• entrylerinin %50'si "hamza'mın başını yidiniz", %49'u "sözlük bitmiş yea" minvalinde olan bir yazarın ne hakkı ne emeği varmış merak ettim. özelden bilgilendiren olursa sevinirim.

    şurada sırf fikirlerinden ötürü pilot edildiğini düşünen varsa, ya yazılarını okumamıştır boşa sallıyordur ya mağdur edebiyatını çok seviyordur ya da mevzu bahis kişinin yan hesabıdır.
  • yenilgiler zaten yeterince üzüyor bir de kendisinin yazdıklarını okumak iyice hayattan soğutuyor insanı. bulunduğu taraftan bağımsız olarak en sevmediğim işlerden biri üzülmek için ortada yeterince sebep varken ben demiştim şöyle yapsaydık, böyle yapsaydık şöyle olurdu falan... abi bi üzül, küfür et, sinirlen, eleştir hepsi tamam da 4 yediğimiz dakika bülent korkmaz gelse böyle olmazdı muhabbeti nedir allah aşkına. orhan atik aslında iyi top oynatıyordu falan. istersen dünyanın en haklı insanı ol nedir şu muhabbet resmen insanları daha da çıldırtma çabaları ya.
  • aynen, hamza kalsaydı, şampiyonlar liginde son sürat devam ederdik.
    aynen, hamza kalsaydı, arka adale sakatlıkları rekor düzeye asla gelmezdi.
    aynen, hamza kalsaydı, takım çaykur rize'den 4 yemediği gibi eskişehir'den de 4 yemezdi.
    aynen, hamza kalsaydı, yeterli gördüğü bu kadroda sadece burak ve umut'tan oluşan forvet rotasyonu muhteşem iş yapardı, toplam 100 gol atardı.
    aynen, hamza kalsaydı, ne oynadığı belli olmayan bireysel performanslarla bir kaç oyuncunun öne çıkarak kazandığı maçlar değil, dünya futbolunda kuralları baştan yazacak olan sabri, umut, yasin öztekin, podolski tipindeki oyuncularla pas oyunu kuracaktı.
    aynen hamza kalsaydı, hiiç abuk subuk açıklamalar yapmayacak, "taraftar her maçı kazanmamızı bekliyor" gibi ultrasüpersonik açıklamalar olmayacak, kimse sinirden kendini sikmeyecekti.
    aynen, hamza kalsaydı, ortasahanın dolayısıyla takımın savunmasını düşürecek felipe melo'nun satılması olmazdı, takım "kg var" diye anılmazdı.
    aynen, hamza kalsaydı, kendisinin kurmadığı, oturtmadığı kadronun başarılarından güç zehirlenmesi yaşayıp, durmadan taraftarı azarlamaya, "3 kupa", "4. yıldız" diye her soruna bahane üretmezdi.
    aynen, hamza kalsaydı, semih'i barcelona, sabri'yi psg, bilal kısa'yı juventus'a veriyorduk. ama bayern münih'in devre arasında isteyeceği umut bulut asla satılmazdı çünkü her takım böyle bir forvet istiyor olurdu.
    aynen, hamza kalsaydı, mario gomez'e 9 milyon vermeden taş gibi forvetlerimizle yola devam ederdik.
    aynen, hamza kalsaydı, takımda öyle bir otoriter yapı kurardı ki, oyundan çıkan oyuncunun elini uzatmamasını geç, asker olurdu hepsi asker.
    aynen, hamza kalsaydı, takımda kutuplaşma ve gruplaşma olmazdı.
    aynen, hamza kalsaydı, konya'yla 8 puan ne kelime, fenerle beşiktaş'ın önünde 10 puandaydık.
    aynen, hamza kalsaydı, uefa'dan men cezası almıyorduk.
    aynen, hamza kalsaydı, seneye şampiyonlar ligi kupası kesindi.

    aynen kardeşim. bu çok temellendirdiğin, varsayımlara dayanmayan, söylediğin yargılar çok doğru. aynen.
    en haklı sensin bu sözlükte. her şeyi sen biliyormuşsun meğer.

