• 276
    al kavukcu ve hatipoglu'nu, vur bu kendini futbol profesoru zanneden, kendine gereginden fazla anlam yukleyen simariklara.

    sonucta kavukcu ve hatipoglu da futboldan anladigini zannediyor, bu tipler de. ikisinin de hic birseyden anlamadigi gun gibi asikar.

    galatasaray yolundan bu parazitleri temizlerse, hem yonetici hem taraftar profili olarak, onu cok acilacak.
  • 277
    özellikle twitter'da artık gına getiren topluluk.

    her şeyden de anlıyorlar maşallah. yok lemina'yı avrupa ligi listesine almamak ihanetmiş de şöyle böyle. adamın durumunu bilmiyorsun. kondisyonunu bilmiyorsun. taraftar aldırmış da listede olmak zorundaymış.

    plansizlik olduğu belli. ama bir şekilde geldi bu adamlar. hangisinin oynayıp oynamayacağını teknik kadrodan daha iyi nasıl bilebilirsiniz?

    neden nellson gitti diyorlar bir de. nelson belki iki senedir gitmek istiyor. bu seneki performansı düşüş de. ne yapacağız adamı zincirleyecek miyiz? velev ki zincirleseydik ve adam kalsaydı, en ufak hatasında devre arası neden çıkılmadı bu adamdan şöyle böyle konuşacaklardı bu arkadaşlar.
  • 278
    son dönemde twitter (x) platformunda peydah olan yeni bir grup var. "ligde cevat güler hatta babam da şampiyon olur" diye okan buruk ve galatasaray'ın yerel başarılarını küçümsüyorlar.

    hedefi avrupa olması gereken, kuruluş mottosu türk olmayan takımları yenmek olan galatasaray için elbette orada bir başarısızlık vardır.

    ancak senin yönetimin, futbol aklın ortada işte. okan buruk'un lig şampiyonlukları sayesinde o koltuklarda oturabiliyorlar. o da olmasa ali koç fenerbahçesinden beter olacakları çok açık.

    şımarıklıktan da öte bir şey bu yaptığınız.
  • 280
    galatasaray camiasında en nefret ettiğim tabakadır. bakın bu listede sıfır katkı, sıfır beceri sahibi yönetimimiz bile var. onlardan bile daha çok nefret ediyorum bu gruptan. kırılmadık rekor bırakmayan ağzıyla kuş tutsa yaranamayan hocasına her fırsatta sallayan, şımarık, tahammülsüz, güya her şeyin en iyisini bilen ama nedense suyun karşı tarafındakilerin onlarca kahpeliğine ses bile çıkaramayan bu güruhtan tiksiniyorum yaa. ötesi yok. beter olsunlar diyeceğim de, sonrasında kurunun yanında yaş da yanacak , olan bizlere olacak diye korkuyorum.
  • 284
    bir süredir çoğunluğun ağzında şu var; kuruluş amacımız türk olmayan takımları yenmek, o yüzden avrupada başarı türkiye liginden daha önemliymiş.

    öncelikle avrupada başarı için türkiye liginde gayette başarılı olacaksın.

    biz ingiltere, ispanya, almanya, fransa liginde falan oyunuyoruzda haberimiz mi yok. bu liglerden zaten en az 10 tane takım doğrudan avrupaya gidiyor, bizim ligimizde konferans ligi için bile eleme oynamak zorundasın.

    sen türkiye liginde başarılı olamadıktan sonra avrupa zaten olmaz, bizim avrupada başarı sağlamamız için önce kendi ligimizde başarılı olmamız gerekiyor.

    sevilla her iki senede bir avrupada kupa kaldırıyor ama liglerinde şampiyon olmaları gibi bir ihtimal neredeyse yok gibi. biz böyle bir durumda olsak eyvallah diyeceğim çünkü adamların ligleri bizimkinden kat kat temiz, bizim lig bataklıksa adamların ligi tertemiz bir deniz gibi.

