*

resim
Ünal Aysal
Görev:Başkan
Takım:-
Yaş:84
Uyruk:Türkiye
  • 3526
    ünal aysal'a mektup (orhan uluca)

    sevgili ünal başkan;

    galatasaray gibi bir kulübün başkanı olmak gibi bir sıfata haiz olduğunuzdan dolayı öncelikle sizi tebrik ederim. başkan olduğunuz günden bu yana kulübü ekonomik açıdan rahatlatan pek çok ayrıntı için takdirlerimizi kazandınız. ilgiyle ve beğeni ile takip ediyoruz. lakin fatih terim ile olan ilişkinizi aylardır rayına oturtamadığınız için araya girmek durumunda hissediyorum.

    galatasaray sportif, ekonomik ve ahlaki yönden diğer bütün rakiplerinden sıyrıldığı bir noktada milyonlarca taraftar sizin ilişki yönetim beceriksizliğiniz nedeniyle sıkıntı yaşıyor, farkında mısınız bu durumun? siz galatasaray’ın başkanı yani en üst düzey yetkili şahsiyetisiniz. lakin benim uzaktan bakıp da sizde sorun olarak gördüğüm kısım bir futbol kulübünün başkanı ile şirketin başkanı olmak arasındaki farkı doğru bir şekilde ayırt edemiyor olmanız.

    siz galatasaray’ın yönetim kurulu başkanısınız. fatih terim ise galatasaray’ın bir değeridir. sizi zora sokan durum ise teknik direktör görevinde bugün galatasaray’ın yaşayan en büyük değeri olmasıdır. kurumsal açıdan hakan şükür’ü sportif direktör olarak getirip teknik adamlığa da thomas tuchel’i yerleştirirseniz son süreçte söylediğiniz her şey anlamlı olur. yalnız tuchel ve hatta mourinho ile terim arasında mevzu bahis konu galatasaray olduğunda devasa bir fark var algılamakta zorluk çektiğiniz.. sadece tuchel ile olanı değil siz veya galatasaray’ın herhangi bir başkanı ile fatih terim arasındaki farkı da kavramalısınız. bu da daha çok bir futbol kulübünün kültürü içerisine var olan ve fakat herhangi bir şirkette olmayan farklılıklardır.

    sizinle olan tanışıklığımız..

    sizi fatih altaylı aig ile olan anlaşmanın feshi için gereken sıcak para esnasında galatasaray kulübü ile tanıştırdı. belçika’dan o dönem var olan ihtiyaç üzerine yolunuz buraya düştü. 30lu yaşların ortasında olan ben o günleri hatırlıyorum ve öncesinde ünal aysal ile galatasaray ilişkisinin olmadığını da. fatih terim ise 1974 yılında kapısından girdiği bu kulübün içerisinde yaklaşık 15 yıl formasını terletip oyuncu olarak görev yaptıktan sonra üçüncü kez teknik direktör olarak takımın başına geçti. bakın bir kulübün tarihi kazandığı şampiyonluklarla ölçülür. galatasaray’ın elde ettiği 19 şampiyonluğun 6’sında fatih terim imzası var. 100 yıllık bir kulübün kazandığı toplam şampiyonluk sayısının neredeyse üçte birine tek başına imza atmış. üç gol atan oyuncunun dahi kulübün değeri olduğu yerde bu ne demektir biliyor musunuz? sadece kulübün değil memleketin kazandığı “tek” uluslararası kupayı da müzesine yine fatih terim koymuştur. bir kulübün kaderini çizmiş, yolunu tek başına farklılaştırmıştır.

