• uefa kupasının kazanılması galatasaray taraftarına hiç iyi gelmedi. çünkü o zamandan beri hep o yıllardaki galatasaray'ı bekledik durduk. şimdi soğudu tabii, terim gittikten sonraki senelerde lucescu'nun bahtsızlığı da bu olmuştu. o zamandan beridir de tipik yiyici büyük takım taraftarı gibi hiçbir şeyi beğenmez olduk. daha da kötüsü teknoloji ilerleyip dünya futbolu herbir kişinin evine girince gerçeklerden de koptuk. belli isimlerden aşağısı tatmin etmez oldu.

    bakın bu belhanda olayı, feghouli olayı değil. 2011 yılını unutmuyorum. muslera alındığında kovaydı, felipe melo alındığında balondu, ujfalusi alındığında kasaptı, her gelene kulp takıp durdu bu taraftar. ismi olanlar hariç. aşağısı kesmedi çünkü. hadi o gelenler de bir şekilde araftaydı ama sneijder ve drogba birtakım galatasaray taraftarı için resmen put oldu. çünkü isimleri vardı bu adamların.

    hadi drogba da sneijder da bir sezon iyi iş çıkardılar, hatta drogba gelmese 2013 şampiyonluğu büyük ihtimalle kaçardı. gelgelelim sneijder son senelerinde bildiğiniz yattığı yerden tokatladı galatasaray'ın paralarını. bir allah kulu da çıkıp "birader yeter artık" diyemedi. (bu arada bu tokatlamaya açıkçası kızmıyorum. sneijder futbolu çoktan bırakmıştı da o zamanki galatasaray yönetimlerinin durumu da malum.)

    sonra dünya tarihinin en basiretsiz, yalancı ve hilebaz yönetimi olan daö yönetimi dahiyane(!) bir fikir buldu. gitti yeni alınan belhanda'ya, daha sneijder gitmeden, 10 numaralı formayı verdi. aslında bu birtakım taraftarla belhanda'nın arası o gün bir daha kapanmamak üzere açılmıştı. gerisi teferruat. o günden beridir de bu adam ağzıyla kuş tutsa o birtakım taraftarca beğenilmedi.

    burada belirleyici etken "galatasaray seviyesinde değil" cümlesi. bu seviyenin tanımını biri yapsa keşke. mesela belhanda yıllardır avrupa'da yokları oynayan, ekonomik durumu içler acısı olan bir galatasaray seviyesinde değil mi? acaba sizin idealize ettiğiniz galatasaray seviyesinde bir problem olabilir mi?

    yani o 2000 kadrosu da öyle ha diye oluşmadı, unutan varsa. ben çocuktum, ümit davala'ya, ar.f erdem'e, ergün penbe'ye söver dururdum o halimle, hiç sevmezdim o adamları. sürüyle hata yaparlardı maç içinde. ama bu adamların hepsinin yaptığı hataları diğer takım arkadaşları kapatırdı. bu adamların hiçbiri şu anki kadroda bulunan oyunculardan daha hatasız oynamadılar. hatta yetenek olarak şu anki kadrodan çok da farklı değildiler. onların hagi'si vardı, bunların yok. o kadro 4 senede düşe kalka ama her zaman bir kişiye bağlı kalmadan takım halinde büyüdü.

    galatasaray seviyesi dediğiniz o şey istikrarla ve kenetlenmeyle geldi. o gün de bugün gibi, benim çocuk aklımla yaptığım sövgüler o topçulara sürekli yapılsaydı ne 4 sene üst üste şampiyonluk olurdu ne uefa kupası. kötü oynardı, tugay kerimoğlu'nu küfrede küfrede yolladı bu taraftar. sonra arkasından ağladı herkes. ben söyleyeyim, tugay leş gibi oynuyordu galatasaray'da. o zamanki eleştiri neydi biliyor musunuz? "bu adamın ne işi var gaassaray'da!?!?!?"

    tugay da o zamanın jargonuyla "galatasaray seviyesinde değildi."

    elhasıl belhanda yahut zelhanda değil önemli olan. idealler yanlış. galatasaray seviyesi dediğiniz seviye avrupa'ya katıldığı onca sezon sonra dördüncü torbadan kendine yer bulabilip men edilme korkusuyla her gün endişelenen bir seviye. milan bir zamanlar gattuso - pirlo - seedorf - kaka - inzaghi - şevçenko kadrosuyla avrupa'da fırtına estiriyordu. şimdi kafadan say desek milan'ın kadrosunu kimse sayamaz.

    çünkü futbol değişti ve eski çamlar bardak oldu. galatasaray avrupa fatihi değil, avrupa fatihiydi. belki yine olur. ama öyle drogba ve sneijder'dan daha aşağı topçuları "gaassaray seviyesinde değil" diye sürekli itin tenasül uzvuna sokarak değil. belhanda da şu galatasaray'da tek bacağıyla dahi oynar. top kaptırıyormuş da bilmem neymiş de, bunlar tezvirat. o pas hatası yapıyorsa diğerleri kapatacak. diğerleri pas hatası yaptığında o kapatacak. böyle böyle takım olunacak.

    sağ bekte uğur, sol bekte ferhat'la da öyle şampiyon oluyorsun. sağ bekte capone, sol bekte ergün'le de öyle uefa kupası kazanıyorsun. arsenal'ın sol kanadında sylvinho ile overmars vardı. onlar galatasaray seviyesinde miydi acaba?
  • 7 şubat 2018'de sözlüğe üye olmuşum.

