• 1652
    avrupa nezninde ülke'de takım ayırmaksızın söylüyorum ve artık kabul edilmesini gerektiğini düşünüyorum. bizim takımlar artık küçük takımlardan ziyade küçücük takımlar. ülke futbolunda ki seviye artık öyle yerlerde ki, molde ve young boys gibi sadece futbolun temel prensiplerini yapan ve belli bir fizik kondisyonuna sahip takımlara karşı zorlanmaktan daha öte aciz kalan, sparta prag ve slavia prag gibi bunun yanına bir de hafif yetenek katınca imrenerek izlerken yakalıyoruz kendimizi. premier league'in, bundesliga'nın, serie a'nın, la liga'nın, ligue 1'nin avrupa'ya katılan bütün takımları bizden fersah fersah önde. bunun yanı sıra portekiz, belçika, hollanda'nın kalbur üstü takımları bizlerden önde. çek cumhuriyetinden sparta prag ve slavia prag ve avusturya'dan red bull salzburg takımları bizlerden çok önde. en acınası danimarka, isveç, norveç ve isviçre takımları karşısında bile aciz düşmemiz.

    futbolun en temel prensip'i çalışmak. ve bizim takımlarımız bunu yapmak'ta bile aciz kalıyor. geçen sezon sana ne vereceğini az çok belli eden ve fizik seviyeleri yerler de sürünen wilfried zaha ve hakim ziyech gibi oyuncular hakkında kamp yemiş wilfried zaha, kamp yemiş hakim ziyech goygoyundan medet uman futbol anlayışı mevcut. insanlar buna gerçekten inanıp yola çıkıldı ve transfer planmasını ona göre yapıldı. bugün ise herkes bu oyuncuları eleştiriyor. yapılacak belli idi. yolları ayırmak. özellikle hakim ziyech'in opsiyonunun kullanılıp yola devam edilmesi kabul edilemez. ondan sonra bizim takımlar niye avrupa takımlara karşı bu kadar zorlanıyor. hatayspor'un sağ bekini geçemeyen wilfried zaha'dan ve savunma'daki zaafları bilinen ferdi kadıoğlu'nun karşısında ezilen hakim ziyech'den hala medet umuluyor bu topraklarda.

    sen ilk önce çalışacaksın. fizik kondisyonunu sezon başında yerine oturtacaksın. olası yorgunluk belirtilerinde rotasyon yapıp, kadron'daki bütün oyunculara oynama fırsatı vereceksin ve bu rotasyon'daki oyuncuları en idealinde altyapın'dan veyahut gelişime açık genç oyunculardan seçeceksin. ben artık 30 yasındaki adamın yerine bir diğer 30 yasındaki oyuncu'nun girmesinden sıkıldım gerçekten. oğuz aydın transferi gerçekleşseydi bugün hakim ziyech'i kesemeyecekmiydi? zaten değerli olan as sağ kanadın barış alper yılmaz yanında oğuz aydın değer kazanmayacakmıydı?

    tonla para kazanıyorsunuz beyler.

    çalışacaksınız!
  • 1653
    işi yerli oyuncular üzerinden ele alırsak önümüzdeki dönemde özellikle yurtiçinde yetişen oyuncuları erken yaşta ihraç etmemiz gerekiyor, nedenlerini açıklayayım.

    türkiye yaklaşık 35 sene öncesine kadar futbolda pek de bir önemi olmayan bir ülkeydi. 1985lerden günümüze kadar ise belli seviyede takımlar ve oyuncular çıkarsak da istikrarı ve ekolü bulamadık.

    özellikle günümüzde ülkemizde 10-15 yaş arasında olup futbol oynayan çocukların ciddi dezavantajları var. kendimize rakip avrupayı görürsek hem saha hem de futbolcu gelişimi açısından ortada makas falan kalmadı diyebiliriz.

    ülkenin dört bir yanında futbol oynama imkanı bulan çocukların çoğu ya toprak sahada ya da suni çimde imkan bulabiliyor. bazı insanlar türkiyeyi istanbuldan ibaret zannetse de anadolunun çoğu yerinde gençlere tahsis edilmiş çim saha bulmak neredeyse imkansız.

    anadoludaki koca koca stadların hatta tesis haline gelmiş çim sahaların çoğu amatör bile olan takımların oynaması için kullanılsa da altyapı takımları ve oyuncuları bu imkanı bulamıyor. halı sahada, toprakta idman yapıp şanslılarsa senede birkaç maç çim saha görebiliyorlar.

