resim
Sabri Sarıoğlu
Görev:Teknik Direktör
Takım:-
Yaş:41
Uyruk:Türkiye
  • 6751
    bir gün takımdan gidecek ve herkes kurtulduk gözüyle bakacak . böyle içten pazarlıklı adamlar hiç sevilmez bakmayın siz sabri reyiz konuşmalarına , bu adamı futbol zevki olan galatasarayı gerçek anlamda seven kimse sevmez .zaten karekter olarakta sorunlu biri takım içi anlaşmazlıkları , sözde kaptanlığın getirdiği kompileksi artık sıktı . savunanlar zaten klasik galatasarayın çocuğu saçmalığıyla savunur . bu galatasarayın çocuğuysa elmander , necati vb neyin çocuğu.
  • 6341
    mahalle takımı hakkında birkaç şey karalamış.

    sabri'nin uzun taç atışı

    beyhude bir teoremin peşine düşüyorum, haydi hayırlısı,

    100 yıllık futbolda en büyük futbol teorisyenlerinin bile açıklayamayacağı dosyayı açıyorum.

    sabri sarıoğlu nasıl olur da, bir ülkenin en büyük futbol takımının vazgeçilemez, değiştirilemez, değiştirilmesi teklif dahi edilemez sağ beki olabilir?

    eskittiği, kovduğu, futbol kariyerini bitirdiği sağ beklerin, aklımızda kalanlarını yazalım.

    sebastian perez'den başlayalım, muhammed sarr, emrah umut, suat usta, cesar pratez, cihan haspolatlı, uğur uçar, ali turan, serkan kurtuluş'ta mola verelim. koskoca eboue'yi florya'ya sokmadığını, salih dursun'a, veysel sarı'ya, tarık'a kulübü soydurduğunu söyleyelim.yasin öztekin'i az daha iptal ediyordu diyelim ve başlayalım.

    bu yazıyı yazdığımızda da 6 maç kalmış, 6 sını da kazanırsak şampiyon oluyoruz, ne yazık ki alternatifsiz sağ bek olarak bu son 6 ölüm kalım maçını oynayacak. göreceğimiz korku filmine taraftarı alıştırarak bir kere daha elimizden geleni karınca kararınca yapmaya kalkalım.

    her sezon sağ bek aramışız, şu saydığımız adamlara kaptırılan paraları kendisinin aldığı parayla toplasak, küçük bir güney amerika takımına yatırsak, kıta şampiyonu olurduk. ve o kıta şampyonu takımın dünya'nın dört bir yanına dağılmasıyla da binlerce sabri'yi ben de futbol oynarım umuduyla futbol sahalarına sokardık.

    işte tam da bu noktadan tezlerimizi ortaya koymaya çalışıyoruz. futbolun kendi felsefesiyle açıklanamaz bir durum söz konusu. sabri, futbolu bıraktıktan sonra, halı saha maçına bile çağırılmayacak, mevcut karizmasıyla, bilgisi, kariyeriyle hoca olamayacak, futbol taraftarıyla ilişkisi, 3 e kadar sayıp, ellerini sahanın ortasında havaya kaldırıp, taraftarı coşturmakla sınırlı bilgisiyle, zift medyasında galatasaray maymunu yapılmayacak.

    peki neyin bedelidir, neyin karşılığıdır, milyonlarca galatasaraylıya senelerdir çektirilen bu cehennem azabı?

    lucescu, hagi, feldkamp, skibbe, reykart, mancini, prandelli, çalıştığı yabancı hocalar, çalıştığı yabancı futbolcuları yazıp kafa şişirmeyeceğim. rumence'den, isanyolca'dan, almanca'dan, flemenk'çeden, italyanca'dan, japonca'dan,,, her dilden sporcuyla muhatap olup, türkçeyi bile konuşamamak, nasıl bir galatasaray kaptanlığıdır? cevabı bulmaya çalışacağız.