    o günden beri hakkında yazdıklarım sözlüğün database'inde duruyor.
    diyorum ki ısrarla.. sen iki ön liberonun önüne atarsan adamı ve de dersen ki "oyun kur, oyun kur, oyun kur" bunu yaparkende kanatların durağan olursa, half-space kullanmazsa belhanda'dan verim alamazsın...

    bu adam modric değil, rakatic değil, toni kross değil.
    öyle olsa bırak 10'u, 50'ye alamazsın. belhanda üzerinden takımın doğru oynamadığını anlattım "küfür yedim". mesaj kutumda duruyor hala yazılanlar. donk sevdası fernando'yu da öldürüyor dedim. bıkmadan usanmadan dedim.

    maçtan önce yazdığım... (bkz: #2492194)

    ve bugün haklı çıktım.
    göğsümü gere gere yazıyorum bu entry.. haklıyım... fernando/emre/belhanda orta üçlüsü ile 27 ağustos 2018 galatasaray alanyaspor maçının ikinci yarısında kendini gösterdi. ilk yarıda gol dışındaki tek pozisyonunu yaratan yine bu adam. dikine oynadığı için basit pas hatası diye değerlendirilen şeyler var. dikine oynayan her adamın yapacağı şeyler bunlar. şimdi emre geldi yarın ndiaye gelecek o hatalar dahada azalacak çünkü, oyunun hücumdaki tüm yükü bu adamda olmayacak. hep dediğim gibi. benim gibi düşünen herkesin söylediği gibi. belhanda işleyen bir sistemi daha efektif yapar. ama işlemeyen bir sistemde özel şeyler beklemek, belhanda'yı tanımamak, hiç izlememek demektir. he hala deplasmanda 0 gol 1 asist!! birde feghouli’nin iyi oynamamasının sebebiydi değil mi?? yunus’tan formayı alamayan feghouli...

    8 numara dedik.. bugünkü kadroda 8,5 oynamak zorunda kalıyor dedik. 8,5 numarayı götümüzden uydurduğumuzu iddia edenler bile oldu... şimde iki işi birden yapması istenmiyor. kafası rahat yanına birde ndiaye gelecek. güzeldir böyle olunca belhanda'yı izlemesi. takımı onun üzerine kurduk gibi. bu büyük bir iddia biliyorum ama bence bu bir gerçek.

    hep bunu anlatmak istedim.
    her zaman doğru olduğuna inandığım şeyi anlatmaya çalışıyorum. onun yerine emre'yi yazanlar var.
    peşinen söyleyeyim. hemen olmazsa bile önünde sonunda şu 11 göreceğiz.

    http://gss.gs/UVB.jpg

    bundan emin olabilirsiniz. önünde sonunda yaşanacak bu...

    özetle neymiş ; takim surekli hareket edince, sürekli half-space'leri kullanan adamlar olunca,orta sahadaki partnerleri hareketli adamlardan olunca belhanda'ya da hareket alanı doğduğu gibi yeteneklerini gösterebildiği anlar ortaya çıkıyormuş.

    "böyle oyna canımızı" ye argümanıda basit futbol gerçeklerini göremeyen kör gözlerin en büyük kurtarıcısıdır.

    (bkz: #2485642)
    burada da geçen haftaki 19 ağustos 2018 galatasaray göztepe maçında sonra yazdığım.
    geriye gitmesini eleştirdim. ne olursa olsun daha iyi olması gerektiğini düşünüyordum eleştirdim. bunu yaparken yine ve yeniden takımın durumun eleştirdim. yine olsun yine eleştiririm...

    sonuç, saha içinde gördüğüm şey konusunda haklı olduğumu bilerek bir maçı seyretmek çok ama çok müthişti.
    umarım fatih hoca, bir takım ısrarlardan çabuk döner ve belhanda'sız bir orta saha dizayn etmez. umarım...

    dip not : maç bittikten sonra yazdım sıcağı sıcağına. hatam varsa affola.

    trabzonspor maçı editi : mental olarak sıçtığını kabul etmekle birlikte, teknik olarak söylediklerimin arkasındayım.
  • 8 şubat 2018 galatasaray konyaspor maçı'nda taraftarın yanlış yaptığını bir kere daha göstermiştir. göstermiştir de taraftar görmüş müdür? daha 3 gün önce gönderelim, gitsin, 5 para etmez dedikleri ve oysa bu sene takımın en yaratıcı oyuncusu olan adam çıkıp tokat gibi futbol oynamıştır.

    şunu unutmamak lazım galatasaray'a messi seviyesinde adam asla gelmeyecek. cr7'miz asla olmayacak. hagi bile her maç mükemmel oynamıyordu. futbolcu bu. yükselecek, düşecek. takımın genel oyunundan etkilenecek. ve sen onu yok etmeye değil, kazanmaya, performansını arttırmaya çalışacaksın.

    sezon başından beri feghouli'yi kaç defa gönderdik. allah sakatlık belasını bir kere daha başımıza sarmazsa ligin son periyodunda bana göre takımı taşıyan adamlardan biri olur.

    linnes'i gönderdik. konyaspor maçı'nda ne kadar iyi bir bek olduğunu gösterdi. oysa biz senelerdir adama mevkisinde hiç şans vermedik. devamlı oynarsa futbolu kimbilir nerelere gelirdi. evet farkındayım asla bir lahm olmayacak ama audi a8'iniz yok diye altınızdaki opel corsa'yı kapının önünde çürütüp kaynaklarınızı israf etmiyorsunuz değil mi?

