• 1751
    türk futbolu onarılamaz yerlere doğru gidiyor. hatta belki de çoktan o noktayı geçti. gelinen aşamada ne hakemlere, ne federasyona ne de bağımsız olması gereken hukuka halk nezdinde en ufak bir güven kalmamış durumda. bu güvensizlik sadece sahayla sınırlı değil, doğrudan topluma yayılıyor.

    eskiden rakip taraftarlar bir araya gelip birlikte maç izleyebilirdi. bugün ise öyle bir noktaya gelindi ki, manipülasyonlarla insanlar bilinçli şekilde birbirine düşürüldü. ayrıştırma o kadar derinleşti ki, aynı masaya oturmak bile neredeyse imkansız hale geldi. futbol, birleştirici bir oyun olmaktan çıkıp kutuplaşmanın aracı haline getirildi.

    daha vahimi ise şu: açıkça yüz kızartıcı olması gereken suçlar bile artık utanmadan savunuluyor. mafya tipler federasyon başkanı olabiliyor, bir kulübe transfer yapanlar bakanlığa kadar yükselebiliyor. bir kulüp başkanının bahisten milyonlarca euro kazanıp ahlak dersi vermesi, ardından sahtekar sözde spikerlerle alemlere aktığının ortaya çıkması bile normalleştiriliyor. aynı kişinin şirketinin, maç yayınlarındaki görüntüleri yayıncı kuruluşa sağlayan kamera ekiplerine sahip olduğunun açığa çıkması ise kimseyi şaşırtmıyor. tepkisiz kalınıyor.

    sonra tüm bunların ardından mağdur edebiyatı başlıyor. taraftar suçlanıyor, kamuoyu hedef gösteriliyor. olan yine türk futboluna oluyor. çünkü bu tabloda kaybeden bir kulüp değil, bir kültür.

    toplumda ahlak sınırları artık açıkça aşılmış durumda. eskiden ne olursa olsun bazı noktalarda durulur, “bu kadar da olmaz” denirdi. bugün o eşik de geçildi. ahlak kaybolduğunda, geriye onarılacak bir şey kalmaz. geri dönüşü olmayan bir çöküş başlar.

