• 376
    babam demokrat adamdır ama galatasaraylılık konusunda çok katıdır. ya galatasaraylı olmasaydım ne yapardın diye sorduğumda aldığım cevap "yastığı basardım yüzüne otururdum üstüne ya da ekmek vermezdim" şeklinde olmuştur.

    itiraf ediyorum eğer babam tarafından galatasaraylı yapılmasaydım tam bir galatasaray düşmanı olurdum.

    neden mi? şu ve benzeri sebeplerden ötürü...
    (bkz: 23 mart 2019 galatasaray olağan mali genel kurulu)
    (bkz: derin galatasaray)
  • 377
    iş görüşmeleri yaparken görüştüğüm aday galatasaraylı ise işe alma eğilimim artıyor.

    elbette adaletsiz değilim ya da kriterim bu değil ancak tüm aşamaları (teknik, yabancı dil vb.) geçen bir adaya görüşmenin sonunda mutlaka takımını sorup hem gergin ortamı yumuşatıyor hem de biraz sohbet ediyorum. bazen son aşamaya gelmeden cv üzerinde hobilerini konuşurken futbol derse yine o aşamada soruyorum takımını. galatasaray dediği an içimden ılık ılık bir şey akıyor amk. kelebekler uçuşuyor bir an. tarifi zor ama burayı okuyacak kadar galatasaraylı olanların beni iyi anladığına eminim.

    mutlu oluyorum. işe başlarsa beraber maça da gideriz diyorum kendi kendime.

    son iş başı yapan mühendis de böyle biri. galatasaray tutkunu olduğu yetmemiş gibi bir de belli yaşa kadar futbol oynamış. kimseye söyleme dedim. orta saha imiş. şirket halı saha maçlarında kendi takımıma yazacağım kısmetse. :))) pivot ağabeyinin arkasında oyun kursun, ortalığı yakalım. ben alan boşaltayım, o yazsın. ben stoperleri helva yapayım, o örümcek ağlarını alsın.

    yaşasın kafayı galatasaray'la bozanlar!
  • 378
    $ampiyonluk yari$i verdigimiz $u günlerde maç bakamiyorum.

    sebebi, direk abdürrahim albayrak'a baglamam. çok heyecan yapiyorum, elin ayagim buz kesiyo, dilim damagima yapi$iyo, tuvaletim geliyo, gol attigimizda da hulk'a bagliyorum.

    kendimi biliyorum. malum seneye 40 diycez allah ömür verirse. futbol için hayatimi riske atmak istemem ancak ben de isterim $öyle sakin sakin, gerilmeden takimimi izlemeyi.

    bizim burada thc'siz* esrar sigaralari çikti. tamamen legal. kafa yapmiyo, sadece sekinle$tiriyo diyolar. acaba böyle bir $ey mi denesem? sigara da içmiyorum. bilememiyorum ne yapacagimi. $öyle bir sakinle$ebilsem.

    geçen yil da böyle oldu. bjk ve ba$ak$ehir maçlarini di$arda cepten izledi arkada$lar, ben hep oralardan uzakla$tim. arada sadece gelip skor'a baktim ama arkada$lara yakla$irken ki kalp ati$larimin sesini 2 metre yanimda yürüyen birisi bile duyabilirdi.

    not. ta$ak falan geçmiyorum. kendisini böyle hisseden renkta$lar varsa mesaj kutumu ye$illendirebilirler, kar$ilikli dertle$iriz, belki bir çözüm buluruz.

