resim
Roberto Mancini
Görev:Teknik Direktör
Takım:Al-Sadd
Yaş:61
Uyruk:İtalya
  • 1484
    çalışkan hoca.rakibi izliyor, oyuncu izletiyor, alt yapıyı izliyor, takımın eksiklerini süzüyor, antremanda eksikliklerin üzerine gitmeye çalışıyor ve son olarak genetik olarak nerede duracağını bilmeyen türk futbolcusuna pozisyon almayı ve taktiğe bağlı kalmayı öğretmeye çalışıyor.kaliteli iskeletin üzerine söylediklerini yapacak, öğrenmeye açık genç oyuncuları tercih edecek gibi duruyor.umarım istediği transferleri yapar.biz de dinamik ve güzel futbol oynayan sıkı bir takım izleriz.yanılmıyorsam geleli 4 ay oldu fakat gerçekten saygımı ve sempatimi kazanmış durumda.
  • 5418
    eski hocamız ve italya milli takımının teknik direktörü, yüce insan. evet kendisi çok yüce ve çok büyük bir insan. bugün vialli'nin aramızdan ayrılmasıyla bunu bir kez daha gördüm. en yakın arkadaşlarından biriymiş vialli. moral bulsun diye milli takımda beraber çalışmışlar. zaten euro 2020'yi kazandıkları görüntüleri görünce aralarındaki dostluğun samimiyetine ve güzelliğine hayran kalıyorsunuz. bir ay içinde öz kardeşleri gibi sevdiği iki insanı amansız hastalıklardan kaybetti. kendisinin ne kadar üzgün olduğunu hayal bile edemiyorum. sabır dilemekten başka bir şey diyemiyorum.
  • 2755
    kendisini "elinde dzeko vardı da umutu oynattı" diye ya da "bu adam ingiltere de italya da şampiyon olmuş yeaa" diye savunanları görüyorum yaa daha ne diyeyim.

    ne güzel söylemiş bi kardeşimiz, fatih hocanın elinde yıldızlar topluluğu vardı lucescuda fantastik adamlar vardı di mi diye.. ama ben onu da demicem bilader diyeceğim tek şey şudur: sivas ta kim var? biz aydın gördük ama robben miydi o ? costa dedikleri rui costa mıydı? burhan dediler de aslında o agüero muydu?

    hayır güzel kardeşim. senin bi halta yaramayan oyun taktiğinde rakibin, hızlı oyuncuları ve hızlı paslarla seni ağlattı resmen ilk yarı. sen ise yine malubiyete çanak tuttun. taktiksel olarak şu şöyle olsaydı şu şurda oynasaydı falan demicem. haşa ondan daha iyi taktik bilemeyiz neticede (!) ancaaakk beyler sahaya baktıysanız bugün* benimle aynı şeyi görmüş olmanız gerek. benim gördüğüm "inanmayan bir yığın oyuncuydu" rakip ise biz bunları sahamızda seyircinin de desteğiyle kendi oyunumuzla yıkarız diyip yeminleştiler belki de. sen de ise topa kafa vurum "annneeecim kafam acıdı" diye bi saat yere yatan eboue gibi adamlar var!

    o yüzden allah hepimize mancini rahatlığı versin beyleeeeer: http://i.fotomac.com.tr/...ll/1395179838424.jpg
  • 5203
    tebrikler hocam. rakibe basıp topu bir an önce geri almak için ısıran, mücadele eden ve bölgeler arasında hızlı geçişler sağlayan bir takım izlettin.

    lakin merak ediyorum. madem ki istediğin oyun profili buydu da bizde neden ceyhun gülselam takıntın vardı? şu oyun anlayışını o yıl takıma deplasmanlarda yansıtsaydın da onca puan kaybı yaşamasaydık be sinyor.
  • 4570
    devre arası transfer dönemini de aktif geçirecek teknik adam, hücuma takviye şart hocam.

