• 402
    10 ocak'taki fener maçından sonra bir reaksiyon maçı olmalıydı bu maç, hazır rakibinin de en az 3-4 oyuncusu sakatlık ve kart cezası nedenleri ile yokken. ama takımın ne öyle bir havası, ne enerjisi, ne sinerjisi, ne motivasyonu vardı. düşün ki lige havlu atmış beşiktaş maçlarında daha istekli bir görüntü çiziyor bize göre.
    bu havayla bu lig zor biter.
    avrupayı saymıyorum bile.
  • 403
    çok anlam çıkarılan maç, normaldir, daha yeni fener’e kupa kaybettik.

    ama…

    jakops, singo, sara, torreira, osimhen az eksikler değiller. yunus ve icardi de çok formsuz. icardi forma girecek gibi de durmuyor. ilkay de veteran topu oynuyor…

    tamam kötü oynadık ama normal. karalar bağlamayalım. bugün hala bu ligin 1 gömlek üzerindeyiz. öyle de kalacağız. bugün sövenler bence bir nefes alın…

    transfer süreci yanlış yönetiliyor eleştirisine varım ama o bugünle alakalı bir eleştiri değil, bugünün bahanesi var ama sezonun bahanesi yok. önemli olan avrupada bir tur atlarken ligi kaybetmemek, süreç daha yeni başlıyor.

    10 numaraya peynir ekmek gibi ihtiyacımız var. yunus muadili olmayan tek topçu ve kötü oynadığında sıradanlaşıyoruz. 8-6 diye ortalık inlese de ben mertens, sneijder arıyorum.
  • 404
    hakem oğuzhan çakır maçın sonuna altı dakika eklemişken, deplasman ekibinin ani gelişen atağında mohamed bayo çaprazdan uğurcan ile karşı karşıya kalıyor ve plase şutu ağlarla kucaklaşacakken son anda falso alıp direği sıyırıyordu... zaten o anın sonrası da sane'nin auta giden şutuyla maç sona eriyordu. işte, mayıs ayında son maç bittiğinde bu pozisyon belki de bir çok kişinin aklına gelecek, acaba galatasaray burada kaybettiği iki puanla şampiyonluğu mu kaybedecek yoksa bayo'nun golü kaçırması galatasaray'a şampiyonluk getiren "altın bir" puan mı olacak? sorunun cevabını mayıs ayında alacağız da biz bu geceye dönelim.

    eksik oyuncuların, sakatların, yapılamayan transferlerin bir araya gelmesiyle yedek kulübesinde gencecik çocuklardan oluşan bir kadroyla maça çıkan galatasaray, rakip hoca burak yılmaz'ın cezalı olduğu ve kendisi gibi eksiklerle dolu bir takımı konuk ediyordu sami yen'de. hava şartları sert, ısıtıcılar çalışmıyor, maç biletleri pahalı, süper kupa mağlubiyetinin öfkelisi "seyirci" maça gelmeyince tribünlerin bir kısmı dolamamıştı da iki takımın da kafaları pek maçta değil gibiydi. dakikalar ona gelirken barış'ın kanattan çalımlarla ceza sahasına kadar gelip pasında yunus'un rahat pozisyonda plasesi auta giderken, 20. dakikada sane'nin serbest vuruşunda abdülkerim'in kafası az farkla auta gidiyordu. ve ev sahibi adına en tehlikeli pozisyon iki dakika sonra barış'ın köşe vuruşundan gelen topa lemina'nın plasesi direği yalıyordu. deplasman ekibi adına tek atak maxim'in köşe vuruşuna mujakiç'in kafasını uğurcan'ın çıkartması oluyordu.

    galatasaray'ın saman alevi gibi bir alevlenip, bir durağanlaştığı ilk devre sonrası, ikinci yarı da benzer başladı da, abdülkerim'in ortasında ıcardi çok rahat attığı kafa gollerinden bir benzerini atamıyor, on dakika sonra da lemina'nın ara pasında kaleci ile karşıya pozisyonda vuruşunu arda önlüyordu. galatasaray gol için bastırıyor, barış'ın korner ortasında lemina'nın kafasını zafer çıkarırken, eskilerin kontra dediği, yeni terimle "geçiş hücumunda" yusuf'un taşıdığı topta üç galatasaraylıyı geçip, şutu abdülkerim'in eline çarpıyor ve topu önünde bulan bayo gol perdesini açıyordu.
    geriye düşen galatasaray'da eren yerine kazımcan oyuna dahil olunca, onun uzun taç atışları gaziantep kalesinde tehlike yaratmaya başlarken, genç topçunun uzun menzilli bir taç atışında seken topta barış bitime 7 dakika kala skoru eşitliyordu.

