• ego

    galatasaray'da fatih terim, "galatasaray değerleri" gerekçesiyle görevinden alındı. bunun altında yatan gerçekleri geçmişten bugüne gelerek irdelemek gerek...

    ünal aysal, fatih terim’e telefon etmiş, hoca telefonu açmamış ve olaylar gelişmiş... başkanlık makamına saygısızlık varmış ve “galatasaray değerleri” gerekçesiyle fatih terim görevden alınmış. sizce galatasaray tarihine geçecek ve unutulmayacak büyüklükteki bir kararın gerekçesi gerçekten bu olabilir mi? cidden sebep telefon edince ulaşamamak mı?

    fikrimce liseli ergen aşıkların ayrılmasını andıran bu bahanenin arkasında devasa bir birikmişlik yatıyor ve yine kendi fikrimce bu birikmişliğin sorumlusu da başta sayın başkan ünal aysal’dır. neden?

    her şeye bugünden bakmak çok daha kolay belki ama gerçekleri görebilmek için filmi yaklaşık 2.5 sene önceye almakta fayda var.

    beş başlı yönetimle savaşmak

    o günleri şöyle bir hatırlayın. tarihinin en kötü dönemlerinden birini geçiren bir galatasaray, başkanından takımına dağılmış, derbeder olmuş bir kulüp… galatasaray başkanlığına talip olan ünal aysal’ın da ilk toplantısından bu yana sloganı belli: “başarı, başarı, başarı…” galatasaray tarihinin bence bu en zorlu görevine getirilen fatih terim’e o dönem bırakın yönetim, taraftar nezdinde kredi açan kişi sayısı o kadar fazla değildi. takımı bırakacağını söyleyeninden tutun, 2.fatih terim dönemine dem vurana kadar ortada büyük bir tepki de vardı. aynı şekilde başkan ünal aysal bugün olduğu kadar güçlü bir tek figür değildi. tam tersine galatasaray kongresinde birbiriyle anlaşamayan ne kadar blok varsa onların temsilcilerine yönetimde önemli görevler vermiş, birbiriyle çalışması neredeyse imkansız beş başlı bir hydra yaratmıştı.

    işte fatih terim’e bugün bu kadar saygı duyuyorsam galatasaray tarihinin en vasat kadrolarından birini dönüştürüp neredeyse yüzde 100 isabetle işler yaparak şampiyonluğa taşıması kadar bu beş başlı yaratıkla savaşıp bir yandan da galatasaray politikacılığı yapmasıdır. tam da bu yüzden fatih terim’in aldığı o ilk şampiyonluğun anlamı çok daha büyüktür ve terim’e özeldir. bugün “egosu çok yüksek” klişesiyle eleştirilen terim, normal bir teknik adamın asla çalışmayacağı, (bkz: grima solucandil) edasıyla başkana durmadan “daha iyisiyle çalışabiliriz” suflesini veren hatta işi abartıp bilic’e fatih terim’in arkasından teklif götüren yakın çalışma arkadaşlarına rağmen bu saçma sapan koşullarda sadece galatasaraylı olduğu için her şeyi göze alıp mücadelesini sürdürmüştür. bugün daha güçlü bir konumda bulunan galatasaray’ın ilk şartı olan başarı öyle çok kolay gelmedi. bu yüzden fatih hocayla ilgili a deyince “egosu yüksek” diyenlerin önce oturup bunları bir düşünmesi gerekiyor.

    haber ile ilgili metin girin!.

