• 2 gün kalan maç.

    https://gss.gs/E89.jpg

    (bkz: sezonun en önemli maçı)

    (bkz: mekanın sahibi geri döndü)

    bir şampiyonun yüreğini asla hafife almayın diye çok güzel bir söz vardır, bayılırım bu söze.

    sezon başında ilk 2 hafta rakibimiz kazanıp, biz galip gelemeyince bir panik ve negatif bir hava oluşmuş hem sözlükte hem de sosyal medyanın tamamında.

    fenerlilerin tamamı gaza geldiği gibi bizde de sampiyonluk kaybedildi moduna girilmiş.

    32 hafta var daha koskoca 32 hafta.

    bu ligin sefiri biziz. 7 yenilgiyle de şampiyon olduk *, 69 puanla da *...

    şampiyon olacaksak 8 de kapanır 18 de...

    en iyi kadro bizde, en iyi hoca bizde, en iyi taraftar bizde...

    sakin olacağız ve ciddiyetle yolumuza bakacağız.

    karşımızda 5 koca yıldır bırakın şampiyonluğu, kupa kazanamayan ve geçtiğimiz sezonun bitimine 2 hafta kalana kadar küme düşme korkusu yaşayan bir camia var.

    tabii ki hırslı olacaklar, tabii ki havaya girecekler ve tabii ki sizin moralinizi, sinerjinizi düşürmeye çalışacaklar.

    2013-2014 sezonu'na ne kadar benziyor değil mi bir şeyler?

    2013 eylül'de başımıza gelen ve uzun süre etkisinden kurtulamadigimiz o travmayi unutmayın.

    bu kez bölünmeyeceğiz. parçalanmayacağız.

    21 olunca 22'yi, 22 olunca 23'ü isteriz biz.

    şampiyon olduğumuz maçın ardından hedef 23 başlığı açılır burada.

    şampiyonluk sevincinden çok, sonraki sezonun planlaması yapılır galatasaray'da ve zaten son 30 yıla damga vurmamızı sağlayan da budur.

    maça dönecek olursak bu maçı kazanacağımizdan o kadar eminim ki yani hissiyatimi tarif edemem ama velev ki puan kaybı geldi burayı yakmaya gerek yok.

    milli maç arası gelir ve biz normale döner forma gireriz.

    bakın ilk 2 maci düşündüğünüzde bile,

    1. hafta denizli'de penaltı ve 3 tane yüzde yüzlük gol kaçtı ilk yari sonunda 10 kişi kaldık ve halen puan almaya yakınken kaybettik.

    2. hafta tam bir drama. evimizde çok rahat bir oyunla kazanacakken 1-0'dan sonra el frenini çektik bir de 10 kişi kalıp saçma sapan baskı yedik. buna rağmen pozisyon vermezken tat kaçıran travmatik bir golle 2 puanı bıraktık.

    hatta denizli'de kaybetmekten çok içeride 2 puan bırakmak yıkıcı oldu hepimiz için.

    bu kez son derece konsantre ve arzulu, cok daha iyi bir takım bekliyorum.

    inşallah da güzel bir galibiyetle çifte bayramı yaşamayı umuyorum.

    lütfen ama lütfen biraz daha pozitif olun. sahadaki oyun icin gerekirse birkaç ay sonra birlikte gömeriz herkesi ama simdi yeri degil cünkü takım hazir degil.

    şimdi destek, sinerji ve birlik zamanı.

    yakışmıyor bize böyle olmak, kendimize gelelim!

    (bkz: hedef 23)

    (bkz: kon2antra3yon)

    sen şampiyon olacaksın!
  • 1 gün kalan maç.

    https://gss.gs/Nmy.jpg

    (bkz: sezonun en önemli maçı)

    eger 2020 ağustos'unun sonunda yine şampiyon ligi kura çekimi heyecanı yaşamak istiyorsak 2019-2020 sezonunda da şampiyon olmamız gerektiğinin bilincinde olduğumuzu düşünüyorum.

    bunun için de ligde ilk 2 haftada 5'e çıkan puan farkının daha da artmasına mani olmamız lazım.

    kayseri deplasmanında alınacak olan 3 puan bizi milli maç arasına moralli sokar. yapılacak olan son takviyeler ile birlikte de aradan sonra hızlı bir giris yaparız.

    bu maç ciddi anlamda çok önemli. ligin erken dönemeçlerinden birisi bu hafta.

    3 haftada 2 deplasman yaşarken içeride de 1 puan almisken 3 puan almamız çok önemli ve alacağımızı da düşünüyorum.

    kayseri savunmasını henüz oturtamadı. çok pozisyon veriyorlar. eğer ciddi oynar, gol yollarında biraz daha dikkatli olursak maçı kazanir. cumadan baslayarak hafta sonunu rahat geçiririz.

    yine babel ve feghouli'ye güveniyorum. belhanda'nin varlığı çok önemli. nzonzi - donk ile orta sahaya set çekip pozisyon vermeden oynayıp bu ikiliye diagne, luyindama ve marcao'yu da ekleyip duran toptan gol atma şansını da kullanmalıyız.

    açıkçası iyi hissiyata sahibim. maçi kazanacağımizdan neredeyse eminim.