    kalan dakikalarda galatasaray galibiyeti aradı da bulduğu pozisyonlarda kale çizgisini ikinci defa geçemedi ve şampiyonluk yarışında iki puanı taraftarının ıslıkları arasında bıraktı.
    geçen sene kasımpaşa maçının olaylı hakemi oğuzhan çakır ve yardımcıları, bu gece de taktıkları fıfa kokartına layik olmayan bir yönetim sergilediler. hakem ayağa basmalara kart çıkarmazken, oyunun durmasına oldukça fazla müsaade edip, uzatmalara eklemedi de... yardımcı hakem de 46. dakikada yunus'un ittirilmesine devam kararı verip, 63'te sane'nin rakibine teması olmamasına faul çalmasıyla rengini belli ediyordu.

    maçın devre arasına giderken ve bitimindeki protestolara gelirsek, fatih terim'in protesto edildiği, muslera'nın ıslıklandığını gördükten sonra sosyal medyanın taraftarlığı bitirdiğini acı da olsa anladık da alışmak zor oluyor ama üç sene arka arkaya şampiyon olan takımın hocasına ve ıcardi gibi efsane golcüsüne söylenilenler bir kez daha kalbe giren o hançeri vahşice derine saplıyor. eskiden biz taraftarın sözü geçerdi, artık müşterilerin...

    kaynak ve maçtan fotoğraflar: https://ultrasmovement.blogspot.com/...1-1gaziantep-fk.html
  • 406
    geçen sene city'de oynayan ilkay ve münih'te top koşturan sane ilk 11'deydi.
    ortalama üstü her avrupa takımında oynayabilecek barış da ilk 11'deydi.
    tottenham'dan aldığımız davinson, wolves'ten gelen lemina, inter ve psg formaları giymiş; bize nice şampiyonluklar yaşatan icardi de ilk 11'deydi.
    sallai, abdülkerim, uğurcan gibi lig için hayli hayli yeten oyuncularımız da yine ilk 11'deydi.

    böylesine bir takım antep'i yenememeyi eksikliklere bağlıyorsa artık hiçbir şey diyemem. osimhen'siz de bir zahmet antep'i yenebilelim değil mi?
    her şeyi geç, antep'in bile nice eksikleri vardı. orta sahalarında forma giyen en önemli iki oyuncusu oynamadı. buna rağmen oyun disiplininden hiç kopmadılar ve galibiyeti kaçırdılar.

    maçı açın bakın, tek bir tane bile set oyunumuz yok. sadece bu maç özelinde de değil, aylardır belki de yıllardır bireysel yeteneklerle ilerliyoruz. bir yerde patlayacaktı ve bu yıl pik noktası oldu.
    halbuki oturmuş bir sistemle gelen gideni aratmazdı. torreira oynamaz puan kaybederiz, osimhen oynamaz puan kaybederiz...

