• 107
    galatasaray'ın kanatları kullanarak rakibini delik deşik ettiği, sayısız gol fırsatını harcadığı karşılaşma olarak tarihteki yerini almıştır. sol bekte görev alan caner, yaptığı bindirmelerle rakibi zorlamış; sağ tarafta yer alan -her ne kadar uğur'dan yeteri kadar destek alamasa da- yer alan keita ise, rakibi çökertmiştir. futbol olarak, en iyi maçlarımızdan birini oynadığımızı söyleyebilirim. sadece ikinci yarının ilk 10 dakikalık süresinde, anlamsız bir panik havasıyla 3 tane pozisyon verdik. bu 3 pozisyonun 2'sinin ofsayt taktiği yaparken çıkmakta geç kalan caner ve hakan balta'dan dolayı meydana geldiğini de belirtelim.
    orta sahada mustafa sarp, diğer maçlarına oranla biraz durgundu. mehmet topal ise bence kariyerinin en kötü maçını çıkartmıştır. rakibinden çalım yediğinde, el freni ile göt atan araba misali kendisini toparlayamıyor. form olarak takımın en kötüsü şu anda. elano, topla buluştuğu zaman hep olumlu işler yaptı. keita'ya verdiği etkili pas, golümüzün hazırlayıcısı oldu. kewell ise, girdiği pozisyonlarla rakip defansı bayağı hırpaladı. ofsayt sebebiyle sayılmayan golündeki vuruşu muhteşemdi.
  • 108
    2007-2008 sezonundan beri görmediğim bir hırsla oynayan bir takım gördüm sahada. basmayan, koşmayan, kaytaran yoktu. ligin en sert takımlarından birini yendi galatasaray.
    çok teknik detaya giremeyeceğim. ben rıdvan veya demirkol olmadığım ve eski açıkta sesi kısılana kadar bağıran bir galatasaraylı olduğum için maçı çok da iyi analiz edemedim elbette.
    bana kalsa yan hakemi hemen oracıkta halletmek gerekir. ama belki de haklıdır hoca. veya bloklar arası bağlantı kopmuştur ve bağlamak için ömer üründül'ün söylemesi garkmiştir. belki serdar kulbilge'nin gözüne ışık kaçmıştır tam gol sırasında. eski fenerli kapıcı yaşar'ın tren düdüğünden ürktüm gol oldu demesi gibi. bunları tvden izleyen daha iyi görmüştür.
    devre arasına galbiyetle girmek güzel oldu, lider olsak da olmasak da.
    galibiyet denen şey her zaman güzel.
  • 109
    maçtan sonra spor programlarını * dönüşümlü olarak seyrettim ve sürekli galatasaray'ın çok şanslı olduğu falan gibi şeyler duydum.

    şans ? ilk devre 6-7 tane gol pozisyonuna girip atamayan takım mı şanslı ? 2 tane golü sayılmayan takım mı şanslı ? ikinci devre çok net bir penaltısı verilmeyen takım mı şanslı ? yoksa abdul kader keita'ya yapılan kırmızı kartlık hareketin sarı kart olarak nitelendirilmesi mi bizi şanslı yapan ? haa doğru tabii, o pozisyonda keita'ya şükürler olsun ki hiçbir şey olmadı dimi ? polyannacılık oynayalım en iyisi biz (!)

    bir de erman toroğlu adlı şahıs bu galatasaray şampiyon olursa vay diğer takımların haline gibi bir cümle kurdu. galiba kendisi 2007'de fener'in 70 puanla, beşiktaş'ın ise geçen sene 71 puan'la şampiyon olduğunu unuttu (!) o yüzden kendisine ilk olarak ybsg çay koy deyip, emekleme döneminde olan bu takımın neler yapabileceğini ilerde çok daha iyi göreceğini söylemek istiyorum.
  • 110
    bu maçta aslında fena oynamadık, hatta ilk yarı gayet iyidik, savunma dersen yerindeydi. ikinci yarı galatasarayda sanki o iki golün sayılmayışından dolayı sanırım, bi gerginlik çökmüştü ve konsantrasyon hataları yapıyorduk.