    ayrıca bu sene 70 milyon euro transfere harcamasına rağmen 90 milyon euro da oyuncu satmıştır. (bkz: #1805545) kimse nerden geliyor bu değirmenin suyu demesin. daha 50-60 milyon euro daha harcaması lazım. inşallah iyi oyuncular alıp seneye şampiyonlar ligi'ne katılma hakkını takımına kazandırır.
  • 3947
    bize gol yememeyi, takım savunması yapmayı daha ilk maçtan öğreten hocaydı ve bu adam dönem ortasında gelmiş, takımı deneyememişti bile. bu şartlar altında bizi ilk maçı olan 13-14 sezonu deplasmandaki juventus maçında rakibe 2 tane sallayarak mükemmel bir defansif anlayışla puanla döndürmeyi başardı.

    elbet bir gün yine görüşürüz hocam. bize öğlenin 15'inde, o ayazda yaşattıklarını unutmayacağız.
  • 5562
    sosyal medya futbolda paralel bir evren yaratıp insanların ona inanmasını sağlama konusunda çok acayip bir seviyeye ulaştı.
    nisan ayında rakibine şampiyonluk turu attıran,
    deplasmanlarda alınan 1 puan sonrası iyi sonuç diye açıklama yapan,
    devre arası transfer döneminde hiç birinden fayda alınamamış 10+ futbolcu (4-5 tanesi resmi maçlarda süre dahi bulamadı) transfer ettiren adam birden çok başarılıymış ve şu an bir derde derman olacakmış gibi özlemle anılıyor.
    birde kendi isteğiyle istifa ettiği işinden tazminat istemediği için adam gibi adamlık mertebesine ulaşması var o da ayrı bir konu.
    2013-2014 sezonundaki juventus maçı için kendisine minnettarım fazlası bende yok maalesef.
  • 3318
    hatalari olan teknik direktorumuz. burada sanirim herkes de hemfikirdir. kendisi de hemfikir olacak ki surekli arayis icinde. yalniz sunu da unutmayalim, galatasaray futbol takimi bu sezon fenerbahçe, besiktas ve trabzonspor ile oynadigi 7 maçin 6'sini kazandi ve sadece 1'ini kaybetti. boyle bir takimda ilk suclanacak kisiler de oyuncu grubudur. demek ki kazanmak isteyince kazaniyorlar. sen bir sezonda fener'i, besiktas'i ve trabzon'u iki kere maglup edebilecek bir ekipsen, bir zahmet 33. hafta geldiginde puanin 75-80 arasi oluversin. demek ki maç seçmissin arkadasim. ha mancini bunu engelleyebilir miydi? bir olcude evet, dolayisiyla o da sorumlu ama tum kabahat de onun degil.
  • 4592
    napoli başkanı aurelio de laurentiis'de taraftarı da şovmendir. en dikkat çeken taraftarı marika fruscio adında koca memeli bir hanım ablamızdır. bir ara napoli serie a'ya çıkarsa striptiz yapacağından bahsediyordu 80 yaşını devirmiş sophia loren kısacası eğlenceli insanlar. juventus'un bize elendikten sonra çıktığı napoli maçında napoli taraftarının juventusu kızdırmak için galatasaray bayrağı açtığı yazıyordu haberlerde. maradona'dan dolayı her zaman sempatim olmuştur napoli'ye yani hocam hiç kafaya takma burada en fazla imparator terim diye bağırırlar orada belden aşağı çalışırlar. adamların tarzı bu.
    hocamın paltosuda çok kıyakmış bu arada.
  • 4738
    insan gibi insandır kendisi. ne var ki teknik direktörlüğü bu denli muazzam değildir. ilk inter dönemi fena değildi, italya'da şike davası meydana çıkmasa bu başarıları yakalayamazdı. 1 şampiyonluk zaten federasyondan hediye geldi. diğerleri de tek tük tıngır mıngırdı işte. juve'nin olmadığı, lazio, fiorentina, milan gibi kulüplerin büyük kayıplar verdiği dönemde dahi ligte bir baskınlık kuramamıştı. ancak aldığı kupalar ismini markalaştırmaya yetti o dönem.

    hatta paralarla oynayan yapay dev manchester city, her teknik direktörü getirebilecekken bu oluşumun başına mancini'yi getirdi.