    şimdi gelelim türk olmayan takımları yenme mevzusuna. öncelikle bu sözün söylendiği zaman türkiyenin içinde olduğu zaman dilime bakarsak milletin nasıl birlik beraberlik içinde olduğunu anlarsınız. o birlik beraberlik içindeki milletten çıktı bu söz. (hoş o zamandan bu yana değişmeyen bir bir fenerbahçe gerçeği var. millet kendi devletini kurtarmayan çalışırken bunlar o zaman bile general harringtonun gönlünü hoş etme derdine girip maç yapmışlar.)*

    kardeşim bizim düşmanımız artık avrupada değil bizzat kendi içimizde, bunu nasıl görmezden gelebiliyorsunuz. ben 40 yaşındayım, çocukluğumdaki tek rekabet, siz milli takıma 5 oyuncu gönderdiniz biz 8 tane gönderdik tarzındaydı. geldiği günden beri kaos ortamı yaratmaya çalışan, sürekli gerginlik yapmaya çalışan, iftira üstüne iftira atan bir adamın takımından bahsediyoruz, o takım artık halkın takımı falan da değil. teknik direktörleri her seferinde ülke futbolunu avrupaya şikayet eden, ırkçılık yapan, yaptığı ırkçılığı da ülkenin futbol fedarasyonu tarafından hiçe sayılan bir adam.

    anadolu takımlara bakıyorsunuz, çoğunluğu bize karşı kurtuluş savaşına çıkan askerler gibi savaşırken, fenerbahçe karşısında aman tadımız kaçmasın ali rıza bey tadında takılıyor.

    hal böyle olunca ben önce içimdeki düşmanı yeneyim, daha adil bir futbol ortamında, şampiyon olmasam da avrupada elbet başarı gelir.

    sahi okan hoca neden ceza aldı, bir tarafta ırkçılık yapan biri 2 maç ceza alırken okan hoca neden ceza aldı.

    beyler bayanlar önce takımımıza tümüyle sahip çıkalım, çünkü bizim ligimizde şartlar eşit değil.
  • 285
    https://x.com/1819gssi/status/1895538397982392802

    eleştirilerin dozunu iyi ayarlayanlara karşı hiçbir lafım yok ama yukarıdaki şahıslar ve beraberindeki kişiler net olarak şımarıklık yapıp başkalarının ekmeğine yağ sürüyor.
    okan hocayı maç içinde resmen taciz ediyorlar ya. adap, üslup nedir bilmeden maç içinde ağzına geleni söylüyor. bu resmen medyanın gazına gelip, şampiyonluğu fener'e verin demektir.

    bakın avrupa'da başarısız olduğumuz doğrudur veya beklenmeyen maçlardan çıkan kötü sonuçlar da oldu ama bu takım genele vurduğunda başarısız değildir. bu sezonu da şampiyon olarak bitirirsek üst üste 3. şampiyonluğumuz olacak ve şampiyonlar ligine doğrudan katılıp en az 30 milyon euro'yu cebe atacağız. başkalarının 10 küsür yıldır hayal ettiğini, biz üst üste 3 kez yaşayacağız ama işte şımarık galatasaray taraftarı buna izin vermiyor.
    dediğim gibi eleştirilen dozunu iyi ayarlayanlara hiçbir şey diyemeyiz ama medyanın gazına gelip de asıp kesen kişiler net olarak şımarıktır.
  • 289
    mart ayında ligde namağlup olmayı kolay zanneden bir grup.

    galatasaray futbol takımı zor dönemden geçiyor, hocası ve futbolcuları formsuz. bu konuda zaten kimsenin diyeceği bir şey yok.

    ama ligde namağlup iken hoca göndermenin bedelini öyle bir öderiz ki gelecek nesiller de bunun acısını yaşar.

    hoca gitsin diyenlerin alternatifi de diplomasız arda turan o ayrı.

