• 1
    galatasaray tarihinin en güzel, en tutkulu, en evrensel marşıdır. beethoven'ın 9. senfonisi üzerine değer dilek 'in yazdığı sözlerden oluşur. beethoven hayranlığımdan mıdır bilinmez, bütün marşlar yasaklansa,stadyumda sadece bu marş söylenecek dense asla mutsuz olmam. o derece sevdiğim, her maç öncesi içimden mırıldandığım melodidir. keşke bizim "you will never walk alone" umuz olsa dedirtendir. ana tezahüratı "9. senfoni" olan bir kulübün taraftarı olmak isterdim. umarım yakında elimizde zaten var olan nitelikli marşlarımıza geri döneriz.

    sözleri:
    umudumuz, ozlemimiz şanli galatasaray
    galibiyet sevincimiz şanli galatasaray
    zaferlere aliştik biz, baş egmeyiz kimseye!
    sari kirmizi bayragi diktik en yukseklere!

    kivancimiz, gururumuz şanli galatasaray
    hic sonmeyen goz nurumuz şanli galatasaray
    kiran da olsa kiril sen fakat bukulme sakin!
    "cimbom cimbom" diye haykir, sonmesin umutlarin!

    yuregimiz, guvenimiz şanli galatasaray
    sonu olmayan sevgimiz şanli galatasaray
    şampiyonluk senin adin, kim dayanir gucune?
    hep başin dik, alnin acik kupalara ilerle!

    sevincimiz, hayatimiz şanli galatasaray
    tukenmeyen inancimiz şanli galatasaray
    dize getir avrupa'yi, selam dursunlar sana!
    turk'un olumsuz adini duyur butun dunyaya!

    melodisini hatırlamak isteyenler için : http://www.youtube.com/watch?v=_-mvutiDRvQ
  • 2
    12-13 yaşındayken bana beethoven'ı sevdirmiş parça. şimdi sabah akşam klasik müzik dinlememin başlangıcı belki de. cd'lerin yeni yeni piyasaya çıktığı vakitlerde, eve bir adet seçme klasik müzik cd'si gelmişti, beethoven'la strauss'tan başka isim hatırlamıyorum, başka kimler vardı... birinci ya da ikinci parça dokuncu senfoni'ydi. dokuzuncu senfoniyi son ses açar, bu marşın sözlerini söyleyerek dolaşırdım evde. hâlâ da dokuzuncu senfoniyi duyduğumda aklıma gelir a clockwork orange'la beraber.
  • 6
    galatasaray'ın ve galatasaraylılığın ne anlama geldiğini 4 kıtada anlatan mükemmel bir eserdir.

    bana bir marş yaz deseler galatasaray'a dair; içinde galatasaray'ın anlamını, varoluş felsefesini barındırsın bu marşın sözlerinin üstüne çıkamazdım.

    her dizesiyle içimde galatasaray'a dair büyüttüğüm derin aşkımı, ona karşı olan mantık dışı bağlılığımı, amansız tutkumu özetleyen sözlere sahip inanılmaz bir marştır bu.

    her nerede olursam olayım, ne şartta, ne durumda, fakir ya da zengin, güçlü ya da güçsüz, çocuk ya da yaşlı her ne olursam olayım cimbom! denilince kalp atışlarım hızlanıyorsa...

    psikiyatride tanımlanmış bir hastalıktır belki bizim galatasaraylılığımız, bilmiyorum. büyük ihtimalle kategorize edilmiş, belirli eksikliklerden kaynaklanan, belli semptomlarla kendini gösteren bir rahatsızlık da olabilir durumumuz. böyle bile olsa ne farkeder?

    hor görülsek de, büyük! ideal sahipleri tarafından küçümsensek de, çevremiz tarafından kafayı bozmakla, fanatiklikle yaftalansak ve 'hayat bu değil, boş işler bunlar' dense de yüzümüze müteaddit kere...

    ele güne inat umudumuz, özlemimiz, galibiyet sevincimiz, kıvancımız, gururumuz, hiç sönmeyen göz nurumuz, yüreğimiz, güvenimiz, sonu olmayan sevgimiz, sevincimiz, hayatımız, tükenmeyen inancımızsın sen şanlı galatasaray!

    ve sen, sana ve değerlerine karşı en acımasız, en ahlaksızca saldırılar karşısında bile asaletini hiç kaybetme sonsuz kadar. kıran da olsa kırıl sen, fakat bükülme sakın! 'cimbom! cimbom!' diye haykır, sönmesin umutların. çünkü senin adının olduğu yerde umut vardır.

    ah ulan ah, bu da böyle bir anımdı işte.