    (bkz: hedef 23)

    (bkz: kon2antra3yon)

    sen şampiyon olacaksın!
  • https://galatasaray11.com/52700

    11’iyle cikmamiz gereken mac. maalesef mariano ve nagatomo cok formsuzlar ve kesilmeleri dogru olur kanaatindeyim. kampin iyilerinden omer bayram ve linnes kadroya monte edilip, donk’u 6 olarak baslatirsak, hucumda 3-5-2 gibi bir formasyona donup babel’i one atabiliriz. omer de sol bekten ziyade sol onde katki verdigi icin daha mantikli bir hamle olur. tabi yarina selcuk inan’la baslamak gibi fantastik otesi islerimiz de olabilir.
  • ömer bayram tercihi hazırlık maçlarında o bölgede işe yaramıştı. kağıt üzerinde, deplasman maçı olmasıyla da mücadele gücünü yükseltmek için iyi bir tercih gibi görünüyor ama pratikte nasıl olur bilmiyorum umarım işe yarar ve selçuk inan yerine başka bir tercihimiz olur ilerisi için. vurduğumuz gol olsun, moral olsun. son olarak;
    https://twitter.com/.../1167469532379848704 paylaşımına yapılan yorumlarda görülebileceği gibi herkes hala falcao konuşuyor. ilk 2 haftada yaşanan puan kayıpları yetmemiş gibi bu maça da taraftar olarak gereken önemi vermiyoruz sanki. aman dikkat.
  • https://i.hizliresim.com/lQNY4p.jpg
    kurallardan anlasilacagi gibi artik ofsayta bakilirken top ayaktan cikinca degil, topla ilk temas aninda ofsayta bakiliyor.
    https://i.hizliresim.com/4pVmVY.jpg
    babel’in ofsayt nedeniyle iptal edilen golunde ise top feghouli’nin ayagindan tamamen cikmis durumda, sunlari yonetimin cikip tane tane anlatmasi lazim. yoksa hakli olan kirmizi kartlar uzerinden daha cok algi doner.
  • maçla ilgili bazı istatistikler :

    top kaptırma:
    feghouli 1
    belhanda 2
    ömer 1
    babel 2
    emre mor 4

    orta- başarılı orta
    mariano 3-1
    yuto 1-0
    feghouli 1-1
    belhanda 1-0
    ömer 12-3
    emre mor 1-1

    ara pası
    feghouli 1-0
    belhanda 1-0

    şimdi bu istatistikler ışığında koskoca galatasaray sadece 2 ara pası yapmış ikisi de hatalı. en çok top kaptıran oyuncumuz emre mor topu alıp iki çalım attıktan sonra topu rakibe teslim etme hastalığı devam ediyor.

    beklerimiz ki bence bu seneki en zayıf noktalarımız, mariano ceza sahasına sadece 1 orta yapabilmiş yuto onu da yapamamış. feghouli 1 orta yapmış. sonra diagne niye kötü adamı ceza sahasında topla buluşturamıyorsun ki. bu yüzden defalarca ortasahaya ve sol kanada yaklaşmak zorunda kaldı.

    gelelim ömer bayram‘a 12 kez orta denemiş 3’ü isabetli takımın en çok başarılı orta yapan oyuncusu. peki bu onu başarılı yapar mı? yapmaz maç boyunca sola çekti sol kanat gibi oynadı, oysa biz ondan sol iç merkez orta saha rolğ bekliyorduk, o sola çekince ortada boşluk oluştu belhanda tek kaldı, peki n’zonzi ne yaptı onun boşluğunu doldurmak için sol içe doğru kaymak zorunda kaldı.

    ömer bayram isı haritası
    https://gss.gs/mBR.jpeg

    n’zonzi isı haritası
    https://gss.gs/Wlr.jpeg

    peki sahanın bir başka kötüsü belhanda ne yapmış ceza sahası içerisinde yaptığı 13 pasın 9’unu rakibe teslim etmiş.
    https://gss.gs/T20.jpeg

    mariano‘nun pas haritası
    https://gss.gs/P5Y.jpeg
    cezasahasına nerdeyse hiç orta yapmamış

    yuto‘nun pas haritası
    https://gss.gs/O1J.jpeg
    hiç suya sabuna dokunmamış.

    emre mor‘un pas haritası
    https://gss.gs/POd.jpeg
    ceza sahasına verdiği pasın hiç biri yerini bulmamış.

    tek tek futbolcularımızın bir çok hatası var ancak asıl hata sistemde bu takım 4-1-4-1 oynamaz oynayamaz. terim acilen sistemi 4-4-1-1 e çevirmeli belhanda’yı nice’deki gibi sol kanada, feghouliyi sağ kanada, babel’i forvet arkasına monte etmeli, bu bekler ve kanatlarla ancak bu sistem oynanır.
    ömer’den merkez ortasaha olmaz, emre mor’dan mucize beklenmez, diagne’den bu sistem ile gol beklenmez.
  • https://gss.gs/GRg.jpeg

    bu görüntü maçın 84. dakikasından.

