• 8 şubat 2018 galatasaray konyaspor maçı'nda taraftarın yanlış yaptığını bir kere daha göstermiştir. göstermiştir de taraftar görmüş müdür? daha 3 gün önce gönderelim, gitsin, 5 para etmez dedikleri ve oysa bu sene takımın en yaratıcı oyuncusu olan adam çıkıp tokat gibi futbol oynamıştır.

    şunu unutmamak lazım galatasaray'a messi seviyesinde adam asla gelmeyecek. cr7'miz asla olmayacak. hagi bile her maç mükemmel oynamıyordu. futbolcu bu. yükselecek, düşecek. takımın genel oyunundan etkilenecek. ve sen onu yok etmeye değil, kazanmaya, performansını arttırmaya çalışacaksın.

    sezon başından beri feghouli'yi kaç defa gönderdik. allah sakatlık belasını bir kere daha başımıza sarmazsa ligin son periyodunda bana göre takımı taşıyan adamlardan biri olur.

    linnes'i gönderdik. konyaspor maçı'nda ne kadar iyi bir bek olduğunu gösterdi. oysa biz senelerdir adama mevkisinde hiç şans vermedik. devamlı oynarsa futbolu kimbilir nerelere gelirdi. evet farkındayım asla bir lahm olmayacak ama audi a8'iniz yok diye altınızdaki opel corsa'yı kapının önünde çürütüp kaynaklarınızı israf etmiyorsunuz değil mi?

    şimdi hedefte muslera var, gomis var. yarın maicon olur, tolga olur.

    bruma hakkında neler söylendi. adamı yok etmek için ne gerekiyorsa yaptık. ne zaman takımı taşıdı bruma, tonla "ben tükürdüğümü yalamaya razıyım adamcıkları" türedi. bu galatasaray'ın iyiliğini düşünmek değildir. bu iyi gün dostluğudur. futbolcu verdiği müddetçe çıkar sağlamaya çalışmaktır. belki de bu ülke bundan futbolcu üretemiyor. düzenin istediği kadar çarpık olsun, böyle bir nüfusun daha fazla üretmesi lazım. cefa çekmeyi bileceksin ki sefasını da süresin. biz taraftar olarak hep inekten sağar gibi süt sağmak istiyoruz. otu verelim sütü alalım diyoruz. oysa bunun baytarı var, aşısı var, hastalığı var... var oğlu var.

    göztepe selçuk şahin'le mucizeler yaratıyor. futbol bu yüzden güzel. sen elindeki kadro ile oyuncularının artı yönlerini ortaya çıkaracak ve eksik yönlerini gizleyecek futbolu yaratmak zorundasın. bunu yaratan kadro kalitesi kötü de olsa başarılı oluyor.

    senelerdir çok iyi performans veren atiba, belözoğlu, quaresma, babel, bu senenin yıldızlarından jahovic falan... bu adamları kullanmayı bilmeyen bir teknik direktörün eline ver ve performanslarını izle.

    galatasaray taraftarı artık kalender olmayı öğrenmeli. futbolun içinde kazanmak kadar kötü oynamak, kaybetmek de var diyebilmeli ve bunu sindirebilmeli. senelerdir futbola odaklandık. hem de sadece en yüzeysel şekilde. oysa kulüp içerisinde büyük çarpıklıklar yaşanıyor. korumadık galatasaray'ı. enerjimizi bunun için harcamadık. varsa yoksa en yakın çıkarın peşinden gittik. bana göre bunun oyunu 2 çuval erzak karşılığı satmaktan çok da farkı yok. kötü oynayan bir futbolcu hakkında 10 konuşuyorsa riva soygunu 1 bile konuşulmadı. 50 metre kare imar düşürdüler en yüksek teklifi veren firmayı kaçırmak için. üstelik de imarın 400.000 metre kare arttıralacağı sözü cumhurbaşkanı tarafından verilmişken. sonuç? payımız %38'den 25'e düştü. oysa bir hafta tt olsa, tepki görse, taraftar kenetlense kimse ensemize vurup lokamımızı alamayacak. federasyon bizden korkmadı, kulüpteki soyguncular bizden korkmadı, yozlaşmış siyaseti 30 milyon oy potansiyelimizle korkutamadık.