    senin eşeğin kancık olsun.

    edit: bakkal hesabıyla, "şu kadar galibiyet bu kadar mağlubiyet olmuş demek ki şurada şu iyi" ya da "konya'nın kadrosu iyi değil, eee biz üstte olmamız lazım" gibi sığ ve subjektif mantıkla argümanlar sunması, ya da sadece 15 20 maçlık periyotlara projeksiyon yapıp, buna göre üstün körü, kendi düşüncesini destekleyecek varsayımlarda bulunduğu fikirlerinin mahiyeti problem değil. sen yaz yine "düz mantık basit işte yhaa" temalı entrylerini. anlamamışsın sen ana mesajı.

    mesele; senin amacının üzüm yemek değil, bağcı dövmek olması. sorun "fırsatını buldum, dur yabıştırayım her başlığa -ben demiştim- temalı entryleri" davranışı, "hamza'yı biz savunduk haklıydık, çünkü ben geleceği gördüm ve bu söylediklerimin doğruluğu çıktı. aha bana ofsayt verenler alın bunu!" minvalinde entryler girmesi. sözlük benim değil elbet. ama ortalık bu kadar gerginken "saçını taramak" istiyorsa tepki görmeyi normal karşılaması gerek.
  • --- alıntı ---

    hamza hamzaoğlu, selçuk inan, burak yılmaz vs başkılarında dönem dönem 7/24 sövgü, yergi entrlerine şahit olmuş bir yazarım. üçü de sevdiğim insanlardır. neden seviyorsun? seviyorum işte. şu sebepten, bu sebepten. ben abimi de severim ama zaman zaman da bağıra çağıra küfür kıyamet kavga ederim. ne yapayım yani sevmekten vaz mı geçeyim adamı tartıştık diye? neyse.

    --- alıntı ---

    dünyanın en saçma yazısı bu ya. ne yani bu fan girl'lük mü? sen galatasaray taraftarı mısın yoksa hamzoğlu, burak yılmaz taraftarı falan mı? bunun nesiyle empati yapayım ben. açık açık galatasaray'a zararı olan insanları sevmene neyin empatisini yapayım? yani öyle örnek vermiş ki, bu adamlar galatasaray'ı bitirse de ben onları seviyorum diyor. ben burada bunun için mi varım, bu saçmalıkları dinlemek için mi? ne saçma sapan insanlarsınız siz ya. biri gider fatih terim kovulduğu için galatasaray'dan soğur, yenilmesini batmasını ister. öbürü gider hamzaoğlu'nu sebepsiz seviyorum eleştirilmesi beni rahatsız ediyor der.

    siz sürekli burada insanlara vay efendim yabancı hayranı, vay efendim şunun bunun düşmanı gözüyle bakan insanlarsınız ama aynı davranışı başka kişiler için kendiniz gösteriyorsunuz. bak normalde sneijder'i severim, galatasaray'a faydalı bulurum ama bugün kovsunlar yarın unuturum. bizim derdimiz galatasaray kardeşim bizim derdimiz hamza selçuk, burak, sneijder, drogba, terim falan değil. nickime bakma hagi bile değil.

    merak ediyorum o çok sevdiğin hamzaoğlu, övmekten bıkmadığı umut bulut'u neden bedelsiz bir şekilde yeni takımına katmıyor? diğer gözdelerini de aynı şekilde. bak kardeşim, biz kimin galatasaray'a faydası olduysa sevdik. kimin de zararı olduğunu gördüysek eleştirdik, eleştiririz de. bugün jan olde riekerink'in faydalı olduğunu düşünüp destekliyoruz, güzel davranışlarını görüp sempati duyuyoruz; yarın saçmalıklarını görürsek eleştirmekten geri durmayız, durmadık da.