    ister polyanna deyin ister optimist. iki senedir geçirdiğim zor zamanlarda bu hoca ve bu takımla ayağa kalktım bu sefer destek olma sırası bende.
  • 290
    bitmiş galatasaray futbol takımının şımarık sorumluları olarak güncellenmesi gereken başlık. yürümeye hali olmayan, 75 milyon euro'luk forveti olmadan gol atamayan takımın sorumluları aylardır taraftara laf söylüyor, akıl veriyor, trip atıyor. bu taraftarın futbolu sizden çok daha iyi bildiği artık kanıtlandı sindirin onu. herkes işini yapsın. yapamayan da siktirip gider. burası galatasaray.
  • 292
    önümüzde en başta 10 mayıs 2025 trabzonspor galatasaray maçı olmak üzere toplam 4 maç ve alınması gereken 4 puan varken sanki matematiksel olarak şampiyonluğu garantilemişiz ve artık kesin olarak şampiyon olmuşuz gibi çeşitli başlıklarda kesin dille yazılmış saçma sapan ifadelere başvuran taraftardır. rakiple dalga geçelim, işi makaraya vuralım, takımımızı övelim, elbette bunları anlıyorum ama son ana kadar, her halükarda konsantrasyon, sonra geçen sezon olduğu gibi tadımız (birkaç günlüğüne bile olsa) kaçmasın, kabus görmeyelim. bunun adı cıvıklıktır, şımarıklıktır. karşımızda çoluk çocuğun victor osimhen sevgisini, hatta mauro icardi'ye atfettiğimiz aslında uyduruk bir şarkıyı bile ciddi ciddi kıskanacak kadar düşmüş, okan buruk'u ve erden timur'u eleştirmek için en fazla boy kısalığı gibi argümanlara başvuracak kadar kafayı yemiş bir güruh var kupasızlıktan, başarısızlıktan... böylesi aciz bir topluluğa karşı şayet biz de ciddiyeti elden bırakıp birilerinin adeta yana yakıla kudurduğu lig şampiyonluğunun değerini gerçek anlamda bilmezsek er ya da geç bir şekilde belamızı buluruz, tahtımızda rahat durmazsak göz diken çok olur. yapmayın, etmeyin.
  • 293
    birader her şeyden önce organizasyonun adı galatasaray şampiyonlar festivali. yani bu bir festival. demek ki hakim olan kültür festival kültürü. ona göre davranacaksın. çıkacak sanatçılar önceden belli mi? belli. peki aksaklık yaşanmayan festival gördün mü sen hiç hayatında? mesela ben örnek vereyim. zeytinli rock fest'de ana grup therapy'di ki ben o grup için gitmiştim festivale. amerika'da stadyum konserleri veren grup bu boru değil. adamlar sahneye sabaha karşı 3'de çıkabildiler. sıfır ego. güldüler eğlendiler, hayvan gibi de çaldılar. büyük olmak bunu gerektirir zira. gripin 2 saat falan soundcheck almıştı o gün. festival dediğin şey aksaklıktır arkadaş. ben dünyanın her yerinde en büyük festivallere katıldım. aksaklık yaşanmayan olmadı hiç. festivale gideceksen tiyatroya gider gibi dakik program beklemeyeceksin. üzerine de zebil gibi yağmur yağdı. aksaklık yaşanmaması imkansız. programda yaklaşık 1 saatlik bir kayma ise bence mükemmel performans.

    o yuhalamalar, taraftarın kendine bu kadar önem atfetmesi falan kabus gibi. abi duracan orada ve gelirken sana verilmiş festival programının akmasını bekleyeceksin. şımarık veletler gibi zırlamayacaksın. ha burada belki kenan doğulu günü kurtarabilirdi. özellikle insan psikolojisini yorumlayıp o saçma performansı o kadar uzatmasa kimsenin siniri bu kadar bozulmayacaktı. kitleden son derece uzak bir müziği ortada hiç bir sorun yokmuş gibi çalınca tabi insanların da belki dayanma noktası aşıldı. ama bu yüzden de yönetime de kızamazsın. adama bir sözleşme vermişsin. sahnede ne kadar kalacağı ve çalacağı şarkı sayısı belli. adamın performansını da iptal edemezsin. hukuki sorun doğurur. yani 1 milyon kişinin katıldığı ve onca sanatçının sahne aldığı bir festivalde o kadar yağmura rağmen 1 saatlik aksama bence çok çok iyi performans. yapan herkesi tebrik ediyorum.

