• 1
    galatasarayımıza uefa şampiyonluğunu getiren, hagi'li hakan şükür'lü, taffarel'li ruhtur. bu ruhu oluşturan en önemli şey fatih terim'in motivasyon yeteneğidir. daha sonraları hep yakalanmaya çalışıldıysa da kanımca ne biz ne de başka takımlar tarafından bir daha yakalanamayacak ruhtur.

    ukdeyi veren: schumy
    notu: "bu başlığın olmadığına inanamıyorum. gerçi olmadığı iyi olmuş. ne geldiyse başımıza 2000 ruhunu o tarihten sonra da kullanmak istediğimizden geldi..."
  • 2
    hamdi alkan diye bir arkadaş vardı... reyting hamdi programını yapıyordu. dünyanın en iğrenç ve düşük seviyeli komedisiydi bu program. saçma sapan bir şeydi, gözümde asla olacak o kadar'la yarışamamıştı, hatta recep ivedik'in bile daha komik olduğunu söyleyebilirim.

    gelgelelim bu arkadaş galatasaray'ımızı bir esprisine malzeme konusu yapmak istemişti programın bir bölümünde. yanlış hatırlamıyorsam 2. fatih terim döneminde geçiyordu olay.
    -2000 ruhunu geri getirmeliyiz çocuklar.
    oyunculardan biri:
    -hocam 2000 ruhuna söyleyin de gelirken 2 ekmek 1 de kola alsın.

    işte o şanlı zaferden beri 2000 ruhu edebiyatı yapılınca, "biz uefa kupasını aldığımız dönemde" diyince birileri, aklıma hep bu iğrenç skeç geliyor. tamamen serbest çağrışım belki, lakin önümüze bakmanın ve o günleri sadece birer anı olarak anmanın zamanı geldi de geçiyor.
  • 9
    takımdaki arkadaşlığını, yardımlaşmayı, mücadeleyi, kısacası tam anlamıyla takım olmayı simgeleyen ruhtur. türk futbol tarihinin kulüp bazındaki en büyük başarılarını getiren ruhtur. o tarihten bu yana da geri gelmesini bekliyoruz. bekleyişimiz alay konusu da oluyor, "o ruh gideli çok oldu, eskidendi, 10 sene geçti" diyenler de var, sanki her sene türk futbolunda böyle başarılar yaşanıyormuş gibi. her sene avrupa'da kupa alıp başarıdan başarıya koşuyorlarmış gibi. 2000 ruhu galatasaray'ın başarılarının simgesel bir ifadesidir ve 10 sene de geçse 20 sene de geçse anılacak ve özlenecektir.

    bilmiyorlar ki biz o ruhu bir kere yakaladık, o ruhun tadını aldık, o yüzden geri istiyoruz. ama siz yakınından geçemediniz, nereden bileceksiniz?
  • 10
    tam kadro olduğumuzu düşünelim, hiç bir sakatlığımız yok, her şey güllük gülistanlık.
    sizce bir uefa daha alabilir miydi bu takım..? o ruhu yakalayabilmiş miydik..?

    gerçekten isteyen,
    arzulayan,
    her türlü fedakarlığı yapan,
    mağlubiyet sonrası hırsından ağlayan,
    uzaklardan gelip, biz olan,
    zor günlerin adamı olan..?
    kaç kişi vardı?

    benim anlayabildiğim, bu işler sadece çok büyük transferlerle, parayla, pulla değil..
    biraz da yürekle, takım ruhuyla alakalı. 2000 ruhu bize bunu gösterdi çünkü.
    ne rakipler vardı önünde, ne büyük bütçeli kulüpler, yıldız denen futbolcular ve imkansız denen bir kupa..
    biz o kupayı inançla, bilek hakkıyla, yürekle, cesaretle ve ruhumuzla kazandık..!!

    belki de bu kadroda eksik olan buydu. evet, hepsi birbirinden yetenekli futbolcular. ama kaç tanesinin
    gözlerine baktığınızda galatasaray ruhunu görebilirsiniz?
    bir hagi, bir taffarel, bir popescu'nun ışığını, kaç yabancı futbolcuda görebilirsiniz?
    ya da bir hakan şükür, bir bülent korkmaz..? kaç yerli futbolcumuz da bulabiliriz onları?
    kimse, alınmasın, darılmasın ama bir elin beş parmağını geçmez. o yüzden artık transferi, mransferi bir kenara bırakıp
    takım ruhu oluşturmak için çaba sarfetmeliyiz..