    galatasaray, rakibi kayserisopor karşısında 11’e 9 sayısal üstünlük kurmuş durumda. ancak saha içi dizilimdende anlayacağınız gibi 11’e 11 den bir farkı yok. bundan 3 dakika sonra ryan babel’in şansının yardımı ile attığı golde de benzer bir pozisyon alma mevcut..

    dahası belhanda ile başlayan bu atakta sol taraftaki emre mor’un önünde bir boşluk var ancak nzonzi burayı denemiyor. oysa rakibe karşı 11’e 9 sayısal olarak üstün bir noktada bu pasın denenmemesi şaşırtıcı. çünkü bu pas denenmediği zaman merkezdeki iki oyuncu 3 stoperin arasında boşluk bulamıyor, belhanda oyun kurulumu için geri geldiğinden henüz 3. bölgeye geçebilmiş değil. diğer yetenek ayağı olan feghouli ise topu istiyor ancak yapabileceği bir şey de yok. çünkü doğru yerde değil..

    https://gss.gs/GSW.jpeg

    galatasaray maça 4-1-4-1 klasik dizilişi ile çıktı. kayserispor ise yayıncı kuruluşun aksine 4-4-1-1 çıktı. bunu yaparken özellikle henrique ve umut ile birlikte stoperler baskı yaptılar ki ingiltere de bu geriden oyun kurma oyunu nasıl durdurulur temalı beyin fırtınaları sonucu 4-4-1-1’in bu oyunun bir kolunu kanadını kırdığı ama asıl 3’lü savunma oynayıp derinde bekleyen takımların daha doğrusu 3-1-4-2 gibi dizilen takımların forvetleri hem stopere hemde iki savunmacının önünde oynayan holdinglere yaptığı baskı ile bu oyunu bozabildiği sonucuna varıldı.

    o gün bugündür bu oyunun panzehiri 4-4-1-1 ve ya 3-1-4-2...

    pep guardiola ile sarri geçen sezon özellikle 3’lü oynayan takımlara karşı çok büyük sorun yaşadıklarını bir kaç basın toplantısında dile getirmişti. yani, bir nevi çözümü ortaya koyan takımların hakkını teslim etmişti.

    hikmet karaman dünya futbolunu yakından takip eden takdir ettiğim bir teknik direktör ve bu oyunun panzehiri konusunda okur ve araştırır.. sadece o değil, yücel idiz ilk hafta oynanan sezonun açılış maçında da 4-4-1-1 çıktı sahaya.

    https://gss.gs/w5A.jpeg

    galatasaray’ın 3 haftadır oynadığı rakiplerin tamamının 4-4-1-1 temelli bir futbol oynamaları tesadüf müdür sizce?

    https://gss.gs/x2V.jpeg

    galatasaray maçı ile aynı saatlerde oynanan borussia m.gladbach vs. rb leipzig maçının takım listesi. görüldüğü üzere leipzig ve nagelsmann kendi rutinlerinin dışına çıkarak 4-4-2’ye dönmüş durumda. bunun nedeni rakibe göre oyun formatını düzenlemek. yani diziliş nedir? önemsizdir!! geyiğinin gerçeği yansıtmadığının açık bir göstergesi tabi ama benim bu noktada bu maça geçmemin nedeni 4-1-4-1 temelli bir oyunun sakıncaları ve bu oyunun uğrattığı aleyhe tahribat sonrası çözüm önerisi... daha kısa bir değişle “4-4-2 ne yha!! kimse onu kullanmıyor yha” hönkürmesine kendimce cevap vermek istemem...

    julian nagelsmann yeni nesil alman teknik direktörlerde sıkça gördüğümü 3-1-4-2 kullanımını son derece radikalleştirmiş bir teknik direktör. bazı zamanlarda merkezdeki 4’lü orta sahayı beksiz kullanmışlığı var ancak bu noktada yani dünkü maçta yaptığı bir şeyi ısrarla dile getirmek istiyorum...

    4-4-2 denince akla gelen, genel kanı çift forvetli bir sistem olmasından dolayı çok hücumu bir yapıda olduğu ve merkezdeki iki orta saha oyuncusuna çok yük bineceği..

    bu ilginç bir teori ancak gerçekte uzaktan yakından ilgisi olmadığını da söylemekte yarar görüyorum. çünkü 4-2-3-1’i savunan insanların merkezdeki tandemi 4-4-2’de dert etmesini aklım almıyor. bu yüzden yakın zamandaki iki farklı ligdeki iki farklı örnekle yolu açıp sonunda 2011-12 sezonundan bir ufak kuple ile konuyu kendimce sonlandıracağım.

    julian nagelsmann, borussia m.gladbach maçında 4-4-2’yı kullanırken merkezdeki isimlere dikkatinizi çekmek istiyorum.

    konrad laimer ve kevin kampl..

    iki oyuncuda sanılanın aksine daha doğrusu merkezdeki oyuncuların olması gerektiğinin düşünüldüğü fiziksel özelliklerin aksine son derece naif adamlar. çünkü futbol oyunu, boks gibi değildir. bugün manchester city orta sahanın boy ortalaması 1,70... bunların unutulduğu bir futbol coğrafyasında bu ligin basitliği beni şaşırtmıyor açıkçası. dahası nzonzi ve seri ikilisinin yumuşak kalmasından bahsediliyor ki evlere şenlik...