    kurumsallıkta zirve…

    ha, sanmayın ki fatih terim ikinci senesinden itibaren rahat çalıştı. aksine, bu kadar zorlu bir şampiyonluğun ardından hocanın eli güçlenecek sanırken sanki beklentilerin altında kalmış gibi muamele gören bir terim vardı. sanırım futbol tarihinde bir ilktir. en basitinden assaidi transferini hatırlayalım. hocanın da istediği assaidi ile kulüp adına görüşme yapan heyet yıllık 1.4 milyon avroya anlaşmışken başkanın danışmanı bülent tulun’un gidip assaidi’ye daha fazla para teklif ettiği günleri unutmadık. ya da kulübün resmi internet sitesinden fatih terim’e haber dahi vermeden hocanın adını kullanarak tulun’un transferde yetkili olduğu açıklaması yaptığı günleri…

    galatasaray’da transferler bu saçmalıklara rağmen ya da saçmalıklarlar sebebiyle yapılıyor. çok değil, bu senenin ocak ayını hatırlayın. fatih terim’in kendi beyanatıyla transfer istediği iki tane bölge vardı: sol bek ve yaratıcı özellikleri olan bir kanat. transfer dönemi boyunca görüşme yapılan iki isim ise yine danışman yönlendirmesi ve önderliğinde wesley sneijder ve aurelien chedjou’ydu. didier drogba piyangosu hocanın da rızasıyla gelmiş olabilir ancak toplamda ortaya çıkan tablo belli: sol bek ve kanat oyuncusu lazımdı, 1 ay sonunda imza bedelleri ve bonservisler dahil 15 milyon avro harcanıp bir 10 numara ile santrfor alınmıştı. peki egosu yüksek denilen hoca ne yaptı? fiziksel olarak iyi durumda olmayan sneijder ile drogba için sistemini de komple revize ederek şampiyonlar ligi’nde schalke turunu alıp ligde de şampiyon oldu. bunları ya çabuk unutuyoruz ya da genlerimiz gereği başarları padişahlara mal etmeye alışkınız. bu zaferleri alan padişah değil, komutandı, zaman zaman padişaha rağmen bunlar yapıldı.

    peki bunun sonucu olarak ne oldu? fatih terim’le başkan ünal aysal arasında köprü olan isimler yönetimden çıkarıldı ve tamamen aysal’ın tek adamlığına biat edecek, inisiyatif alma şansı olmayan bir yönetim modeli getirildi. bu bir…

    haber ile ilgili metin girin!.

    milli mesele…

    bunlar dün olandı, şimdi bugüne gelelim. mevzunun milli takım meselesiyle başladığını ve bugüne geldiğini hepimiz biliyoruz. yönetimin rasim ozan kütahyalı ve diğerleri başta olmak üzere başlattığı operasyon bir yana, birçok galatasaraylının hocaya kırgın olmasının başlıca sebebi de zaten “demirören’le anlaşmış” olması. fakat burada da gerçeklerle yüzleşmemiz lazım. bir kere milli takım adına fatih hocaya giden yıldırım demirören değil, doğrudan başbakan… ve katılın veya katılmayın, fatih terim için milli takım kutsal bir yer, görev yapması istenirse de gidecek türde bir adam. başbakan’ın özel olarak hocayı arayıp bunu da hiçbir şekilde saklamayışı, bakanların doğrudan açıklamalarıyla bunu işaret etmeleri de tabloyu ortaya koyuyor. bir acil eylem planı olarak terim, milli takım’ın başına getirildi ve hocanın hayata ve milli takıma bakış açısı da bu kabulü gerektirdi. bunu bir kenara yazalım.

    peki bu şartlarda yönetimin duruşu ne olabilirdi?

    1- fatih terim’e iki takımla aynı anda çalışamayacağını iletip başka bir hocayı göreve getirmek.

    2- fatih terim’le her şartta devam edip hocayla sezon sonuna kadar yeni bir sözleşme yapmak.

    peki fatih hocayla başkan arasında köprü kuran öğelerin tamamından arındırılmış yönetim ne yaptı? ikincisini mi? hayır hiçbirini… zaten sorun da o, kamuoyunu tamamen manipule edip fatih terim’in altını oyarak, taraftar nezdinde itibarsızlaştırmaya çalışarak bu operasyonu gerçekleştirmek ve bunun benim nazarımda affı yok.