    ama o ruhu taşıyan kimse yok mu? hayır, elbette var. benim samimi olarak sayabileceklerim:

    arda turan: takımın, ruhu, beyni, gözbebeği. galibiyette en çok sevineni, mağlubiyette kahrolanı,
    takımı için her türlü fedakarlığı yapanı. gözlerine bakıldığında metin oktay görüleni, canı. cananı.

    sabri sarığlu: galatasaray'ın gülen yüzü, kızılanı, sövülüp sayılanı ama yine de değeri bilineni ve asla kıyılamayanı.
    galatasaray için en saf, en samimi mücadeleyi vereni, azimli ve asla yılmayın çocuğu.

    mustafa sarp: takıma daha yeni katılsa da, babadan galatasaraylı olduğu, sözlerinden değil, gözlerinden okunanı.
    hırsı, farklı ışığı, diksiyonu, efendiliği, ve olgun bir yaşta olmasına rağmen, sami yen'e çıkarken ki o çocuksu heyecanı.

    harry kewell: galatasaray'ın aradığı kan. bulunmaz hint kumaşı. uzaklardan gelip "biz" olanlar kontejanındaki
    boşluğu dolduran güzel insan, ilerlemiş yaşına ve hastalığına rağmen elinden geleninde ötesini yapan, yeri gelince stoper bile
    oynayacak özveri de, her hareketi biz kokan, bizim gibi olan, karakter abidesi, kırk yıllık galatasaraylı gibi olan ruhuna kurban olunasıca.

    ali turan: kendisi sezon sonunda %110 takımımıza katılacaktır. ve sırf galatasaray'da oynama uğruna kariyerini ateşe atan,
    verdiği sözün arkasında duran bu yiğit adamın, asla galatasaray ruhunu sorgulamıyorum..

    benim diyeceklerim, sayacaklarım bu kadar sözlük. kupa kazanmak bir takım işidir, hele ki avrupa'da bir kupa kazanmak, tam bir takım işidir.
    o yüzden o takım ruhunu yeniden sağlayıp, 2000 ruhuna benzer bir sinerji yakalamamız lazım..

    bu listenin uzaması dileğiyle , saygılar..
  • 14
    nasıl ki sinüzitim her tuttuğunda aklımdan "hop cimdallı cimdallı" , "uç uç uç uç uçacaksın" gibi alakasız şarkılar geçiyorsa ve içimi bunaltıyorsa; bir yerde "ruhu" kelimesini gördüğümde hep aynı hikaye gelir aklıma. bilindik bir hikaye:
    - bir gün fuzuli ve ruhi yolda yürürken yerde bir eşek ölüsü görürler. ruhi fuzuli'ye dönerek:
    + bu eşek burada fuzuli, der. fuzuli de:
    - g.tünden çıktı ruhi, diyerek cevap verir. sadece aklıma gelen bir şeyi söylüyorum, yoksa hala kendisine umut bağalayanların olduğu bir şeyi bu hikayeyle bağdaştırmanın saygısızlık olmasından korkarım. binaenaleyh, teşbihte hata olmayacağına inanarak bunun da bir saygısızlık olmayacağının düşünüleceğini umarım. neyse konuyu fazla dağıtmaya gerek yok. benim söyleyeceklerim başka.

    bu 2000 ruhunun tam olarak ortaya çıkışını bülent korkmaz gibi bir "ruh"un takımdan elini ayağını çekmesinden sonrasına tarihlememiz mümkünse de; asıl ortaya çıkışı 2001 sonbaharında galatasaray'ın kadrosundan yerli ve yabancı pek çok ismin ayrılmasından ve uefa kupası'nı alan kadronun yerinde yeller esmeye başlamasından sonradır. biz ruh çağırmaya başladıktan sonra neler olduğuna şöyle kabaca bir bakacak olursak:

    en büyük ve her şeyde sidik yarıştırdığınız rakibiniz * papazın çayırı'nın nostaljisi gibi duran derme çatma stadı'nın yerine gerçekten de avrupa standartlarında bir stad yaparken, biz faruk süren döneminde başlattığımız stad çalışmalarını her sene sil baştan yapıp yeni yeni düzene koymaya başlamışız.