    bizim ülkemizde bu iki oyuncudan kurulacan merkez orta saha ikilisi topa tutulacak iken son derece tempolu oynayan borussia m.gladbach karşısında maçı 3-1’e getirmesi bir yana üzerine topa sahipte olan rb leipzig olması şaşırtabilir insanları. sonuçta orada yani orta saha merkezinde fizikli, kalıp oyuncular gerekli.

    kameralarımızı ispanya’ya la liga’ya çevirdiğimizde orada bizi 4-4-2’nin en iyi uygulayacılarından biri olan atletico madrid ne yapıyor?

    https://gss.gs/agf.jpeg
    https://gss.gs/uKj.jpeg

    bu sezona koke - saul ikilisi ile başladılar. hatta onlarda ilk maçta 3’lüye dönmüş durumdalar. ancak daha çok 4’lü savunma kullanacaklardır. koke - saul ikilisi ilede kurulsa orta saha laf edecek bir ton adam tanımaktayım son tahlilde..

    yani bunca laf kalabalığının sebebi 4-4-2 oynamak için merkezdeki oyuncuların ciğersiz, çiğ etle beslene, maçtan önce karanlık bir odada tutulan siyahi bir oyuncu olması gerektiğine dair inanışın gerçeği yansıtmadığını anlatmak...

    https://gss.gs/fE8.jpeg

    savunma takım halinde yapılır. bloklar birlikte hareket ederse doğru şekilde rakibi savunabilirsin. bizim ülkemizde hücum gibi savunmada tamamen oyuncu performanslarına bağlı olduğu için bu gerçeğin unutulması da çok normal...

    https://gss.gs/tzg.mp4

    bu görüntü 2018 dünya kupasından.
    4-4-2 takımı olan isveç’in yaptığı ön olan baskısı ve alan parselasyonunu gösteriyor. bir çok değişik örnek veriyorum ki bunun belli bir yerle, ülkeyle, ligle, takımla sınırlı olmadığı daha net anlaşılsın. tüm bunları yazmanın sonucu da 4-4-2’ye dönüşün gerekliliği esasında...

    geçenlerde goal bir pep guardiola röportajı yayınladı.
    burada pep guardiola, galatasaray’ın oynamaya çalıştığı ama kötü bir taklitten öteye gidemediği pozisyon oyunu ve 4-4-2 için şöyle dedi ;

    --- alıntı ---

    “4-4-2 oynamak, savunma yapmak ve kontratak kovalamak daha kolaydır; çünkü bu konularda mükemmelleşmek daha kısa zaman alır. pozisyon oyunu oynamak ise çok daha karmaşıktır. çünkü her oyuncunun çok fazla bireysel rolü vardır”...

    --- alıntı ---

    daha önce bu konuda yazdığım bir yazıda pep guardiola’nın bugün mükemmel bir hale getirdiği city için harcadığı parayı ve zamanı anlatmıştım. galatasaray gibi sürekli yarışan ve manchester city gibi istediği her oyuncuyu alamayan takımlarda bu oyunu oynamak daha zordur. pozisyon oyunu konusunda aşmış bir adam olan pep guardiola bile savunma yapmak zorunda olduğunda topun arkasına 11 kişi olarak geçtiğinde 4-4-2’yi tercih ediyor. bunun en büyük sebebi 4-4-2’nin alan parselasyonu konusunda muazzam bir diziliş olması.

    galatasaray’ın merkezdeki nzonzi ve seri ikilisi ile 4-4-2 oynaması çok kolay. sorunun kanatlarda olduğu düşünebilir ancak orada da 2011-12 sezonunda yaptığı gibi iki advanced playmaker ile oynayabilir. çünkü, savunmanın 4-4-2’de ki anlamı adama değil alana karşı yapılan savunmadır.

    https://gss.gs/0pY.jpeg
    https://gss.gs/blE.jpeg

    bu görüntü takımın oyun kurmak için alanı boşalttığı anda ortaya çıkan bir görüntü.
    aradaki boşluk o kadar fazla ki bu durumda nzonzi ya kanat beklerine dönüyor ya da uzun oynuyor.

    nzonzi takımın holding orta sahası olarak hücuma çıkarken oyunu geride kurmalı, savunma yaparken bir stoper edasıyla olmasa bile savunmanın 3. stoperi gibi davranması bekleniyor rolü gereği. ancak topla çıkmak için bu kadar zahmete girmiş takımın şu görüntüsü ibretliktir.

    https://gss.gs/blE.jpeg

    burada eğer belhanda’yı merkeze çekerek ikinci bir pas istasyonu oluşturmak istiyorsanız geçmiş olsun. çünkü, nzonzi merkezdeki iki oyuncunun geri gelip oyun kurulumuna yardımcı olmaması için alındı. holding’lerden bahsederken buna değinmiştim. fatih terim ve kurmayları özellikle deplasmanda rakibi açmanın yolunun onları üzerine çekmek kısacası pozisyon oyunu oynamak olduğuna kanaat getirmişler getirmesine ancak bu oyunu oynamak için doğru donanıma sahip olmadıkları gibi rakibin ön alanındaki oyuncular rakibe basarken arkada kalan 4’lü iki blok hiç kıpırdamıyor. üsteki görüntüde görüldüğü gibi galatasaray’ın stoperleri ile öndeki oyuncuları arasındaki alan kayserispor’lu oyuncuların kontrolü altında.