    galatasaray yönetimi kamuoyuna milli takım için dört maçlığına izin verdiğini ilk günden açıklamış durumda. bunun dışında fatih terim’le çalışmaya devam etmek adına yapılabilecek tek şey vardı: fatih hocayla konuşup yeni bir sözleşme yapmak veya terim’le sözlü olarak bu yıldan ötesi üzerine de planlar yaptığınızı, uygun bir vakitte bunun resmiyete döküleceğini hocayla da anlaşarak ifade etmek…

    bu noktada yapılan neydi? resmi internet sitesinden ve resmi hesaplardan fatih terim’le 2 yıllık sözleşme yapılma kararı alındığını deklare etmek… kağıt üstünde belki iyi gözüküyor ama sorun şu: fatih terim’le sözleşme yapılmak istenirken bundan fatih terim’in haberi yok! bunun masumane bir tavır olduğunu söylemek fazlasıyla naif bir yaklaşım. bunun sözlükte tek bir karşılığı var, o da fatih terim’i kamuoyu nezdinde “bakın biz sözleşme yapacaktık ama kendisi kabul etmedi” noktasına çekmek, onu güçsüz düşürmek… takdir edersiniz ki fatih terim bu hamlelerin ne niyetle yapıldığını hepimizden iyi bilecek tecrübeye sahip… “birileri rahat etsin diye sözleşme imzalayacak değilim, galatasaray kulübü beni kovmadığı sürece buradayım“ demenin de bir anlamı vardı.

    1+3 yıl imza attı meselesini ise yıldırım demirören açıklık getirdi. hoş, yıldırım demirören gibi bir isimden "galatasaray başkanı gazete haberine göre mi hocasını gönderiyor?" ayarını yemek bile galatasaray adına düşünen durumun ne acı olduğunu gösteriyor.

    her şeyin önemini yitirdiği an

    bu kadar yazdık, çizdik, bir şeyler söyledik ama her şeyi bir kenara bırakıp odadaki fili de unutmayalım. galatasaray, 40 yıllık bir galatasaraylıyı, hayatta olan en büyük galatasaray figürünü “galatasaray değerleri gereğince”, “başkanlık makamına saygısızlık” gerekçesiyle görevden almıştır, tek taraflı olarak bu kararı alarak pratikte kovmuştur. bunu da fatih terim’e haber vermeden, doğrudan medyaya açıklayarak haberi buse terim’in kendisini aradığı telefon konuşmasında öğrenmesine sebebiyet vermiştir. belki hoca bunu sözleşme teklifini her şeye rağmen kabul etmediği andan itibaren biliyordu ya da bekliyordu. bu ayrı bir şeydir ancak fatih terim gibi bir figürü görevden alıyorken bunu onla beraber bir basın toplantısıyla söyleyemeyip idman sonunda kızından öğrenmesini sağlıyorsanız kusura bakmayın, bu magazinden öte fatih hocaya bir küfürdür, hakarettir. galatasaray tv, fatih hocanın görevden alınış kararını vermeden demirören’in “hemen görüşmelere başlamak istiyoruz” haberini veriyorsa hele… sadece ve sadece bu şekilcilik dahi fatih terim’in kovulmasından da öteye götürür bu işi.

    işte tam da bu sebeple yukarıdaki yıllara dayanan sağlıksız yapı ve anlaşmazlık için başkan ünal aysal’ı haksız bulmakla birlikte kendi tercihlerine saygı duyabilirdim ancak fatih terim’e yapılan bu –bana göre- kumpas ve gönderme şekliyle sayın aysal’a ve icraatlarına saygı göstermek artık mümkün değil. bir futbol kulübünde her şey transfer şovu ya da güç gösterilerinden ibaret değildir ve “galatasaray değerleri” adı altında bu işi yapmanın benim sözlüğümdeki karşılığı da belli…

    haber ile ilgili metin girin!.

    hocaya çalışma süreci boyunca rahat bir çalışma ortamı sağlamak şöyle dursun, ilk geldiği andan beri kafasını sürekli bu güç dengeleriyle, satranç tahtasıyla meşgul edenler şu anda bir de fatih terim’e aleni şekilde galatasaraylılık dersi vermeye kalkmış durumda. her şeyin anlamsızlaştığı an işte bu ve bu uzun uzadıya yukarıda bahsettiğimiz her ama her şeyden tek başına daha mühim ve önemli. hocayı ağlatarak galatasaray kulübünden göndermeyi "galatasaray değerleri" kisvesi altında göndermenin karşılığını ben burada kelimelere dökmek istemiyorum.

