• futbola merak sardigim yillarda trabzonsporun sampiyonluk furyasi almis basini gidiyordu.tum ulkede surekli heber oluyorlardi ki tabi 70 lerin sonu ve 80 lerin ilk yarisi bunlar ancak aksam haberlerinde 1-2 saat sabahta gazetelerin spor sayfalari ile sinirliydi. cocuk olmanin verdigi populer olani sevmek gucluden saf tutma egilimiyle “”ben trabzonsporluyum” demem cok kisa surdu zira ali samiyenin acilisinda izdihamdan kurtulmus, o donem deplasmanlara bile giden dayim bunu ogrenmesiyle birlikte cikagelmis ve hala o devirde nerden buldugunu bilmedigim parcali bir formayi bana apartmanin onunde giydirip kollarimdan tutup beni sarsarak “ bundan boyle ben galatasarayliyim” diyeceksin demesiyle ciktigim bu yolculukta bir 7 sene de oyle bekleyip 1987 de 14 yasimda yani dogdugum yil brian brich efsanesinden tam 14 sene sonra 7 haziranda eskisehir macinin son duduguyle icime dolan o muthis sevinci hala hatirlarim.
  • babamdır. hatırladığı ilk şampiyonluğunu 8 yaşında görmüş sonra bir dahakini 22 yaşında askere giderken. şimdi düşününce ben 8 ve 22 yaşım arasında 5 şampiyonluk gördüm, buna rağmen o dönemi nispeten başarasızdık gibi hatırlıyorum. bir dönemden sonra bizim başarı eşiğimiz çok yükseldi. 96-2000 sonrası oldu bu sanırım. bugün ortalama bir fenerbahçeli için, bir beşiktaşlı için 3-4 yılda bir şampiyonluk almak başarı sayılırken bizim 5 senenin 3'ünü kazanmamız gerekiyor tatmin olmamız için. en azından bende öyle. ha, bi 14 yıl daha şampiyon olamasak galatasaraylılığımdan bir şey eksilir mi? hayır, aksine daha da bağlanırım.
  • o seneleri bugün yaşayan genç neslin, hele 2000 yılı sonrası taraftar ekolünün, hayal edebilmesi bile mümkün olmayan döneminin içinde olduğum taraftar gurubu. oturduğumuz kiralık ev likör fabrikasının hemen arkasındaydı ve ben yataktan kalkar kalkmaz hemen önümüzdeki sokağın (ali sami yen sokak) bitimindeki giriş kapısından kapalı tribüne girmek üzere kuyruğa girdim. o saatte bile herhalde önümde en az 100-150 kişi vardı. girişler başladığında oğlumda (her iki dedesi sonra onu fenerbahçeli yaptılar sağlık olsun) evden yanıma geldi ve birlikte kapalı tribüne girdik. güneş alnımızın şakına vuruyordu, göstermemeye çalışmakla birlikte öylesine gergindim ki bedenimin her bir tarafı ağrıyordu. kocaman bayrak tepeden aşağı "14 senelik bu çile..." eşliğinde başımızın üstünden aşağıya doğru döküldü. sonrasında, sadece maç 2-1 olduğu zaman yaşadığım şoku hatırlıyorum. duyguların tavan yaptığı anlardı, tüm aile murat 124 arabamızla bütün gece bayraklarla istanbul turu atmıştık. özetle, o kadar ara vermek iyi olmuyor ama dünyanın sonu da olmuyor. sevgi, saygı ve inanmakla ve sportmenlik kurallarına sonuna kadar uyarak zorlukları aşıyorsun.
  • biri de babam. can sıkan bir sürü maçı beraber izledik. hiçbir zaman maç sırasında sinirlendiğini görmedim. (en azından bizim takıma) ben maç sırasında çok konuşurum. arada bizim takıma da kızarım. hiç laf ettirmez. formayı taşıyan adam, ihanet etmediği sürece saygıyı hak eder der.

    mahalledeki sayılı galatasaraylı'dan biriymiş zamanında. etrafımdaki on kişiden hiç olmazsa üçü galatasaraylı çıkıyor şimdi. iyi günde kötü günde destek olmak lazım. dile kolay, on dört sene; fenerlisinin, tinercisinin, trabzonsporlusunun çenesini çek. evliya sabrı varmış gerçekten. ben dayanabilir miydim bilmem ama son ana kadar desteğe devam.
  • 90'lı yıllardaki başarıların ve milenyumdaki kupaların gerçek sahipleridir. biz de aradan sebeplendik o başarılardan. başarılardan sonra galatasaray taraftarının kimyası bozuldu. galatasaray'ı ve galatasaraylılığı çok kolay buldukları için, kaybetmeleri de zor olmadı. umarım bu süreç biraz silkeler taraftarı ve kendine getirir. şimdi ise benim ne başarıda ne de kupalarda gözüm var. önemli olan değer sahibi olabilmek, önemli olan galatasaraylılığı edebiyle muhafaza etmektir. galatasaray, kültürüyle, galatasaray, kişiliğiyle var olduğu sürece zaten başarılar ve kupalar kendiliğinden gelecektir. şimdi galatasaraylılar oturup düşünsünler acaba biz nerelerde yanlış yaptık diye. sanırım bundan daha iyi bir fırsat olamaz.

