• asistin asistini mi yoksa onun asistini mi yapıyor tartışmalarına artık son vermek gerek. ben dikkatlice izledim ve sahada neden bu kadar kilit rolde olduğunu anladım. öncelikle belhanda bir oyun kurucu ve en önemli özelliği de ne asistleri ne de asistin asistleri. onun en büyük özelliği tersten asist yapıyor.
    peki nedir bu tersten asist, biraz tarihine inmek gerek?
    futbol sacchi ile birlikte çok değişti, özellikle bloklar arasının kısa tutulması rakibe gol atılmasını zorlaştırdı ve iyi hücum pres yapan takımlar da daha zayıf takımları presle daha da sindirip oyunu kalelerine yıktılar. guardiolanın meşhur barcelonası da bunun en güzel örneği

    ancak sonra modern kontra atakların gelişmesiyle hücum oynayan ve topa sahip olan takımların zor zamanları başladı. heynkes'in bayerni ve mourinhonun real madridteki son sezonu barcelonanın pas oyununa kontralarla ciddi sekte vurdu.

    klopp'un dortmunduysa kazanmak için rakip kaleye gitmek yerine rakibi üzerine çekmeyi başardı ki dünyadaki birçok takım da artık topa sahip olmayı bıraktı. bunu en başarılı uygulayanlardan biri de favre'ın nice'iydi ki kilit oyuncu belhandaydı. onu takımın oyun kurucusu yapıp ona tersten asist görevi vererek rakipleri üzerine çekti ve kontra ataklarla goller buldu.

    peki nedir bu tersten asist yapma görevi: bu roldeki oyuncular daha takım savunmadan çıkarken en olmadık yerde topu kaptırarak takımlarının sahte kontralar yemesine sebep olurlar. bunu gören rakipler ön alan presi yapmaya başlar ve arkada boşluklar verirler. bu boşlukları değerlendiren hızlı oyuncular da goller atar. onyekuru geçen sene 20'ye yakın gol attıysa bu belhandanın kurduğu bu nefis oyun sayesinde.
  • uefa kupasının kazanılması galatasaray taraftarına hiç iyi gelmedi. çünkü o zamandan beri hep o yıllardaki galatasaray'ı bekledik durduk. şimdi soğudu tabii, terim gittikten sonraki senelerde lucescu'nun bahtsızlığı da bu olmuştu. o zamandan beridir de tipik yiyici büyük takım taraftarı gibi hiçbir şeyi beğenmez olduk. daha da kötüsü teknoloji ilerleyip dünya futbolu herbir kişinin evine girince gerçeklerden de koptuk. belli isimlerden aşağısı tatmin etmez oldu.

    bakın bu belhanda olayı, feghouli olayı değil. 2011 yılını unutmuyorum. muslera alındığında kovaydı, felipe melo alındığında balondu, ujfalusi alındığında kasaptı, her gelene kulp takıp durdu bu taraftar. ismi olanlar hariç. aşağısı kesmedi çünkü. hadi o gelenler de bir şekilde araftaydı ama sneijder ve drogba birtakım galatasaray taraftarı için resmen put oldu. çünkü isimleri vardı bu adamların.

    hadi drogba da sneijder da bir sezon iyi iş çıkardılar, hatta drogba gelmese 2013 şampiyonluğu büyük ihtimalle kaçardı. gelgelelim sneijder son senelerinde bildiğiniz yattığı yerden tokatladı galatasaray'ın paralarını. bir allah kulu da çıkıp "birader yeter artık" diyemedi. (bu arada bu tokatlamaya açıkçası kızmıyorum. sneijder futbolu çoktan bırakmıştı da o zamanki galatasaray yönetimlerinin durumu da malum.)

    sonra dünya tarihinin en basiretsiz, yalancı ve hilebaz yönetimi olan daö yönetimi dahiyane(!) bir fikir buldu. gitti yeni alınan belhanda'ya, daha sneijder gitmeden, 10 numaralı formayı verdi. aslında bu birtakım taraftarla belhanda'nın arası o gün bir daha kapanmamak üzere açılmıştı. gerisi teferruat. o günden beridir de bu adam ağzıyla kuş tutsa o birtakım taraftarca beğenilmedi.

    burada belirleyici etken "galatasaray seviyesinde değil" cümlesi. bu seviyenin tanımını biri yapsa keşke. mesela belhanda yıllardır avrupa'da yokları oynayan, ekonomik durumu içler acısı olan bir galatasaray seviyesinde değil mi? acaba sizin idealize ettiğiniz galatasaray seviyesinde bir problem olabilir mi?

    yani o 2000 kadrosu da öyle ha diye oluşmadı, unutan varsa. ben çocuktum, ümit davala'ya, ar.f erdem'e, ergün penbe'ye söver dururdum o halimle, hiç sevmezdim o adamları. sürüyle hata yaparlardı maç içinde. ama bu adamların hepsinin yaptığı hataları diğer takım arkadaşları kapatırdı. bu adamların hiçbiri şu anki kadroda bulunan oyunculardan daha hatasız oynamadılar. hatta yetenek olarak şu anki kadrodan çok da farklı değildiler. onların hagi'si vardı, bunların yok. o kadro 4 senede düşe kalka ama her zaman bir kişiye bağlı kalmadan takım halinde büyüdü.

    galatasaray seviyesi dediğiniz o şey istikrarla ve kenetlenmeyle geldi. o gün de bugün gibi, benim çocuk aklımla yaptığım sövgüler o topçulara sürekli yapılsaydı ne 4 sene üst üste şampiyonluk olurdu ne uefa kupası. kötü oynardı, tugay kerimoğlu'nu küfrede küfrede yolladı bu taraftar. sonra arkasından ağladı herkes. ben söyleyeyim, tugay leş gibi oynuyordu galatasaray'da. o zamanki eleştiri neydi biliyor musunuz? "bu adamın ne işi var gaassaray'da!?!?!?"

    tugay da o zamanın jargonuyla "galatasaray seviyesinde değildi."

    elhasıl belhanda yahut zelhanda değil önemli olan. idealler yanlış. galatasaray seviyesi dediğiniz seviye avrupa'ya katıldığı onca sezon sonra dördüncü torbadan kendine yer bulabilip men edilme korkusuyla her gün endişelenen bir seviye. milan bir zamanlar gattuso - pirlo - seedorf - kaka - inzaghi - şevçenko kadrosuyla avrupa'da fırtına estiriyordu. şimdi kafadan say desek milan'ın kadrosunu kimse sayamaz.

    çünkü futbol değişti ve eski çamlar bardak oldu. galatasaray avrupa fatihi değil, avrupa fatihiydi. belki yine olur. ama öyle drogba ve sneijder'dan daha aşağı topçuları "gaassaray seviyesinde değil" diye sürekli itin tenasül uzvuna sokarak değil. belhanda da şu galatasaray'da tek bacağıyla dahi oynar. top kaptırıyormuş da bilmem neymiş de, bunlar tezvirat. o pas hatası yapıyorsa diğerleri kapatacak. diğerleri pas hatası yaptığında o kapatacak. böyle böyle takım olunacak.

    sağ bekte uğur, sol bekte ferhat'la da öyle şampiyon oluyorsun. sağ bekte capone, sol bekte ergün'le de öyle uefa kupası kazanıyorsun. arsenal'ın sol kanadında sylvinho ile overmars vardı. onlar galatasaray seviyesinde miydi acaba?
  • 7 şubat 2018'de sözlüğe üye olmuşum.

    o günden beri hakkında yazdıklarım sözlüğün database'inde duruyor.
    diyorum ki ısrarla.. sen iki ön liberonun önüne atarsan adamı ve de dersen ki "oyun kur, oyun kur, oyun kur" bunu yaparkende kanatların durağan olursa, half-space kullanmazsa belhanda'dan verim alamazsın...

    bu adam modric değil, rakatic değil, toni kross değil.
    öyle olsa bırak 10'u, 50'ye alamazsın. belhanda üzerinden takımın doğru oynamadığını anlattım "küfür yedim". mesaj kutumda duruyor hala yazılanlar. donk sevdası fernando'yu da öldürüyor dedim. bıkmadan usanmadan dedim.