    şimdi hedefte muslera var, gomis var. yarın maicon olur, tolga olur.

    bruma hakkında neler söylendi. adamı yok etmek için ne gerekiyorsa yaptık. ne zaman takımı taşıdı bruma, tonla "ben tükürdüğümü yalamaya razıyım adamcıkları" türedi. bu galatasaray'ın iyiliğini düşünmek değildir. bu iyi gün dostluğudur. futbolcu verdiği müddetçe çıkar sağlamaya çalışmaktır. belki de bu ülke bundan futbolcu üretemiyor. düzenin istediği kadar çarpık olsun, böyle bir nüfusun daha fazla üretmesi lazım. cefa çekmeyi bileceksin ki sefasını da süresin. biz taraftar olarak hep inekten sağar gibi süt sağmak istiyoruz. otu verelim sütü alalım diyoruz. oysa bunun baytarı var, aşısı var, hastalığı var... var oğlu var.

    göztepe selçuk şahin'le mucizeler yaratıyor. futbol bu yüzden güzel. sen elindeki kadro ile oyuncularının artı yönlerini ortaya çıkaracak ve eksik yönlerini gizleyecek futbolu yaratmak zorundasın. bunu yaratan kadro kalitesi kötü de olsa başarılı oluyor.

    senelerdir çok iyi performans veren atiba, belözoğlu, quaresma, babel, bu senenin yıldızlarından jahovic falan... bu adamları kullanmayı bilmeyen bir teknik direktörün eline ver ve performanslarını izle.

    galatasaray taraftarı artık kalender olmayı öğrenmeli. futbolun içinde kazanmak kadar kötü oynamak, kaybetmek de var diyebilmeli ve bunu sindirebilmeli. senelerdir futbola odaklandık. hem de sadece en yüzeysel şekilde. oysa kulüp içerisinde büyük çarpıklıklar yaşanıyor. korumadık galatasaray'ı. enerjimizi bunun için harcamadık. varsa yoksa en yakın çıkarın peşinden gittik. bana göre bunun oyunu 2 çuval erzak karşılığı satmaktan çok da farkı yok. kötü oynayan bir futbolcu hakkında 10 konuşuyorsa riva soygunu 1 bile konuşulmadı. 50 metre kare imar düşürdüler en yüksek teklifi veren firmayı kaçırmak için. üstelik de imarın 400.000 metre kare arttıralacağı sözü cumhurbaşkanı tarafından verilmişken. sonuç? payımız %38'den 25'e düştü. oysa bir hafta tt olsa, tepki görse, taraftar kenetlense kimse ensemize vurup lokamımızı alamayacak. federasyon bizden korkmadı, kulüpteki soyguncular bizden korkmadı, yozlaşmış siyaseti 30 milyon oy potansiyelimizle korkutamadık.

    futbolcuları azıcık rahat bırkamak gerek. futbolcunun umursamazlığından şikayet etmeden önce kendi umursamazlığımızı eleştirelim. hani arabada paraları sağa sola sallayan yiğit gökoğlan ve engin baytar'ın mesleklerine yaptıkları saygısızlık var ya... biz de aynı saygısızlığı taraftarlığımıza yapıyoruz. taraftarlık sorumluluk getirir. bir imza attılar, alacakları parayı garantilediler diye engin ve yiğit o video ile ne mesaj veriyorsa biz de aynını yapıyoruz. hiç bir sorumluluğumuzu yerine getirmeyelim, ama paraları sallar gibi kupalarla, muhteşem futbolla sağa sola hava atalım.

    ben size spoiler vereyim. belhanda bundan sonra da kötü maçlar çıkaracak. çünkü işin doğası bu.
    mustafa kemal'in bir lafı var. " tarih tekerrürden ibarettir" diye. bu aynı hataları tekrar yapın çok normaldir manasına gelmiyor. ancak biz yanlış anlamış olmalıyız ki sürekli, bıkmadan, usanmadan aynı yanlışı tekrar ediyoruz. oysa yapılan uyarı, verilen öğüt hatalarınızdan ders alın manasına geliyor. bu defa ders alın. evet zihnimizde aydınlanma yaratacak çok büyük bir olay yaşamadık ama küçük tecrübeler de insanı eğitebilir. bu dersi almaya mecburuz. çünkü bir laf daha var, "her seferinde aynı şeyi yapıp farklı sonuç beklemek sadece salakların işidir." diye. tabi ki kimsenin zeka problemi çekmediğinin farkındayım. oradaki "salak" ifadesi gerçek manada salaklığı değil ezoterik olarak bir çarpıklığı tasvir etmeye çalışıyor. o nedenle ben de kimseyi rencide etmeyeceği için söylemekten çekinmiyorum, salak olmayalım.
  • tali$ka eglenilecek kiz iken, kendisi evlenilecek kizdir. belhanda mutfaga girer, börekler, çörekler açar. tali$ka, a$kim çok yorgunum, di$arda yiyelim mi, der. annen, belhanda'dan bahsederken kizim der, tali$ka'ya ise gelin. belhanda makyajsiz da güzeldir, taliscayi ise makyajsiz görsen dönüp bakmazsin bile.

    kisacasi, tali$ka ile havan olur ama belhanda ile huzuru yakalarsin.
  • kendisi satıldığında ne olacağını çok merak ediyorum.

    ligin başlamasına ne kadar kaldı? 12 gün mü?

    bir bakalım, eğer belhanda'yı satarsak neler olur?
    bir kere takımın 8 numaraya ihtiyacı olduğunu söyledik. belhanda'yı 10 numara oynatacaksanız. ya da 10 numara alırsanız belhanda'yı 8 numaraya atabilirsiniz. yani belhanda'nın gidişi demek iki orta saha oyuncusu almak demek. ne kadar zamanda 10 günde....

    hmmm.. donk'a verilen para konuşulurken "onun değerinde bir oyuncuyu..." diye devam eden yazılar yazıldı duruldu. şimdi belhanda'yı 10'a satmanız neye yarayacak? gelecek sezon bedava alabileceğiniz bir oyuncuya 5 milyon euro verecekseniz...