    10 seneyle gele gele 3 * şampiyonluk gelmiş. 3 büyükler arasında 100. yılında şampiyon olamayan tek takım olmuşuz. *

    10 senede sadece 1 türkiye kupası kazanılmış, bu alanda son yıllarda beşiktaş'ın bariz üstünlüğü kabul edilir olmuş.

    10 senede avrupa'da başarı yakalamak şöyle dursun, 2001'de şampiyonlar liginde çeyrek finale çıktıktan ve 2002'de çeyrek finalin kapısından döndükten sonra, o bir zamanlar avrupa'da köroğlu gibi nam salan galatasaray tromso'ye, bordeaux ve psv'ye, leverkusen'e elenen bir takım haline bürünmüş.

    görüldüğü gibi biz 2000 ruhunu beklerken bu bekleyiş * godot'yu beklemekten daha zor olmuş. osmanlı devleti 3. murat zamanında en geniş sınırlarına ulaştıktan sonra nasıl düşüşe geçtiyse, biz de 2000den sonra düşüşe geçmişiz. nasıl ki kimi padişahlar düşüşe geçtikten sonra astrolojiye göre savaş açmaya başlamış, biz de maça çıkarken ruh çağırmaya başlamışız. suat kaya'nın yerine saidou'yu, popescu'nun yerine almaguer'i, en önemlisi hagi'nin yerine lincoln'ü, hatta revivo'yu alıp; fatih terim'in koltuğuna skibbe'yi oturtup ruh beklemeye başlamışız. sahaya çıkan doğru düzgün bir takım oluşturamayıp ruhlardan medet ummaya başlamışız. iktidara gelip kadrolaşan bir parti gibi 2000'den kalan oyuncularımızı teknik direktör, yardımcı antrenör gibi görevlere getirip kiminden de menajer olarak yararlanmaya çalışmışız; böylelikle onların taraftarın gözündeki güvenilirliğini de sıfıra indirmişiz. bir tek alper tezcan bu sistemden yararlanmadı zaten. takım biraz toparlandıktan sonra taraftarlar "2000 ruhu doğdu doğacak" diye tempo tutturmaya başladı. avrupa'nın basit takımlarına karşı galibiyet alınca "2000 model aslan" demeye başladık.

    ey 2000 ruhu. geldiysen hiç ses çıkarmadan ne olursun geri git. seni beklerken 2010'a girdik, lig mücadelesi dışında tutunacak dal da kalmadı 2011'e girdik. allah aşkına birazcık galatasaraylılığın varsa gelme. biliyorum ki gelmeyeceksin bizi düşündüğün için. ama ne olursun hala ruhlardan medet uman kaldıysa onlar için bir yazılı açıklama yap ve gelmeyeceğini belirt. "90lar da güzeldi ama sıdıka dizisi yeniden çekilince kabak tadı vermişti" de onlara.

    son olarak, içinde siyaset bulundurmayan yegane sözlük olan galatasaray sözlükte siyasal değil de o zeki şair kimliğiyle necip fazıl kısakürekten gelsin:

    elalem çalışırken fethetmeye merih'i,
    sen cebinde kaybettin güneş dolu tarihi
  • 19
    kurtulmamız gereken olgu. nedir bu geçmişte yaşama ve geçmişle kıyaslama aşkı anlamış değilim. o zaman onlar vardı, çok güzel şeyler yaşandı ve bitti. artık bittiğini kabullenmemiz ve önümüze bakmamız gerekiyor. şimdi taffarel yok muslera var, bülent korkmaz yok semih var, popescu yok ujfalusi var. yepyeni bir galatasaray, yepyeni hayaller var. 2000 ruhu 2000'de kaldı, artık 2011'deyiz. anti-retro ulan!
  • 25
    ne koymuş fenerlilere 2000 ruhu. adamlar 17 şubat 2012 mersin idman yurdu galatasaray maçında hakemin yaptığını iddia ettikleri hataları bile o zamana bağlıyorlar.

    işte antu kafasına sahip ebru köksaldı adlı gazetecinin yazdıkları:

    --- alıntı ---

    sow'a tekmelerle rakibi 90 dk idare eden hakemler, 2000ler ruhu oldu mu bonkör.en kritik mf-df oyuncularına yapıştır kartı erkenden,fişi çek

    --- alıntı ---

    ne diyelim;

    2000 ruhu çok koymuş aziz'im!