1301
bin çeşit halt yiyilip, hiçbir şekilde bedel ödenmeyen ülkedir.
yetki sahibi kişilerin olumsuzluklarda hiç bir zaman sorumluluğunun olmadığı bir ülkedir.
tabi bedel ödenmemesinin bedelini ödeyen 80 küsür milyonluk bir ülkedir aynı zamanda.
bunun da ana sebebi niteliksiz nüfusun çoğunluk olması, daha doğrusu bunun hedeflenmesidir.
çünkü böyle bir kitleyi yönetmek, manipule etmek, uyutmak çok daha kolaydır.
düşünebilen, analiz eden, sorgulayan toplumları yönetmek her zaman zordur.
ama bir yandan da yaşadığımız hiçbir şey sebepsiz değil, bu da net.
halk olarak bazı şeyleri hak ediyoruz.
bunun da temeli eğitimsizliğe, cahilliğe ve sorgulamadan uzak kör fanatizme dayanıyor maalesef...
1302
amin maalouf orta doğu insanını tanımlarken “her şeye üzülen ama hiçbir şeyle ilgilenmeyen insanlar” diye tanımlar, biz de artık o insanlardan olduk maalesef.
1303
eskiden yapilan usulsuzlukler gizli gizli yapilirdi bu ulkede. simdi ise gizlemeye bile gerek duymuyorlar. arkaniz saglamsa yaptiginiz her sey yaniniza kar kaliyor nasil olsa.
1304
mülteci cenneti. beni asıl şaşırtan ve şoka uğratan milyonlarca insanın bu durumdan memnun olması.
1305
uğratılan işgali ortaya koyanların ve konuşulmasını sağlayanların ırkçılık ile yaftalayarak susturma çabası içine giren vatandaşlarımızında görüldüğü güzel ülkemiz. biz nasıl daha ileri gidebiliriz diye çabalarken, paçalarımızdan yapışmış topluluklarla daha da geriye gidiyoruz maalesef. artık seviye o kadar düştü ki anlamayanlara sizin ananız bacınız yok mu? seviyesine indi. artık bu iş bir milli güvenlik meselesi olmuştur, yok kalmak isteyenler kalsın, yok gitmek isteyenler gitsin ayrımı yapılmadan en kısa zamanda bu arkadaşlarla vedalaşmamız gerekiyor. şu anda bu satırları iş yerimden çıkıp arabama ulaşmak için aksaray’a doğru bindiğim tramvaydan yazıyorum,öncesinde 3 tramvay’a binemedim 4. ye bindim tramvay tıklım tıklım, türkçe konuşan hiç kimse yok durum o kadar vahim. hiç bir kurala uyan yok. gerçekten kendi tecavüzcümüz, hırsızımız, katilimiz yetmiyormuş gibi birde bu insanlarla cehennemi yaşıyoruz. inanamayan varsa bir gün misafir edebilirim.
1306
ülkeden gidenlerle ülkeye gelenleri mukayese ettiğimde kanım donuyor.
1307
allah ülkede yaşayan aklı başında insanlara sabır versin. özellikle anne babalara.
insanlar çocuğunu nasıl büyütecek onun derdine düşmüş durumda. keyfi yerinde olanlar, fonlanan gazeteciler memnun.
cidden canım çok sıkkın. ülkede olanları gördükçe çıldırıyorum. milyonlarca mülteci var ama sesimizi çıkarınca suçlu ilan ediliyoruz. ırkçıyız falan. ne hakla alıyorsunuz, neden alıyorsunuz? bunlar çok basit sorular ama sorunca ocu bucu oluyoruz.
sporunu falan geçtim artık. futbolu batsa ne olur?
allah sabır versin herkese. bu günler bitsin artık.
1308
bir ülkeyi bitirmek istiyorsanız demografik yapısıyla oynayacaksınız. ve plan tıkır tıkır işliyor. bu kadar farklı kültürden yoğun göç, çok yorucu ve anlamsız. nasıl ayakta kalacağız belirsiz.
