• daha önce değinmiştim tekrar edeyim kendimi..

    --- alıntı ---

    aziz yıldırım'ın, adnan polat'a bursaspor şampiyonluğu sonrası söyledi bir şey vardı.

    "biz birbirimizi yersek, aradan bursaspor gelir şampiyon olur. anadolu takımlarının büyümesine izin vermemeliyiz"...

    bunu ben uydurmadım.
    şike davası sırasında tapelerde yer alan bir konuşma.

    21 şubat 2011'de kaydedilen telefon görüşmesi

    --- alıntı ---

    - adnan polat: (beşiktaş'ın fenerbahçe'ye inönü stadında 4-2 yenildiği maçla ilgili olarak yaptığı değerlendirme) maçı da istediğin gibi aldın, eğer üç olsa maç dönmezdi.
    - aziz yıldırım: bu üç büyüklerden birinin şampiyon olması lazım, olamazsak bu anadolu ile başedemeyiz, haberiniz olsun.
    - adnan polat: ama bu federasyondan ben memnun değilim.
    - aziz yıldırım: tamam da bu trabzon'un falan gö..... kalktı.
    - adnan polat: ama federasyon bunlara yol veriyor.
    - aziz yıldırım: yarın kayseri de kalkar, öteki de kalkar, hepsi kalkar.

    --- alıntı ---

    kaynak : https://www.sabah.com.tr/...syasinda-sok-diyalog

    şimdi bu kenarda dursun.

    fatih hocamın (tekrar başı sağolsun) schalke ile oynanan şampiyonalar ligi mücadelesi sonrası söylediği bir şey vardı. neydi o?

    " alınan bu sonuçlar anadolu takımlarının başkaldırısıdır. onların transfer ettiği bazı oyuncular inanın bizde yok. fobi derseniz onların başarısına haksızlık olur. son yapılan yabancı değişikliğinin de bunda etkisi var."

    şimdi ikisini birleştirin.
    ali koç, vizyon-misyon adı altında güzel güzel konuşurken "gerekirse uefa'ya gitmeyiz şampiyon kadroyu kurmak için" diyecek kadar vizyondan uzak bir açıklama yapabilecek noktaya gelebildi. bunun sebebi, fenerbahçe camiasının, beşiktaş camiası gibi sadece yerel şampiyonluklarla ilgilenmesi.

    aziz yıldırım, şöyle bir düzen kurmuştu.
    anadolu takımları donör, üç büyükler ise parasını verip istediği organı alabilecek zengin züppeydi aziz'in gözünde. anadolu da bir takım iyi oyunculardan kurulu ise yabancı sınırı sayesinde avrupa'ya gitmeyi aklına bile getirmeyen türk oyuncu üç büyüklerden birine genelde de galatasaray ya da fenerbahçe'ye geçiyordu.

    böylece anadolu takımlarının büyümesini engellediği gibi "sizin paranızı biz veriyoruz, biz olmasak havuz olmaz" diyerek tehdit ederek onları sindirmişti. iyi kötü havuzdan gelen para sayesinde ayakta kalan anadolu kulüpleri de boynunu eğmiş düzene ayak uydurmuştu. o hesap, fatih terim'in yabancı sınırını kaldırmasıyla bozuldu. anadolu takımları, 3 büyüklerin hiç birinin yapamadığı oyuncu izleme işini yapmaya başladılar. zamanında gençlerbirliği'nin yaptığını yapıp iyi oyuncuları çok ucuza buldular. öyle oyuncular gelmeye başladı ki rekabet üst seviyeye çıktı. bir de iyi teknik direktörleri varsa bir şekilde ilk 5'e tutunabilecek pozisyona geldikleri gibi türkiye kupasında da rekabet eder hale gelip avrupa'ya gidebildiler (son iki kupa şampiyonu, akhisar ve konyaspor) ..

    eskiden zor olan her şey artık daha kolaydı.
    ali koç, aziz yıldırım'ın "bunların kafasını gençken ezmezsek başımıza bela olur" tezini doğru kabul ediyor. takımın ne kadar iyi olursa olsun artık her deplasman çok zor. bu yüzden eski düzenin geri gelmesi isteniyor. yani konu galatasaray arayı açacak hikayesinden çok biz bunlarla rekabet edemeyiz, en iyisi onları yine ezelim vakası gibi geliyor bana.