    sen ve senin gibilerin işi artık gerçekten galatasaray'a faydalı olduğu için insanları savunmaktan ya da zararlı olduğunu görüp eleştirmekten fazlası oldu artık. eğer sen galatasaray'la ilgili bir konuda tartışılan isimler için "sebepsizce seviyorum" diyorsan bu iş inada bağlanmıştır, fanboyluk olmuştur.

    yine de küfür, hakaret olmadan kimsenin silinmesini haklı bulmuyorum. küfür, hakaret olsa da silinen kişinin küfürsüz, normal entry'lerinin silinmesini doğru bulmuyorum.

    edit: bakın, üstte yazısından alıntı yaptığım kısımda açık bir şekilde "ben bu adamları galatasaray'a faydası da olsa, zararı da olsa seviyorum; onları nasıl ki abimin yanlışlarında onu sevmekten vazgeçmiyorsam, o şekilde seviyorum" mealinde şeyler yazmış. şimdi ben asıl konunun galatasaray olduğu bir yerde, bazı isimlerden bahsederken, "ben onları galatasaray'a faydalı da olsa zararlı da olsa seviyorum" lafını nasıl kabul edebilirim?

    ben burada direkt olarak, "hamzaoğlu zararlıydı, bunu nasıl kabul etmezsin bre zındık, tez vurun kellesini!" tarzında bir yaklaşım gütmüyorum. ha, bana göre %100 zararlıydı, o ayrı. benim kendisinde sıkıntı olarak gördüğüm durum, kendisinin "hamzaoğlu zararlı da olsa seviyorum ve kendisi hakkında olumsuz şeylerden rahatsız oluyorum" şeklindeki görüşüdür. ben bunu kabul edemem kusura bakmayın. yarın öbür gün sneijder kovulduğunda takımdan soğuyacak adamları da kabul etmeyeceğim. bakın mesela mancini'yi çok severdim ve bence karşılaştığı muameleye göre başarılı olmuştu, kalsa daha da başarılı olabileceğini düşünüyorum. ama bir gün gidip de onun hakkında olumsuz şeyler yazan adamlara sataşmış, laf sokmaya çalışmış değilim. mancini geldi, başarılı veya başarısız oldu ve gitti. burada asıl ortak noktamız galatasaray'dır. asıl mesele bunun bilincinde olmaktır.
  • söyledikleri doğru olmayan yazar ama önemli olan kısmı tamamen tabelacı olması.

    bütün yazdıklarının özeti hamza yada bülent hoca olsaydı da liderin 7-8 puan arkasında olsaydık, milletten 3-4 yemeseydik vs...

    hamza hoca gittiğinde, devre arası adam gibi transfer yapılır da düzgün bir takım kurulur diye sevindik, bülent korkmaz'ı yabancı ve uzun vadeli bir hoca gelsin ciddi revizyon yapsın diye istemedik.

    not: yanlış olanlarda, takımın saygısını kaybetmiş bir hamzaoğlu'nun her maç ecel terleri döktürüp 1 farka bağlamasının artık tutmayacağını görememesi, ha hamza hoca yine de mustafa denizli'yi de orhan atik'i de cebinden cıkarır, ama ben idare eden bir gs değil oynadığı her kupaya talip bir takım istiyorum.
  • zamanında hamza hamzaoğlu'ndan "hamza" diye bahsedilmesini yasaklamayı düşünen sözlük yönetimi tarafından hh'yi övdüğü için ceza alan yazar. bu bence bir şeyi çok güzel kanıtlıyor: tüzel kişiliğin ölçeği ne olursa olsun türkiye'de demokrasi, ifade özgürlüğü diye bir şey yok. memleketteki en büyük tüzel kurum dün sarmaş dolaş olduğu ve eleştirenlere hücum ettiği oluşumu nasıl ki şu an paralel, silahsız terör örgütü gibi yaftalarla lanetliyorsa, hakkında kara propaganda yapıyorsa aynısı sözlükte de son bir senede yaşandı. osmanlı bankası'nın reklamında "biz, bize benzeriz." diyordu ya hani, bu ülkede her bir bireyin kollektif bilinç dışında da "dediğim dedik, çaldığım düdük..." düsturu işli.