    maçtan önce yazdığım... (bkz: #2492194)

    ve bugün haklı çıktım.
    göğsümü gere gere yazıyorum bu entry.. haklıyım... fernando/emre/belhanda orta üçlüsü ile 27 ağustos 2018 galatasaray alanyaspor maçının ikinci yarısında kendini gösterdi. ilk yarıda gol dışındaki tek pozisyonunu yaratan yine bu adam. dikine oynadığı için basit pas hatası diye değerlendirilen şeyler var. dikine oynayan her adamın yapacağı şeyler bunlar. şimdi emre geldi yarın ndiaye gelecek o hatalar dahada azalacak çünkü, oyunun hücumdaki tüm yükü bu adamda olmayacak. hep dediğim gibi. benim gibi düşünen herkesin söylediği gibi. belhanda işleyen bir sistemi daha efektif yapar. ama işlemeyen bir sistemde özel şeyler beklemek, belhanda'yı tanımamak, hiç izlememek demektir. he hala deplasmanda 0 gol 1 asist!! birde feghouli’nin iyi oynamamasının sebebiydi değil mi?? yunus’tan formayı alamayan feghouli...

    8 numara dedik.. bugünkü kadroda 8,5 oynamak zorunda kalıyor dedik. 8,5 numarayı götümüzden uydurduğumuzu iddia edenler bile oldu... şimde iki işi birden yapması istenmiyor. kafası rahat yanına birde ndiaye gelecek. güzeldir böyle olunca belhanda'yı izlemesi. takımı onun üzerine kurduk gibi. bu büyük bir iddia biliyorum ama bence bu bir gerçek.

    hep bunu anlatmak istedim.
    her zaman doğru olduğuna inandığım şeyi anlatmaya çalışıyorum. onun yerine emre'yi yazanlar var.
    peşinen söyleyeyim. hemen olmazsa bile önünde sonunda şu 11 göreceğiz.

    http://gss.gs/UVB.jpg

    bundan emin olabilirsiniz. önünde sonunda yaşanacak bu...

    özetle neymiş ; takim surekli hareket edince, sürekli half-space'leri kullanan adamlar olunca,orta sahadaki partnerleri hareketli adamlardan olunca belhanda'ya da hareket alanı doğduğu gibi yeteneklerini gösterebildiği anlar ortaya çıkıyormuş.

    "böyle oyna canımızı" ye argümanıda basit futbol gerçeklerini göremeyen kör gözlerin en büyük kurtarıcısıdır.

    (bkz: #2485642)
    burada da geçen haftaki 19 ağustos 2018 galatasaray göztepe maçında sonra yazdığım.
    geriye gitmesini eleştirdim. ne olursa olsun daha iyi olması gerektiğini düşünüyordum eleştirdim. bunu yaparken yine ve yeniden takımın durumun eleştirdim. yine olsun yine eleştiririm...

    sonuç, saha içinde gördüğüm şey konusunda haklı olduğumu bilerek bir maçı seyretmek çok ama çok müthişti.
    umarım fatih hoca, bir takım ısrarlardan çabuk döner ve belhanda'sız bir orta saha dizayn etmez. umarım...

    dip not : maç bittikten sonra yazdım sıcağı sıcağına. hatam varsa affola.

    trabzonspor maçı editi : mental olarak sıçtığını kabul etmekle birlikte, teknik olarak söylediklerimin arkasındayım.
  • 8 şubat 2018 galatasaray konyaspor maçı'nda taraftarın yanlış yaptığını bir kere daha göstermiştir. göstermiştir de taraftar görmüş müdür? daha 3 gün önce gönderelim, gitsin, 5 para etmez dedikleri ve oysa bu sene takımın en yaratıcı oyuncusu olan adam çıkıp tokat gibi futbol oynamıştır.

    şunu unutmamak lazım galatasaray'a messi seviyesinde adam asla gelmeyecek. cr7'miz asla olmayacak. hagi bile her maç mükemmel oynamıyordu. futbolcu bu. yükselecek, düşecek. takımın genel oyunundan etkilenecek. ve sen onu yok etmeye değil, kazanmaya, performansını arttırmaya çalışacaksın.

    sezon başından beri feghouli'yi kaç defa gönderdik. allah sakatlık belasını bir kere daha başımıza sarmazsa ligin son periyodunda bana göre takımı taşıyan adamlardan biri olur.

    linnes'i gönderdik. konyaspor maçı'nda ne kadar iyi bir bek olduğunu gösterdi. oysa biz senelerdir adama mevkisinde hiç şans vermedik. devamlı oynarsa futbolu kimbilir nerelere gelirdi. evet farkındayım asla bir lahm olmayacak ama audi a8'iniz yok diye altınızdaki opel corsa'yı kapının önünde çürütüp kaynaklarınızı israf etmiyorsunuz değil mi?

    şimdi hedefte muslera var, gomis var. yarın maicon olur, tolga olur.

    bruma hakkında neler söylendi. adamı yok etmek için ne gerekiyorsa yaptık. ne zaman takımı taşıdı bruma, tonla "ben tükürdüğümü yalamaya razıyım adamcıkları" türedi. bu galatasaray'ın iyiliğini düşünmek değildir. bu iyi gün dostluğudur. futbolcu verdiği müddetçe çıkar sağlamaya çalışmaktır. belki de bu ülke bundan futbolcu üretemiyor. düzenin istediği kadar çarpık olsun, böyle bir nüfusun daha fazla üretmesi lazım. cefa çekmeyi bileceksin ki sefasını da süresin. biz taraftar olarak hep inekten sağar gibi süt sağmak istiyoruz. otu verelim sütü alalım diyoruz. oysa bunun baytarı var, aşısı var, hastalığı var... var oğlu var.

    göztepe selçuk şahin'le mucizeler yaratıyor. futbol bu yüzden güzel. sen elindeki kadro ile oyuncularının artı yönlerini ortaya çıkaracak ve eksik yönlerini gizleyecek futbolu yaratmak zorundasın. bunu yaratan kadro kalitesi kötü de olsa başarılı oluyor.

    senelerdir çok iyi performans veren atiba, belözoğlu, quaresma, babel, bu senenin yıldızlarından jahovic falan... bu adamları kullanmayı bilmeyen bir teknik direktörün eline ver ve performanslarını izle.

    galatasaray taraftarı artık kalender olmayı öğrenmeli. futbolun içinde kazanmak kadar kötü oynamak, kaybetmek de var diyebilmeli ve bunu sindirebilmeli. senelerdir futbola odaklandık. hem de sadece en yüzeysel şekilde. oysa kulüp içerisinde büyük çarpıklıklar yaşanıyor. korumadık galatasaray'ı. enerjimizi bunun için harcamadık. varsa yoksa en yakın çıkarın peşinden gittik. bana göre bunun oyunu 2 çuval erzak karşılığı satmaktan çok da farkı yok. kötü oynayan bir futbolcu hakkında 10 konuşuyorsa riva soygunu 1 bile konuşulmadı. 50 metre kare imar düşürdüler en yüksek teklifi veren firmayı kaçırmak için. üstelik de imarın 400.000 metre kare arttıralacağı sözü cumhurbaşkanı tarafından verilmişken. sonuç? payımız %38'den 25'e düştü. oysa bir hafta tt olsa, tepki görse, taraftar kenetlense kimse ensemize vurup lokamımızı alamayacak. federasyon bizden korkmadı, kulüpteki soyguncular bizden korkmadı, yozlaşmış siyaseti 30 milyon oy potansiyelimizle korkutamadık.