    ortaya çıkan şey. düşmanlaştırılmış bir futbol kültürü, zehirlenmiş bir siyaset dili ve birbirinden nefret eden milyonlar. böyle bir ortamda türk futbolunun kaybetmesi kaçınılmazdır.
  • 1752
    ne yazık ki erkek oyunundan çıkıp ağlak, ezik futbolu olmuştur. bundan 3 ay önce mısıra gittim. gidenler de bilir daha havaalanından uçaktan iner inmez bahşiş talep etmeler, para koparmaya çalışmalar başlar. yaşamaya devam ettikçe de artık bu böceklikten mideniz bulanır yeter artık dersiniz. benim ligde izlediğim bir maçta hissettiklerim artık bu. en ufak müdahelede kendini yere atmalar, her pozisyona şiddetli itirazlar, ağlamalar, sızlamalar, maç öncesi- maç sonrası açıklamalar. midem bulanıyor artık bu böceklikten.
  • 1754
    son olanlar ve açıklamalar artık net şekilde gösterdi ki bir ittifak var. yani galatasaray fenerbahçe rekabeti yok, galatasaray ve diğer takımların rekabeti var. galatasaray'ın şampiyon olmamasını arzu ediyor tüm takımlar. bu sebeple fener'in alenen kollanması, itilmesine herkes sessiz. çünkü yarışın amacı galatasaray'ın şampiyon olmaması. fener'in bunu istemesini anlıyorum ama trabzon'u beşiktaş'ı bu konuda ne ile ikna etti onu merak ediyorum ben. galatasaray'ın şampiyon olması ile fenerbahçe'nin şampiyon olması arasında yayın gelirlerinin diğer takımlara dağılımı vs. açısından bir fark var mı acaba çok merak ediyorum. kaldı ki yayın geliri denen şey de devede kulak aslında artık.
  • 1756
    katarlı yayıncılarının,yerel bahis baronlarının, siyasilerin ve para aklayıcılarının oyuncağı. o yüzden yayın gelirin 3 kuruş, o yüzden doğru dürüst tek bir anadolu takımın yok, o yüzden tek bir milyarder herhangi bir kulübünü almak istemiyor. ulan ülkeyi parselleyen araplar bile kulüplerine göz dikmiyor. o yüzden rekor bedelle avrupa’ya oyuncu satamıyorsun. o yüzden avrupa’da 10-15 sene de bir kendini hissettirebiliyorsun.
    rekabet sıfır, adalet sıfır, liyakat sıfır. ülke futbolunu otelciler, inşaatçılar, holding sahipleri yönetiyor. ülke futbolunun başının ne iş yaptığını bilen var mı ?
    ya yorumcular ? devlet kanalında ülke futbolunu kaya çilingiroğlu yorumluyor. bu nasıl bir komedi ya ?
    başarılı olanı aşağı çekmeye çalışan, başarısız olanın her türlü usülsüzlüğüne göz yumulan, hakemleri kukla, medyası yandaş, kulüp başkanları reklam ve sponsorluklarla köleleştirilmiş, lige renk katmaya çalışan her anadolu kulübüne operasyonlar düzenlenen saçma sapan birşey. ulan bu ülkede şampiyon olan anadolu kulübü serbest düşüşe geçti şu an nerde bilmiyorum. ankara deplasmanı diye birşey vardı ya kaldı mı o ? nerde o güzelim anadolu kulüpleri, sevmesem de eskişehir diye çetin ceviz bir deplasman vardı ? gaziantep, malatya ne oldu bu kulüplere ? hatay neden fırtına gibi esip serbest düşüşe geçti ? keza orduspor.
    daha neler neler yazarım da nefret ettim bıktım artık.
    4 hatta 2 takım arsanda oynatılmaya çalışılan tiyatrodan ibarettir bu lig benim gözümde.
    şerefiyle şanıyla taraftarıyla başarıdan başarıya koşan 3 sezondur nisan başlarında şampiyonluğu garantileyecek galatasaray lig sonunda zar zor gülebildi. bu sezon da aynı senaryo. niye çünkü izlenmez, çünkü makas açılır dimi.
    ulan şu ülkede terim tarafından 14 türk kuralı getirildi. türk futbolunda hiç olmayan kadar avrupa’ya yerli oyuncu satıldı, anadolu takımlarının birçoğu yarışmacı kimliğe büründü kimseye hiçbir zararı yokken şak kural değiştirildi.
    ya 35 yaşındayım tek bir tutkum var şu hayatta en büyük sosyalitem. içine ettiniz ya şu son yıllarda içine ettiniz bravo yani diye seslenmek istiyorum.
    vazgeçemem 70’i me de gelsem galatasaray kolasına oynasa izleyeceğim ama artık bu lig de ne olursa olsun üzülmem. benim için cl’e ya da avrupa’ya gidecek sıralama dışında bu ligde kazanılan hiçbirşeyin en ufak değeri yok.
    bu dediğim yanlış anlaşılmasın bu kadar aşapı çekilmeye çalışılırken şampiyon olmak büyük çok büyük iş ama olamasakta inanın üzülmem. çünkü bu ligin hiçbir gerçekliği yok. tek gerçekliği galatasaray ve şerefli birkaç anadolu kulübü. onlarında ipini çekerler zaten.
  • 1757
    bir lise, bir ilkokul, bir tane de doğup büyüdüğüm semtten arkadaşım ve daha vahimi çok sevdiğim dayım ve kuzenim benimle galatasaraylıyım diye görüşmüyorlar. kendileri çoğu ortalamaya göre futboldan anlayan insanlardı ama tamamıyla şirazeleri kaydı. lise arkadaşımla çok yakındık, çocuk derbi sonrası telefonunu açmadı. akabinde eşini aradım, hasta uyuyor dedi. dört beş gündür telefonlarıma dönmüyor. keza dayım, kendisinin sağlık problemleri var, çok komik mizaçlı bir adamdır ama konu futbol olunca aklını kaybediyor. başta ali koç ve sosyal medya trollerinden hallice kitleleri arkasına sürükleyen sözde tetikçi yorumcular birçok insanın aile ve arkadaşlık ilişkilerini bozdu, bozuyor ve bozacak. bu ülkede doğru ve başarılı olanı desteklemenin cezası yalnızlaşmak olmamalı. bu duruma benzer durumlar yaşayan birçok arkadaşım var. bu işin sonu gerçekten türk futbolunda kronik problemlere teşne bir sonla bitecek gibi duruyor. ayrıca twitterda engellediğim galatasaray düşmanı hesapların toplamı da görselde.

