resim
Ünal Aysal
Görev:Başkan
Takım:-
Yaş:84
Uyruk:Türkiye
  • 1127
    --- alıntı ---

    http://www.galatasaray.org/kulup/haber/10703.php

    bazı günlük basın organlarımızda yer alan "ünal aysal 3 sene boyunca fenerbahçe lige eksi 15 puanla başlasın dedi" haberinin gerçekle ilgisi olmadığını kamu oyunun bilmesini isterim. kendimizi ne türkiye futbol federasyonu’nun ne de türk adaletinin yerine koymak gibi bir düşüncemiz hiç bir zaman olmadı, olamaz. bu ülkenin kurumlarına güvenerek arzulanan noktaya ulaşabiliriz.

    ünal aysal
    başkan
    galatasaray spor kulübü

    --- alıntı ---

    (bkz: ayar üstüne ayar veriyor efendim durduramıyoruz)
  • 1131
    kendisi hakkında fatih altaylı şöyle bir yazı yazmış zamanında:

    --- alıntı ---

    fatih altaylı kaleminden ünal aysal gerçekleri
    fatih altaylı'nın 22 mart 2006'da sabah gazetesinde yazdığı köşe yazısı;

    bir süredir spor kamuoyunda bir isim dolaşıyor: ünal aysal
    galatasaray'ı kurtaracak adam olarak kendini gösteriyor. bir grup g.saraylı da onun peşine takılmış gidiyor. gelin size bir de ben bu
    "kurtarıcı ünal aysal"ı anlatayım.
    aysal'ı g.saray kulübü'ne sokan benim. kendisi bana mehmet ali birand tarafından getirildi ve"belçika'da yaşayan bir g.saraylı. g.saray adası'nıkiralamak istiyor" diye takdim edildi.
    ben de g.saray'ın bütün mal varlıklarını gelire çevirmek isteyen bir yönetici olarak kendisiyle görüştüm. yönetimdeki arkadaşlarıma tanıştırdım. g.saray'la ilgili pek çok projemizi kendisiyle paylaştık. adanın kiralanmasına, stat yapımına ve daha pek çok projeye talip oldu.
    sonra bir gün devletin çok üst kademelerinden birisi beni uyardı:
    "ünal aysal, sizin g.saray anlayışınıza uymaz. sizg.saray'ı hep temiz tuttunuz. devletle iş yapan,devletten ihale alan kimseyi bu kulüptennemalandırmadınız. ünal bey size yakışmaz" dedi.
    ve bir rapor gönderdi. burada ünal aysal'ın devlete"süper pahalı fiyatla" enerji sattığı belgeleniyordu. ereğli'deki bir doğalgaz santralinin sahibiydi ve bu santral türkiye'ye kilovat saati 12 cent civarında bir fiyatla enerji satarak "türkiye rekoru kırıyordu."
    durumu aysal'a sordum. "evet ama istiyorlarsasantrali devlete satarım" dedi.
    ancak santral için belirlediği fiyat da normalin kat be kat üzerindeydi.
    bunun üzerine g.saraylı dostlarımı ünal aysalkonusunda uyarmaya başladım.
    ancak o bir kere g.saray'a elini sokmuştu. eski başkanmehmet cansun'la ortak bir şirket kurdu (cansun'un başkanlık dönemi bittikten sonra). bu arada kulüp parasızlıktan kıvranıyordu. ünal aysal da "iyi g.saraylırolünde" finansörlük yapıyordu. ama elindeki g.saray hisseleri zaten aysal'ın riskini sıfırlıyordu. üstelik de kulübe verdiği her kuruş için sayfalarca sözleşme imzalatıyordu.
    aysal, g.saray sayesinde büyük bir tanınmışlık elde ediyor, herkes tarafından saygın işadamı, g.saray'ı kurtaracak para babası olarak görülüyordu.
    ama kimse o paranın türkiye halkına pahalı enerji satarak kazanıldığıyla ilgilenmiyordu.
    ünal aysal'n ünimar şirketinin türkiye'ye şimdiye kadar 465 milyon dolar zarar verdiğini gösteren sayıştay raporu gazete sayfalarında yer bulamazken, aysal'ın sportif yönü ortaya atılıyordu.
    ben hürriyet'te olduğum dönemden başlayarak ünalaysal'a karşı tavır almaya başladım. hâlâ devam ediyorum.
    o şimdi sabah gazetesini suçluyor. suçlayabilir. ama ben g.saray'ı yönetecek kişilerin, g.saray'ı basamak olarak kullanmalarına karşı olduğum için bunları yazmaya devam edeceğim.
    ister beğensin ister beğenmesin.