    bunun yanında bir diğer sorun beslenme ve gelişim. gıda enflasyonunu açıklamama gerek yok insanlar (ben de dahil :d) eti geçtim tavuk yumurta vs bile zor buluyor. altyapılardaki antrenörlere asgari ücret veriyorlar. böyle bir imkanda bu çocukların fiziksel olarak fransdaki almanyadaki ingilteredeki akranlarına göre hali nedir, düşünmemiz lazım.

    bu ortamda 18 19 yaşına gelip profesyonel liglerde futbol oynayacak olan gençlerin avrupayla yarışma ihtimali yok. eskiden avrupada da futbol bu kadar fiziğe dayalı olmadığı için rekabet edebiliyorduk ama artık edemiyoruz. bunu sadece galatasaray için değil bütün takımlarımız için söylüyorum. çeyrek final oynayan milli takımda kaç lejyoner vardı bakın. avrupa liginde gruptan çıkan galatasarayda kaç yabancı vardı, jesus fenerbahçesinde kaç yabancı vardı, şenol güneşin şampiyonlar ligi grubundan çıktığı beşiktaşın onbirinde türk oynamıyordu.

    yani son yıllarda iyice belirginleşen fizik yetersizliğimiz. antreman eksiğimiz bundan sonraki yıllarda daha da belirginleşecek çünkü futbol oraya doğru hızla gidiyor.

    benim yerli futbolculardan ve bundan 5 10 sene sonra gelecek olan jenerasyonlardan pek bir umudum yok açıkçası. 20 yaşına gelmeden kendini büyük takıma atabilen veya avrupaya transfer yapan genç futbolcular kendilerini belki kurtarabilir o kadar.
  • 1655
    verilen paraları görünce şaşkınlık geçiriyorum.
    bu paraları ancak fenerbahçe verebilir, çünkü fenerbahçe sahipli yönetilen bir takım.
    galatasaray, bjk, ts ne yapıyor anlamış değilim.
    anadolu takımlarını düşünün zamanında bonservisle falan oyuncu alıyorlardı, şimdi halleri perişan.
    galatasaray, bjk, ts böyle giderse kötü günler görür, verdiğin paranın geri dönüşü yok zaten.
    euro kuru ortada, ülke batık zaten futbol mu batmayacak?
  • 1659
    türkiye sınırları dışında hiçbir hükmü olmayan futbol.

    avrupa ligi ve konferans liginde yer alan 4 takımımız 2. haftada toplam yalnızca 1 puan alabilmiştir.

    ülkemizde futbola harcanan milyonlarca euro tamamen işyerinde, sınıfta, akraba ziyaretinde eş, dost, arkadaş ile dalga geçmek maksatlıdır; başka da bir anlamı yok. birbirimizle didişip duralım.

    (bkz: 2 ekim 2024 başakşehir rapid wien maçı)
    (bkz: 3 ekim 2024 rfs galatasaray maçı)
    (bkz: 3 ekim 2024 beşiktaş eintracht frankfurt maçı)
    (bkz: 3 ekim 2024 twente fenerbahçe maçı)

    edit: 2 puan olacak; o kadar rezildik ki yenildik diye düşündüm.
  • 1662
    30+ eski yıldızların emeklilik öncesi tatile geldiği, 30 yaşından genç avrupalıların da avrupa'da takım bulamadığı veya gözden düştüğü durumda geldiği bir lig süper lig. bir de eskiden -en azından saha dışında- usturuplu şekilde takımlar birbiri ile çekişirdi, artık takımlar birbirlerine terörist iması yapar hale gelmiş, hakemler dayak yiyor, tehdit ediliyor. avrupa'nın 5 büyük liginin orta sıra takımları gelip ligin her takımını yenebiliyor. anadolu takımları bitmiş, başkanları ve yöneticileri bazı büyük takımların başkanlarına yanlamak için maç satıyor. tesisleşme, altyapı yok, milli takımın neredeyse tamamı yurtdışından yetişme futbolculardan oluşuyor. futbolu türkiye'de artık futbolu bilen kişiler yönetmeli, yaklaşım değişmeli. ancak o zaman 10-15 seneye biraz seviyesi düzelebilir.
  • 1664
    bir aşağılık camia ve ekürisi yüzünden hakem konuşmaktan, saha dışını konuşmaktan avrupa'daki futbolla, futbolun geldiği noktayla alakamız kalmadı. istanbul takımları aşırı maliyetli kurduğu takımlarla ligde puan toplayınca kendisini dev aynasında görüyor ama elbette bu da bir yerde patlıyor. leş gibi futbol oynanıyor ligimizde. koca ligde samsunspor ve göztepe dışında da futbol oynayan takım yok. ikisinin de teknik direktörü yabancı bu arada, bu da tesadüf değil.
  • 1667
    türkiye toplum mühendisliğiyle orta doğuya yaklaştı, türk futbolu da orta doğu futboluna döndü.