    önce her maç tutulduğumuz, küfretmekten çene felci geçirdiğimiz, sabri atraksiyonuna değineceğiz.

    sabri'nin uzun taç atışı;

    top defalarca sağ taraftan taca çıkıyor, 100 metrelik hat boyunca nereden çıkarsa çıksın, sabri topu ellemezse sanki hükmen mağlup sayılacağımız başkaları için küçük, en azından benim için büyük olan eylemini deşeceğiz. özellikle rakip kaleye yakın yerden top lehimize taca çıkmışsa. mücadeleye en yakın oyuncu topu bir an önce oyuna sokmak ister, tac atmasını bilmeyen, daha doğrusu sabri'den daha kötü atan oyuncu bulunmadığından, sabri'nin ''bıraaaak'' emriyle taç atımından vaz geçer. hele maç yağmurlu bir havada oynanıyorsa bu ritüel daha bir anlam taşır.

    galatasaray konumu itibarıyla her maçını galibiyete oynamak durumundadır. dolayısı ile saniyelerin önemi büyüktür, top ne kadar çok oyun içerisinde kalırsa galatasaray için avantajdır. tabi sabri için bu avantajın önemi yoktur. topu top toplayıcıdan ister, çoğunda beğenmez, kenardaki çocukla değiştirir. formasının içine sokar, topu kurular. bu eylemi bilimsel olarak açıklamaya kalksak, kalkabiliriz. ihmal edilebilir şeyleri bile ihmal etmiyoruz. topun üstündeki ıslaklık zerreleri, muhtemelen taç atışı boyunca sürtünmeyi olumsuz etkileyebilir. mutlaka bir ağırlığı vardır topun üzerindeki damlaların. topun yer çekimine direnci azalır, sabri'nin hesapladığı zamandan daha önce eğik atış durumuna geçebilir. bu durumda misal umut bulut'a doğru atılmış gelişi güzel taç, umut'a gelemeden rakip oyuncu müdahil olabilir. hadi sabri hesabı tam yaptı diyelim, ıslak topu umut'la buluşturdu, umut kel kayabilir, burak'la buluştursa burak'ın saçı her maç başka bir stil, topla buluştuğunda ne gibi olumsuzluk olur çalışılmamış. en iyisi topu kurulamak.

    kurulanmış top, sabri'nin elinde atış anını bekleyedursun. zaman galatasaray aleyhine işliyor, taç atışından kaybedilen süre maça eklense sabri'li maçta sadece taç atışlarından 4 dakika eklenmesi lazım. inanmayan ilk lig maçında kronometre tutsun. sabri reiz hesap yapıyor rahatsız etmeyelim. topu başının üstüne getirdi, atacak, rakip taraftar olsam sadece bu anları seyretmek için maça giderim. topla buluşmak isteyen futbolcuların deli danalar gibi sağa sola kaçışmaları, sabri'nin bir türlü karar verememesi, verdiği andaki kimyasal, tıbbi değişimler. ciğere oksijen çekiş, duluğu şişiriş, denge, taç kullanan sabri, taçtan gelen topa dokunan futbolcu, kaleciden oluşan üçgenin hipotenüsü, açı, ilk hız. pozisyona alınacak, verilecek reaksiyon, rakip futbolcuların tacı kapıp, kontratağa çıkma telaşı. kalbe son bir nefesle kan pompalama, geriliş ve topun elden çıkışı. o an gözünü kapa, 3 saniye bekle, sonra aç, sabri'nin kaptırdığı topu kapmak için takımın 10 futbolcusunun hesapta olmayan enerjisini, koşu mesafesini, mücadelesini, büyük ihtimalle rakip takımın kalemize bilinçli veya kontra başlattığı atağı, sabri'nin kıçına nişadır sürülmüş kedi gibi koşuşunu göreceksin.

    sabri'nin kullandığı tacın golle sonuçlanmasını geçtik, tehlike yaratmasını da geçiyoruz, topun bizde kalmasına razıyız. vakit geçirmek bizim avantajımıza değil, ayağınla atamıyorsun, onun sebebine daha geçemedik, en kısa anda, en yakınındaki adama elinle bile atamıyorsan, o porshe'ler, ferrari'lere nasıl biniyorsun? taç atışlarından kaybettiğimiz zamanı, çoğu zaman mumla arıyoruz. topa en yakın kimse tacı o atsın, bizi ızdıraptan kurtarsın diyoruz, teknik tarafından meseleyi kapatıyoruz.