    futbolcuları azıcık rahat bırkamak gerek. futbolcunun umursamazlığından şikayet etmeden önce kendi umursamazlığımızı eleştirelim. hani arabada paraları sağa sola sallayan yiğit gökoğlan ve engin baytar'ın mesleklerine yaptıkları saygısızlık var ya... biz de aynı saygısızlığı taraftarlığımıza yapıyoruz. taraftarlık sorumluluk getirir. bir imza attılar, alacakları parayı garantilediler diye engin ve yiğit o video ile ne mesaj veriyorsa biz de aynını yapıyoruz. hiç bir sorumluluğumuzu yerine getirmeyelim, ama paraları sallar gibi kupalarla, muhteşem futbolla sağa sola hava atalım.

    ben size spoiler vereyim. belhanda bundan sonra da kötü maçlar çıkaracak. çünkü işin doğası bu.
    mustafa kemal'in bir lafı var. " tarih tekerrürden ibarettir" diye. bu aynı hataları tekrar yapın çok normaldir manasına gelmiyor. ancak biz yanlış anlamış olmalıyız ki sürekli, bıkmadan, usanmadan aynı yanlışı tekrar ediyoruz. oysa yapılan uyarı, verilen öğüt hatalarınızdan ders alın manasına geliyor. bu defa ders alın. evet zihnimizde aydınlanma yaratacak çok büyük bir olay yaşamadık ama küçük tecrübeler de insanı eğitebilir. bu dersi almaya mecburuz. çünkü bir laf daha var, "her seferinde aynı şeyi yapıp farklı sonuç beklemek sadece salakların işidir." diye. tabi ki kimsenin zeka problemi çekmediğinin farkındayım. oradaki "salak" ifadesi gerçek manada salaklığı değil ezoterik olarak bir çarpıklığı tasvir etmeye çalışıyor. o nedenle ben de kimseyi rencide etmeyeceği için söylemekten çekinmiyorum, salak olmayalım.
  • sabah akşam futbol konuşulan güzelim sözlüğümüzde trequatista ile playmaker karıştırılıyor olması oldukça üzücü açıkçası...

    10 numara giyen her oyuncu trequartista olacak diye bir kaide yok. varsa bile biz taciz etmek için buradayız.
    ülkedeki futbol konuşulduğunda numaralar üzerinden sınıflandırma yapmak moda oldu olmasına ama oyuncuların rolleri sayılardan daha önemli.

    birde şimdi pasör 6 numara çıktı*
    seri net bir box to box merkez orta sahadır. tugay'a 6 numara diyebilir misiniz? tugay için pasör 6 numara demekten kendinizi almayın lütfen. tabi 6 numarada mevkilenen bir oyuncuya pasör 6 numara diyorsanız deep-lying playmaker demek istiyorsunuz. bir nevi regista... seri regista mıdır? pasör 6 numara demek bu demek çünkü...

    belhanda konusuna dönecek olursak, ne yazık ki ; kendisi trequartista'lar ile karıştırılıyor...
    o yüzdende hep sneijder ile karşılaştırılıyor. sneijder net bir trequartista. o yüzdan favre onu 9,5 numara olarak tanımladı nice'deyken. belhanda'nin gelmesinin nedeni ise geçiş oyununda yapabildikleri ve merkezden oyun kurmakta zorlanıldığında fransızların altyapıda kullandığı kanat forveti gibi davranan oyun kurucular gibi kullanmaktı.

    nice'de favre belhanda'yı bu şekilde kullanmıştı çünkü. merkezde seri, cyprien olmasına rağmen üstelik.

    belhanda bir playmaker. defansif özellikleri iyi olan bir advanced playmaker. trequartista değil... önceliği gol atmak değil oyun kurmak. bunun bir quarterback'e neden touchdown yapmıyorsun sen? demekten farkı yok.

    doğru orta saha ile oynadığında belhanda...

    https://www.youtube.com/watch?v=P1ywu8e6pIc
  • daha önce hakkında sıklıkla yazı yazdığım advanced playmaker...

    önce şuradan başlayalım.
    daha öncede bahsetmiş olduğum bir şey vardı. neden belhanda'yı merkeze yerleştirmemek gerektiğini anlatmak için uzun uzun yazmıştım.. clairefontaine ve diğer 8 merkezi hesaba katmadan bu oyuncuları anlayamayız. sadece numara ile yapmaya çalıştıklarını tam olarak anlatamayız. temele inmemiz gerekir.

    o yüzden buradan başlamak daha mantıklı.
    montpellier altyapısı diğer fransa altyapıları gibi clairefontaine'den çıkan fikirler üzerine kuruludur.

    lyon altyapı eski koordinatörü gerard bonneau şöyle der;

    --- alıntı ---

    amacımız iki ayağını da eşit şekilde kullanabilen ve her sisteme uyum sağlayabilen oyuncular yetiştirmek. fransız oyuncular doğaları gereği oldukça atletik. biz buna teknik yetenek ve kolektif oynama anlayışını ekliyoruz ve bir standart sağlıyoruz.

    --- alıntı ---

    her sisteme kısmının altını bu noktada çizmek istiyorum. çünkü birazdan bu konu belhanda'yı anlatma konusunda önem kazanacak.

    clairefontaine gibi futbol okullarına doğru felsefenin yerleşmesi için mücadele veren liverpool'un eski menajeri olan ve fransa futbol federasyonuna 10 yıl boyunca (1988-1998) yılları arasında antrenörlük ve danışmanlık yapan gérard houllier fransız oyuncuların topla olan ilişkilerinin daha iyi olması gerektiği inancını tüm altyapılara yerleştiren isimdi.

    clairefontaine, blaise matuidi, hatem ben arfa, thierry henry, nicolas anelka, william gallas gibi oyuncuların yetiştiği bir yer. bu noktada avrupa'nın en iyi futbol okullarından biri. bu noktadan çıkan fikriler tüm ülke altyapıları ile paylaşılıyor.

    advanced playmaker'ları merkezden alıp kanatlara atma fikri gibi.

    bu araya advanced playmaker nedir onu sıkıştırayım.
    türkçeye gelişmiş oyun kurucu olarak çevrilebilir. bu tip oyuncular merkez orta saha (kısmen), ofansif merkez orta saha, sol kanat ve sağ kanat gibi oynayabilen oyunculardır.

    http://gss.gs/Kwu.jpg

    bu noktada yukarıda altını çizdiğim her sisteme kısmına geri dönüyorum.
    advanced'ların olayı merkezde bir playmaker (oyun kurucu) veya afili italyan terimi olan trequartista yine başka bir afili italyan terimi olan regista gibi oyunun yönlendirecek oyunculara baskı yapılırsa ve bu oyuncular yapılan baskı sonucu oyunu yönlendirmekte sorunlar yaşanırsa oyunu kanattan kurmak için fransızların sıkça kullandığı bir roldür...

    önemli temsilcileri, hatem ben arfa, samir nasri, mata, mkhitaryan (dortmund yıllarında), joao felix'i sayabiliriz... bu oyuncuların hiç birini merkezde 8 numara gibi yada box to box olarak kullanamazsınız. bir kaç maç iyi iş çıkarabilirler ama önünde sonunda en büyük sorununuz haline gelirler.

    yukarıda saydığım tamamı topu rakip yarı sahada alıp hücumu yönlendirirken belhanda'yı box to box'a evrilmesini beklemek biraz gerçek dışı. dahası teorikte başarılı durabilir ama pratikte başarısız bir uygulama olacak. daha önce bahsedildiği gibi bir sarriball orta sahası hedefleniyorsa ki 3 ağustos 2019 galatasaray panathinaikos maçında görüldü ki iki tane net merkez orta saha lazım.

    belhanda, defalarca dile getirdiğim gibi favre'nin kanatta kullandığı veya balotelli pres yapmadığı için oyunun o noktasında pres katkısı için ikinci forvet gibi oynattığı bir role büründürmediğin sürece bu yeni orta saha yapılanmasında zorlanır. çünkü en nihayetinde belhanda bir advanced.. ve ondan box to box olmasını beklememek gerekir. burada daha önce üzerine çok konuştuk. eleştirildiği zamanda söyledim... onu 8 yada 10 gibi düşünmemek lazım. çünkü ikisi de değil...

