resim
Serdar Eylik
Takım:Karabük İY
Mevki:Sol Kanat
Yaş:34
Boy:1.76
Uyruk:Türkiye
  • 1
    bir şeyin var olması doğruluk ölçeği değildir. adam var diyor. serdar’ın kişisel hataları ya da eksiklikleri üzerinden aklanacak ya da küçümsenecek bir olay değil. ha tabi kendini alt sınıf olarak kabul ediyorsanız başka.

    bu tür zorbalıklar bir tür sınıf ayrımıdır, cins gibi, renk gibi. birim olarak takımdaki süre, yaş gibi değerleri kullanmışlar.

    https://twitter.com/...09765?s=19
  • 3
    https://mobile.twitter.com/...136481483509765?s=19

    yav arkadaş, zorbalık denince; genç oyuncuları soyup kuru çimlerin üzerinde bacaklarından tutup süründürüyorlar, kale direği yerine iki genç oyuncuyu koyup, direğe vurdurma oynuyorlar herhalde diye düşündüm. canım benim, kıyamam.

    eğer haftada iki maç oynayan as takımın oyuncusu için bir kez olsun ortaya geçmekten bile gocunuyorsan, zoruna gidiyorsa yaşadığın bu dünya senin için çekilmez olmalı. siz nerede yaşadınız, ne yediniz, ne içtiniz ben anlamadım ki. ula ben, sinir stres olmayayım diye beş yıldır haber izlemiyorum. her yer zorbalık, her yer kavga gürültü. trafikte, sokakta, okulda, iş hayatında...orta sıçan oynarken ortaya geç demişler de buna, özgüveni kırılmış. aç oku, dünya futboluna, dünya sporuna damga vurmuş insanlarının biyografilerini, kitaplarını oku, gör bak neler göreceksin. demiyor ki; bize verilen imkanların değerini bilemedim, azimle, hırsla çalışamadım ve bu yüzden bir yere gelemedim. bizi ortaya attılar bu yüzden de bizden olmadı. bu kafada zaten olmaz, sıkma canını.

    kendimden bir anı anlatmak istiyorum, yaşanmış, canlı...

    2000 li yılların başında, karşıyaka paf takımı ile idmanlara çıkacaktım. ilk gün, ne karşıyaka eşofmanım ne de çim saha için vidalı kramponum yoktu. soyunma odasına girdim ve takım oyuncularıyla giyiniyoruz. zaten ilk günün verdiği tedirginlik var üzerimde. bir de evde giydiğim eşofman takımını, altına da eskimiş halı saha ayakkabılarını çekince gruptaki diğer çocukların alaycı ve küçümser bakışlarını, bıyık altından gülümseyişlerini görebiliyordum. zaten fiziken de ufak tefek bir çocuğum, neredeyse ezilip büzüldüm yanlarında.

    neyse, idman başladı ve sahaya çıktık. önce tam saha koşu çalışması, ısınma turları. daha önce bu seviyede idman görmediğim için pestilim çıktı tabii. herkes birbiriyle şakalar eşliğinde güle oynaya idman yaparken ben kıçımdan soluyorum, geriden takip ediyorum. tahmin ediyorum ki hemen hemen herkes; 'bu ne arıyor burada' diye düşünüyor.

    ter idmanı ben ölmeden bitti neyse ki. bi çocuk acıdı da, koluma girip kaldırdı. topla çalışmaya geçildi. hoca, yarı sahada, tek pas çift kale maç için bizleri ayırdı ve maç başladı. sağ kenardan aşağı doğru indi bir eleman ve yerden sert bir şekilde içeriye doğru kesti topu. topa doğru hareketlendim ve gelişine yapıştırdım topu. kaleci yerinden bile kıpırdayamadı, topun çatala gittiğini bile göremedi. bu iki üç saniyelik olaydan sonra bana karşı olan bakışlar birden değişiverdi. ertesi gün aynı eşofman, aynı halı saha kramponumu giyerken soyunmuş odasında hemen herkes selam veriyor, hal ve hatrımı soruyor, daha önce nerede top oynadığımı soruyorlardı.

    eğer yaptığın işle kaliteni, klasını ortaya koyarsan sana saygı duymaya mecbur kılarsın insanları. eğer genç bir futbolcu hafife alındığını, saygı görmediğini düşünüyorsa futbola gösterdiği saygı kadar saygı alabilir. bu hayatın her alanında da böyledir.
  • 4
    https://twitter.com/.../1408136481483509765

    anlattigi olay hemen hemen her yerde herkesin basina gelebilecek ve tabii ki hos olmayan durum. ancak bunu neden simdi gundeme getirmis anlamiyorum. ayrica askere giden herkes o yaslarda saclarini kestiyor ya da benzer olaylar yasiyor, ben hic ozguven sikintisi yasayan duymadim. rocky balboa (2006) filmini izleyenler bilir, ogluna nasihat verdigi cok guzel bir kesit var orada, kisaca; hayat her zaman güllük gülistanlık bir yer değildir, acımasız ve kötü bir yerdir. ne kadar güçlü olduğun önemli değildir, izin verirsen seni dizlerinin üstüne çökertir ve sonsuza kadar orada kalmana sebep olur, sen ben hiç kimse hayat kadar güçlü darbe vuramayız, ama önemli olan ne kadar sert vurduğun değildir, ne kadar darbe yiyip yoluna devam edebildigindir. benim icin gercekten cok anlamli, yol gosterici bir nasihat olmustur. bu futbolcu kardesimiz de keske bu kadar dert ettigi bir konuyu hirs yapip, o abilerinden daha buyuk topcu olsarak asabilseymis.
  • 5
    https://twitter.com/.../1408136481483509765

    videoda şikayet ettiği durumun daha ağırlarının da türkiye'deki altyapılarda yaşanmış olması muhtemel. bu küçük çaplı mobbing hadisesinin "her yerde oluyor" denerek normal karşılanması problemin temeli. benzer bir durumun ajax veya dortmund gibi takımlarda yaşanacağını düşünüyor musunuz? ben açıkçası pek düşünmüyorum. "dünyanın her yerinde bu böyledir" mi? ben pek emin değilim.

    türkiye'de askeriyeden akademiye devrecilik, kıdem, üstün astı ezmesi gibi hadiseler var ve bu kanıksanmış durum, futbolda doğru olmadığı gibi o alanlarda da doğru değil. meslektaşların birbirlerine meslektaş gibi davranması, tecrübeli meslektaşların ise genç meslektaşlarına karşı öğretici/yol gösterici bir tavır içinde olması idealdir.

    "bu kadar baskıyı kaldıramıyorsan zaten futbolcu alma" yaklaşımı haklı gibi gözükebilir, ama genç futbolcuların maruz kaldığı tek baskı da bu değil. medya ve taraftar baskısı, üstüne takımın abilerinin mobbingi derken 17-18 yaşlarındaki bir futbolcunun özgüven problemleri yaşaması anormal değil. ülkemizde pek çok futbolcunun ancak 24-25 yaşından sonra düzgün performans vermesi bu yüzden. genç yaşta yurtdışına giden çağlar söyüncü gibiler ise nasıl özgüven patlaması yaşıyorlar görüyoruz.
App Store'dan indirin Google Play'den alın