    zaten bana kalırsa mancini'nin en büyük başarıları city dönemine aittir. her şeyden önce "çok transfer yapıyor" diye eleştirilen adam manchester city'nin bugünkü omurgasını kurdu taa 6-7 yıl evvelden. onun aldığı yaya toure'ler, nasri'ler, silva'lar, aguero'lar bugün dahi manchester city'i taşıyan isimler. sir alex ferguson gibi bi isimle yarışıp şampiyonluk kazanması da herhalde bu dünyada yaşanabilecek en büyük gururlardan olsa gerek. avrupa'da hep başarısızdı, grupları geçemedi hiç. ligte bence en iyi performansını gösterdi manchester city döneminde kariyerinin.

    ancak galatasaray ve inter dönemleri çok kötü geçmiştir. galatasaray'da iç sahada inanılmaz güzel futbol oynatsa da 3 ay deplasman kazanamamak korkunçtur.

    inter döneminde ise bir ara şampiyon olacak gibi oldu ama sonrasında guarin'i satmasıyla beraber takımı çökertti. keza çok isteyip aldırdığı shaqiri'yi aynı fiyata daha yaz kampı başlamadan sattırdı. ve daha da komiği 40 milyon avroya aldığı kondogbia'yı beğenmeyip yedekte çürümeye bıraktı.

    pogba ile yarışan kondogbia mancini'nin saçma sevdaları yüzünden hiç oldu. ya da gitti 33lük melo'yu falan aldı. ne yapacaksın sen melo'yu. adam zaten fiziken bitmiş, 7 km'den fazla koşamıyor. sen seria a gibi fizik gücün allah'ının ortaya konduğu ligte 7 km koşan ön libero ile ne yapacaksın şampiyonluk potasında?

    velhasıl iyi adamdır, teknik direktörlüğü de fena değildir aslında ama bazen çok inatçı davranıp emeğini hiç edebiliyor. yine de mevcut italyan hocalar içinde ancelotti ve bir iki isimle beraber en tepededir. prandelli gibi saçma sapan floransa köylüleri ile mukayese edilmemelidir kanımca.

    bizde gösterdiği rezil deplasman karnesine rağmen eğer imkan olsa ben de kendisini tekrardan bu kulüpte görmek isterdim.

    reyis sen gittin demirin tuncuna teknik direktörün riekerink bey'ine kaldık. :(
  • 2868
    kendisine yöneltilen birçok eleştiri, haklı olarak yorumlanabilir.
    eleştiriler doğrudur-yanlıştır konusua girmeyeceğim çünkü herkes kendi futbol doğrularına göre yorum yaptığından sonuçta tamamı subjektif yorumlar.
    bunu olumsuzlama amacıyla da söylemiyorum; birçoğumuz gibi benim de bu sözlükte bulunma amacım farklı görüşleri iyi bir üslupla takip etmek ve mümkünse bir şeyler kapabilmektir. dolayısıyla, özellikle son zamanlarda kendisiyle ilgili yorum yapmak yerine yapılan yorumları takip etmeyi tercih ettim.
    kanımca sıkıntı, aslında bunu neredeyse tüm tartışmalar için söyleyebilirim, eleştirilerin ayarsız seviyelerde gelmesiyle başlıyor.
    itin götüne sokmaya bayılıyoruz beğenmediklerimizi.
    dün örneğin burak yılmaz gol atınca, "not düşülsün boş kaleye attı" gibisinden yazılar bile geldi.
    üslubunda sorun olmayan eleştirileri okumayı seviyorum açıkçası.
    göremediğimi gören, düşünemediğimi düşünen tonla iyi yazar var çünkü.

    ama "mancini hoca değil", ne bileyim "mancini onu böyle yapsın bunu böyle yapsın", "aman taktik verme" falan, bunlar ne zaman yerleşti galatasaray taraftarının diline hiç bilemiyorum ve üzülüyorum.

    çünkü x kişisi y ile ilgili bir eleştiri getirdiğinde, eğer bu eleştiride kullandığı üslup saldırgan ve hatta zaman zaman hakarete varan seviyelerdeyse, z esasında o y ile ilgili eleştiriye nizami ve kabul edilebilir; hadi kabul edilebilir olmasın ama en azından bir karşı yorumdur ve değerlidir, o yüzden nizami diyelim sadece, nizami bir eleştiri getirebilecekken, x'in tavrı yüzünden o da saldırgan ve hatta hakaretengiz şekilde sunuyor argümanını ve hem okuyana en ufak bir katkısı olmuyor tartışmanın; hem de yok yere aynı renklere gönül vermiş insanlar birbirlerine düşüyor.