    rezalet arıyorsanız onu da söyleyeyim. bence yaşanan en büyük rezillik ise efe akman'ın ıslıklanmasıydı. daha doğrusu her bokun ıslıklanmasıydı. bu festivalden bir rezalet çıktıysa sebebi her boku ıslıklayan galatasaray taraftarıdır. bence gerektiğinde taraftara da laf söylenmeli. bunu yönetici yapamaz ama taraftarın kendisi yapar. biliyorum okuyanın şahsını da özdeşleştirdiği taraftara yönelik bir eleştiriyi kabul etmesi zor. o sebeple ben hemen size tarif edeyim eksi butonu sağ altta. yardırın. ama netice bu. değişmez.
  • 294
    bu yönde binlercesini görebileceğiniz örneklerinden birini aşağıda eklediğim taraftar türü.

    https://x.com/AtakanosG/status/1969633055267508602

    biz ayrı bir tarihi mi yaşıyoruz, biz başka bir galatasaray mı takip ettik ömürlerimiz boyunca bilmiyorum artık. fenerbahçe taraftarının alternatif tarih uydurma sanrılarının büyük galatasaray'ın bir kesim taraftarına da sıçramasını ve bunun geniş kitlelerce kabul görmesini tahammül edilemez buluyorum. bunu 13. olduğumuz sezon 20-30 bin kişilerle oynanan avrupa ligi grup maçlarımızın tümünü tribünde takip eden, östersunds'a elendiğimiz maçta tribünde olan, bu kulübün son 20 yılında avrupa'da en iyi gününü de en kötü gününü de görmüş bir taraftarı olarak açıkça yazıyorum. alternatif bir tarih ve gerçeklik uydurmanızdan bıktım.

    galatasaray'ın şanlı tarihi, zaferlerle dolu geçmişi tartışmasız bir gerçeklik, belki de hepimizi bu renklere aşık eden en temel gerçeklik. fakat sosyal medyadaki saçmalıklar tahammül seviyesini çoktan aştı. yahu arkadaş, türkiye'nin batıya açılan yüzü olmamız, batıda inanılmaz bir başarıya sahip olduğumuz anlamına mı geliyor? 26 sezon önceki avrupa kupalarımız, 25 ve 13 sezon önceki şampiyonlar ligi başarımızın dışında 2 farklı sezon haricinde avrupa liginde dahi 2 turdan fazla gördüğümüz var da biz mi hatırlamıyoruz?

    evet, galatasaray müthiş bir dönüşümün ve değişimin eşiğinde. 2022/23 sezonundan bu yana her sene artan imkanlar, üst üste gelen şampiyonluklar, gelen paranın artmasıyla harcamaların da artması hepimizi sevindiriyor ve umutlandırıyor. fakat bu kadarı başarı için yetiyor mu? her şeyi tek bir düzlemde, football manager simulasyonu gibi mi okuyacağız?

    birkaç senedir her eylülde şampiyon hocanın, şampiyon takımın, 5-10 sene sonra hatıralarımızda efsane olarak kalacak isimlerin itin bir yerine sokulmasından bık tım. arkadaşım bir günde olmayacak, bir günde olmuyor, tarihimizde de avrupa başarısını yakaladığımız zamanlarda bir günde olmadı hiçbir şey. 3 sezonun şampiyonu hocayı her sezon eylül - ekimde istifaya davet edip yabancı hoca getirme taraftarı olanlardan ricam suyun karşı tarafına, fenerbahçe örneğine eğilmeleridir. en cafcaflı, en fiyakalı yabancı hocalar bu ligin bu ülkenin atmosferinde bırakın avrupa başarısını okan buruk'un galatasaray'ından puan aldığında 3 sene editleri paylaşılıyor. bu gerçekliği temel edinip yapıcı davranmamak şımarıklıktan öte bir şey değil.