    şunu da ekleyelim; o günleri yaşamadığım için haliyle çok iyi bilmiyorum. zaman olarak 14 yıl çok uzun süreç, içinde bulunduğumuz 3-4 senelik süreç ise, zaman olarak kısa fakat yıpratıcılık ve yıkıcılık olarak oldukça etkili süreç. ben o yıllarda galatasaray'ın -başarıları dahi olmasa da- bu kadar değerlerinden uzaklaştığına inanmıyorum.
  • babam. onun içindir ki ali sami yen'e veda maçında kapalı tribününe veda ederken servet çetin'i golden sonra ıslıklayan yeni yetmelerin üzerine yürümüştür. zor tuttum koskoca adamı. argümanı belliydi. galatasaray taraftarı maç oynanırken gol atmış futbolcusunu hiçbir koşulda ıslıklamaz. seviyorum ulan babamı da galatasarayı da.
  • yaşım dolayısıyla göremedim o yılları. ama aralarında olmayı çok isterdim. hani sevdiğin kız sana yüz vermedikçe daha da aşkla dolar ya için, daha çok bağlanırsın hani, aynen öyle bir şey. seviyorsun, destekliyorsun, boğazın patlıyor ama takım şampiyon olamıyor, olamasın sorun değil, daha çok bağlanıyorsun bu sefer. keşke o yıllarda yaşayıp o dönemde desteğimi verebilseydim. hele ki o 14 senenin ardından gelen mutluluk... paha biçilemez. sarhoş eder insanı.

    başta babam olmak üzere hepsini saygıyla selamladığım taraftarlardır. 2 maç kaybedince takıma bakışı değişen bizim nesle verecekleri çok büyük öğütler var eminim.
  • “14 senelik bu çile
    bitsin artık bu sene
    sen şampiyon olacaksın
    seni sevmeyen ölsün”
    diye ağıtlar yaktığımız dönemi benimle birlikte yaşamışlar bilir. o dönemde fener tribünlerinde bizim 14 sene ve beşiktaşın 15 sene şampiyon olamamamıza istinaden 14’ü sarı zemin üstüne kırmızı, 15’i siyah zemin üstüne beyaz olarak “bekleyemeyiz biz 14-15 sene” diye pankart açarlardı.
  • yasim itibariyle bu gurubun icinde bulunmaktayim.

    1 nisan 1971 dogumlu oldugum goz onune alinacak olunursa ilk gordugum sampiyonluk 1986/1987 sezonunda kazandigimiz sampiyonluktur. diger bir deyisle, ilk sampiyonlugu 16 yasini bitirmis 17 yasindan gun alirken yasamistim. travmanin kralini 1985/1986 sezonunda namaglup ikinci oldugumuzda, hayal kirikliginin kralini da 1984/1985 sezonunda sampiyonluk parolasiyla baslayip ligi besinci bitirdigimizde yasamistim.

    "vefa"nin ne demek oldugunu, neler cekip yasadigimizi bir biz biliriz, bir de bizim abilerimiz bilir. ülke aynı, insanlar aynı, kimse kimseye masal anlatmasın diye bir olay yok! oh ne guzel lan, biz o yasta gormedigimiz 6 tane sampiyonluk var diye ovunelim, kimileri de 24 senede alinan +11 sampiyonlugumuz ve 2 avrupa kupamiz oldugu halde vefadan falan filandan bahsetsin! he canim he, olur....

    yasimiz var diye kimseden daha cok galatasarayliyiz demiyoruz, kimsenin de bize sizden fazla galatasarayliyim diyemeyecegi gibi! ama adama da sorarlar, sen hic sabahladin mi? cenk gordun mu? az olmak ne demek yasadin mi? kendi paranla kumas alip terziye bayrak diktirdin mi? annene atki ordurdun mu? vefa mi? yas 40 diyorum, arabayi satip uefa kupasi finaline gittik diyorum, govdede cesitli izleri hatira olarak tasiyoruz, kolumuzda dovme, oglumuzun adi aslan diyorum! buyuyun ve "14 sene şampiyonluk görememiş galatasaray taraftarı"nin simdiki yasina gelin sonra konusalim!
  • bu konuyla ilgili o kadar çok yazdım ki, bu başlık da beni tahrik ediyor açıkçası. benim lan o. mahalle takımı gibi zizonkovac gibi 1973'den önce şampiyonlukları yaşamadığım için bu tanıma uyuyorum. hani aklımin yettiği zamandan itibaren diye bir giriş yaparsam, evet 14 sene şampiyonluk görmedim.

    berbat zamanlardı yahu. etrafımdaki herkes şampiyonluk görüyordu, beşiktaşlılar, fenerliler hatta trabzonsporlular bile. koca bir ilkokul, ortaokul, lise hayatı boyunca şampiyonluk göremedim yahu. sözlükte halen lisede olanlar var biliyorum, ne kadar kötü bir şey olduğunu en iyi onlar anlar.