    https://gss.gs/jBe.jpg
  • 1758
    avrupa’ya kıyasla hakemleri fiziksel ve iletişim olarak çok geride olan, adı büyük vizyonu küçük bir kaç kulübü eylemek için galatasaray’ın türlü dalaverelerle aşağıya çekilmeye çalışıldığı, çoğu şehrinde maçların boş tribünlere oynandığı spor dalı. yani şu şampiyonlar ligindeki ortama bak bir de şu yereldekine. keşke avrupa ligi gibi bir formata geçse şampiyonlar ligi ve bütün sezon boyunca avrupa standartlarında maçlar izlesek.
  • 1761
    son yıllarda sıkça dile getirilen, ama bu sezon adeta arşa çıkan bir söylem var:
    neymiş, “fenerbahçe bu sene şampiyon olsun da türk futbolu biraz rahatlasın.”

    bunu önce fenerbahçe yanlıları söylerdi. sonra anadolu kulüplerinin bir kısmı dile getirmeye başladı. şimdi ise neredeyse herkes, hatta bazı “galatasaraylılar” bile söylemeye başlamış.

    ciddiye alınmayacak birkaç “galatasaraylı” da olsa; önce onların şerefine, haysiyetine, kalıbına tüküreyim.

    galatasaray; fenerbahçe’den, beşiktaş’tan, trabzon’dan, hatta başakşehir’den farklı bir kulüp. peki neden? aşağıda yazıyorum:

    1- şu ana kadar başkan olmuş galatasaraylı yöneticilerin hiçbiri kişisel hesabından 5 kuruş çıkarıp kulübün kasasına koymamıştır.
    2- galatasaraylı hiçbir iş insanı, kulüp içinde bir menfaati olmadan galatasaray’ın kasasına tek bir kuruş koymamıştır.
    3- türkiye’de hiçbir siyasi isim çıkıp da “ben galatasaraylıyım” diyerek kulübün yararına bir eylemde bulunmamıştır.
    4- galatasaraylı hiç kimse, başka bir kulübün lehine olacak yatırımlara taş koymamış, koyamamıştır; zaten galatasaray içinde buna gücü yetecek bir yapı da yoktur.
    5- tarihte hiçbir zaman federasyon içerisinde galatasaray lehine bir karar alınmamıştır.
    6- tff içerisinde günümüzde “galatasaraylı” sandığımız 1-2 kişinin, galatasaray’a karşı kurulan tuzaklara karşı zerre gücü yoktur. cesareti olmayan adamlardan karakter beklemek ise bizim ahmaklığımızdır, o ayrı.

    belki buraya yazılacak 250 maddeyi, sadece 6 maddeyle özetledim.

    galatasaray’ın tek mali ve ruhani gücü galatasaray taraftarıdır.
    galatasaray taraftarı dünyanın en pahalı kombine biletlerini bir kez daha tüketti. peki biz, “fenerbahçe şampiyon olsun da türk futbolu rahatlasın” diye mi ligin bitimine 3,5 ay kala, ağustos’ta başlayacak sezonun kombinelerini mart ayında aldık? yazık değil mi galatasaray taraftarının cebinden çıkan paraya, alın terine, gözyaşına?

    fenerbahçe maçı ilk yarıda koparamıyorsa, 40.000 taraftar ana avrat hakeme söverken “delikanlı” futbol federasyonu bu küfürleri hiç mi üzerine alınmıyor? yoksa osmanlı’daki başıbozuklar gibi önce hakemleri sahaya sürüp, hakemlerin galatasaray’ı doğrama ve fenerbahçe’yi kollama gayreti yetmeyince, galatasaray kazanmasın diye kulübü tehdit mi ediyor?