    (bkz: galatasarayın ofsayt taktiği uygulaması)
    (bkz: 11 aralık 2009 antalyaspor galatasaray maçı)

    genede maç bizim hakkımızdı sayılmayan ilk gol neyse ama ikinci gol kanımca ofsayt değildi. hani ali güneşin elle top çıkardığnı görmüyorlar, bunu bu hakem taaa arkalardan gördü ya, daha ne diyeyim.

    19 aralik 2009 galatasaray genclerbirligi maci ayrıca rakiplerimiz puan kaybettiği ve bizimde hele şükür kazandığmız bir karşılama olmuştur.
    *
  • 112
    sezonun ilk yarısını gençlerbirliği gibi çekinilesi bir rakip karşısında iyi denebilecek bir oyunla aldığımız galibiyetle bitirmemizi sağlayan maç.artık önümüzdeki transfer dönemine bakıyoruz.dur bi dakka lan bunu en sonunda söylicektim.neyse boşver, klavyeden çıktı bi kere...

    ilk yarı gerek hücumda yakaladığımız tempoyla, gerekse -nedenini bilemedim şimdi büyük ihtimal rakip kaynaklıdır- defanstaki dengeli ve hatasız oyunumuzla (yanlış mı okudum şüphesine kapılmayın galatasaray defansından bahsediyorum evet) göz doldurduk.hatta bi ara öyle bi baskı kurduk ki yeni açıktakiler için endişelendim adamların göz sağlığı bozulacak sürekli uzağa bakmaktan diye.
    ikinci yarıya da atak başladık aslında; ama benim oturduğum koltuğu, thomas doll'un da pısırık oyun taktiğini değiştirmesiyle ibre tersine döndü.önce hakan balta sonra caner'in "n'oluyoruz lan niye hiç beyazlı yok etrafta?"diye düşündükleri benzer iki pozisyon sonrasında ben de "n'oluyoruz ümit davala futbol hayatına gençlerbirliğinde tekrar merhaba mı dedi?" diyordum ki imdadıma maçın spikeri melih yetişti,kahe'ymiş meğer.neyse ki çabuk farkettim de tekli koltuğuma geri dönerek doll'un hamlesine hamleyle karşılık verdim.yoksa orhan şam'ın direkte patlayan kafası goldü.
    şık golümüz ve ardından gelen sevinç gösterisi galatasaray ruhunun cevapsız çağrılarımıza sonunda yanıt verdiğinin göstergesiydi. makus talihimizi yenmemiz için futbolcularımızın sonlara doğru 'abi gelin geri bu sefer de yemeyelim' mantığı her ne kadar stresli dakikalar yaşatsa da şampiyonluk için istekli olduklarını hissettirdi bana.kişisel değerlendirme yaparsak;

    leo franco; hala kendini stoper özellikli ön libero sanıyosun dön çabuk kalene!

    caner; birçok sözlükçü beğenmiş ama bence yeterli değil,özellikle savunmadayken topa hiç girmeyip baskatbolcu gibi kollarını iki yana açıp rakibi beklemesi hoş değil.

    uğur; sakatlığına rağmen gerçek bir galatasaraylı olduğunu kanıtlayan fedakar bir oyun ortaya koydu;ama düzgün orta yaparsa ölecek hastalığına tutulmak üzere gibi geldi bana.

    servet; tek sevdiğim özelliğin birebirde rakibe yapışıp kalman ve ölsen bırakmamandı,onu da kaybettin.sen ki vakt-i zamanında nefesini drogba'nın ensesinde hissettirmiş ayıboğanımızsın,etme eyleme özüne dön.

    hakan balta; diyecek bişey bulamadım,şu olabilir belki:sigarayı bırak,sağlığa zararlı!

    mustafa sarp; mücadeleci ama hücumda etkisiz.

    mehmet topal; tek aklımda kalan serdar'ın uzun kaleci vuruşlarını ya auta ya rakibe atmasıydı.serdar vakit geçirmek için değil,topal konsantrasyonunu kaybetsin diye bekletti o topları diye düşündüm bi ara.

    arda; çalım atma sevdan mı, topu atacağın kişiyi seçme sevdan mı yoksa galatasaray sevdan mı ağır basıyor karar vermelisin artık...