    futbolcuları azıcık rahat bırkamak gerek. futbolcunun umursamazlığından şikayet etmeden önce kendi umursamazlığımızı eleştirelim. hani arabada paraları sağa sola sallayan yiğit gökoğlan ve engin baytar'ın mesleklerine yaptıkları saygısızlık var ya... biz de aynı saygısızlığı taraftarlığımıza yapıyoruz. taraftarlık sorumluluk getirir. bir imza attılar, alacakları parayı garantilediler diye engin ve yiğit o video ile ne mesaj veriyorsa biz de aynını yapıyoruz. hiç bir sorumluluğumuzu yerine getirmeyelim, ama paraları sallar gibi kupalarla, muhteşem futbolla sağa sola hava atalım.

    ben size spoiler vereyim. belhanda bundan sonra da kötü maçlar çıkaracak. çünkü işin doğası bu.
    mustafa kemal'in bir lafı var. " tarih tekerrürden ibarettir" diye. bu aynı hataları tekrar yapın çok normaldir manasına gelmiyor. ancak biz yanlış anlamış olmalıyız ki sürekli, bıkmadan, usanmadan aynı yanlışı tekrar ediyoruz. oysa yapılan uyarı, verilen öğüt hatalarınızdan ders alın manasına geliyor. bu defa ders alın. evet zihnimizde aydınlanma yaratacak çok büyük bir olay yaşamadık ama küçük tecrübeler de insanı eğitebilir. bu dersi almaya mecburuz. çünkü bir laf daha var, "her seferinde aynı şeyi yapıp farklı sonuç beklemek sadece salakların işidir." diye. tabi ki kimsenin zeka problemi çekmediğinin farkındayım. oradaki "salak" ifadesi gerçek manada salaklığı değil ezoterik olarak bir çarpıklığı tasvir etmeye çalışıyor. o nedenle ben de kimseyi rencide etmeyeceği için söylemekten çekinmiyorum, salak olmayalım.
  • tali$ka eglenilecek kiz iken, kendisi evlenilecek kizdir. belhanda mutfaga girer, börekler, çörekler açar. tali$ka, a$kim çok yorgunum, di$arda yiyelim mi, der. annen, belhanda'dan bahsederken kizim der, tali$ka'ya ise gelin. belhanda makyajsiz da güzeldir, taliscayi ise makyajsiz görsen dönüp bakmazsin bile.

    kisacasi, tali$ka ile havan olur ama belhanda ile huzuru yakalarsin.
  • geldiğinden beri en iyi oyununu oynadığı falan yok adamın. element uydurmayalım yok yere.
    bakın gençlerbirliği maçındaki performansına: https://www.youtube.com/watch?v=dbwr8MF5N6Y
    bakın göztepe maçındaki performansına: https://www.youtube.com/watch?v=cYqGnO-fevI
    bakın bursaspor maçındaki performansına: https://www.youtube.com/watch?v=jF0nmCMPys8

    (bkz: younes belhanda/#2303026) şu yazımda da bazı kısımlara değinmiştim, buradan sadece bir kısmı alıntılayayım:

    --- alıntı ---

    belhanda'yı talisca- giuliano ile kıyaslayalım:

    maç başına en çok kilit pas veren- belhanda (diğerlerinin iki katından fazla)
    en çok topla buluşan- belhanda
    en çok orta açan- belhanda
    en yüksek pas isabeti- giuliano
    en çok ara pas atan- belhanda
    en çok asist yapan- belhanda
    en çok gol atan- giuliano (4'ü penaltıdan)
    en çok şut çeken- talisca
    en çok adam geçen- belhanda
    en az top kaybeden- talisca
    en çok pas veren- belhanda
    en çok top kesen- belhanda
    en çok çalan- belhanda
    en çok ikili mücadele kazanan- belhanda
    en çok top uzaklaştıran- belhanda
    en çok hava topu kazanan- talisca
    en yüksek rating: belhanda

    --- alıntı ---

    görüldüğü üzere birçok parametrede üstün olduğu gibi oyun içi katkı olarak baktığımız zaman da önde. size olarak zayıf, bir de faslı diye adamı yerden yere vuruyorlar. en çok da bizim taraftar vuruyor ha.