    tamam sevgili kardeşim 75 milyon euro'ya forvet aldığımız için 36 takımlı şampiyonlar liginde tepeden inme şekilde ilk 8'e gireceğimizi hesap ettin belki kafandan, fakat gerçekler öyle değil. 3 sezondur yerelde dominasyon nasıl üstüne koya koya, bir iskelet etrafında gelişerek geldi ise avrupa'da da belki 10 sezon yer almanla bazı şeyler gelecek.

    eleştirilerin hepsine katılmakla birlikte lütfen alternatif, var olmayan bir tarihe inandırmayalım kendimizi. galatasaray, öz eleştiri kültürüyle galatasaray'dır. bugünü eleştirirken dünü farklı hatırlamayalım. son 13 senede dişe dokunur en ufak başarısı yok takımımızın avrupa'da. 21/22'nin grup etabı neden iç sahada 20 bin kişiye oynandı iyi analiz edelim. 3 sezonda neden dev rakiplerle dişe diş oynadık, neden nispeten dişimize göre rakiplere karşı hezimet yaşadık, neden şampiyonu rezil ederek yenerken sonuncuya elendik bunları değerlendirelim. bunların hepsi bir kültür, biz de bu kültürü oluşturacak ve bu sefer tarihimizde ilk defa bir istikrara bağlı olarak yaşatacağız. şampiyon takımımızın, şampiyon hocamızın, arkasında duracağız.

    fatih terim hocamızın bir sözüydü sanırım, takım ismi de belki hatalı olabilir hatırlayan varsa düzeltebilirim. çok sevdiğim, hayatta da aklıma sık sık gelen bir söz. "real madrid'e yenilmek için önce real madrid ile oynamak lazım."

    şampiyonlar ligi'nde rezil olmak için önce şampiyonlar liginde oynayabilmek lazım. bugün oynayabilmemiz güzel, yarın kazanmamız da güzel olacak inşallah. bir günde bir şeyi yakmayacağız.
  • 295
    lige ambargo koyduğumuz ve 3 sene üst üste şampiyon olup yenilgi nedir unuttuğumuz, her gün yeni bir rekoru egale edip kırdığımız şu günlerde iyice çoğalan ve sesleri daha gür çıkan kitle.

    galatasaray 120 yıllık bir kulüp ve bugüne kadar nice avrupa başarıları yaşamış olsak da bildiğim kadarıyla her sene yarı final/final yapan bir takım değiliz. son avrupa kupamız 25 sene önce. hal böyleyken 3 senedir avrupa'da yaşadığımız talihsizliklerden (burayı tercih hatalarını da koyabiliriz, oyuncuların o maçta gününde olmamalarını da, yediğimiz kırmızı kartları da) ötürü lig şampiyonluğunu domine eden, bu sayede şampiyonlar ligi futbolu izleten hocamıza karşı mantık sınırlarını zorlayan eleştiriler ve hatta istifa çağrıları görmek, tamamen şımarıklıktan ileri geliyor.

    ligimiz çok sert deplasmanlara sahip, adaletin olmadığı, eyyamın kol gezdiği bir düzen. bu inkar edilemez bir durum. üstelik bu var geldikten sonra da artarak devam etti. skorların sahadan çok saha dışındaki lobilerden, hakem şikelerinden dolayı belirlendiği bir ortamda okan hoca hem oyuncu yönetimi hem oynattığı güçlü oyun ile lige ambargo koydu. bu hiç kolay bir şey değil ve takımın başına ceketimizi koysak yine aynı sonuçları alırız tavrını ve algısını saçma buluyorum.