    o yüzden artık lütfen eksik vardı falan demeyin.
    her görüşe saygılıyım, elbette ki herkes kendi içinde haklıdır ama dediğim gibi antep gibi bir takımı yenmek için osimhen'e ihtiyaç duymamalıyız.
  • 407
    galatasaray'ın eksiklerinden bahsedenler gaziantep fk'ın beş eksikle çıktığının farkında değil muhtemelen. zaten onlar hiçbir zaman böyle bir şeyin farkında olmadılar. bu arada eksik kadro bile çok rahat tam kadro gaziantep fk'yı yener. her koşulda iç sahada hayli hayli yenmesi ya da gümbür gümbür oynaması lazım. burada halen mevzuyu sulandırıp kadronun eksiklerini yazanlar bu maçı ya hiç izlememiş ya da birilerini koruma derdinde. bu arada maçın ibresi gaziantep fk'nın kazanmasına daha yakındı. çok güzel ve doğru bir oyunla oynadılar. çok iyi bir zamanda golü buldular. biz ise çok şanslı bir gol bulduk diyebilirim.
  • 408
    dün oynanan oyun ile alakalı yönetime sallayabileceğim bir durum yok. ki ben hiçbir muhasebe hesabı yapılmaksızın transfer isteyen bunu her yönetimden talep eden biriyimdir. dünkü kadronun bu maçı rahat alması gerekirdi antep’in eksiklerini de düşünürsek. ama olmadı. ancak atletico maçındaki olası bir mağlubiyet ki öyle görünüyor net olarak yönetime yazılır. dünkü maçı ise okan hoca ve icardi ile yunus’a yazarım. yönetimi eleştirmeme nedenim ise icardi ve yunus. icardi ve yunus sahada diğer arkadaşlarına yardımcı olamadı maalesef. bunun dışında süper kupa finalinde eren’in aksadığı apaçık ortadayken bu maça kazımcanla başlanmasını beklerdim olmadı. ilkay yerine yunus’un oyundan çıkması gerekirdi olmadı. ilkay çıkınca topun sende olmasına ihtiyacın olan anlarda topu tutamadın. üzerine kazımcan’ın önüne ahmet’i atarak soldan hücuma çıkışlarda bocaladın. icardi de kendi standardında iki tane yüzde yüzlük golü atamayıp savunmanın sakarlığından bir de gol yeyince golün geldiği dakika itibariyle beraberlik iyi sonuç. bu sonuç bize hiçbir şey kaybettirmez ancak takım bir an önce tam kadro haline gelip eklenecek transferlerle birlikte kıpırdanmazsa sene sonu gelmek bilmez. okan hocanın ne yapıp edip kazanan takımı bulması lazım bir şekilde. ha bir de sallai’nin sağ bek olmayacağı yediğimiz golde ortaya çıktı. her mevkiye transfer düşünülürken sağ bek ismi geçmemesi bir tek bana ilginç geliyor heralde.
  • 409
    karalar bağlanmaması gereken maç. evet sinirimiz bozuldu, evet bir yılmışlık mevcut ama galatasaray buradan da toparlanmayı bilecektir.

    galatasaray şu an bizleri gerçekten yoruyor.

    takım da, yönetim de ve hatta taraftar dahi şu aşamada gazı iyice kaçmış kola durumunda.

    bu takımın öncelikli ihtiyacı, cok ama cok acilinden bir ikinci santrafordur. aşkımız gözbebeğimiz icardi maalesef şu an 3. santrafor konumunda bile değil. mental olarak da fiziksel olarak da düşüşte. önce bir şunu netleştirelim. icardi ile çıktığımız her maçı 10 kişi oynuyoruz. her maçı 10 kişi oynamak da kolay değil.

    ikincisi, ortasahada en acilinden dinamik bir futbolcuya ihtiyacımız var, hem ayağı iyi, hem de temposu yüksek ve yaşı da genç bir oyuncu ihtiyacı bas bas bağırıyor.

    üçüncüsü ve en önemlisi, üstüne basa basa yazıyorum. ciddiyet eksikliği. taraftara da sirayet etmiş durumda. kupa maçına ülkedeki en büyük rakibin karşında iken yedek kalecinle çı-ka-maz-sın.

    futbolda hataya yer yok. hele bu kadar üst üste hataya hiç yer yok.

    bu etmenler birleşince bütün diğer hususlar da kötü gözüküyor.

    ha evet, ortalığı yangın yerine çevirmek gerekiyor mu, evet. durum sanıldıgı kadar vahim olmasa da herkesin aklına başına devşirmesi için ufak çaplı bir deprem yaratmak gerekiyor.

    o yüzden yönetime ve teknik ekibe lafım;

    çıldırtmayın adamı, aklınıza başınıza devşirin. kendinize gelin.
  • 410
    büyük futbol dehası okan buruk'un hediye ettiği bilmem kaçıncı maç. ya şu osimhen yokken bir tane maç kazanacaktın be, bir tane maç. onu bile beceremedin.
    sağ ayaklı barış solda, sol ayaklı sane sağda oynadı her zamanki gibi. hadi kenardan girecek oyuncu yok, şunların kanadını bir değiştirmeyi bari akıl etseydin be adam. 2 oyuncuda ters kanatta oynadığı için bir türlü çizgiye inemiyor sürekli içeri kat ediyor. çizgiye inmek rakip defansların bütün dengesini bozar çoğu zaman.
    barış alper golü de sağ kanatta sağ ayakla attı, anlayana.
    kazımcan'ın girmesi bile ne kadar fark etti gördünüz. çünkü çocuk solak ve solda oynadı. bu kadar basit.
  • 411
    ligde oynanan son 5 maç performansına göre takımlar sıralandığında 17. sırada bulunan, ana kadrosundan 4-5 eksikli, hocası cezası sebebiyle kulübede olmayan gaziantep futbol kulübünün galibiyeti 20-30 santimle kaçırdığı maç.

