• 1
    "isim yapmış, ünlü oyuncu ile anlaşma" anlamında kullanılır.

    havaalanına gidilir, karşılanılır. rakip takımlara hava atılır. "yıldız transfer" dir.

    ama işte demek ki böyle olmuyor. 3 sezondur havaalanına pilotlardan çok gittik takım olarak, halimizi görüyorsunuz. demek ki kardeşim, olay neymiş, "kendi yıldızını kendin yarat". yarattıysan da bozulmasına müsaade etme. ne götünü kaldır, ne de ona buna ezdir.*

    sokayım yıldızına, istemiyorum lan artık yıldız mıldız ben. yıldız olmaya gelmiş oyuncu olsun, yıldız olmaya gelmiş teknik direktör olsun. kendi büyümek istesin, kendi büyüyünce bizi de büyütüyor zaten.

    hala anlamadınız mı? zaten yıldız olmuş bir adam, haklı olarak, kendini kanıtlamamış isimsiz bir adamdan daha fazla ça-ba-la-ya-maz. insan psikolojisi bu.
  • 9
    her transfer döneminde niceleri gazetelerde aday gösterilen, yine bunların belli kesimiyle gerçekten ilgilenilen, ama çoğu zaman sonu hüsranla biten transfer sezonu gediklisidir.

    esas soru kim ya da ne kadar maliyeti olduğundan çok bu tarz transferlerle kulübü meşgul edip-etmeme, taraftarı oyalayıp-oyalamama gereği kararını vermektir.

    zaten dünyanın en zengin ve başarılı 5-10 kulübünden biri değilseniz ya da ardınızda bir arap, rus sermayesi yoksa yıldız transferini ancak sönmekte olanlar üzerinden gerçekleştirirsiniz. bunların arasından da ancak anka kuşu misali hagi gibi kırk yılda bir efsane çıkar. böyle bir transfer transfer sezonu içindeki sınırlı zamanda değil; sezon ortasında başlanarak her yönüyle değerlendirilmesi yapılıp, girişilmesi gereken transfer olmalıdır. kaldı ki bu sönmekte olan yıldızları ateşleyecek bir premier lig ya da şampiyonlar ligi yoksa ortada geriye motivasyon olarak sadece bu adamın her daim aşırı hırslı olması ve mağlubiyete tahammülsüz olması kalır. ki bu hırsta olası takımın kötü gidişinde yarardan çok zarara da sebebiyet verebilir.

    galatasaray'la kıyaslanabilecek en güzel örnek sanırım porto'dur. porto'nun senelerdir yıldız transferini geliş yönünde yaptığını hatırlayan var mı? ben hatırlatayım quaresma, barcelona'nın takım oyununa yatkın değil diye göndermek istediği quaresma'yı huyunu suyunu bildikleri için 6 milyona aldılar 24 milyona sattılar.yine ben hatırlatayım portekiz'de ülke çapında yıldız olan moutinho. bu transferlerin sanırım bir ortak noktası var. peki porto ne yaptı? sürekli yıldız adayları aldı. bunların hepsi yıldız oldu mu? elbette hayır ama zaten bunu beklemediler.

    şimdi galatasaray'dan bir porto hamlesi beklenebilir mi? imkansız ancak temellerini atacaksın hazır elinde fırsat varken. porto bu bir miktar şans oyununda neden başarılı çünkü adamlar japonya ikinci liginden adam izleyebiliyor ve gözünü kırpmadan 19 milyon verebiliyor bu adama. ve yine onlar gelen oyuncuyu eğitebiliyor.

    yukarıda bahsettiğim fırsata gelirsem senin elinde omurgası hazır takım var(melo kaldı diye varsayıyorum) fatih terim gibi bir tecrübeye sahipsin artık yıldız peşinde koşma. senin zaten melo, selçuk gibi yıldızların, taraftarın gözünde kendi çapında sembol olan elmander, ujfalusi ve semih gibi futbolcuların var. bu takıma gereken 2-3 oyuncuyu monte et, gelecek için sağlam bir eğitim planlaması yap (alt yapı+çalışan). menajerlerin boyunduruğundan kurtaracak dünya çapında bir gözleme komitesinin temelleri at. bu komite sadece ülke içinden futbolcu eskileriyle olmaz. tamam onları da boşlama, saygı duy ama dili olan, ülke bağımlılığı olmadan bu işi profesyonelce yapabilecek adamları da kadrona al.