    https://gss.gs/W9l.png

    belhanda bu. onu rakip ceza sahasına yaklaştırırsanız verim alabilirsiniz. defanstan top çıkarsın, seri'nin partneri olsun gibi düşünceler ne seri'den, ne belhanda'dan tam verim almanızı engeller. bu kadar kanat oyuncusu varken onu kanatta veya 4-4-2 oynanırsa ikinci forvet gibi kullanmayacak bir teknik ekibimiz varken, samatta gibi oyuncuların bonservisini çıkarmak açısından satılmasının daha faydalı olacağını düşünüyorum.

    daha önce günlerce, aylarca hakkında yazdım.
    fakat, favre'nin zaaflarını çok iyi bildiği belhanda'yı kullanış şekli, belhanda'nın tüm defolarını yok edebilecek bir yöntem iken onu merkezde seri'nin yanında bir box to box gibi kullanmak en nihayetinde eşyanın tabiatına ters.

    geçen sezon belhanda konusunda tüm arkadaşlara "ne görüyorsam onu söylüyorum" demiştim. bugünde aynı şeyi yapıyorum. ne görüyorsam onu söylüyorum. belhanda'nın bulunduğu pozisyon 3'lü orta sahada bir çuval inciri berbat edebilir. ama tüm defolarına rağmen ben oynatacağım dersen ne ala.. o konuda boynum kıldan ince... 3 ağustos 2019 galatasaray panathinaikos maçının ikinci yarısında 4-4-1-1'e dönen takımda kilit rol oynayabilir... belhanda'nın formsuz olması değil konu. montpellier zamanlarından beri onu izleyen biri olarak belhanda'nın defolarını iyi biliyorum ve bunun üzerine yorum yapıyorum...

    daha önce fatih terim'i oyuncuların kendilerini en iyi hissettikleri yerde oynattığından bahsetmiş ve bir bu konuda dünya markası olduğunu söylemiştim. favre'de bu konuda bir dünya markasıdır.

    ve konu belhanda olunca favre'ye daha fazla güveniyorum.

    dip not : geçen sezon neden bu kadar üzerine düştüm?
    geçen sezon iki anchor'ın (fernando-donk) olduğu bir takımda advanced playmaker'a ihtiyaç vardı. bugün seri'nin varlığı, alınacak diğer oyuncular ile birlikte teknik ekibin istediği pas oyunu üzerine inşa edilecek bir direkt oyun. bu noktada belhanda geçen sezondan tamamen farklı bir oyun tasarlanırken babel alınmasaydı favre'nin yaptığı gibi kanatta değerlendirmeyi düşünürdüm. geçen sezonda bolca bundan bahsetmiştim. şu anda ise merkezde özellikle direkt oyunun getirdiği mecburiyetler göz önüne alındığında regista olarak oynamasını, 8 numara gibi oynamasına tercih ederim.
  • tali$ka eglenilecek kiz iken, kendisi evlenilecek kizdir. belhanda mutfaga girer, börekler, çörekler açar. tali$ka, a$kim çok yorgunum, di$arda yiyelim mi, der. annen, belhanda'dan bahsederken kizim der, tali$ka'ya ise gelin. belhanda makyajsiz da güzeldir, taliscayi ise makyajsiz görsen dönüp bakmazsin bile.

    kisacasi, tali$ka ile havan olur ama belhanda ile huzuru yakalarsin.
  • seri tam form tutarken çenesi kırıldı bu arkadaşın. ama ne oldu? fatih terim çenesi kırık, antrenman yapmamış belhanda'yı ilk 11'e alıp seri'yi kadroya bile almadı. o saatten sonra ne belhanda "formayı kaptırırım" diye korku yaşar, ne de seri forma için mücadele eder.

    sonra da işte kendini bi bok sanıp oyundan çıkınca taraftara bile küfredecek kadar kendisini dev aynasında görür tabii.
  • transfer oluyor diyorlar...

    al hilal'ın bonservisi için 13 milyon önerdiği söyleniyor.
    şimdi soru şu; al hilal bonservisi için 13 milyon öneriyorsa, devre arasında 9 milyona sezon sonu anlaşıldı diye her yerde yazılan çizilen mevzu gerçek değil mi?

    ben söyleyeyim.
    bir teklif vardı ama sezon sonu konuşulsun dendi. olay bundan ibaret..

    her zaman şunu söyledim, söylemeye devam edeceğim ;

    biz ne oynayacağız? görünen o ki 2-5-3... yani 4-3-3 veya 4-2-1-3...
    şimdi hafızaları biraz tazeleyeceğim yüksek müsaadenizle. galatasaray 1996-1997 sezonu ile başlayan o efsanevi zaman diliminde galatasaray 3'lüden, popescu sonrası 4'lüye dönmüş tandem oynamaya başlamış hıncal uluç'u çıldırtmıştı. 3-4-1-2'den 4-3-1-2'ye geçiş yapmıştı.

    bu noktada kilit rol şu an fetullah gülen terör örgütü mensubu olmaktan dolayı kaçak olan arif erdem'deydi.
    o oyunun kilit adamı oydu. neden? çünkü arif ikinci forvet gibi pivot'un arkasına, yanına, sağına, soluna deplase olan bir değil aksine kanatlara inerek stoperi, beki, allah ne verdiyse herkesi yanına çeken biriydi. önceleri bu zaafiyetten çok gol buldu o takım. sonra rakipler bunu anlayınca bekleri çıkartmadı ve 4'lü oynamaya başladı. he şunu da söylemeden geçmeyeyim. 1995-96 sezonunda 4'lü ile şampiyon olan fenerbahçe'den sonra ligde bazı takımlar bunu yapmak istedi ama uche - högh ikilisi olmadığı için 4'lü oynayanlar çok kolay gol yer oldu.

    hıncal uluç denen firavunun haykırması da bundandı..
    tabi öncede 3'lü oynanmaz diyordu yaşlı elma kurdu ama olsun... sonuçta yaşlı başlı adam çok şe-etmemek lazım.

    çok kolay gol yendiği için 4'lü oynamaktan vazgeçen takımlar vardı.
    arif'in kullanımı sonrası galatasaray'a karşı kim oynuyorsa 4'lü hatta 5'li oynamaya başladı. bir diğer fetullah gülen terör örgütü mensubu olmaktan dolayı kaçak olan hakan şükür'ü tutmak için 3 stoper alındı. shaq'ı savunmak için nasıl yao ming'i kullanmak istediyse houston ya da nba yönetimi alan savunmasını boyalı alanda yasaklamışken onun yüzünden geri getirdiyse hakan şükür'de saha içindeki kuralları değiştirdi.

    önceleri çekme tutma penaltı iken hakan'ın kafa golleri sonrası bolca çekme ve tutma gizli gizli serbest bırakıldı.
    yakan çokça kere penaltı olmasına rağmen verilmedi. ancak takım özellikle çok formda olduğu için bu tip hakem hataları göze sokulmadı ancak hakan şükür bir hayli yakınıyordu.

    arif'in genelde kaçtığı alan sol kanattı. hagi serbest point guard olarak sahaya dizildi.
    arkalarında da emre - okan ve suat...

    galatasaray'a karşı adam adama savunma yapmadı takımlar. onun yerine alan savunmasını kullandılar. kornerlerde alan savunması yapan ilk takım güvenç kurtar'ın kocaelispor'uydu. o şekilde hakan'ı durdurmayı denediler. zaman zaman başarılı da oldular... ancak genel olarak türkiye alan savunması yapmayı galatasaray'ı yenmek için kullandı. çünkü gegenpressing yapan bir takıma karşı adam adama oynamak aptallıktı. bunu akıl eden adamlar zorladılar galatasaray'ı.. ama gegenpressing tamamen senin yapacağın hatayı kollayan ve bundan sonuna kadar faydalanan bir sistem olduğu için başarılı olamadılar.

    fatih terim'in kurduğu sistemi geçebilecek bir zeka yoktu o zamanlar.
    he şimdi de yok ama en azından gelişime açık adamlar daha fazlar...