    şimdi sözlükte şöyle bir gerçek var: kaybedilen maçlardan sonra bazı yazar arkadaşlar, içip içip arayan eski sevgili misali belli başlı başlıklarda toplanıp ayin yapıyor, deşarj oluyor. geçen sene bu genelde fatih terim başlığında vuku bulan bir hadiseyken bu sene hh başlığında baş gösteriyor. eleştirilmesin mi peki? bana ne kardeşim, isteyen istediğini gömsün. ne demiş adam smith?: "laissez faire, laissez passer". bir anarko liberal olarak benim amentüm budur. ve fakat ne hikmetse metrekareye düşen her on hh yergisine mukabil bir tane bile hh övgüsü varsa ve bunu yapan adam da "kışkırtıcı, sözlüğün geneline aykırı olarak düşündüğü için üslubuna dikkat edecek..." minvalinde açıklamalarla pusturuluyorsa bu ne perhiz bu ne lahana turşusu, derler. tobias rieper'ı tanımam. zaten koca sözlükte ya iki ya üç yazarla sürekli muhabbetim var. tobias'la da sadece geçenlerde bir kez mesajlaştık, tüm ülfetimiz hepi topu bu kadardır. ama ben bu adamın son iki üç gündeki bütün entrylerini okudum kardeşim. hiçbirinde de en ufak bir trollük veyahut sözlüğün nizamına mugayir içerik yoktu. bu adam hh'yi seviyor ve gönderilmesini yanlış buluyor. bununla ilgili fikirlerini de düzgün bir türkçeyle gerekçelendirerek anlatıyor(du). nick altına yazması veya aynı başlığa defaatle yazması da bildiğim kadarıyla sözlük kurallarının dışında değil. bunların da kotası varsa o da benim cahilliğim olsun. hh'ye "korkak o... ç..." da denildi bu sözlükte ve yazarı uçurulmadı. tobias rieper ise sadece hh'yi övdüğü için cezalandırılıyorsa bu işte adalet yoktur. hele ki "görüşleri genelle çelişiyordu..." gibisinden nedenlerle cezalandırılıyorsa şunu hatırlatmak isterim ki doğru her zaman doğrudur ve nicelik, hiç bir zaman niteliğin önüne geçemez.

    hh konusunda kendisinin fikirleriyle örtüşen de çelişen de fikirlerim var. mesela bence 20. şampiyonluktan sonra kendisiyle yollar ayrılmalıydı. o zıttını düşünüyor. fakat mademki sezona onunla başladık 11. haftada göndermemeliydik, burada da kendisiyle aynı doğrultuda düşünüyorum. ama ne fark eder ki? bütün fikirlerimiz tenakuza düşse kaç yazar? bizden 250 sene evvel yaşamış voltaire kadar da mı gelişmiş değil müsamaha sınırlarımız: "size katılmıyorum ama fikirlerinizi savunma hakkını sonuna kadar destekleyeceğim..."

    ha, şunu da söyleyeyim şu son iki üç gündür sözlükte baş rollerinden birini üstlendiği "hh iyiydi/hh kötüydü" tartışmalarında karşı cenahta yer alan yazarlar bile cezalandırılmasını sanmıyorum ki hoş karşılasınlar. sonuçta bu adamın yazdıklarında hakaret, küfür, iftira veya yalan yoktu. sadece kendi görüşlerini açıkladı ve sonuçta görüşler nesnel değil özneldir. şunu da söyleyeyim, ben bu son iki üç günkü tartışmaları okurken zevk aldım. fikir teatisi denen şeyin resmiydi benim için. iki tarafa da hak verdiğim de yeni sentezlere yelken açtığım da oldu. ne isteniyor anlamıyorum ki? tek görüşten mürekkep bir yazarlar topluluğu mu? şayet öyleyse aynı yönetimin hh görevdeyken ve işler fena gitmiyorken "hamza" hitabını yasaklamaya kalkıştığını tekrar hatırlatmak istiyorum. o zaman rüzgar o taraftan eserken de bunun yanlış olduğunu yazıp çizmiştim. şu anda tobias'a yapılan da aynı raddede bir "ben yaptım oldu"culuk. orwell distopyasından fırlama bu zorlamalar sözlüğe sadece kan kaybettirir. asıl böyle farklılıkları savunan yazarlara sahip çıkmak gerekir ki tezler, antitezler ortaya çıksın; kalite artsın. mektepler olmadan maarif elbette kolay idare edilir, maharet mektepler varken maarifi idare etmektir.