    galatasaray’a karşı suç işleyenlerin nedense işledikleri suçun üzerinden yarım hafta geçmeden soluğu devlet bahçeli’nin yanında alması; galatasaray’a karşı suç işlemeye hazırlananların federasyon başkan yardımcısı mecnun otyakmaz ile poz vermesi; galatasaray’ın rakiplerine sponsor olanların milli takımla zerre bağı olmamasına rağmen soyunma odalarına kadar inip prim açıklaması; beşiktaş başkanının ve "beşiktaşlı" bazı isimlerin fenerbahçe maçında ceza sahasının 50 cm dışında yapılan müdahale sonrası verilen penaltıya göstermelik tepki verip ertesi gün konuyu galatasaray’a bağlaması… bunların hepsi tesadüf mü?

    fenerbahçe’nin tarihte görülmemiş bir kollamayla şampiyon yapılmaya çalışıldığı bu sezonda, eğer şampiyonluğu kaybedersek galatasaray için devasa bir krizin kapıda olduğunu herkes fark etmeli. okan buruk, dursun özbek, sahadaki futbolcular… hepsinin eleştirilecek tarafı var, evet. ama sorulacak hesaplar sezon sonuna bırakılmalı ve galatasaray taraftarı tarihte görülmemiş bir kenetlenme sürecine girmelidir.

    lütfen bunun farkında olalım ve bugünden itibaren buna göre davranalım. rahatlamak isteyen hamama gitsin. birileri mutlu olacak diye emeğimizin karşılığını kimseye vermeye niyetimiz yok.
  • 1762
    türk futbolunun rahatlayacağı gün, fenerbahçe’nin hak ettiği şekilde ikinci lige düşürüldüğü ve siyasetin zengin iş insanlarının etkisinden arındığı gün olacaktır.
    hırsıza hırsız gibi davranılmadığı için, hırsızlar bugün bizlere ahlak dersi vermeye kalkıyor. ülkede adaletin her geçen gün güvenilirliğini kaybettiği bir ortamda, türk futbolunun geleceği de bu doğrultuda ilerleyecektir.
  • 1763
    premier lig, şampiyonlar ligi maçı falan izleyince görüyoruz ki dandik olan bir ligdir türkiye ligi.

    yatanın kalkmadığı, bir tacın bir faulun yarım saatte kullanıldığı , asla tempo yapılamayan, seyir zevki çok düşük bir lig.

    yayıncı kuruluş bile neredeyse 240 p de yayın yapıyor.

    paraya kıyıyorsun osimhen getiriyorsun. osimhen'i bile 10 maçta kendimize benzetiyoruz.

    ilk geldiğinde hava topu bırakmayan, canavar gibi savaşan, inanılmaz bir oyun ve fizik ortaya koyan dünya yıldızı adam bile her pozisyonda kendini yere atmaya, her hava topunda faul beklemeye başlıyor. hatta başlığı bile açılmış. beyefendi artık hava toplarına bile çıkmıyor fake atıyor.

    torreira'nın 3 senedir olan karın kasları kaybolmuş. icardi kafayla şut atan adamdı. şimdi kalenin dibinde kaleye zor ulaştırıyor topu.

    velhasıl kelam şampiyon olsak ne olmasak ne? kör dövüşü izleyip duruyoruz. seneye de fenerbahçe şampiyon olsa ne olur olmasa ne olur?

    insan üzülmüyor değil yahu. ülkede elle tutulur hiçbir şey yok.
  • 1766
    son 24 saat içersinde can çekişmiş ve suni teneffüs ile geri hayata dönmüştür.

    https://x.com/...jGwyPuxRX_trv1ifYO_A

    ilk olarak böyle bir haber düştü.
    kısaca bir milletvekilinin bir parti genel başkanı ile görüştüğü ve ligin tescil edilmemesine karar verdirecek güçte kanıtları içeren dokümanlar sunduğu iddia edildi.

    https://x.com/...jGwyPuxRX_trv1ifYO_A

    ardından bu haber geldi.
    o parti liderinin tff başkanına ligin tescil edilmemesi gerektiğini söylediği bunu da mesaj ile ilettiği paylaşıldı.

    https://x.com/...jGwyPuxRX_trv1ifYO_A

    tff tarafından ligin tescil edildiği bilgisi resmi hesaptan paylaşıldı. kronolojik olarak bakarsak aşağı yukarı olaylar bu şekilde gelişti.