    http://gss.gs/c4

    --- alıntı ---

    5 yıl önce bu yazıyı yazan fatih altaylı'nın seçim sürecinde en büyük destekçilerden biri olmasına şaşırdık mı?
  • 1156
    takıma iki zenci ve bir çikolata renkli kazandırmıştır. bir de kazım vardı çükületa renkli. aklıma ister istemez pulp fiction filminden bir sahne geldi:

    bruce wills ve patronu iki gayın eline düşer. patron biraz düzülür. ama wills sayesinde kurtulur. sonra der ki: "ona cezasını vereceğim. yüz zenci çağırıp bu adama(gaylardan birisi) boru döşemelerini söyleyeceğim."

    sanırım ünal aysal gerekli cezayı almayan fenere kendi elleriyle bir ceza düşünüyor. bir adebayor da fena olmazdı tabi. neyse biz eldekilerle fenere boru döşemeye başlayalım. belki yeni zenciler gelir.

    not: bir de şu var ama yazmaya utandım. volkan ve orta çağ?
    http://i55.tinypic.com/2lleplw.png
  • 1289
    --- alıntı ---

    başkan ünal aysal ve yönetim kurulu üyelerinden futbol takımına ziyaret

    başkan ünal aysal ve yönetim kurulu üyeleri bugün florya metin oktay tesisleri’nde futbol takımına bir ziyarette bulundu. teknik kadro ve futbolcularla bu akşam yapılan antrenman öncesi gerçekleştirilen sohbet toplantısında, başkan ünal aysal bir konuşma yaptı.

    çok başarılı bir sezon geçireceklerine inandığını belirten başkan ünal aysal, teknik ekibe ve futbolculara güvenin tam olduğunu belirtti. başkan ünal aysal, konuşmasını şu sözlerle sürdürdü:

    “hocamız fatih terim yepyeni bir düzen kurdu ve biz yönetim olarak bu düzenin tamamiyle arkasındayız ve sizin başarınıza çok inanıyoruz. ihtiyaçlarınız ne olursa olsun bizim tarafımızdan karşılanacaktır. en ufak bir endişeniz olmasın ama biz de bunun karşılığında sizden inanmanızı, güvenmenizi ve başarıyı yakalamanızı istiyoruz. kendimiz için değil, 20 milyonun üzerindeki taraftarımız adına bunu istiyoruz.

    sizden çok şey bekleniyor ama bunu sahada yürekleriniz ve bileklerinizle vereceğinize inanıyoruz. inşallah bu sene çok başarılı bir sezon geçireceğiz. bu, üç senelik sıkıntıdan sonra ilk başarılı sezonumuz olacak. ve bundan sonra hep beraber bu başarının gelişmesi için kulubümüzün de imkanlarının daha fazla artmasıyla hep beraber birlikte tek yumruk olarak başarıyı hep beraber yakalayacağız.

    başarının bir tane sahibi olmaz. başarının sahibi toplumdur ve biz burada kendi içinde başlı başına güçlü bir toplumuz. bunu unutmayın. her zaman arkanızda 20 milyon taraftarın ve biz yöneticilerin gücünü lütfen sahadayken hissedin. haklarınızı kimseye yedirmeyiz. kulübümüz size her zaman destek olacaktır. bu konuda müsterih olun, huzurlu olun, en ufak ihtiyaçlarınızla ilgili de sorun yaşamayın. bunların hepsini biz çözecek güçteyiz. size, teknik ekibimize ve en başta hocamıza güveniyoruz.

    basında yazılanlara ve ileri geri konuşmalara kesinlikle kulak asmayın. bu kulüp her zaman birlik halinde başarılı olmuştur. biz başarıya bunun için inanıyoruz. çünkü en başta ben bu birliğe bütün gücümle destek veriyor ve inanıyorum. önümüzdeki senelerin hepimiz için hayırlı, uğurlu ve son derece başarılı olması için allah’a dua ediyorum. “

    --- alıntı ---

    http://www.galatasaray.org/kulup/haber/11113.php
  • 1310
    habertürk' e verdiği röportajda kibirden uzak ve yine örnek açıklamalar yapmıştır.