    bizim yıldız transferimiz porto emsali bildiğimiz oyunculardan melo, olmalıdır; yine gelirse hamit olur. bunların dışında yıldız transferiyle uğraşmaktansa gerekli 2-3 monteyi yapmak lazım bu takıma. ki bunlar bana göre; gerekli maçlarda tek forvete döndüğümüzde oyun kurucu forvet arkası rolünü de oynayabilecek forvet, hakan balta'yı aratmayacak senelerce oynayabilecek sol bek ve hızlı, çizgiye inip orta açabilecek, içeri dalabilecek kanat. benim bu mevkilere önerilerim matias suarez tahminim 5 milyon civarı bir bonservise alınabilir, lucas digne lille'in ligin ikinci yarısında bizdeki semih kaya etkisi yaratan 18 yaşındaki solbeki ya da bilinen ve ofansif açıdan da sağlam olan bize hakan balta diye bir futbolcunun kadroda bulunduğunu unutturacak benoît trémoulinas, bir de patlama yapması garanti gözüyle bakılan luciano narsingh. ben sıradan bir futbolsever olarak bu adı gazetelerde geçmeyen oyuncuları önerebiliyorsam, fatih terim ve ekibi kadrosuna uyacak, gerekli ve istediği oyuncuları bu piyasadan hayli hayli çıkarır.

    sonuçta bizim, bize yabancı ve maliyetli yıldız transferine ne kadar ihtiyacımız var? bence hiç, kaldı ki bu gereksiz çabayla uğraşırken ihtiyacımız olan transferleri boşlama şansımız hiç yok. peki bu yönetim neden bir çilek peşinde? bariz şekilde rating yapmalıyım, gazete satmalıyım derdindeki medya ve onun yarattığı kamuoyu sebebiyle. yönetimler sık sık bu hataya düşmekte ve akıllanmamaktalar, taraftarın aklını 2-3 ay uyuşturacak transfere değil sahaya dimdik çıkıp aslan gibi futbol oynayacak takıma ihtiyacı var, bir yönetim ancak takım sezon içinde galatasaray'a yakışır futbol oynuyorsa başarılıdır.
  • 10
    yıldız oyuncu maç kazandırır takım olursan şampiyon olursun.

    bunun örneğini 2002'de, 2006'da ve en son 2008'de çok güzel gösterdik. önemli olan takım olmaktır. kendinden çok daha güçlü rakiplere karşı bile başarı kazanabilirsin eğer takım olursan. önemli olan alacağın futbolcunun takıma adapte olmasıdır.

    galatasaray taraftarı son 10 yıldır haldun üstünel dönemi hariç hiç bir zaman yıldız oyuncu beklentisine girmedi. zaten paramız yoktu, istesek bile olmazdı yani. son bir yıldır ise yıldız transfer sözünü her fırsatta veren başkan ünal aysaldır. taraftarı bu beklentiye sokan e hani söz vermiştin moduna geçiren kendisidir. taraftar bu söz üzerine başkan bize drogbayı getir demiş, başkan da eywallah demiştir. geçen seneki transfer döneminde 3 adet gelecek demiştir, bu sene içinde özellikle forvet transferinde pastanın üzerindeki çilek diye bir yıldız geleceğini söylemiştir.

    taraftara bu kadar yüklenilmesini gerçekten anlamıyorum. sonuçta taraftar durduk yere bu beklentiye girmedi. bunu başkan söyledi, hatta sözünü verdi. başkanın sözüne de güvenilmeyecekse o zaman yapacak bir şey yok.

    burada aslında başkanın söylemesi gereken tek bir şey var ama nedense bunu bir türlü söyleyemiyor. tüm transfer yetkisi terimdedir. terim kimi isterse onu almaya çalışırız. gelen oyuncunun yıldız olup olmaması değil, ne kadar katkı verdiği önemlidir. işte bu cümleyi söylese olay bitecek, kimse ünal aysala veya yönetime gık demeyecek. ama başkan saolsun yıldız da yıldız.

    bence de yıldız adam geleceğine ergün gibi ümit davala gibi yerli adamlar gelsin. bizde yıldız olsun. takımı sahiplensin, forma için oynasın.
  • 11
    bu transfer çeşidinin evreleri vardır.

    öncelikle yıldız olan isim ortaya atılır. gerçekten dünya üzerinde herkesçe bilinen bir isimse, takımın da eksik yerine yapılıyorsa taraftarın büyük kısmı destek verir. yalnız içten içe işin "muhasebesini" de yapmaya başlar.

    önce "ulan çok paraymış ya o paraya öküz alırız" diyenler olur. sonra "aslında bir şey değil 200 tlden 500bin forma satsak adam parasını çıkartıyor" zaten denir. yetmez, bundan iyi reklam mı olur denir. sanki kulüp reklama düzenli bütçe ayırıyormuş gibi.

    sonra transfer iyi çıkarsa maliyet konusu unutulur. ne zaman performans düşer "bu yıllık ücretle olmaz elden çıkarmamız lazım" denir. neden? çünkü hiçbir yıldız transfer reklamla, formayla, kombine satışıyla parasını çıkartamaz. o kalemlerin zaten gideceği yerler bellidir.

    velhasıl sonuçta yana yakıla yıldız transfer nasıl elden çıkacak onun tartışması başlar.

    ta ki bir sonraki yıldız transfer söylentisi başlayana kadar..