    hiç bir büyük takım futbolcusu olma özelliği olmayan futbolcu, neden bertaraf edilemez peki. yazının başında saydığımız futbolcuların çoğu sabri'den daha iyi futbolcu olduğu, defalarca kadro dışı kaldığı halde alavere dalavere sabri reiz sağ beke nin futbol dışı açıklaması nedir?

    muhtemelen, yüz binlerce baba, oğlunu, sabri'yi gördükten sonra benim oğlum da futbolcu olur haklı hayaliyle spor okullarına yazdırır, futbol endüstrisine bu anlamda büyük bir katkısı vardır. her sağ bek dany alves olsa, düşünsene hangi baba çocuğuna futbolcu olsun diye yatırım yapar. futbolcu olmayacak olan çocuk, okumaya yönlendirilecek, muhtemelen bir baltaya sap olacak. sap olunca ülke meselelerine kafa yoracak, muhtemelen kurulu sistemlere bizim gibi muhalefet yapacak. anarşi, kargaşa. bakın acun ilıcalı'ya, 10 yıldır, bir ulusun beyin ameliyatını tek başına yaptı. kutu açtırdığı dakikalarda fener- bursa yarı final maçı vardı, her iki takım tam kadro, stadyum tıklım tıklımdı, halkımız narkozu yemiş, acun'un hokkabazlarını seyretmeyi uygun görmüştü.

    sistem hassas bir tahterevalli üzerinde suni bir denge üzerine kurulmuştur. selçuk şahin gibi, sabri gibi çok kötü futbolcu olduğu halde çok uzun süre kompanse edilmesi gereken futbolculara ihtiyaç vardır. bir takıma bir sabri çok, hiç sabri eksiktir. bu yüzden futbolun kendi kriterlerine göre sabri, her sezon için önce düşünülmüyor, sonra ihtiyaç duyulacak hale getiriliyordu. tıpkı selçuk şahin gibi. sabri sayesinde takıma takıma 13 sezonda 14 sağ bek transfer edilmiş, kim bilir kaç yönetici, kaç hırsız, kaç menajer, kaç kravatlı eşkıya sırtımızdan palazlanmıştır. düşünsenize sabri iyi çıksa bu transferlerin hiç biri yapılmayacak, borcumuza borç eklenmeyecekti- ki bu durum futbol endüstrisine darbe demekti.

    bir gün elbet her şey olduğu gibi futbol da temizlenecek. oyunu biz kurduk, halk çocukları, düştüğü lağımdan çıkaracak olan da bizleriz. o günler geldiğinde, mertçe, delikanlıca maçlar yeniden oynandığında hak etmeyen hiç kimse futbolcuyum diyemeyecek, sabri özelinde tüm vasat altı, niteliksiz, futbolcu lisansına sahip gençler, büyük maçları bizim gibi tribünlerden izleyecek. şimdi zaten izleyenler de para alamayacaklar. porshelerini, sevgililerini antrenman sahalarında sergileyemeyecekler.

    umarım o günler çok uzaklarda değildir.

    mahalle takımı
  • 4274
    hep kendilerinin, veya sözlükten birilerinin sabri yerine koysan daha iyi oynayacağını iddia eden über yetenekli kardeşlerim bu haber tam size göre, geç kalmayın, başvurun bence hemen. fatih hocam genç aslanlarını arıyormuş, hem hepiniz iyi galatasaraylısınız, hem de milyon euro'lar & dolarlar kazanabilirsiniz.

    http://www2.galatasaray.org/...yapi/haber/15963.php

    --- alıntı ---
    "fatih terim genç aslanlarını arıyor" projesi başladı

    bugün, florya metin oktay tesisleri’nde, galatasaray teknik direktörü fatih terim, futbol akademisi genel direktörü müfit erkasap ve fatih ibradı'nın katılımıyla, “fatih terim genç aslanlarını arıyor” projesi kapsamında bir toplantı düzenlendi. türkiye geneli ve yurtdışındaki futbol okullarımızın yöneticilerinin hazır bulunduğu toplantıda, teknik direktörümüz fatih terim bir konuşma yaptı.