    emre akbaba'yı aldınız 10 numara derdiniz bitti.
    peki 8 numara??? kimi alabilirsiniz??? muhtemelen 31 ağustos'a kadar devam edecek transfer sezonunda 10 ağustos'ta transfer sezonu bitecek epl takımlarının kullanmadıkları oyunculara çökecek tüm takımlar.

    hangisini ne kadara alabilirsin?
    yani kiralayacaksın. bu sezon bitecek gelecek sezon için bir daha arayışa gireceksin. ben şimdiden yazayım gelecek sezon sözleşmesi bitecek oyuncuları. rabiaot, herrera, dembele, ramsey, fabregas, miranchuk, vidal, khedira..

    bunları mı alacaksın? alabileceksin?
    ya da 33 yaşındaki bastian schweinsteiger'ı alırsın. iki sezon oynatırsın artık.
    ama bu sezon alabileceğin bir 8 numara var mı? yok....

    belhanda'yı satalım ama. satmak lazım. neden? piç herif sneijder'in 10 numarasını giydi.
    adamın olmadığı maçlarda kaleye gidemiyorsun ama hastag açıp, satılsın diye kampanya yapıyorsun. bizim ülkede futbol konusunda gerçekten bilgi fakiri adamlar var ve bu adamlar isime göre oyuncu transferi yapılmasından yana her zaman. futbol oyununun sistemlere, formasyona, taktiğe ve tüm bunların birleşimi uygulanırken, üst düzey bir disipline ihtiyaç olduğunun farkında değil.

    belhanda bu takıma 8 numara olarak katıldı.
    10 numaralı formayı mobbing uygulamak için sneijder'den alıp, belhanda'ya veren yönetim değil suçlu.. dursun özbek'in her kararını eleştiren adamlar belhanda'ya gelince dursun özbek'i aklıyor.

    8 numara için genç bir oyuncu almadık.
    8 numara için tecrübeli bir oyuncu almadık.
    8 numara için kimseyi almadık.

    buna rağmen belhanda gitsin demek şaşırtıcı. özellikle piyasada meyer ve prcic dışında adam gibi bonservisi elinde merkez orta saha oyuncuları kalmamışken. e bonservis verip alamıyorsun kimseyi!! o zaman ne bu artistik.

    galatasaray taraftarı, gomis satılacağına, feghouli satılsın, belhanda satılsın istiyor ama derdin para olmadığının farkında da değiller. görüyorum ki hiç bir şeyin farkında değiller.

    gomis, fatih terim'in oynatmak istediği oyuna uygun bir oyuncu değil.
    geçen sezon bolca bahsettim. mesaj kutumda küfürlü mesajlar hala duruyor. hatta twitter'da bile başka bir yazarın altına adımın geçtiği bir olayda "bu arkadaş gomis'in gitmesi gerektiğini söylüyordu..." diye yazanlar vardı.

    gomis'in durumu maaş filan hikaye.
    o kısım güzel kullanılıyor şu anda. asıl olay bizim oyun felsefemizin, hakan şükür vari bir sırtı dönük forvetten hareketli bir ileri üçlüye geçiş yapmasında. buna göre bir oyuncu aranıyor ve imza için çaba sarf ediliyor.

    yani para değil derdimiz.
    gomis'ten gelecek güzel bir para (10 milyon gibi) emre akbaba'yı alıp merkez üçlüsünü fernando-belhanda-emre olarak sabitleyip fazlasıyla elimizde olan kanat rotasyonu ile hareketli bir üçlü yaratmak. bolca defans arkasına koşu, bolca ara pası, kilit pas ve asistin asisti (invisible assist)...

    bunu yapan orta saha oyuncularına ihtiyacınız var.
    dünyanın en çok invisible assist yapan oyuncuları bir dönem barcelona'daydı ve herkes hayrandı. iniesta, xavi... kanat oyuncuları kaçırır, onlarda merkezdeki hareketli forvete pas atarak "klasik bir barcelona golü" klişesini ortaya çıkarmıştı.

    kevin de bruyne şu anda man.city'de xavi, inesta'nın yaptığı rolü üstleniyor silva ile birlikte.
    çünkü, asistten önceki pas asist için uygun oyuncu bulmak, asisti yapmaktan daha önemli günümüz futbolunda. belhanda bununla övünüldüğü için, övenlere "gerizekalı" diyenler var. anlamadığı şeyleri insanlar hakaret ederek karşı çıkarlar.

    belhanda, şu anda elindeki en iyi 8 numara.
    diğeri selçuk inan zaten. emre akbaba'yı alıp fernando ile birikte 6-8-10 numara olarak orta sahayı üçlemek ve rodrigues, feghouli, muğdat, sinan, onyekuru, yunus gibi 6 oyuncu ile kanat rotasyonunu sağlayıp bir hareketli forvet transferi yaparak, şampiyonlar liginde gruptan çıkmayı değil uefa kupasına katılmayı düşünerek hareket etmek gerek.

    bu hedef küçültmek değildir.
    şampiyon olup, şampiyonlar ligine gitmek şu anda yapılacak en akıllıca iştir.
    çünkü yılda 40 milyonluk oyuncu satışı yapamıyorsan o geliri kapatmanın yolu şampiyonlar liginde geçer. şu anda derdimiz şampiyonlar ligi şampiyonluğu değil. doğru oyuncular alıp, onlardan maksimum verim almak ve ffp'yi kazasız belasız atlatmak.