    temel katkıları bile çok önemli takım için:

    1) bölgeler arası geçişte müthiş bir hız ve vakit kazandırıyor takıma.

    https://youtu.be/dbwr8MF5N6Y?t=11s : merkezden topu hücum bölgesine geçirmesi 4 saniye. (25-30 metre)

    https://youtu.be/dbwr8MF5N6Y?t=38s : sırf kendi koşusuyla topu 35-40 metre ileriye taşıyor. top kontrolleri, paslar, koşular dahil 8 saniye.

    https://youtu.be/dbwr8MF5N6Y?t=1m32s : başkası olsa 20 saniyeyi bulacak top akımı, onunla tek pasta gerçekleşiyor.

    --- alıntı ---

    peki dönelim selçuk'un yaptıklarına:

    https://youtu.be/wuDOuDrBrHI?t=13s : topu kontrol ediyor, önce bir bakınıyor etrafına, ardından ileriye doğru sürüyor topu ve geriye dönüp ilk baştaki pozisyonunda duran arkadaşına pas veriyor. 6 saniye, sıfır mesafe.

    --- alıntı ---

    2) mücadele gücü açısından da büyük bir fark. bir defa belhanda yerine feghouli'yi koyunca hiçbir şeyden olmasa buradan baştan kaybediyorsun zira iki oyuncunun mücadele gücünde ciddi farklar var. yanılmıyorsam çoğu maçımızda fernando ile ve serdar- maicon ikilsiyle beraber en çok ikili mücadeleye giren oyuncumuz olmuştu. bu da direnç demek. top tekniği olarak bakılıp, fark yokmuş gibi görülüyor ama bölgesel düşününce farklar söz konusu.

    3) yaratıcılık baba. hiç umulmadık anda öyle bir pas çıkartıyor ki yoktan pozisyon üretiyoruz. arada top kaybetmiyor mu? ediyor ancak belhanda olmadan da atağa çıkamıyoruz.

    bu üç noktayla bile takım için kilit oyuncu konumunda. umarım fatih hoca hatasından döner de belhanda'yı tekrar kazanır.
  • yaz kızım,

    sanığın faslı olması nedeniyle 5 yıl, wesley sneijder'in yerine gelmesinden 25 yıl, on numaralı formayı giymesinden 33 yıl ve suratındaki hafiften gamsız epeyce de gevşek ifadeden dolayı da 12 yıl olmak üzere toplam 75 yıl hapsine karar verilmiştir...

    belhanda'yı 12 şubat 2018 galatasaray antalyaspor maçında yediği kırmızı kart nedeniyle yerden yere vuran zihniyet, felipe melo'yu da beşiktaş maçında malum oğuzhan'lı yalandan tükürüklü pozisyonda yediği kırmızıdan dolayı yerden yere vurmalıydı. nitekim orada da futbolcumuz ''hiç yoktan'' kırmızı yemişti! yerden yere vurulmadı. veya onu geçtim, fatih hoca yahu, sen kalk milletin gözü önünde kenarda topu yere vur. olacak iş değil ki nitekim koca galatasaray'ı da 10 hafta hocasız bıraktı. bak sen haine!

    insan denen canlıda ara sıra utanma diye bir şey oluyor. melo'ya uydurma tükürükten kırmızı kart verdiklerinde sesim kısılana kadar isyan ettim bağırdım. yine melo'ya dünyada görülmemiş şekilde retweet'ten ceza verdiklerinde de sonuna kadar takımın ve oyuncunun hakkını savundum. vallahi de billahi de aklıma hiç ''yav melo sen de ne diye rakiple diyaloğa giriyorsun, yav melo sen de ne diye el alemle ilgili retweet paylaşıyorsun'' gibi şeyler gelmedi. niye gelsin yahu galatasaraylıyım, oyuncum haksız yere atılmış ceza yemiş. ortada haksızlık var anasını satayım, niye oyuncuma saldırayım?

    ama işte utanması olmayan insan ne yapıyor biliyor musunuz? bakın anlatıyorum.