    "demokrasi, iki kurtla bir kuzunun öğle yemeğinde ne yeneceğini oylamasıdır. özgürlük ise tam teçhizatlı bir kuzunun oylamaya karşı çıkmasıdır." demiş benjamin franklin. kuzuların soyunu tüketmemek gerek, burada da görev; "sansür" değil "özgürlük" sağlayıcısı olması gereken sözlük yönetimine düşüyor.
  • --- alıntı ---

    konuya modlardan başlayacağım. sözlüğün modlarını adil ve samimi bulmadığımı önceden de belirtmiştim. bu tespitimde ne kadar haklı olduğumu beni pilot yapıp üstüne de onca emek vererek her türlü konu hakkında girdiğim kimisi uzun kimisi destan yazılanlarım arasına giren yüzlerce entrymi bir kalemde silmeleri vesilesiyle de iyice görmüş oldum. bu düpedüz emek düşmanlığıdır. emeği hiçe saymaktır. şimdi bu modlardan ileride sol tandanslı işçi hakkı, emekçi v.s lafları duyduğumuzda bana bu modların samimi olabileceklerini iddia edebilecek olan var mıdır? bizzat kendileri emeğe değer veren insanlar olsalardı üzerinde o kadar zaman harcanmış, emek içeren yazılarımı pat diye silmezlerdi. silemezlerdi. o yüzden bu modlardan masal dinlemek gibi bir beklentim yok. kalsın. işin emek boyutunu bir kenara bırakıyorum. şimdi o entryler gidince başlığımın altında tobias'ın yazıları şöyleydi böyleydi diye sallayanlara gösterilebilecek belge de kalmamış oldu ki bu da modların benim savunulma hakkımı gaspetmesidir. bu nasıl bir vicdansızlıktır yahu? her biri birer anı değeri taşıyan yüzlerce entrymi nasıl silersiniz? bir insanın anılarını ne hakla silersiniz? kendinizi ne zannediyorsunuz? tanrıcılık mı oynuyorsunuz?