1309
inşallah birilerinin kendisini kurtarmak üzere bir planı vardır diye düşündüğüm canım ülkem. bu birilerinden kastım gelip geçici olan iktidar değil tabi ki.
bu millet her zora düştüğünde harekete geçen reaksiyon veren o yapıdan bahsediyorum. umarım şu günleri atlatmak için de bir stratejimiz vardır.
1311
ata’ mın gençliğe hitabesini iyice okuyup anlaması gereken güzel ülkem.
öyle bir gündemi var ki, futbol mutbol, takımımızın durumu, başkanı, yöneticisi, teknik direktörü o kadar önemsiz ve değersiz geliyorki anlatamam.
1312
demografisinden sporuna, beyin göçünden hukuğuna, ekonomisinden işsizliğine kadar yaşananlardan dolayı faturanın kesilmesi gereken mercii bellidir. bu "odadaki fil" gitmiş gibi davranmak yerine seçime nereden baksan yüzde 95'le katılım sağlanmalıdır.
1313
öncelikle, "ilgi alanımızın dışında" olarak silinebilir, bilmiyorum zira bu giri sporla ilgili olmayacak.
ikincil olarak, mültecilerin değil, kaçakların işgali altındaki ülke.
kavramları yerinde kullanmak lazım. insanların "mülteci" ile "sığınmacı" arasındaki farkı net olarak çizmemesi, hattâ aslında bilmemesi sebebiyle "hugug var gardaşım hugug, gönderttirttiremessin!1!!!1!" diye çarpıtma yapıyor çeşitli abilerimiz ve ablalarımız.
öte yandan şu anki acil sorunumuz suriyeli sığınmacılar değil. onlarla ilgilenmek, onlarla ilgili çözüm bulmak çok çok kolay. gelgelelim şu an bizim asli sorunumuz iran'ın doğusundan gelen afgan ve paki kaçaklar. bunlar ne sığınmacı ne mülteci. kaçak yollardan türkiye'ye giren kaçaklar.
ben türkçü bir insan olarak şahsen mültecilere karşı sıcağım. türkiye'ye bir faydası olacak, bu ülkenin kültürüne uyum sağlamakta sorun yaşamayacak, dilini öğrenmek için çaba sarf eden herkesten faydalanmak gerekir. mesela geçenlerde suriyeli bir pilotun istihdam edilmesiyle ilgili tartışma çıktı. bence son derece doğru bir hareket. o insan yetişmiş eleman olarak bu ülkeye hizmet edecekse uyruğu, derisinin rengi, geldiği yer zerre önemli değil.
gelgelelim türkiye'ye kaçak yollarla giren o afganlar ve pakiler için bunu söylemek en basit tabirle "safdillik" olur. bu adamlar kendi ülkelerinde temel eğitim alamıyorlar, alanlar da allahlık. sokaklarda sürü halinde dolaşıyor, sokakta yürüme adabının a'sını bilmiyorlar. sokakta insanlara omuz ata ata yürümek bu adamlar için normal. biz bu ülkedeki 3 hödükten rahatsızken karşımıza 3.000 tanesi çıktı. çektikleri tiktok videolarını, türk kadınının, lgbt bireylerin ve çocukların güvenliğini tehdit etmelerini söylemiyorum dahi ve tekrarlıyorum, bunların ne sığınmacı, ne mülteci, hiçbir "yasal statüleri" yok. devletimizse bunlara karşı kör ve sağır bir görüntü çiziyor.
eğer konu biraz daha, aslında "sığınmacı" statüsündeki suriyeliler üzerinden devam ederse iş çok saçma mecralara kayacak. çünkü suriyeliler ikincil problem. bakın suriyelilerin büyük kısmını bir şekilde adapte edebilirsiniz. çok zor olur, harcanacak zamana ve paraya da değmez ama en azından sonunda başarırsınız. bu iran'ın doğusundan gelenler için aynı şey geçerli değil zira buraya göçenler momina mustahsenler, nusrat fateh ali khanlar değil. afganistan'ın, pakistan'ın kaçakları.
son olarak, kendi ülkesinde, kendi dilini öğrenmekten imtina eden, kendi ülkesinin bir nebze de olsa medenileşmiş yapısına %100 aykırı bir yapıda olan, girdiği yeri çokluğuyla işgal etmeye çalışan milyonlarca insanla bir arada yaşamayı normal gören ve bundan rahatsız olmayan insan tek kelimeyle salaktır. bunun bir üstü olarak buna karşı çıkanları ırkçılıkla suçlayanlara da biz halk arasında foncu diyoruz.