    galatasaray’ı son 20 yılda gururlandıran nice eylemlerin sahibi olurken en ufak detayın dahi medya içerisinde sayısız kez konu edildiği yerde bir kez olsun bu insanlar fatih terim ile galatasaray arasında yapılan para pazarlığına da şahit olmamıştır. profesyonelliğe ne kadar aykırı dediğinizi duyar giib oluyorum ama dahası var. en zor dönemlerinde oyuncuların primlerini cebinden öderken şadan kalkavan’ın bizzat ağzından dinlediğim transfer hikayesinde ise maaşının yaklaşık beş katı olan senelik 10 milyon euroluk anlaşmayı da reddetmiş, fenerbahçe’ye gitmemiştir. ne bu transfer hiakyesini kendisi anlatır ne de hakan şükür’lerin, x’lerin, y’lerin paralarını alamadığı için nice sorun olduğu yerde fatih terim tek bir kez olsun kendi parasını ya da alacağını gündeme getirmemiştir. beklenti de bu yönde olduğu için bunları da kimse konuşmaz, ilişki böyledir çünkü. o kulübün teknik direktörü değil parasını veremeyen galatasaray’ın kendisidir.

    kurumsallaşmayı futbol dünyasında diğerleriyle arasında uçurum olacak şekilde en iyi gerçekleştirmiş kulüp olan bayern münih’in 30 yıllık menajerliğini yapmış eski futbolcusu hoeness’in de kağıt üzerinde anlaşması yıllar yılı 1 euro olmuştu. düşünebiliyor musunuz kurumsallaşmanın en üst düzeydeki temsilcisinin sportif direktörü ile olan ilişkisini? zira lakabı “mr. bayern münih” olan hoeness sizin anlayacağınız şekilde bayern münih’in fatih terim’idir. yeri gelmiş başkan olan franz beckenbauer’e fırça çekmiş, “az sus ulan” demiştir. peki bu kurumsallaşmanın en üst düzeydeki temsilcisinde başkanın altında bulunan sportif direktör nasıl olur da bu şekilde fırça çeker? buna hakkı var mıdır neden bu tavırlar garipsenmez almanya gibi bir ülkede? dahası buna nasıl karşılık bulur? der ki franz beckenbauer, “uli hoeness kişilere kızmaz, onun çocuğudur bayern münih ve bayern’i korumak için gerekirse tüm dünyayı karşısına alır, normal bu..” dönemin 30 yıllık sportif direktörü bugün bayern münih’in başkanı. lakin titri ne olursa olsun herkes bilir ki bayern münih’in en tepesinde yıllar yılı hep uli hoeness olmuştur. yönetim kurulunda olan adidas’tan telekom yetkililerinin ismini bir kez olsun duymadığım için size de veremeyeceğim bu adamlar sadece “kurumsal” olarak yer almış ve medyada da pek fazla gözükmemiştir. gerçek anlamda bir kurumsallaşma futbol kulübünde ancak bu şekilde olur. değerlerine sahip çıkıp kulüp içerisinde söz sahibi yaparak..

    tüm bu kurumsallaşma ya da profesyonelleşme adımlarınızı saygıyla karşılıyor, bu konuda var olan mücadelenizi takdir ediyorum. lakin kurumsal olarak en üst merci olan başkanlık koltuğunda oturmanıza rağmen bir futbol takımı herhangi bir şirketin aksine değerleri ve tarihiyle var olduğu gerçeğinden yola çıkarak bugün yaşayan en büyük değer olan fatih terim ile olan ilişkinizi gözden geçirmenizi, daha da önemlisi ise ona karşı olan konumuzu daha doğru bir şekilde belirlemenizi istemek durumundayım.

    sevmeyebilirsiniz. ben çok mu seviyorum allahaşakına? milliyetçi muhafazakar bir çizgisi var. daha geçenlerde yine söz konusu bayrak istiklal marşı diye başlayan çok da hazzetmediğim hamasi cümleler kuruyor. bunlar hadi neyse de istanbulspor teknik direktörü susic’e “hele bir yugoslavın hiç..” gibi ırkçılığa varan tutumları olmuştu geçmişte. kibiri desen ayrı.. mehmet ağar yakınlığından ağır kaçan türlü absürd söylemlerine kadar beni irrite eden nice eylemleri oldu. lakin bir galatasaraylının fatih terim’e karşı şansı yok. el mahkum sevilecek.. yüceltilecek.. başka bakılacak.. herhangi bir teknik direktör olarak algılanması mümkün değil. diğerlerine inat yaşadığı zaman değerini bilecek kadar çok insan eskittik bu kulübün içerisinde.. yapılması gereken bugün değil iki yıl önce fatih terim’in önüne 10 yıllık mukavaleyi koymaktı. mevzu bahis konu futbol olduğunda da tek yetkili olarak ingiltere’deki menajerlik sistemi gibi ona hak ettiğini vermektir.