    bu takım bu maçı kazanmak için bile tribünlerin üst üste alt alta olmasına, havaların güneşli olmasına, fikstürün haftada bir maç yoğunluğunda olmasına, gezegenlerin hizalanmasına falan ihtiyaç duyuyorsa yaşanan yangın ve verilen tepkiler az bile...
  • 413
    şu uzun taç organizasyonundan sonunda gol bulduğumuz maç. uzun zamandır hatırlamıyordum ve artık sinirimi bozuyordu bu uzun taç merakı, en sonunda işe yaradı.

    onun dışında geçen sezon da sezon başı oyunumuz ve sezon ortası dönüş oyunumuz kötü, tat vermiyor idi; bu sezon da öyle. kendimiz gibi oynamadığımız için de sürekli puan kaybediyoruz. sezon başını anlarım da sezon ortası millet futbolu mu unutuyor anlamadım gitti. pas hataları, birbiri ile anlaşamamalar vs.

    örneğin geçen sezonun * ocak ayında oynadığımız 7 maçtan 3 galibiyet çıkarabilmişiz. 3 beraberlik ve 1 mağlubiyet var; tüm kulvarları göz önüne alırsak.

    bu sezon da * farklı değil. şu ana kadar 4 maçta 2 galibiyet 1 yenilgi 1 de beraberlik aldık. 2 şampiyonlar ligi maçında da yenileceğiz gerçekçi olalım ki; süper lig'de ise kazanırız. 7 maçta 3 galibiyet 3 yenilgi 3 beraberlik olacak çok büyük ihtimalle.

    afrikalı oyuncu probleminden mi kaynaklanıyor, başka bir şey mi; irdelenmesi gerek artık. iki sezondur en çok yara aldığımız dönemlerin başında geliyor bu aylar. haliyle ben o kadar karamsar değilim. bizimkiler futbol oynamayı hatırladığında ve eksikler geldiğinde eskisi gibi baskılı oyuna geri döneriz. nazar boncuğu olsun, ne yapalım.

    maç çok sıkıcı olduğundan kesit kesit seyrettim, doğru düzgün koordineli atağımız bile çok azdı. top kontrolü eksiklikleri, paslaşma yanlışları, rakibin pas opsiyonunu kapatamamalar vs. rezalet oynadık. şampiyonlar ligi seviyesinde bu oyun oynansa fark yerdik.
  • 414
    utanç verici bir oyun ortaya koyduğumuz müsabaka. bu kadar kötü oynayabilmek, hem de bir sürü eksiği olan bir takıma karşı, kabul edilebilecek bir durum değil ne yazık ki.

    ipler 18 ocak 2026 tarihiyle birlikte, jesus’un lig başlangıcı hariç, tamamen fener’in eline geçmiş durumda.

    liderliği vermiyoruz ancak hangi takımın fikstürünün zor olduğu da açık. içeride antep’i yenemeyen takım o yoğun maç takvimiyle deplasmanda trabzon’u beşiktaş’ı göztepe’yi yenemez. hakkımızda hayırlısı ancak fazlasıyla üzücü ve umut kırıcı bir maçı geride bıraktık.

    kulübe bomboş, sahada güvendiğimiz isimler üretkenlik sağlayamıyor. oyun olarak sahada hiç bir şey yok, en üzücü kısmı da bu.

    geldiğimiz noktayı fener yenilgisiyle açıklayamıyorum, öyle bir etkisi olduğunu da düşünmüyorum. ama pesimist modunu maalesef aşamıyorum ve ligin sonunda ipi göğüsleyeceğimize gün itibariyle inanmıyorum maalesef. gün yangın ve umutsuzluk günü.
App Store'dan indirin Google Play'den alın