    bu söylediklerimden kendimi ayrı tuttuğum sonucu çıkarılmasın; ben de aynı hatalara düşüyorum.

    ben mancini'ye inanıyorum. evet hâlâ inanıyorum.
    başta da söylediğim gibi, hepimiz kendi yaşantılarımızda edindiğimiz deneyimler, okuduklarımız, öğrendiklerimiz, inandıklarımız ve beklediklerimizle yorumlar yapıyoruz.

    gelmeden önce önyargılıydım kendisine ne yalan söyleyeyim. "bielsacılar" tayfasındaydım hatta. 30'unu devirmiş bir galatasaray taraftarı olarak coşkulu, hızlı, ısıran ve mümkünse rakibinin üstüne yığılan futbol, benim galatasaray'ımıza en çok yakıştırdığım futbol çünkü.
    bu benim en beğendiğim futbol demek değil elbette.
    "en beğendiğim" diye bir futbol olduğunu da söyleyemem.
    mesela 2012 avrupa şampiyonası'nda italya'nın oynadığı futbola aşık olmuştum bildiğin.
    italyan futbolunu her zaman sevdiğimden belki. belki de çok yetenekli adamların sanki dans ediyormuşcasına sahada döktürmeleriydi mest eden. belki de hepsi.

    ama temel olarak, kalıcı başarıların ancak yetenekli oyuncularla donatılmış, dengeli, kullanışlı ve en zayıfının bile ligdeki diğer takımlarda ilk 11e koyduğunda sırıtmayan yetkinlikte oyunculardan kurulu kadrolarla mümkün olabileceğine inananlardanım.
    bu yüzden mesela kalli'nin tarzını çok beğenmekle birlikte camiamda sürekli başta olmasını istemem.
    yan rollerde olabilir ama en tepede istemem.

    dolayısıyla, galatasaray'ın dengeli, iddialı ve gerçekten iyi bir kadroya ihtiyacı olduğuna inanıyorum en çok.

    peki böyle bir kadronun başında nasıl birisi olmalı?
    sürdürülebilir başarı sevdalısı olduğumdan, yani atıyorum 3 sezon üstüste şampiyon olup, cl'de çeyrek finaller oynayıp peşinden 2 sezon ilk 5'e giremesek benim için hiçbir kıymet-i harbiyesi kalmaz o şampiyonlukların da çeyrek finallerin de. açık söylüyorum 5 sezonun birinde şampiyon olalım, birinde üçüncü, üçünde ikinci olalım, bu arada cl'de 3 sezon çeyrek final, bir sezon yarı final bir sezonda da final oynayalım ben tercih ederim.
    en üst düzey platformlarda uzun süre müdahil olmak, uzun vadede rakiplerimizi eze eze geçmemiz anlamına gelecektir. ben buna inanıyorum.

    kim olmalı peki böyle bir kadronun başında?
    bir kere kaosuyla değil de sistemiyle ön plana çıkan birisi olmalı.
    kaos futboluyla bazı başarılar elde ettik doğru. günü kurtardık kısacası.
    ama tarihimizin en büyük başarılarını bir sistemde ısrar ederek elde ettik.
    fatih terim yıllarca galatasaray'da oynattığı sistemi kurgulamış, buna uygun futbolcuları arayıp tarayıp bulmuş, bazılarını sıfırdan yetiştirmişti.
    peşinden gelen lucescu da keza kariyerinde hep belirli şablonlar oluşturarak takımlarını çalıştırmış bir hocaydı.
    gerets-kalli-gheorghe hagi * için aynı şeyleri "bence" söyleyemeyiz. bu onları kötü hocalar yapmıyor tabi. benim tanımlamalarıma uygun olmadıkları sonucu çıkabilir en fazla ki ad hominem yaparsak "cladi kim ki bunları eleştiriyür" denilebilir. noporplem.
    mesela rijkaard'dan bahsetmedim bile. çok iyi niyetli bir adamdı, çok büyük başarılar elde etmiş bir adamdı falan ama yanlış zaman yanlış insanlar falan. haksızlık olur kendisine.
    kim olsun peki sadede gelelim?
    valla elimizde roberto mancini var.
    bi kere bu adam kariyerine bir el bombasıyla; terim-gori ikilisinin gerek psikolojik gerekse mali anlamda bombaladığı fiorentina gibi bir takımla başlamaktan çekinmemiş bir adam.
    başka seçeneği yok muydu? mesela seria b'den ortalama bir takım alıp onu serie a'ya yükseltmeye kassa, serie a'da bir-iki sezon takılıp sonra orta seviyede bir takıma kapağı atsa, peşinden de üst seviye takımlardan birinin teklifine pusuya yatsa daha mantıklı olmaz mıydı? olurdu elbet. ama tercih etmedi.
    keza kaotikliğin dibine vurmuş galatasaray'ın başına juventus gibi bir deplasmandan hemen önce geçmedi mi bu adam? geçti.
    demek ki bu adamın cesur, sorumluluktan korkmayan ve iddialı olduğu sonuçlarına ulaşabiliriz.