    keita; sözüm sana değil de oyuna ikinci yarıda giren ve hocasından "kır ayağını!" talimatını aldığını düşündüğüm bilal miydi neydi ona, onun gibilere ve tabi kuddusi'ye:bırakın adam oynasın...

    elano; ah bi de top gelse!

    kewell; bişey demiyorum ne diyeyim ki?

    ayhan; dakika 90-? (bunu hep yapmak istemişimdir)

    haa bi de toplantı yapmış galiba ultraslanlar,sevgili reisleri kulaklarını çekti heralde pek arabesk takılmadılar,top rakipteyken yuhalamayı akıl ettiler sonunda.gördünüz mü nasıl işe yaradığını küçük alperenler?!...
  • 113
    liderlik baskisina, takimin verilmeyen 2 golu de eklendigi zaman, takimin ikinci yarinin basinda neden oyundan dustugu daha iyi anlasilabilir. sonucta onlar da insan evladi, onlarda da stres sikinti oluyor.

    tanima baglamak gerekirse, stres seviyesi zaten yuksek olan karsilasmaya bir de kuddisi effect eklenince, galatasaray'in zorlandigi ama kazanmayi bildigi, ve buyuk ihtimalle de ligin ilk yarisini lider bitirdigi karsilasmadir.
  • 114
    taraftarın maça nasıl etki edebileceğini bu maçta nihayet gördük.bu kez maçtan kopmadılar.son dakikalarda melih gümüşbıçak'ın bile bahsettiği gibi bu kez maçın içindelerdi.top rakipteyken ıslıklamalar 1-0 dan sonra ''sen var ya sen' e girmemeler işe yaradı.biz takımın savunmasına güvenmediğimiz için sıçtık belki ama gençlerbirliği sonlarda pozisyona giremedi.
  • 115
    ilk yarının tamamında, 2.yarının ise belli bölümlerinde bazı oyuncularımızın vasat performanslarına rağmen gayet iyi oynadığımız ve bu yıl samiyen'de izlediğim ilk maçtır.
    leo franco:yine normal bir performans sergiledi.kurtardığı %100'lük bir gol pozisyonu yoktu.zaten bizim takım öyle pozisyonlar veriyor ki son maçlarda* atamaynı dövüyorlar**.leo franco'nun bu pozisyonlarda yapacağı pek birşey olmuyor.
    uğur uçar:kendisi yine vasatı aşamadı ama kendisinin bu performansı normal bana göre.bu yüzden çok da eleştiremiyorum kendisini.çok uzun bir sakatlık geçirdi ve hemen eski formuna kavuşması çok kolay değil.2.yarı sakatlanarak oyundan çıktı umarım önemli birşeyi yoktur.
    servet çetin:her zamanki çok iyi mücadele etti.nadir de olsa attığı uzun paslarla yine ''yapma servet'' dedirtti.bir de sol ayağıyla attığı vardı ki sormayın gitsin.eğer takımda kalacaksa istikrarlı bir şekilde forma giyen oyuncu olarak defansın lideri olmalı ve özellikle son 2 maçtır defansif çıkışlarda yaşadığımız ofsayt çözüm bulmalı kabusuna bir.
    hakan balta:servet'e göre teknik olması büyük avantajdı.ilk yarıda leo'nun ileriye diktiği bir top haricinde genelde topu oyuna sokan oyuncuydu.tek hatasını 2.yarıda ofsaytı bozup rakibe pozisyon vererek yaptı.
    caner erkin:ileri çıkışlarıyla özlenen bir sol bek imajı sergiledi.arda tam bir uyum içinde oynayamasa da giderek takıma alışacağını gösterdi.hakan balta'nın yaptığı hatanın benzerini bir başka pozisyonda yaptı ve yine şans biizm yanımızdaydı ve gol yemedik.
    mehmet topal:orta sahada en geride oynayan oyuncuydu.defansif anlamda iyi çalıştı.hücumda da kaleye ne zamanvurup ne zaman vurmayacağı konusunda daha isabetli kararlar verirse yani sergio busquets gibi daha basit, gösterişsiz bir futbolu tercih ederse takıma daha olacaktır.2.yarı sakatlanarak oyundançıktı umarım önemli birşeyi yoktur.
    mustafa sarp:daha çok defansif bir oyuncu gibi görünse de ataklarımızda yine rakip ceza sahasına doğru koşuları yaparak pozisyon kovaladı.çok rahat bir pozisyonda arda'nın attığı pasa terste yakalandığı için dokunamadı.tabii bir yerden sonra yetenek meselesi.
    elano blumer:sahanın en iyilerinden biriydi.bir oyuncu düşünün ki hem kendi ceza sahası önünde top kapsın hem gitsin hücumda bir soldaki arda'ya, bir sağdaki keita'ya yanaşsın olmadı bir de rakip ceza sahası içine koşular yapsın.işte hepsini elano yaptı.golde de asisti yapan keita'ya müthiş pas verdi.hani vardır ya ''al da at dercesine'' elano da ''al da asist yap dercesine'' bir pas attı.
    arda turan:ne yazık ki yine vasat bir görüntü çizdi.kendisi hakkındaki görüşlerimi #266142 nolu entrymde belirttim.
    abdulkader keita:sahanın en iyi oyuncularından biriydi.yin topu aldığında ''acaba bu kez nasıl geçecek'' diye bizi meraklar içinde bırakan futbolu ve 2.yarıda bazı anlarda yaptığı hırçınlıklar sonucu bizi 10 kişi bırakma ihtimali ile heyecanlandırmıştır.hakem çok kötüydü ama keita'nın bu takımın kendisine ne kadar ihtiyacı olduğunu bilmesi ve buna göre davranması gerekli.ilk sarı itirazdan yedi ona eyvallah ama sonra bir pozisyonda rakibin yaptığı faulu hakem vermeyince sinirlendi ve çok fena bir tekme attı.tartışmasız kırmızıydı.o an baktım hakem oyunu devam ettirdi, faul bile ver(e)medi.ama bu kezde rijkaard kesin alır oyundan dedim almadı ve keita da müthiş futbolunu bir asistle süsledi.
    harry kewell:bence takımın bugün en iyisiydi.özellikle tek forvet oynama konusunda futbol dersi verdi.neredeyse her topu indirdi, indirmediyse de rakibi bozdu ve topların çoğunu bize kazandırdı.attığı golde atağımız da kendisinden başladı*.arda'nın gereksiz yere görev bölgesini terkettiği anlarda arda'nın boşalttığı bölgeye kayıp gençlerbirliği savunmasını sola kaydırarak oyunu nasıl takip ettiğini ve oyun bilgisinin üst düzyde olduğunu bir kez daha gösterdi.keita'nın itirazdan sarı kart görüp itirazlarına daha da sert bir şekilde devam edecekken koşarak gelip kendisini sakinleştirerek 10 kişi kalmamıza engel oldu.kısaca bu adam 9000 metre* koştuysa tek santimetrisini bile boş koşmadı.
    barış özbek:sakatlanan mehmet topal'ın yerine son 15 dakikada görev aldı.koştu, mücadele etti yani bildiğimiz barıştı.
    tobias linderoth:sakatlanan uğur'un yerine oyuna girdi.sakatlanmadan maçı bitirdi.*
    ayhan akman:90+3'te oyuna girdi.gol yemediğimiz için eleştiri oklarının hedefi olmadı.*