    daha iyi bir seçenek ortaya çıkmadan önce elimizdeki en iyi 8 numara seçeneği olan belhanda'yı satmaya çalışmak yerine maicon ve gomis'i satmaya çalışmak daha doğru bir hareket olur.
  • yaz kızım,

    sanığın faslı olması nedeniyle 5 yıl, wesley sneijder'in yerine gelmesinden 25 yıl, on numaralı formayı giymesinden 33 yıl ve suratındaki hafiften gamsız epeyce de gevşek ifadeden dolayı da 12 yıl olmak üzere toplam 75 yıl hapsine karar verilmiştir...

    belhanda'yı 12 şubat 2018 galatasaray antalyaspor maçında yediği kırmızı kart nedeniyle yerden yere vuran zihniyet, felipe melo'yu da beşiktaş maçında malum oğuzhan'lı yalandan tükürüklü pozisyonda yediği kırmızıdan dolayı yerden yere vurmalıydı. nitekim orada da futbolcumuz ''hiç yoktan'' kırmızı yemişti! yerden yere vurulmadı. veya onu geçtim, fatih hoca yahu, sen kalk milletin gözü önünde kenarda topu yere vur. olacak iş değil ki nitekim koca galatasaray'ı da 10 hafta hocasız bıraktı. bak sen haine!

    insan denen canlıda ara sıra utanma diye bir şey oluyor. melo'ya uydurma tükürükten kırmızı kart verdiklerinde sesim kısılana kadar isyan ettim bağırdım. yine melo'ya dünyada görülmemiş şekilde retweet'ten ceza verdiklerinde de sonuna kadar takımın ve oyuncunun hakkını savundum. vallahi de billahi de aklıma hiç ''yav melo sen de ne diye rakiple diyaloğa giriyorsun, yav melo sen de ne diye el alemle ilgili retweet paylaşıyorsun'' gibi şeyler gelmedi. niye gelsin yahu galatasaraylıyım, oyuncum haksız yere atılmış ceza yemiş. ortada haksızlık var anasını satayım, niye oyuncuma saldırayım?

    ama işte utanması olmayan insan ne yapıyor biliyor musunuz? bakın anlatıyorum.

    önce geliyor sene başından bu yana düşman belledikleri belhanda takımını oynadığı her maç neredeyse tek başına sırtlayınca ''ne oynadı sanki ya siz de abartmayın'' deyip vakit kazanıyor. sonra bakıyor bu belhanda ele avuca sığacak gibi değil. ne yapsın adam, elleri başında, çaresiz... hemen ''ya işte gördünüz mü yedek kalınca biraz akıllanmış'' diyerek tek şeritli yol yapıyor. o yol zamanla arabalara dar geldiğinden herhal, yumuşatılmış bir manevrayla ''iyi oynadığında övmesini de biliriz ha'' ya dönüyor iş. bunu yaparken de racon kesiyor ha, bak diyor sen zamanında bana o kadar laf yaptın al bak ben nasıl övdüm şimdi diye.

    neyse efendim, ben de diyordum son zamanlarda sözlük neden temiz diye. neden olsun, resmen pusuya yatmışlar ya. hayatımda böyle şey ne gördüm ne işittim. maç biteli on dakika falan oldu bir gireyim dedim sözlüğe. belhanda başlığında 30 mu 40 mı 50 mi paso yazılıyor. yahu durun adamın teri kurusun, adam bir soyunma odasına gitsin hiç değilse. bu ne kin bu ne öfke.

    tamam, ilk sarı kart doğru. ama ikinci sarı kartı haklı bulan varsa bence sözlüğün kapısından çıkıp gitsin. adam arkası dönük, yürüyüp giderken kırmızı kart gördü anasını satayım. yazılan yorumları da okuyan engin baytar gibi hakemi askıya aldı sanacak. bakın tekrar ediyorum, adam arkası dönük, yürüyüp giderken şak diye kırmızı kart gördü. fenerbahçe beşiktaş taraftarı olsa şu an sosyal medyanın bir numaralı gündemi barış şimşek olmuş, oyuncuya da tesislere gidip destek verilmişti. dönüp bakıyorsun bizim tarafa, belhanda kırmızıy kartı görünce yüzlerinden gülücükler saçmadılarsa, ''aha bu sneijder'in yerine gelen şerefsize sayıp sövme şansı doğdu çok güzel oldu'' demediyse, elinde ne varsa önünde ne varsa derhal bırakıp sözlüğe nefret saçmak için koşmadıysa ben de bir şey bilmiyorum.

    lafa geldi mi galatasaray taraftarı türkiye'nin en iyisi. pardon? soruyorum türkiye'de kendi futbolcusunu, formda olan futbolcusunu bu kadar değersizleştirebilen bir taraftar grubu daha var mı? yok. allah'ın ozan tufan'ına bile sahip çıktı adamlar. ki o sahip çıkmayla beraber ozan da büyük form yakalamıştı aykut kesene kadar. talisca ya... çoğu maçta yürüyecek dermanı olmamasına rağmen, yine çoğu maçta takımına zarar vermekten başka hiçbir şey yapmamasına rağmen beşiktaş taraftarı onu bağrına bastı, bugün gelinen noktada oyuncu yine formda.

    taraftar değil bugün ne giysem'in jüri üyesi sanki. bunun tekniği zayıf gitsin, şunun suratında gamsızlık var gitsin, o cezayirli gitsin, ötekinin boyu kısa gitsin, berikinin zekası yok gitsin... mancini geldi gitsin, denizli geldi gitsin, tudor geldi gitsin, terim geldi o da gitsin. gomis yaşlı gitsin, rodrigues aptal gitsin, tolga odun gibi gitsin, feghouli kontrolsüz gitsin, serdar sakatlanıyor gitsin, linnes pozisyon alamıyor gitsin, eren komisyon transferi gitsin...