    hocamın söyledi "başkaldırı" kelimesinin de özellikle seçildiğini bu yüzden düşünüyorum.
    çünkü, o açıklamalar olaylı fenerbahçe maçının ardından yapılmıştı ve konu suyun karşı tarafıydı. yani bir mesajdı bana kalırsa. anadolu takımlarına ezildiniz, size fırsat sunduk arkasında durun demekti bence.

    bugün gelecek sınır kimseye yaramaz.
    anadolu takımları yine iyi oyuncular bulup 3 büyüklerin şans vermediği oyuncuları parlatıp, yine onlara satar. yabancı sınırı olduğu sürece iyi türk oyuncuları yüksek bedellerle transfer eden büyük takımlar bu işten daha çok zararlı çıkar. aziz yıldırım'ın oyuncu havuzunu daraltma politikası çok işine yaradı. ali koç'ta benzerini denemenin peşinde. derdi sadece galatasaray'ı engellemek değil, yılda 7 mağlubiyetli bir sezonun önüne geçmek..

    --- alıntı ---

    galatasaray'a bir şey olmaz iyimserliğine ayrıca hastayım.
    daha orta sahaya gelmeden 5 yabancıdan oluşan bir kadroyu nasıl dağıtmayı düşünüyorlar merak ediyorum. emre taşdemir ile şampiyonlar ligi maçına çıkarsan seni öyle bir hale sokarlar ki schalke'den beter olursun city karşısında. o yüzden geçelim bence bu konuyu.

    6+2+2 kimseye fayda sağlamaz. sadık ile serdar ile tolgay ile oynarsın ve belki şampiyonda olursun ama avrupa'da 6-7 yersin. güç bela elimizde tuttuğumuz uefa ranking 10.'luğunu ellerinle teslim edersin. sonra ön elemenin ön elemesi oynar şampiyon olur olmaz gelen 30 milyon euro'yu rüyanda görürsün.

    salak olmak çok zor bu devirde ama yinede bunu başarabilenler var. saygıyla eğiliyorum karşılarında.
  • gelmesi durumunda beşiktaş'ın şampiyonlar ligi rekorunun egale edilmesi sürpriz olmayacaktır. barcelona maçında nispeten diri bir takımın, zirve döneminde olmayan barcelona karşısında nasıl bir anda beşlik olduğunu gördük. (bkz: 13 mart 2019 barcelona olimpik lyon maçı) kural gelsin iddia ediyorum, hem şampiyonlar liginde hem de avrupa liginde takımlarımız rezil olacak. bu kuralın uygulandığı dönemde oynanan futbolla şu an arasında dağlar var. umarım seneye basakșehir ön elemeleri geçer ve gruplarda city ile karşılaşır. o vakit doksan dakika kaç yıl sürüyormuș, görecelilik kuramı neymiş, öğrenmiş olurlar.
  • sınırlama out, teşvik in.

    içinde canım galatasaray'ım olsa da sınırlama gelirse türk futbolundan soğuyacağım. şampiyonlar liginde galatasaray'ı tabiki her zaman izlerim ama sınırlama 2+2,4+4,8+8 geçin bu işleri. türk futbolcu yetiştirip oynatana yap teşviğini. benim futbol zevkimi sınırlaman en azından 'beni' sana kazandırmaz. canın maç mı izlemek istiyor? al 2 bira aç premier league mis...

    dokunmayın artık futbolumuza,ellemeyin, ötede durun, gelmeyin, istenmiyorsunuz.
  • dar kafaların, örümcek beyinlilerin ülkeyi cehenneme çeviren çok sayıdaki dayatmasından biri.

    fıtratlarında var siktimin çomarlarının pozitif verileri inkar. evet evet türk futbolcusu dünyadan en çok ne zaman talep görmüş acaba? yabancı sınırı varken mi?

    her şeyimiz milli sanki. patatesimizi bile üretemeyip savaştaki suriye'den ithal ediyoruz. çöktüler ülkeye kabus gibi.
  • böyle bir saçmalığın hayata geçirileceğine inanmıyorum. yıllardır aynı terane, hep aynı senaryoyu izletiyorlar insanlara. akp hükümetinin politikası bu.

