nasıl değiştiğini, o eski ben'in içimde nasıl en derinlere doğru gittiğini kendim hissediyorum. kendi psikolojim dipteyken güçlü kalmaya çalışmak, herkesi idare etmek ve rol yapmak(mutlu görünmek) çok zor.

    ama buna kalpten inanıyorum, her şey güzel olacak!

    içinde bulunduğum durum sebebiyle pek yazasım gelmiyor, yazasım geldiği nadir anlarda da enerjim olmuyor ama her gün az da olsa sözlüğe girip, havayı koklamaya çalışıyorum. burası da benim ailem. buranın bendeki yerini tarif edemem. ne mutluyum ki, hiç görmediğim ama şu an karşımda olsalar 20 yıldır dostmuşuz gibi sarılacağım insanlar biriktirmişim. derdimi dert edinen, bana yardım etmeye, iyi gelmeye çalışan insanlar...

    galatasaray sözlük biliyorsunuz içerik ve özellikle takip edilme olarak galatasaray taraftarının en güçlü olduğu ve hatta gündemi belirlediği yerlerin başında geliyor. burada yazılan onlarca yazıyı ve yorumu sonrasında sosyal medyada, televizyonda, gazetelerde başkalarından duyabilirsiniz. mutlaka denk gelmişsinizdir.

    galatasaraylı futbolcuların ve yorumcuların burayı okuduğunu zaten yıllardır biliyoruz. hatta detay vermeden söyleyeyim galatasaray yönetimi, teknik ekibimiz ve idari heyetimiz de burayı takip ediyor. yani emin olun burada yazdığınız her yorum ve her eleştiri aslında domino etkisi ya da kelebek etkisi yaratabilecek kadar güçlü.

    sözlük 2008 doğumlu ama benim sözlükle tanışmam tarihin en kötü sezonu olan 2010-2011 sezonu'na denk gelir. yazarlık için 1 yıldan fazla bekledim ve yazabilmek için o kadar heyecanlıydım ki anlatamam. belli ki o heyecanı kaybetmemişim, neredeyse 30000 entry yazmışım.

    galatasaray o kadar kötü durumdayken bile buradaki havayı ve kaliteyi görmenizi isterdim. aslında kulüpte idari, mali, sportif vs. hemen her tablo çok kötüyken ve takım küme düşme potasının hemen üzerindeyken bile herkes o günlerin biteceğinden ve tekrar ayağa kalkacağımızdan o kadar emindi ki...
    benim, bu sözlüğün ve galatasaray'ın özeti olduğunu düşündüğüm bir entry vardır çok severim, benim inancımı da en iyi anlatan entrylerden biridir ve kelimesi kelimesine ezberimde olsa da, açar ara ara okur, her defasında ona basarım sanki sürekli oy verebiliyormuş gibi...

    2008 şampiyonluğundan sonra 2009'da 5., 2010'da 3. olmuşuz, 2011'de sefilleri oynuyoruz, kümede kal galatasaray tezahüratlarının yapıldığı zamanlar... captano abi şöyle yazmıştı,

    --- alıntı ---

    böyle bağıran tribünleri, arkadaşlarınızı not alıyorsunuz değil mi arkadaşlar. bunun cezasını keseceğimiz zaman o liste lazım olacak.

    --- alıntı ---

    (bkz: kümede kal galatasaray/#655999)

    inanca, ruha bakar mısın?! takım o sezon 34 maçta 14 galibiyet alabilmiş. 16 kez yenilmiş ya rezalete bak ama inancı gör...

    takımın tamamına yakını çöp. gelecekte de umut yok. oradan nasıl ayağa kalkacaksın ki? rakibinin kadrosunda alex, lugano, andre santos, emre b., niang, gg, caner yobo, stoch vs var, sende sonra gidecek olan arda, sabri, hakan, gökhan zan, ayhan servet, aydın var en işe yarar.

    off of yazarken daraldım...

    ama sonra ne oldu peki?

    galatasaray'ın iç dinamikleri harekete geçti. anka kuşu gibi küllerinden doğdu bu takım. önce ünal aysal ve fatih terim geldi... taraftarın sinerjisi zirve yaptı ama hala çok eksik vardı, takımı oradan ayağa kaldırmak çok ama çok zordu.