    takımın 2-5-3'ü oynamak gibi bir alışkanlığı olacak.
    bu yüzden babel transferini arif'in pozisyonu için en uygun aday olduğunu düşünüyorum. 4-3-1-2 değilde direkt 4-3-3'e geçiş yapmış durumda fatih terim. bunun sebebi elbette bir hagi'sinin olmayışı. 2013'de sneijder'in alınmasının nedeni de oydu ancak biraz izlense sneijder'in sola kayma huyu olduğu için sağ kanadın hücum organizasyonu için zayıf kalacağını anlardı.

    sanırım o günden sonra 4-3-1-2 yerine 4-3-3 üzerine yoğunlaştı fatih terim.

    babel'in transferi ile sırtı dönük oynayabilen bir forvetin varlığı (diagne ve kostas) içeri kat ederek hücum bekine alan açan ters kanattaki feghouli ile hücum üçlüsünü kurmuş durumda. ajax'ın dinamik ön alan 5'lisini örnek alabilme ihtimalleri var gibi. babel'in forvet olarak başladığı, takımın diagne öncesi yerden oynama alışkanlığı ile kullanılabilir bir düzen bu. çok tercih edileceğini düşünmüyorum. zorda kalınırsa (diagne satılırsa) kostas'ın varlığı tekrar pivot'lu oyuna geri dönüşü kolaylaştırır. devre arasındaki alan transferinin bu düşünce ile yapıldığına inanıyorum. yani istek arzu bir 4-6-0 takımı yaratmak.. dinamik, gegenpressin üzerine kurulu...

    yani liverpool vari..
    bu sezon şampiyonlar liginde yarı final oynayan 4 takımın üçü 4-6-0'a yakındı. aslında ikisi tam 4-6-0, barcelona ise suarez'in varlığı ile 4-3-3'e yatkın gibiydi ama suarez'in gezici bir oyuncu olması da onları biraz 4-6-0'a yaklaştırdı. kane yüzünden bu oyunu oynamayan tek takım tottenham'dı.. llorente'nin yarı finaldeki büyük katkısı ile onlar daha pivot santraforlu bir oyunu tercih ettiler.

    yani alan carvalho alınabilseydi diagne'siz (kostas'ın alınacağı) gerektiğinde pivotlu gerektiğinde pivotsuz bir oyun bizi bekliyordu. bu sezon bunun olacağını düşünmekle birlikte diagne'nin varlığı kafamı kurcalamıyor değil.

    neden tüm bunları belhanda başlığına yazıyorum?
    her iki durumda da yani ister 4-6-0 ister 4-3-3 pivotlu bir oyun oynayacaksak 4-2-1-3'e göre kendimizi kurgulamalıyız.

    bu bizi istersen 4-6-0'a, istersek 4-3-3 (ki zaten 4-3-3 dizilişidir) yine istersek 4-2-3-1'e geçiş yapmamızı kolaylaştıracaktır. iki merkez orta saha oyuncusu (iki 6,5 numara) ile önlerinde yer alacak bir belhanda'nın daha dinamik bir takımda ne yapacağını merak etmekteyim... çünkü maç başına 1,24 gol katkısı olan bir adam (gol sadece asist ve gol vuruşundan ibaret olmadığını öğrendik sanırım) belhanda.

    tabi arka tarafın yeniden dizayn edilmesi şart.
    fer, mensah, makengo ve belki sağlıklı bir fenando... donk tam bir joker ancak ilk 11 oyuncusu değil.
    tabi ki belhanda bu takım için olmazsa olmaz olmamalı. yani siz tüm hücum opsiyonlarını dönüp dolaşıp bu adamın eline verirseniz onsuz çok aciz durumlara düşebilirsiniz. oyunu hızlandıran biri belhanda. yaptığı başarılı pasların %43,8'ni dikine. stoperleri saymazsak takımın en çok topla buluşan ismi. en verimli olduğu alanda arkasında iki 6,5 numara olduktan sonra kaleye yakın oynadığı zamanlar..

    ligin ikinci yarısında 4-1-4-1 başladığımız tüm maçların ikinci yarılarını 4-2-1-3 ile bitirdik.
    pres yaparken belhanda'yı 4-4-1-1'in forvet arkasına yerleştirdik. hatta bazı zamanlarda 4-4-2'ye göre pozisyon aldık pres oyunu sırasında.

    ajax'ın donny van de beek'i kullandığı gibi kullanabildiğimiz zamanlarda çok verim aldık.

    kendisin yapılan eleştiriler ;
    agresif, pas hatası yapan, sorumsuz, agresif, şutu olmayan, agresif...

    takımın en çok sarı kart gören oyuncuları ;
    mariano 10
    fernando 9
    belhanda 8
    onyekuru 6 (hönk?)

    4 kırmızı kart gören oyuncu var bizden.
    belhanda (meşhur 1 eylül 2018 trabzonspor maçı)
    ndiaye
    serdar aziz (konyaspor maçında yaptığı penaltı olmayan penaltı sonrası hakeme top atmaktan)
    luyindama (kupa maçında)

    top çalma (orta sahalar) ;
    ndiaye 2,7
    fernando 1,6
    belhanda 1,5
    donk 1,2

    top kesme (orta sahalar) ;
    fernando 1,6
    belhanda 0,8
    donk 0,5
    ndiaye 0,5

    pas (kilit pas);
    belhanda 2,5
    feghouli 1,3
    mariano 1,3

    asist (penaltılar dahil) ;
    belhanda 9
    feghouli 6
    mariano 5

    pas yüzdesi ;
    ndiaye %87,6 (%51,14'ü geriye ve yana)
    fernando % 87,3 (%56,57'si geriye ve yana)
    donk % 84,9 (% 58,88'i geriye ve yana)
    belhanda %83,2 (%39,4'ü geriye ve yana)

    isabetli orta ;
    belhanda 1,3
    mariano 1
    emre akabab 0,9
    feghouli 0,8

    ara pas ;
    belhanda 0,2
    donk 0,1
    ndiaye 0,1
    fernando 0,1

    şut (orta sahalar) ;
    feghouli 1,8
    belhanda 1,6
    ndiaye 1,5

    adam geçme ;
    ndiaye 1,6
    belhanda 1,4
    onyekuru 1,4 (çok ilginç)

    başarısız ve başarılı kısa pas (orta sahalar) ;
    belhanda 7,1 -37,6 (%39,4'ü geriye ve yana)
    feghouli 5,6 - 27,6
    fernando 5,1 - 44,6 (%56,57'si geriye ve yana)
    ndiaye 5 -41,3 (%51,14'ü geriye ve yana)
    donk 4,8 - 35,3 (% 58,88'i geriye ve yana)

    tüm yaygara daha çok geriye ve yana oynayan orta saha oyuncularının 5 başarısız pas ortalamasından maç başına 2 fazla isabetsiz kısa pas için..

    hocanın ne yapacağını bilmediğimiz için 1 eylüle kadar konuşmanın bir mantığı olmadığını düşünüyorum.
    belhanda'lı ya da belhanda'sız 4-2-1-3'e geçişin 2-5-3'e bağlantılı bir oyunun oynayacağını ön görmek mümkün. liverpool'un, ajax'ın dinamik oyunlarının baz alınacağını düşünürsek yeni bir hagi'nin bulunma ihtimali olmadığına göre 1996-2000 arası kadronun fark yaratan yanlarını tamamlamak zor ancak imkansız değil.
  • hayatımda bu herifi savunan kitle kadar kanser bir topluluk görmedim. adamın sahada yaptığı bir tane iyi hareket yok, ama çenesi uf olmuşken sahaya çıkıyormuş aslan parçası. galatasaray 10 numarası ve yıllık 3 buçuk milyon euro maaş karşılığında bırakın kırık çeneyle oynamayı, iki bacağımdan vursalar sürünerek çıkarım ben o sahaya. bir de bahsettiğimiz adam defalarca takımını yalnız bırakıp sorumsuzca kırmızı kartlar görmemiş bir adammış gibi fedakarlığından falan bahsediliyor. yapıp yapabileceği en büyük fedakarlık alacaklarını bırakıp gitmektir. kaldığı her saniye bize zarardan başka bir şey kazandırmaz.
  • kendisi satıldığında ne olacağını çok merak ediyorum.