    bugün 100 yıllık kulübün yaşayan en büyük değeridir ve oturduğunuz koltuğun şirketsel konumu olarak en üst mercide bulunmanız sizi yanılgıya düşürüyor.. fatih terim galatasaray taraftarlarınca sevilmek ve en tepeye koyulmak durumundadır. ben ya da x fark etmez. daha acımasız ve daha dürüst bir şekilde anlatayım.

    siz başkan olabilirsiniz ama mevzu bahis konu galatasaray olduğunda fatih terim o kulübün bugün malzemecisi dahi olsa siz veya bir başka isim onun aşağısında yer alıyorsunuz. ingiltere’de olduğu gibi hisselerinin tamamını satışa çıkarıldığı anda dahi hepsini alsanız da bu gerçek değişmiyor. isminizin önünde galatasaray başkanı olduğu sürece size herhangi bir insanın saygısızlık yapması mümkün değil ama başkanlık konumu sizi terim’in önüne koyamıyor, bu gerçeği anlamalısınız. fatih terim değil aksine; galatasaray başkanı ünal aysal bu kulübün çalışan elemanıdır. başkanlık konumu içerisinde yüceltilir, gerekli saygı da kimse de kusur etmez ama nihayetinde “elemanı” olursunuz. fatih terim ise değeridir. kulübe başkanlık yapacak kadar yükselmiş bir insanın “değer” taşımaması mümkün değil amma velakin yüz yıl sonra nejat biyedic’i hatırlarsınız ama bursaspor başkanı kimdir bilmez insanlar. manchester united ve ferguson ilişkisi önümüzdeki yüz yıl boyunca konuşulacaktır ama başkanlarını filan tanımaz insanlar. bu işler söz konusu futbol kulubü olduğunda dünyanın her yerinde böyledir. farkında değilsiniz ama faruk süren kadar sizi de ilahlaştırıyor..

    adnan polat’dan farkınız nedir?

    sizden önceki başkan olan adnan polat bu kulübe ekonomik açıdan muazzam hizmetler sunmuştur. şirket birleşmesinden tutun da yıllanmış sorunlara çare olan nice atılımlar gerçekleştirdi. peki bugün hangi galatasaraylı adnan polat’ı iyi hatırlıyor? bugün ünal aysal’ı övgüyle anılmasının temel sebebi terim’in başarısı değil midir? siz henüz başarısız olmadınız ama göreviniz de fatih terim ile beraber başladı. terim başarısız olmadığı için daha çok. unutmayın ki adnan polat’ın elinde iki yıl içerisinde kazanılan şampiyonlar ligi geliri olan yaklaşık 60 milyon da yoktu sportif başarısızlık nedeniyle.. dolayısıyla bizler terim’i biliyoruz. 4 yıl üst üste şampiyonluk kazandırmasından 2008 milli takım yarı final zaferinden 1996 avrupa şampiyonası’na kadar.. peki ünal aysal’ın sportif açıdan başarılı olacağını biliyor muyuz? elimizdeki tek veri ise felaket.. zira bir maç yorumu esnasında dayanamayıp sesini kısmak zorunda kaldığım bülent tulun ile sorunsuz işler çıkarıp rakiplerinizi ekarte etmeniz mümkün değil. bir insan bülent tulun gibi çok net ve tartışmaya açık olmayacak şekilde söylüyorum futboldan çakmayan bir adamla başarı kazanabilir mi? bunu dahi ölçemeyecek konumda olmanıza rağmen bir futbol kulübüne doğru aklı taşıyacağınıza nasıl güven duyuyorsunuz?

    faruk süren, haluk ulusoy v.s. benzerliğiniz..