    peki oynattığı futbol?
    işte burada belirgin bir tutarsızlık var.
    aynı sezon içinde dahi mesela içerde 3 attığımız eskişehir maçı'na bu takımı çıkaran da kendisiydi; deplasmanda gölge oyunu oynadığımız chelsea maçı'na çıkaran da kendisi.
    hatta aynı takım; bursaspor'a 6 atan takımın hocası da kendisiydi; aynı sahada sadece birkaç hafta sonra aynı takımla berabere kalan da kendisi.

    aslında bu dönüp dolaşıp benim "derin, yetkin ve yetenekli kadro" kavramına geliyor. bu kadro, sistemle başarılı olmaya müsait değil bu bir gerçek. kaosla yardırmaya müsait ama.
    artık eğri oturup doğruları konuşalım; """mevcut durumları ile""" burak yılmaz, didier drogba, umut bulut, eboue, ceyhun, chedjou, dany, aykut falan kadromuza fazla.
    genç oyunculara çok bulaşmadım. bütün hayal kırıklığıma rağmen selçuk'a da bulaşmadım.

    geleceğe yönelik hamleler yaptık denildi; eyvallah.
    ama kadromuzun derinliği, yetkinlik ve yeterliliği de artırılmalı.
    donanımlı bir kadro kurulmalı.
    hocanın dediklerini alabilen ve yapabilen, çalışkan, kendi istatistiklerinden, kendi reklamlarından önce takım için çabalayacak, maç seçmeyecek, yeniçericilik, yabancılarcılık yapmayacak profesyoneller lazım.
    onların olmadığı noktalara da profesyonelliği benimseyebilecek gençler lazım.

    mancini çalışkan bir adam. futbolcuyken bile sorumluluklarının ötesinde görevler üstlenen bir karakteri vardı.
    mancini neden bilerek başarısız olsun? tazminat için mi? 3 sezonda 13-14 kazanıp kariyerine mucizevi başarılar eklemek varken neden 9'a tav olup kariyerine "türkiye'de rezil oldu, zaten city'den de kovulmuştu" gibi bir soru işareti eklesin?
    futbolu bu kadar seven bir adam böyle bir şeyi neden ister?
    bana mantıklı gelmiyor dostlarım.

    velhasıl, bütün bunları biraraya getirdiğimizde, biliyorum ki bana doğrudan yardıracak veya dolaylı laf sokmalarıyla sataşacak çok olacaktır; mancini'nin dediği gibi -bazılarını çok kızdıran benimse sevdiğim özelliklerinden birisi- anlamalarını beklemiyorum :) şaka elbet. isterim ki belirli çerçeveler dahilinde tartışalım.