    ha belhanda mı? o zaten gitsin.

    bir kere adam faslı,
    utanmadan sneijder'in yerine geldi.
    gitti sırtına on numarayı geçirdi sanki birilerine nispet(!) yapar gibi.
    sonra da kalkmış kırmızı kart görüyor. vay gamsız, vay hain!

    iki hafta sonra hakem bizi doğradığında ağlamayasınız ha. hoş belki de sevinirsiniz.

    benim için galatasaray taraftarı bugün itibarıyla ölmüştür. daha doğrusu bu kadar leş, sinsice, kin ve nefrete hatta kıskançlığa dayalı bir düzen ne kadar yaşıyor kabul edilebilirse o kadar yaşıyordur. galatasaray'ımın haklarını korumaktan aciz, hak talebini bırak isyan etmekten aciz insanların olduğu, galatasaray'ın isimlerden değil isimlerin galatasaray'dan büyük tutulduğu düzene de şu dakikadan sonra en ufak övgüde bulunmayacağım.

    türkiye'dir galatasaray.

    çok doğru...
  • geldiğinden beri en iyi oyununu oynadığı falan yok adamın. element uydurmayalım yok yere.
    bakın gençlerbirliği maçındaki performansına: https://www.youtube.com/watch?v=dbwr8MF5N6Y
    bakın göztepe maçındaki performansına: https://www.youtube.com/watch?v=cYqGnO-fevI
    bakın bursaspor maçındaki performansına: https://www.youtube.com/watch?v=jF0nmCMPys8

    (bkz: younes belhanda/#2303026) şu yazımda da bazı kısımlara değinmiştim, buradan sadece bir kısmı alıntılayayım:

    --- alıntı ---

    belhanda'yı talisca- giuliano ile kıyaslayalım:

    maç başına en çok kilit pas veren- belhanda (diğerlerinin iki katından fazla)
    en çok topla buluşan- belhanda
    en çok orta açan- belhanda
    en yüksek pas isabeti- giuliano
    en çok ara pas atan- belhanda
    en çok asist yapan- belhanda
    en çok gol atan- giuliano (4'ü penaltıdan)
    en çok şut çeken- talisca
    en çok adam geçen- belhanda
    en az top kaybeden- talisca
    en çok pas veren- belhanda
    en çok top kesen- belhanda
    en çok çalan- belhanda
    en çok ikili mücadele kazanan- belhanda
    en çok top uzaklaştıran- belhanda
    en çok hava topu kazanan- talisca
    en yüksek rating: belhanda

    --- alıntı ---

    görüldüğü üzere birçok parametrede üstün olduğu gibi oyun içi katkı olarak baktığımız zaman da önde. size olarak zayıf, bir de faslı diye adamı yerden yere vuruyorlar. en çok da bizim taraftar vuruyor ha.

    temel katkıları bile çok önemli takım için:

    1) bölgeler arası geçişte müthiş bir hız ve vakit kazandırıyor takıma.

    https://youtu.be/dbwr8MF5N6Y?t=11s : merkezden topu hücum bölgesine geçirmesi 4 saniye. (25-30 metre)

    https://youtu.be/dbwr8MF5N6Y?t=38s : sırf kendi koşusuyla topu 35-40 metre ileriye taşıyor. top kontrolleri, paslar, koşular dahil 8 saniye.

    https://youtu.be/dbwr8MF5N6Y?t=1m32s : başkası olsa 20 saniyeyi bulacak top akımı, onunla tek pasta gerçekleşiyor.

    --- alıntı ---

    peki dönelim selçuk'un yaptıklarına:

    https://youtu.be/wuDOuDrBrHI?t=13s : topu kontrol ediyor, önce bir bakınıyor etrafına, ardından ileriye doğru sürüyor topu ve geriye dönüp ilk baştaki pozisyonunda duran arkadaşına pas veriyor. 6 saniye, sıfır mesafe.

    --- alıntı ---

    2) mücadele gücü açısından da büyük bir fark. bir defa belhanda yerine feghouli'yi koyunca hiçbir şeyden olmasa buradan baştan kaybediyorsun zira iki oyuncunun mücadele gücünde ciddi farklar var. yanılmıyorsam çoğu maçımızda fernando ile ve serdar- maicon ikilsiyle beraber en çok ikili mücadeleye giren oyuncumuz olmuştu. bu da direnç demek. top tekniği olarak bakılıp, fark yokmuş gibi görülüyor ama bölgesel düşününce farklar söz konusu.

    3) yaratıcılık baba. hiç umulmadık anda öyle bir pas çıkartıyor ki yoktan pozisyon üretiyoruz. arada top kaybetmiyor mu? ediyor ancak belhanda olmadan da atağa çıkamıyoruz.

    bu üç noktayla bile takım için kilit oyuncu konumunda. umarım fatih hoca hatasından döner de belhanda'yı tekrar kazanır.
  • 12 şubat 2018 galatasaray antalyaspor maçı'nda gördüğü kırmızıyı emre belözoğlu her maç 7 defa görmeli. alper potuk 5. beşiktaş'ta ise bu oran en az 5 futbolcuda 3 olmalı. yani belhanda bir şeyler yapmış olabilir. ama çıkan ikinci sarı kartın anlamı bu ligin standartlarında galatasaray düşmanlığıdir.

    ama bunu geçtim...

    galatasaray taraftarını anlamıyorum. takımın son dönemdeki en büyük yatırımlarından biri bu futbolcu.
    tarihte benzer şekilde kırmızı gören tek adam da değil. mesela zidane'ın kariyerini nasıl noktaladığına bakın. fransa'ya bir dünya kupasına maloldu. ben hayatımda takımına bu kadar zararlı başka bir taraftar grubu görmedim.