    önce geliyor sene başından bu yana düşman belledikleri belhanda takımını oynadığı her maç neredeyse tek başına sırtlayınca ''ne oynadı sanki ya siz de abartmayın'' deyip vakit kazanıyor. sonra bakıyor bu belhanda ele avuca sığacak gibi değil. ne yapsın adam, elleri başında, çaresiz... hemen ''ya işte gördünüz mü yedek kalınca biraz akıllanmış'' diyerek tek şeritli yol yapıyor. o yol zamanla arabalara dar geldiğinden herhal, yumuşatılmış bir manevrayla ''iyi oynadığında övmesini de biliriz ha'' ya dönüyor iş. bunu yaparken de racon kesiyor ha, bak diyor sen zamanında bana o kadar laf yaptın al bak ben nasıl övdüm şimdi diye.

    neyse efendim, ben de diyordum son zamanlarda sözlük neden temiz diye. neden olsun, resmen pusuya yatmışlar ya. hayatımda böyle şey ne gördüm ne işittim. maç biteli on dakika falan oldu bir gireyim dedim sözlüğe. belhanda başlığında 30 mu 40 mı 50 mi paso yazılıyor. yahu durun adamın teri kurusun, adam bir soyunma odasına gitsin hiç değilse. bu ne kin bu ne öfke.

    tamam, ilk sarı kart doğru. ama ikinci sarı kartı haklı bulan varsa bence sözlüğün kapısından çıkıp gitsin. adam arkası dönük, yürüyüp giderken kırmızı kart gördü anasını satayım. yazılan yorumları da okuyan engin baytar gibi hakemi askıya aldı sanacak. bakın tekrar ediyorum, adam arkası dönük, yürüyüp giderken şak diye kırmızı kart gördü. fenerbahçe beşiktaş taraftarı olsa şu an sosyal medyanın bir numaralı gündemi barış şimşek olmuş, oyuncuya da tesislere gidip destek verilmişti. dönüp bakıyorsun bizim tarafa, belhanda kırmızıy kartı görünce yüzlerinden gülücükler saçmadılarsa, ''aha bu sneijder'in yerine gelen şerefsize sayıp sövme şansı doğdu çok güzel oldu'' demediyse, elinde ne varsa önünde ne varsa derhal bırakıp sözlüğe nefret saçmak için koşmadıysa ben de bir şey bilmiyorum.

    lafa geldi mi galatasaray taraftarı türkiye'nin en iyisi. pardon? soruyorum türkiye'de kendi futbolcusunu, formda olan futbolcusunu bu kadar değersizleştirebilen bir taraftar grubu daha var mı? yok. allah'ın ozan tufan'ına bile sahip çıktı adamlar. ki o sahip çıkmayla beraber ozan da büyük form yakalamıştı aykut kesene kadar. talisca ya... çoğu maçta yürüyecek dermanı olmamasına rağmen, yine çoğu maçta takımına zarar vermekten başka hiçbir şey yapmamasına rağmen beşiktaş taraftarı onu bağrına bastı, bugün gelinen noktada oyuncu yine formda.

    taraftar değil bugün ne giysem'in jüri üyesi sanki. bunun tekniği zayıf gitsin, şunun suratında gamsızlık var gitsin, o cezayirli gitsin, ötekinin boyu kısa gitsin, berikinin zekası yok gitsin... mancini geldi gitsin, denizli geldi gitsin, tudor geldi gitsin, terim geldi o da gitsin. gomis yaşlı gitsin, rodrigues aptal gitsin, tolga odun gibi gitsin, feghouli kontrolsüz gitsin, serdar sakatlanıyor gitsin, linnes pozisyon alamıyor gitsin, eren komisyon transferi gitsin...

    ha belhanda mı? o zaten gitsin.

    bir kere adam faslı,
    utanmadan sneijder'in yerine geldi.
    gitti sırtına on numarayı geçirdi sanki birilerine nispet(!) yapar gibi.
    sonra da kalkmış kırmızı kart görüyor. vay gamsız, vay hain!

    iki hafta sonra hakem bizi doğradığında ağlamayasınız ha. hoş belki de sevinirsiniz.

    benim için galatasaray taraftarı bugün itibarıyla ölmüştür. daha doğrusu bu kadar leş, sinsice, kin ve nefrete hatta kıskançlığa dayalı bir düzen ne kadar yaşıyor kabul edilebilirse o kadar yaşıyordur. galatasaray'ımın haklarını korumaktan aciz, hak talebini bırak isyan etmekten aciz insanların olduğu, galatasaray'ın isimlerden değil isimlerin galatasaray'dan büyük tutulduğu düzene de şu dakikadan sonra en ufak övgüde bulunmayacağım.

    türkiye'dir galatasaray.