    futbol okulları yöneticilerine hitaben yaptığı konuşmada, fatih terim şu ifadeleri kullandı:

    “önümüzdeki hafta divan kurulumuzda yapacağımız çok önemli bir sunum var. bugün altyapı ile ilgili dev bir projenin küçük bir parçasını sizlerle paylaşmak istiyoruz çünkü galatasaray’ın özellikle futbolda gelişmesini, tavanla birleşmesini bir an önce sağlamamız gerekiyor. burada size çok ihtiyacımız var. yeni sistemin bir parçası olmak zorundayız, zorundasınız. birazdan arkadaşlarımız size daha ayrıntılı bilgi verecek ama ben size birkaç hatırlatmada bulunmak istiyorum.

    futbol okulları sadece ekonomik amaç taşımamalı, teknik amaç da taşımalı. oradan akademimize, akademimizden de yukarı doğru bir sirkülasyon sağlanmalı. bunun için beraberce yeni bir çalışma yapacağız. buradaki çocuğumuz hangi antrenmanı yapıyorsa, dünyanın herhangi bir tarafındaki herhangi bir futbol okulumuzun öğrencisi de aynı antrenmanı yapacak. hangi kaloriyi alıyorsa, hangi yemeği yiyorsa aynısını yiyecek. bir sistem içerisinde birbirini tamamlayan bu halkalar, sonunda inanıyorum ki futbolcu getirmek, yetiştirmek ve a takım’a kazandırmak adına bizim önümüzü açacaktır.

    sizlerle, akademimizle hep birlikte çalışacağız. daha çok denetim, daha çok iletişim ile bu projenin sonunda geleceği yeri hep beraber tayin edeceğiz ve bu gururu beraberce sahipleneceğiz. milli takım ve galatasaray’da daha önce de birçok bilimsel çalışmamız olmuştu, birçok başarılı işi bilimle beraber götürmüştük. bu yöntemleri artık sadece galatasaray akademisi’nde değil, futbol okullarımızda da kullanacağız.

    geldiğimizde futbol okullarının kapanma ihtimali vardı. çünkü kaliteli eğitim bizim için vazgeçilmez unsur. daha da önemlisi, hiç vazgeçemeyeceğimiz bir şey var; bu okullar galatasaray adını taşıyor ve bu ismi taşıyan yerde mutlaka galatasaray’a yakışır kalitede olmak gerekir. arkadaşlarımızla toplanarak, gerekirse futbol okullarımızın sayısını artırmaya ve bu okullarımızı geliştirmeye karar verdik. bu muhakkak ki kulübe ekonomik olarak önemli bir katkı sağlayacaktır ancak bundan da önemlisi teknik olarak ne kadar katkı sağlayacağıdır. futbol okullarından bundan sonra daha fazla oyuncunun akademi’ye geleceğini düşünüyoruz.

    burada, galatasaray ailesini genişletmek, galatasaraylı olan her yere bu hizmeti götürmek, mümkünse bir çocuğumuzu dahi kaybetmemek amacımız. buradan hareketle, bundan sonra sahanızla, zemininizle, tesisinizle, oyuncuya verdiğiniz antrenmanla, değerle, yaklaşımla en kaliteli eğitimi sağlamanızı istiyorum. her şeyden önce iyi birer insan yetiştirmenizi istiyorum. sonuçta hepimiz galatasaray’a katkıda bulunacak yeni futbolcular istesek de her saniye önemli oyuncular çıkmayabilir ama sizin sayenizde önemli insanlar çıkabilir. bu da bizim ilk hedefimizdir; önce insan yetiştirmek, ondan sonra sporcu olabilir. sonra da akademimize, akademimizden bize gelebilir, bundan şüphemiz yok.