    edit:imla
  • 117
    aklıma sami yen'de alınan beraberliklerden sadece belediye maçının geldiği maçtır. eskişehir ve manisa maçlarında skorun üstüne yatarak kaybedilmiş 4 puan, düşünsene şimdi o maçlarda 2. golü bulduğumuzu... ama belediye maçı'nda farklı bi durum vardı. rijkaard bu sefer 1-0'ın üstüne yatamayacağının gayet farkındaydı ve ilk yarı boyunca bariz şekilde de hücuma yolladı takımı. sonra? sonra evet, takım hücumdan vazgeçti... ama skoru koruma endişesi falan değil; rijkaard biliyordu ki bazen futbol tanrısı abuk subuk bi' sebepten, hatta çoğu zaman sebebsiz yere size kızardı ve işleriniz rast gitmezdi. bazı maçlarda top sizi sevmezdi işte. 1-0 önde olunmasına rağmen bilinçli olarak yapılmış bunca atağın çok çok şanssız şekillerde gol olmaması hayra alamet değildi, kötü bi şey geliyordu ve bi şeyler yapmak gerekliydi. o gün daha fazla gol atamayacağını fark eden kim olsa takımı geri yaslardı; fakat karşındaki de futbol tanrısı, "gol yenilecek!" derse, engel olunamıyor, hikmetinden sual olumuyor...