    https://gss.gs/xd2.mp4

    pozisyon oyununa bir örnek. iki stoperin arasındaki mesafeye dikkat çekmek istiyorum. luyindama ve marcao’nun arasında mesafe ile yakından uzaktan ilgisi olmadığını göreceksiniz. dahası holding yani fernandinho topla çıkarken merkezdeki iki orta sahanın konumlanmasına bakınız.

    bu bir bilgisayar oyunu oynamak isteyip, o oyunu kaldırmayacak bir bilgisayarda defalarca oyunu kurmayı denemeye benziyor. sonucun hüsran olacağını söylememe gerek yok. hocanın bir orta saha talebi, seri’den sonra üçüncü bir pas istasyonu ise bu da ilginç bir tercih olur.

    çünkü normalde bu oyunu kendine ilk edinen takımlar, üçüncü bölgede yedikleri baskı sonrası sahaya yayılma biçimleri değişir.

    https://gss.gs/odl.jpeg
    https://gss.gs/tEJ.jpeg

    bu iki örnek farklı iki takıma ait.
    pep guardiola’nın manchester city’si. julian nagelsmann’ın hoffeinheim’ı.

    iki farklı futbol kültürü üzerinden iki farklı oyun yorumu. daha doğrusu oyun kurulumu ve set hücumu için yerleşim. stoperlerin arasına bir çapanın girdiği günümüz dünyasında, oluşan bu 5’li bloğun önündeki 4’lü blok ile kendi ikinci bölgesi içinde baskı yaptığı anda yeteri kadar oyuncu ile hücum edemiyorsan böyle bir defans hattına karşı bu durum gole gitmeni zorlaştırıyor. üzerine birde rakibin baskısı ile kazandığı toplarla direkt hücuma kalktığı anda az adamla yaklanıyor ve gol yeme olasılığın artırıyor.

    bu iki takımda topu kaptırdığı andan itibaren sistematik olarak pres yapıyor.
    ancak bu sistematik presi galatasaray futbol takımının yapması mümkün değil. hem ön taraftaki oyuncuların oyun yapıları hemde yaşları dolayısıyla bu presi yapmaları zor. bu yüzden 4-4-2’nin gerekliliğini savunmaktayım. çünkü 4-4-2’de topun arkasına geçip oyunu ikinci bölgede kilitleyip kendi birinci bölgesine taşmasına izin vermemek üzerine bir savunma sistemi kurulur. ayrıca, öğrenmesi kolaydır zira pep guardiola’nın dediği gibi oyuncuların üzerinde ekstra roller yoktur. savunma blok halinde yapılır.

    fatih terim’in ve kurmaylarının daha önce atladığı bir şey olduğunu söylemiştim. onun tekrar ederek başlayayım.

    https://gss.gs/7iw.mp4

    babel son kanada deplase olması gerekirken merkeze geliyor. nzonzi’nin yapacağı tek şey sol bek pas atmak. başka bir seçeneği yok dahası tek çizgi halindeki 4’lü kaysersispor savunmasının en solunda diagne var. yani galatasaray, geride oyun kurmaya o kadar çok kafa yoruyor ki hücum edecek oyuncu bulamıyor.

    https://gss.gs/JUI.jpeg

    bu yukarıdaki video öncesi oyun kurulumu başlamadan takımın aldığı pozisyon.
    feghouli, ömer ve belhanda 3’lü bir çizgi oluşturmuş durumdalar. ekran görünmeyen bölümünde nagatomo var. karşı tarafta ise mariano... iki stoperin arası neredeyse 20 metre ve kayserispor iki stopere değil nzonzi’ye baskı yapıyor. en başta söylediğim gibi oyunu bozmanın yolu pas trafiğinin ortasındaki holding’e baskı yapmak. böylece merkezdeki diğer iki oyuncuda oyun kurulumu için geriye gelecek ve topla çıksalar bile iki 4’lü bloğun arasında kalacaklar.

    https://gss.gs/y4b.mp4

    pozisyon oyunun temelinde yatan pas organizasyonu için gerekli şey iki stoper + bir deep lying playmaker değildir. bunun için takımın tamamının belirli bölgelerde kalması şarttır. dahası rakibi kendi sahasına çekmek için sahte koşular yapılır topla birlikte. bir kanada atılan topta rakibi savunma olarak yerleşene kadar oraya bastırılır ve sonra tekrar geri dönülür. bu şekilde stoperlerin yarı sahaya geçmesi daha kolaylaşır ve takım boyu daha rahat bir şekilde kısaltılabiliyor.

    tüm bu saydıklarımın ardından hala 4-3-3 oynamak isteyen varsa keyfi bilir.