    çok doğru...
  • 12 şubat 2018 galatasaray antalyaspor maçı'nda gördüğü kırmızıyı emre belözoğlu her maç 7 defa görmeli. alper potuk 5. beşiktaş'ta ise bu oran en az 5 futbolcuda 3 olmalı. yani belhanda bir şeyler yapmış olabilir. ama çıkan ikinci sarı kartın anlamı bu ligin standartlarında galatasaray düşmanlığıdir.

    ama bunu geçtim...

    galatasaray taraftarını anlamıyorum. takımın son dönemdeki en büyük yatırımlarından biri bu futbolcu.
    tarihte benzer şekilde kırmızı gören tek adam da değil. mesela zidane'ın kariyerini nasıl noktaladığına bakın. fransa'ya bir dünya kupasına maloldu. ben hayatımda takımına bu kadar zararlı başka bir taraftar grubu görmedim.

    çok sevdiğiniz fatih hocanız maç sonu açıklamalarında noktayı koydu. bari ona saygınız olsun. "amacımız futbolcu cezalandırmak değil, kazanmak" dedi. belhanda bir maç oynamayacak. hepsi bu. daha yeni aleks taşçıoğlu denen adam yüzünden puan kaybettik. üzerine odaklanmamız gereken şey sistematik olarak kıyıma uğrayan bir galatasaray var.

    bakın belhanda'ya kızıyorsunuz mental olarak zayıf diye. bence galatasaray taraftarı mental olarak belhanda'dan daha zayıf. bu kadar kolay manipule olan bir insan topluluğu ben hayatımda görmedim.

    düşünsene fenerbahçe'nin bir maçta 2-3 net penaltısını vermeyecekler, maçın koca bir ikinci devresi boyunca hakem topu rakibe vermek için her ikili mücadelede aleyhine faul düdüğü çalacak ve son dakikada en yaratıcı futbolcusunu ligde örneği olmayan bir kırmızıyla oyundan atacak.

    açık söylüyorum, ortalık yıkılır.
    cumhurbaşkanı hakem hataları konusunda federasyon çalışma yapacaktır diye açıklama yapar.
    o hakem derhal klasman düşürülür.
    sezon sonunda eğer şampiyon olursak atılacak manşetten daha fazla manşet atılır.
    oğlum deli misiniz lan? :) hepi topu bir kırmızı kart gördü adam. kimi nereye gönderiyosunuz? böyle şey mi olur?
  • görevi gol atmak değil attırmak olduğu için karşılaştırdığı taliscayı 2'ye guliano'yu 4 e katlamış durumda asist olarak.
    ki diğer arkadaşlar kandi takımlarının tek golcüleri neredeyse. doğal olarak takım onlara oynayor. biz de ilerde gomise oynuyoruz ki o da 26 gol attı.
    gol atmadığı için eleştirilmesi aşırı derece yersiz, en kibar tabirle.
  • belhanda’yı izlerken bir ben zevk alıyorum sanırım. bana göre çok klas oyuncu. her futbolcu gibi zaman zaman hatalar yapsa da kendisini beğeniyorum. yani siz maçları ne gözlüğüyle izliyorsunuz da bu derece nefret ediyorsunuz anlamıyorum. hiç mi iyi bir şey yapmıyor bu adam? ezberlemişsiniz yok laubali, yok şut çekmiyor, yok pas atamıyor bilmem ne bilmem ne. sırtındaki numara 10 diye herife etmediğinizi bırakmadınız, nasıl bir kin varmış içinizde aq.