    bakın fatih terim bugün haluk ulusoy’a anlam kazandırmıştır. sayısal açıdan faruk süren’i en çok kupa kazanan başkan yapmıştır. sizi de iki yıldır başarısızlık görmeyecek şekilde zirvede tutuyor ve bunların tek nedeni sportif başarıdır. adnan polat kadar hizmet verdiğiniz dahi tartışılır olduğu yerde en üst düzeyde tutan bu insana yaklaşımınız “kurumsal” değil “durumsal” olmalıydı. ne siz ne de ben.. mevzu bahis konu galatasaray olduğunda fatih terim ile savaşa giren kaybeder, aklı olan onunla beraber büyür, son iki yılda olduğu gibi. aksi takdirde adnan polat gibi belki de haklı bir şekilde sportif başarı hariç verdiğiniz nice hizmetin görülmediğinden ve bu hizmetlere karşılık bu tepkileri hak etmediğinizden dem vurmak zorunda kalırsınız beşinci olup da seçimi kaybettiğiniz bir genel kurul sonrası..

    ikinci kez tekrar etmeme izin verin; ben çok mu seviyorum sanki? galatasaray’a gönül verenin terim’e karşı şansı yok..

    “oğlum orhan dedim kendi kendime.. yolu yok, çekeceksin. isyan etmenin faydası yok, kaderin böyle, yol belli..”

    http://www.futbolburada.com/p/unal-aysala-mektup
  • 3527
    kendisinin fatih terim ile çalışmak istemediği yeni bir şey değil. ünal aysal'ın yöneticilik anlayışına, vizyonuna göre fatih terim gibi bir gönül adamıyla çalışmak uymaz. ünal aysal başkanlığa seçildiği zaman takımın içinde bulunduğu durumdan kısa sürede ve en iyi şekilde çıkarabilecek türkiye'deki ve hatta dünyadaki tek isim olan fatih terim'i teknik direktör olarak görevlendirdi. 2 sezonda takım yeniden dirildi, bu kadar kısa sürede hayal bile edilemeyecek işleri başardı.

    bu saatten sonra ünal aysal'ın gözünde fatih terim'in misyonu tamamlanmıştır. şahsi fikrimce takımın gelecek sezonki hocası da büyük ihtimalle bellidir. belirsiz olan tek şey fatih terim'in sezon sonu mu yoksa daha mı erken görevden ayrılacağı, alınacağı. sanırım beşiktaş maçı bazı şeyleri değiştirebilir.
  • 3529
    asıl sezonu eylül ayında değil, haziran ayında başlatan başkanımız. şok bir seçimle camiayı çalkaladı, ardından listeler değişti ali dürüst görevinden uzaklaştı. yeni bir yapı oluşturmak istedi, şu an var olan yapı aslında bildiğimiz 2 senedir şampiyon olan takımın mevcut yönetimi değil, yani işini iyi yapan bir yönetim kurumsallık uğruna lağvedildi diyebiliriz.

    kadir çetinçalı, 4 haziranda kendisinden şöyle bir demeç aldı.

    "bu yönetim içinde mülayim insan gördünüz mü. hepsi gerektiğinde, her türlü muhalefeti yapacak ve işlerinde ehil insanlar. genç ve dinamik bir ekip olduk. istediğim ekibi oluşturdum. basında çıkan isimlerin çoğu asparagas idi. idealimdeki yönetimi oluşturdum. söylenen isimlerin hiçbirine yönetimde yer almaları için öneride bulunmadım."

    ve şöyle bir şey ekledi,

    "bir değişiklik düşünüyorum. galatasaray'da fazla değişiklik olmaz aslında. kurullar aynen görevine devam eder. ama fonksiyonları biraz daha yükseltmek zorundayız. rekabet daha yüksek, günün şartları daha zor. bizi bekleyen problemler de daha fazla. geçtiğimiz iki senede mali açıdan arkadaşlarım hakikaten sonuna kadar çalışıp destek verdiler. güzel iki sene geçirdik. bundan sonraki dönemde de aynı başarıların olacağını gönülden diliyorum. bunun için de sizlere gönülden güveniyorum. "

    unuttuğumuz bir şey var, seçimler ve değişen listeler. aslında şu an galatasaray yeni bir anlayışla yönetiliyor, o nedenle kusursuz bir yapı şu an için bekleyemeyiz. bundandır ki, medyanın sürekli galatasaray'ı kaşıması. neden mi? işte bu yüzden;