    şu felsefeyi kendinize bence prensip edinin. her dakika bir messi, ronaldo, arda ya da emre çolak yetişecek diye kendinizi çok şartlamayın. değişik oyuncular yetişebilir, en üst kalitede olmadı diye üzülmeyin, yaptığınız işin tatminini bence insan yetiştirerek manevi olarak alacaksınız. başta da söylediğim gibi, projelerimizin çok küçük bir bölümü bu, hepimize hayırlı olsun. kendi arkadaşlarım, akademi’nin başı olarak müfit hoca’ya, fatih hoca’ya ve akademimizin diğer elemanlarına emekleri için çok teşekkür ediyorum. şimdiden size ve onlara bu beraber yolculuğumuzda başarılar diliyorum. hepinize geldiğiniz için çok teşekkür ediyorum.”

    --- alıntı ---
  • 10135
    bazı galatasaray taraftarlarının gözünde, galatasaray efsanesi olmak için gerekli tek kriterin galatasaray altyapısında yetişip galatasaray’da belli bir sürenin üstünde top oynamak olduğunu gösteren futbolcu.

    galatasaray efsanesi 10 kilo fazlasıyla kadro dışı kalıp, her gazeteciye “bana haksızlık yaptılar” demez.

    galatasaray efsanesi kendisinin dalga malzemesi yapılmasını kabul edip reklamlarda oynamaz.
  • 8864
    15 ekim 2016 gençlerbirliği galatasaray maçının sanıyorum ki ilk yarı bitiminin hemen öncesinde saçma sapan bir sarı kart gördü ve rakibe tehlikeli bir noktadan serbest vuruş kazandırdı. aslında bu tip top kayıplarını çoğu zaman yapıyor ve şayet gözü keserse sarı kart pahasına arkadan dalıyor, olmazsa da artık elinden geldiğince kovalayıp tekrardan rakibin önünü kesmeye çalışıyor ama artık eskisi kadar hızlı olmadığı için yavaş kaldığına çokça şahit olduk. buna ek olarak sabri oyun tarzı olarak rakibi ısıran ve baskı yapan tarzda bir oyuncu gibi gözükse de umut bulut misali biraz boş davuldan ibaret. zaten aman aman bir gücü kuvveti de olmadığı için ancak göstermelik pres yapıyor. yine eskiden daha bıdır bıdır koşan bir adamdı artık o da yok...

    diğer sağ bek alternatifimiz olan cavanda'da iki tane özellik var ki sabri'yi kafadan sürklase ediyor: çabukluk ve fizik gücü. cavanda bu sezon süre aldığı çok kısa zamanlarda bile çokça defa rakibe omuz koyup ve hızını kullanıp top kaptı (adeta bir dany), bizim için olumlu anlamda atak piç etti. sabri bunların hiçbirini artık yapamaz durumda.
  • 5062
    futbol trollu olma yolunda emin adimlarla ilerliyor. hem sahada gol atinca seninle dalga gecenleri allah'a havale edeceksin hem de onlarin dalga gectikleri konuyu esas alan bir reklam filminin basrol oyuncusu olacaksin. bundan sonra kaptanlik dahi verilmemeli kendisine. kulup kaptanligi ciddiyet isteyen bir muessesedir. galatasaray kaptani kimsenin eglence sofralarina meze olmamali, umarim kulupten uzak durur artik.
  • 3994
    18 ocak 2013 kasimpasa galatasaray maci'nda iyi oynadigini iddia edenlerden, yedigimiz ilk golde kendisinin nerede oldugunu bulmalarini rica ettigim futbolcu. ayrica macin son anlarinda cizgiden cikarilan topta sifirdan giden adami nasil kacirdigina da bir iyice bakilsin. tamam yillardir galatasaray formasini terletiyor, iyi kotu gunleri oldu. iyi niyetinden hicbir zaman suphe etmedik. ancak su form durumunun bahanesi yok.
  • 190
    18 subat 2009 bordeaux galatasaray macinda oyuna girdikten birkaç dakika sonra sağ kanattan bir fırtına gibi esip geçmesi, o hızı, deparı fakat bunların çoğu zamanki gibi sonuçsuz kalması beni kendisini arda turanla karşılaştırma durumuna itmiştir. arda'nın tekniği sabride, sabrinin hızı arda'da olsa, dünya çok daha güzel bir yer olurdu sanırım.
  • 8534
    galatasaray'dan soğumam mümkün değil. ama kardeşim illallah ettiriyorlar yahu. serbest bıraksak en fazla bursaspor'a, ona da en fazla 500-600 bin €'ya gidecek adama bulunmaz hint kumaşı muamelesi yapıyorlar. yeter artık da. taraftar sevmiyor bu adamı. haklı sebeplerimiz var üstelik. aydın ve yekta'da zerre kadar yanılmayan şu taraftarı dinleyin. gönderin gitsin bunu.