    --- alıntı ---
    “kişisel düşünceme göre futbol federasyonu zamanında fenerbahçe’nin şampiyonluk kupasını emanete alıp ‘mahkeme bitince kupanızı alırsınız’ deseydi bunlar yaşanmazdı. biz fener’in başına gelenlerden nasıl mutlu olabiliriz ki... bu bizim de başımıza gelebilirdi. göreceksiniz seneye fenerbahçe ile birlikte avrupa’da çok büyük işler yapacağız.”

    galatasaray başkanı ünal aysal ile olağan bir telefon görüşmesinde ‘fırsat fırsattır’ deyip son haftalarda gündemde olan konuları şöyle bir konuşmadan olmazdı.

    tabii ki benim aklıma takılan en önemli sorulardan birisi fenerbahçe ile 3 temmuz’dan itibaren aralarında yaşanan gerilimli ortamdı. ancak belli ki iki kulüp arasında buzlar iyice çözülmüş. nihat özdemir’in adnan öztürk’den özür dilemesi de, bunun işaretiydi. başkan konuşmasında bir süre önce ali koç ve nihat özdemir ile bir toplantı yaptıklarını ve bu toplantıda ne mesaj vermeye çalıştıklarını en ince detayına kadar anlattıklarını söyledi.

    belli ki aysal’ın vermek istediği mesaj fenerbahçe tarafından artık anlaşılmış. aysal bu telefon konuşmasında ise yine bu konuya değindi. ünal aysal, galatasaray’ın özellikle futbolda önümüzdeki sezon avrupa’da mutlaka yer alacağını belirtti.

    başkan, “galatasaray ve fenerbahçe çok büyük kulüpler. f.bahçe bu sene şampiyonlar ligi’ne gidemedi. ama göreceksiniz seneye onlarla birlikte avrupa’da çok büyük işler yapacağız” dedi.

    aysal’a şöyle bir soru yönelttim. “sayın başkanım, belli ki gerginlik azalmış. hatta bitmiş. peki fenerbahçe’nin düşmesi sizi nasıl etkiler?”
    “ben fenerbahçe’nin düşmesini hiç ister miyim? tabii ki istemem. fenerbahçe’nin ikinci lig’de oynaması bizim hiçbir şekilde menfaatimize olmaz. bizim oradaki sıkıntımız fenerbahçe değildi. konu türk futboluydu. ilerleyen zamanda hepimizin yara almaması için çaba harcamıştık. ama önce anlatamadık. daha sonra anlaşıldık. bu durumu fenerbahçe’ye de anlattık.”

    "tff zamaninda davransaydi..."
    aysal ilginç bir konuya da değindi: “eğer federasyon zamanında davransaydı fenerbahçe, şampiyonlar ligi’nde oynayabilirdi. yapacağı tek şey vardı. bu olay patladıktan sonra fenerbahçe’nin şampiyonluk kupasını emanete alacaktı. diyecekti ki, ‘mahkeme sonucuna göre gelin kupanızı alın.’ bunu yapmadı. ama yapabilirdi. eğer yapsaydı, fenerbahçe şampiyonlar ligi’nde oynayabilirdi. biz fenerbahçe’nin başına gelenlerden nasıl mutlu olabiliriz ki. böyle bir şey mümkün mü? bu herkesin başına gelebilirdi. bizim de başımıza gelebilirdi. bir kaza oldu. o yüzden bu durumdan çıkar elde etmek ya da yararlanmak söz konusu asla olamaz. o yüzden ali koç ile oturup konuştuk. neyin ne olduğunu anlattık”

    ‘fenerbahçe örnek oldu’
    g.saraylı bir kısım taraftarın kendisiyle aynı görüşte olmadığını hatırlattığımda ünal aysal yine açık bir yanıt verdi. “ben galatasaray kulübü başkanıyım. bir fanatik olarak davranamam. benim kimseye düşmanlığım asla olamaz. böyle bir hakkım yok. üstelik benim yaşımda bir adam böyle bir şey yapmaz. asıl amacım iki kulüp arasında o büyük dostluğu geri getirmek. aysal, fenerbahçe’nin manisa ile oynadığı maçta stada gelen 45 bin kadın ve çocuk taraftar içinde oldukça ilginç şeyler söyledi: “fenerbahçe’yi bu konuda gerçekten kutluyorum. çok güzel görüntüler vardı. taraftarlarının kulüplerine nasıl sahip çıktığı ortada. fenerbahçe taraftarlarının bu görüntüsü her kulübe örnek olmalıdır.”