    "bununla ilgili gerekli yapıyı oluşturduk ama 22 haziran'dan sonra kurumsal kadronun ve bir alman ordusu nizamında yürümesi dönemine giriyoruz. bu desteği ve hassasiyeti sizlerden bekliyorum. dünyadaki birinci sınıf başarılı takımlar ve kulüplere baktığınız vakit kurumsallaşma sayesinde başarılı olduğu görülüyor. önceliğimiz dünyanın ilk 10 kulübü arasına girmekti. onlar gibi olmak zorundayız. yani kurumsallığımızı ve yapımızı koruyup işletmek zorundayız. kendi kendimizi koruyacak mekanizmanın oluşması anlamına da gelir. hatalar yapabiliriz ama kurumsal yapı içinde büyük sorunlar yaratmadan ortaya daha başarılı bir sistem ortaya çıkar. ikincisi ise kurumsallığın ötesinde mali yapının elden geçirilmesiydi. "

    yani sözün özü, kuyruğuna basıyorlar şu an galatasaray'ın. keşke kartları bu kadar açık oynamasaydık çünkü medya ve içinde yer aldığımız ahlaksız rekabet ortamı şu an bizi kaosa doğru çekiyor. önce terim, sonra yönetim patlar. oğlum bu sene şampiyon olmamız lazım ya. beyhude çabalarıyla kalmaları lazım bu pislik galatasaray düşmanlarının... bu yüzdendir arda turan, burak yılmaz polemikleri, bu yüzdendir adnan nas* olayı, terim polemiği... zor, çok zor.
  • 3530
    hala "fatih terim'e niye izin verdi" argumaniyla elestirilen baskan. bunu diyen ve böyle dusunen adam ya fatih terim'i ya da emri verenleri tanimiyor demektir.

    birincisi baskan gitme dese bile fatih hoca emir almaktan hoslanmayan biri oldugu ve yuksek egosundan dolayi her turlu giderdi ve milli takimi calistirirdi. koskoca fatih terim'e unal aysal gidemezssin di-ye-mez.

    ikincisi emri veren kisi bellidir ve su an ulkede o ne derse o olur. buna ulkede karsi cikacak is adami bundan sonra ne ihale alir ne de agiz tadiyla is yaptirirlar. ayrica stad konusu, kadiköy'de kupanin verilmesi vs gibi hatir gönul isleri de var. seve seve olmasa zorla bu isi cözerlerdi. bu durumda ne terim ne de aysal iktidarla papaz olmaz. papaz olanlarin hali ortadadir ve kimse bunun icin risk alip huzurunu kacirmaz. ayrica butun camianin huzurunu bozarlar veya tff'ye emri verip sampiyonlugumuzu engellemek icin herseyi yaparlar.

    bu konuyu cözebilecek tek kisi terim'dir. o bu egolari ve ben yaparim ben bilirimci karakteri nedeniyle kabul ettti. baskan dahil butun camianin elini kolunu bagladi.
  • 3532
    sadece birden aklıma geldi. o yüzden tekrar tekrar teşekkür etmek istiyorum.

    az önce twitterda muhabbet dönüyordu. biz wesley sneijder'ı beklediğimiz o dönemde finallerimizi piç ettik ya. şino'muzun galatasaray formasıyla fotoğrafını gördükten sonra hissettiğim rahatlığı anlatamam. o kadar iyi bir hava yakaladık ki sneijder'ın ilk maçını izlemeye gittiğimizde yani bu beşiktaş maçı oluyor, maçın başlamasına on dakika kala son dakika haberiyle karşılaşıyoruz. "didier drogba galatasaray'da - lig tv" inanılmaz, hakikaten inanılmaz. derbi öncesi kadro hakkında bilgi sızdıran hain futbolculardan, no look pas atmaya çalışan odunlardan bu seviyeye çıkmak çok güzel bir duygu.

    ben elimizdekinin kıymetini biliyorum. benim gibi düşünenlerin olduğunu da biliyorum. geçmişte yaşadığımız enkazları hatırladıkça "şükretmeyi" unutmuyorum. umarım şu gidişatın bozulmasına izin vermezsin.