    ligin başlamasına ne kadar kaldı? 12 gün mü?

    bir bakalım, eğer belhanda'yı satarsak neler olur?
    bir kere takımın 8 numaraya ihtiyacı olduğunu söyledik. belhanda'yı 10 numara oynatacaksanız. ya da 10 numara alırsanız belhanda'yı 8 numaraya atabilirsiniz. yani belhanda'nın gidişi demek iki orta saha oyuncusu almak demek. ne kadar zamanda 10 günde....

    hmmm.. donk'a verilen para konuşulurken "onun değerinde bir oyuncuyu..." diye devam eden yazılar yazıldı duruldu. şimdi belhanda'yı 10'a satmanız neye yarayacak? gelecek sezon bedava alabileceğiniz bir oyuncuya 5 milyon euro verecekseniz...

    emre akbaba'yı aldınız 10 numara derdiniz bitti.
    peki 8 numara??? kimi alabilirsiniz??? muhtemelen 31 ağustos'a kadar devam edecek transfer sezonunda 10 ağustos'ta transfer sezonu bitecek epl takımlarının kullanmadıkları oyunculara çökecek tüm takımlar.

    hangisini ne kadara alabilirsin?
    yani kiralayacaksın. bu sezon bitecek gelecek sezon için bir daha arayışa gireceksin. ben şimdiden yazayım gelecek sezon sözleşmesi bitecek oyuncuları. rabiaot, herrera, dembele, ramsey, fabregas, miranchuk, vidal, khedira..

    bunları mı alacaksın? alabileceksin?
    ya da 33 yaşındaki bastian schweinsteiger'ı alırsın. iki sezon oynatırsın artık.
    ama bu sezon alabileceğin bir 8 numara var mı? yok....

    belhanda'yı satalım ama. satmak lazım. neden? piç herif sneijder'in 10 numarasını giydi.
    adamın olmadığı maçlarda kaleye gidemiyorsun ama hastag açıp, satılsın diye kampanya yapıyorsun. bizim ülkede futbol konusunda gerçekten bilgi fakiri adamlar var ve bu adamlar isime göre oyuncu transferi yapılmasından yana her zaman. futbol oyununun sistemlere, formasyona, taktiğe ve tüm bunların birleşimi uygulanırken, üst düzey bir disipline ihtiyaç olduğunun farkında değil.

    belhanda bu takıma 8 numara olarak katıldı.
    10 numaralı formayı mobbing uygulamak için sneijder'den alıp, belhanda'ya veren yönetim değil suçlu.. dursun özbek'in her kararını eleştiren adamlar belhanda'ya gelince dursun özbek'i aklıyor.

    8 numara için genç bir oyuncu almadık.
    8 numara için tecrübeli bir oyuncu almadık.
    8 numara için kimseyi almadık.

    buna rağmen belhanda gitsin demek şaşırtıcı. özellikle piyasada meyer ve prcic dışında adam gibi bonservisi elinde merkez orta saha oyuncuları kalmamışken. e bonservis verip alamıyorsun kimseyi!! o zaman ne bu artistik.

    galatasaray taraftarı, gomis satılacağına, feghouli satılsın, belhanda satılsın istiyor ama derdin para olmadığının farkında da değiller. görüyorum ki hiç bir şeyin farkında değiller.

    gomis, fatih terim'in oynatmak istediği oyuna uygun bir oyuncu değil.
    geçen sezon bolca bahsettim. mesaj kutumda küfürlü mesajlar hala duruyor. hatta twitter'da bile başka bir yazarın altına adımın geçtiği bir olayda "bu arkadaş gomis'in gitmesi gerektiğini söylüyordu..." diye yazanlar vardı.

    gomis'in durumu maaş filan hikaye.
    o kısım güzel kullanılıyor şu anda. asıl olay bizim oyun felsefemizin, hakan şükür vari bir sırtı dönük forvetten hareketli bir ileri üçlüye geçiş yapmasında. buna göre bir oyuncu aranıyor ve imza için çaba sarf ediliyor.

    yani para değil derdimiz.
    gomis'ten gelecek güzel bir para (10 milyon gibi) emre akbaba'yı alıp merkez üçlüsünü fernando-belhanda-emre olarak sabitleyip fazlasıyla elimizde olan kanat rotasyonu ile hareketli bir üçlü yaratmak. bolca defans arkasına koşu, bolca ara pası, kilit pas ve asistin asisti (invisible assist)...

    bunu yapan orta saha oyuncularına ihtiyacınız var.
    dünyanın en çok invisible assist yapan oyuncuları bir dönem barcelona'daydı ve herkes hayrandı. iniesta, xavi... kanat oyuncuları kaçırır, onlarda merkezdeki hareketli forvete pas atarak "klasik bir barcelona golü" klişesini ortaya çıkarmıştı.

    kevin de bruyne şu anda man.city'de xavi, inesta'nın yaptığı rolü üstleniyor silva ile birlikte.
    çünkü, asistten önceki pas asist için uygun oyuncu bulmak, asisti yapmaktan daha önemli günümüz futbolunda. belhanda bununla övünüldüğü için, övenlere "gerizekalı" diyenler var. anlamadığı şeyleri insanlar hakaret ederek karşı çıkarlar.

    belhanda, şu anda elindeki en iyi 8 numara.
    diğeri selçuk inan zaten. emre akbaba'yı alıp fernando ile birikte 6-8-10 numara olarak orta sahayı üçlemek ve rodrigues, feghouli, muğdat, sinan, onyekuru, yunus gibi 6 oyuncu ile kanat rotasyonunu sağlayıp bir hareketli forvet transferi yaparak, şampiyonlar liginde gruptan çıkmayı değil uefa kupasına katılmayı düşünerek hareket etmek gerek.

    bu hedef küçültmek değildir.
    şampiyon olup, şampiyonlar ligine gitmek şu anda yapılacak en akıllıca iştir.
    çünkü yılda 40 milyonluk oyuncu satışı yapamıyorsan o geliri kapatmanın yolu şampiyonlar liginde geçer. şu anda derdimiz şampiyonlar ligi şampiyonluğu değil. doğru oyuncular alıp, onlardan maksimum verim almak ve ffp'yi kazasız belasız atlatmak.

    daha iyi bir seçenek ortaya çıkmadan önce elimizdeki en iyi 8 numara seçeneği olan belhanda'yı satmaya çalışmak yerine maicon ve gomis'i satmaya çalışmak daha doğru bir hareket olur.
  • geçen sene oynadığı 24 maçta takımımız;

    16 galibiyet 6 beraberlik 2 yenilgi almış. belhanda ile puan ortalamamız 2.25

    oynamadığı 10 maçta 4 galibiyet 3 beraberlik 3 yenilgi. belhandasız puan ortalamamız 1,5

    oynamadığı 10 maçın hiçbiri derbi maçları değil. yani onsuz nispeten kolay takımlara oynarken daha fazla puan kaybedilmiş.

    eksikliğini hiç hissetmemişiz.
  • geldiğinden beri en iyi oyununu oynadığı falan yok adamın. element uydurmayalım yok yere.
    bakın gençlerbirliği maçındaki performansına: https://www.youtube.com/watch?v=dbwr8MF5N6Y
    bakın göztepe maçındaki performansına: https://www.youtube.com/watch?v=cYqGnO-fevI
    bakın bursaspor maçındaki performansına: https://www.youtube.com/watch?v=jF0nmCMPys8

    (bkz: younes belhanda/#2303026) şu yazımda da bazı kısımlara değinmiştim, buradan sadece bir kısmı alıntılayayım:

    --- alıntı ---

    belhanda'yı talisca- giuliano ile kıyaslayalım:

    maç başına en çok kilit pas veren- belhanda (diğerlerinin iki katından fazla)
    en çok topla buluşan- belhanda
    en çok orta açan- belhanda
    en yüksek pas isabeti- giuliano
    en çok ara pas atan- belhanda
    en çok asist yapan- belhanda
    en çok gol atan- giuliano (4'ü penaltıdan)
    en çok şut çeken- talisca
    en çok adam geçen- belhanda
    en az top kaybeden- talisca
    en çok pas veren- belhanda
    en çok top kesen- belhanda
    en çok çalan- belhanda
    en çok ikili mücadele kazanan- belhanda
    en çok top uzaklaştıran- belhanda
    en çok hava topu kazanan- talisca
    en yüksek rating: belhanda

    --- alıntı ---

    görüldüğü üzere birçok parametrede üstün olduğu gibi oyun içi katkı olarak baktığımız zaman da önde. size olarak zayıf, bir de faslı diye adamı yerden yere vuruyorlar. en çok da bizim taraftar vuruyor ha.

    temel katkıları bile çok önemli takım için:

    1) bölgeler arası geçişte müthiş bir hız ve vakit kazandırıyor takıma.

    https://youtu.be/dbwr8MF5N6Y?t=11s : merkezden topu hücum bölgesine geçirmesi 4 saniye. (25-30 metre)

    https://youtu.be/dbwr8MF5N6Y?t=38s : sırf kendi koşusuyla topu 35-40 metre ileriye taşıyor. top kontrolleri, paslar, koşular dahil 8 saniye.

    https://youtu.be/dbwr8MF5N6Y?t=1m32s : başkası olsa 20 saniyeyi bulacak top akımı, onunla tek pasta gerçekleşiyor.

    --- alıntı ---

    peki dönelim selçuk'un yaptıklarına:

    https://youtu.be/wuDOuDrBrHI?t=13s : topu kontrol ediyor, önce bir bakınıyor etrafına, ardından ileriye doğru sürüyor topu ve geriye dönüp ilk baştaki pozisyonunda duran arkadaşına pas veriyor. 6 saniye, sıfır mesafe.

    --- alıntı ---

    2) mücadele gücü açısından da büyük bir fark. bir defa belhanda yerine feghouli'yi koyunca hiçbir şeyden olmasa buradan baştan kaybediyorsun zira iki oyuncunun mücadele gücünde ciddi farklar var. yanılmıyorsam çoğu maçımızda fernando ile ve serdar- maicon ikilsiyle beraber en çok ikili mücadeleye giren oyuncumuz olmuştu. bu da direnç demek. top tekniği olarak bakılıp, fark yokmuş gibi görülüyor ama bölgesel düşününce farklar söz konusu.

    3) yaratıcılık baba. hiç umulmadık anda öyle bir pas çıkartıyor ki yoktan pozisyon üretiyoruz. arada top kaybetmiyor mu? ediyor ancak belhanda olmadan da atağa çıkamıyoruz.

    bu üç noktayla bile takım için kilit oyuncu konumunda. umarım fatih hoca hatasından döner de belhanda'yı tekrar kazanır.
  • yaz kızım,

    sanığın faslı olması nedeniyle 5 yıl, wesley sneijder'in yerine gelmesinden 25 yıl, on numaralı formayı giymesinden 33 yıl ve suratındaki hafiften gamsız epeyce de gevşek ifadeden dolayı da 12 yıl olmak üzere toplam 75 yıl hapsine karar verilmiştir...

    belhanda'yı 12 şubat 2018 galatasaray antalyaspor maçında yediği kırmızı kart nedeniyle yerden yere vuran zihniyet, felipe melo'yu da beşiktaş maçında malum oğuzhan'lı yalandan tükürüklü pozisyonda yediği kırmızıdan dolayı yerden yere vurmalıydı. nitekim orada da futbolcumuz ''hiç yoktan'' kırmızı yemişti! yerden yere vurulmadı. veya onu geçtim, fatih hoca yahu, sen kalk milletin gözü önünde kenarda topu yere vur. olacak iş değil ki nitekim koca galatasaray'ı da 10 hafta hocasız bıraktı. bak sen haine!

    insan denen canlıda ara sıra utanma diye bir şey oluyor. melo'ya uydurma tükürükten kırmızı kart verdiklerinde sesim kısılana kadar isyan ettim bağırdım. yine melo'ya dünyada görülmemiş şekilde retweet'ten ceza verdiklerinde de sonuna kadar takımın ve oyuncunun hakkını savundum. vallahi de billahi de aklıma hiç ''yav melo sen de ne diye rakiple diyaloğa giriyorsun, yav melo sen de ne diye el alemle ilgili retweet paylaşıyorsun'' gibi şeyler gelmedi. niye gelsin yahu galatasaraylıyım, oyuncum haksız yere atılmış ceza yemiş. ortada haksızlık var anasını satayım, niye oyuncuma saldırayım?

    ama işte utanması olmayan insan ne yapıyor biliyor musunuz? bakın anlatıyorum.

    önce geliyor sene başından bu yana düşman belledikleri belhanda takımını oynadığı her maç neredeyse tek başına sırtlayınca ''ne oynadı sanki ya siz de abartmayın'' deyip vakit kazanıyor. sonra bakıyor bu belhanda ele avuca sığacak gibi değil. ne yapsın adam, elleri başında, çaresiz... hemen ''ya işte gördünüz mü yedek kalınca biraz akıllanmış'' diyerek tek şeritli yol yapıyor. o yol zamanla arabalara dar geldiğinden herhal, yumuşatılmış bir manevrayla ''iyi oynadığında övmesini de biliriz ha'' ya dönüyor iş. bunu yaparken de racon kesiyor ha, bak diyor sen zamanında bana o kadar laf yaptın al bak ben nasıl övdüm şimdi diye.

    neyse efendim, ben de diyordum son zamanlarda sözlük neden temiz diye. neden olsun, resmen pusuya yatmışlar ya. hayatımda böyle şey ne gördüm ne işittim. maç biteli on dakika falan oldu bir gireyim dedim sözlüğe. belhanda başlığında 30 mu 40 mı 50 mi paso yazılıyor. yahu durun adamın teri kurusun, adam bir soyunma odasına gitsin hiç değilse. bu ne kin bu ne öfke.

    tamam, ilk sarı kart doğru. ama ikinci sarı kartı haklı bulan varsa bence sözlüğün kapısından çıkıp gitsin. adam arkası dönük, yürüyüp giderken kırmızı kart gördü anasını satayım. yazılan yorumları da okuyan engin baytar gibi hakemi askıya aldı sanacak. bakın tekrar ediyorum, adam arkası dönük, yürüyüp giderken şak diye kırmızı kart gördü. fenerbahçe beşiktaş taraftarı olsa şu an sosyal medyanın bir numaralı gündemi barış şimşek olmuş, oyuncuya da tesislere gidip destek verilmişti. dönüp bakıyorsun bizim tarafa, belhanda kırmızıy kartı görünce yüzlerinden gülücükler saçmadılarsa, ''aha bu sneijder'in yerine gelen şerefsize sayıp sövme şansı doğdu çok güzel oldu'' demediyse, elinde ne varsa önünde ne varsa derhal bırakıp sözlüğe nefret saçmak için koşmadıysa ben de bir şey bilmiyorum.

    lafa geldi mi galatasaray taraftarı türkiye'nin en iyisi. pardon? soruyorum türkiye'de kendi futbolcusunu, formda olan futbolcusunu bu kadar değersizleştirebilen bir taraftar grubu daha var mı? yok. allah'ın ozan tufan'ına bile sahip çıktı adamlar. ki o sahip çıkmayla beraber ozan da büyük form yakalamıştı aykut kesene kadar. talisca ya... çoğu maçta yürüyecek dermanı olmamasına rağmen, yine çoğu maçta takımına zarar vermekten başka hiçbir şey yapmamasına rağmen beşiktaş taraftarı onu bağrına bastı, bugün gelinen noktada oyuncu yine formda.