    bir konuyla ilgili karar almadan önce (1 sene, 6 ay neyse) medyaya mevzuyu servis ederler.
    insanlar konuyla alakalı pek tabii görüşlerini belirtir bilhassa sosyal medya üzerinden.
    siyasi kanat konuyla alakalı geri dönüşleri toplar, tartar ve değerlendirir.
    günü geldiğinde yapılacak olanın uç bir 4+2 (yabancı zımbırtısında misal) olduğu sunulur gazeteciler eliyle.
    halk elbette tepki gösterir duruma.
    sonra "milleti önemseyen" akp "halkı dinler" ve sınırı 8+2'ye getirir.

    yani sonuçta siyasi kanat halkını, fikirlerini çok önemsediği milletini dinlemiştir. çünkü onlar halkına, milletine çok önem verir.

    olaylara at gözlüğüyle bakan kesim de, "bah bah, bi' tepki koyduk adamlar dinledi bizi, halal olsun" kafasıyla kendilerine ilk başta zaten dayatılacak olanı (ama makyajlananı) zafer nidalarıyla kabul ederler. halk, millet zafer kazanmıştır!

    yabancı oyuncu sayısında da aynı şey oldu.

    1 sene kadar önce bu kepazeliği rıdvan dilmen'in öncülüğünü yaptığı futbol medyası çetesi bir güzel dillendirmeye başladı. olayı da "vatan, millet, sakarya"ya, istiklal marşı'na falan bağlayıp türk insanının en hassas olduğu noktalara dokundular. başarılı oldular mı? hayır. insanlar ciddi bir karşıt görüş birlikteliği sağladı bu konuda. siyasi yönelimi fark etmeksizin her bir birey bu saçmalığa "hayır" dedi.

    o halde yine klasik siyasi erk hamlesi. sal medyaya gürcan bilgiç'le, şunla bunla 6+2+2 diye bir şey, insanlar tepki göstersin, sen de 8+2 yapıp hem insanları dinlemiş ol hem de en başta zaten yapacağını yumuşacık bir geçişle hayata geçir.

    sıtkım sıyrıldı bu siktiriboktan düzenden.

    son olarak; "bu işin siyasetle ne alakası var gardaşım, kararı alan tff" modunda olan insanlara sesleniyorum, "terk edin birader siz ülkeyi".

    e: imla
  • futboldan anlamayan veya anladığı halde vizyonu kırk yıl geride kalmış adamların ortaya attığı bir öneri, muhtemelen de gerçek olacak olan yabancı sınırlaması.

    bu ülke gerçekten ama gerçekten hem siyasi (bunu hiçbir partiyi ayırmaksızın söylüyorum), hem idari, hem kamu alanlarında vasıfsız insanlarla dolu. vasıflı olanlara yetki veya yaşama şansı verilmiyor bu topraklarda. tek tük birkaç isim, ister istemez belli noktalarda birilerinin suyuna gitmek ve sesini kısmak zorunda kalıyor.

    bir ülkede bir siyasi partinin başkanı, bir devlet adamı, herhangi başka siyasi kariyer sahibi kimsenin yabancı sınırına dair fikrini bu kadar dayatması gerçekten ülkemizin yönetim kalitesini gözler önüne seriyor. tam bir orta doğu ülkesi gibi yönetilmeye başladık son dönemlerde. birisi diyor ve o olmak zorunda kalıyor.

    biz ülke insanı olarak vasatlığı kabullenmek istemiyoruz fakat sesimizi orada duyurabilecek herhangi bir oluşum yok. ne siyasi ne örgütsel hiçbir oluşum bizi doğru ifade edemiyor. ya bir ülkenin futbol federasyonu dururken siyasileri futbol hakkında karar verir mi? feshedin federasyonu, onu da direkt külliyeye bağlayın. nasıl olsa oradan çıkan cümleleri emir kabul edip burada altına imza atıyorsunuz.

    o kadar sinirli ve hınç doluyum ki bu yönetim şekline, çiğ anlayışa, bir adım ileriye gitmeye izin verilmemesine, akıl ve bilim dışı yaşamayı kendine hedef bilmiş yöneticilerin/idarecilerin/liderlerin arkasında çarçur olmaya; ne bu kuralın yanlışlarından, ne tahmini sonuçlarından, ne vereceği zararlardan bahsedesim geliyor.