    19 aralık galatasaray gençlerbirliği maçı'nda kaçırdığımız ve bence haklı gerekçelerle iptal edilen gollerimizden sonra yine futbol tanrısı'nın hışmını üstümüze çektiğimizi düşündüm. önce belediye maçı, hatta sonra o allahın belası geçen sezon geldi aklıma; 5-2'lik kocaeli maçı'ndan sonra kopup giden sezon... 2. yarı boyunca g*tüm yer görmedi, gole nasıl sevindim artık sen düşün sözlük...

    savunma dörtlüsü baya öndeydi bu maç, o tuhaf; servet'in malum ağırlığı, hakan'ın ondan çabuk olmasına rağmen yine ağır statüsünden çıkamayışı, uğur'un iyi yer tutmasına rağmen iyi top süren bi rakibin geçmekte fazla zorlanmaması ve caner'in beklendiği üzere gidip dönmemesi. her şey beklendiği gibi oldu, bu savunmanın bu kadar önde oynayıp kevgir olmaması enteresan... 2. yarının o kabus gibi geçen 10 dakikasını buna bağlamayın, o bence daha çok takımın daha önce alınan beraberliklerijn aklına gelmesiyle genel olarak paniklemesinden kaynaklanıyordu.

    şu rezil ofsayt taktiğine gelince; abi çok kötü uygulanıyor, ona eyvallah... ama savunma dörtlüsünde hakan ve uğur dışında markaj yapabilen adam yok?! yani çıkmayıp adamlara yapışılsa, muhtemelen kahe servet'in markajından rahatça sıyrılıp yine vuracak... sadece kendi iyi oynamaktan öte, savunmayı da organize edebilen bir stoper transferi yapılana kadar ofsayt taktiği de olsa bize gireeer, adam adama markaj da olsa bize girer hocu...

    efenim malum, frank rijkaard'ın yüzü ekranda her göründüğünde insan "total futbol" diye sayıklamaya başlıyor, bir yerden sonra refleks oluyor. herkesin her işi yaptığı, tek yönlü oyuncunun takıma yük sayıldığı futbol. en çok da hücum yönü olmayan ön liberolar ya da isabetli pas atamayan stoperler görüldüğünde göze çarpıyor. ama ileriye gidip daha da geri dönmeyen bekler, savunmaya yardım etmeyen hücumcular için aynı konu asla gündeme getirilmiyor.

    bi bak abi, arda ve kısmen elano dışında hücum hattında savunmaya yardım eden kimseyi bulabilecek misin. arda; vaktiyle bek oynamış olduğundan mıdır nedir, muhtemelen "dünyanın maç başına en çok top çalmayala oynayan hücum oyuncusu rekoru" nu çoktan kırmıştır herhalde(abartının farkındayım; ayrıntıya takılma, ana hatlara odaklan.). elano; tamam, hücum oyuncusu ama benim man city'de gördüğüm kadarıyla "midfielder" oynayan ve rakibe sürekli basan bi adam(şu ana kadar pek sonuç aldığını görmedik, o ayrı.).

    e hücum hattında savunmaya yardım edebilen adam sayısı 2 etmiyor abi; hücuma çıkmatan imtina eden(belki çıksa da çok faydalı olamayacak olan) ön liberolara ne hakla total futbol anlatıyoruz ki şimdi? ve ön liberolarla ilgili bir diğer konu:

    1-) adrese teslim ara pas falan atmalarını kimse beklemiyor ama topla deli dana gibi koşarak sahayı oradan oraya dolanıp sonunda topu kaptırmak nedir abi? her seferinde elano yanlarına kadar gelmek zorunda kaldı atak başlatmak için...

    2-) mustafa ve mehmet çok sayıda pas kesti, bu güzel. ama sizin bu yaptığınız pres değil anam, tek ön liberoyla oynayan italyan takımı olsak neyse; 2 ön liberolu bi' orta sahayı bu kadar hızlı geçmemeli rakip. keita altıpasa kadar giriyor, bi şekilde gol kaçıyor; daha ona üzülemeden topu alan rakip koşa koşa bi' kaç saniyede ceza sahamıza dayanıyor, onun stresi başlıyor. sokun şu topa ayağınızı arkadaş ya! dizilişte forvet arkası görünen elano bile sizden çok bastı rakibe...