    şimdi yazının bir diğer kısmına geliyorum:
    hamza hamzaoğlu, selçuk inan, burak yılmaz vs başkılarında dönem dönem 7/24 sövgü, yergi entrlerine şahit olmuş bir yazarım. üçü de sevdiğim insanlardır. neden seviyorsun? seviyorum işte. şu sebepten, bu sebepten. ben abimi de severim ama zaman zaman da bağıra çağıra küfür kıyamet kavga ederim. ne yapayım yani sevmekten vaz mı geçeyim adamı tartıştık diye? neyse. kimseden empati falan beklemiyorum. çükü bu sözlük empati yapmaya tenezzül etmeyecek insanlarla dolu bir yer. misal hamza hamzoğlu hakkında sürekli aşağılayıcı, hakaret içeren entryler okumak onu seven biri olarak beni rahatsız ediyordu, etti. bu çok normal değil mi sevgili sözlük ahalisi? sizin sevmediğiniz birisini benim seviyor oluşumdan dolayı bir çoğunuzun bu söylediğimi anlamaya çabalamayacağını da biliyorum ama az çok bu dediklerim üzerine kafa yoracak olanlar için yazıyorum zaten. ben de zaman zaman etkiye tepki olarak hiçbir hakaret içermeyen, başlıktaki çoğu yazara göre gayet de düzgün üslupla entryler girdim. ayrıca hiç de öyle sürekli hamzaoğlu'na atıf yapan entryler falan girmedim. bu iddiayı bir geçiniz. entrylerim orada duruyordu bir zamanlar. modlar silmeseydi gidin tek tek bakın oranı kendiniz hesaplayın derdim. her neyse. benim pilot oluş sürecim tamamen çoğunluğun azınlık üzerindeki tahakkümüyle ilgilidir. 10 entrynin birinde hamza'ya ve hatta selçuk inan'a veya burak yılmaz'a olumlu anlamda atıf yaptığımda direkt nickaltıma damlayanlar, ortalığı birbirine katanlar sayesinde çoğunluk benim sürekli ortamı germeye yönelik entry girdiğim gibi saçma sapan bir algı yarattı. ben hamzaoğlu'nu seven biriyim. şimdi gidin hamza hamzaoğlu başlığına bakın. işte orada ortam germenin alasına yönelik yüzlerce entry durmakta benim açımdan ama tabii çoğunluğun yarattığı algı doğru olan algıdır değil mi sevgili modlar? hamza veya selçuk hakkında olumsuz yazan, hatta hakaret eden yazar ne kadar çoksa onlara tepki olarak zaman zaman entry giren tek tük kişiler o kadar haksız ve ortam gericidir değil mi? nickaltımdan cevap verme mevzusuna da değinmek bile bana abes geliyor. ne yapmamı bekliyorsunuz? hakkımda abuk sabuk ithamlar olunca yok format yok bilmem ne diye susacak mıyım? misal şu t a a r a a b t'ın başlığına baktım. adam kendi başlığında kendini defalarca savunmuş. entryleri de hala orada duruyor. silinmemiş yani. kurallar bazılarına işlerken bazılarına işlemiyor mu? neyse ya. adaletten de haktan hukutan da bihabersiniz modlar. benim ne kadar haklı olduğum emekleri hiç edilen birisi olarak şu yazdıklarımı başka bir yazar vasıtasıyla sözlüğe aktarabiliyor oluşumdan ve buna da sizin sebep olmuş olmanızdan da gayet net bir şekilde belli oluyor. ben bu sözlük için oturup bir kaç kez intro videosu hazırlamış bir adamım. sırf sözlüğe özel olsun diye ilk olarak modun görmesini sağlayacak şekilde hareket ettim upload ettikten sonra. o onaylarsa ilk kez sözlük yazarları tarafından video görülsün istedim. istesem videoyu yükler direkt başka mecralarda yayımlardım ama yapmadım bunu. bu video çalışmalarımdan biri sözlük introsu olarak da koyuldu. 2-1 kazandığımız benfica maçı öncesiydi hatta. hatırlayanlar vardır. ya neyse. son olarak da benim bu kadar hakkıma giren, yüzlerce entrydeki emeğimi hiçe sayan kim varsa hiçbirisine hakkımı helal etmiyorum. dini görüşünüz nedir ne değildir bilmem ama ben ilahi adalete inanırım ve bu yazıyı da vicdanım gayet rahat olarak noktalıyorum allah'a şükür.
    not: beni pilot edip, entrylerimi silen tek kişiyse buradaki çoğul kullanıma diğer modlar dahil değildir. ortak kararsa hepsi dahildir.

    tobias rieper

    --- alıntı ---

    tobias rieper'ın ricası karşılığı paylaşılmıştır.
  • okuduğu kurallara göre sözlükten uçurulan yazar. örneğin aşağıda ki kabul ettiği bir madde ve pilot olmasına sebebiyet vereni;