    bu saygı dersinden sonra kişisel kanaatimce galatasaray’da sorun yaratan bir ego varsa bunun sahibi de açık şekilde sayın başkan ünal aysal olduğudur. zamanında bir başka tarihi fiyaskoda franck ribery’nin elden kaçışında sorumlu ve yetkili olan danışmanının da fikirleri ışığında tarihe “fatih terim’e galatasaraylılık dersi vererek kovan başkan" olarak geçeceğini umarım biliyordur.

    http://www.futbolburada.com/p/ego
  • (bkz: ">https://pbs.twimg.com/media/CilqOxTXIAAndMx.jpg )

    haber doğrudur değildir tartışılması gereken konu bu değil, şayet doğruysa, her ne sebeple olursa olsun rızıklarını! kazandıkları bir işin gereklerini dahi bilme tenezzülünde bulunmayan bir avuç cahil ordusunun galatasarayda futbol oynaması daha acı bir gerçek.

    benim düşünceme göre futbolcular işin ciddiyetini yeni kavradılar ama bariz geciktiler iş işten geçince de böylesine salakça bir yalana sahip çıktılar ne demek bilmiyorlar mış? milyon eurolar istemeyi, maddi her türlü afrayı tafrayı biliyorlar da bir tek bilmeleri gereken böylesine elzem bir konuyu bilmiyorlar öylemi kusura bakmayın ama bu duruma inanan insan ağır, saf bunun böyle olduğunu iddia edip haberin arkasında duruyorum diyen de piyon'nun önde gidenidir.
  • hakkında saçmalamadan önce kim olduğunu araştırsaydınız keşke. bu sözlükte yazar olduğunu, bir blogu olduğu ve blogunda neler yazdığını, genç denecek yaşta spor basınında hangi noktalara geldiğini bilmiyor olabilirsiniz. ama birisi hakkında "futbolculara yaranma çabası" gibi bir ithamda bulunacaksanız, o kişinin fikirlerini, söylemlerini, daha önce ne tarz duruşlar sergilediğini bilmeniz gerekir. gerekir ki böyle salak durumuna düşmeyin.

    futbolcuların avrupa cezasının çekilmesi için finale çıkmanın yetmediği nisan ayında söylendi iddiasını canlı yayında izledim ben. açıkcası bu yönetimden de beklenecek bir hareket. ayrıca bu iddianın gerçekliği futbolcuları kurtarmaz, yönetimin acziyetini, tam bir beceriksizlik içinde olduklarını gösterir.

    kendisini tanımayanlara tavsiyem kendisini twitter'dan takip etmeleridir. mesela şuandan 5 saat öncesinde attığı şu tweetten başlanabilir okunmaya;

    https://twitter.com/...s/733372940167852032
  • https://twitter.com/...s/770794324413980672

    kendisini gerçekten sever, beğenerek izlerim/dinlerim. ama de jong'a karşı ciddi bir antipatisi olduğunu düşünüyorum, yorumlarında çok aşırıya kaçıyor. de jong'un tekniği melo'nun yanına yaklaşamaz, doğru, ama ayakları tahtadan falan da değil, o kadar da değil yani. bu adamı bu kadar gömmenin gerçekten alemi yok.
  • --- alıntı ---

    https://twitter.com/...s/790827043084701696

    arkadaşlar, chedjou'yu 3 yıldır 50'nin üzerinde kez canlı izledim, chedjou gözlemlerimi haberleştirmek için salt veriye ihtiyacım yok.

    merak eden olursa diye ligin önde gelen stoperlerinin verilerini ekledim.., ben düz veriye bakıp haber yapmam. "mauricio'yu alın" diyen yok.

    galatasaray'da stoper ikilisinde dikiş tutmuyorsa ilk sebebi chedjou... diğerleri de kötü durumda ama chedjou'nun durumu kabak gibi ortada.