    şu keita süper adam, bakma tomas doll akıllıca bi formasyon değişikliği hamlesi yaptı kilitlemek için ama ondan ziyade biraz yorgunluktandı 2. yarıda düşmesinin sebebi bence. tekmeyi de nası' yedi di mi lan; hala içim acıyo valla...

    of arda'm of... bana kalsa eskisi gibi oynuyosun hala; topla süratlenemeyişin, kısa çalım yapıyor olmana rağmen neden ısrar ettiğini anlayamadığım çalım manyaklığın, n'apıp edip her maç araya sıkıştırarak "kötüydü" dememize engel olan 1-2 gol pası... bi' gün vazgeçeceğini umduğum kötü alışkanlıkların sadece bunlar, c.ronaldo yapınca çok seviyo insan; aslında sen yapınca da fena olmuyo da, omzunda o bant varken yakışmıyo be çocuk...

    elano'nun takıma oturduğunun da tescillendiği maç oldu fakat, ön liberolarla ilgili demin bahsettiğim olaydan ve en az 2 kişi tarafından marke ediliyor oluşundan dolayı ceza sahasına doğru dürüst sokulamadı adam. takım ve elano birbirini her geçen gün daha iyi anlıyor, devre arasının araya girmesi kondisyon ve tabi transfer açısından iyi olacak ama umarım bu durumu kötü etkilemez.

    ben bu akşamdan sonra kewell'ın gitmesinden ciddi ciddi korkuyorum abi. kalırsa da gerçi bu çok sevdiğim adamı ailesinden ayırdığım için bi yandan suçlu hissediyor olucam kendimi(dolaylı yoldan takımda kalmasıyla bi ilişkim var gibi, yoksa yönetimde falan değilim.); ama bu adamı başka bi formayla görünce de yüreğim dayanır mı bilmiyorum.

    ha bi de çok kısa hakem olsun bari: evet; ilk yarıyı tammmmmmmm bi "[burada sarhoşken girilmiş belalı bi kelime vardı]" gibi gençerbirliği'ni kurtarmak için erken bitirdi ve serdar'a kart göstermemesi de mucize. ama arda ve kewell'ın gollerinin iptali sanırım doğru. özellikle kewell'ın golü için bunu söylerken neredeyse ağlayacam ama sol ayağı önde gibi. arda'nın golde de iptal kararının doğru olduğunu düşünmemin nedeni; arda'nın topu sağ köşeye göndermesinin akabinde ele çarpıp sola giden topun kaleciyi kontrpiyede bırakması...
  • 118
    futbol tanrısı (bkz: harry kewell) sayesinde kazandığımız ve kazancımızın yanı sıra, olumsuzlukları kadar bir sürü olumluğu içinde barındıran maçtır.

    1-buca maçı sonrasında başlayan 2-4-4 oynayıp golümüzü attıktan sonra 4-4-2 ye geçme hastalığımızın yerine, uzun bir müddet sonra maça 4-3-3 ile başlayıp, böyle gol bulamayınca, ikinci yarıda 2-4-4'e geçtik.

    bu 2-4-4'e geçmemiz az daha ecelimiz oluyordu. 4-3-3 ile başladığımız ilk yarıda bir sürü pozisyon yaratmamıza rağmen ne yazık ki gol bulamadık. attıklarımız da ofsayt gerekçesi ile sayılmadı. en önemlisi gençlerbirliği ilk yarı boyunca kalemizi göremedi bile. sadece uzaktan bir kaç şut denemesinde bulundu o kadar.

    ikinci yarıya 2-4-4 ile başlayınca gençlerbirliği uzun veya araya attığı toplar ile 3 tane yüzde yüzlük gol pozisyonu bulmasına rağmen hiç birini değerlendiremeyince futbol tanrısı herry kewell çıktı ortaya. elano-keita kombinasyonu ile golümüzü yazdı ve bu seferki sayıldı.