    şimdilerde ise ilk haberde bahsi geçen milletvekili tescil haberi üzerine şantaj/tehditvari içerikli paylaşımlar yaparak, tff ye tescile dair hesap soruyor ve bunun burda kalmayacağını yazılı yazabiliyor.

    baştan ifade edeyim tff nin başındaki zatın türk futboluna bırakın katma değer katmayı o koltukta geçirdiği her saniyenin futbolumuzda geri dönülmez yaralar açtığı düşüncesindeyim. bu burda kalsın.

    tff ligi tescil ederek yapabileceği tek ve en doğru hareketi yapmıştır.
    şöyle ki:

    süreci en başına alalım:
    futbol dünyasının içinden dahi gelse,
    hatta diyelim ki maradona’nın kendisi bile olsa,
    parti başkanına tespitleri yapan kişi milletvekili.
    yani siyasi.
    parti başkanı dünden siyasi.
    tff ne?
    özerk.
    kural hatası bir: özerk bir kuruma talimatla şunu yap bunu yap diyemezsin.

    ikincisi,
    o milletvekili bilmiyor olabilir ama hukukta bir kural vardır: usül esasa mukaddimdir. yani içerikte ne kadar doğru olursan ol usülde hata yaparsan için boştur.
    elinde bilgi belge varsa ve suç içerdiğini düşünüyorsan parti başkanına değil, savcıya gidersin. şikayetini oraya yaparsın. özerk kurumun nasıl denetleneceği ve şikayet edileceği bellidir.
    ha bu arada harekete geçmek için sezon sonu beklenmiş, heralde bilgi belge çoğalsın diye beklendi:)

    diyelim bunların hepsini yaptın,
    bunu medya ile paylaşmazsın. heralde çok sevgili arkadaşlar tff nezdinde baskı oluşturmayı planladılar. tescil edilmemesini kolaylaştırmak için de bir gerekçe zemini oluşturmaya çalıştılar.

    neyi hesap ettiler acaba?
    gerçekten insan çok merak ediyor. diyelim dedikleri gibi olaylar ilerledi ve tff ligi tescil etmedi.
    kaosu düşünebiliyor musunuz?
    uefa nezdinde akıllara gelebilecek soruları?
    bir kaç tanesini hemen seslendirelim:
    1- tescil etmemendeki gerekçe nedir?
    elimde kanıt var diyemezsin. kanıt varsa şikayetçi olursun. kimse hüküm giymemiş. mahkeme kararı olmayan bir yerde sen kendini hakim yerine koyup insanları suçlu diye yargılayıp sonucunda ligi tescil etmiyorum diyemezsin. sıçtın.

    2- elinde kimin suçlu olduğuna dair mahkeme kararı yok ve sen tescil etmedin. gene sıçtın.
    hukukta suç bireyseldir. sen suçlular mahkemece belirlendikten sonra ilgililerini cezalandırırsın. burda suçlu kim ne yapmış ne zaman yapmış bunlar nerede?

    3- madem tescil etmeyecek kadar elinde güçlü deliller var ve madem mahkeme kararı vs beklemedin, o zaman avrupa’da da işin yok diyip çat yapıştırırlar men cezasını.

    yani elinde ne olur: avrupa kupalarından men,
    kesinleşmemiş mahkeme kararı yokken insanları cezalandırma vs bir de siyasilerin özerk yapıya karışması emir vermesi.
    tescil etmemenin en hafif sonuçları bu olurdu.

    tff’ nin şu durumda haberler yayılırken çok hızlı aksiyon alıp hatta erokspor maçının sonucunu dahi beklemeyip tescil kararı vermesinin şimdi ne kadar doğru ve hayati olduğunu görüyor musunuz?
    bu kağıt üzerinde bir nebze bile olsa şu anlama geliyor:
    ben özerk yapıyım. karaları hala ben veririm. bitti.

    bakın bu işler şaka değil.
    uefayı, avrupa kupalarını bir kenara bırakıyorum.
    bizim ligimizde 4 büyükler halka açık. ve sıkı spk regülasyonlarına bağlı. çok büyük sermayenin ve çok büyük yatırımların döndüğü yerlerde sorumsuz davranamazsınız.