    ----galatasaray sözlük temel amaç ve hedefleriyle bağdaşmama
    g) tek derdi kendi yazdıkları ve hakkında yazılanlar olan, nick altı yazarlığı yapan; hoşuna gitmeyen her yazıda nick altında cevap verme gereksinimi duyan; önceki entry'lere cevap vermeyi ilke edinmiş; fikir özgürlüğü kisvesi altına sığınıp her fırsatta galatasaray efsanelerine bel altı vuran; savunduklarını artık inandığı için değil takıntı haline getirdiği için "inatla" savunan; savunduklarını ıspatlamak için her galatasaray mağlubiyetinden sonra sözlüğü kişisel şovuna alet eden; savunduklarında düşüncelerinden öte kişiliğini ve üslubunu ön plana çıkaran; mağlubiyetlerden sonra tüm sinirini yazılarıyla sözlüğe kanalize eden; hakaret etmeyi eleştirmek sanan; egosunu galatasaraylılığının üstüne çıkarmış; sözlükte sürekli kaos ortamı yaratan; sözlüğün genel huzurunu bozan; basının yazdığı hiçbir şekilde doğruluğu ıspatlanmamış haberlerin ani şekilde gazına gelip sporcusuna, yöneticisine saldıran; galatasaray sporcuları, yöneticileri, sözlük yazarları ve diğer kişilere karşı hakaret edici, küçük düşürücü ve benzer sair ifadelerde bulunan; galatasaraylıya hiçbir şey vermeyen; galatasaraylılıktan birçok şey alamamış; galatasaray'dan ötürü sevmesini bilmeyen; bundan ötürü sevemeyen, saygı gösteremeyen; galatasaray'a, galatasaraylıya saygısı olmayan yazarların hesapları kapatılır.

    diğer 2 madde ise sözlük hakkı olarak budur;
    ğ) galatasaray sözlük üyeliği, kurallara uyulmaması nedeniyle kapatılabilir.
    ç) yazarlık kazanıldığı gibi kaybedilebilirliği (pilot olma) ya da askıya alınabilirliği (ceza alma) olan bir haktır

    burda ne moderatör yalakalığı ne başka birşey yapıyorum. kaldı ki moderatörlerden hazetmediğim var. ancak ne olursa olsun kurallar ve bunlara uygun yazmak zorundayız. ancak şu var hak verdiğim neden bütün entryleri silindi onu anlamadım. pilot olsa dahi entryleri durabilir özellikle nitelikli yazdığı entryler.
  • yazilarini sevmeyerek takip ettigim bir yazar(di) kendisi. arada kufur iceren basliklara kufursuz entryler yazdigini goruyordum, acikcasi biraz garibime gitse de bana yazdiklari hic batmadi, sadece katilmadim yazdiklarina.

    sozlukten ucurulmasi kurallar dahilinde elbette mumkun, ancak hepimiz biliyoruz ki kurallar herkese %100 gecerlilikle uygulanmiyor. bu kurallar bir cok yazar icin esnetiliyor, bir cok yazara etliye sutluye cok dokunmadigi icin uygulanmiyor, muhtemelen ben ve bunu okuyan yazarlar da dahil olmak uzere belki de hesabimizin bugune kadar kapatilmasini gerektiren bir cok entry girdik.

    hatirlarsaniz, engin baytar hakemin girtlagina yapisinca galatasaray camiasi olarak, gereken neyse yapilsin dedik bir cogumuz. peki sonra ne oldu? hakeme tukuren, hareket cekenler enginin 5'te 1'i kadar ceza aldi.

    tobias rieper ucurulmayi haketmis olabilir, bunun kararini veremem. ancak ucurulmayi hakedip ucurulmamis bir tane bile yazar varsa, kural baskasina bir kereligine bile olsa uygulanmayip tobias rieper'e uygulanmissa burada acik ve net bir haksizlik, kayirma soz konusudur, kayirilan ben bile olsam bu sonucu degistirmez.

    kendisi din ile icli disli bir insan sanirim, ben degilim. kendisi hamzayi buragi selcugu seviyor, ben hamza haric notr yaklasiyorum, hamzadan nefret ediyorum. kendisiyle tek ortak noktam galatasaray olan bu adamin yazilarinin silinmesini ise gercekten uzulerek karsiladim, hatta ayipliyorum. oturup google cache'den yazilarina ulasip, yazilarini ona geri verecek bir kod yazmaya bile calistim ancak yazilari google cache'den bulabilecegim bir durumda degil ne yazik ki, oradan bulunabilecek bir durumda degiller.