    ‘arda plaket konusunda hakli’
    fenerbahçe gelişmelerinin ardından gündemdeki en önemli olay tabii ki arda turan’ın açıklamalarıydı. ben doğrusu bu konuda aysal’dan sert açıklamalar bekliyordum.

    ancak aysal’ın düşüncesi hiç de öyle olmadı. ve hatta arda’nın bazı konularda haklı olduğunu bile söyledi: “o bizim çocuğumuz. ve arda’yı her zaman bağrımıza basarız. plaket konusunda haklı. ama biz bu kadar acele olsun istemedik. aksine biz arda için bir veda maçı bile düşünüyorduk. bu hala daha geçerli. ama yine
    de bazı konularda kendisini haklı buluyorum. üstelik çok genç bir futbolcu. bunu unutmamak lazım. hata da yapabilir. ama şu var. islıklanma konusunda keşke taraftara sitem etmeseydi. keşke hep bizi eleştirseydi.”

    ‘terim istesin yeter limit yok’
    aysal, gelecekle ilgili de oldukça ilginç bir iddiada bulundu: “siz bizi asıl yılbaşından sonra görün. bakın nasıl bir takım ortaya çıkacak. çok yeni bir takımız. biz kulüp olarak göreve geldikten sonra çok yoğun çalışıyoruz. kulübümüzü ağır bakıma aldık. yönetim olarak ve şahsen ben her zaman fatih terim’in arkasındaydık. siz zaman zaman çıkan olaylara aldırmayın. bu destek hep sürecek. eğer eksiği varsa mutlaka bu eksik giderilecek. sayı önemli değil. limit yok. kaç oyuncu isterse alacağız. ve yılbaşından itibaren galatasaray’ı göreceksiniz.”

    ‘3000. gol kazim'in’
    sarı-kırmızılı kulübün başkanı ünal aysal, ankaragücü maçında atılan 3000. gol konusunda da görüş bildirdi. aysal, “maçta jan rajnoch, 3000. golü attı. ancak biz yönetim olarak aramızda bu konuyu oturup tartıştık. bizim için geçerli olan, ali dürüst’ün de söylediği gibi kazım kazım’ın attığı goldür. yani biz 3000. golü kazım’ın attığını düşünüyoruz. bu nedenle de müzeye bu formayı koyma kararı aldık” ifadelerini kullandı.

    --- alıntı ---

    http://www.htspor.com/...fbahce-men-edilmezdi
  • 1318
    --- alıntı ---

    başkan ünal aysal’dan taraftarımıza

    verdiğiniz büyük destekle hem cumhurbaşkanlığı kupası zaferimize katkıda bulundunuz, hem de sergilediğiniz duruşla spor dünyamıza örnek oldunuz. galatasaray spor kulübü ve basketbol şubemiz adına tüm taraftarımıza teşekkür eder, gücümüzü sizden aldığımızı hiç bir zaman unutmamanızı dilerim.

    --- alıntı ---
    http://www.galatasaray.org/kulup/haber/11346.php
  • 1337
    kulübü mali açıdan rahatlatan başkandır. sportif başarılar olumlu bir referanstır gelecek için. hayatında başarısız bir an olmadığını söyleyen başkanın istikrarlı bir yapıya kavuşturma amacı şu an için belirginliğini koruyor. fakat eleştirildiği noktalar elbet olacaktır.

    eleştirileceğini düşündüğüm bir husus; başkanın kendi cebinden ödediği paralar. bunun güvencesi, niteliği nedir merak etmekteyim. belki bunları konuşmak için çok erken. hatta haddimiz bile olmayabilir. neticede görevimiz bilet almak, forma almak destek olmak fakat, başkanın kendi cebinden yaptığı masraflar umarım ileride galatasaray'ın başını ağrıtmaz. başkanın ödediği paralar, olağan kongrede mali konular hakkında görüş ayrılıklarına sebep olabilir. kendisinin de kalıcı bir kaynak olmayacağı ve yokluğunda ciddi bir boşluk yaşanacağı aşikar. başkanların kulübe kendisini kaynak olarak gösterebilme durumunun galatasaray'da pek geçerli olmadığını sanıyordum. bu konuda bir bilgi eksikliğim söz konusu.