    1987'de 20 yaşındaydım şampiyon olduğumuzda. eskişehir maçının bitiminde herkes taksime yürürken otobüse binip semte dönmüştüm. mahalle bakkalının mermer taşına oturmuş kolamı içmiştim sakince.

    çok önemli bir görevi yerine getirmiş gibi. frikikten golü prekazi değil de ben atmışım gibi, topukla golü atan muhammed değil de ben mişim gibi.

    o günleri yaşamamışlar için bir şey söyleyeyim. bunda büyütülecek bir şey yok. tamamen o gün orada olmakla ilgili. 14 yıl şampiyonluk görememiş taraftarın sizden bir farkı yok. biriktirilecek acılarla veya keyiflerle ilgisi var.
    ne 14 sene beklemek benim suçumdu ne de sonrasında yaşanan keyifler benim sayemde. aksini söyleyenlere kulaklarınızı tıkayın. galatasaray'ı yalnız bırakmayın, galatasaray'ın bundan haberi olmasa bile.
  • bir bakımdan çok güzel günlerdi.

    zira başarı için değil, gerçekten renklere, formaya, armaya aşık olduğumuz için destekliyorduk. sonucunda da tüm avrupayı titreten bir ali sami yen cehennemi çıktı o enerji birikiminden.

    şimdiki genç arkadaşların çok bilmedikleri, alışık olmadıkları bir duygu bu. 14 sene şampiyonluk görememiş bir galatasaray taraftarı olarak özlediğim şey bu o senelere dair.
  • hala puan durumu, sıralamadan bahseden kişi konuyu daha baştan anlamamış olan kişidir, sorun sırlama, puan durumu değil sorun duruştur, galatasaraylılıktır, aşağıda şampiyon olamayan kadroları göreceksiniz ama o kadroların içinde bir parti yalakası olup galatasaray değerlerini çiğneyen bir yönetici ya da başkan, kendi reklamını yapan bir taraftar grubu, gruplaşma yaratan, sorun çıkaran, teknik direktör gönderen, yabancı düşmanı olan futbolcu bulmakta zorlanacaksınız işte bu fark 14 sene şampiyonluk görememiş galatasaray taraftarı ile senin arandaki farkın aynısıdır.

    http://www.galatasaray.org/...ol/pages/1973_74.php
    http://www.galatasaray.org/...ol/pages/1974_75.php
    http://www.galatasaray.org/...ol/pages/1975_76.php
    http://www.galatasaray.org/...ol/pages/1976_77.php
    http://www.galatasaray.org/...ol/pages/1977_78.php
    http://www.galatasaray.org/...ol/pages/1978_79.php
    http://www.galatasaray.org/...ol/pages/1979_80.php
    http://www.galatasaray.org/...ol/pages/1980_81.php
    http://www.galatasaray.org/...ol/pages/1981_82.php
    http://www.galatasaray.org/...ol/pages/1982_83.php
    http://www.galatasaray.org/...ol/pages/1983_84.php
    http://www.galatasaray.org/...ol/pages/1984_85.php
    http://www.galatasaray.org/...ol/pages/1985_86.php
  • öykünülmemesi gerekir.
    bizim sınıfta ilkokulda galatasaray taraftarı çok azdı onu hatırlıyorum.
    derwall'e küfürler edildiğini hatırlıyorum, cüneyt'e ve erhan'a.
    tabi en çok hatırladığım şeyler şunlar;
    a. inönü'de averajla 2. olduğumuzda saatlerce ağladığımı, beşiktaş'a yürürken apaçilerin saldırmasını, şapkamı kaptırmamam, beşiktaş'lı bir iki abinin beni kurtarmasını,
    b. şampiyonluk maçına sabah 08.00'de gittiğimi, saatlerce tek ayak üstünde beklediğimi,
    c. goller sonrası sevinçten ağladığımızı,
    d. en çok hatırladığım şey ise o gece istanbul'un haliydi. uefa kupası gecesi var ya hani solda sıfır kalır. istanbul istanbul olalı o geceki kadar mutlu olmamıştır. rumeli hisarı'na takım otobüsünün gelmesi muhammed'e sarılmam ve ağlamam. hepsinden allah razı olsun.
  • 80-83 yıllarında kabataş erkek lisesi'nde okuyan bir galatasaraylı olarak yaşadığım üzücü durum. beşiktaşlıların kalesi
    olan bir lisede , hele de onların 16 yıl sonra yaşadıkları 1982 yılı şampiyonluklarını görünce daha da zoruma gitmişti.

    kazan birahanesinde bedava " siyah zeytin-beyaz peynir " dağıtmışlardı , biz de nemalanmıştık :)

    tek tesellim tarik hocic in ilk maçında, 1982 kupa finalinde fenere iki tane koymasını seyretmekti inönü stadında.

    https://www.youtube.com/...Qf-f_E-n0Y&t=26s