    herifi geldiği ilk günden beri al aşağı etmekten vazgeçmeyen bir güruh var. sürekli aynı şeyler yazılıp çiziliyor belhanda ile ilgili. götüyle kuş yakalasa yine beğenilmez çünkü sneijder’in yerine alındı dimi. fatih terim bile övgü dolu sözler ederken, bazı taraftarların ısrarla bu adamı çöp yerine koyması rezilliğin daniskasıdır.
  • instagram'da ki bebeler. alın götünüze kına yakın aq. ağzınızdan köpükler saça saça olmayan beyninizle fikirlerinizi kusuyorsunuz. ciddi anlamda çok geri kalmış ve kitlesel ahmaklığın hüküm sürdüğü bir ülkede yaşıyoruz. adam sanki; şıno zaten gidici, şuna gider ayak bir de ben yavşaklık yapayım 10 numara'yı ben alayım demiş. ulan adam bir haftadır galatasaray'da. gerzek yönetim şıno gitti 10'u sana yazıyoruz koçum demiştir o da okeylemiştir. ne bilsin burası türkiye her adımını 10 kere düşünmek zorunda olduğunu. ülkede yaşanılan çoğu şeyden kusma noktasına geldim artık. eskiden burası böyle bir yer miydi bunu bilmiyorum yaşça büyük abilerim bilgilendirebilirler, gerçekten merak ediyorum. şu anda toplumda öyle bir ahlaki erozyon var ki, olayın içyüzünü öğrenmeden etmeden, bir kişi hakkında, bir olgu hakkında öyle kolay yorumlar yapılabiliyor ki. insanlar hakkında konuşmak öyle kolay ki burada. bizim milletimiz cuma namazını kaçırmaz ama işçisini 12 saat mesai ücretsiz köpek gibi çalıştırır. bu da o hesap.
  • sadece ve sadece galatasaray oyuncusu olduğu için bile bir futbolcuyu korumak, kollamak yeterli bir sebepken, kendisine olumlu yorum yapanların fanboy, vasat sevici, yerli öpücü, yabancı yalayıcı falan gibi ancak nefret edilen rakip takım taraftarlarına takılacak sıfatlara maruz kalmasına sebep olan futbolcu.

    yani eleştiriyi anlarız, beğenmezsin, yeterli bulmazsın falan tamam da, girizgahı yaparken belhanda'yı savunan insanlara sallamak nedir?

    sabah sabah sözlüğü açalım, 2 satır galatasaray okuyalım diyoruz, bir bakıyoruz, fener'li ezik arkadaşını gıcık etmek için ancak kullanacağın kelimeler sana karşı kullanılmış. bir "galatasaraylı kardeşim" bana alaycı alaycı sıfatlar takmış, fanboy demiş, vasat yalayan demiş, sebep? kendi futbolcuma olumlu yorumlar yaptığım için.

    eleştirin geçin arkadaş. kimin başlığına yazıyorsanız onu eleştirin, millete sarmayın burada. burası sizin facebook duvarınız değil.
  • artık ne kendisinin başlığına, ne sneijder başlığına giresim gelmiyor. egoları için, sadece kendi aralarında haklı çıkmak için buraya gelip entry yazanları anlamıyorum. oturup düzgün analiz yapmak yerine hiç anlamı olmayan sneijder karşılaştırmaları yapılıyor. sneijder'e sorsalar belhanda'nın galatasaray'da başarılı olmasını diler, yetenekli futbolcu der. belhanda'ya sorsan sneijder avrupa'nın en iyi on numaralarından biri der. rica ediyorum bu saçma, takıntılı ve futbol adına hiç bir analiz içermeyen yazılarınız için belhanda vs sneijder gibi gereksiz bir başlık açın, okumak istemeyen bizler de bu gereksizliğe maruz kalmayalım daha fazla.
  • top ayağındayken onu izlemek büyük bir zevk.

    ama gelin görün ki kendi taraftarlarından yemediği laf kalmıyor adamın. 18 ocak 2018 bucaspor galatasaray maçı'nda 1. gol öncesi attığı pası kevin de bruyne atsa, " ulan ne 10 numaralar var be " diyip sözlükte paylaşacak olanlar şimdi ortalarda yok. adeta bir ölüm sessizliği hakim, belhanda olumlu bir şey yaparsa görmemeliyiz çünkü. hey allahım ya.