    bunları konuşmak için tabi ki erken fakat okuduğum son haberden sonra bu düşünceler belirdi bende.

    ilgili haber için;
    http://www.facebook.com/...p;type=1&theater
  • 1373
    büyük konuşmak istemiyorum -zira adnan polat'ın kazandırdığı bir şey sağ olsun- fakat bundan seneler sonra çok güzel şeylerle hatırlanacağına inandığım, galatasaray başkanlığının gereklerini fazlasıyla yerine getiren başkandır.

    şimdi bu adamın yaptıklarını bir düşünüyorum da; ilk olarak taraftara umut dağıtarak taraftarda oluşan o olumsuz havayı dağıtarak işe başladı. fatih terim'in başa gelmesi ile başlayan bu süreç yapılacak transferlerin müjdesi, kurumsallaşma adına yapılacak hamleler, "başarı,başarı,başarı." sözü ile devam etti.

    düşünüyorum ulan ünal aysal dönemi ile neler değişti diye. tüm somut gelişmelerden ziyade, dış etkenlerden bağımsız olarak galatasaray duruşunun topluma yansıtılış biçimi yapılan en güzel iştir bana kalırsa. nedir mi bu duruşun örnekleri?

    -şike operasyonu karşısında federasyon'a karşı sergilenen duruş: galatasaray gelenekleri doğrusunda dürüstlüğün her şeyden önce geldiğinin bilincinde olarak federasyon'un uyarılması, doğrunun yapılması için acele edilmesi gerçeğinin hatırlatılması ve federasyon'un tehditlerine rağmen kulübübn açıklamalarının aynı doğrultuda devamlılık göstermesi.

    sonuç mu, uefa geldi ve gerekeni yaptı. yani dürüst ilkeleri benimsemiş olan ünal aysal yönetimi'nin akılcı hamlesinin haklılığı, taraftarın takdirinin toplanması ve uefa'nın aldırdığı karar sonrası perçenlendi. ünal aysal'ın eylül ayı divan konuşması:

    --- alıntı ---

    futbol federasyonu'nun, beklentilerin aksine (hiçbir karar almıyoruz, hiçbir adım atmıyoruz) açıklaması karşısında, sürecin iyi yönetilmemesi halinde ülke futbolu olarak başımıza gelebileceklere dikkati çeken, bu ateş üfleyerek sönmez, çözüm zamana yayılamaz bildirimizi yayınlamak zorunda kaldık.

    aynı bildiride, karar almamanın doğru bir karar olmadığını, evrensel hukuk kurallarına uygun olarak gerekli kararların acilen alınması gerektiğini hiçbir kulüp adı ve de hiçbir cezadan söz etmeksizin dile getirdik. spor kamuoyunu derinden sarsan hatta ülke imajımızı etkileyen, uefa nezdinde işi çözmüyoruz, kendimiz yönetemiyoruz intibası veren bir tutumun daha ilerde tüm futbol dünyamızı ve kulüplerimizi etkileyebilecek sonuçlar doğurabileceğinin altını çizdik. gelişmeler malumunuz. mesajlarımız tam ve net olarak algılanamadı ve kendi dostlarımız arasından bile bizi fenerbahçe düşmanlığı yapmakla suçlayanlar oldu. (gbkz: tek önceliğimizin, türk sporunun önünün tıkanmasını önlemek olduğunu ısrarla vurguladık.)