    çünkü, galatasaray ileride pres yapabilecek oyuncu profiline sahip değil. geriden oyun kurmak için bu oyuna yatkın bir orta saha oyuncusu seçmenin yeterli olacağını düşünmek komedi. çünkü, beklerinde bu oyuna katkısı gerekiyor. mariano’nun bu oyun yatkınlığını yok saymıyorum ancak savunma bazında bu oyunun savunma dönüşünü yapabilecek fiziksel yeterliliğe sahiptir. oradaki diğer aday linnes ise oyun kurulumuna etkisi mariano kadar değil.

    diğer kanatta ise yuto nagatomo’nun durumu belli.
    onun bonservisi için 2 milyon euro vermek yerine daha genç bir oyuncuya bu 2 milyon euroyu vermek daha mantıklıydı.

    n’zonzi’nin pas oyununa katkısı, sevilla gibi bek konusunda bir dünya markası olması gibi etmenlerin yanında önünde banega gibi bir advanced playmaker ile oynaması pozisyon oyunu için eliniz güçlendirecek biri olabilir ama 3’lü orta saha oynamak için verilen imtiyazlar oyunu ileriye taşımıyor.

    merkezdeki seri, favre’nin 4-3-3’ünde etkili olmuş olabilir ancak favre onu kendi kalesinden uzak tutmaya özen göstermişti. aynı belhanda gibi.

    iki farklı takımın oyun kurulumu sırasındaki duruşu.. city’nin chelsea karşısındaki oyun kurulumu. pozisyon oyununa çok iyi bir örnek ancak asıl dikkat edilmesi gereken yer stoperlin arasındaki mesafe. bu mesafe ile diğer resimdeki galatasaray stoperlerinin arasındaki mesafeye bakınca aslında oynanmak istenen oyuna ne kadar uzak olunduğu görülebilir.

    galatasaray oyun kurulumu esnasındaki dağınıklığı hücuma alanına geçtiğinde de devam ediyor. set hücumu için yeterince oyuncusu olmadığından dolayı (oyunu kurmak için belhanda’nın da dahil olduğu 3 orta saha) kenar ortalarına kalıyor iş. kenar ortalarının da bir işe yaramadığı zamanlarda bireysel yeteneklerin ayaklarına bakıyor galatasaray.

    bunun nedenlerini yukarıda sıraladım.
    bu tip bir oyunda, yani pozisyon oyunu oynamaya çalışan takımlarda orta saha oyuncuları oyun kurulumuna yardımcı olmaz. aksine topu 3. bölgede efektif kullanmak üzerine yoğunlaşırlar. galatasaray da ise bu uygulanmak istenen sistem o kadar yüzeysel incelenmiş ki bir çok detay atlanmış. bu detayların başında da oyun kurulumu için 3 orta saha oyuncusununda etkili alana gelmesi, topu alması ve oyun kurulumuna destek olması var.

    dahası bu 3 orta saha oyuncusu baskı yerse stoperlerin uzun oynaması ve ya 3 orta saha oyuncusunun dribling yapması gerekiyor. planın işlememe nedenlerinden biride galatasaray’a karşı hem içeride hem dışarıda bir çok rakibin geride alan bırakmadan oyunu dikte etmesi. galatasaray’ın ise oyun kuracağım diye ileride çoğalamaması.

    https://gss.gs/blE.jpeg

    burada, bu alandaki devasa boşluğun sebebi yukarıda ince düşünülmemiş bu sistem tezimin kanıtı niteliğinde. şu görüntüden onlarca farklı dakikalarda gösterebilirim.

    en nihayetinde, kompakt bir yapıya bürünemeyen, merkezde belhanda’nın ekstra koşuları yapmadığı, babel’in kanattan daha çok merkeze kaydığı, hücum ederken istediği gibi çoğalamayan, bunun yanında rakip sahaya yerleşirken sorunlar yaşayan, pozisyon oyunu oynamak için rakibini üzerine çekmesi gerekirken rakibin sadece iki kişiyle stoperlerine ve daha çok nzonzi’nin bölgesine pres yaparak oyun kurulumu için illa iki 8 numaranın varlığına ihtiyaç duyan bu sistemin çöktüğü bir gerçek.

    son olarak şu görüntü ile bitireyim.
    set hücumunun ne kadar kötü yapıldığının bir göstergesi olarak şurada dursun.

    https://gss.gs/3A3.mp4

    pozisyon sırasında kayserispor 9 kişi ve 10 dakikadır 9 kişi oynuyor.
    top belhanda ile buluştuğunda saha yayılımına bir bakalım.

    https://gss.gs/zhu.jpeg

    galatasaray’lı oyuncular koşu halinde gibi ama aslında adem büyük dışında kimse koşmuyor. görüntünün sağ alt köşesinde babel var. normalde merkeze doğru hızlanması gerekiyor. çünkü belhanda’nın o anda tek opsiyonu. dahası pas açısı, önü her şey pozisyonun devamı için müsait. ama babel koşuyu yapmıyor. aynı şekilde merkezdeki emre mor’da topu ayağına istiyor ancak koşmaya başlaması gerekiyor... o da bunu yapmıyor.

    https://gss.gs/ofZ.jpeg

    belhanda’nın arkasında mariano var. sanırım fatih terim bu pozisyondan sonra onu aldı. o da 9 kişi kalmış ve tam yerleşememiş rakibe karşı sayısal çoğunluk için babel’in olduğu alana koşmalıydı. babel merkeze, mariano onun yerine en soldaki feghouli half-space doğru devam etmeliydi. bunların hiçbir olmadığı gibi belhanda da o kadar kötü bir seçim yapıyor ki bu kadar kötü bir hücum ancak bu kadar kötü biter.