    çok sevdiğiniz fatih hocanız maç sonu açıklamalarında noktayı koydu. bari ona saygınız olsun. "amacımız futbolcu cezalandırmak değil, kazanmak" dedi. belhanda bir maç oynamayacak. hepsi bu. daha yeni aleks taşçıoğlu denen adam yüzünden puan kaybettik. üzerine odaklanmamız gereken şey sistematik olarak kıyıma uğrayan bir galatasaray var.

    bakın belhanda'ya kızıyorsunuz mental olarak zayıf diye. bence galatasaray taraftarı mental olarak belhanda'dan daha zayıf. bu kadar kolay manipule olan bir insan topluluğu ben hayatımda görmedim.

    düşünsene fenerbahçe'nin bir maçta 2-3 net penaltısını vermeyecekler, maçın koca bir ikinci devresi boyunca hakem topu rakibe vermek için her ikili mücadelede aleyhine faul düdüğü çalacak ve son dakikada en yaratıcı futbolcusunu ligde örneği olmayan bir kırmızıyla oyundan atacak.

    açık söylüyorum, ortalık yıkılır.
    cumhurbaşkanı hakem hataları konusunda federasyon çalışma yapacaktır diye açıklama yapar.
    o hakem derhal klasman düşürülür.
    sezon sonunda eğer şampiyon olursak atılacak manşetten daha fazla manşet atılır.
    oğlum deli misiniz lan? :) hepi topu bir kırmızı kart gördü adam. kimi nereye gönderiyosunuz? böyle şey mi olur?
  • görevi gol atmak değil attırmak olduğu için karşılaştırdığı taliscayı 2'ye guliano'yu 4 e katlamış durumda asist olarak.
    ki diğer arkadaşlar kandi takımlarının tek golcüleri neredeyse. doğal olarak takım onlara oynayor. biz de ilerde gomise oynuyoruz ki o da 26 gol attı.
    gol atmadığı için eleştirilmesi aşırı derece yersiz, en kibar tabirle.
  • belhanda’yı izlerken bir ben zevk alıyorum sanırım. bana göre çok klas oyuncu. her futbolcu gibi zaman zaman hatalar yapsa da kendisini beğeniyorum. yani siz maçları ne gözlüğüyle izliyorsunuz da bu derece nefret ediyorsunuz anlamıyorum. hiç mi iyi bir şey yapmıyor bu adam? ezberlemişsiniz yok laubali, yok şut çekmiyor, yok pas atamıyor bilmem ne bilmem ne. sırtındaki numara 10 diye herife etmediğinizi bırakmadınız, nasıl bir kin varmış içinizde aq.

    herifi geldiği ilk günden beri al aşağı etmekten vazgeçmeyen bir güruh var. sürekli aynı şeyler yazılıp çiziliyor belhanda ile ilgili. götüyle kuş yakalasa yine beğenilmez çünkü sneijder’in yerine alındı dimi. fatih terim bile övgü dolu sözler ederken, bazı taraftarların ısrarla bu adamı çöp yerine koyması rezilliğin daniskasıdır.
  • yapılan eleştirilerin çoğuna katılmakla birlikte bazı konularda kendisine haksızlık yapıldığını düşündüğüm topçu. katıldığım eleştiriler; gol vuruşu, sinirlendiğinde rakibe yaptığı hareketler, takım çıkarken top kaptırması ve akabinde yenen gol (hiç sekmez) gibi gibi... bir türlü beklentileri karşılayamadı, karşılayacak gibi de durmuyor. gitsin mi? gitsin. buraya kadar hemfikir miyiz?

    şimdi gelelim asıl mevzuya. 24 ekim 2018 galatasaray schalke 04 maçından 1 gün sonra belhanda başlığında (43), feghouli başlığında (1) gördüm. balhanda başlığına girmeye gerek duymadım, ne yazıldığını az çok tahmin ettiğimden. feghouli'ye ne yazılmış diye bir bakayım dedim 'ah keşke olsa, takımın en yetenekli topçusu' yazıyordu. yazarı eleştirmiyorum, sözlükteki genel mantık bu. oynayan eleştirilir, oynamayan kıymete biner. işte en büyük haksızlık budur benim için. biri afedersiniz g*tünü yırtsın ağrısı olmasına rağmen elinden geleni yapsın, diğeri kendine bakmasın g*tü göbeği salsın ve sakatlansın, doğru düzgün maça çıkmasın, çıktığı maçlarda baldırını tutsun vs.

    valencia'daki feghouli takımın değil ligin en yetenekli futbolcusu olurdu. geldiğinde beklentimiz çok yüksekti, peki ne yaptı? koca bir sıfır. yönetim git demiş, 'gitmem, paramı alır yatarım' demiş ve sen hala neyse ya.