    --- alıntı ---

    chedjou ile ilgili açıklamalarının altına imzamı atarım. 2 senedir bas bas bağırarak söylediğimiz şeyleri dile getirmiş. tatmin olmayacak olanlar için de üzerine rakamlar koymuş. biz söyleyince yerli sevici olduk, futboldan, futbolcudan anlamıyor olduk. defanstan anlamıyor olduk. ama durum bu malesef. 6.25 milyon euroya aldığımız chedjou iyi bir futbolcu olabilir tekniği üst düzey olabilir ama berbat bir stoper.
  • kendisi hakkında yazdığım entry ofsayt yağmuruna tutulmuştu. orda söylemiştim ama tekrar etmek istiyorum.

    sorun sneijder'in maaşını çok bulması, hak etmediğini düşünmesi değil. göz göre göre, bile bile yalan söyleyip algı yaratmaya çalışmasıdır. yıllık kazancı olan 4.5 milyon eurosunu beğenmeyebilirsin, ama ortada olan bir doğruyu bilerek yalan söylemek şark kurnazlığıdır.

    https://www.kap.org.tr/tr/Bildirim/470387

    edit: ufak bir ekleme daha yapayım. ya sneijder sezonu kapattıysa. geri kalan maçlarda oynayamayacaksa? bunun garantisini kim veriyor da "maç başı ücretine" dayanarak 5.5 milyon euro aldığını söyleyebiliyor. zaten 50 maç yapmayacağız, kaldı ki her maçta da oynamayacak. nasıl oluyor da 5.5 milyon gibi net bir ücret söylenebiliyor? ya da diğer yandan belki şampiyon olacağız ve sneijder 250 bin euro daha alacak. o zaman onu da ekleyelim maaşına? 5.750 bin euro diyelim. belki seneye şampiyonlar ligi şampiyonu olacacağız 500 bin euro daha yaz. kulüpte yediği yemek de yıl boyunca 5 bin euro vardır onu da ekleyelim. kullanıp attığı kramponlar da vardır kesin.

    böyle saçma iş mi olur yapmayın.

    performansına bağlı aldığı ücret ayrıdır, yıllık net kazancı ayrıdır. kendin tahminine göre bir oyuncunun gelecekteki performansını kesin bir bilgi gibi veremezsin. 4.5 milyon euro + 20 bin euro maç başı dersin. sesimi çıkarmam.

    son olarak, kendisine de belirttim, bu sitemim, yazılarım, kendisini çok sevdiğim içindir. çok sevdiğim ve beni bir o kadar şaşkına çevirdiği içindir. basının geri kalanından farklı olduğu içindir.
  • genel itibariyle hakkında şu eleştiri yapılan yorumcu.
    kendi fikirlerini sonuna kadar savunur, doğruya doğru eğriye eğri, helal olsun adamın dibidir.
    fakat iş siyasetle ilgili bir konuya gelince kendi fikirlerinden ziyade çalıştığı kanalın ağzıyla konuşuyor. *
    ekmek parası, adam da mecbur öyle konuşmaya, ne yapsaydı fikrini söyleseydi de kovulsa mıydı? bu minvalde gidiyor eleştiriler.
    tercihlere şahsen saygılıyım ister hakan şükür'e sövsün ister baş tacı etsin. kendi tercihidir. fakat kahve ağzıyla eleştiri yapmaktan başka bir durumdur ekranlarda konuşmak *
    kendi fikirlerini tam olarak söyleyemediği kanaatindeyim ben de. sadece hakan şükür konusunda değil, dursun özbek konusunda da, belki küfretmek istiyor ama yumuşak konuşuyor. ya da hakan şükür konusunda oylamaya sunulması bile yanlış demek istiyor fakat diyemiyor haliyle ucundan dokundurup, kızgınız demekle geçiştiriyor. bana göre normal bir durum. çünkü adam daha yorumcu. yani bir kanal sahibi değil ne bilim bir yerlerde bir başkan felan değil. her doğru her yerde söylenemiyor işte şu ortamda! o günler de gelir inşallah. kendinizden pay biçin. sosyal medyada yorum yaparken ya da herhangi bir paylaşımı beğenirken veryahut herhangi bir siteye dahi girerken, ulan başımıza bir iş gelir mi acaba diye ufacık dahi olsa bir tedirginlik duymuyor musunuz? adam tv'de konuşuyor tv'de bi bırakın da yorum yaparken bir parça ki o da öyle ahım şahım bir şey de değil haa" kızgınız" kadar bir şey, söylesin yani. dediğim gibi inşallah daha özgür bir ortam oluşur şu ülkemizde.
    sadede gelecek olursak, gencecik bir renktaşımız en nihayetinde destek vermeli, olumsuz eleştireceksek de kırmadan yapmalıyız diye düşünüyorum. http://gss.gs/PVe.jpeg
  • kendisini severim, tanıma fırsatım da oldu ancak son dönem beşiktaş romantizmi kabak tadı vermeye başladı gerçekten de.