    sayin sozluk moderasyonu, yazari ucurma hakkiniz olabilir ancak bu sizin yazar ustunde sorumlulugunuz olmadigini gostermez. o yazilari tamamen silmediginizi tahmin edebiliyorum, eminim ki bir yerlerde, yedeklerin icerisinde kendisinin yazilari duruyor. hatanin neresinden donseniz kardir, bizimle gorusleri farkli olan bu renktasimiza en azindan anilarini iade ederek, belki de istemeden, sinirden yaptiginiz bir hatadan geri donun ve kaliteli birer insan olmanin geregini lutfen yerine getirin. sahsim adina rica ediyorum. benim yazilarim, anilarim bu sekilde silinse ben kahrolurdum.
  • şu son 3-4 yıldır gerek sözlükte, gerek sosyal medyada, gerekse yazılı medyada öyle saçma bir "düşünce özgürlüğü" tanımı yapılıyor ki artık midem bulanıyor.

    önce bir konuşma tarzına dikkat edeceksin, karşındakinin fikrinin ne olduğunu tam olarak anlayacaksın ki kendi düşüncelerini aktardığında tepki görmeyesin. yani "hamza hamzaoğlu bence galatasaray'a faydalıydı" demek var, bi de bu cümleyi başkalarına hakaret ederek, laf atarak, ortalığı karıştırarak söylemek var.

    başkalarından farklı düşündü diye bir insan eleştirilirse karşısında ilk ben dururum; ama göz var izan var, bir görüşü ortaya atarken "trollük" yapacaksan da tepki gördüğünde ağlamayacaksın.
  • --- fenerbahçe sözlük ---

    4 nesil yazar adayımız.baya bir unutulmuş arkadaş.umarım en kısa zamanda aramıza katılır ve sözlüğün daimilerinden olur.yalnız troller gibi bir havası da var.

    --- fenerbahçe sözlük ---

    hahaha tobias iş başında. burayı trolledi sıra orada sanırım. bu kesin beşiktaşlıdır mk.

    edit: tobias27nickiyle zamanında baya bir trollemiş fenerbahçe sözlüğü.
  • kışkırtıcı olduğunu düşündüğüm bir üslupla seri entry'ler girerek ortaya koyduğu fikirlere yönelik çeşitli yazarlar tarafından ileri sürülen karşı argümanlara yönelik ısrarlı bir cevap verme ihtiyacı hisseden, bunu yaparken de tartışmayı argüman ekseninden çıkartıp kişiselleştiren yazar. özellikle de mevzuyu nick altı yazarlığına taşıması ve de edit yoluyla sportif bir tartışmadan tamamen uzaklaşması sözlük formatını ihlal etmektir. sözlük kurallarına göre sorun teşkil eden bazı entry'lerinin silinmesine rağmen bu tutumunu aynı şekilde sürdürmesi de ceza almasına sebebiyet vermiştir.

    sözlüğün belli bir kesiminin düşüncelerine ters olduğu bariz bir ifadeyi dile getirirken kullandığımız üslup önemlidir, çünkü buna bağlı olarak doğal olarak alacağımız tepkiyi de şekillendirmek daha en baştan yine kendi elimizdedir. ortaya konan bir düşünceye yönelik sert eleştiriler almak da normaldir, hatta daha ilk ifade dile getirilirken gösterilen ya da ihmal edilen üslup özeni göz önüne alınırsa şaşırtıcı da değildir fakat o andan itibaren konuyu kişiselleştirip yazarlara sürekli olarak forum üslubu ile, başlıktaki entry'lere referans içeren, önceki entry'lere cevap niteliğinde yazılar yazılırsa ve nick altı yazarlığı yapılırsa sözlük kurallarına göre bu yanlıştır. ilgili entry'lerin bir kısmı haklı gerekçelerle silinmişse yapılması gereken şey formatı esnetmeye çalışarak yalnızca farklı başlıklara aynı şekilde entry girmek değil, daha az kışkırtıcı ve de tamamen argüman odaklı bir dil kullanmaktır.