    kusura bakmayın, kimseyi siyasetin içine sürüklemek veya kimsenin siyasi fikirlerine olumsuz anlamda dokunmak istemiyorum. maalesef bizim ülkemizde her şey siyasetle şekillenir oldu. bu millet bağımsızlığını kaybetmedi, peki ya bu milleti temsil eden kurumları? kimi suçlayalım şimdi bu getirilmeye çalışılan deli saçması kural için? bir siyasi parti liderinin milli duyguları okşanacak diye "zoraki" olarak sahaya türk futbolcu çıkarmak zorunda kalacak takımlar. hadi kirli menajer ilişkilerini ve yüksek maaş/bonservis bedellerini geçtim; bir türk futbolcusuna hakaret değil midir bu? "hak etmiyorsun ama seni oynatmak zorundayız, hadi yap bir şeyler" diye onu sahaya sürmek senin milli duygularını okşuyorsa gerçekten milliyetçiliğin eski almanya'dan kalma demektir. sen gerçekten milliyetçiysen, gerçekten milletini düşünüyorsan ortaya bir fikir sun, de ki mesela "benim milletimin genci neden dışarıdaki gibi altyapı eğitimi alamıyor, ben bu kadar genç nüfustan nasıl bu kadar az futbolcu yetiştirebiliyorum?", "bizim de avrupa ve dünya futbolunu yakalamamız lazım, bu yüzden gençlerimiz onlarla eşit şekilde eğitim almalı" ben o zaman senin milli duygularına saygı duyarım. ama sen kendi vasatlığına yakışır şekilde hepsi türk olsun, o zaman mecburen türkler de iyi top oynar diye ortaya bir düşünce atarsan ben milliyetçiliğini değil senin zeka seviyeni sorgularım.

    gerçekten midem o kadar bulanıyor ki somut örnekler vermeye dahi üşeniyorum. buradaki yazarların futbol bilgisi, fikirleri, düşünceleri zaten belli bir seviyenin çok üstünde. kendi kendimize bunu söyleyip durmanın bir anlamı yok, hepimiz bunun doğrusunun ne olduğunun farkındayız. umarım bunun farkında olmayanlar, bu ülkede artık oturacak koltuk bulamaz.
  • bu kural gelirse türk futbol 10 sene daha geriye gider. zaten avrupa’nın çok gerisindeyiz, iyice dibi boylarız. galatasaray’ın önünü kesmek için yapıldığını herkes biliyor. bu konuda fatih hocanın tavrı çok netti. milyonlarca insanın tek eğlencesi futbolu da yerle bir etmezler umarım yine.
  • bu kuralı galatasaray istemiyor. galatasaray'ı cezalandırmanın anlamı yok. futboldan uzaklaşırım diyen bir tek galatasaraylılar var. zaten onların istediği de bu.

    bu kural bizi mahveder. 8 olsa yine kurtarırdık ama 6 yabancı ligde en çok bize zarar verir. kuralın tek gayesinin terim'li galatasaray'ı durdurmak olduğu bariz.

    ülkede hukuk yok. tek adamın söylediği söz herkesin fkrinden önemli. mantıklı bir çözüm bulamayız.

    seçimler çok önemli. galatasaray yönetiminin ve ultraslan'ın beraber hareket edip tarafatarı örgütlemeleri tek şansımız. çok açık yazamıyoruz.

    bein sport ciddi şekilde tehdit edilmeli.

    yabancı kısıtlaması gelecekse bile altyapı, tesisleşme gerçek yerli oyuncu gibi kıstaslarının çoğaltılması lazım.

    oooofff offff... bu memleket adamı yıpratıyor.
  • eğer yabancı serbestisi olmasaydı;

    ozan kabak, yunus akgün, yusuf yazıcı, abdulkadir ömür, abdulkadir parmak, uğurcan çakır, cengiz ünder, okay yokuşlu, dorukhan toköz gibi yetenekler asla çıkamazdı. çünkü bu gençler papucun pahalı olduğunu görmeselerdi asla konsantre olamazlardı, motive alamazlardı ve de formayı kapmak için bu kadar kendilerini parçalamazlardı.

    yine burak yılmaz, gükhan gönül, yasin öztekin, umut bulut, başakşehirli mahmut, irfan kahveci, mert günok, mehmet topal gibi sayabileceğim en az elli türk futbolcu bu kadar kaliteli olmayacaklardı, olamayacaklardı. nitekim umut bulut, burak yılmaz ve yasin öztekin bizde iken nerdeyse sermiş yatıyorlardı. çünkü hamza hamzaoğlu onları üzmemek için transfer yapmamaya karar vermişti. peki şimdi niçin formlarının zirvesindeler? çünkü biliyorlar ki sererlerse formayı kaybedecekler ve belki bir daha forma yüzü göremeyecekler.