    nasıl oldu peki bu? şike yaptığı halde sahaya yansıtmayan(!) ve bu sebeple ceza almayan bir takım ve sırf o takım potada kalsın diye playoff diye bir zımbırtı uyduran, kuralları değiştiren, pfdk'sı, tahkim'i ile topuyla, tüfeğiyle galatasaray düşmanı bir tff varken, tweeti rt yaptı diye 2 maç ceza alan oyuncular, bugün hakeme "o.ç." diyenlere ceza verilmezken hocasına 9 maç ceza verilen bir ortamda uzun lig maratonunu 9 puan önde bitirmesine rağmen şampiyonluğu son maça bırakılan ve kadıköy fobisi olan bir takıma son maçı kadıköy'de oynatan bir sisteme en iyi cevabı kim verdi?

    tabii ki fatih terim ve aslanları...

    açın bakın 2012 mayıs'ındaki entrylere nasıl da umutsuzluk hakim... her şey 12 mayıs 2012 fenerbahçe galatasaray maçına kaldığında burada yıkım vardı yıkım. herkes psikolojik olarak dipteydi ve şampiyonluğu kaybettik gözüyle bakıyordu. emin olun 9 nisan 2018 gençlerbirliği galatasaray maçından sonraki havadan çok daha kötüsü vardı.

    sonra sözlükte içinde benim de bulunduğum, inancını dışa vuran ve şampiyonluk meşalesini ilk yakanlardan olmak isteyen küçük bir grup burada galatasaray sözlük sinerjisi yaratmaya çalıştı.
    ne yazılar yazdık, en efsane maçlarımızı, tarihimizi yazdık, en güzel başlıklarla donattık sol frame'i ve galatasaray taraftarındaki o kötümserliği, son yıllarda üzerine yapışmış olan o olumsuz havayı dağıtmaya çalıştık ve ne mutlu ki saat saat, gün gün burada inanç çoğaldı, sadece burada da değil, buradan sokoğa ve sosyal medyadaki her yere sıçradı!

    burada çok başlığım var ama açtığım için gurur duyduğum, benim için çok özel birkaç başlık var, bunlardan ikisi bana o günleri hatırlattığı ve sinerjiye büyük katkısı olduğunu düşündüğüm için açıkçası biraz daha farklı;

    (bkz: şampiyonluğu kadıköy'de ilan etmek)

    (bkz: şükrü saraçoğlu stadyumu'nda şampiyonluk kupası kaldırmak)

    galatasaray sinerjisi ve galatasaray sözlük sinerjisi diye bir şeyin varlığına henüz inanmadıysanız kusura bakmayın ama yanlış yerdesiniz.

    18. şampiyonluktan sonra 19. şampiyonluk da geldi artık yine seriye başladık derken, eylül 2013'e kadar her şey muhteşemdi ama sonrasında gereksiz ve şu an konuşmak dahi istemediğim bir dönem yaşandı ve bir duraklama ve peşinden gerileme dönemine girildi.

    fenerbahçe'nin de 19. şampiyonluğunu almasının sonrasında 2014-2015 sezonu'na nasıl girdiğimiz ve sürecin nasıl devam ettiğini biliyorsunuz. 4. yıldız savaşına prandelli ile umutlu girdik, kek kalıbının içinde pozlar verdik ama iş g4l4t4s4r4y diye lakaplar takılan en kötü avrupa maceramızın yaşandığı döneme geldi ve ligde ibb'den 4 gol yediğimiz günleri gördük. takım ve hoca arasında uyumsuzluk ve mutsuzluk hakimdi. 3. şampiyonluk adayı olarak görülüyorduk, sonra yine galatasaray taraftarının sinerjisiyle, hamza hamzaoğlu'nun gelişiyle ve işi akışına bırakması, oyuncuları rahatlatması ve taraftarın takımı motive etmesiyle bir şeyler değişti, önce camia kenetlendi sonra da en kötü günde 7'de 7 dedik ve şampiyon olduk. yani o şampiyonluğun nasıl geldiğini muslera'nın superman'e dönüşünü, olacak olacak diye diye son dakikalarda golleri nasıl attırdığınızı hatırlayın... 7'de 7 başlığını okuyun olumsuz düşünceler de hakim en başlarda ama sonra sinerji nasıl yayılmış ve hafta hafta nasıl gelmiş şampiyonluk okuyun...

    bugüne geldiğimizde açıkçası 7'de 7 dediğimiz günden çok daha iyi durumdayız, çünkü bu kez 6'da 6 yaptığımızda şampiyon oluyoruz. o gün 7'de 7 yetmeyebilirdi çünkü fenerbahçe'nin puan kaybını beklemek durumundaydık.

    bize bugün lazım olan tek şey inanç ve kenetlenme... yani galatasaray sinerjisi... daha önce yaptık yine yapacağız, inanmayan bizden değildir!