1314
benim yalnız ve güzel ülkem. 20 sene öncesine bakıyorum da fakir ama mutlu ve gelecekten umutluymuşuz. şimdi hem umutsuz, hem mutsuz, hem de fakiriz. söylenecek çok şey var tabi ama sussam gönül razı değil, konuşsam silivri soğuk….
1315
avrupa'nın geri dönüştüremediği atıkları alıp kendi arazisine döken ve avrupa'ya beyin göçü veren, bir yandan da ortadoğu'nun işe yaramaz göçmenlerini ülkesine dolduran, hukuka aykırı bir şekilde araplara, pakilere ve afganlara vatandaşlık veren ülke.
şu kısa paragrafta yazanların yanlış olduğunu anlamak için 500 ıq'ye sahip olmak mı gerekiyor renktaşlar? hadi onu bunu geçtim, iktidarın sözde milliyetçi(!) ortağı da bundan hiç mi rahatsız olmuyor arkadaş kafayı duvarlara vurasım, aklımı yitiresim geliyor. çok ilginç.
1316
allahım neyle sınanıyoruz. bir tane doğru giden şey yok ülkede. hiç bir şey yapmak gelmiyor içimden. her yer mülteci, sığınmacı adı altında işgal halinde. ülkede en güzel şey suriyeli olmak. bayramlar bile zehir. hayat çok pahalı. özgürlük yok. futbol yok. sporun hiç bir dalı yok. sanat yok. baş neyse ayaklarda o işte. yeter artık, yorulduk. bitsin bu çile…
1317
ülkede birileri birilerinin hakkını emeğini,çalıp başkalarına vermekte ve buna ses çıkaranları provokatif diyerek etiketleyip susturmakta.
1318
sebep-sonuç ilişkisini sonuna kadar yaşayan, tepkisizliğinin, hakkını aramamanın, arayanları da susturanların çoğunlukta olduğu, doğrunun güçsüz, güçlünün haklı olduğu bir toplumun maalesef hak ettiğini ( evet kurunun yanında çok yaş yandı) yaşadığı, gittikçe kontrolden çıktığını ve maalesef durumun çok daha vahim sonuçlara gebe olduğunu düşündüğüm bir yer olmaya doğru koşar adımlarla ilerleyen ülkemiz. çok daha şey yazarım, geçtim paragrafları, kitap hatta ansiklopediler bile yazarım ama artık ben de risk almak istemiyorum. yapacak hiçbir şey yok, bekleyip göreceğiz artık.
1319
nefes alınmayacak bir yer olmuştur. ekonomiyi geçtim artık gönül rahatlığıyla sahile ineyim kafa dağıtayım desem sinir bozucu görüntülerden geçilmiyor. huzur bu toprakları terkedeli çok oldu.
1320
kurucusunun, bundan 103 sene önce bugünden daha zor şartlar altında işgalcilere söylediği sözü söyleyemeyen ve o felsefeyi hatırlamayan vatandaşlardan oluşan ( ben de dahilim buna) canım memleketimdir.
1321
önümüzdeki aylarda ve senelerde dünyada oluşacak (pandemi ve ukrayna savaşından dolayı) global kıtlık krizi ve bununla birlikte bir çok ülkede çıkacak karmaşadan dolayı çok daha büyük göçe maruz kalacak ülke.