    artı, bizim spor şirketlerimizin çok büyük sponsorları var. belki bir çoğu da halka açık şirketler. yine onların çıkarlarını da düşünmek zorundasınız, sırf kendi menfaatinize olacak şekilde sorumsuz davranamazsınız.

    sonra, bu lig yayınlanıyor. yabancı veya yerli olsun farketmez, kontrat ile karşılıklı yükümlülük içerisinde faaliyetine devam ediyor. siz onların da haklarını koruyarak hareket etmelisiniz.

    yani diyorum ki,
    ortalama seyircisi 8-10 bin olan,
    stadyum doluluk oranı %30 u geçememiş,
    türk futboluna katma değeri ne olduğu bulunamayacak bir kulüp için tüm türk futbolunu yakamazsınız. böyle sorumsuzluk olmaz. siz kayseri’de rahat dolaşacaksınız diye göz göre göre şehir takımına ayrıcalık yapılsın isteyemezsiniz. o işler öyle olmuyor.

    bizim ligimize niye büyük sponsorlar gelmiyor?
    işte en büyük cevabı bu olaydır. adam para yatırdığında bu şekilde saçma sapan bir olayın olabileceğini görüyor. yarın mahkeme kararı beklenmeden bir siyasi figürün parti başkanına yapacağı sunum ile para kaybeder miyim riskinden kaynaklı sponsorluk için para yatırılmıyor.

    veya ligin marka değeri diyoruz değil mi? neden yayın ihalesine kimse girmiyor. biz adamların ayağına kadar gidip parislerde abi bizim ligi nolur yayınla diye ikna etmeye çalışıyoruz? işte hep bu yüzden.

    bizim şampiyonumuz yayın geliri diye taş çatlasın 8-10 milyon eur kazanıyor. premier lig sonuncusu 120-130 bandında alıyor. bakın lig sonuncusu diyorum. 10-12 kat değer nerden geliyor?
    daha bugün sırf antrenmanı izinsiz izledi diye takımı diskalifiye ettiler. adamlar markasını feci koruyor da ondan.

    işin can alıcı kısmına gelelim,
    tff bu konuda doğru aksiyon almış olmasına rağmen,
    tff başkanının bir parti başkanı ile mesajlaşması, yerine gelmemiş olsa bile emir almış olması yani alabilmesi falan türk futbolu için bizim için felakettir.
    şu olaydan sonra mevcut tff yönetimi, türk futbolunu yönetip yön verme misyonunu bir kenara bırakmış ve kendi varoluşlarını uzatabilmek adına her defasında özerk olduklarını kanıtlamak zorunda olan bir yapıya dönüşmüştür.

    meşruiyeti tartışılır bir tff yönetimi türk futboluna nasıl hizmet edebilir?
    yapmaması gerektiğini bile bile federasyon dışından biri ile karar konularında mesajlaşmak dahi olsa iletişim kuran bir yapı gerçekten çok tehlikeli değil midir?
    bugün bunları yapanın yarın mhk başkanına yetkisini aşarak müdahale etmeyeceğini ya da mesela dünya kupasına gideceğiz yine yetkisini aşarak kadrolara karışmayacağını kim garanti edebilir?
  • 1767
    son 5 yıldaki (2021-2022 sezonundan beri) süper lig, türkiye kupası ve süper kupa olmak üzere 15 kupanın dağılımı aşağıdaki şekilde:

    galatasaray: 4 süper lig - 1 türkiye kupası - 1 süper kupa
    trabzonspor: 1 süper lig - 1 türkiye kupası - 1 süper kupa
    beşiktaş: 1 türkiye kupası - 2 süper kupa
    fenerbahçe: 1 türkiye kupası - 1 süper kupa
    sivasspor: 1 türkiye kupası

    galatasaray: 6 kupa
    trabzonspor: 3 kupa
    beşiktaş: 3 kupa
    fenerbahçe: 2 kupa
    sivasspor: 1 kupa

    şanpiyonlukta dominasyon kurmuşuz. rakiplerle aramızı açmışız. türk futbolundaki dominasyon için 15 kupanın en az 8-9 tanesini almak lazım. 26-27 sezonunda da başarılı olursak bu hedefe de yaklaşmış olacağız.
App Store'dan indirin Google Play'den alın