    galatasaray futbol takımını 2010-2011 döneminden sonra düzlüğe çıkarmış adamlardan biri. *
  • 3533
    fatih terim üzerinden kendisine ciddi haksızlık yapılıyor. geçen bir yerde okudum, adnan polat yönetimsel olarak ünal aysal kadar başarılıydı ama fatih terim gibi bir teknik direktörü olmadığı için, sportif anlamda başarılı olamadı ve yollandı. fatih terim başarılı olduğu sürece, ünal aysal da başarılı. başarısız olduğu zaman ise ünal aysal'ın da ayağı kayar, diyordu.

    cidden şaşırdım. ünal aysal için fatih terim bir şanstır, doğrudur ama aynı şekilde fatih terim için de ünal aysal bir şanstır. ikinci fatih terim dönemince kendisine kurulan dandik takımla nasıl bir başarısızlık yaşadığını hepimiz biliyoruz fatih terim'in. ya da yurt dışı maceralarında birlikte çalıştığı tuhaf kulüp başkanları ile olan sorunları doğrultusunda bir şekilde kulüpten uzaklaştırıldığı. yani, fatih terim, kötü başkanlarlar ile çalıştığı her dönem başarısız oldu ya da takımda büyük sorun yaşadı.

    ünal aysal, fatih terim'e huzurlu bir çalışma ortamı, iyi bir bütçe, sağlıklı bir ekip temin etti. hiçbir başkanın önüne eğilmedi. gerektiğinde televizyona çıkıp herkese cevap verdi. kimse ile karşı karşıya bıraktırmadı kulübü.

    takıma bir vizyon kattı. büyük sponsorluklar kazandırdı. biz, memleket olarak bu tip adamlara alışık değiliz. bizim insanımız akılcı, sonraki adımları da düşünerek hareket eden insanı pek sevmez. bizim insanımız kısa vade sonucuna odaklı yaklaşır ve bu bağlamda her olayda anında parlayan, astığım astık, kestiğim kestik insanı sever. o yüzden ünal aysal modeli biraz garip geliyor.

    mesela fatih terim'e neden milli takım için izin verdi deniliyor. ulan, her boktan nem kapabilen ve başkana trip atan fatih terim'e, hocam izin vermiyorum, dese neler olabilir farkında mısınız? adam en doğrusunu yaparak, fatih terim'i çiğnemeyerek kararı kendisine bıraktı.

    fatih terim başarısız olursa ünal aysal'ın da koltuğu sallanır fikrine katılmıyorum. adamın amacı zaten kulübü kişilerden bağımsız bir yapıya ulaştırmak. yani bugün fatih terim gelir şampiyon yapar, yarın ahmet gelir, beş yıl sonra mehmet gelir. galatasaray'ın bir kimliği vardır ve o hep devam eder. olması gereken de odur. mesela hep övülerek bahsedilir, galatasaray şampiyonluklarının üçte birinde fatih terim imzası var. bu çok güzel bir şey gibi gözükse de galatasaray'ın nasıl kişilere bağımlı bir yapısı olduğunu gösteriyor. he, gönül ister ki fatih terim 10 yıl daha kalsın ve 10 defa daha şampiyon olsun. ancak galatasaray fatih terim'e bağlı kalmasın. fatih terim olmadığı zaman saçmalamasın.
  • 3545
    hickimsenin dikkatini cekmeyen ama telegol gibi süzme provakasyon ekibi tarafindan öne surulmus "baskan terim'i tebrik etmedi" polemigine konu olmus kisidir kendisi. bu programi seyreden de cok guzel manipule edilip gaza getiriliyor ki camia karissin terim - aysal arasi acilsin.