    ya arkadaş, göz göre göre kulübü batağa sürüklediler, o yetmedi çırpındıkça daha da batırıyorlar. bizim kadar üzülmüyorlar, düşünmüyorlar, hesap yapmıyorlar. en çok da buna kızıyorum, sinirleniyorum. galatasaray'a olan bağlılığım zayıflayacak, hissizleşeceğim diye korkuyorum.

    seviyoruz lan biz galatasaray'ı. böyle yetersizlere peşkeş çekerek almayın elimizden amk.
  • 7236
    inter maçında az da olsa tepki görür diye umuyordum ama adam yine üçlü çektirmiş. sosyal medyada biz istediğimiz kadar kendimizi yırtalım adam stadyumda tepki görmez ve hatta üçlüye davet edilirse bu devran böyle devam eder. stadyumda tepki yok, basındaki abileri zaten toz kondurmuyor. adamın götü sağlam. hamza hamzaoğlu'na göre zaten hava hoş. taraftardan tepki gelmediği sürece bu illetyus'u takımdan kesmez.
    bir bek oyuncusu her pozisyonda kademe ihtiyacı duyar mı? sabri duyuyor abi. hem de 90 dakika boyunca. hani maçın son anları olur adam yoruldu dersin, anlayışla karşılarsın. yok bu paşa 1. dakikadan 90. dakikaya kadar bizim sağ kanattan gelen atakları bi 10 metreden izlemekle yetiniyor. paşanın götü toparlanacak diye tüm defans bloğu dengesini kaybediyor. hazırlık dönemindeki performansı kadro dışı kalmasına yeterli sebep olmalıyken hala ıslıklasak da hoca kesse diye plan yapıyoruz. böyle düzenin içine edeyim. futbol akademimizin, taraftarımızın, teknik kadromuzun, yönetim kurulunun ve camianın kalitesi aha bu adam kadardır. ötesi değil. bu kanser kesilip atılmadığı sürece bu kulüpten bi bok olmaz.
  • 10168
    mesela ben de genç yaşımda galatasaray altyapısına girseydim keşke. o kadar antrenmana o kadar fiziksel çalışmalara rağmen ben de en az sabri kadar orta açamazdım, şut çekemezdim. galatasaray sevgim de baya yüksek, kimseyle kıyaslamam, galatasaraylı arkadaşlarımı bile yeter dedirtecek seviyede. çok güzel üçlü de çektirirdim. ama gel gör ki sabrinin 18 yılda kazandığının 18’de 1’ini -çok ekstra bişey olmazsa- hayatım boyunca kazanamayacağım. hayat böyle bişey, spor olur, siyaset olur insanları çok büyütmemek lazım. vasatı övmeyi, vasata alışmayı bırakmak lazım. unutmayın bu kişiler sizin sayenizde o mevkideler, ve orada olduğu sürece de işlerinin gereğini yapmak durumundalar. aynı düz bir memur, bir banka görevlisinden beklediğiniz gibi.
  • 10307
    aldığından fazlasını veremeyen eski kaptanımız. kaptanımız olması bence bir garabet. zira sırf altyapıdan çıktı diye yada en eskilerden biri diye futbolcular kaptan yapılmamalı. sabri'de kaptanlık vasıflarının yani liderlik vasfının olmadığını düşünüyorum.

    jübile meselesi de artık tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de kapandı. sabri'ye gelene kadar nice efsanelerimize jübile yapılmadı.

    sabri sıradan özelliklerine rağmen kulübümüze hizmet etmiş ve karşılığını fazlasıyla almış bir profesyoneldir.
App Store'dan indirin Google Play'den alın