    devasa kontratlar var. ama bu kontratların karşılığı hiçbir şekilde alınmıyor. suudiler, katarlılar gösteriş olsun diye nasıl para harcıyorsa türk kulüpleri de sırf gösteriş olsun diye "gerçek bir kadro planlanlaması olmadan" transfer yapıyor. gelen oyuncular da türkiye'deki ciddiyetsiz ve akıl dışı ortama kısa sürede uyum sağlayıp verimsizleşiyor.

    suudi ligi ne kadar ciddiye alınırsa, türkiye ligi de o kadar ciddiye alınmalıdır.
  • 1669
    ya herkes tutturdu bir ''yabancı sınırı garabeti'' diye bir şey... yazık günah şu paralara. kaç senedir yabancılar neredeyse serbest (eskiye nazaran) ve hiç bir başarımız yok elle tutulur. 6 yabancı kuralı varken uefa kupasını aldık. garabet filan değil yani o kural. en azından bizim ülkemiz için değil.

    bir süre kendi ülkemizin oyuncularını üretmek için çabalamalıyız. her takımın oyun tarzı olabilir ama ligdeki takımların da az çok bir tarzı olmalı. türk takımları dendiğinde akılda az çok bir oyun canlanmalı insanların zihninde. tıpkı italyan bir takımla oynadığında genelinin savunmayı iyi yaptığını bildiğin gibi. tıpkı ingiltere ligindeki takımların dikine, hızlı çıkabilen takımlar olduğunu bildiğin gibi.

    şahsen türk futbolunun başında olsam bu başarısız takımlara transferi iki üç yıl yasaklardım. tepki gelirse gelsin. hepsinin dünya borcu var biz dahil ama maşallah oyuncu aldıkça alıyoruz. ki sanki serbest bırakıyorsun da ne oluyor? iki üç liralık avrupa takımlarına yenilip yenilip geliyorlar. kusura bakmayın türkiye'deki realite bu. anadolu takımlarına hiç değinmiyorum bile. sırf türk oynatmamak için yemin etmiş gibiler. senin misyonun başta oyuncu yetiştirmek olmalıyken afrika'da x bir ülkeye gidip otobüs dolusu güçlü zenci futbolcuları doldurarak kadro kuruyorsun. çoğu da kalitesiz zaten bu futbolcuların.
  • 1670
    iğrenç zeminlere sahip olan futbol. ülkede doğru dürüst zemin sayısı bir elin parmaklarını geçmiyor. yapılan milyon eurolarca yatırım, bu iğrenç zeminlerin insafına kalıyor. futbolun kalitesizleşmesi bir yana, seyir zevkini bile kötü etkiliyor. bir çözüm bulunsun şuna artık. gerekirse rams park'ta bile maç oynatmayın, yeter ki bir çözüm bulunsun.
  • 1672
    bir süredir portekizli bir kibir abidesi tarafından itin bir yerlerine tepilen oluşum. basın toplantısı ve sosyal medyadan yardırıyor adam. dur diyen de yok. ceza verebilecek bir kurum da yok. söylediklerini kimse iplemiyor tamam ama konu bu değil. adam istediği gibi at koşturuyor. elbette bunları tek başına yapmıyor. organize kötülüğün bu seneki elebaşlarından olduğu için ön planda o ve siyah giyinen bir yöneticileri var. müthiş bir şekilde iftira, yalan haber ve algılarla beyin yıkıyorlar. bunların yaptıklarını okan hoca ve bir galatasaray yöneticisinin yaptığını düşünün ve neler olacağını hayal edin. işte algı yönetimi budur. sahada ve dışında tüm sistem bunlara hizmet ederken sanki tam tersi oluyormuş gibi algı yapıp, buna önce kendileri inanıyor sonra da etraftaki "gerizekalıları" inandırıyorlar. şöyle de şanslılar ki baya baya gerizekalı var ortamda. gobbels canlanıp gelse ve bunları görse ceketinin önünü ilikler, arkasına bakmadan kaçar. bunlara dur demesi gereken, türk futbolunun "marka değeri"ni koruması gereken kurum da sessiz. bakalım nereye varacak bu işin sonu. pek hayır bir yere çıkmayacağı kesin.
App Store'dan indirin Google Play'den alın