    --- alıntı ---

    - play off sistemi karşısında gösterilen sorgulayıcı tutum: 1 gece içerisinde resmen yemek sırasında kulüplere zarf aracılığı ile sunulan play off sisteminin ne derece doğru olduğu, bu sistemin uygulanmasının türk futboluna neler katacağı sorularını soran yapıcı tutum ünal aysal yönetimi tarafında sergilendi. dünyanın hiç bir yerinde futbol adamlarına danışılmadan, eğrisi doğrusu konuşulmadan, eksileri artıları tartışılmadan tamamen yayıncı kuruluş'un zararını karşılamak adına böyle bir karar verilmemiştir. bu süreçte de verilmek istenen bu kararı yukarıda bahsettiğim sorunların tamamını gündeme getirerek soran, sorgulayan bir yönetim vardı.

    sonuç mu, kazanılacak olan maddi gelirin kölesi olan ahmak kulüp başkanları'nın aksine galatasaray yönetimi her ne kadar resmen aceleye getirilen ve zorlama ile kabul ettirilen bir karar olsa da play off kararı karşısındaki, sorgulayıcı tutumu ile taraftarın kalbini kazanmıştır.

    - şiddet yasasının değiştirilmesine karşı gösterilen tutum: geçen sene öve öve bitirilemeyen, taraftar taşkınlıklarının önüne geçilmesinin ön planda olduğunu düşünen bazı kulüp başkanlarının; yasanın değiştirilmesi gafletinde bulundukları bir dönemde galatasaray'ı kulüpler birliğinden dışlamaya kadar kin güttükleri ortamda galatasaray'ın bir yıkılmaz duruş içinde bulunması taraftarların göğsünü kabartan bir etken olmuştur. ne yazık ki başkanların yasaya olan bakış açılarının değişmesi; yasanın şike boyutunun kendilerine dokunması ve yıllardır hiç bir muhalefet olmadan rahatça oturdukları koltuklarını tehdit etmesindendir. yine bu konuda ünal aysal'ın eylül 2011 divan kurulu konuşması:

    --- alıntı ---

    dik, ilkeli ve vizyoner duruşumuzu, evrensel hukuk konusundaki hassasiyetimizi, suçun olduğu yerde orantılı cezanın da olması gerektiğini aksi takdirde kuralları olan bir yarışmadan değil, bir kaos ortamından söz edilebileceği konusundaki uyarılarımızı doğru okumakta zorluk çekenler,bizi muhbirlikle, hatta ihanetle suçlayanların gözlerindeki bağlar açıldı. iletişimin gücü ve zaman bizi haklı çıkardı.

    --- alıntı ---

    -efsanelere saygı günleri: adnan polat dönemi'nde yapılan transferlerin imza aşamasında galatasaray'a hizmet etmiş efsane isimlerin yer alması gibi güzel bir hareketten sonra türk telekom arena'daki maçlar öncesinde kulübümüze hizmet eden efsanelerimizin vefa duygusu ile taraftara karşı onore edilmesi.

    - fenerbahçe başkanı'nın metris'te bulunmasından ötürü ünal aysal'ın bir beyefendi gibi davranarak sürekli aziz yıldırım adına üzüldüğünü belirterek başkan seçildiği gece bahsettiği "tüm taraftarlar birlikte maç izleyebilsin, futbolda barış ortamı oluşsun." hayalini gerçekleştirmek istercesine yaptığı beyanlar.keza fenerbahçe yönetimi'nin galatasaray'ı uefa'ya şikayet etmiş gibi gösterilmesi karşısında sağ duyu ile davranarak herhangi bir gerginlik ortamının oluşmasına mahal vermemesi galatasaray duruşu'nun sergilenmesinin, diğerleri gibi olmayışımızızn en güzel örneğidir.

    sonuç mu, evet bazı taraftarlar fenerbahçe hakkında yapılan bu ılımlı açıklamalara anlam veremese de ben ünal aysal'ın daha ilk gününden bahsettiği hayalini gerçekleştirmek adına yaptığı bu hamleleri gayet güzel, başarılı ve galatasaray duruşuna uygun buluyorum. bu pis ortamda sırf bu yüzden bile parıl parıl parlayan, güzel kalmayı becerebilen, umut saçan ve bize değerlerimizi hatırlatmaya devam eden bir adamdır ünal aysal. bu bağlamda ünal aysal'ın eylül ayı divan kurulu konuşması:

    --- alıntı ---

    "galatasaray olarak tüm spor dallarında, altını çizerek söylüyorum gerçek bir fair-play ortamının oluşması vazgeçilmez ilkemiz. bu nedenle ne pahasına olursa olsun cesaretle başlatılan bu sürecin doğru, adil ve uygar bir biçimde sonuçlandırılmasının destekçisi ve savunucusu olduk ve olmaya devam edeceğiz. hiçbir fırsatçılığa ve rekabet duygusuna kapılmadan, ancak türk futboluna ve de galatasarayımızın istikbale dönük, (gbkz: özellikle yurtdışı başarı hedeflerine zarar verecek her türlü karar ve davranışlara muhalefet edip), aktif mücadelemizi ve bunu savunan kurumlara desteğimizi sürdüreceğiz. kuşkusuz ilkelerimizi korurken, galatasaray'ın hiçbir açıdan zarar görmemesi en doğal görevimizdir. ancak süreçte, uzun vadeli stratejilerimizi koruyarak bunlara öncelik verdik ve (bu işin ekonomisi zarar görürse, biz de bundan payımızı
    alırız) gibi kısa vadeli yaklaşımlara prim vermedik, tevessül etmedik. etmeyiz, edemeyiz."

    --- alıntı ---

    şimdi galatasaray duruşu'nun sergilenmesinden sonra bir de şahsi olarak 2. planda tuttuğum somut adımları inceleyelim.

    - tüm medya organlarıyla iç içe bir yapıya büründü galatasaray. yeri geldiğinde hakkını gayet iyi savunurcasına gerekli programlara bağlanan, hatta telegol'de serhat ulueren'e verdiği ayar ile bu günlerin haberini veren bi ünal aysal vardı seçildiğinden beri. yalan yanlış haberler çıkmıyor mu, tabi ki çıkıyor ama bu konuda da galatasaray.org'dan haberlerin anında yalanlandığını görebilirsiniz eğer gözleriniz kör değilse. eski yönetim ile karşılaştırdığımda basın ile olan ilişkilerin daha iyiye gittiği ve yönetimin de olumsuz haberleri yalanlaması konusunda çok daha aktif olduğuı bir gerçek.

    - taraftarın sesini dinleyen bir yönetim var. forumların takip edilmesi, taraftar tepkilerinin ölçülerek karar verme mekanizmasında bir unsur oluşturması, sorunların duyarlılıkla cevaplandırılması daha önceki yönetimlerde pek karşılaşamadığımız bir durumdu. örneğin ebru köksal aracılığı ile kulüple ilgili pek çok soruya cevap alındığı veya şikayetlerin iletilidiğine şahit oldum. keza türk telekom arena'daki ulaşım sorunu adına kulübübn gerekli mercilerle görüşmesi ve sonrasında gerekli yardım alınamamasına rağmen kulübün kendi imkanlarıyla çözüm yoluna gitmesi de taraftar sesine verilen önemin en güzel göstergesidir.

    -basketbol şubesinde adnan polat dönemi ile temelleri atılan* * yeni bir anlayışın hakan üstünberk ismi ile devam edilmesi sonucunda başarılı sonuçların elde edilmesi ünal aysal yönetimi'nin başarısıdır. burada temel olan nokta hakan üstünberk ismi ile devam ediliyor olması tabi ki.

    - kulübübn mali durumundaki ilerleme divan kurulu toplantısında ünal aysal tarafından açıklandı.

    --- alıntı ---

    ünal aysal, mayıs ayı sonu itibariyle 149,6 milyon dolar olan kısa ve orta dönemli banka borçlarının 132,8 milyon dolara indirildiğini söylerken, "59 milyon dolarlık muaccel borçlar ise son 115 günün giderlerinin eklenmesine rağmen 57 milyon dolara indirilmiştir" ifadelerini kullandı.

    --- alıntı ---

    --- alıntı ---

    bir başka önemli işimiz stat gelirlerimizin ciddi bir bölümünü paylaşmak zorunda kaldığımız kuruluşla olan uzun vadeli ve oldukça pahalı olan anlaşmamızı feshetmek oldu.