    seni sonuna kadar savunacağız aslanım.
  • vallahi bu taraftar akıllanmazdır.

    ben başka maç izliyorum bu insanlarla ya. hayalimde paralel bir evren falan mı var oglum benim?

    belhanda nasıl gamsız futbolcu oluyor ya? benim gördügüm sahada sürekli hareket halinde, koşan, çabalayan, pres yapan, kayıp top çalan bir oyuncu. bu adam nasıl gamsız oluyor allahını seven bana acıklasın?

    lan her performansı yetersiz olan adama gamsız demeyi bırakın ya. belhanda'nın performansı yeterli degil deyin, yaratıcıgılıgı o bölge icin yeterli degil deyin, sutları cok kötü deyin, ok, ama nasıl gamsız diyorsunuz oglum siz bu adama?

    herifin yüz ifadesinde sürekli bir sırıtık tip var. ondan mı gamsız diyorsunuz acaba? saha icinde bu kadar mücadele eden adam nasıl gamsız oluyor bir anlatın bana da artık.

    şurda sampiyon olmazsak mahvolacagımız bir sezon yasıyoruz, ortalama katkı veren, takımda muadili pek olmayan adama abuk sabuk 'hemen satılsın' seklinde yorumlar yapıyor insanlar. vallahi beni kanser edeceksiniz siz ya :(
  • çok net iddia ediyorum oynadığımız maçlardaki takımın hücumda bu kadar çok topla buluşabilmesinin yegane sebebi kendisidir. o yüzden ki kendinden mahrum kaldığımız maçlarda çemişgezek spor'a ters evrim geçiriyoruz.

    üstüne de ekliyorum; gomis'i dahi bir şekilde %50 gibi ikame edebilirsin sinan gümüş vesaire ile ama belhanda olmayınca olmuyor beyler, yerine %10'unu bile yapacak veyahut yapabilecek adam yok kadroda.
  • barcelona 4-3-3'ünde rakitic ve iniesta da yıllardır doğru dürüst gol atmadılar. ama hayvan gibi kanat forvetleri olduğu için barcelona'nın oyunu aksamadı. rakitic'le iniesta kilit pas verdi, asist yaptı, gol yükünü ilerideki üçlü çekti.

    eğer kanat oyuncularımız skorer özellikte olsa belhanda bu eleştirilerin çoğunu almazdı. rodrigues top ezince, feghouli formsuz olunca, gomis de iyi marke edilmişse insanlar da belhanda'ya "ulan 10 numara değil misin, çık bir maçı da sen al" diyor. fakat bir oyuncu hem bu kadar mücadeleci oynayıp hem de çıkıp tek başına maç alsa adı de bruyne oluyor. her zaman daha fazlasını istemek güzel bir şey ama beklentileri de doğru ayarlamak lazım.

    kısacası "gol sayısı yüksek değilse işe yaramaz" deyip kestirip atamazsın. iniesta'nın senelerdir 3 golün üzerine çıktığı sezon yok mesela. ben olsam 8 milyon euro ödemezdim ama gelecek sezonki planlamamızda en baştaki iki-üç isimden biri belhanda olacaktır.
  • galatasaray'ın futbolcusudur.

    tıpkı ondan önce takımına senelerce hizmet etmiş, aldığı paraları defalarca amorti etmiş, taraftarın gönlünde taht kurmuş, süperstar wesley sneijder gibi.

    umarım bizleri utandırmaz, büyük hizmetler sunacağını düşünüyorum. böyle olursa kör, cahil ve art niyetli olmayan taraftarların güzel duygularla andığı wesley sneijder gibi, belhanda da o güzel duygularla ayrılır.

    gerisi fasa fiso, yoksa ağzıyla kuş tutsa bile dar pencereden bakıp, mutsuz hayatlarına başkalarını aşağıya çekmek ile renk katacak kör taraftarlarca yok mohikan saçlı, yok kalın dudaklı, yok geniş kalçalı diye bir kulp bulup eleştirilir zaten.