    dipnot. içki de içmiyorum.
  • 379
    şampiyonluk mücadelsi verdiğimiz şu günlerde, takıma bir gram inancım yok. hiçbir maçı doğru düzgün oyunla kazanmadık bir yıldır. bir oyun planımız olduğunu da düşünmüyorum, maalesef.
    hocanın neden bu duruma müdahale etmediğine anlam veremiyorum. 1.5 senedir takımı toparlayamadı, bu yaz ne olacak da durum değişecek bilemiyorum.
    alacağımız koşan birkaç adamla bizim oyunumuza artı değer katmamız çok zor, oynayan bir takım olamayacağız galiba bir iki sene daha. sadece koşup basan, bozan, kapanan savunmayı açmak için tek planı forvet sokup rakip ceza alanını karıştırmaktan ibaret bir takım olarak kalacağız.
  • 380
    eskiden futbol oynardım. küçük bir beldenin belediye takımında sağ bektim. çok kötüydüm. uzun paslarım, ortalarım bir de fiziğim iyiydi. çevre kontrolüm sıfırdı. arkamda rakibin nefesini hissedince panik olup sıçar batırırdım. hoca lisansımı çıkartmak icin kimliğimi istediği gün dünyanın en mutlu sivaslı erkeğiydim. beğendiği başka bir çocuğun lisansında sorun çıktığı için benden kimliğimi istemişti ama benim bu durumla ilgili sorunum yoktu. babam her maçıma gelirdi. takımda sadece benim babam maçlara gelirdi. bazen antrenmanlara bile gelirdi. çok amerikan filmi seyrettigi için olabilir, bilmiyorum. çoğunlukla kulübede başlardım maçlara. babamın izlediği bir maçta iyi oynamıştım. bir ara rakip takımın hocası "sertaç şu 13 numaraya yapış artık oğlum hayde haydee" diye haykırmıstı hatta. çunkü akıyordum. muz ortalar kesiyor, rakibin sol kanadını felç ediyordum. o gün de dünyanın en mutlu sivaslı erkeği olmuştum. hocam beni 13 numarayla damgalamıştı, evet. ama 13 numaraya ısınmıştım. ilerleyen yıllarda tombalada 13 numaralı kartı seçip bolca kazanacaktım.

    bir gün 12-0 kaybettiğimiz bir maçtan sonra(bodrumspor'a karşı) hoca takımı etrafında topladı ve herkesi bir güzel haşladı. ben hariç. sonra beni parmağıyla göstererek "nitratdarjan'a niye kızmıyorum biliyor musunuz? çunkü elinden geleni yapıyor, ama sen okan, sen önder, sen çağrı... siz elinizden geleni yapmazsanız ondan ne farkınız kalır?" hocanin beni gösteren parmağının tam ucuna bakarak dinliyordum. önder'in okan'ın çağrı'nın başı yerdeydi. utanıyorlardı. sonra bana döndü. aferin dedi. yüreğiyle oynadı nitratdarjan dedi. sonra malzemeleri toplayıp soyunma odasına gittik. soyunma odamız hayatımda görduğum en pis yerlerden biriydi. o dönem boxer diye bir kavram yoktu. herkes beyaz don giyerdi ve neden bilmem, soyunma odasinda o beyaz donlari çikarıp yere atmak adetti. ben hiç yapmadım ama yerde bolca beyaz don gördüm. pek çoğu terden sararmıs, lastikleri eprimişti.

    bir gün 0-0 giden bir maçta hoca beni oyuna almak için yanına çagırdı. rakibin 13 yasında oldugu iddia edilen pos bıyıklı bir forveti vardı. hoca "git yapış" dedi. bizim oralara alan savunması falan daha gelmemişti, tehlikeli adama yapışmak en efektif savunma stratejisiydi. eşofmanımı çikardim, sahanın kenarinda babamı gördüm ve oyuna girdim. bir süre pos bıyıklı forvete yapıştım. bana donüp "sktir git bacağını kırarım çocuk" dedi. tırstım. cevap vermedim. sağ bektim ama ama o gün merkezdeydim. icgüdüsel olarak pos bıyıklı kıllı forveti savunmaya gitmiştim. pos bıyık bir ara sırtı bana dönük şekilde topu kontrol etti, karnıma sert bir dirsek darbesi indirdi, ben yere kapaklandım. sonra dönüp golü attı. maçtan sonra hoca takımi tebrik etti. ben haric. "nitratdarjan bir hata yaptı golü yedik ama olsun" dedi. malzemeci abimiz kenardan "olceeek, olcek hocam olcek" diye moral veriyordu. sonra soyinma odası, beyaz donlar, iğrenç kokular, küfürlü sakalar, el şakaları... hiçbirine katilmaz hicbirine gülmezdim.