    gelelim avrupa serüvenimizdeki hayal kırıklıklarına.
    ben bir çırpıda sayabileceğimiz tüm maçların (kopenhag*, sparta prag*, young boys*, rigas*, kiev*, ajax*, alkmaar maçları)** bana göre kendi içlerinde bağımsız nedenleri var. kimisinde kadro seçimi hatası, kimisinde yanlış veya geç oyuncu değişikliği, kimisinde şanssız gol, kimisinde dikkat dağınıklığı ve rehavet, kimisinde de kırmızı kartlar. elbette senaryo farklı da olabilirdi ama hepsi bizim için bir kazanımdır bence.

    bakalım, fatih terim, sonu avrupa şampiyoluğuna uzanan yolda hangi engellerle karşılaşmış?

    96-97 sezonu: kupa galipleri kupasında psg ile 2. turda eşleşip 4-2 ve 0-4'lük skorlarla elendik.

    97-98 sezonu: dortmund, parma, sparta prag ile eşleştiğimiz grupta 1g, 1b, 4y ile sonuncu bitirmişiz. tek galibiyetimiz içeride sparta prag'a karşı aldığımız 2-1'lik galibiyet.* hatta ilk 3 maçı gol atamadan kaybettiğimizi belirtelim.

    98-99 sezonu: juventus, rosenborg, bilbao ile kıyasıya mücadele ettiğimiz grup aşamasında averajla 2. olup üst turu kaçırmıştık. bu sezonki deplasmandaki 3-0'lık rosenborg yenilgimiz* ve kaybettiğimiz son bilbao maçı* hala içimde ukdedir çünkü çok ama çok iyi hatırlıyorum o anki hüsranımı.

    99-00 sezonu: hepimizin bildiği chelsea, hertha berlin, milan grubundaki maceramız ve sonrasında uefa'daki serüvenimizi kupayla taçlandırmamız. bu bile oldukça zor bir yoldu. içeride chelsea'ye 5-0 kaybettiğimizde* radikal bir karar alıp vazgeçsek bugün övünç kaynağımız olan o kupa müzemizde olabilir miydi?

    velhasıl, inanıyorum ki aramızda böylesine kusursuz bir kimya uyumu ve bağ olan okan buruk ile ligin üzerine koyup avrupa başarısı da yaşayacağız. bunun için sadece biraz sabretmemiz gerekiyor inancındayım. bayern, manu, tottenham maçlarında ezici ve rakibi boğan oyunu oynatan da kendisinden başkası değildi çünkü.

    ben de frankfurt'a karşı ağır hezimetten* dolayı kırıldım, öfkelendim, sinirlendim ama genele baktığımızda 3 yıldır elde ettiğimiz kazanımları ve inşa ettiğimiz takım bütünlüğüne hem camia hem de taraftar olarak sahip çıkmalıyız.
  • 296
    - bu araç yalnızca 5 takla attı.
    + 5 takla attıysa olmaz abi, alamayız.
    - 1 takladan sonrası farketmiyor ki. araç 1 takla attı desem alacak mısın? tamam lan 1 takla attı.
    + ???

    'gibi' dizisinden bir sahne paylaştım. neden paylaştım? çünkü bu sahnedeki diyaloğun bir benzerini yaşadım geçen gün. twitter'de anket açmış birisi. okan buruk gitmeli mi? kalmalı mı? diye. ona dedim ki,
    - neden bu anketi açtın?'
    bana cevabı ' frankfurt'tan 5 tane yedik. o yüzden açtım.'
    2 tane yeseydik anketi açmayacak mıydın?

    ya bırakın bu işleri. insanları salak yerine koymayın. acayip derecede şımarmış bir grup var. ne yapsan iflah olmazlar.

    geçen sene * beraberliklerde bile istifa sesleri yükseliyor diye kızıyordum. bu sene * kötü oyun ve galibiyetlerde de istifa isteniyor. dertsiz başımıza dert istiyoruz gibi geliyor bana. ben halimden memnunum. dert yok tasa yok. dert isteyenler basketbola dönebilir. o branş sıkıntılı.
App Store'dan indirin Google Play'den alın