ınsanlar açlıktan ölmemek için doğudan (pakistan, afganistan) ve güneyden (afrikadan) türkiye üzerinden daha zengin ülkelere gitmeye çalışacaklar. ülkemizde bu göç güzegahi üzerinde bulunduğu için maalesef bu sıkıntıları yaşayacak.
sorumlu kim mi; bir çok sorumlu var ama en büyük sorumlu, bu ülkelerin doğal kaynakların sömüren, savaş ve krizler çıkarıp bu ülkeleri kaosa sürükleyen ve bundan fayda sağlayan güç odakları.
aslinda bir çırpıda ukrayna'ya 30 milyar dolarlık silah yardımı yapabilen bir ülke istese, aynı imkanlarla yüz milyonlarca insanın bulundukları ülkelerde geçim ve güvenlik şartlarını rahtalikla düzeltip göç etmelerini önleyebilirdi.
zarar görenler: göçe zorlanan insanlar ve göç alan ülkeler.
edit: yorum almanya’da yaşadığım için almanya bakış açısı ile yapılmıştır.
1322
emlak konut piyasasının acayip noklara gittiği ülke. geçen gün biz de bir ev alabilir miyiz acaba diye istanbul'da bir ofisine gittim. bir projede 3+1 110 m2 var dediler biz de sorduk. peşin alırsan 4.2 milyon tl. borçlanarak alırsan 1.5 milyon peşin veriyorsun sonra aylık 50.000 ödüyorsun. arada da ödemeleri falan var 300 bin 300 bin. bu ev boğaza 40 km uzak. herhangi bir merkeze yakın değil. kadıköy değil, bostancı değil, beşiktaş değil, şişli değil, bebek değil. villa değil, bahçeli değil. 110 m2 göt kadar odalara sahip bina manzarası olan bir daire. aylık 50 bin lira ödeme ile kim alıyor ? milletvekili bile 25 bin lira alıyor. haydi büyük şirkette direktör oldun desen 30-40 bin lira alırsın. yine alamıyorsun. karı koca doktor olsan yine alamıyorsun. cumhurbaşkanı bile 5 senelik görevinde yemese içmese anca alabiliyor bu dandik daireyi. peki bu evleri kim alıyor ? katarda aylık geliri 3500 dolar olan bir arap alıyor. milletin korkup da giremediği esenyurtta 600.000 lira evler.
peki ne olacak ?
1323
işgal altında olan canım ülkem. umarım bugünleri de atlatırız.
1324
bütün partilerin fikirsel ve siyasi olarak %95 seviyesinde aynı doğrultuda olduğu ülke. çok kaba bir çerçevede ve üstükörü nitelikte de olsa muhalif bir düşüncenin toplumun hiçbir kesiminde karşılık bulma ihtimali yoktur. yaşadığı bütün buhranların, açmazların ve sorunların temelinde bu durum yatmaktadır. siyasi tartışma diye yaşanan olaylar kişisel çekişme ya da kişisel olarak öne çıkma çabaları sonrası yapılan dedikodu formatlı yaygaralardan ibarettir.
hal böyle olunca olduğu yerde sayması bile büyük bir başarı olacaktır. her daim olduğu yerden geriye gitmesi ise, farklı görüşlere karşı genetik tahammülsüzlüğü sebebi ile kaçınılmazdır. o yüzden ne kadar "kötü"ye gitse de normal dışı bir durummuş gibi ekstradan üzülmek biraz beyhudedir. mevcut düzende bir şekilde kitleselleşmiş yapılardan bu gidişatı "düzeltecek" birinin çıkmasını beklemek gibi...
insanlara yapabileceğim yegane tavsiye var olan sınırlı sayıda gücünü de bu kaçınılmaz duruma üzülüp ziyan etmek yerine hayatta kalabilmeye harcamaları yönünde olur.
1325
oturduğum ev sahile yakın sahile iniyorum oradalar, avm'ye gidiyorum oradalar koruya gidiyorum oradalar, yokturlar belki diye belgrad ormanına gittim adamlar orayı bile parsellemişler.
başımızdaki kişiyi düşündükçe bunların hepsinin planlı yapıldığı belli. verebildikleri kadar vatandaşlık verip 2023 seçimlerin de oy toplamak derdindeler. muhalefet ne zaman derin uykudan uyanacak merak ediyorum.