    itiraf bunun neresinde? yaklaşık 15 yıl sonra girdiğim her toplulukta kendimi aynen o küçük takımın 13 numarali sag beki gibi hissediyorum. hatta o zamanki cesaretimden yoksunum. yüzüme gülünduğunde bile bir şekilde devam ederdim, sebebini bilmeksizin. artık bir sebep bulamıyorum. yüzüme de gülünmüyor, ibret olsun diye parmakla da gosterilmiyorum. ama o 13 numarayı hala sırtımda hissediyorum.
  • 381
    11 mayıs 2019 çaykur rizespor galatasaray maçında ne rakipten, ne mevcut form durumumuzdan, ne kadro kalitesinden, ne deplasman fobimizden, ne hakemden, ne de skordan korkmadım şu lanet kamera açısından korktuğum kadar.

    ben bugüne kadar bu açıdan yayın yapılan stadlarda iyi oynadığımızı veya rahat galibiyet aldığımızı görmedim.

    edit: allah'a çok şükür.
  • 382
    18/19 sezonunda hakemlerin aleyhimize çatır çatır çalıştığı, puan/puanlarımızın çalındığı maçlardan sonra bile hakem eleştirisinden çok futbol takımımızı, oyuncularımızı ve bunun baş sorumlusu fatih hocamızı eleştirdim. hatta bu maçların hepsi hala nazarımda fatih hocaya yazar.

    ben sahada iyi oyun istiyorum, mücadele istiyorum, hırs görmek istiyorum. kazanmak güzel ama bir sezonu top oynamadan kapatmayı ben kabul etmiyorum. entry’lerime bakarsanız da bunu zaten görürsünüz.

    geleyim işin itiraf kısmına. bize yapılınca kıs kıs gülenler, ağlama diyenler, oyna devam diyenler bugün toplu halde ağlama şenlikleri yapıyor. vallahi zevkten dört köşe oluyorum. umarım sezonun kalan iki maçında da bu ağlayanlar hakem kıyımlarıyla puan kaybı yaşamaya devam ederler. bizim lehimize yapılacak her hatayı da kabul ediyorum bu kalan iki maçta. daha çok ağlasınlar. herkes hak ettiğini yaşar. tff ve mhk’yı istifaya davet edemedikleri gün ağlama şanslarını kaybetlerine rağmen yüzsüzce, utanmadan ağlıyorlar. oysaki fikret orman ve ali koç çıkıp ne demişti; ‘biz hakem konuşmak istemiyoruz. hakemlerde insan, iyi niyetliler, hata yapabilirler.’ umarım kalan iki haftada bol bol hatalara devam ederler maçlarınızda bu iyi niyetli hakemlerimiz.
  • 383
    19 mayıs 2019 galatasaray istanbul başakşehir maçını kazanarak şampiyonluğu garantilediğimiz akşamdan beri antu.com'da galatasaray sözlük'ten kat be kat daha fazla zaman geçiriyorum.

    maçın son düdüğü çaldı. hemen oğlumu aldım sokaktaki kutlamalara katıldık. sonra eve geldim sözlüğe girdim, ilk öne çıkan başlıklar 2019-2020 sezonu yaz transfer dönemi , hedef 23, kon2antra3yon. vay arkadaş, bu nasıl hayat birader! herkesin içinde bir alman var da bizim sözlükte mi ortaya çıkıyor. salın lan biraz.

    halbuki benim antu'm öyle mi? o gece bir girdim ortam yanıyor, yanıyor. hem de nasıl yanıyor. bakın bugün 4. gün halen yanıyor. iftiralar, hakaretler, küfürler, isyanlar bini bir para. bonzai kafasıyla kadro dizeni mi ararsın, federasyonu, mhk'yı ele geçirmemiz lazım diye çıldıranları mı ararsın, acun'a spor kanalı aç sadece bizi mağdur göster diyeni mi ararsın hepsi orada. kardeşim orada hayat var, hayat. kan var, gözyaşı var, ihtiras var. orada her şey gerçek.
  • 386
    istanbul'da doğup istanbul'la büyüyen ya da sadece istanbul'la büyüyen insanları çok kıskanıyorum sözlük.