    büyük başarı için gerçekçi ve mutlak rekabetten başka yol yoktur. bırakın yabancı kuralı ile oynamayı. olduğu gibi kalsın. bu sayede altyapılarımızdan çıkacak gençlerin kalitesi çok ama çok artacak. buna inanın buna güvenin.

    ben de isterim ki ilk onbirin tamamı türk futbolcu olsun ama bu sınırlama ile değil gerçek anlamda rekabet yoluyla olsun. türk futbolcular rekabet etsinler, kalitelerini yükseltsinler ve formayı kapsınlar. eşit şartlarda zaten türk futbolcular tercih edileceğinden yabancılarla en azından aynı seviyeye gelebilmek için çok çalışsınlar.

    sonuç; sakın dokunmayın statüye, çok yazık olur türk gençlerine ve de türk futboluna.
  • biz bir şekilde yolumuzu buluruz. zamanında yerlileri bile yabancı olan fenerbahçe'ye karşı 11 yerli maça çıkıp şampiyon almışlığımız var. bugün sözleşmesi bitmeye yaklaşan her yerli oyuncunun ilk tecihi oluruz ki zamanında sezonu 8. bitirirken bile olduk. peki beşiktaş ne yapacak? ya da başakşehir. 6+2+2 gelince defans bloğundan mı fedekarlık yapacaklar ofans blogundan mı? defans blogundan fedakarlık yaparsalar uğur uçar, alparslan erdem oynar. ofans bloğundan fedekarlık yaparsalar mevlüt'ü mü oynatacaklar, mehmet batdal'ı geri mi alacaklar?

    fenerbahçe dışında hemen hemen her takımı menajerlerin kucağına oturtacak bir uygulama.
  • taraftar gruplarının toplanıp el atması tepki koyması gerekir.bu ne büyük bir serefsizliktir arkadaş sen 2015 te gel bjk'e 14 yabancının kaymağını ye daha sonra git milli takıma sistem değiştir ben gene elbise alarim mağazadan fakat oturup türkiye ligini izlemem hem tonlarca para al,hem bir halt oynamasın oyuncular,hep kavga,dövüş,kaos başka bir halt yok.her hafta hakem olayları.bıktım artık yapboz gibi oynanmasindan dün şampiyonlar ligi maçları vardı ne güzel maclardi değil mi ? onları seyretmek varken oturup ben ömer bayram,sadik,necip uysal'ı oturup izlemem.
  • dürüst olalım, galatasaray, fenerbahçe ve beşiktaş istemedikten, daha doğrusu ortak ağızla çıkıp net bir şekilde aleyhine açıklama yaptıktan sonra kolayına getirilemeyecek sınırdır. ancak bugüne kadar yedikleri kazıklar, içinde bulundukları batık konuma sürükleyen "vasat üstü türklere milyon eurolar saçmak" yetmemiş olacak ki, tıpkı var olayında olduğu gibi "şu an için galatasaray kaybetsin de gerisi kısmet" mantığı ile hareket eden iki kulübün, sanki altyapısından düzenli topçu çıkarıyormuş gibi bu kuralın bayrak adamı olmasını bekliyorum.
  • önümüzü kesmek için uydurulan kurallardan en yenisi.

    ama unuttukları şu ki, galatasaray gerekirse altyapıdan çıkarır gerekirse gider türkiye’nin en iyi yerli oyuncularını cüzzi miktara alır (burak ve selçuk. zamanında kalaslara az para da ödemedik tabii orası ayrı, ama başarı bir şekilde geldi) ama yine de size boyun eğmez, geri düşmez.

    olan şu çok umrunuzda gibi davrandığınız, ama aslında sadece 1 takımı (suyun karşı tarafı) umrunuzda olan türk futboluna olur.

    siz zirvedekini aşağı çekmeye çalıştıkça futbol topyekün geriler ama;

    g a l a t a s a r a y ‘ a h i ç b i r ş e y o l m a z!
  • tam kulüpler kendilerini toparlamaya başlıyor. küçük kulüpler de zirveye oynamaya başlıyor yine bir saçmalık uydurup her şeyi bozuyorlar. yine bu işten biz karlı çıkarız. akademiden çıkıp oynayabilecek tonla futbolcumuz var. ancak ligle bitmiyor iş bunun avrupası da var. şuanki ekonomik durumla bile yarışmak zorken bir de bu sinirla hiçbir kulüp avrupada başarılı olamaz.