    bu beşiktaş övgüsünü yaparken de böyle bir sinire kesme, karşıt görüş kabul etmiyorum havaları var ki o en kötüsü. vallahi uğur kardeşim adamlar yapılanmaya gitti eyvallah, doğru hamleler yaptılar o da tamam ama bu sezonki hakem hatalarını ortaya koysak senin o mükemmel yapılanan kulübün sezonu kupasız kapatacak. buna ne diyorsun peki?

    aynı şeyi lyon eşleşmeleri sırasında da yaptın. mantıklı argümanlarla gelenlere bile asabi cevaplar verdin.

    https://twitter.com/...s/868874362342043650

    keza şu önder özen muhabbetin de çok düz mantık kardeşim hiç kusura bakma. önder özen'in muhteşem, harikulade futbol aklıyla beşiktaş'a kazandırdığı mottalar, pedro francolar, sezer öztürkler, danyler takımdan yollanıp quaresmalar, taliscalar, aboubakarlar takıma geldiği için beşiktaş bugün başarılı. mesela örnek: beşiktaş quaresma'yı geri getirirken galatasaray melo'yu yollamaya çalıştı, sonuç ortada. önder özen kafası devam etse beşiktaş hala güney amerika'dan lamer topçularla yahut parametlere uyan g.sraray, f.bahçe eskileriyle uğraşıp duruyordu bugün. o yüzden galatasaray'a akıl verirken yanlış sonuçlar doğuracağını unutma. dursun varken planlama adı altında ne kadar kıymetli topçu varsa hepsi elden çıkarılıp yerine çer çöp alınacağını sen de biliyorsun. o yüzden beşiktaş'ın pahalı oyuncular alarak başarılı olduğunu belirtmelisin. öyle 3 sene ucuz oyuncularla gidip, durumlarını düzelttiken sonra yıldız aldılar son derece düz bir bakış açısı. adamlar bugün en borçlu kulüp.

    ama desen ki beşiktaş sözgelimi transfere 20 milyon harcarken galatasaray 30 milyon harcadı ve kadro kaliteleri aynı değil. bak buna imzamı atarım. ama sen diyorsun ki beşiktaş'ın almeidalı, mottalı, pedro francolu dönemindeki gibi rezil kadro kurup müzmin üçüncü olun. galatasaray böyle bir kadro kursun küme düşeriz uğur kardeşim.
  • lig bittikten sonra sneijder gitsin papağanlığına başlayacağını biligordum ama bu kadar erken başlayacağını ben bile tahmin edemezdim. 3-4 haftadır konuşamıyordu tabi içinde birikmiş olacak ki hiç haziran sonunu falan bekleyememiş.

    https://twitter.com/...s/873119381777022977

    ayrıca forveti bile olmayan takımda 15 asist yapan sneijder'e göre belhanda daha direkt asiste dönük bir oyuncu falanmış. aynen öyle, tamam.