    kıskanmak demeyelim aslında da daha çok imrenme. sebebiyse öyle ya da böyle galatasaray'ı galatasaray yapan değerleri, o dokuyu yerinde hissedebilmiş olmaları, bu tada bizzat erişebilmeleri. ne bileyim abi, bakıyorum mesela eski entry'lere, adam anlatmış işte asmalı, beyoğlu, pera, tünel vs. anılarını falan, ali sami yen'deki güzellikleri... dolu dolu yaşanmış galatasaray hani, belli.

    zor ama bir o kadar da güzel şehir vesselam.
  • 388
    okunmayacağı ön yargısıyla tuğla gibi bir giri yazacağım. bir nevi denize atıyorum. bana önce doğru kelimesinin anlamı öğretildi, sonra ise iletişimin.
    yolda en yakın arkadaşımı kavga ederken görsem karşıdakine vuramam. şiddet kötü, bu başka birşey ama esas mesele suçlu olanın kim olduğunu henüz bilmiyor oluşumdur. annem kuzeniyle küstüyse ben de hemen küsemem, biri memleketlim olduğu için diğer insanlarsan üstün değildir benim için. tuttuğum takımda oynuyor diye kötü bir oyuncu yahut insanı savunmam hakeza.
    bundan on sene evvel arda turan'dan hoşlanmıyordum. o zaman arda bayrak adam tabi.
    https://eksisozluk.com/entry/19690903
    şunu yazmıştım eksisozluk'e.

    tüm türkiye'nin hayran olduğu zamanlarda ise şunu: https://eksisozluk.com/entry/29469098

    fakat geçen gün kendisini olan kızgınlığımın sonucunda ona komik bir sözleşme önerilmesi gerektiğini yazdım sözlükte. hatta en alta da ironiyi not düştüm anlaşılmayınca. https://rerererarara.net/entry/2690405

    bugün bir başka konuda yazdığım bir metin için insanlar geçmiş girilerime bakıp eksik gedik arıyor, beni arda fanboyluğu ile suçluyorlar, çünkü onların tayfasından değilim.
    muslera'yı bir arkadaşım gibi severim. geçen sene aşırı yüksek bir yıllık ücret aldığını ve yaşlandığını, genç biriyle değiştirilmesi gerektiğini yazdığımda almadığım tepki kalmadı. muğdat'ı istemediğim bir giri için bir ton tepki geldi. yerine önerdiğim adamların olduğu giriyi buraya tekrar bırakacağım. https://rerererarara.net/entry/2408560

    bugün bir arkadaş özel mesajla küfür etmiş. gurrpegi başlığına transfer haberi yazmasının kulübe zarar verdiğini yazdığım için. halbuki en baştaki adam, terim diyor bizim beyanımızdan başkasını istemiyorum. hadi yanılıyor diyelim ki olabilir, bu platformda bunun için küfür yiyebiliyorsak sözün bittiği yere geliyoruz.itiraf ediyorum, burada böyle birşey yaşayabileceğimi tahmin etmiyordum.
  • 392
    galatasaray galip gelemediği zaman evde biraz soğuk rüzgarlar estiriyorum galiba. hanım da bundan şikayetçi, haliyle.

    7 ağustos 2019 galatasaray akhisarspor maçından sonra gülerek yanına gidip sarılınca " ne oldu galatasaray kazandı dimi? " diye sordu. ben de "yoo berabere bitti " dedim.* .