    --- alıntı ---*

    isg nedir diyenler için: http://gss.gs/gv

    - futbol takımı transferleri'nin kulübünün mali yapısı göz önünde alınarak yapılması, hiç bir avrupa yarışmasında yer alınmamasına rağmen büyük isimlere oynanması yönetimin izlediği transfer vizyonunun büyüklüğünün gözler önüne sermektedir. varsın bahsettiği oyuncular gelmesin fakat kulübün içinde bulunduğu mali ve avrupa kupaları konusundaki durumu göz önünde alındığında transfer edilen oyuncular büyük kazançtır.

    fakat bu konuda ünal aysal'ı başarısız bulursanız bu da sizin bileceğiniz iş. şimdi zahmet edin ve yukarıda yazılanları okumaya çalışın. en azında konu başlıklarına bakın, sonra da elinizi vicdanınıza koyun ve yapılanlar ve yapılmayanları tartın. evet bu yazı ünal aysal'ın ilk 100 günde gerçekleştirdiği icraatler üzerine temellendirildi dolayısıyla kurumsallaşma adına profesyonel isimlerin kulübü yönetmesi, söz verilen transferlerin gerçekleştirilmemesi gibi tek tük olumsuz konuya değinmedim, değinmem de.

    taraftarlığı maddi etkenlere, sadece başarıya* bağlayan; transfer yavşaklığı ile ortalığa fitne tohumları eken, yapılan güzellikleri görmekten aciz nankörlere inat ben (gbkz: yapıl(a)mayanlara) değinmedim.

    şimdi istediğin transfer yapılmadı diye ortalığı karıştırma misyonu gütmüş olan kişi veya kişiler, mümkünse bu ortamı daha fazla kirletmeden kendiniz bırakın yazarlığı. çünkü yapamıyorsunuz. sadece bok atarak, farklı olmak adına resmen entry ishali ile insanların sabrını zorlayarak, argümansız şekilde konuşarak elde edeceğiniz şey yaratmak istediğiniz kaos ortamı değil, ben butonuna bastığınızda göreceğiniz vecihi sıfatıdır.

    son bir şey, içeriğini bu yazı ile ilgilendiğim için bilmediğim bir konuşma yapıyor şu an lig tv'de ünal aysal. kim bilir benim yazdıklarımı geçtim, en azından şu adamı dinleyip sırf transfer başarısızlığını öne sürmekten pişman olanlar vardır.

    ha bir de az önce haber araştırırken rastladım, hentbol ve tenis şubelerimiz açılıyormuş. hayırlı olsun.

    teşekkürler ünal aysal..

    edit: anlatım bozukluğu.
  • 1429
    --- alıntı ---

    soyunma odasına insem soyarlar!

    ü.a: soyunma odasına inmedim. öyle bir niyetim de yok. abdürrahim, bursa maçından sonra indi, prim konusunda onu bir soydular. ben insem, daha kötü soyacaklar. (gülüyor...) ama fener derbisini kazanırlarsa, o zaman inerim.

    --- alıntı ---

    ne yalan söyleyeyim hoşuma gitti...

    söyleşinin tamamı için...

    http://www.webaslan.com/...yapayimSXHBQ46252SXQ
  • 1444
    "yasa değişikliği olduğu gibi kalsa kulüpler ne başkan ne de yönetim kurulu bulabilirlerdi" sözleri tamamen haklıdır. çünkü yasalarda taraftarın yaptığı taşkınlıklardan yöneticiler de sorumlu tutuluyorlardı. yani illa ki oç, üçkağıtçı, şikeci, kul hakkını yiyen, halkı kandıran, pis bir yalancı olmaları gerekmiyor.

    bilmeden konuşmak sağlığa zararlıdır.

    sezon beşiktaş maçından ibaret olmadığı için forvet'i isterim.

    federasyon'un kararına boyun eğdiği falan yok. deplasman yasağı klüpler birliğinin kararıdır federasyonun değil. http://www.tff.org/...285&ftxtID=13917 dediğim gibi, bilmeden konuşmak sağlığa zararlıdır.

    nba'den gelecek bir transfer bizi bu sene beko basketbol liginde iddialı tutar. deron williams ile bjk her maç 80 sayı üstüne çıkıyor. efes keza aynı şekilde. lokavt ise sezon sonuna kadar süreceğine göre bu sene yarışa ortak olmak için bir transfer bence de gereklidir.

    şu anki yönetim tarihin en şeffaf ve en aklı başında yönetimidir. yani bir nevi bulunmaz hint kumaşıdır kendileri.

    galibiyetin tribünde kutlama dışında ufak pek önemli olmayan önemi ise 3 puandır. şampiyonluk yarışında avantaj yani. ufak bir şey.

    ünal aysal kendindedir.
App Store'dan indirin Google Play'den alın