    hersey gulluk gulustanlik olsa o provakeyi yapan orospu cocuklari nasil nemalanacak. bildigin les yiyen akbaba gibi ususuyorlar camiaya. oyunlara ve gaza gelme ey sari-kirmiza gönul vermis taraftar. bu ibnelerin ekmegine yag surmezsen sirtin yere gelmez. galatasaray baskani acar telefonu ya da gerekirse gider yanina öyle tebrik eder takimin hocasini ki yakisan budur. futbolculari anlarim ama asil abes olan baskanin resmi siteden hocasini tebrik etmesidir. ihtiyaci yoktur. zaten böyle bir sey olsaydi, bu orospu cocuklari "neden resmi siteden tebrik etti de telefon scmadi, aralarinda sorun yokmus gibi medyaya poz veriyolar" diye yorumlayacakti.

    az iki dakka uyanik olun...

    http://www2.galatasaray.org/kulup/haber/17975.php
  • 3546
    imparator ile sorunu olduğu gün gibi aşikar. sorun yokmuş gibi davranıyor ama imparator'a karşı davranışları hiç samimi değil. maksadım suyu bulundırmak değil zaten su bulanık.
    milli takımın başına geçtikten sonra ünal başkanın imparatora 2 yıllık sözleşme teklif etmesi adeta şark kurnazlığıdır. öyle olmasa bile hiç samimi değildir. bunları imparator yemez.

    ünal başkanı severiz ama imparatora karşı davranışlarını gözden geçirmeli. ona kulübün bir elemanıymış gibi değil kulübün gerçek sahibiymiş gibi davranmalı. çünkü galatasarayın gerçek sahiplerinden birisidir imparator. tıpkı metin oktay gibi.
  • 3547
    ya bu adam fatih terim olaylarında "ben kendi ayağıma sıkmam" diyen adam değil mi? muhtemelen biraz acelece yapılan bir açıklama olmuş. saçma sapan " maçı tekrar oynatma, kaldığı yerden devam ettirme " tarzı şeylere karşı önceden son noktayı koymak için. maçı bize getiren taktik değişiklikleri ve oyuncu değişikliklerini yapan maça takımı hazırlayan adamları tebrik etmez mi?

    tamam belli ki aysal-terim arasında bir sıkıntı var ama bunu kapatacak olan taraftardır. ne zaman ki birine desteğimizi keseriz o gün iyi olan her şey bozulur, ayık olalım...
  • 3549
    galatasaray zarar görmeye başlayınca tedbir almak isteyen adamdır..

    sanki herkes milli takım olayında fatih terim'i destekliyormuş da ünal aysal yanlış yapıyormuş gibi davranmaya gerek yok..

    takım kötü oynuyor..
    hocanın sadece takımla ilgilenmesi ve gerekiyorsa sözleşme yenilemesi şart..

    kafasında soru işareti varsa bu kötü futbol sürecek..
    artık bazı şeylerin net olması gerek..
  • 3550
    (bkz: irmaktan geçerken at değiştirilmez)

    dahası bahsettiğimiz isim fatih terim.

    galatasaray yapısı gereği başka ünal aysal'lar bulur, alp yalman, faruk süren hatta adnan öztürk'ler var...

    ama bu kulübe en güzel günleri yaşatıp, etle tırnak olmuş dünyanın en iyi hocası olmasa da galatasaray için dünyanın en iyisi olan fatih terim'i yollarsa kendi adıma kendisini asla affetmem.

    madem ki fatih terim'in yalnızca galatasaray'ı çalıştırmasını istiyordu kabul etmeseydi tff ile görüşmesini, başkan değil misin kardeşim son sözü sen söyleyeceksin...

    neyse ben sadece kötü senaryo üzerinden tarafımı belli ettim, tabi ki aslolan galatasaray'dır benim için de. fatih terim'i babamız gibi sevsek de galatasaray'ın çıkarlarıdır ama bunu bugünden kestirmek, yalnızca lig'e kötü başlamışken böyle bir topa girmek saçmalık. liderin 3 puan gerisindesin, önemli deplasmanları geçmişsin, cl.de dünya devine kaybetmişsin takım derbi kazanıp havaya girmiş, kendine güveni gelmiş, sular durulmuş...

    bir üst paragraf belki de komplo teorisi ama ünal aysal'ın aklının egosunun önünde olacağını ümit ediyorum.

    *** entrynin tamamı olasılıklar üzerine yazılmıştır, yoksa ünal aysal'a saygımız sonsuz...
App Store'dan indirin Google Play'den alın