    en önemli yanı golü attıktan sonra gençlerbirliği'nin tüm baskısına rağmen, eskisi gibi hemen 4-4-2 ye geçmek yerine 2-4-4 te kalarak gençlerbirliği'nin mümkün olduğunca ileride (orta sahada) kalması sağlandı.

    teknik ekibin 4-3-3 ile başlanan maçta gol bulamadık diye ikinci yarıya 2-4-4 ile başlaması ne kadar büyük bir hata olursa olsun, golü attıktan sonra bu 2-4-4 ten vazgeçilmemesini sağlaması çok önemli bir olumluluktur. eskiden yapılan hata tekrarlanıp 4-4-2 ye dönülseydi hapı yutmuştuk. maç gene 1-1 biterdi.

    2-ankaragücü'ne bedavadan 3 puan vermiştik. bursaspor maçından zaten en fazla beraberlik beklemekteydim ama yenildik ve bana göre o maçtan kaybımız sadece 1 puandır.

    esas olan dişli takımlarla ali sami yen de oynadığımız maçlarda 3'er puanı cebe koyabilmekti. bu dişli takımlar; eskişehirspor, manisaspor, ibb ve gençlerbirliği idi. diğer üçü ile berabere kalabildik. en sağlamını ise tanrının yardımı ile bile olsa yendik. bu da bu sezonun en önemli olaylarından birisidir.

    3-tribün yine meyhane şarkıları ve kendini eğlendirmelere rağmen bu sezon ilk defa gol atıldıktan sonra ıslık ve protesto'nun önemini kavrayıp gereğini yaptı. bu olay da çok önemlidir. eğer geliştirilebilirse ikici yarıda ali sami yen rakip takımlar için tekrar cehennem haline gelebilir.

    4-gençlerbirliği futbolcuları, özellikle ikinci yarıda bizlerden 2-3 sakat çıkarmak için çok uğraştılar ve başardılar da. kewel-keita-arda-elano gibi futbolcularımızın ligin ilk yarısında sakatlanmadan ligi bitirmiş olmamız ve sadece baros'un sakatlanması da bizim açımızdan çok güzel bir olaydır.

    5-bu akşam trabzonspor fenerbahçe'yi yenecek ve bizim ligin ikinci yarısına lider olarak girmemizi sağlayacaktır. bu da ligin ikinci yarısına başlarken moral-motivasyon açısından bize inanılmaz katkı sağlayacaktır.

    tüm bunlara rağmen;
    ikinci yarı dan umutlumuyum!
    hayır.
    bu teknik ekibin bu takımı kaldıramayacak bir teknik ekip olduğunu görmekteyim. 6 aylık bir periyot ta bu kadar zayıf mantaliteleri ile hep böyle düşeş atamayacaklarını düşünüyorum. özellikle ligin ilk yarısının bitmiş olması, sadece ön sevişmenin bittiği anlamına gelir. asıl sevişme ligin ikinci yarısında başlayacak. umarım teknik ekibimiz bu aradan faydalanıp takkeyi önüne koyar, on yedinci lig maçında bile şişen futbolcularını (bkz: arda turan) rasyonel kullanmaya yönelik gelişmeleri sağlar.

    ikinci yarıda en korktuğum şey sakatlıklar nedeni ile oluşacak kadro zaafı. bir baros sakatlığının bizlere nelere mal olduğunu gördük. ikinci yarıda lig de daha sert bir futbol oynanacaktır ve inşallah bu tür kaygıları teknik ekibimiz de taşıyordur.
  • 122
    her şey bi yana, arda'nın kewell'a yaptığı ve golle sonuçlanmayan asistlerinden biri vardı ki, kaç gün oldu, hala kimse bahsetmiyor ben ona yanıyorum. hadi bizi geç; kafamız karışık arda ile ilgili, maçla ilgili de bazı sıkıntılar vardı, orta sahadaki sorundan bahsetme gerekliliği daha öncelikliydi falan. o lig tv spikeri böyle pası dünyanın hangi liginde görmüş de "arda'nın pası..." deyip geçebiliyor yahu?!

    işte o pas(25. saniyeye dikiz...):

    http://www.youtube.com/watch?v=d-_epfj_PQ8
App Store'dan indirin Google Play'den alın