    taraftar değil bugün ne giysem'in jüri üyesi sanki. bunun tekniği zayıf gitsin, şunun suratında gamsızlık var gitsin, o cezayirli gitsin, ötekinin boyu kısa gitsin, berikinin zekası yok gitsin... mancini geldi gitsin, denizli geldi gitsin, tudor geldi gitsin, terim geldi o da gitsin. gomis yaşlı gitsin, rodrigues aptal gitsin, tolga odun gibi gitsin, feghouli kontrolsüz gitsin, serdar sakatlanıyor gitsin, linnes pozisyon alamıyor gitsin, eren komisyon transferi gitsin...

    ha belhanda mı? o zaten gitsin.

    bir kere adam faslı,
    utanmadan sneijder'in yerine geldi.
    gitti sırtına on numarayı geçirdi sanki birilerine nispet(!) yapar gibi.
    sonra da kalkmış kırmızı kart görüyor. vay gamsız, vay hain!

    iki hafta sonra hakem bizi doğradığında ağlamayasınız ha. hoş belki de sevinirsiniz.

    benim için galatasaray taraftarı bugün itibarıyla ölmüştür. daha doğrusu bu kadar leş, sinsice, kin ve nefrete hatta kıskançlığa dayalı bir düzen ne kadar yaşıyor kabul edilebilirse o kadar yaşıyordur. galatasaray'ımın haklarını korumaktan aciz, hak talebini bırak isyan etmekten aciz insanların olduğu, galatasaray'ın isimlerden değil isimlerin galatasaray'dan büyük tutulduğu düzene de şu dakikadan sonra en ufak övgüde bulunmayacağım.

    türkiye'dir galatasaray.

    çok doğru...
  • 12 şubat 2018 galatasaray antalyaspor maçı'nda gördüğü kırmızıyı emre belözoğlu her maç 7 defa görmeli. alper potuk 5. beşiktaş'ta ise bu oran en az 5 futbolcuda 3 olmalı. yani belhanda bir şeyler yapmış olabilir. ama çıkan ikinci sarı kartın anlamı bu ligin standartlarında galatasaray düşmanlığıdir.

    ama bunu geçtim...

    galatasaray taraftarını anlamıyorum. takımın son dönemdeki en büyük yatırımlarından biri bu futbolcu.
    tarihte benzer şekilde kırmızı gören tek adam da değil. mesela zidane'ın kariyerini nasıl noktaladığına bakın. fransa'ya bir dünya kupasına maloldu. ben hayatımda takımına bu kadar zararlı başka bir taraftar grubu görmedim.

    çok sevdiğiniz fatih hocanız maç sonu açıklamalarında noktayı koydu. bari ona saygınız olsun. "amacımız futbolcu cezalandırmak değil, kazanmak" dedi. belhanda bir maç oynamayacak. hepsi bu. daha yeni aleks taşçıoğlu denen adam yüzünden puan kaybettik. üzerine odaklanmamız gereken şey sistematik olarak kıyıma uğrayan bir galatasaray var.

    bakın belhanda'ya kızıyorsunuz mental olarak zayıf diye. bence galatasaray taraftarı mental olarak belhanda'dan daha zayıf. bu kadar kolay manipule olan bir insan topluluğu ben hayatımda görmedim.

    düşünsene fenerbahçe'nin bir maçta 2-3 net penaltısını vermeyecekler, maçın koca bir ikinci devresi boyunca hakem topu rakibe vermek için her ikili mücadelede aleyhine faul düdüğü çalacak ve son dakikada en yaratıcı futbolcusunu ligde örneği olmayan bir kırmızıyla oyundan atacak.

    açık söylüyorum, ortalık yıkılır.
    cumhurbaşkanı hakem hataları konusunda federasyon çalışma yapacaktır diye açıklama yapar.
    o hakem derhal klasman düşürülür.
    sezon sonunda eğer şampiyon olursak atılacak manşetten daha fazla manşet atılır.
    oğlum deli misiniz lan? :) hepi topu bir kırmızı kart gördü adam. kimi nereye gönderiyosunuz? böyle şey mi olur?
  • ballon d’or sahibi luka modric’in kulüp istatistikleri:

    real madrid: 304 maç, 17 gol, 47 asist
    tottenham: 160 maç, 17 gol, 27 asist
    dinamo zagreb: 69 maç, 21 gol, 21 asist
    toplam: 533 maç, 55 gol, 95 asist

    gol katkısı: maç başına 0,28.

    milli takım: 119 maç, 14 gol, 19 asist

    gol katkısı: maç başına 0,27.

    2018 dünya kupası’nda modric’in takımı hırvatistan’ı finale taşıdığına kim hayır diyebilir? 3 sene üst üste şampiyonlar ligi şampiyonu olan real madrid’in en önemli oyuncularından olduğunu kimi reddedebilir?

    bu sorulara siz de benim gibi “kimse” cevabını veriyorsanız eğer; belhanda’nın iki senedir şampiyon olan galatasaray’ın en önemli oyuncularından olduğunu da reddedemezsiniz. reddedecekseniz de bunu gol katkısı üzerinden savunamazsınız.

    edit: işbu entry belhanda’yı modric’le kıyaslamak için değil, kendisinin istatistik üstünden gömülemeyeceğini anlatmak için girilmiştir. diyorsak ki belhanda’nın gol katkısı düşük, afedersiniz bok gibi bir futbolcu; o zaman modric’e topçu demeye utanalım.

    ha mevzu gol katkısıysa eğer, illa oradan konuşacaksak buyrun size belhanda’nın gol katkısı: https://gss.gs/W9l.png

    eğer ki takım tek pasla gol bulmuyorsa, ki bulmuyor, golü hazırlayan asist kadar asisti hazırlayan paslar da önemlidir. belhanda’nın da bu konuda en yakın rakiplerine attığı farkı görebilirsiniz. hadi eyvallah.
  • - ulan be, belhanda'yı aldık.
    + hayırlı olsun abi.
    - sağol. sneijder'ı aramayız artık.
    + belhanda aslında tam bir on numara değil.
    - koskoca belhanda bu, forvetleri besler.
    + ehh, olduğu kadar diyelim.
    - olsun, şutları yeter.
    + pek şut çektiği söylenemez.
    - top tutar, takımı rahatlatır.
    + fazla top tutunca kaybediyor abi.
    - mücadele edip kazanıyordur en azından.
    + öyle koşup top kapan bir oyuncu değil.
    - belhanda bu. geride oynatırız, oyun kurar.
    + geriden oyun kuracak bir adam da değil.
    - kanatlara koyarız, akar.
    + malesef kanat oynayacak kadar hızlı da değil.
    - neyse, bir şekilde taraftara kendini sevdirir.
    + taraftarla da kapışabilir abi.

    galatasaray kariyeri tam yukarıdaki diyalog gibi seyreden futbolcu. diyalog hayal ürünüdür ama belhanda gerçek. saçmaladıysam kusura bakmayın, başka bir şekilde anlatamadım. :(
  • görevi gol atmak değil attırmak olduğu için karşılaştırdığı taliscayı 2'ye guliano'yu 4 e katlamış durumda asist olarak.
    ki diğer arkadaşlar kandi takımlarının tek golcüleri neredeyse. doğal olarak takım onlara oynayor. biz de ilerde gomise oynuyoruz ki o da 26 gol attı.
    gol atmadığı için eleştirilmesi aşırı derece yersiz, en kibar tabirle.
  • adamı yine bir dünya yazar gömmüş. şimdi diyecek yine birileri "ömö östötöstök börsöy öfödö ötmöyör" adam 13 eylül 2019 galatasaray kasımpaşa maçı nda %95pas isabetiyle oynamış. 12de7 ikili mücadele kazanmış. bir çırpıda hatırlanan,babel in şutu öncesi pas, nzonzi nin vurduğu kafaların serbest vuruşları, falcao yu karşı karşıya bırakan pas. ama eminim ki çoğunun aklına gelen ceza sahası önünde pas opsiyonu ararken beklediği bir anda kaptırdığı top. yahu yazıktır.

    en kısa zamanda sahalara dönmesi gereken oyun kurucumuz. kötü olan oyunumuz, o olmadan rezalet seviyesine iniyor.