    herkes bir kendine geldiyse başlıyoruz;

    zaten konuşacak çok şey yok, her şey ortada, 15 nisan 2018 galatasaray başakşehir maçı bizim için sezon finali olacak. koca bir sezonun tüm emeği, tüm birikimi, hesaplar tamamen artık bu maç üzerine yapılacak. eğer kazanamazsak şampiyonluk gider. biz aslında bu maçı final maçı olma durumundan ve beraberliği de kayıp görmeme avantajından olduk dün akşam. *

    ama biz zaten hiçbir zaman kendi evimizde beraberliğe oynayabilecek bir takım olamadık, olamayız. mutlak kazanmak için çıktığımız her maçı ise kazandık. galatasaray'ın genlerinde bu vardır, biz buyuz, biz winnerız!

    ilk maçı 3-0 kaybeder rövanşı 5-0 kazanırız. juventus'u karda, kışta 85'te yıkarız. real madrid'e 11 kişi defans yaptırır, 5 5 diye bağırırız!

    bu sebeple inanan 50 bin aslanla, fatih terim'in ordusu, `galatasaray gerektiği yerde istediğini alacak güce sahiptir`.

    bu da bu maçla başlayıp sonrasında 22 nisan 2018 alanyaspor galatasaray maçı ile devam edecektir. bundan zerre kadar şüphem yok.

    başakşehir
    alanya(d)
    beşiktaş
    akhisar(d)
    malatya
    göztepe(d)

    fikstür bu. çıkacağız bam bam bam oynayacağız, kazanacağız, kazanmak için her şeyi yapacağız.

    önce arda'sı, emre'si, tv.lerde galatasaray üzerinden şov yapmayı seven hocası ile kollanmaya doymayan başakşehir'le, sonra da tinerci taraftarı, kibirli başkanı ve tff'nin kucağındaki beşiktaş'la hesabı keseceğiz. maç maç adım adım gideceğiz ve şampiyon olacağız!

    yeter ki son maç son dakika son düdüğe kadar inancınızı kaybetmeyin... unutmayın galatasaray adının olduğu her yerde umut vardır!

    (bkz: hedef 21)

    sen şampiyon olacaksın!
  • 6
    26 yillik galatasarayliyim arkadaslar ve bu 26 yil icinde galatasaraya dair ilk anilarim henüz 1-2 yaslarima kadar gidiyor.

    galatasaraylilik benim sonradan tercih ettigim ya da yönlendirildigim bir sey olmadi hic bir zaman. bana kimse galatasarayli olayim diye forma hediye etmedi ya da sari kirmizi bir sey almadi.

    benim ilk kelimelerim yasitlarim gibi "anne", "baba" degil, babamin adi olan "uğur" ve ardindan da "rerererarara" tezahuratiydi.

    ben 98 yilinda sobali evde yasamanin sonucu olarak kislari oturma odasinda uyuyan bir cocuktum. sabahci oldugum icin izlememe izin verilmeyen maclari yorgan altinda dinleyerek, 98 yilinin aralik ayinda suat'in golünü babamin oturdugu koltugun gicirtisindan anlayip yataktan firlayarak büyüdüm.

    ben 2000 senesinde persembe günleri önce ikinci bahar dizisini ardindan da galatasaray macini izleyerek büyüdüm. sokak ortasinda hagi'nin topu bacak arasindan gecirip ayaginin disiyla arkasina biraktigi hareketi calisarak büyüdüm.

    tüm bu zafer dönemlerinin pesinden bam üclüsünü de gördüm, camurlu sahada trömsö'ye elenisimizi de, sampiyonlar liginde atletico ve dortmund'dan her seferinde 4 yedigimiz sezonu da gördüm, 16 dakika gecikmeli 20.45 sampiyonlugunu da...

    26 yildir galatasaray'a dair ögrendigim hemen her seyi yoksaydigimda elde kalan tek bir sey varsa o da; rakiplerinin aksine "sampiyonluk mesalesi" bir defa yandiysa, sampiyon olmadan o mesalenin sönmeyecegidir. biz ne zaman bu ise inancimizi gösterdiysek sampiyon olduk.

    bu sezonun mesalesi de haftalardir yaniyor. bu isin sonunda hükümet takimina inat, tinercilere inat, sikecilere inat biz sampiyon olacagiz dedik, bu isin sonunda alnimizin akiyla kutlama yapacagiz dedik.

    bunun icin sadece ama sadece tek bir seye ihtiyacimiz var;

    (bkz: şampiyonluk şarkısı düşmesin dillerden)