    ancak gerçek şu ki galatasaray hücumları bunlar gibi onlarca basit hata ile dolu. merkezdeki oyunculara gerekli pas açılarında durmayan hücum oyuncuları, alanı açmak için koşu yapmayan bekler, kötü pas tercihleri yapan oyun kurucular....

    galatasaray’ın bir seti hücum planı olmadığı için oyun 3. bölgede tamamen doğaçlama devam ettiği için bu tip pozisyonlarda oyuncular alanı doğru kullanamıyor. nihayetinde durum 1-1 iken rakip 9 kişi kalmışken 4 stoperin arasında sadece adem büyük kalmış oluyor..
  • "hayat sadece psikoloji ile açıklanamayacak kadar karmaşık bir şeydir" der sigmund freud. futbol da sadece 90 dakika saha içinde olanlarla açıklanamayacak kadar basit değildir. hele ki günümüzde tamamen "kapital"in egemen olduğu futbol düzeninde, sen saha içinde oynadığını zannedersin de, senin maçın belki de çoktan nihayete ermiştir bile. geçtiğimiz mayıs ayında akhisarspor'la oynanacak olan türkiye kupası final maçından evvel "organize ama amatör bir kötülükten" bahsetmişti fatih terim, cuma gecesi son dakikada adem büyük'ün attığı golden sonra söylemini "revize" edip "sözlerimden alınmışlar demek ki, bu sene amatörce değil profesyonelce yapıyorlar, artık profesyoneller" diye dert yanıyordu basın mensuplarına.

    haklıydı da hoca, geçen sene ligin ilk yarısı galatasaray aleyhine yapılanlar, teknik direktöründen futbolcusuna verilen "ağır" cezalar yok sayılıp, hakemlerin yaptığı ve puan kaybına neden olan bariz hatalar unutulup, ligin son maçlarında bir kaç tartışmalı pozisyon üzerinden galatasaray'ın hakemlerle kazandığı algısı oluşturulup, galatasaray yalnızlaştırılmaya başlanmıştı.

    bu algı süreci galatasaray'ın kazandığı iki maçı yönetmiş hakemlerin klasman düşürülmesi ile iyice ayyuka çıktı ve lige başlayan hakemler galatasaray maçlarına korkarak çıkmaya, galatasaray lehine bir karar verdiyse karşı takım lehine de karar verip işi "dengelemek" derdine düştüler.
    ligin ilk iki haftasında galatasaray aleyhine çıkan kırmızı kartlara boynumuzu bükmüş, "çuvaldızı kendimize batırmıştık", marcao ve seri'yi eleştirmiştik sorumsuz davrandıkları için. lakin kayseri'de mustafa öğretmenoğlu ve var hakemi volkan bayarslan'ın birlikteliği burnumuza pis kokuları getirdi.

    teknik direktörlüğü ve hırsını takdir ettiğim, futbolda sürekli yenilik peşinde koşan, idmanlarında drone ile çekimler yapan, basketbol,voleybol, futbol fark etmeksizin her türlü üst düzey organizasyona seyirci olan katılan ve kendisini geliştirmek için çırpınan hikmet karaman'ın maçtan sonra "hakem 8 dakika uzatma verdi ama galatasaray golü 90+9'da attı " diye isyanını dile getirmesini maç sonu psikolojisine bağlayabiliriz zira kendi takımı ikinci golünü 90+1. dakikada attı ve var kontrolü için hakem 2. dakika kadar bekledi. bir de oyuncusu umut bulut'un ikinci sarı karttan kırmızı kart görmesi ve onun sahayı terk etmesinin beklendiği süre hesaba katılınca maçın 100. dakikalarda bitmesi gerekiyordu ve bitti de.

    medyada ev sahibine çıkan kımızı kartlar üzerinden algı yaratılmaya çalışılıyor da esas maçın hakemi "ufak ufak" galatasaray'ı sindirme içindeydi maç boyunca. önce oyunun 9. dakikasında henrique'nin feghouli'ye arkadan yaptığı harekete bırakın kart vermeyi, faul dahi vermeyen hakem, djedje'nin belhanda'yı da arkadan düşürmesine seyirci kalırken, faslı orta saha oyuncusunun 33. dakikada rakipten temiz bir şekilde topu almasına ise sarı kart çıkarıverdi.

    orta hakem ön plana çıkacak da var hakemi geride mi kalacaktı? o da öyle iki ofsayt çizgisi çekiverdi ve babel'in attığı golleri kolayca iptal ediverdi. maçtan sonra "perspektif" kelimesi hayatımıza giriyordu çekilen çizgileri savunmak için ama resim dersi görmesek de, perspektifi bilmesek de bir pozisyonun ofsayt olması için topun oyuncunun ayağındaki son temas anına bakılacağını bilecek kadar futbolun içindeyiz... top ayaktan çıktıktan sonra çizilen çizgilerin hiç ama hiç hükmü yoktur...