    artık galatasaray kazanamasa da mutlu olabiliyorum sanıyor. *
  • 394
    babamla hiç galatasaray maçı izleyemedim.
    babam doğduğum günden bu yana halamın kocasının fenerbahçe'de oynamasıyla, eniştemin lefter küçükandonyadis'in öz yeğeni olmasıyla gurur duyduğu için bu mutluluğu hiç yaşayamadım.
    6 yaşımda nereden edindiğimi hatırlamadığım galatasaray eşofmanını sevine sevine giyerken kızdı, sindirdi.
    sünnet düğünümde bile her yeri sarı lacivert süsleyerek ileride fotoğraflarıma baktırtmayacak kadar baskıyla beni fenerli yapmaya çalıştı, yetmedi tüm derbilere götürdü.
    ancak ne yaparsa yapsın gheorghe hagi gol attığında sevinmememi engelleyemedi. uefa kupası aldığımızda sevinç çığlığı atmamı bastıramadı. çok küstü, çok kavga ettik.
    24 mayıs 2015 galatasaray beşiktaş maçı'ndan sonra sevinçten ağladığımı gördüğünde ancak barışabildik, ancak o zaman beni galatasaraylı görebildi babam.
    ancak babasıyla maç izleyenlere karşı gizli bir kıskançlık besledim, çok özendim.
    umarım oğlum doğduktan sonra baba olarak bunu yaşayabilirim, ne kadar istediğimi kelimelerle anlatamam.
  • 395
    kimse kusura bakmasın lütfen ama, her şeye başlık açılmasına dair ciddi bir rahatsızlık duyuyorum. boşu boşuna ana sayfayı işgal ediyor, bence.
    bunlara örnek vermek gerekirse (bkz: abdurrahim albayrak öpücüğü), (bkz: kalite), (bkz: abdurrahim albayrak radamel falcao ikilisi). bunlar sadece bugün açılan başlıklar.
    elbette herkes bundan rahatsızlık duymayabilir, hatta kiminin hoşuna da gidebilir bu durum ama bence çok gereksiz, tam bir ekşi sözlük formatı. ki galatasaray sözlük’ü ekşi’den ayıran en ayırt edici özellik de içerikleri. ama böyle olunca sanki benzerliğimiz daha da artıyormuş gibi.
    rahatsızlığımı paylaşmak istedim.
    herkese şimdiden iyi bayramlar, iyi tatiller.
    edit: pivot sanrfor uyardı, abdurrahim albayrak öpücüğü başlığı bugün değil, 2018’de açılmış.
  • 400
    bu bir itiraftan çok pişmanlık. o yüzden galatasaray sözlük pişmanlık duvarı’na yazmak istedim fakat o da ne? öyle bir başlık da yokmuş. * ben o başlığı açmak istemedim ama açan biri olursa dökülecek çok dert var. :( geçelim itirafa;

    yıllar 2009’u gösterirken o dönemler amasya’da bir eve taşınmıştık. taşınma öncesi rutin ev temizliğinde evin vestiyerinin çekmecesinde eski bir kutu buldum. kutuyu açtığımda kutunun içinde galatasaray’ın uefa’yı kazandığı güne dair 5-6 gazetenin küpürünün olduğunu farkettim. sevinçten deliye dönmüştüm. anneme gösterdim,önce pek oralı olmadı fakat bendeki mutluluğu görünce o da sevindi. bu da bir hatıra olur diye kutunun içine geri koyalım ki yarın öbür gün normal bir gazeteymiş gibi saçmasapan bir şey için kullanmayalım diye kararlaştırdık. ben bu gazeteleri kutunun içine koydum ama arasıra gidip bakıyorum falan. derken zaman geçti, ablam ankara’yı kazandı, ailecek ankara’ya gitme telaşına tutuştuk. benim o ara aklımdan çıktı ve kutuyu oradan almayı unuttum. evi ankara’ya taşıdıktan takriben 1 ay falan sonra gazeteler aklıma geldi. anneme kolilerden çıkarmadın mı diye sordum ve annemden de o acı cümleyi duydum. “oğlum ben sen almışındır diye düşünmüştüm.” dünyam başıma yıkıldı, çerçeveletip duvarıma asmayı düşündüğüm muazzam değerdeki gazeteleri malca unutmuştum. hayattaki -ki o zaman 10. sınıftayım- en büyük yıkılışım oydu. otobüse binip gitmeyi bile düşündüm ama eve yeni taşınan kişinin gazetelerin değerini anlayan biriyse bana vermeyeceğini, değerini bilmeyen biriyse çoktan atmış olacağını düşündüm. o günden beri galatasaray store’dan aldığım kıyafetlerin etiketlerini dahi kontrolüm altındaki bir kutuda tutuyorum.

    bu arada amasya’da yaşayıp böyle bir gazete topluluğuyla karşılaşan olduysa hayrına en azından 1 gazeteyi bana verse çok iyi olur. :(