    ayrıca belhanda porto deplasmanında ilk yarı, bursa maçının ikinci yarısı, schalke 04 maçının ilk yarısı iyi oynamıştır. hatta geçen sezona göre daha isteklidir. belhanda nefretinden gözü dönmüş arkadaşlar dahil sözlük geneline bir sorum olacak. uzağa gitmeye gerek yok 24 ekim 2017 schalke 04 maçının ilk yarısında galatasaray adına en istekli futbolcu kimdi? başka sorum yok.
  • instagram'da ki bebeler. alın götünüze kına yakın aq. ağzınızdan köpükler saça saça olmayan beyninizle fikirlerinizi kusuyorsunuz. ciddi anlamda çok geri kalmış ve kitlesel ahmaklığın hüküm sürdüğü bir ülkede yaşıyoruz. adam sanki; şıno zaten gidici, şuna gider ayak bir de ben yavşaklık yapayım 10 numara'yı ben alayım demiş. ulan adam bir haftadır galatasaray'da. gerzek yönetim şıno gitti 10'u sana yazıyoruz koçum demiştir o da okeylemiştir. ne bilsin burası türkiye her adımını 10 kere düşünmek zorunda olduğunu. ülkede yaşanılan çoğu şeyden kusma noktasına geldim artık. eskiden burası böyle bir yer miydi bunu bilmiyorum yaşça büyük abilerim bilgilendirebilirler, gerçekten merak ediyorum. şu anda toplumda öyle bir ahlaki erozyon var ki, olayın içyüzünü öğrenmeden etmeden, bir kişi hakkında, bir olgu hakkında öyle kolay yorumlar yapılabiliyor ki. insanlar hakkında konuşmak öyle kolay ki burada. bizim milletimiz cuma namazını kaçırmaz ama işçisini 12 saat mesai ücretsiz köpek gibi çalıştırır. bu da o hesap.
  • artık ne kendisinin başlığına, ne sneijder başlığına giresim gelmiyor. egoları için, sadece kendi aralarında haklı çıkmak için buraya gelip entry yazanları anlamıyorum. oturup düzgün analiz yapmak yerine hiç anlamı olmayan sneijder karşılaştırmaları yapılıyor. sneijder'e sorsalar belhanda'nın galatasaray'da başarılı olmasını diler, yetenekli futbolcu der. belhanda'ya sorsan sneijder avrupa'nın en iyi on numaralarından biri der. rica ediyorum bu saçma, takıntılı ve futbol adına hiç bir analiz içermeyen yazılarınız için belhanda vs sneijder gibi gereksiz bir başlık açın, okumak istemeyen bizler de bu gereksizliğe maruz kalmayalım daha fazla.
  • sadece ve sadece galatasaray oyuncusu olduğu için bile bir futbolcuyu korumak, kollamak yeterli bir sebepken, kendisine olumlu yorum yapanların fanboy, vasat sevici, yerli öpücü, yabancı yalayıcı falan gibi ancak nefret edilen rakip takım taraftarlarına takılacak sıfatlara maruz kalmasına sebep olan futbolcu.

    yani eleştiriyi anlarız, beğenmezsin, yeterli bulmazsın falan tamam da, girizgahı yaparken belhanda'yı savunan insanlara sallamak nedir?

    sabah sabah sözlüğü açalım, 2 satır galatasaray okuyalım diyoruz, bir bakıyoruz, fener'li ezik arkadaşını gıcık etmek için ancak kullanacağın kelimeler sana karşı kullanılmış. bir "galatasaraylı kardeşim" bana alaycı alaycı sıfatlar takmış, fanboy demiş, vasat yalayan demiş, sebep? kendi futbolcuma olumlu yorumlar yaptığım için.

    eleştirin geçin arkadaş. kimin başlığına yazıyorsanız onu eleştirin, millete sarmayın burada. burası sizin facebook duvarınız değil.
  • maç günü: rezil oynuyor, vasıfsız, gamsız, kendi kalesine asist yapıyor
    pazartesi: yüksek fiyat verilirse kesinlikle gönderilmeli
    salı: ben de gitmesini istiyorum ama kadro zaten dar takımda kalması gerekiyor.
    çarşamba: takıma dinamizm katıyor. defansif açından çok etkili aslında 10 değilde 8.5 oynasa çok daha iyi oynar
    perşembe: ilk 11'e yazılması gereken ilk oyuncudur. aksini iddia eden futboldan anlamıyor.
    maç günü: buna futbolcu diyen futboldan anlamıyor.
  • kendisi olmayınca takımımızın yimpaş yozgatspor'a döndüğünü öğrendiğimiz dünyanın en iyi orta sahası. vallahi ben böyle yimpaş yozgat'a kurban olurum.

    kendisinin fanboy'ları adamı öyle bir anlatıyorlar ki; sanırsın modric'i, kevin de bruyne'ü tartışıyoruz burada.

    neyse beyler, inşallah bu 8 milyon euroluk balonu sepetleriz de, siz de arap yarımadasında yapacağı asistin asistinin asistine attığı pasları övmeye oralardan devam edersiniz.
  • (bkz: belhanda yıkılsın yerine avm yapılsın)

    artık futbolcuğunu tartışmayı bırakmamız gereken insan evladı.

    benim anlamadığım bir şey var. sahada oynanan oyunun ne olduğunu bilen var mı? yani 10 numaralı bir oyun mu oynuyoruz??? lan 2 senedir 10 numarasız bir oyun oynuyoruz. anlattık bunu, kova ile anlattık, bando ile anlattık, zımba ile anlattık. arkadaş yeter ya yeter!!!

    sahada 10 numaralı bir oyun mu var?
    iki tane 8 numaralı oyun var. bir delici bir pasör. amk takımında en çok dripling yapan merkez orta sahalar hala gelip burada kafa şişiriyorsunuz. valla bıktım artık.

    maç sonunda mesaj atıyor insan evladı.
    ehahahaha asistin asisti reyis diye.. bunu yazan adam çift forvetli oyunda sahte 9'lu taktik yazıyor... şu dünyada lucien favre'den daha iyi futbolu bildiğini iddia eden adamlarla aynı ortamda yazıyoruz ya kendimi çükesim geliyor.

    valla sıktı artık belhanda muhabbeti.
    gitsede kurtulsak. o zaman belki saha içinde başka şeyleri görmeye başlarda "a aa belhanda değilmiş bu takımın problemi " dersiniz...