    rakip takımdan iki oyuncuyu kırmızı kartla attıktan sonra üçüncüsü olmasın diye mensah'a çalınmayan faul ve denge sağlamak için emre mor'u atmak da yaz boyunca galatasaray aleyhine yürütülen kampanyanın bir sonucu olarak hakemin hanesine yazılacakken, ev sahibinin ikinci golünde mensah'ın marcao'ya attığı dirseği mustafa öğretmenoğlu ve var hakemleri dışında herkes görüyordu. ve 90+3 te feghouli'nin ceza sahası içinde düşürülmesine "devam" kararı veren hakeme "nedense" var'dan da uyarı gelmiyordu...

    bu kadar "organize ve profesyonel" çalışmaya rağmen sahneye çıkan adem büyük , doğum gününde galatasaray taraftarına üç puan hediye eden golü atarken, geçen hafta yazdıklarımızdan dolayı bizi de haklı çıkarıyordu: " bu arada adem büyük demişken, ligi bilen, türk hakemlerini tanıyan adem bu sezon galatasaray'a oldukça faydalı olacaktır...."
    geçen sezon akhisarspor maçında uzatma dakikalarında attığı golle şampiyonluğun kilit adamlarından biri olan mitroglou gibi 2020 mayısında inşallah adem'den de söz edeceğiz. ama bir iddalı söz daha edelim, adem büyük bu tip kritik gollerini atmaya/attırmaya devam edecektir oynadığı sürece...

    hakemlerle ilgili uzun uzun yazdık, keşke akıllarında çeşitli tereddütler olmadan, takım ismine bakmadan, gördüklerini çalabilseler de biz de futbolun güzelliklerine, saha içine odaklanabilsek ama maalesef bu sene çok zor geçecek gibi zira galatasaray'ın kazanacağı bir şampiyonluk sonrası ekonomik olarak makas diğer rakiplerle açılacakken, rakiplerin başkanları da taraftarlardan gelecek tepkiler sonrası koltuklarını kaybetme tehlikesi yaşayacaklardır. bu nedenle bu sene kimse "boş durmayacaktır"

    geçen hafta gördüğü kırmızı kart cezası sebebiyle iki maç takımından uzak kalacak sari'nin yerine hazırlık maçlarının parlayan oyuncusu ömer bayram'la başladı fatih hoca deplasmandaki maça. ilk dakikalarda iki takım da karşılıklı olarak birbirlerini tartarken, 15. dakika sonra deplasmandaki sarı-kırmızılılar dizginleri ellerine aldı ve gol için oyunu rakip alana yıkmaya başladı. ama o anlarda geçen sene herkesin övdüğü marcao-luyindama ikilisinden luyindama hiç gereği yokken yaptığı bir top kaybı ile takımını skorda geriye düşürdü. devre biterken galatasaray babel ve feghouli ile gole yaklaştı ama topu kale çizgisinden içeri sokmakta beceriksizdi.

    ikinci yarı mensah'ın kaçırdığı çok kritik bir pozisyonla başlarken, bu ev sahibinin belki de tek pozisyonuydu maç bitene kadar. aksine galatasaray gol için geldikçe geldi lung'un üstüne, babel'in pasında kaleciyle karşı karsıya kalan belhanda takımını sevindiremezken, 5 dakika sonra feghouli'nin şutunda topu önünde bulan babel ağları sarstı ama karar "ofsayttı"... bir kaç dakika sonra bu sefer feghouli'nin ortasında babel kafayı vurdu ve top kayseri savunmasından abdennour'un eline çarptı, var'dan pozisyonu inceleyen hakem penaltı noktasını gösterdi ve belhanda "klas" bir vuruşla beraberliği getirdi. cezayirli oyuncu bu pozisyonda ikinci sarı kartı gördü, kural belki de bunu gerektiriyordu ama bana göre değişmesi gereken bir cezadır bu tarz kartlar, zira burada istem dışı bir hareket vardır, bilerek elle temas yoktur ve böyle bir anda bir oyuncuyu hem penaltı hem de kartla cezalandırmak pek acımasızca.

    rakibini eksik yakalayan galatasaray bu sefer galibiyet için baskısını arttırdı, feghouli'nin pasında savunma arkasına koşan emre mor, babel'e "al da at" dedi ama hakemler topun ayaktan çıktığı anı değerlendirip, ofsayt kaldırdı. gol istiyordu galatasaray, ömer'le denedi olmadı ama babel'in şutu geçen hafta olduğu gibi rakibe çarparak yine ağlarla buluşuverdi.

    maç böyle biter denirken, hakem emre mor'u oyundan attığı bir faul yaratıp, kayserili oyuncunun da dirseğini görmeyip, ev sahibine bir gol hediye ederken, galatasaray için geri sayım başlıyordu... önce, feghouli düşürülüyor penaltı verilmiyor, umut bulut ömer'i oyundan atılmak pahasına yaka paça indiriyordu kalesinde gol görmemek için.... yine mi puan kaybı yaşayacak galatasaray denirken, sahneye adem büyük çıkıyor ve harika bir golle galatasaray'ın bu sezonki üç puanını hanesine yazdırıyordu...

    kaynak ve maçtan fotoğraflar:
    https://ultrasmovement.blogspot.com/...r2-3galatasaray.html