    bir sezon daha sabretsek ne kaybederiz?
    en kötü senaryo 4. yıldız ve cl'ye katılma hakkını kaybederiz.
    eleştirenlerimiz de zaten bu senaryonun gerçekleşme olasılığının yüksek olduğuna inanmaları sebebiyle eleştiriyor ve gitmesini istiyorlar.
    ben böyle bir olasılık yok diyemem. hiçbirimiz diyemeyiz. ama ben bu olasılığın düşük olduğuna inanıyorum.
    kendisinin de dediği gibi, birçok deplasman maçı'nda burak yerine (drogba paşayı saymıyorum; o muaf çünkü zaten (; ) mesela dzeko olsaydı, eminim ki kafa kafayaydık.
    veya eboue beyimiz maç ayırmasaydı çok daha iyi bir noktadaydık bence.
    geldiğinden beri takımın genel kondisyonunun artmadığını söyleyebilir miyiz? daha çok koşmuyor mu takım? koşuyor.
    taktik olarak daha mı kötüyüz geçen yıldan? bence daha iyiyiz. kadıköyde kupa kaldırdığımız sezondan gerideyiz tamam.
    bu sezon hem mancini'nin kulübü, ligi, ülkeyi ve ülke insanını tanıması açısından bir tecrübe oldu.
    eğer ikinci tamamlar ve kupayı da alabilirsek bence kötü bir sezon olarak değerlendirmemek gerekir.
    örneğin seçimlerde mansur yavaş, i.melih'e kaybetti büyükşehir'i. mansur başarısız mıydı? zaten +10 ile başlayan bir rakibe karşı, tüm devlet organlarının koruyup kolladığı bir rakibe karşı hileyle kaybetmiş olmak gerçekten kaybetmek midir?
    şunu demek istiyorum; hanginiz bu sezon fenerbahçe maçlarında şike olmadığını gönül rahatlığıyla iddia edebilir?
    hanginiz hakemlerin, federasyonun, hükümetin ve medyanın fenerbahçe'yi kollamadığını söyleyebilir?

    kolay mı kendi taraftarının bile önyargı ile yaklaştığı, tamamen yeni ve bambaşka bir kültürde, hem hükümet, hem federasyon, hem medya, hem hakemler hatta hem de bazı rakipler tarafından desteklenen rakipkerini geçebilmek?
    hatta bazı sözde efsanelerin bile durmadan eleştirdiği bir ortamda başarılı olabilmek?
    çevirmen bile sözlerinizi yanlış çevirebilirken kendini tam anlamıyla ifade edebilmek?

    "bu adamın hiç mi kabahati yok?" diyeceksiniz; var.
    deplasmanda kazanmayı beceremediği için kabahatli.
    drogba'ya, burak'a, selçuk'a, eboue'ye, chedjou'ya gereksiz yere katlandığı için kabahatli.
    sneijder'ı sola hapsettiği; top taşımakla uzaktan yakından ilgisi olmayan burak'tan sağ açık yaratmaya çalıştığı için kabahatli.
    çok sevdiği semih'e "ilk defa beraber oynadığın burdisso ağır adam ve birbirinizin kademesini iyi bilmiyorsunuz; o yüzden adamı ve topu kovalama: her zaman önce alanını koru, vaktin kalırsa da burdisso'nun kademesine bak" demediği için antalya'daki çöküşten dolayı kabahatli.
    yine yukarda bazı saydıklarımla paralel olmakla birlikte, çift forvette ısrar ettiği için kabahatli.

    amma velakin, bütüne baktığımda benim bu adama olan inancım devam ediyor.
    tıpkı fanboy, fındık beyin, çakma dahi falan gibi üstün nitelikli ve über yaratıcı üsluplara rağmen, yönetimin bazı garabet kararlarına rağmen sözlüğe olan inancımın devam ettiği gibi...
  • 4739
    roberto mancini'den hemen hemen her konuda medet umulabilir. çok iyi iç saha maçları oynattı, sadece farklı galibiyetler için değil, mesela 23 ekim 2013 galatasaray fc kopenhag maçı benim son yıllarda izlediğim en iyi galatasaray'dı. antrenman sistemi hatta basın toplantılarından bile medet umulabilir ama sağlıklı bir kadro kuracağını düşünmek bence ütopik bir hayal. 2013-2014 sezonu devre arasında yapılan gereksiz transferler yüzünden zaten bu sene avrupa'da değiliz.

    sadece bizim için değil inter'deki transferleri yüzünden şimdi onlarda uefa radarında. kendisi tarz olarak benim beğendiğim bir teknik direktör, 7-8 maç üst üste kazanabilecek bir yapı kurabiliyor fakat, en ufak bir tökezlemede öyle bir reaksiyon veriyor ki, her maç farklı 11'ler, dizilişler, denemeler vs. derken üst üste 4-5 maçta puan kaybedebiliyor.
App Store'dan indirin Google Play'den alın